Akademik Personel Atama İptal Davasının Hukuki Çerçevesi

by Avukat Erdal Ersoy
Akademik Personel Atama İptal Davasının Hukuki Çerçevesi

Davanın konusu ve taraflar

Akademik personel atama iptal davası, üniversitede öğretim elemanı alımı sonunda kurulan atama veya atamama işleminin yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca idare mahkemesinde açılan idari davadır. Dayanak olarak 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile öğretim üyeliğine yükseltilme ve atanma yönetmeliği gösterilir.

Dava dilekçesinde davalı olarak rektörlük tüzel kişiliği gösterilmelidir. Fakülte veya bölüm başkanlıklarının tüzel kişiliği bulunmadığından husumetin bu birimlere yöneltilmesi usuli bir pürüz yaratabilir.

Doktor öğretim üyeliğinde şartlar ve usul

Doktor öğretim üyeliği için 2547 sayılı Kanun’un 23. maddesi tek bir diploma yolunu zorunlu tutmaz. Adayın doktorası bulunabilir. Bunun yerine tıp, diş hekimliği, eczacılık ya da veteriner hekimlik alanlarından birinde uzmanlık unvanı da aranan yeterliği karşılar. Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunun belirlediği belli sanat dallarında kazanılmış yeterlik de ayrı bir yoldur.

2547 sayılı YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU m. 23Kaynağı aç
Madde 23 – (Değişik: 22/2/2018-7100/4 md.) a) Yükseköğretim kurumlarında açık bulunan doktor öğretim üyesi kadroları rektörlükçe ilan edilir. İlan edilen bu kadrolara fakültelerde dekan; diğer birimlerde müdürler, biri o birimin yöneticisi biri de o yükseköğretim kurumunun dışından olmak üzere üç profesör veya doçent tespit ederek bunlardan adayların her biri hakkında yazılı mütalaa isterler. Dekan veya ilgili müdür yönetim kurullarının görüşünü aldıktan sonra önerilerini rektöre sunar. Atama rektör tarafından en çok dört yıl süre ile yapılır. Her atama süresinin sonunda görev kendiliğinden sona erer. Görev süresi sona erenler yeniden atanabilirler. b) Doktor öğretim üyeliğine atanabilmek için, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olmak gerekir. c) Yükseköğretim kurumları, doktor öğretim üyesi kadrosuna atama için Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. Doçentlik ve atama:[21]

Atamayı rektör en çok dört yıl süreyle yapar. Her atama süresinin sonunda görev kendiliğinden sona erer. Görev süresi sona erenler yeniden atanabilir.

Aynı maddede fakültelerde dekan, diğer birimlerde müdür, biri o birimin yöneticisi ve biri de yükseköğretim kurumu dışından olmak üzere üç profesör veya doçent tespit eder. Bu kişilerden her aday hakkında yazılı mütalaa istenir. Dekan veya müdür, yönetim kurulunun görüşünü aldıktan sonra önerisini rektöre sunar.

Yükseköğretim kurumları, doktor öğretim üyesi kadrosuna atama için Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle ek koşullar belirleyebilir. Bu koşulların münhasıran bilimsel kaliteyi artırmaya yönelik olması, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkların gözetilmesi ve koşulların objektif ve denetlenebilir nitelikte olması gerekir.

Doçent ve profesör kadrolarında izlenen usul

2547 sayılı Kanun'un 24. maddesine göre doçent kadrosuna atamada, doçentlik unvanına ek olarak Yükseköğretim Kurulunun onayıyla bilimsel kaliteyi artırmaya yönelik, disiplin farklılıklarını gözeten, objektif ve denetlenebilir ek koşullar belirlenebilir. Ek koşullar arasında sözlü sınav varsa bu sınav Üniversitelerarası Kurul tarafından oluşturulacak jürilerce yapılır.

2547 sayılı YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU m. 24Kaynağı aç
Madde 24 – (Değişik: 22/2/2018-7100/5 md.) a) Doçentlik başvuruları, Üniversitelerarası Kurulca belirlenen takvime göre yılda en az iki kez yapılır. Doçentlik başvuruları için aşağıdaki şartlar aranır:[22] (1) Bir lisans diploması aldıktan sonra, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olmak. (2) Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî bir yabancı dil sınavından en az elli beş puan veya uluslararası geçerliliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen bir yabancı dil sınavından buna denk bir puan almış olmak; doçentlik bilim alanının belli bir yabancı dille ilgili olması halinde ise bu sınavı başka bir yabancı dilde vermek. (3) Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmak. b) Üniversitelerarası Kurul, adayın başvurduğu bilim veya sanat dalından beş kişilik bir jüri ve bu jüri için iki yedek üye tespit eder. İlgili bilim veya sanat dalında yeterli öğretim üyesinin bulunmaması halinde, jüri üç üye ile teşkil edilebilir. Doçentlik sınav jürisinde yer alan asıl ve yedek üyeler, adayın yayın ve çalışmalarını değerlendirerek hazırladıkları ayrıntılı ve gerekçeli kişisel raporlarını Üniversitelerarası Kurula gönderirler. Asıl üyelerin hukuken geçerli bir mazerete dayalı olarak raporunu verememesi halinde, yedek üyelerin raporları, sırasına göre değerlendirmeye esas alınır. (Değişik cümle: 15/4/2020-7243/2 md.) Jüri üyelikleri, jüri, değerlendirmeye esas alınan raporlar ve başvuru sonucu ilgililere elektronik ortamda erişime açılır ve bu bilgiler, erişime açıldığı tarihi izleyen beşinci gün ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. c) Üniversitelerarası Kurulca yeterli yayın ve çalışmaya sahip olduğuna karar verilen adaya doçentlik unvanı verilir. ç) Doçentlik başvurularında adayların yayın ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. d) Yükseköğretim kurumları, doçent kadrosuna atama için, doçentlik unvanına sahip olmanın yanında Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim veya sanat disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. Yükseköğretim kurumlarının belirlediği ek koşullar arasında sözlü sınavın yer alması halinde bu sınav Üniversitelerarası Kurul tarafından oluşturulacak jürilerce yapılır. e) Doçentlik unvanına sahip olanlar yükseköğretim kurumları tarafından ilan edilen doçent kadrolarına başvurur. Doçent kadrosuna başvuran adayların durumlarını incelemek üzere rektör tarafından, varsa biri ilgili birim yöneticisi, en az biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör tespit edilir. Bu profesörler her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor yazarlar ve kadroya atanacak birden fazla aday varsa tercihlerini bildirirler. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör atamayı yapar. Doçentliğe atama:

Doçent kadrosuna başvuran adaylar için rektör, varsa biri ilgili birim yöneticisi ve en az biri üniversite dışından olmak üzere üç profesör tespit eder. Profesörler her aday için ayrı rapor yazar ve birden fazla aday varsa tercihlerini bildirir. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine atamayı rektör yapar.

2547 sayılı Kanun'un 26. maddesine göre profesörlüğe yükseltilerek atamada iki asgari şart aranır. Doçentlik unvanı alındıktan sonra en az beş yıl, açık bulunan profesörlük kadrosuyla ilgili bilim alanında çalışılmış olması gerekir. Ayrıca aynı süre sonrasında ilgili bilim alanında özgün yayın veya çalışma yapılmış olması gerekir. Bu yayınlardan biri başvuru dosyasında başlıca araştırma eseri olarak belirtilir.

2547 sayılı YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU m. 26Kaynağı aç
Madde 26 – (Değişik: 18/6/2008-5772/6 md.) a) Profesörlüğe yükseltilerek atamada; 1) Doçentlik unvanını aldıktan sonra en az beş yıl süreyle, açık bulunan profesörlük kadrosu ile ilgili bilim alanında çalışmış olmak, 2) Doçentlik unvanını aldıktan sonra, ilgili bilim alanında özgün yayınlar veya çalışmalar yapmış olmak, gerekir. Yukarıdaki (2) numaralı bentteki yayınlardan biri, başvuru dosyasında başlıca araştırma eseri olarak belirtilir. Üniversiteler, profesörlüğe yükseltilerek atama için aranan bu asgari koşulların yanında, Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. b) Profesörlüğe yükseltilerek atama yapılabilmesi için: 1) Üniversitelerde veya yüksek teknoloji enstitülerinde atama yapılacak olan profesörlük kadroları, rektörlük tarafından ilan edilir. 2) Profesörlük kadrosuna başvuran adayların durumlarını ve bilimsel niteliklerini tespit etmek için üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunca en az üçü başka üniversitelerden veya yüksek teknoloji enstitülerinden olmak üzere ilan edilen kadronun bilim alanıyla ilgili beş profesör seçilir. Bu profesörler her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor yazarlar ve kadroya atanacak birden fazla aday varsa tercihlerini bildirirler. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör atamayı yapar. c) Profesörlüğe yükseltilerek atanan kişi, bir başka yükseköğretim kurumunda veya bir başka bilim dalında boş bulunan profesörlük kadrosuna, ancak (a) ve (b) fıkralarında belirtilen esas ve usullere uygun olarak atanabilir. Yabancı ülkelerde alınan doçentlik ünvanı:

Üniversiteler, profesörlük için aranan asgari koşulların yanında Yükseköğretim Kurulunun onayını alarak, bilimsel kaliteyi artırmak amacıyla ve disiplin farklılıklarını gözeterek objektif ve denetlenebilir ek koşullar belirleyebilir.

Profesörlük kadrosunda adayların durumunu ve bilimsel niteliğini tespit için yönetim kurulu, en az üçü başka üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünden olmak üzere, ilan edilen kadronun bilim alanıyla ilgili beş profesör seçer. Her aday için ayrı rapor yazılır; birden fazla aday varsa tercihler bildirilir. Yönetim kurulunun raporları göz önünde tutarak aldığı karar üzerine rektör atamayı yapar.

Ek koşullar ve kadroya özgü şartlar

Danıştay 8. Daire, E. 2021/7394, K. 2022/2225 sayılı kararın gerekçesinde profesör kadrosu bakımından bir ayrım yapılmıştır. Senatoların, 2547 sayılı Kanundaki şartlar dışında belirlediği genel ve objektif ek kriterler için Yükseköğretim Kurulu onayı zorunlu görülmüştür. İlan edilen belirli bir kadroya, ihtiyaç ve hizmet gerekleriyle getirilen özel ve o kadroya özgü şartlar ise bu onaya bağlı sayılmamıştır. Bu ayrım, karardaki uyuşmazlığa ilişkin gerekçedir; her ilan için kendiliğinden aynı sonucu doğuran bir kural değildir.

Danıştay 8. Daire, E. 2021/7394, K. 2022/2225Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2021/7394 E.  ,  2022/2225 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/7394 Karar No : 2022/2225 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi VEKİLİ : Av. … DAVALI YANINDA MÜDAHİLLER: 1- … VEKİLİ : Av. … 2- … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, … Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı ile ilgili olarak 14/06/2018 tarihinde ilan edilen profesörlük kadrosu ile ilgili işlem ve bu işleme karşı yapılan … tarih ve … sayılı başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerle, hükme esas alınabilecek nitelikte bulunan bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü tarafından 14/06/2018 tarihinde ilan edilen öğretim üyesi alım ilanında açılan Üroloji, Profesör (Türkçe) kadrosundaki 29 numaralı şerhte "Minimal invaziv üroonkoloji ve robotik cerrahi konusunda en az bir yıl yurtdışı akademik deneyime sahip olmak ve robotik konsol cerrahi sertifikası sahibi olmak" şeklinde koşulun, üniversitenin akademik yapısına ve işleyişine katkı sağlayacak objektif ve denetlenebilir ek koşullar olmadığı, daha dar kapsamda ve bir grubu, belli bir zümreyi tarif eder nitelikte bir tanımlama olduğu, ilan edilen kadro için gerekli olmadığı, dava konusu işlemlerde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; ilanda belirtilen özel koşulun dar veya geniş kapsamlı bir tanımlama içermesinden ziyade, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak bir ihtiyacı ortaya koyup koymadığı yönünden incelenmesinin gerektiği, anılan bilirkişi raporunda olaya ilişkin yapılan birtakım saptamalar ile azlık oyu kullanan bilirkişinin tespitlerinin davalı idarece belirtilen hususlarla birlikte değerlendirilmesinden; bilirkişi raporunda azlık (karşı) oyu kullanan bilirkişi tarafından, ilanda yer alan "Minimal invaziv üroonkoloji ve robotik cerrahi konusunda en az bir yıl yurtdışı akademik deneyime sahip olmak ve robotik konsol cerrahisi sertifikası sahibi olmak" şeklindeki koşulun, üroonkoloji yani kanser hastaları ve kullanılan tedavi yöntemleri ile ilgili bir şartı belirtmekte olduğu, yani ürolojinin bir alt grubunu, hastasını ve tedavi yöntemini gösteren bir genel tanımlama olduğu, kişiyi tarif eden bir şart olmadığı, bir başka anlatımla, özel bir tanımlamadan ziyade genel bir tanımlamayı ifade ettiği yönündeki görüş ile 2547 sayılı Kanun'un rektöre verdiği yetki ve yürütülen kamu hizmetinin, eğitim, araştırma, yayın ve benzeri etkinliklerin planlanması, düzenlenmesi ve icra edilmesi aşamalarında, yönetim yetkisinin serbestçe kullanılabilmesini, belirtilen faaliyetlerle ilgili üniversite kaynaklarının kullanımına yönelik kararların üniversite yönetim organlarınca serbestçe alınabilmesini ifade eden bilimsel özerklik ilkesinin, üniversitelerin kamu hizmetini yerine getirecek en uygun adayı belirleme sürecinde de geçerli olduğu; davalı idarenin 2014 yılından itibaren Minimal İnvaziv Cerrahide robotik cerrahi cihazı kullanma ihtiyacını somut olarak ortaya koyduğu ve bu cerrahide kullanılan cihazı da kadro ilanından daha önce satın aldığı ve söz konusu robotik cihazı aktif olarak kullanmak ve bu alanda öğrenciler yetiştirmek amacıyla yetişmiş ve belli bir tecrübeye ulaşmış hazır öğretim üyesini kadrosuna katmak için ilanda söz konusu cihaza ilişkin yurt dışı deneyimi ve cihaz sertifikası sahibi olmayı özel koşul olarak belirlemesinin; üniversitenin yapısına ve işleyişine katkı sağlayacağı, öte yandan, ilanda yer alan özel/ek koşulun üniversitenin verdiği eğitim ve sağlık hizmetleri açısından da bir ihtiyaç olduğu ve bu ihtiyacın kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğunun değerlendirildiği, bu itibarla "Minimal invaziv üroonkoloji ve robotik cerrahi konusunda en az bir yıl yurtdışı akademik deneyime sahip olmak ve robotik konsol cerrahi sertifikası sahibi olmak" şeklindeki özel koşulun kişiyi tarif eder nitelikte olmadığı, Üroloji Anabilim Dalı içinde belirli bir hastalık türüne yönelik ihtisaslaşmaya katkı sağlayan akademik bir değer taşıdığı ve ilgili Anabilim Dalında mevcut bulunan ihtiyacın karşılanması amacıyla getirildiği sonuç ve kanaatine varıldığı, davacının … Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı ile ilgili olarak 14/06/2018 tarihinde ilan edilen profesörlük kadrosu ile ilgili işlem ile bu işleme karşı yapılan … tarih ve … sayılı başvurunun zımnen reddine dair işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ilanın kişiye özgü, tek bir adayı tarif eder nitelikte olduğu, kendisinin toplam yayın ve bildiri sayısının diğer adaydan daha fazla olduğu, bilirkişi raporuyla durumun ortaya konulduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu, bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare yanında müdahil … tarafından savunma verilmemiş olup, davalı idare ve davalı yanında müdahil … tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : … Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı ile ilgili olarak 14/06/2018 tarihinde ilan edilen profesörlük kadrosu ile ilgili işlem ve bu işleme karşı yapılan … tarih ve … sayılı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 'Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun uygulanacağı haller' başlıklı 31. maddesinin göndermede bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 'Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller' başlıklı 266. maddesinde; "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz…" hükmü, 'Bilirkişinin oy ve görüşünün değerlendirilmesi' başlıklı 282. maddesinde; "Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmü yer almıştır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 'Profesörlüğe yükselme ve atama' başlıklı 26. maddesinde; "Profesörlüğe yükseltilerek atamada; doçentlik unvanını aldıktan sonra en az beş yıl süreyle, açık bulunan profesörlük kadrosu ile ilgili bilim alanında çalışmış olmak, doçentlik unvanını aldıktan sonra, ilgili bilim alanında özgün yayınlar veya çalışmalar yapmış olmak, gerekir. Yukarıdaki (2) numaralı bentteki yayınlardan biri, başvuru dosyasında başlıca araştırma eseri olarak belirtilir. Üniversiteler, profesörlüğe yükseltilerek atama için aranan bu asgari koşulların yanında, Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. Profesörlüğe yükseltilerek atama yapılabilmesi için: üniversitelerde veya yüksek teknoloji enstitülerinde atama yapılacak olan profesörlük kadroları, rektörlük tarafından ilan edilir. Profesörlük kadrosuna başvuran adayların durumlarını ve bilimsel niteliklerini tespit etmek için üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunca en az üçü başka üniversitelerden veya yüksek teknoloji enstitülerinden olmak üzere ilan edilen kadronun bilim alanıyla ilgili beş profesör seçilir. Bu profesörler her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor yazarlar ve kadroya atanacak birden fazla aday varsa tercihlerini bildirirler. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör atamayı yapar. Profesörlüğe yükseltilerek atanan kişi, bir başka yükseköğretim kurumunda veya bir başka bilim dalında boş bulunan profesörlük kadrosuna, ancak (a) ve (b) fıkralarında belirtilen esas ve usullere uygun olarak atanabilir." hükmüne yer verilmiştir. 12/06/2018 tarih ve 30449 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği'nin 'Profesör Kadrolarına Atanma' üst başlıklı bölümünün 'Atanma şartı' başlıklı 12. maddesinde; "Profesör kadrolarına atanabilmek için doçentlik unvanını aldıktan sonra en az beş yıl açık bulunan profesörlük kadrosu ile ilgili bilim alanında çalışmış olmak, kendi bilim alanında uluslararası düzeyde orijinal eserler vermiş olmak ve uygulama alanı bulunan dallarda uygulamaya yönelik çalışmalarda bulunması gereklidir. 2547 sayılı Kanunun 27 nci maddesi gereğince doçentlik sınavını başarmış sayılarak yabancı ülkelerde aldığı unvanı Türkiye’de geçerli kabul edilen adayların doçentlikteki hizmet süreleri doçentlik unvanını yabancı ülkede aldıkları tarihten başlar." hükmü, 'İlan' başlıklı 13. maddesinde; "Bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsündeki açık bulunan profesör kadroları, Resmî Gazete’de ve üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünün internet ana sayfasında rektörlük tarafından ilan edilerek duyurulur. Bu ilanda adaylara on beş günden az olmamak üzere başvuru süresi tanınır ve son başvurma tarihi belirtilir." hükmü, 'Başvuru' başlıklı 14. maddesinde; "Profesör adayları; özgeçmişlerini, bilimsel yayınlarını kongre ve konferans tebliğleri ile bunlara yapılan atıfları, sanat eserlerini, icralarını ve bunlara ilişkin dokümanı, eğitim-öğretim faaliyetlerini, yönetimlerinde devam eden ve biten doktora, sanatta yeterlik veya yüksek lisans çalışmalarını, üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsüne katkılarını kapsayan bir dosyayla birlikte bir dilekçeyi rektörlüğe altı nüsha olarak teslim eder. Adaylar, bu başvurularında yayınlarından birini başlıca araştırma eseri olarak gösterir." hükmü, 'Atama süreci' başlıklı 15. maddesinde; "Profesörlük kadrosuna başvuran adayların durumlarını ve bilimsel veya sanatsal niteliklerini tespit etmek için üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunca, en az üçü başka üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünden olmak üzere ilan edilen kadronun bilim veya sanat alanı ile ilgili en az beş profesör, ilana son başvuru tarihinden itibaren bir ay içinde seçilir. Bu profesörler belgelerin kendilerine verildiği tarihi izleyen iki ay içinde her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor hazırlar ve kadroya atanmak üzere müracaat eden birden fazla aday varsa tercihlerini bildirir. Bu raporlarda adayların bilimsel veya sanatsal nitelikleri ve çalışmaları değerlendirilir, yöneticilik, yapıcılık ve geliştiricilik özellikleri ile bilim ve sanat adamı yetiştirme konusundaki çabaları ayrıntılı olarak belirtilir. Dosya inceleme raporlarının iki ay içinde gelmemesi halinde aynı usulle tespit edilen başka profesörlere dosyalar incelenmesi için gönderilir. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun dosya inceleme raporlarını göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör tarafından atama yapılır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 34 üncü maddesi uyarınca sözleşmeli çalıştırılacak yabancı ülke vatandaşı öğretim elemanlarının profesör kadrolarına atanma ile ilgili şartları sağlamaları kaydıyla, sözleşmeli olarak çalıştırılmasında bu Yönetmelikte belirlenen ilan şartı dışındaki usul ve esaslar uygulanır." hükmü yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: … Üniversitesi Rektörlüğünce Üroloji Anabilim Dalına 1 adet profesör alımı için 14/06/2018 tarihinde verilen ilanda, "Minimal invaziv üroonkoloji ve robotik cerrahi konusunda en az bir yıl yurt dışı akademik deneyime sahip olmak ve robotik konsol cerrahi sertifikası sahibi olmak" şeklinde koşul konulduğu, davacı tarafından ilana karşı yapılan başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca profesör kadrolarına yapılacak atamalar için 2547 sayılı Kanunda belirtilen koşulların dışında, üniversitelerin senatoları tarafından, anılan kadrolara yapılacak atamalar için belirlenen ve yasada yer almayan genel ve objektif nitelikteki ek kriterler için Yükseköğretim Kurulu'nun onayının alınmasının zorunlu olduğu ancak üniversiteler tarafından ilan edilen bir kadro için, ihtiyaç ve hizmet gerekleri göz önünde bulundurularak getirilen özel ve ilan edilen kadroya özgü, spesifik koşulların ise, Yükseköğretim Kurulu'nun onayına tabi olmadığı, getirilen koşulun kişiyi tarif eder, keyfi, subjektif nitelikte mi, yoksa anabilim dalının kendi içinde belirli bir hastalık türüne yönelik ihtisaslaşmaya katkı sağlayan akademik bir değer mi taşıdığı hususunun çözümünün, özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği, dolayısıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle karar verilmesi gerekmektedir. Uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için, davaya konu "Minimal invaziv üroonkoloji ve robotik cerrahi konusunda en az bir yıl yurt dışı akademik deneyime sahip olmak ve robotik konsol cerrahi sertifikası sahibi olmak" şeklindeki koşulun kişiyi tarif eder, keyfi, subjektif nitelikte mi, yoksa Üroloji Anabilim Dalı içinde belirli bir hastalık türüne yönelik ihtisaslaşmaya katkı sağlayan akademik bir değer mi taşıdığı hususunun ortaya konulmasını teminen Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden oluşan üç kişilik heyet aracılığıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 03/07/2020 tarihli raporda özetle; robotik cerrahinin olmadığı bir yerde hastanın tedavisinin eksik kalmasının söz konusu olmadığı, robotik cerrahinin Türkiye'de birçok üniversitede yaygın olarak yapılarak eğitim verildiği, bu cerrahiyi öğrenmek için "en az 1 yıl yurt dışı akademik deneyim" kriterinin objektif olmadığı, bu eğitimin Türkiye'de sözü edilen herhangi bir merkezde rahatlıkla alınabildiği, tıp alanında Türkiye'den çok daha geri olan herhangi bir ülkenin de "yurt dışı" tarifine uyabildiği, yurt dışı şartının bilimsel bir kanıt olmadığı, ihtiyaca binaen sadece "robotik cerrahi deneyimi olan" bir öğretim üyesi denilmesinin daha objektif olacağı robotik cerrahi konsol sertifikasının ise akademik olarak bir anlam ifade etmediği, robotu üreten firmanın iki günlük kurs sonrası herkese verdiği katılım belgesi olduğu, bu itibarla "Minimal invaziv üroonkoloji ve robotik cerrahi konusunda en az bir yıl yurt dışı akademik deneyime sahip olmak ve robotik konsol cerrahi sertifikası sahibi olmak" şeklinde ilave iki kriter daha eklenmesinin Üniversitenin akademik yapısına ve işleyişine katkı sağlayacak objektif ve denetlenebilir ek kriterler olmadığı, daha dar kapsamda bir tanımlama olduğu şeklinde oyçokluğuyla görüş verildiği; karşı görüşte kalan bilirkişi tarafından ise, bahse konu ilanın kişiyi tarif eden bir şart olmadığı, ilan şartının eğer kişinin yaptığı bir çalışmayı, yazıyı, makaleyi, tezini veya kitap bölümünü tarif etseydi bunun özel şart kapsamına gireceği, mevcut ilanda böyle bir durumun söz konusu olmadığı, genel bir tanımlamayı ifade ettiği yönünde görüş verildiği görülmüştür. Bu çerçevede, davalı idareye bağlı Tıp Fakültesinin Üroloji Anabilim Dalına 1 adet profesör alımı için 14/06/2018 tarihinde verilen ilanda, "Minimal invaziv üroonkoloji ve robotik cerrahi konusunda en az bir yıl yurt dışı akademik deneyime sahip olmak ve robotik konsol cerrahi sertifikası sahibi olmak" şeklindeki şartın ihtisaslaşmaya katkı sağlayacak düzeyde akademik bir değer taşımadığı ve doğrudan kişiyi tarif eder nitelikte olduğunun bilirkişi raporuyla ortaya konulduğu görülmekle birlikte, davalı idarece bu ihtiyacın varlığını ortaya koyacak tatmin edici bir gerekçenin de ileri sürülemediği anlaşılmaktadır. Bu durumda; tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka uygunluk, aksi yöndeki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukuka isabet bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Öte yandan, dava konusu işlemlerin hukuka aykırı bulunarak iptal edilmesi, davacının doğrudan bu kadroya atanması sonucunu doğurmayacağı, davalı idarece yeniden bir değerlendirme yapılarak işlem tesis edileceği hususu da açıktır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Kullanılmayan …-TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya iadesine, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine kesin olarak, 31/03/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X-) Dava, davacı tarafından, … Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı ile ilgili olarak 14/06/2018 tarihinde ilan edilen profesörlük kadrosu ile ilgili işlem ile bu işleme karşı yapılan … tarih ve … sayılı başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Davaya konu "Minimal invaziv üroonkoloji ve robotik cerrahi konusunda en az bir yıl yurt dışı akademik deneyime sahip olmak ve robotik konsol cerrahi sertifikası sahibi olmak" şeklindeki koşula ilişkin olarak Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 03/07/2020 tarihli raporda özetle; robotik cerrahinin olmadığı bir yerde hastanın tedavisinin eksik kalmasının söz konusu olmadığı, robotik cerrahinin Türkiye'de birçok üniversitede yaygın olarak yapılarak eğitim verildiği, bu cerrahiyi öğrenmek için "en az 1 yıl yurt dışı akademik deneyim" kriterinin objektif olmadığı, bu eğitimin Türkiye'de sözü edilen herhangi bir merkezde rahatlıkla alınabildiği, tıp alanında Türkiye'den çok daha geri olan herhangi bir ülkenin de "yurt dışı" tarifine uyabildiği, yurt dışı şartının bilimsel bir kanıt olmadığı, ihtiyaca binaen sadece "robotik cerrahi deneyimi olan" bir öğretim üyesi denilmesinin daha objektif olacağı robotik cerrahi konsol sertifikasının ise akademik olarak bir anlam ifade etmediği, robotu üreten firmanın iki günlük kurs sonrası herkese verdiği katılım belgesi olduğu, bu itibarla "Minimal invaziv üroonkoloji ve robotik cerrahi konusunda en az bir yıl yurt dışı akademik deneyime sahip olmak ve robotik konsol cerrahi sertifikası sahibi olmak" şeklinde ilave iki kriter daha eklenmesinin Üniversitenin akademik yapısına ve işleyişine katkı sağlayacak objektif ve denetlenebilir ek kriterler olmadığı, daha dar kapsamda bir tanımlama olduğu şeklinde oyçokluğuyla görüş verildiği; karşı görüşte kalan bilirkişi tarafından ise, bahse konu ilanın kişiyi tarif eden bir şart olmadığı, ilan şartının eğer kişinin yaptığı bir çalışmayı, yazıyı, makaleyi, tezini veya kitap bölümünü tarif etseydi bunun özel şart kapsamına gireceği, mevcut ilanda böyle bir durumun söz konusu olmadığı, genel bir tanımlamayı ifade ettiği yönünde görüş verildiği görülmektedir. İlanda yer verilen "en az bir yıl yurt dışı akademik deneyime sahip olmak" şartının Üniversitenin akademik yapısına ve işleyişine katkı sağlayacak objektif ve denetlenebilir bir koşul olmadığı, davalı idarece bu ihtiyacın varlığını ortaya koyacak somut bir gerekçenin ortaya konulamadığı, anılan koşul yönünden dava konusu ilanda hukuka uygunluk bulunmadığı açık olmakla birlikte; "robotik konsol cerrahi sertifikası sahibi olmak" koşulu yönünden, davalı idarenin 2014 yılından itibaren minimal invaziv cerrahide robotik cerrahi cihazı kullanma ihtiyacını somut olarak ortaya koyduğu, bu cerrahide kullanılan cihazı da kadro ilanından daha önce satın aldığı, söz konusu robotik cihazı aktif olarak kullanmak ve bu alanda öğrenciler yetiştirmek amacıyla anılan cihaza ilişkin cihaz sertifikası sahibi olma şartının aranmasının kişiye özgü, spesifik bir koşul olarak kabul edilemeyeceği, nitekim bilirkişi raporunda da, anılan sertifikanın kurs sonrası herkese verilen katılım belgesi niteliğinde olduğu hususuna yer verildiği, dolayısıyla anılan koşul yönünden dava konusu ilanda hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, çoğunluk görüşüne gerekçe yönünden katılmıyoruz.

Aynı kararda, şartın bir kişiyi tarif eden, keyfi ve subjektif bir nitelik taşıyıp taşımadığı ile anabilim dalının belirli bir alanda ihtisaslaşmasına katkı sağlayan akademik bir değer olup olmadığı sorusu özel ve teknik bilgiye bağlanmıştır. Bu nedenle o uyuşmazlıkta bilirkişi incelemesi yaptırılarak karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu gereklilik, kararda incelenen koşula ilişkindir.

4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında jüri raporlarının bir örneği talep edilebilir.

Yürütmenin durdurulması

2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin birinci fıkrasına göre Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması, dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 27Kaynağı aç
Madde 27 – (Değişik: 10/6/1994-4001/12 md.) 1. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/57 md.) Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. (Ek cümle: 21/2/2014-6526/17 md.) Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.[20] 3. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir. 4. Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak, 26 ncı maddenin 3 üncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir. (Ek cümle: 19/1/2022-7351/2 md.) (İptal cümle:Anayasa Mahkemesi’nin 1/6/2022 tarihli ve E.: 2022/14, K.: 2022/70 sayılı Kararı ile.) 5. Yürütmenin durdurulması istemli davalarda 16 ncı maddede yazılı süreler kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur eliyle yapılmasına da karar verilebilir. 6. Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak, durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hakim tarafından çözümlenir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz. 7. Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine, idare ve vergi mahkemeleri ile tek hakim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine (…)[21] kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. 8. Yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara bağlanır. 9. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Yürütmenin durdurulmasına dair verilen kararlar onbeş gün içinde yazılır ve imzalanır. 10. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz. Kararların sonuçları:[22]

Yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için idari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Kural olarak davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe gösterilerek karar verilebilir.

Kamu görevlileri hakkında kurulan atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği ile geçici veya sürekli görevlendirme işlemleri, uygulanmakla etkisi tükenecek idari işlemlerden sayılmaz. Yürütmenin durdurulması kararında, işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve uygulanması hâlinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğu belirtilir. Yalnızca ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.

Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir. Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz.

Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Teminata ilişkin anlaşmazlığı, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hâkim çözer. İdareden ve adli yardımdan yararlanan kimselerden teminat alınmaz.

Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlara, kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde ve bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merci, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.

Kararın yerine getirilmesi

Danıştay 8. Daire, E. 2021/7394, K. 2022/2225 sayılı kararında, dava konusu işlemlerin hukuka aykırı bulunarak iptal edilmesinin davacının ilgili kadroya atanması sonucunu doğurmayacağı belirtilmiştir. İdarece yeniden bir değerlendirme yapılarak işlem tesis edilir.

2577 sayılı Kanun'un 28. maddesine göre idare, esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararların icaplarına göre gecikmeksizin işlem tesis etmek veya eylemde bulunmak zorundadır. Bu süre, kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 28Kaynağı aç
Madde 28 – 1.(Değişik:10/6/1994-4001/13 md.) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. (İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 10/7/2013 tarihli ve E.: 2012/107 K.: 2013/90 sayılı Kararı ile.) (…) (Ek cümleler: 21/2/2014-6526/18 md.; Değişik üçüncü ve dördüncü cümleler: 10/9/2014-6552/97 md.; İptal üçüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 25/11/2015 tarihli ve E.: 2014/86, K.: 2015/109 sayılı Kararı ile.) (…)22 (İptal dördüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 25/11/2015 tarihli ve E.: 2014/86, K.: 2015/109 sayılı Kararı ile.) (Ek cümle: 10/9/2014-6552/97 md.) (…)22 ancak disiplin hükümleri saklıdır. 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/58 md.) Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur. 3. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. 4. (Değişik: 21/2/2014-6526/18 md.) Mahkeme kararlarının süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi hâlinde tazminat davası ancak ilgili idare aleyhine açılabilir. 5. Vergi uyuşmazlıklarına ilişkin mahkeme kararlarının idareye tebliğinden sonra bu kararlara göre tespit edilecek vergi, resim, harçlar ve benzeri mali yükümler ile zam ve cezaların miktarı ilgili idarece mükellefe bildirilir. 6. (Değişik: 2/7/2012-6352/58 md.) Tazminat ve vergi davalarında idarece, mahkeme kararının tebliğ tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süreye 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faiz ödenir. Ancak mahkeme kararının davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçecek süre için faiz işlemez. Açıklama:

Kararlara göre işlem tesis edilmemesi veya eylemde bulunulmaması hâlinde idare aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. Mahkeme kararının süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi hâlinde tazminat davası ancak ilgili idare aleyhine açılabilir.

İstinaf

İdare ve vergi mahkemesi kararlarına karşı, başka kanunda farklı bir yol gösterilse bile, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde o mahkemenin yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine istinaf başvurusu yapılabilir. Vergi davası, tam yargı davası ve idari işlemin iptali davasında konusu otuz bir bin Türk lirasını geçmeyen karar kesindir; bu karar için istinaf yolu yoktur.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 45Kaynağı aç
Madde 45 – (Değişik: 18/6/2014-6545/19 md.) 1. İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. (Değişik cümle:28/7/2024-7524/52 md.) Ancak, konusu otuz bir bin Türk lirasını geçmeyen; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz. [31] 2. İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir. İstinaf başvurusuna konu olacak kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularında dilekçelerdeki hitap ve istekle bağlı kalınmaksızın dosyalar bölge idare mahkemesine gönderilir. (Ek cümle:28/7/2024-7524/52 md.) Bölge idare mahkemesinin 48 inci maddenin yedinci fıkrası uyarınca verdiği kararlara karşı tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. [32] 3. Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir. 4. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir. 5. Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir. 6. Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir. (Ek cümle: 20/7/2017-7035/6 md.) Bu kararlar, dosyayla birlikte kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilir ve bu mahkemelerce yedi gün içinde tebliğe çıkarılır.[33] 7. İstinaf başvurusuna konu edilen kararı veren ya da karara katılan hâkim, aynı davanın istinaf yoluyla bölge idare mahkemesince incelenmesinde bulunamaz. 8. İvedi yargılama usulüne tabi olan davalarda istinaf yoluna başvurulamaz. Temyiz:

İvedi yargılama usulüne tabi olan davalarda istinaf yoluna başvurulamaz.

Akademik personel atama iptal davası nerede açılır?

Bu dava, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca idare mahkemesinde açılır ve atama ya da atamama işleminin yürütmesinin durdurulması ile iptali istenebilir.

Dava açmak atama işlemini kendiliğinden durdurur mu?

Hayır. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması, dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz.

Yürütmenin durdurulması için hangi şartlar aranır?

İşlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararın doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartları birlikte aranır. Kural olarak idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçeli karar verilebilir.

İptal kararı adayın kadroya atanması sonucunu doğurur mu?

Danıştay 8. Daire, E. 2021/7394, K. 2022/2225 sayılı kararda incelenen işlemlerin iptali, davacının doğrudan o kadroya atanması sonucunu doğurmaz. İdare yeniden değerlendirme yaparak işlem tesis eder. Bu sonuç, karardaki kadro uyuşmazlığıyla sınırlıdır.

Mahkeme kararı kaç gün içinde yerine getirilir?

İdare, kararın icaplarına göre gecikmeksizin işlem tesis eder veya eylemde bulunur. Süre, kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.

Yürütmenin durdurulması kararına ne kadar sürede itiraz edilir?

Kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus itiraz edilebilir. İtiraz mercii dosyanın gelişinden itibaren yedi gün içinde karar verir ve bu karar kesindir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu