Nezarethanede Polis Silahıyla İntihar ve İdarenin Sorumluluğu

by Avukat Erdal Ersoy
Nezarethanede Polis Silahıyla İntihar ve İdarenin Sorumluluğu

İdarenin Kusursuz ve Kusurlu Sorumluluğunun Anayasal Dayanağı

Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrası uyarınca idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Bu anayasal ilke gereğince kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında kamu görevlilerinin kusurlu eylemleri veya hizmetin işleyişindeki aksaklıklar sebebiyle bir zarar doğduğunda, zarara uğrayan kişilerin idareden tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır. İdarenin sorumluluğu, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi durumlarında hizmet kusuru temeline dayanmaktadır.

Danıştay Danıştay 10. Daire Başkanlığı, E. 2012/2997, K. 2016/96Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2012/2997 E.  ,  2016/96 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2012/2997 Karar No : 2016/96 Temyiz Eden (Davacılar) : Vekili : Karşı Taraf (Davalı) : İçişleri Bakanlığı İstemin_Özeti : … 1. İdare Mahkemesi'nin … tarih ve … sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının vekalet ücretine ilişkin kısmının bozulması, esasa ilişkin kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği görüşüldü: Dava; davacıların çocuğu olan A.S.'nin …2009 tarihinde silahla adam yaralama suçundan dolayı polis tarafından yakalanarak doktor raporu aldırmak üzere işlemleri sürdürülürken kendisine ve çevresine zarar verme ihtimaline binaen geçici süreli olarak … İli, … İlçesi, … Polis Merkezi Amirliğinde gözlem altına alındığı ve polis nezarethanesinde tutulduğu sırada, nezarethane parmaklıklarına tırmanarak kendisine su ve sigara verilmesini isteyerek taşkın hareketlerde bulunması üzerine, karakolda görevli olan polis memurunun gözlem altındaki şahsa parmaklıklar arasından su şişesi uzatmak suretiyle su içirmeye çalıştığı esnada, A.S.'nin ani bir hamle ile polis memurunu yakasından tutarak kendisine doğru çekip görevlinin belindeki silahı alması, görevlilerin tüm telkin ve çabalarına rağmen silahı bırakmayarak, silahı kafasına dayamak suretiyle bir el ateş ederek olay yerinde hayatını kaybetmesi nedeniyle, uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık olarak vefat edenin annesi E.S. için 10.000 TL maddi, 15.000 TL manevi, babası Ş.S. için 5.000 TL maddi, 10.000 TL manevi olmak üzere toplam 40.000 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. … 1. İdare Mahkemesi'nce; Anayasanın 125. maddesi, son fıkrasında; idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükmüne yer verildiği, ölüm olayının akabinde yapılan soruşturma ve kovuşturma sonucu, olayın meydana gelmesinde idare ajanının kusuru olmadığının saptanması, dolayısıyla idarenin hizmet kusurunun bulunmadığının ve olayın sorumluluğunun müteveffanın kendi kusurlu hareketi sonucu doğduğunun anlaşılması karşısında, davalı idarenin tazminle sorumlu tutulmasını gerektirecek nitelikte bir hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacılar tarafından, hukuka aykırı olduğu ileri sürülen İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, avukatlık ücreti dışındaki esasa ilişkin kısmı, usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemektedir. İdare Mahkemesi kararının, davacı aleyhine hükmedilen avukatlık ücreti yönünden incelenmesi; 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname uyarınca, hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ya da avukatlar tarafından idarelerin vekili sıfatıyla yürütülen davaların idareler lehine neticelenmiş olması halinde, idareler lehine vekalet ücreti takdir edilecek olmakla birlikte, 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca idareler lehine vekalet ücreti takdirinin, ancak bu Kanun Hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği 2.11.2011 tarihinden sonra açılan davalarda söz konusu olabileceği, bakılmakta olan davanın ise, 1.11.2010 tarihinde diğer bir deyişle 659 sayılı KHK'nın yürürlük tarihi olan 2.11.2011 tarihinden önce açıldığı dikkate alındığında, temyize konu mahkeme kararının, davayı hukuk müşaviri eliyle takip etmiş olan davalı idare lehine avukatlık ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz isteminin kısmen kabulü ile … 1. İdare Mahkemesi'nin … tarih ve … sayılı kararının; davalı idare lehine avukatlık ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının BOZULMASINA oybirliğiyle, temyiz isteminin kısmen reddi ile anılan kararın davalı idare lehine avukatlık ücretine hükmedilmesi dışındaki kısmının ONANMASINA oyçokluğuyla; dosyanın bozulan kısım için yeniden bir karar verilmek üzere anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 11.1.2016 tarihinde karar verildi. KARŞI OY : Olayda, davacıların çocuğu A.S.'nin intihar eyleminde kullandığı silahın sahibi polis memuru C.K. hakkında açılan disiplin soruşturması sonucunda, polis memurunun gereken dikkat ve özeni göstermeyerek görev sırasında yasaklanan tutum ve davranışlarda bulunduğu gerekçesiyle Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 4/1. maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırıldığı görülmektedir. Buna göre, olayın meydana gelmesinde polis memurunun, dolayısıyla davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu sonucuna ulaşılmakta olup; bu olay nedeniyle idarenin hizmet kusurunun varlığı kabul edilerek tazminat istemleri hakkında bir karar verilmesi gerekirken, davanın reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmadığı düşüncesiyle, aksi yönde verilen çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Nezarethanede Polis Memurunun Silahının Alınması ve Hizmet Kusuru Değerlendirmesi

Polis nezarethanesinde tutulan şahsın, kendisine su verilirken görevli polis memurunun belindeki silahı alarak intihar etmesi neticesinde açılan maddi ve manevi tazminat davasında idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı hususu yargı kararlarına yansımıştır. Danıştay 10. Dairesinin 2012/2997 Esas ve 2016/96 Karar sayılı ilamına konu olayda, idare ajanının kusuru bulunmadığı ve olayın meydana gelmesinde şahsın kendi kusurlu hareketinin belirleyici olduğu değerlendirilerek tazminat isteminin reddine yönelik ilk derece mahkemesi kararının esasa ilişkin kısmı oyçokluğuyla onanmıştır.

Aynı kararda yer verilen karşı oy gerekçesinde ise farklı bir yaklaşım sergilenmiştir. Silah sahibi polis memurunun somut olayda gereken dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle disiplin cezası aldığı, nezarethane koşullarında kamu gücünün ve görevlilerin azami gözetim yükümlülüğü bulunduğu, bu durumun idarenin hizmet kusuruna işaret ettiği ve bu nedenle tazminat istemlerinin kabul edilmesi gerektiği yönünde hukuki görüş bildirilmiştir. Dolayısıyla olayın şahsın münhasır kusurundan mı kaynaklandığı yoksa idare görevlisinin özen yükümlülüğünü ihlal etmesinin hizmet kusuru mu sayılacağı hususunda yargısal denetimde farklı gerekçeler ileri sürülmektedir.

İdari Yargıda Temyiz İncelemesinin Hukuki Kapsamı

İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının Danıştay nezdinde temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyiz mercii, ilk derece mahkemesinin kararını hukuka uygunluk denetimine tabi tutarak, olayda idareye yüklenebilecek bir hizmet kusurunun bulunup bulunmadığını ve illiyet bağının kesilip kesilmediğini bu kanuni sınırlar dahilinde incelemektedir.

Nezarethanede intihar olayında idarenin tazminat ödeme yükümlülüğü hangi esasa dayanır?

Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrası gereğince idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür; ancak tazminat sorumluluğunun doğması için idarenin hizmet kusurunun bulunması ve zararla eylem arasında illiyet bağının kopmamış olması aranmaktadır.

Gözaltındaki şahsın görevli memurun silahını alarak intihar etmesi hizmet kusuru sayılır mı?

Danıştay 10. Dairesinin 2012/2997 Esas ve 2016/96 Karar sayılı kararında, şahsın su verilirken belden silah alması olayında idare ajanının kusuru bulunmadığı ve olayın şahsın kendi kusurlu hareketi sonucu doğduğu gerekçesiyle davanın reddi oyçokluğuyla onanmış; karşı oyda ise memurun dikkat ve özen göstermemesi nedeniyle hizmet kusurunun varlığı savunulmuştur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu