Acil Çağrı İhbarında İşlem Yapılmaması ve İdarenin Sorumluluğu

by Avukat Erdal Ersoy
Acil Çağrı İhbarında İşlem Yapılmaması ve İdarenin Sorumluluğu

Anayasal Çerçevede İdarenin Tazmin Sorumluluğu

Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır ve idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Kamu hizmetinin görülmesi ve yürütülmesi esnasında kişilerin maruz kaldığı özel ve olağandışı zararların idarece karşılanması anayasal bir zorunluluktur.

Danıştay 10. Daire, E. 2022/891, K. 2024/3907Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2022/891 E.  ,  2024/3907 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/891 Karar No : 2024/3907 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): Kendi adına asaleten, … ve … adına velayeten … (…) VEKİLLERİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : …Müdürlüğü / … VEKİLİ : Hukuk Müşaviri… İSTEMİN_KONUSU: … İdare Mahkemesinin… tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları …'ın kaçırılarak bıçaklandığı ve darp edildiği sırada 155 polis imdat hattını arayarak yardım istemesine rağmen hiçbir şey yapılmadığından bahisle meydana gelen ölüm olayında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek uğradıkları iddia edilen zararlarına karşılık … için 70.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, … için 10.000,00 TL (miktar artırımı ile 29.437,73 TL) maddi, 25.000,00 TL manevi, … için 20.000,00 TL (miktar artırımı ile 32.170,63 TL) maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Danıştay Onuncu Dairesinin 16/06/2016 tarih ve E:2016/741, K:2016/3393 sayılı bozma kararına uyularak, davacıların yakını …'ın yaralı olduğu esnada 155 polis imdat hattını araması üzerine çağrıya cevap veren polis memuru ile aralarında geçen telefon konuşmasında yaralı şahsın ifadelerinin tam anlaşılamadığının ve sorulan surulara cevap veremediğinin, telefonun kapanması üzerine polis memuru tarafından dönüş yapıldığının ancak yine sağlıklı bir görüşme yapılamadığının, bu diyalog sonucu polis memurunun ekiplere anons yapabilmesi için araç plakası, olay yeri ve benzeri somut bir bilgi alamadığının anlaşıldığı, ilgili 155 polis imdat görevlisi polis memuru hakkında açılan disiplin soruşturmasında da bu hususlar dikkate alınarak görevi ihmal suçu işlendiğine dair kanaat oluşmadığı belirtilerek dosyanın disiplin yönünden işlemden kaldırılmasına karar verildiği, üçüncü kişinin eylemi sonucu davacılar yakınının yaşamını yitirdiği olayın meydana gelmesinde davalı idarenin kusurlu bir eyleminin bulunmadığı, olayı engellemek için yürütülmesi gereken güvenlik hizmetinin kötü işletildiğinden de söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacılar tarafından, dava konusu olayın meydana gelmesinde idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dosyanın incelenmesinden; davacılar yakını …'ın, 10/01/2013 tarihinde daha öncesinden tanışıklığı bulunan … isimli kişi ile buluştuğu, …'a ait araçla … ili, … ilçesi, … köyü yakınlarında bir yere geldikleri, bu sırada alacak meselesinden dolayı tartışmaya başladıkları, bu tartışmanın kavgaya dönüşmesi sonucu …'ın …'ı bıçakla yaralayıp darp ettikten sonra aracın arka bagaj kısmına koyarak bir süre araçla dolaştırdığı, yaralı halde bulunan davacılar yakını …'ın araç bagajında iken 155 polis imdat hattını arayarak yardım istediği, bu görüşme esnasında içinde bulunduğu aracın plakasını verdiği, yaralı olduğunu bildirdiği, bu sırada telefonun kapandığı, akabinde 155 polis imdat hattından …'ın cep telefonunun arandığı, ancak …'ın …'ın elindeki cep telefonunu alarak araçtan fırlattığı, yaralı olan …'ı ıssız alanda bıraktığı ve …'ın burada vefat ettiği, davacılar tarafından, yakınları … yaralı halde iken 155 polis imdat hattını arayarak yardım istemesine karşın hiçbir şey yapılmadığından bahisle meydana gelen ölüm olayında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek uğradıkları iddia edilen zararlarına karşılık … için 70.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, … için 10.000,00 TL (miktar artırımı ile 29.437,73 TL) maddi, 25.000,00 TL manevi, … için 20.000,00 TL (miktar artırımı ile 32.170,63 TL) maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. Kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağandışı zararların idarece tazmini, Anayasa'nın 125. maddesi gereğidir. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Tam yargı davalarının çözümü, maddi olayın tespitini gerekli kıldığından, bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem ve/veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit etmekle yükümlü bulunmaktadır. Başka bir anlatımla, tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, mahkemece, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır. Öte yandan, İl Emniyet Müdürlükleri Acil Çağrı Hizmetleri Yönergesi'nin 1. maddesinde, 'Bu Yönergenin amacı, vatandaşlarımızın acil durumlardaki ihbar ve yardım taleplerini iletebilmeleri için il ve ilçe merkezlerinde tesis edilmiş olan her türlü iletişim ve bilişim araçları vasıtasıyla verilen Acil Çağrı Hizmetlerinin; etkin, hızlı ve verimli yürütülebilmesini sağlamak amacıyla kurulan acil çağrı merkezlerinin yapılanması ile çalışmasına ilişkin usul ve esaslan belirlemektir.' hükmüne; 13. maddesinde, '(1) Çağrı Alma ve Değerlendirme Kısmının çağrı alma işlemlerine ilişkin görevleri şunlardır; a) Gelen çağrıyı cevaplandırmak, b) Çağrı ile ilgili not almak, c) Yarım kalmış çağrılarda geri arama yapmak, ç) Çağrının çağrı durum tablosundaki yerini tespit etmek, d) Talep halinde çağrı yapanı bilgilendirmek, e) Çağrının doğruluğunu tespit etmek, şayet doğruluğu tespit edilemiyorsa gerekçesiyle birlikte kayda geçmek, f) Çağrı yapanın doğru ve sağlıklı bir çağrı yapmasını sağlamak için gerekli yardımda bulunmak, g) Bilgi akışının sürekliliğini sağlamaktır. (2) Çağrı Alma ve Değerlendirme Kısmının çağrı değerlendirme işlemlerine ilişkin görevleri şunlardır, a) Çağrı takibi yapmak, b) Çağrının, çağrı durum tablosundaki yerine göre işlem öncelik sıralaması yapmak, c) Verilecek bilgilerin neler olduğunu belirlemek, ç) Çağrının gizlilik derecesini tespit etmek, d) Çağrının konusuna göre ilgili ya da ilgililerini tespit etmek, e) Çağrı ile ilgili yapılacak işleme karar vermek, f) Çağrının ilgilisi ile irtibata geçerek gerekli bilgilendirmeyi eksiksiz olarak ve zamanında yapmak, g) Gerektiğinde çağrı yapan ile müzakere yapmak, ğ) Çağrının kaydını yapmaktır.' hükmüne; 18. maddesinde, '(1) Acil Çağrı Vasıtalarından Alınan Çağrılarda kısımların yapacağı ortak İşlemler, a) Gelen çağrı, çağrı durum tablosunda yer alan seçeneklerden Acil durum kapsamına giriyor ise servis operatörü, olay, eşkal, plaka ve istikamet gibi bilgileri, çağrı yapana yardımcı olmak suretiyle tam olarak almaya çalışacak ve konuyu sevk ve yönetim kısmına süratle bildirerek gereğinin yapılması için işlemi başlatarak, yaptığı işlem ve konunun içeriği ile ilgili sıralı amirleri haberdar edecektir. b) Gelen çağrı; çağrı durum tablosunda yer alan seçeneklerden bilgi talebi kapsamına giriyor ise servis operatörü ; bilgi talep edene 155 polis imdat hattının önemini ve bu hattın fazla meşgul edilmemesini hatırlatarak bilgi talebine ilişkin cevap alacak birim irtibat telefonlarını verecektir. c) Gelen çağrı, çağrı durum tablosunda yer alan seçeneklerden kasıtlı ve lüzumsuz olarak yapılan yanlış arama kapsamına giriyor ise servis operatörü; 22,23,24 ve 25. maddelerde yer alan işlemleri uygulayacaktır.' hükmüne; 27. maddesinde, 'Çağrının iletilmesi konusunda servis operatörleri, a) Zamana karşı çok duyarlı olacak, almış oldukları çağrıyı mümkün olan en kısa zamanda ilgilisine bildireceklerdir. b) İşlem yapma noktasında kararsız kaldıkları veya tereddüde düştükleri noktalarda ve sıradan olmayan karmaşık olaylarla, başka kurum ve kuruluşlardan yardım istenmesini gerektirecek kadar büyük olayların bildirilmesi durumlarında derhal kısım sorumlularına bilgi vereceklerdir.' hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdarenin bir eylem ya da işleminden dolayı tazminatla yükümlü kılınabilmesi için olayda hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluğunun bulunması zorunludur. İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için ise, bir zararın mevcut olması, bu zararın idari bir işlemden veya eylemden meydana gelmesi ve oluşan zararla idari işlemden veya eylem arasında illiyet bağının kurulabilmesi gerekmektedir. Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacıların yakını …'ın, … isimli kişi tarafından 10/01/2013 tarihinde kaçırılarak bıçaklandığı ve darp edildikten sonra bagaja kapatıldığı, bu sırada …'ın 155 polis imdat hattını arayarak yardım istediği, gerçekleştirilen 2 dakika 52 saniyelik telefon görüşmesinde yaralı olduğunu belirttiği, içinde bulunduğu aracın plakasını verdiği, görüşmeyi gerçekleştiren polis memuru tarafından arayan numaranın görülebilir olduğu, nitekim polis memuru tarafından aramayı yapan numaranın tekrar arandığı, arayan kişinin konuşma esnasında defaatle ölmek üzere olduğunu beyan ettiği, dosyada bulunan 155 polis imdat ihbarı CD çözüm tutanağından anlaşılmakta olup, …'ın 12/01/2013 tarihinde polis merkezine vermiş olduğu ifadesinde de …'ın polis memuru ile yapmış olduğu 2 dakika 52 saniyelik telefon görüşmesinde vermiş olduğu plakaya sahip aracın olayda kullanıldığının teyit edildiği görülmektedir. Buna göre, davacılar yakınının 155 polis imdat hattında bulunan polis memuru ile yaptığı görüşmede; yaralı olduğunun, acil müdahale edilmesi gereken bir durumda bulunduğunun, araç plakasını verdiğinin ve cep telefonu numarasının bilindiği hususları birlikte değerlendirildiğinde 155 polis imdat hattında görevli polis memuru tarafından durumun derhal amirlerine veya ilgili birime bildirilmesi ve buna göre gerekli işlemlerin veya müdahalenin yapılması gerekirken yapılan acil çağrı görüşmesi üzerine amirlerine veya ilgili birime bildirim yapılmadığı dolayısıyla herhangi bir işlemin de yapılmadığı anlaşıldığından dava konusu olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla, uyuşmazlığa konu olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunması sebebiyle davacıların zararlarının karşılanması gerektiği anlaşıldığından davanın reddi yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE, 2. Davanın reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin… tarih ve E:… K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İdarenin Hukuki Sorumluluğu ve Hizmet Kusuru İlkesi

İdarenin hukuki sorumluluğunun doğabilmesi için hukuken bir zararın bulunması, bu zararın idari bir eylem veya işlemden kaynaklanması ve oluşan zarar ile idari eylem veya işlem arasında illiyet bağının kurulabilmesi gerekir.

Hizmet kusuru, idarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu bir kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenişinde ya da işleyişinde meydana gelen nesnel nitelikteki bozukluk, aksaklık veya boşluktur. Bu kusur kamu hizmetinin kötü işlemesi, geç işlemesi ya da hiç işlememesi şeklinde gerçekleşir ve idarenin doğrudan ve asli sorumluluk sebebini teşkil eder. İdare, kamu hizmetinin gereği gibi işlemesini sağlayacak teşkilatlanmayı kurmak, hizmetin niteliğine uygun donatılmış tesis ve binalarda, hizmetin vasfına uygun seçilmiş ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmekle yükümlüdür.

Acil Çağrı Hizmetleri ve Görevli Personelin Yükümlülükleri

Acil çağrı kavramı mevzuatta kamu düzeni ve güvenliği, kişi sağlığı ve güvenliği, toplum sağlığı, su kaynakları, sulak alanlar ile doğaya dönük ani tehditler ve mala yönelik zararları içeren durumlara dair her türlü bildirimi kapsar. Polis, jandarma ve itfaiye gibi farklı birimlere ait acil çağrı hatları 112 numarası altında birleştirilmiş ve çağrıların tek bir merkezden koordine edilmesi amacıyla 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlükleri kurulmuştur.

İl Emniyet Müdürlükleri Acil Çağrı Hizmetleri Yönergesi'nin 18. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca servis operatörü, acil durum kapsamına giren çağrılarda arayan kişiye yardımcı olmak suretiyle olay, eşkâl, plaka ve istikamet gibi bilgileri eksiksiz almaya çalışmak, konuyu sevk ve yönetim birimine süratle aktararak işlemi başlatmak ve yapılan işlem ile konunun içeriği hakkında sıralı amirlerini haberdar etmekle yükümlüdür. Yönerge'nin 27. maddesi gereğince operatörlerin zamana karşı duyarlı hareket etmesi, alınan çağrıyı mümkün olan en kısa sürede ilgilisine ulaştırması, tereddüde düşülen durumlarda veya sıradan olmayan karmaşık olaylarda derhal kısım sorumlularına bilgi vermesi zorunludur.

Acil Çağrıya Müdahale Edilmemesinde Hizmet Kusuru ve Yargısal Denetim

Yaralı olduğunu ve araç plakasını bildiren bir yurttaşın yaptığı acil çağrı üzerine nöbetçi personelin durumu sıralı amirlerine veya ilgili birimlere aktarmaması ve müdahale için herhangi bir işlem başlatmaması durumunda idarenin hizmet kusuru gerçekleşir. Danıştay 10. Dairesinin E. 2022/891, K. 2024/3907 sayılı kararında, acil yardım çağrısına rağmen görevli personelin amirlerine bildirim yapmaması ve gereken işlemleri yürütmemesi nedeniyle idarenin hizmet kusurunun bulunduğu kabul edilmiş ve ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararı bozulmuştur.

Tam yargı davalarında mahkemeler, zarara yol açtığı ileri sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunu denetler. Mahkemece olayın oluşumu ve zararın niteliği incelenerek öncelikle idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı araştırılır; hizmet kusuru bulunmadığı takdirde kusursuz sorumluluk ilkelerinin somut olaya uygulanabilirliği değerlendirilir ve tazminata hükmedilirken sorumluluk sebebi açıkça gösterilir.

Kusurlu Personele Rücu ve Kanun Yolu Başvurusu

Acil çağrı ihbarıyla ilgili işlem yapılmaması ya da konunun yetkili birimlere bildirilmemesi sebebiyle idarenin hizmet kusurundan ötürü tazminat sorumluluğunun doğması durumunda, kamu idaresinin ödediği zararı kusuru bulunan kamu personeline rücu etme imkânı bulunmaktadır.

Danıştay Onuncu Dairesi kararlarına karşı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesinin birinci fıkrası ile Geçici 8. maddesi hükmü doğrultusunda, kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabilir.

Acil çağrı operatörünün ihbarı ilgili birimlere iletmemesi hizmet kusuru sayılır mı?

Evet, acil durum bildiren bir çağrı karşısında operatörün amirlerine ya da yetkili birimlere bildirimde bulunmaması ve işlem başlatmaması idarenin hizmet kusurunun bulunduğunu gösterir.

İdarenin hizmet kusuru nedeniyle ödediği tazminat personele yansıtılabilir mi?

Evet, ihbarla ilgili gerekli işlemleri yapmayarak veya durumu yetkili mercilere iletmeyerek zarara yol açan kamu personeline, idare tarafından ödenen zarar rücu edilebilir.

Danıştay kararlarına karşı karar düzeltme başvuru süresi ne kadardır?

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesinin birinci fıkrası ile Geçici 8. maddesi uyarınca Danıştay Onuncu Dairesi kararlarına karşı tebliğ tarihini izleyen günden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme yoluna gidilebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu