Almanya Boşanma Kararının Tanınması ve Tenfizi

by Avukat Erdal Ersoy
Almanya Boşanma Kararının Tanınması ve Tenfizi

Almanya Mahkemesi Boşanma Kararlarının Hukuki Niteliği

Almanya mahkemelerinde verilen kararların Türkiye'de tanınması ve tenfizi önünde hukuki bir engel bulunmamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Devleti arasında akdedilen 1929 tarihli Hukukî ve Ticarî Mevaddı Adliyeye Müteallik Münesabatı Mütekabiliyeye Dair Mukavelename kapsamında iki ülke arasında karşılıklılık ilkesi sağlanmıştır.

Almanya'da verilen boşanma kararının Türkiye'de tanınabilmesi veya tenfiz edilebilmesi için Almanya mevzuatının öngördüğü kanun yollarının tüketilerek kararın kesinleşmiş olması zorunludur. Karara karşı istinaf veya temyiz yolu açık olduğu sürece karar kesinleşmiş sayılmaz ve tanıma amacıyla kullanılamaz. Yargılama sırasında taraflardan birinin karara itiraz etmiş olması halinde mahkeme kesinleşme durumunu özellikle inceler; kesinleşme sağlanmadan açılan davalar bekletilebilir veya reddedilebilir.

Tanıma ve Tenfiz Davalarının Kapsamı ve İnceleme Sınırları

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 50. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilen ve o devlet kanunlarına göre kesinleşen ilamların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Kanunun 50. maddesinin ikinci fıkrası gereğince yabancı mahkemelerin ceza ilamlarında yer alan kişisel haklarla ilgili hükümler hakkında da tenfiz kararı istenebilir. Almanya mahkemesince verilen kararın evlilik bağını sona erdirdiğinin kabul edilmesi için çoğu zaman tanıma kararı yeterli görülürken, ilamda yer alan nafaka, velayet ile maddi ve manevi tazminat gibi icra kabiliyeti taşıyan hükümlerin icra edilebilmesi için tenfiz davası açılması zorunludur.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2015/3525, K. 2015/8509Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2015/3525 E.  ,  2015/8509 K.YABANCI MAHKEME BOŞANMA DAVASITENFİZZAMANAŞIMITÜRK MEDENİ KANUNU (TMK) (4721) Madde 178MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN (5718) Madde 50MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN (5718) Madde 58MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN (5718) Madde 59BORÇLAR KANUNU(MÜLGA) (818) Madde 132TÜRK BORÇLAR KANUNU (6098) Madde 153 "İçtihat Metni" ….. ile … aralarındaki dava hakkında Aile Mahkemesi'nden verilen 18.11.2011 tarih ve 722/1559 sayılı hükmün Daire'nin 09.04.2013 gün ve 2012/11493-2013/5223 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, evlilik birliği içerisinde edinilen 911 ada 34 parselde kayıtlı 8 ve 9 nolu bağımsız bölümler ile davalı adına Merkez Bankası'nda açılan mevduat hesabına katkısı sebebiyle fazla hakkı saklı kalmak üzere şimdilik 300.000 TL katkı payı alacağının dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, 1993 yılında Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ile boşandıklarını, kararın 03.08.1993 tarihinde kesinleştiğini, TMK'nun 178. maddesinde belirtilen 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, evlilik süresince çalıştığını, davacının bu dönemlerde kendisinden ayrı yaşadığından katkısının bulunmadığını, bankadaki paranın ise 27.01.1995 tarihinde açılan hesaba yatırıldığını bu bakımdan hak iddia edilemeyeceğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, yabancı mahkemece verilen boşanma kararının 03.08.1993 tarihinde kesinleştiği, katkı payı davasının ise bu tarihten itibaren 1 yıl içinde açılmadığı, ayrıca 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin de dolduğu açıklanarak davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece 09.04.2013 gün ve 2012/11493 Esas ve 2013/5223 Karar sayılı kararla onanmıştır. Davacı vekili tarafından süresi içerisinde sunulan karar düzeltme isteği ile, dilekçede belirtilen nedenlerle, onama kararının düzeltilmesi, yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi istenilmiştir. Taraflar, 30.11.1971 tarihinde evlenmişler, Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 04.06.1993 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne karar verilmesi üzerine boşanmışlar, hüküm 03.08.1993 tarihinde kesinleşmiştir. Söz konusu boşanma ilamı, Aile Mahkemesi'nin 14.01.2015 tarihinde kesinleşen kararıyla tanınmıştır. Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin temyize konu dava ise 23.05.2011 tarihinde açılmış, davalı tarafça, süresinde zamanaşımı def’inde bulunulmuştur. Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 50. maddesi hükmüne göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o Devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye’de icra olunabilmesi yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Aynı Kanun'un 58/1. maddesine göre de, yabancı mahkeme ilamının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi, yabancı ilamın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. 59. madde de ise, yabancı ilâmın kesin hüküm veya kesin delil etkisinin, yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade edeceğine yer verilmiştir. Karşılığı Mülga 2675 sayılı Kanun'da bulunmayan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 59. maddesi, yabancı mahkemelerce verilen kararların maddi hukuk bakımından ülkemizde hüküm ifade etmeye başlayacağı tarihi göstermeye ilişkin olup, önemli bir eksikliğin giderilmesi bakımından oldukça yerinde bir düzenlemedir. Bu kanun maddesi gereğince; yabancı mahkemelerce verilen hukuk davalarına ilişkin ilamların maddi hukuka ilişkin etkisinin tanıma tenfiz kararının kesinleşmesinden sonra değil de, yabancı mahkeme ilamlarının kesinleşmesinden itibaren hüküm ifade edeceği belirlenmiştir. Söz konusu kanuni düzenleme sayesinde, özellikle ticaret, borçlar, miras ve aile hukuku yönünden maddi hukuk bakımından belirsizlik giderilmek suretiyle önemli haksızlıklar engellenmiştir. Somut olay bakımından anılan Kanun maddelerinin değerlendirilmesi gerekirse; tanıma tenfiz kararı verilmek koşuluyla, eşler yabancı mahkemenin boşanmanın kabulüne ilişkin ilamının kesinleştiği tarihten itibaren boşanmış sayılırlar. Bu kanuni düzenlemeye göre, sonraki tarihlerde tanıma tenfiz kararı verilse dahi, evlilik birliği yabancı mahkeme ilamının kesinleştiği tarihte sona erer. 5718 sayılı Kanun'un 59. maddesiyle getirilen bu düzenleme sayesinde, eşler yabancı mahkeme ilamının kesinleştiği tarihten itibaren boşanmış sayılacaklarından tanıma tenfiz kararının verildiği tarihe kadar geçen ara dönemde birbirlerine mirasçı olmayacaklar, duruma göre doğan çocuk evlilik dışı doğmuş sayılacaktır. Bu düzenlemeyle, yabancı mahkeme ilamının kesinleştiği tarih ile tanıma tenfiz kararının kesinleştiği tarih arasındaki ara dönemdeki belirsizlik ortadan kaldırılmıştır. Aksi takdirde, bu dönemde, henüz tanıma tenfiz kararı verilmediğinden evliliğin devam ettiğinin kabulü gerekir ve beraberinde çözümü zor yeni uyuşmazlıklara neden olur. Açıklandığı üzere; 59.madde, yabancı mahkeme ilamının maddi hukuk bakımından etkisinin hüküm ifade edeceği döneme açıklık getirmiştir. Sorun, dava hakkının kullanılmasında karşılaşılan zamanaşımı süresinin yabancı mahkeme ilamının kesinleşmesi tarihinde mi? Yoksa tanıma tenfiz kararının kesinleştiği tarihte mi? başlatılacağıdır. Yabancı mahkemelerce verilmiş ve kesinleşmiş boşanma ilamı hakkında, Türk mahkemelerince tanıma tenfiz kararı verilmedikçe eşler Türk kanunlarına göre boşanmış sayılmayacaklarından, ara dönemde boşanmaya bağlı olarak Türkiye'de açılacak tazminat, nafaka ve mal rejiminin tasfiyesi gibi bazı dava haklarının kullanılması imkanı olmayacaktır. Başka bir anlatımla, bu ara dönemde açılan davaların, davanın görülebilirlik ön koşulu (evlilik devam ettiğinden) gerçekleşmediğinden reddedilmesi gerekecektir. Dairemiz, daha önceki tarihlerde verdiği kararlarda, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin alacak davalarında, zamanaşımının yabancı mahkeme ilamının kesinleştiği tarihte başlatılması gerektiğini kabul etmekte idi. Bu görüşün benimsenmesi durumunda; tanıma-tenfiz kararından önceki ara dönemde, taraflar boşanmaya bağlı diğer dava haklarını kullanamayacak, ancak zamanaşımı işlemeye devam edecektir. Zamanaşımı, yabancı mahkeme kararının kesinleştiği tarihte başlayacağından, tanıma tenfiz kararından sonra açılacak davaların zamanaşımı süresinin geçmiş olması sonucu ile karşılaşılması kaçınılmaz olacaktır. Bu görüş, hak sahibinin haktan yararlanmasına izin vermeden, zamanaşımını başlatmak demektir ki; bu durum, hakkın özüne, hakkaniyete, toplum vicdanına ve adalete aykırıdır. Bu bakımdan Dairece görüş değişikliğine gidilerek, boşanmaya bağlı mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davalarında zamanaşımının başlangıç tarihinin, yabancı mahkeme ilamıyla ilgili tanıma/ tenfiz kararının kesinleştiği tarih olarak kabul edilmiştir. Zamanaşımının işlemeye başlamayacağı, başlamışsa duracağı halleri düzenleyen 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 153. maddesinin 6. fıkrasına göre (eBK 132/6); alacak, Türk mahkemelerinde ileri sürülemeyecek durumda ise zamanaşımı işlemez. Söz konusu kanuni düzenleme olmasa bile, modern hukuk öğretisi ve evrensel hukuk genel ilkelerine göre; ileri sürülmesi zamanaşımına bağlanan hakların kullanılmasında, zamanaşımı, söz konusu hakkın kullanılabilir duruma geldiği tarihte başlar. Bir hak kullanılabilir duruma gelmeden zamanaşımı işletilemez. Bu bakımdan; bir alacak davası olarak mal rejiminin tasfiyesine ilişkin alacak davalarında zamanaşımı süresinin; boşanmaya bağlı dava haklarının kullanılabilir hale geldiği, tanıma/tenfiz kararının kesinleşmesi tarihinden başlatılması gerekir. Nitekim, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 15.07.2009 gün 8466/4071 ile 15.07.2009 gün 8466/14071 ve 8. Hukuk Dairesi'nin 08.06.2009 gün 2030/2937 sayılı içtihatlarıda aynı doğrultudadır. Açıklanan nedenlerle, davanın süresinde açıldığı kabul edilerek iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanarak bir karar verilmesi gerektiği yönünde yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerekirken; bu hususların değerlendirilmemesi sonucu onandığı, karar düzeltme isteği sonucu yapılan incelemeyle belirlenmiş olduğundan; davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulüne; Dairenin 09.04.2013 gün, 2012/11493 Esas, 2013/5223 Karar sayılı onama ilamının ortadan kaldırılmasına ve açıklanan sebeplerle yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, HMK'nun 442/1 maddesi gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 71,60 TL peşin harcın talep halinde davacıya iadesine, 16.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 50Kaynağı aç
MADDE 50 – (1) Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. (2) Yabancı mahkemelerin ceza ilâmlarında yer alan kişisel haklarla ilgili hükümler hakkında da tenfiz kararı istenebilir. Görev ve yetki

Tanıma ve tenfiz davalarında aile mahkemeleri uyuşmazlığın esasına girerek yeni bir boşanma yargılaması yürütmez; yabancı mahkeme kararının kanunda öngörülen nitelikleri taşıyıp taşımadığı ve Türk kamu düzeniyle açık bir aykırılık teşkil edip etmediği değerlendirilir. 5718 sayılı Kanun'un 58. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, yabancı kararın kesin delil veya kesin hüküm vasfı kazanabilmesi için tenfiz koşullarının varlığının mahkemece belirlenmesi gerekir; ancak tanıma taleplerinde karşılıklılık koşulu aranmaz. Aynı maddenin izleyen fıkraları gereğince çekişmesiz yargı kararlarının tanınmasında ve yabancı mahkeme ilamına dayanılarak Türkiye'de idari işlem tesis edilmesinde de tenfiz şartlarının mahkemece tespiti usulü tatbik edilir.

5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 58Kaynağı aç
MADDE 58 – (1) Yabancı mahkeme ilâmının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. Tanımada 54 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi uygulanmaz. (2) İhtilâfsız kaza kararlarının tanınması da aynı hükme tâbidir. (3) Yabancı mahkeme ilâmına dayanılarak Türkiye'de idarî bir işlemin yapılmasında da aynı usul uygulanır. Kesin hüküm ve kesin delil etkisi

Gerekli Belgeler, Yetkili Mahkeme ve Yargılama Usulü

5718 sayılı Kanun'un 53. maddesi gereğince tenfiz dilekçesine, yabancı mahkeme ilamının ilgili ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya hükmü veren yargı organınca onanmış örneği ile onaylı Türkçe çevirisinin eklenmesi kanuni zorunluluktur. Ayrıca ilamın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onaylı çevirisinin dilekçeye bağlanması şarttır. Bu yasal belgelerin yanı sıra, yabancı boşanma ilamının Türkiye'de tanınması sürecinde yetkili makamlarca verilmiş apostil şerhi, noter veya konsolosluk onaylı yeminli tercüme, vekaletname ve taraflara ait nüfus kayıt örnekleri uygulamada ibrazı aranan belgeler arasında yer alır.

5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 53Kaynağı aç
MADDE 53 – (1) Tenfiz dilekçesine aşağıdaki belgeler eklenir: a) Yabancı mahkeme ilâmının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilâmı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesi. b) İlâmın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesi. Tenfiz şartları

Almanya'da verilen boşanma kararının tanınması veya tenfizi davasında yetkili mahkeme kural olarak davalının Türkiye'deki yerleşim yeri mahkemesidir. Davalının Türkiye'de yerleşim yeri bulunmuyorsa sakin olduğu yer mahkemesi, ülkede adres bulunmaması halinde ise kanuni yetki kurallarına göre belirlenen yer mahkemesi yetkilidir. Almanya'da bulunan kişinin boşanma kararının tanınması ve tenfizi amacıyla Türkiye'ye bizzat gelmesi ya da duruşmalara katılması zorunlu değildir. Kişi, tanıma ve tenfiz yetkilerini içeren özel vekaletname ile tayin edeceği bir avukat aracılığıyla süreci yürütebilir.

Nüfus Kütüğüne İdari Tescil Usulü ve İstisnaları

5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 27/A maddesi, yabancı adli veya idari mercilerce verilen boşanma, evliliğin butlanı, iptali veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin kararların doğrudan nüfus kütüğüne tesciline olanak tanır. Tescilin yapılabilmesi için kararın menşe ülke hukukuna göre yetkili bir makam tarafından verilmiş olması, usulen kesinleşmesi ve Türk kamu düzenine açık bir aykırılık barındırmaması aranır. Tarafların şahsen ya da vekilleri vasıtasıyla birlikte başvurması kural olmakla birlikte, eşlerden birinin vefat etmesi veya yabancı olması durumunda Türk vatandaşı olan taraf veya vekili tek başına müracaat edebilir. Kanunun 27/A maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarına göre işlemler yurt dışında dış temsilcilikler, yurt içinde ise yetkili nüfus müdürlüklerince yerine getirilir; yasal şartları taşımadığı gerekçesiyle başvurusu reddedilen ilamların tanınması 5718 sayılı Kanun çerçevesinde mahkemeden talep edilir. Uygulamaya dair ayrıntılar ise ilgili Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

5490 sayılı NÜFUS HİZMETLERİ KANUNU m. 27/AKaynağı aç
MADDE 27/A – (Ek: 17/4/2017-KHK-690/4 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7077/3 md.) (1) Yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca boşanmaya, evliliğin butlanına, iptaline veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin olarak verilen kararlar; bizzat veya vekilleri aracılığıyla tarafların birlikte veya taraflardan birinin ölmüş ya da yabancı olması halinde Türk vatandaşı olan diğer taraf veya vekilinin tek başına başvurması, verildiği devlet kanunlarına göre konusunda yetkili adlî veya idarî makam tarafından verilmiş ve usulen kesinleşmiş olması ve Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması şartlarıyla nüfus kütüğüne tescil edilir.[8] (2) Nüfus kütüğüne yapılacak tescil işlemleri, yurt dışında kararın verildiği ülkedeki dış temsilcilikler, yurt içinde ise Bakanlık tarafından belirlenen nüfus müdürlükleri tarafından yapılır. (3) Bu maddede sayılan şartlar yerine getirilmediği gerekçesiyle tescil talebi reddedilen kararların Türkiye’de tanınması, 27/11/2007 tarihli ve 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun uyarınca yapılır. (4) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık tarafından yönetmelikle belirlenir. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Tanıma ve Evlât Edinme Tanıma ve babalığa hüküm[9]

Nüfus Hizmetleri Kanunu kapsamında düzenlenen idari tescil imkanı medeni halin tesciline yönelik olup nafaka, velayet ve tazminat kararlarının nüfus müdürlükleri veya konsolosluklar tarafından idari yoldan uygulanması mümkün değildir. Bu nitelikteki icra kabiliyeti gerektiren kararların Türkiye'de icra edilebilmesi için mutlaka tenfiz davası açılması zorunludur.

Kararın Hüküm İfade Ettiği An ve Mal Rejiminde Zamanaşımı

5718 sayılı Kanun'un 59. maddesi gereğince, yabancı mahkeme ilamının kesin hüküm veya delil gücü yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder. Dolayısıyla Türk mahkemelerince tanıma veya tenfiz kararı verilmesi koşuluyla eşler, yabancı mahkemenin boşanma ilamının kesinleştiği tarihten itibaren boşanmış sayılırlar. Evlilik birliği yabancı ilamın kesinleşmesiyle sona erdiğinden, tarafların bu tarihten sonraki dönem için birbirlerine mirasçı olmaları hukuken mümkün değildir.

5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 59Kaynağı aç
MADDE 59 – (1) Yabancı ilâmın kesin hüküm veya kesin delil etkisi yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder. Yabancı hakem kararlarının tenfizi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2015/3525 E., 2015/8509 K. sayılı ilamında ifade edildiği üzere; yabancı mahkemelerce verilen ve kesinleşen boşanma ilamı hakkında Türk mahkemelerince tanıma veya tenfiz kararı verilmedikçe eşler Türk kanunlarına göre boşanmış sayılmazlar. Karar tanınmadığı sürece evlilik Türk hukukunda devam ettiğinden, ara dönemde boşanmaya bağlı olarak açılacak tazminat, nafaka ve mal rejiminin tasfiyesi gibi davalar görülebilirlik ön koşulunun gerçekleşmemesi sebebiyle reddedilir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 153. maddesi gereğince evlilik devam ettiği sürece eşlerin diğerinden olan alacakları için zamanaşımı işlemeye başlamaz, başlamışsa durur. Ayrıca bir alacağın Türk mahkemelerinde ileri sürülmesi imkanı bulunmadığı hallerde zamanaşımı işlememektedir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2015/3525 E., 2015/8509 K. sayılı kararında benimsendiği üzere, boşanmaya bağlı mal rejiminin tasfiyesine ilişkin alacak davalarında zamanaşımı süresi, boşanmaya bağlı dava haklarının fiilen kullanılabilir hale geldiği tanıma veya tenfiz kararının kesinleştiği tarihten itibaren başlar.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 153Kaynağı aç
MADDE 153- Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı işlemeye başlamaz, başlamışsa durur: 1. Velayet süresince, çocukların ana ve babalarından olan alacakları için. 2. Vesayet süresince, vesayet altında bulunanların vasiden veya vesayet işlemleri sebebiyle Devletten olan alacakları için. 3. Evlilik devam ettiği sürece, eşlerin diğerinden olan alacakları için. 4. Hizmet ilişkisi süresince, ev hizmetlilerinin onları çalıştıranlardan olan alacakları için. 5. Borçlu, alacak üzerinde intifa hakkına sahip olduğu sürece. 6. Alacağı, Türk mahkemelerinde ileri sürme imkânının bulunmadığı sürece. 7. Alacaklı ve borçlu sıfatının aynı kişide birleşmesinde, birleşmenin ileride geçmişe etkili olarak ortadan kalkması durumunda, bu durumun ortaya çıkmasına kadar geçecek sürece. Zamanaşımını durduran sebeplerin ortadan kalktığı günün bitiminde zamanaşımı işlemeye başlar veya durmadan önce başlamış olan işlemesini sürdürür. D. Zamanaşımının kesilmesi I. Sebepleri
Almanya'da alınan boşanma kararı Türkiye'de kendiliğinden geçerli olur mu?

Almanya mahkemesinde verilen boşanma kararı Türkiye'de kendiliğinden hüküm ifade etmez. Evlilik bağının Türkiye'de sona erdiğinin kabulü için tanıma davası açılması veya 5490 sayılı Kanun'un 27/A maddesinde yer alan şartlar doğrultusunda nüfus müdürlükleri ya da dış temsilcilikler üzerinden idari tescil yoluna başvurulması gerekmektedir. İki ülke arasındaki 1929 tarihli Mukavelename uyarınca karşılıklılık ilkesi sağlandığından kararın tanınması ve tenfizi önünde hukuki bir engel bulunmamaktadır.

Tanıma ve tenfiz davası için Türkiye'ye gelmek zorunlu mudur?

Tanıma ve tenfiz süreci için kişinin Türkiye'ye gelmesi veya yapılacak duruşmaya bizzat katılması zorunlu değildir. Kişi, tanıma ve tenfiz yetkilerini içeren özel yetkili vekaletname vererek tayin ettiği bir avukat aracılığıyla yargılama sürecini bütünüyle takip ettirebilir.

Almanya mahkemesinin velayet veya nafaka kararı nüfusa tescil ettirilebilir mi?

Nafaka, velayet ve tazminat gibi icra kabiliyeti gerektiren kararların nüfus müdürlükleri veya konsolosluklar tarafından idari yoldan uygulanması mümkün değildir. Bu kararların Türkiye'de icra edilebilmesi için mutlaka tenfiz davası açılması gerekmektedir.

Yabancı mahkeme kararından sonra mal paylaşımı davası zamanaşımına uğrar mı?

Tanıma veya tenfiz kararı verilmesi koşuluyla yabancı boşanma ilamı kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade etse de karar Türk mahkemelerince tanınmadıkça ara dönemde mal rejiminin tasfiyesi davaları dinlenememektedir. Dava hakkı ancak tanıma veya tenfiz kararının kesinleşmesiyle kullanılabilir hale geldiğinden, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin alacak davalarında zamanaşımı süresi tanıma veya tenfiz kararının kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu