Aile Konutunun Sağladığı Haklar ve Koruma Yolları

by Avukat Erdal Ersoy
Aile Konutunun Sağladığı Haklar ve Koruma Yolları

Aile birliğinin korunması amacıyla eşlerin aile konutuna ilişkin hukuki işlem yapma serbestisi sınırlandırılmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 194/1 uyarınca, diğer eşin açık rızası temin edilmedikçe konuta ait kira sözleşmesinin feshedilmesi, taşınmazın devri veya konut üzerindeki ayni hakların sınırlandırılması engellenmiştir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 194Kaynağı aç
Madde 194- Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hâkimin müdahalesini isteyebilir. Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir.[16] Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilen sorumlu olur. E. Birliğin korunması I. Genel olarak
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/5337, K. 2021/6414Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2021/5337 E.  ,  2021/6414 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İpoteğin Kaldırılması Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı, aile konutu üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını talep etmiş, mahkemece ipotek tesis işleminin 22/07/2010 tarihinde yapıldığı, bu tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı eski Borçlar Yasası'nda kefalet sözleşmesinde eşin rızasının alınacağına dair bir hüküm bulunmadığı, ayrıca davacı tarafından dosyaya sunulmuş bir kefalet akdi de bulunmadığı anlaşılmakla kefalet sözleşmesinin geçersizliğine yönelik talebin yukarıda açıklanan sebeplerle, ipoteğin kaldırılmasına yönelik talebin ise dava konusu taşınmazın davalı … adına kayıtlı olduğu ve üzerine aile konutu olduğuna dair şerh bulunmadığı gerekçesi ile davacının kefalet akdinin geçersizliğine ve ipoteğin kaldırılmasına yönelik taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 194/1. maddesine göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz." Bu madde hükmü ile aile konutu şerhi “konulmuş olmasa da” eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki fiili ehliyetleri sınırlandırılmıştır. Sınırlandırma, aile konutu şerhi konulduğu için değil, zaten var olduğu için getirilmiştir. Bu sebeple tapuya aile konutu şerhi verilmese bile o konut aile konutu özelliğini taşır. Zira dava konusu taşınmaz şerh konulmasa da aile konutudur. Eş söyleyişle şerh konulduğu için aile konutu olmamakta, aksine aile konutu olduğu için şerh konulabilmektedir. Bu nedenle aile konutu şerhi konulduğunda, konulan şerh “Kurucu” değil “Açıklayıcı” şerh özelliğini taşımaktadır. Anılan madde hükmü ile getirilen sınırlandırma, “Emredici” niteliktedir. Dolayısıyla bu haktan önceden feragat edilemeyeceği gibi eşlerin anlaşmasıyla da ortadan kaldırılamaz ve açık rıza ancak “Belirli olan” bir işlem için verilebilir. Türk Medeni Kanunu'nun 193. maddesi hükmü ile eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle olan hukuki işlemlerinde özgürlük alanı tanınmış olmakla birlikte Türk Medeni Kanunu'nun 194. madde hükmü ile eşlerin aile konutu ile ilgili bazı hukuksal işlemlerini diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek, eşlerin hukuki işlem özgürlüğü, “Aile birliğinin korunması” amacıyla sınırlandırılmıştır. Buna göre, eşlerden biri diğer eşin “Açık rızası bulunmadıkça” aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Bu cümleden hareketle, aile konutunun maliki olan eş, aile konutundaki yaşantıyı güçlüğe sokacak biçimde, aile konutunun ipotek edilmesi gibi “Tek başına“ bir ayni hakla sınırlayamaz. Bu sınırlandırma “Ancak diğer eşin açık rızası alınarak” yapılabilir. Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddesi yetkili eşin izni için bir geçerlilik şekli öngörmemiştir. Bu nedenle söz konusu izin bir şekle tabi olmadan, sözlü olarak da verilebilir. Ancak maddenin ifadesinden de anlaşılacağı üzere, iznin "Açık” olması gerekir. Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (HMK m.33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, BK 584. maddesinde düzenlenen kefalet akdinin geçersizliğine yönelik olmayıp, TMK 194. maddesinde düzenlenen aile konutunda rıza alınmadan konulan ipoteğin kaldırılmasına ilişkindir. Mahkemece dava konusu taşınmazın aile konutu olup olmadığı, rızanın olup olmadığı araştırılarak tüm deliller toplanarak bir bütün halinde değerlendirilerek sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken aile konutu olduğuna dair şerh bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 22.09.2021 (Çrş.)

Mülkiyet ve Tasarruf Yetkisine İlişkin Sınırlandırmalar

Taşınmazın mülkiyeti tek bir eşe ait olsa dahi diğer eşin açık rızası bulunmadıkça konut devredilemez ve konut üzerindeki haklar sınırlandırılamaz. Malik eş, diğer eşin rızası olmadan aile konutunu bağışlayamaz, ölene kadar bakma sözleşmesiyle devredemez, üçüncü kişi lehine intifa hakkı veya oturma hakkı tesis edemez ve taşınmaz üzerine ipotek koyamaz.

Aile konutuna ilişkin tasarruflarda rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmaksızın kendisine rıza verilmeyen eş, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hâkimin müdahalesini talep edebilir.

Tapu Kütüğüne Şerh Verilmesi ve İyiniyetli Üçüncü Kişiler

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddesinin üçüncü fıkrasına göre aile konutu olarak özgülenen taşınmazın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir. Aile konutu şerhinin tapuya işlenmesi kurucu değil, açıklayıcı niteliktedir. Bu nedenle tapuda şerh bulunmasa dahi taşınmazın aile konutu statüsü ve kanunun tanıdığı koruma devam eder.

Tapu kaydında aile konutu şerhi bulunmadığı durumlarda üçüncü kişinin iyi niyetle taşınmazı satın alması hâlinde devrin geçerli sayılabileceği değerlendirildiği gibi, diğer eşin itirazı üzerine işlemin geçersiz kabul edilebileceği de ifade edilmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2021/5337 Esas ve 2021/6414 Karar sayılı ilamına konu somut olayda, rıza alınmadan kurulan ipoteğin kaldırılması davasında tapuda şerh bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş; taşınmazın aile konutu niteliği taşıyıp taşımadığının ve açık rızanın bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğine karar verilmiştir.

Kira Sözleşmelerinde Aile Konutu Güvencesi

Aile konutunun kira sözleşmesiyle tahsis edildiği hallerde, kiracı tarafın tek başına hareket yetkisi sınırlandırılmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 194/1 ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 349/1-2 hükümleri doğrultusunda, kiracı olan eş ancak diğer eşin açık onayını alarak sözleşmeyi feshedebilir. Bu onayın temin edilememesi veya eşin haklı bir neden bulunmaksızın izin vermekten imtina etmesi durumunda ise kiracı eş, mahkemeye başvurarak hâkim kararı talep edebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 349Kaynağı aç
MADDE 349- Aile konutu olarak kullanılmak üzere kiralanan taşınmazlarda kiracı, eşinin açık rızası olmadıkça kira sözleşmesini feshedemez. Bu rızanın alınması mümkün olmazsa veya eş haklı sebep olmaksızın rızasını vermekten kaçınırsa kiracı, hâkimden bu konuda bir karar vermesini isteyebilir. Kiracı olmayan eşin, kiraya verene bildirimde bulunarak kira sözleşmesinin tarafı sıfatını kazanması hâlinde kiraya veren, fesih bildirimi ile fesih ihtarına bağlı bir ödeme süresini kiracıya ve eşine ayrı ayrı bildirmek zorundadır. II. Dava yoluyla 1. Kiraya verenden kaynaklanan sebeplerle a. Gereksinim, yeniden inşa ve imar

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeriyle müteselsilen sorumlu olur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 349. maddesinin üçüncü fıkrasına göre kiracı olmayan eşin bildirimde bulunarak taraf sıfatını kazanması durumunda kiraya veren, fesih bildirimi ile fesih ihtarına bağlı bir ödeme süresini kiracıya ve eşine ayrı ayrı bildirmekle yükümlüdür.

Kiraya veren tarafın sözleşmeyi feshettiği durumlarda ise feshin geçerliliği açısından eşlerin rızasının alınması aranmamaktadır.

Rızasız Tasarruflara Karşı Açılabilecek Davalar

Eşin açık rızası alınmadan yapılan tasarruf işlemlerine karşı hukuki yollara başvurulabilir. Malik eşin rızasız satış yapması durumunda taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde tapu iptal ve tescil davası açılabilir. Rıza dışı tesis edilen ipoteklerde ipoteğin terkini, intifa veya oturma hakkı kurulmasında tapu iptali, kira sözleşmesinin feshedilmesinde geçersizliğin tespiti, konutun kiraya verilmesi durumunda ise tahliye davası ikame edilebilir.

Aile konutu şerhi bulunmayan taşınmaz korunur mu?

Aile konutu şerhi açıklayıcı nitelik taşıdığından tapuda tescil bulunmasa bile yasal koruma devam eder. Ancak şerh yokken taşınmazı devralan üçüncü kişinin iyi niyetli olması halinde devrin geçerli sayılabileceği kabul edilirken, diğer eşin itirazı durumunda işlemin geçersiz kabul edilebileceği yönünde de görüş bulunmaktadır.

Aile konutunda kira sözleşmesine taraf olmayan eş bildirim yaparsa ne olur?

Aile konutu eşlerden biri tarafından kiralanmışsa, taraf olmayan eş kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmeye taraf haline gelir ve kira borçlarından diğeriyle müteselsilen sorumlu olur. Bu bildirim üzerine kiraya veren, fesih bildirimini ve ödeme süresini her iki eşe ayrı ayrı tebliğ etmek zorundadır.

Eşin rızası olmadan aile konutuna ipotek konulabilir mi?

Malik olan eş diğer eşin açık rızası olmaksızın aile konutu üzerinde tek başına ipotek tesis edemez; rıza haklı sebep olmaksızın verilmediğinde mahkemeden hâkim müdahalesi istenebilir. Rıza dışı ipoteğe karşı açılan davalarda tapu kaydında şerh bulunmasa bile konutun niteliğinin ve rızanın bulunup bulunmadığının mahkemece incelenmesi gerekir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu