Zimmet Suçu Cezası ve Memuriyete Etkisi

by Avukat Erdal Ersoy
Zimmet Suçu Cezası ve Memuriyete Etkisi

Zimmet Suçunun Tanımı, Faili ve Hukuki Niteliği

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 247. maddesinin 1. fıkrasına göre zimmet suçu, kamu görevlisinin görevi sebebiyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü bulunduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçirmesiyle oluşur. Kanuni düzenleme gereği bu suç kamu görevlisi sıfatına bağlı olarak işlenebilen özgü bir suçtur; kamu görevlisi olmayan kişi bu suçun faili olamaz. Zimmet suçunun konusunu kamu görevlisine görevi sebebiyle zilyetliği devredilmiş taşınır veya taşınmaz mallar ile para oluşturabilir. Suçun mağduru kamu idaresidir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 247Kaynağı aç
Madde 247- (1) Görevi nedeniyle zilyedliği kendisine devredilmiş
olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının
zimmetine geçiren kamu görevlisi, beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.
(2) Suçun, zimmetin açığa çıkmamasını
sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı
oranında artırılır.
(3) Zimmet suçunun, malın geçici bir süre kullanıldıktan sonra iade
edilmek üzere işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilebilir.
Etkin pişmanlık

Türk Ceza Kanunu'nun 6. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi kamu görevlisini, kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme suretiyle ya da herhangi bir şekilde sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi şeklinde tanımlamaktadır. Kamu görevlisi sıfatını taşımayan kimseler ise failin bu sıfatını bilmeleri kaydıyla zimmet suçuna iştirak hükümlerine göre dahil olabilirler.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 6Kaynağı aç
Madde 6- (1) Ceza kanunlarının uygulanmasında;
a) Vatandaş deyiminden; fiili işlediği sırada Türk vatandaşı olan kişi,
b) Çocuk deyiminden; henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi,
c) Kamu görevlisi deyiminden; kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya
seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak
katılan kişi,
d) Yargı görevi yapan deyiminden; yüksek mahkemeler,
adlî ve idarî mahkemeler üye ve hakimleri ile Cumhuriyet savcısı ve
avukatlar,[2]
e) Gece vakti deyiminden; güneşin
batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat evvele kadar devam
eden zaman süresi,
f) Silah deyiminden;
1. Ateşli silahlar,
2. Patlayıcı maddeler,
3. Saldırı ve savunmada kullanılmak
üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet,
4. Saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve
savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler,
5. Yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa
yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeler,
g) Basın ve yayın yolu ile deyiminden; her türlü yazılı, görsel, işitsel
ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınlar,
h) İtiyadi suçlu deyiminden; kasıtlı bir suçun temel şeklini ya da daha
ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekillerini bir yıl içinde ve
farklı zamanlarda ikiden fazla işleyen kişi,
i) Suçu meslek edinen kişi deyiminden; kısmen de olsa geçimini suçtan
elde ettiği kazançla sağlamaya alışmış kişi,
j) Örgüt mensubu suçlu deyiminden; bir suç örgütünü kuran, yöneten,
örgüte katılan veya örgüt adına diğerleriyle birlikte veya tek başına suç
işleyen kişi,
anlaşılır.
İKİNCİ
BÖLÜM
Kanunun
Uygulama Alanı
Zaman bakımından uygulama

Zimmet Suçunun Cezası ve Nitelikli Unsurları

Türk Ceza Kanunu'nun 247. maddesinin 1. fıkrası uyarınca görevi dolayısıyla zilyetliği devredilen ya da koruma ve gözetimi altındaki malı zimmetine geçiren kamu görevlisi hakkında beş yıldan on iki yıla kadar hapis cezasına hükmedilir.

Fiilin zimmetin açığa çıkmamasını temin etmeye yönelik hileli hareketlerle gerçekleştirilmesi suçun nitelikli halini oluşturur. Türk Ceza Kanunu'nun 247. maddesinin 2. fıkrası gereğince bu vaziyette verilecek ceza yarı oranında artırılmaktadır.

Malın geçici süre kullanıldıktan sonra geri verilmek maksadıyla zimmete geçirilmesi kullanma zimmeti olarak kabul edilir. Türk Ceza Kanunu'nun 247. maddesinin 3. fıkrası gereğince kullanma zimmetinde ceza yarı oranına kadar indirilebilir. Öte yandan Türk Ceza Kanunu'nun 249. maddesinin 1. fıkrasına göre zimmet suçunun konusunu meydana getiren malın değerinin azlığı sebebiyle hükmedilecek cezada üçte birden yarıya kadar indirime gidilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 249Kaynağı aç
Madde 249- (1) Zimmet suçunun konusunu oluşturan malın
değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilir.
İrtikap

Etkin Pişmanlık Hükümleri ve Ceza İndirimleri

Zimmet suçunda etkin pişmanlık düzenlemeleri Türk Ceza Kanunu'nun 248. maddesinde yer alır. Soruşturma evresi başlamadan önce zimmete geçirilen malın aynen iade edilmesi veya idarenin zarara uğradığı miktarın tamamen tazmini halinde faile verilecek cezanın üçte ikisi indirilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 248Kaynağı aç
Madde 248- (1) Soruşturma başlamadan önce, zimmete geçirilen malın
aynen iade edilmesi veya uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi halinde,
verilecek cezanın üçte ikisi indirilir.
(2) Kovuşturma başlamadan önce, gönüllü olarak, zimmete geçirilen malın
aynen iade edilmesi veya uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi halinde,
verilecek cezanın yarısı indirilir. Etkin pişmanlığın hükümden önce gerçekleşmesi
halinde, verilecek cezanın üçte biri indirilir.
Daha az cezayı gerektiren hal

Kovuşturma evresi başlamadan önce zimmete konu malın gönüllü olarak aynen geri verilmesi ya da zararın bütünüyle karşılanması durumunda cezanın yarısı indirilir. Etkin pişmanlık şartlarının hüküm kurulmadan önce yerine getirilmesi halinde ise Türk Ceza Kanunu'nun 248. maddesinin 2. fıkrası uyarınca cezanın üçte bir oranında indirilmesi öngörülmektedir.

Soruşturma Usulü ve Zamanaşımı Süresi

Zimmet suçu şikâyete tabi tutulmamış olup kamu idaresinin işleyişi kapsamında savcılık tarafından suça ilişkin delil elde edildiğinde veya eylem öğrenildiğinde kendiliğinden soruşturulur.

Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda kamu davası kural olarak on beş yıllık sürenin tamamlanmasıyla zamanaşımına uğrar ve düşer. Aynı maddenin 3. ve 4. fıkraları çerçevesinde zamanaşımı hesabı yapılırken kanunda belirtilen cezanın yukarı sınırı ile deliller uyarınca belirlenen nitelikli haller dikkate alınır. Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesinin 6. fıkrasına göre zamanaşımı süresi tamamlanmış fiillerde suçun işlendiği gün, teşebbüs durumunda son icra hareketinin gerçekleştirildiği an, kesintisiz suçlarda kesintinin vuku bulduğu ve zincirleme suçlarda ise son suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlamaktadır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 66Kaynağı aç
Madde 66- (1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında
kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda
yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda
onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını
gerektiren suçlarda sekiz yıl,
geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını
doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup
da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin
geçmesiyle kamu davası düşer.
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller
itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun
kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları
gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/8
md.) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece
bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı
süresi yeni baştan işlemeye başlar.
(6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs
halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda
kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara
karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından
işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye
başlar.
(7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış
müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların
yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz.
Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi

Devlet Memurluğuna ve Uzman Erbaşlık Statüsüne Etkisi

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin 1. fıkrasının (A) bendinin 5 numaralı alt bendi gereğince Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde öngörülen süreler tamamlanmış ya da suç affa uğramış olsa dahi zimmet suçundan mahkûm olanlar memuriyete kabul edilmemektedir.

3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 12. maddesinin (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca basit ve nitelikli zimmet suçları yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçlar kategorisinde yer alır. Bu suçlardan dolayı mahkûm olan personelin cezası ertelense, seçenek yaptırımlara çevrilse, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilse veya ceza affa uğrasa dahi sözleşmesi feshedilerek ilişiği kesilir. Anılan maddenin amir hükmü gereğince ilişiği kesilen uzman erbaşlar feshin gerekçesine bakılmaksızın yeniden Türk Silahlı Kuvvetlerine kabul edilmezler.

3269 sayılı UZMAN ERBAŞ KANUNU m. 12Kaynağı aç
Madde 12- (Değişik: 10/2/2004-5085/7 md.)
Sözleşmenin imzalanmasından
sonra ilk beş aylık intibak dönemi içerisinde göreve intibak edemeyenler ile ayrılmak
isteyenlerin sözleşmeleri feshedilerek, Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir.
Peşin olarak ödenen aylık ve aylık ile birlikte ödenen diğer tüm özlük haklarının
çalışılmayan günlere ait kısmı geri alınır.
Görevde
başarısız (…)[11] olan veya kendilerinden istifade edilemeyeceği
anlaşılan uzman erbaşların, barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silâhlı
Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Bunlar, yedekte er kaynağına alınırlar.
(Değişik üçüncü
fıkra:12/6/2024-7517/31 md.) Görevde başarısız olma, intibak edememe ve kendilerinden
istifade edilememe hallerinde yapılacak işlemler, çıkarılacak yönetmelikte
düzenlenir.
Ayrıca;
a) Almış oldukları sicile
göre kademe ilerlemesi yapamayanların,
b) (Değişik birinci cümle: 22/1/2015 – 6586/78
md.) Verilen ceza, ertelense,
seçenek yaptırımlara çevrilse, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilse
veya affa uğrasa dahi;
1) Devletin şahsiyetine karşı
işlenen suçlar ile basit ve nitelikli zimmet, irtikâp, iftira, rüşvet, hırsızlık,
dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, yalan yere tanıklık, yalan yere
yemin, cürüm tasniî, ırza geçmek, sarkıntılık, kız, kadın veya erkek kaçırmak, fuhşiyata
tahrik, gayri tabiî mukarenet, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti
kırıcı suçlar ile istimal ve istihlâk kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmî ihale
ve alım ve satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma, firar, amir
veya üste fiilen taarruz, emre itaatsizlikte ısrar, üste hakaret, mukavemet, fesat,
isyan suçlarından dolayı mahkûm olanların,
2) Askerî Ceza Kanununun 148
inci maddesinde yazılı suçlardan mahkûm olanların,
c) Taksirli suçlar hariç olmak
üzere diğer suçlardan adlî veya askerî mahkemeler tarafından otuz günden daha fazla
süreli hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile mahkûm olanların,
ç) (İptal
bent: Anayasa Mahkemesinin
14/3/2024 tarihli ve E: 2024/26, K: 2024/83 sayılı Kararı ile)
d) (Değişik: 31/1/2013-6413/45
md.) Son olarak verilen de dahil olmak üzere, kararın kesinleştiği tarihten
itibaren geriye doğru son bir yıl içinde toplamda otuz gün ve daha fazla oda hapsi
veya hizmet yerini terk etmeme cezasına mahkûm olanların veya en son aldığı disiplin
cezasından geriye doğru son bir yıl içinde en az iki disiplin amirinden toplam sekiz
defa veya daha fazla disiplin cezası alanların,
e) Yabancı uyruklu kişilerle
evlenenlerden; bu evlilikleri, ilgili yönetmelikte belirtilen esaslar dahilinde
Milli Savunma Bakanlığınca uygun görülmeyenlerin,[12]
f) Çeşitli nedenlerle Türk
vatandaşlığını kaybedenlerin veya Türk vatandaşlığından çıkartılanların,
g) (Ek:12/6/2024-7517/31
md.) Terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olan, bu örgütlere yardım
eden, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullanan ya
da kullandıran, bu örgütlerin propagandasını yapanların,
Sözleşmeleri feshedilmek suretiyle
Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir.
Her ne sebeple olursa olsun,
sözleşmesi feshedilerek Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişiği kesilen uzman erbaşlar,
tekrar Türk Silâhlı Kuvvetlerine alınmazlar.
İntibak
edememe halleri
Danıştay 2. Daire, E. 2021/16350, K. 2025/3620Kaynağı aç
Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/16350 E.  ,  2025/3620 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/16350
Karar No : 2025/3620
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı
2- … Genel Müdürlüğü
VEKİLLERİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : Dava; davacının, … İl Emniyet Müdürlüğü emrinde 4. sınıf emniyet müdürü olarak görev yaptığı dönemde, "iftira" fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesi uyarınca "meslekten çıkarma" cezası ile tecziyesine ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun … tarihinde onaylanan … günlü, … sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:.. sayılı kararıyla; davacı tarafından, polis memuru …'nin FETÖ/PDY Terör Örgütü üyesi olabileceği konusunda şikayette bulunulması üzerine adı geçen şahsın gözaltına alındığı, tutuklandığı ve görevden uzaklaştırıldığı, … Cumhuriyet Başsavcılığının … soruşturma numarası ile şahıs hakkında "ek kovuşturmaya yer olmadığına dair" karar verildiği ve … tarihli görevden uzaklaştırma tedbiri kaldırılarak göreve başlatıldığı; davacı hakkında, "iftira nedeniyle mağdurun gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olmak" suçunu işlediğinden bahisle açılan davada, … Asliye Ceza Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararı ile davacının, iftira suçundan 10 ay; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve her iki cezaya ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, söz konusu kararın … tarihinde kesinleştiği; diğer taraftan davacının, FETÖ/PDY Terör Örgütüne üye olmak ve Anayasal düzen işleyişini bozmak (darbeye teşebbüs) suçlarını işlediği iddiasıyla açılan davada, … Ağır Ceza Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararı ile davacının "Anayasayı ihlal" suçundan beraatine, "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan ise 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, soruşturma kapsamında davacıya isnat edilen fiilin sübuta erdiği anlaşıldığından, tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı; diğer taraftan, dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan 7068 sayılı Kanun'un 9. maddesinin atıfta bulunduğu 657 sayılı Kanun'un 125/E-g maddesi uyarınca "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili, "Devlet memurluğundan çıkarma" cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmış olmakla birlikte, dava konusu fiilin işlendiği tarihte yürürlükte bulunan ve davacının lehine olan hükmü içeren Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 8/6. maddesindeki iftira fiili meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayıldığından, dava konusu işlemin tesisinde, davacının lehine olan mevzuat hükmünün uygulandığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine hükmedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuk ve usule uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; şikayet hakkının Anayasa'dan belirtilen temel haklardan olduğu, bu hakkın kullanılması suretiyle kişiye ceza verilemeyeceği, şahsın gözaltına alınması ve tutuklanması ile hakkında takipsizlik kararı verilmesinde hiçbir rolünün bulunmadığı, alt ceza uygulamasına gidilmediği, eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmüştür.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava dosyanın incelenmesinden; davacının, … İl Emniyet Müdürlüğü emrinde 4. sınıf emniyet müdürü olarak görev yaptığı dönemde, … İlçe Emniyet Müdürlüğü kadrosunda görevli iken geçici olarak … İlçe Emniyet Amirliği kadrosunda görevlendirilen polis memuru … hakkındaki şikayeti üzerine, polis memurunun FETÖ/PDY Terör Örgütü ile iltisaklı olduğu şüphesi ile … Cumhuriyet Başsavcılığının … soruşturma sayısına kayden hakkında gözaltı kararı verildiği ve akabinde tutuklandığı, soruşturma sonucunda … hakkında “kovuşturmaya yer olmadığına" dair karar verilmesi üzerine, … Cumhuriyet Savcılığınca “iftira nedeniyle mağdurun gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olmak" suçundan davacı hakkında soruşturma açıldığı, yapılan disiplin soruşturmasında, polis memuru …'ye yönelik … Emniyet Müdürlüğünce yapılan araştırmalar sonucunda, bahse konu terör örgütü ile iltisakı olduğunda ilişkin davacının soyut iddialarından başka herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığı ve bu nedenle davacının, polis memuruna yönelik iftira fiilini işlediği gerekçesiyle, dava konusu işlemin tesis edilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT :
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesinde; "Hırsızlık, gasp, dolandırıcılık, irtikap, rüşvet, zimmet, ihtilas, ırza geçme, ırza tasaddi, sahtecilik, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, kalpazanlık, kasden adam öldürme, veya bu suçları işlemeye teşebbüs etmek, emniyeti suiistimal, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, suç tasnii, iftira" fiilleri meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.
Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün yasal dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin iptaline karar verilmiş; anılan madde, Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatı mensuplarına ilişkin disiplin kurallarını yeniden düzenleyen ve 08/03/2018 günlü, 30354 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7068 sayılı "Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin Kabul Edilmesine Dair Kanun"un 37. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
7068 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında; "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları, bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Ceza hukuku kökenli bir ilke olan lehe olan hükmün uygulanması ilkesi; işlendiği zamanın hukuki normları uyarınca suç sayılan bir fiil sonradan yürürlüğe giren bir düzenleme ile suç olmaktan çıkarılmış bulunuyorsa veya sonradan yürürlüğe giren düzenleme suçun işlendiği zaman mevcut olan düzenlemeye göre suçlunun lehinde ise, sonraki normun daha önce işlenmiş olan fiillere uygulanmasını öngörmektedir.
Kural olarak idari işlemlerin yargısal denetimi, tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılmaktadır. Bu anlamda, idari işlem niteliğindeki disiplin yaptırımının da tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması gerekmekte ise de, ilke olarak suç ve cezada lehe olan normun uygulanması kuralının disiplin cezaları yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir.
Dolayısıyla fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleri farklı ise, disiplin cezası ile cezalandırılacak olan kişilerin lehine olan mevzuat hükmü dikkate alınmalıdır.
Bu açıklamalar çerçevesinde mevzuat hükümleri incelendiğinde; 7068 sayılı Kanun'un 8. maddesinde, disiplin cezası verilmesini gerektirecek fiillerin sayma suretiyle belirlendiği, ancak bu fiiller arasında "iftira" fiiline yer verilmeyerek, anılan fiilin disiplin suçu olmaktan çıkarıldığı görülmüştür.
Bu bağlamda, davacıya isnat edilen, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesinde yer alan "iftira" fiilinin, mevcut hukuki durum itibarıyla 7068 sayılı Kanun ile herhangi bir cezai yaptırıma bağlanmayarak disiplin suçu olmaktan çıkarıldığı dikkate alındığında, davacı hakkında tesis edilen disiplin cezasında hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,
3. 2577 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun'la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun'a 6545 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile eklenen Geçici 8. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 16/09/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava konusu işlemin tesisine neden olan ve eylem tarihinde yürürlükte bulunan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesinde; "…iftira…" fiili, meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.
08/03/2018 tarih ve 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinde; "1-Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre re'sen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur. … 2/b- Bu Kanun yürürlüğe girmeden önce personelin tabi olduğu disiplin mevzuatının ceza hükümleri ile bu Kanunun ceza hükümlerinin farklı olması halinde personelin lehine olan hükümler uygulanır." hükmü getirilmiştir.
Anılan Tüzüğün 8/6. maddesindeki düzenlemeye, 7068 sayılı Kanun'da yer verilmemiş, bu Kanun'un, "Devlet memurluğundan çıkarma" başlıklı 9. maddesinde; Devlet memurluğundan çıkarma cezası uygulanacak fiiller ve bu cezayı verme yetkisi ile ilgili olarak 657 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Sonuç olarak yüz kızartıcı eylem, işlem, tutum ve davranışlar yönünden; 7068 sayılı Kanun, Devlet memurluğundan çıkarma disiplin cezasını öngörürken, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nde yer almış olan, meslekten çıkarma cezası daha lehe hüküm haline gelmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde, "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayıldığından, 657 sayılı Kanun uyarınca, öncelikle yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmanın kapsamının belirlenmesi gerekir.
09/05/2014 tarih ve 28995 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 16/01/2014 tarih ve E:2013/110, K:2014/8 sayılı kararında da; 657 sayılı Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde yer alan kuralın,… fıkrada genel bir belirleme yapılmadığı, disiplin cezası gerektiren hareketlerin, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak derecede yüz kızartıcı ve utanç verici olması gerektiği düzenlenerek çerçevesinin çizildiği, kaldı ki; kural dayanak alınarak tesis edilen idari işlemlere karşı yargı yolu açık olup belirsiz olduğu ileri sürülen kavramlar ve bu kavramların belirttiği hareketler yargı kararları yoluyla da somutlaştırıldığından, Anayasa'nın 2.,38. ve 128. maddelerine aykırı olmadığına karar verilmiştir.
Yasa ile yüz kızartıcı olan eylemelerin hangileri olduğuna dair genel bir belirleme yapılmamış ise de; bazı kanunlarda yüz kızartıcı suçlara ilişkin düzenlemeler yer almış olup, bu düzenlemelerin; 657 sayılı Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde yer alan "yüz kızartıcı" kavramının somutlaştırılmasında esas alınıp, belirlilik ve öngörülebilirliğin sağlanacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Eylem tarihinden önce yürürlükte bulunan, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun (17/02/2004 – 5085 Kanun 7. md) 12. maddesinde; " Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlar ile basit ve nitelikli zimmet, irtikâp, iftira, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, cürüm tasniî, ırza geçmek, sarkıntılık, kız, kadın veya erkek kaçırmak, fuhşiyata tahrik, gayri tabiî mukarenet, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçlar ile… mahkûm olanlar" hükmüne yer verilerek iftira eylemi yüz kızartıcı sayılmıştır.
Bu itibarla, uyuşmazlıkta; davacıya atfedilen bu eylemin sübut bulması halinde; 657 sayılı Kanun'un 125/E-(g) maddesinde, Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilmesi öngörülmüş ise de; fiilin işlendiği tarihte yürürlükte olan ve davacı yönünden lehe sonuç doğuracağı anlaşılan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6 maddesine göre, "meslekten çıkarma" cezası verilmesi; hukuksal denetiminin de bu çerçevede yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davalı idarece davacıya isnat edilen iftira suçunun aynı zamanda ceza hukuku kapsamında bir suç olması ve Türk Ceza Kanunu'nda açıkça tanımlanmış olması nedeniyle yapılacak ceza yargılaması sonucunda suçun işlendiğinin sabit görülüp kişinin cezalandırılması halinde "iftira" suçunun işlendiğinden bahsetmek mümkün olacaktır.
Olayda; davacının, disiplin cezasıyla cezalandırılmasına sebep olan eylemi nedeniyle yargılandığı ceza davasında "iftira" suçundan 10 ay; "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçundan ise 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, şartları oluştuğundan her iki suç yönünden de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süreyle denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, anılan kararın da itirazın reddi suretiyle 06/12/2018 tarihinde kesinleştiği görülmektedir.
Disiplin hukuku; kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen bir alandır. Mevzuatımızda, kamu hizmetini yürütenlerin; disiplin yaptırımını gerektiren, eylem, işlem ve davranışlarını ve verilecek disiplin cezalarını belirleyen farklı düzenlemeler bulunmakla birlikte; disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem, işlem ve davranışın aynı zamanda cezai suç teşkil ettiği haller yönünden ayrıca düzenleme yapılarak, farklı bir ispat standardı veya oluşumsal unsurların belirtilmediği ve bu sürece ilişkin genel bir usul kanunu bulunmadığından, uygulamada ceza hukuku ilkelerine atıf yapıldığı; idari ve adli makamlarca yapılan değerlendirmelerin farklı sonuçlara ulaşabildiği görülmektedir.
Nitekim, AİHM "… yasaklanan ve disipline aykırı olarak nitelendirilen ve aynı zamanda disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem ve davranışlar, cezai suç teşkil etmektedir. Bununla birlikte, disiplin makamlarının bu gerekçelere dayanabilmesi için cezai bir hükmün gerekip gerekmediği hususunda herhangi bir bulgu mevcut değildir… bu yönde herhangi bir netliğin bulunmadığını dikkate alan AİHM, başvuranın davasında disiplin sorumluluğu ve cezai sorumluluk arasındaki çizgilerin, disiplin soruşturmasının en başından beri bulanık olduğunu" (AHİM- SEVEN / TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 60392/08)";
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 131. maddesi uyarınca, suçlamalardan beraat etmenin, aynı olaylar nedeniyle disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı kuralı yönünden ise; "Danıştay kararında geçen “ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması hallerinin ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı” ifadesinin, bu hususların hiçbirini aydınlatmadığı… ceza yargılamalarıyla eşzamanlı veya ceza yargılamalarının ardından yürütülen disiplin incelemelerinde üzerine atılı suç bulunan bir kişinin suçu yetkili bir mahkeme tarafından sabit bulununcaya kadar masum sayılma hakkının güvence altına alınması amacıyla izlenecek herhangi bir ilkeden" (AHİM KEMAL ÇOŞKUN/TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 45028/07) bahsetmediği görüşündedir.
Anayasa Mahkemesi ise; "adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamda birtakım çıkarımlarda bulunması masumiyet karinesinin ihlaline yol açabileceği, (Galip Şahin, B. No: 2015/6075), idari makamlarca veya mahkemelerce salt bir kimsenin suç isnadı altında olduğunun ifade edilmesi masumiyet karinesini zedelemeyeceği, bu bakımdan kişinin suç isnadı altında olduğunun belirtilmesi ile hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadığı hâlde onun mahkûm olduğunun kesin bir dille ifade edilmesi veya bu yönde kanaat oluşmasına yol açacak nitelikte açıklamalarda bulunulması arasındaki ayrıma özen gösterilmesi gerektiği,… disiplin suçuna ve ceza yargılamasına konu eylemlerin aynı olduğu hâllerde disiplin soruşturmasıyla ilgili uyuşmazlıklara bakan idari mahkemelerin fiilin sübutuyla ilgili olarak ceza mahkemesinin ulaştığı kanaate saygı göstermesi ve bunu sorgulayacak ifadeler kullanmamasının beklendiği, aksi takdirde kişinin ceza mahkemesinde beraat etmiş olmasının bir anlamı kalmayacağını (Barış Baş, B.No 2016/14253) belirtmektedir.
Yukarıda aktarılan duruma göre, disipline aykırı olarak nitelendirilen ve aynı zamanda disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem, işlem ve davranışların; cezai suç teşkil ettiği durumda, ceza yargılaması kanaatinin esas alınması gerekir.
Davacının disiplin cezasıyla cezalandırılmasına neden olan, “iftira” fiili nedeniyle adli yargı yerinde açılan ceza davasında; suçu işlediği sabit olduğundan, 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği görüldüğünden; adli yargıda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması ( HAGB ) kararının niteliği ve disiplin hukukuna etkisi ayrıca tartışılmalıdır.
Anayasa Mahkemesi (Başvuru numarası:2020/22692) kararında; ”HAGB kararı neticesinde başvurucunun masumiyeti devam ettiğinden anılan ceza davasından sonraki süreçte idari ve yargısal makamların başvurucunun masumiyetine halel veren bir yaklaşım sergileyip sergilemediklerinin incelenmesi gerekir. Bu bağlamda yukarıda yer verilen ilkeler uyarınca masumiyet karinesinin ihlal edilip edilmediği incelenirken yargılamayı yapan makamın ilgili kişiye suç isnat edip etmediği, ceza yargılaması kararını sorgulayıp sorgulamadığı ve münhasıran, ceza yargılaması sonucunda verilen HAGB kararına dayanıp dayanmadığı değerlendirilmelidir.” gerekçesine yer verilmiştir.
Davacının sonuç olarak yüz kızartıcı suç olan iftira fiili nedeniyle, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6 maddesi uyarınca disiplin cezası aldığı, davacıya isnat edilen fiilin aynı zamanda cezai suç teşkil ettiği tartışmasızdır. Fiilin ve özellikle de vasıflandırılmasının; disiplin ve ceza yargılamasında aynı olduğu durumda, idari yargı kararında yapılan inceleme, adli yargıda davacının üzerine atılı suçu işlediği izleniminin oluşmasına sebebiyet verilmekte ve bir yandan kesin bir mahkûmiyet hükmü ile sonuçlanmayan ceza yargılamasının HAGB kararı bu izlenimi desteklemektedir.
Bu durum, 5271 sayılı Kanun'a göre HAGB ile kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmayacağına yönelik düzenlemeyle bağdaşmamakta ve masumiyet karinesine uygun bulunmamaktadır.(Anayasa Mahkemesi, Başvuru numarası:2020/22692)
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının oluşturduğu (idari yargıya konu davalarda istisna getirmeyen) hukuki durum nedeniyle, bu aşamada; dava konusu disiplin cezası verilmesi işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Öte yandan; Anayasa Mahkemesinin, Başvuru Numarası:2016/14253, 2/7/2020 tarihli kararında belirtildiği üzere,"…Masumiyet karinesi, aynı olay kapsamında bile olsa ceza soruşturmasına konu suçun kurucu unsurunu oluşturmayan fiillerle ilgili olarak idari makamların değerlendirme yapmasını engellememektedir… Bu itibarla disiplin hukukundaki bir haksızlık ile ceza hukuku alanındaki haksızlığın kurucu unsurlarının aynı olduğu hâllerde idarenin kurucu unsurları ceza hukukununkiyle aynı olmayan başka bir haksızlık temelinde disiplin cezası uygulamasına herhangi bir mâni bulunmamaktadır."
Bu durumda, davacının temyiz isteminin kabulü ile davanın reddine ilişkin mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın, yukarıda yer verilen gerekçe ile bozulması gerektiği oyuyla aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyorum.
(XX) KARŞI OY :
Davacının temyiz isteminin reddi ile davanın reddi yolunda … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararının onanması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.

Disiplin Soruşturmaları ve Kolluk Personeli Rejimi

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak Devlet memurluğundan çıkarma yaptırımını gerektiren eylemler arasında kabul edilmiştir.

Danıştay 2. Daire, E. 2021/16267, K. 2025/3779Kaynağı aç
Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/16267 E.  ,  2025/3779 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/16267
Karar No : 2025/3779
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri V. …
2- … Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava Konusu İstem : Dava; İzmir İl Emniyet Müdürlüğünde komiser yardımcısı olarak görev yapan davacı tarafından, ''Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak'' fiilini işlediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-g maddesi uyarınca "Devlet memurluğundan çıkarma" cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun… Günlü,… sayılı kararının iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesinin… günlü, E:… K:… sayılı kararıyla; şüpheli ölüm olayının gerçekleştiği mahalde 11.000 Euro ve 600 Pound bulunduğu, polis merkezine parayı davacının götürdüğü, paranın teslimi esnasında yapılan kontrolde bir adet 500 Euro, iki adet 50 Euro ve bir adet 20 Poundun eksik olduğunun tespit edildiği, yapılan soruşturmada alınan ifadelerden ve görüntü kaydından, bahsedilen paranın davacı tarafından alındığının tespit edildiği, davacının da bu parayı merak ettiği için aldığı, ancak korktuğu için yerine koyamadığı yönünde beyanda bulunduğu, olay ile ilgili adli sürecin başlatıldığı ve davacının zimmet suçunu işlediğinden sonuç olarak 1 yıl, 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinin görüldüğü; bu durumda, soruşturma kapsamında alınan ifadelerden ve görüntü kaydından, davacının olay yerinde bulunan ve polis merkezine teslim etmesi gereken paranın bir kısmını aldığı ve olayın ortaya çıkması neticesinde parayı yerine koyduğunun anlaşıldığı, bu nedenle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : … Bölge İdare Mahkemesi… İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; İdare Mahkemesi kararının dayandığı gerekçenin usul ve yasaya uygun olduğu, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, dava konusu işlemin ölçülülük ve hakkaniyet prensiplerine aykırılık teşkil ettiği, idari soruşturmanın usuli kurallara aykırı şekilde yürütüldüğü ileri sürülerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Davalı idareler tarafından; temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının açıklama eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, davacının duruşma istemi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca yerinde görülmeyerek, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan; uyuşmazlığa konu olayla ilgili olarak … Ağır Ceza Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla, davacının zimmet suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesiyle 1 yıl, 4 ay, 20 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, şartları oluştuğundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan itiraz reddedilerek, kararın 27/02/2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:… K:… sayılı kararın yukarıda yer verilen açıklama eklenmek suretiyle ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davacı üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7035 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın …. İdare Mahkemesine gönderilmesine, 18/09/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
682 sayılı KHK'nın "Devlet memurluğundan çıkarma" başlıklı 9. maddesinde, Devlet memurluğundan çıkarma cezası uygulanacak fiiller ve bu cezayı verme yetkisi ile ilgili olarak 657 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde, "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.
09/05/2014 tarih ve 28995 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 16/01/2014 tarih ve E:2013/110, K:2014/8 sayılı kararında da; 657 sayılı Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde yer alan kuralın,… fıkrada genel bir belirleme yapılmadığı, disiplin cezası gerektiren hareketlerin, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak derecede yüz kızartıcı ve utanç verici olması gerektiği düzenlenerek çerçevesinin çizildiği, kaldı ki; kural dayanak alınarak tesis edilen idari işlemlere karşı yargı yolu açık olup belirsiz olduğu ileri sürülen kavramlar ve bu kavramların belirttiği hareketler yargı kararları yoluyla da somutlaştırıldığından, Anayasa'nın 2., 38. ve 128. maddelerine aykırı olmadığına karar verilmiştir.
Yasa ile yüz kızartıcı olan eylemelerin hangileri olduğuna dair genel bir belirleme yapılmamış ise de; bazı kanunlarda yüz kızartıcı suçlara ilişkin düzenlemeler yer almış olup, bu düzenlemelerin; 657 sayılı Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde yer alan "yüz kızartıcı" kavramının somutlaştırılmasında esas alınıp, belirlilik ve öngörülebilirliğin sağlanacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Eylem tarihinde yürürlükte bulunan Anayasa'nın 76. maddesinde zimmet yüz kızartıcı sayıldığından, bu eylemin sübut bulması halinde; 657 sayılı Kanun'un 125/E-(g) maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilmesi, hukuksal denetimin de bu çerçevede yapılması gerekir.
Diğer yandan; disiplin hukuku; kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen bir alandır. Mevzuatımızda, kamu hizmetini yürütenlerin; disiplin yaptırımını gerektiren, eylem, işlem ve davranışlarını ve verilecek disiplin cezalarını belirleyen farklı düzenlemeler bulunmakla birlikte; disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem, işlem ve davranışın aynı zamanda cezai suç teşkil ettiği haller yönünden ayrıca düzenleme yapılarak, farklı bir ispat standardı veya oluşumsal unsurların belirtilmediği ve bu sürece ilişkin genel bir usul kanunu bulunmadığından, uygulamada ceza hukuku ilkelerine atıf yapıldığı; idari ve adli makamlarca yapılan değerlendirmelerin farklı sonuçlara ulaşabildiği görülmektedir.
Nitekim, AİHM "… yasaklanan ve disipline aykırı olarak nitelendirilen ve aynı zamanda disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem ve davranışlar, cezai suç teşkil etmektedir. Bununla birlikte, disiplin makamlarının bu gerekçelere dayanabilmesi için cezai bir hükmün gerekip gerekmediği hususunda herhangi bir bulgu mevcut değildir… bu yönde herhangi bir netliğin bulunmadığını dikkate alan AİHM, başvuranın davasında disiplin sorumluluğu ve cezai sorumluluk arasındaki çizgilerin, disiplin soruşturmasının en başından beri bulanık olduğunu" (AHİM- SEVEN / TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 60392/08)";
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 131. maddesi uyarınca, suçlamalardan beraat etmenin, aynı olaylar nedeniyle disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı kuralı yönünden ise; "Danıştay kararında geçen “ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması hallerinin ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı” ifadesinin, bu hususların hiçbirini aydınlatmadığı… ceza yargılamalarıyla eşzamanlı veya ceza yargılamalarının ardından yürütülen disiplin incelemelerinde üzerine atılı suç bulunan bir kişinin suçu yetkili bir mahkeme tarafından sabit bulununcaya kadar masum sayılma hakkının güvence altına alınması amacıyla izlenecek herhangi bir ilkeden" (AHİM KEMAL ÇOŞKUN/TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 45028/07) bahsetmediği görüşündedir.
Anayasa Mahkemesi ise; "adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamda birtakım çıkarımlarda bulunması masumiyet karinesinin ihlaline yol açabileceği, (Galip Şahin, B. No: 2015/6075), idari makamlarca veya mahkemelerce salt bir kimsenin suç isnadı altında olduğunun ifade edilmesi masumiyet karinesini zedelemeyeceği, bu bakımdan kişinin suç isnadı altında olduğunun belirtilmesi ile hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadığı hâlde onun mahkûm olduğunun kesin bir dille ifade edilmesi veya bu yönde kanaat oluşmasına yol açacak nitelikte açıklamalarda bulunulması arasındaki ayrıma özen gösterilmesi gerektiği,… disiplin suçuna ve ceza yargılamasına konu eylemlerin aynı olduğu hâllerde disiplin soruşturmasıyla ilgili uyuşmazlıklara bakan idari mahkemelerin fiilin sübutuyla ilgili olarak ceza mahkemesinin ulaştığı kanaate saygı göstermesi ve bunu sorgulayacak ifadeler kullanmamasının beklendiği, aksi takdirde kişinin ceza mahkemesinde beraat etmiş olmasının bir anlamı kalmayacağını (Barış Baş, B.No 2016/14253) belirtmektedir.
Yukarıda aktarılan duruma göre, disipline aykırı olarak nitelendirilen ve aynı zamanda disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem, işlem ve davranışların; cezai suç teşkil ettiği durumda, ceza yargılaması kanaatinin esas alınması gerekir.
İzmir İl Emniyet Müdürlüğünde komiser yardımcısı olarak görev yapan davacının, zimmet fiilini işlediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-g maddesi uyarınca "Devlet memurluğundan çıkarma" cezası verildiği, bu işlemin iptali istemiyle açılan davada, yapılan soruşturmada alınan ifadelerden ve görüntü kaydından, bahsedilen paranın davacı tarafından alındığının tespit edildiği, davacının da bu parayı merak ettiği için aldığı, ancak korktuğu için yerine koyamadığı yönünde beyanda bulunduğu, olay ile ilgili adli sürecin başlatıldığı ve davacının zimmet suçunu işlediğinden sonuç olarak 1 yıl, 4 ay, 20 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinin görüldüğü, bu durumda, soruşturma kapsamında alınan ifadelerden ve görüntü kaydından, davacının olay yerinde bulunan ve polis merkezine teslim etmesi gereken paranın bir kısmını aldığı ve olayın ortaya çıkması neticesinde parayı yerine koyduğunun anlaşıldığı, bu nedenle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verdiği anlaşılmaktadır.
Davacının disiplin cezasıyla cezalandırılmasına neden olan fiili nedeniyle "zimmet" suç isnadıyla adli yargı yerinde açılan ceza davasında; suçu işlediği sabit olduğundan,1 yıl, 4 ay, 20 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği görüldüğünden; adli yargıda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması ( HAGB ) kararının niteliği ve disiplin hukukuna etkisi ayrıca tartışılmalıdır.
Anayasa Mahkemesi (Başvuru numarası:2020/22692) kararında; ”HAGB kararı neticesinde başvurucunun masumiyeti devam ettiğinden anılan ceza davasından sonraki süreçte idari ve yargısal makamların başvurucunun masumiyetine halel veren bir yaklaşım sergileyip sergilemediklerinin incelenmesi gerekir. Bu bağlamda yukarıda yer verilen ilkeler uyarınca masumiyet karinesinin ihlal edilip edilmediği incelenirken yargılamayı yapan makamın ilgili kişiye suç isnat edip etmediği, ceza yargılaması kararını sorgulayıp sorgulamadığı ve münhasıran, ceza yargılaması sonucunda verilen HAGB kararına dayanıp dayanmadığı değerlendirilmelidir.” gerekçesine yer verilmiştir.
Davacının sonuç olarak yüz kızartıcı suç olan ve zimmet olarak vasıflanan fiili nedeniyle 657 sayılı Kanun'un 125/E-(g) maddesi uyarınca disiplin cezası aldığı, davacıya isnat edilen fiilin aynı zamanda cezai suç teşkil ettiği tartışmasızdır. Fiilin ve özellikle vasıflandırılmasının; disiplin ve ceza yargılamasında aynı olduğu durumda, idari yargı kararında yapılan inceleme, adli yargıda davacının üzerine atılı suçu işlediği izleniminin oluşmasına sebebiyet vermekte ve bir yandan kesin bir mahkûmiyet hükmü ile sonuçlanmayan ceza yargılamasının HAGB kararı bu izlenimi desteklemektedir.
Bu durum, 5271 sayılı Kanun'a göre HAGB ile kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmayacağına yönelik düzenlemeyle bağdaşmamakta ve masumiyet karinesine uygun bulunmamaktadır.(Anayasa Mahkemesi, Başvuru numarası:2020/22692)
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının oluşturduğu (idari yargıda incelenen davalar yönünden istisna getirmeyen) hukuki durum nedeniyle, bu aşamada; disiplin cezası işleminin hukuka uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.
Öte yandan; Anayasa Mahkemesinin, Başvuru Numarası:2016/14253, 2/7/2020 tarihli kararında belirtildiği üzere,"…Masumiyet karinesi, aynı olay kapsamında bile olsa ceza soruşturmasına konu suçun kurucu unsurunu oluşturmayan fiillerle ilgili olarak idari makamların değerlendirme yapmasını engellememektedir… Bu itibarla disiplin hukukundaki bir haksızlık ile ceza hukuku alanındaki haksızlığın kurucu unsurlarının aynı olduğu hâllerde idarenin kurucu unsurları ceza hukukununkiyle aynı olmayan başka bir haksızlık temelinde disiplin cezası uygulamasına herhangi bir mâni bulunmamaktadır."
Bu itibarla; yukarıda açıklanan gerekçe ile kararın bozulması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.

Genel kolluk disiplin rejiminde, 7068 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce ilgili mevzuat hükümlerine göre verilmiş olan disiplin cezaları anılan Kanun hükümleri uyarınca verilmiş sayılmaktadır. 7068 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca Devlet malı araç, gereç, hayvan, silah, mermi ve mühimmatı satmak veya mal edinmek ile yetkisini veya nüfuzunu kendisine ya da başkalarına menfaat sağlamak amacıyla kötüye kullanmak fiilleri meslekten çıkarma cezasını gerektirmektedir. Emrinde çalışanların veya Devletin araç ve gereçlerinin kabul edilebilir mazeret olmaksızın özel işlerde kullanılması üç günlüğe kadar aylıktan kesme cezasını; önlem almamak veya tedbirli davranmamak yüzünden Devlet malı eşyanın hasar görmesine veya kaybolmasına neden olunması ise dört ila on günlüğe kadar aylıktan kesme cezasını gerektirmektedir.

7068 sayılı GENEL KOLLUK DİSİPLİN HÜKÜMLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİN KABUL EDİLMESİNE DAİR KANUN m. 8Kaynağı aç
MADDE 8- (1) Uyarma cezasını gerektiren fiiller
şunlardır:
a) Silahını, araç ve gerecini, giyim ve kuşamını temiz
tutmamak, çalıştığı yerin temizliğine özen göstermemek.
b) Yetkili makamlarca belirlenmiş tasarruf tedbirlerine
riayet etmemek veya kullanımına sunulan kamu kaynaklarının kullanılmasında gösterilmesi
gereken makul seviyedeki özeni göstermemek.
c) İzinsiz veya kurumunca kabul edilebilir özrü olmaksızın
belirli zamanda yapılması gereken faaliyetlere geç kalmak.
ç) (Mülga:18/10/2018-7148/36 md.)
d) Özürsüz veya izinsiz olarak mesaiye geç gelmek veya
erken ayrılmak ya da günlük mesai saatlerine riayet etmemek.
e) Nezaket kurallarına aykırı tavır ve davranışlarda bulunmak.
f) Emrin icrası veya sonuçları ile katılım sağlanan toplantılarla
ilgili olarak görevlendirme yapan amire bilgi vermemek.
g) Usulüne uygun olarak kendisine verilmiş olan bir emir
üzerine; emrin uygun olmadığı, yanlış verildiği, yapılamayacağı ve benzeri şekillerde
amirini alenen eleştirmek veya amire karşı itirazda bulunmak (Amir tarafından karar
verilene kadar astın fikrini savunması veya emrin kanunsuz olduğu hususundaki kanaatini
belirtmek için amire yaptığı itiraz bu kapsamda disiplinsizlik teşkil etmez.).
(2) Kınama cezasını gerektiren fiiller şunlardır:
a) Görev sırasında (…)[1],
mevzuat veya talimatlarla yasaklanan davranışlarda bulunmak.
b) Mevzuatta belirlenmiş usul ve kurallara riayet etmeden
sözlü, yazılı veya elektronik olarak müracaat veya şikâyette bulunmak.
c) Nöbeti teslimden sonra görev yerine özürsüz olarak geç
dönmek.
ç) Bildirimleri süresi içerisinde yerine ulaştırmamak.
d) Mevzuat veya talimatlarla taşınmasına veya bulundurulmasına
izin verilmiş olanlar dışında, mesleğin ciddiyeti ile bağdaşmayacak biçimde yüzük,
bilezik, kolye, madalyon, rozet ve benzeri şeyleri takmak.
e) Görev sırasında veya dışında kendisi ile aynı rütbede
çalışanlara veya mesai arkadaşlarına karşı saygısız davranmak.
f) Mevzuat ve talimatlarla kendisine tevdi edilmiş görevlerin
gerektirdiği sorumluluğu üstlenmekten imtina ettiğini gösterecek tavır ve davranışlarda
bulunmak.
g) Amirleri, üstleri, aynı rütbedeki veya çalışma arkadaşları
hakkında ve onların bulunmadığı ortamlarda, onların (…)[2]
kişilikleri hakkında kötüleyici veya konuştuğu kişilerde kötü intiba bırakacak tarzda
olumsuz sözler söylemek.
ğ) Zati demirbaş tabanca veya geçici olarak verilen demirbaş
tabancanın üzerinde orijinalliğini bozacak boya, kaplama, gravür veya ciddiyetle
bağdaşmayacak şekil, desen, resim ve karakter gibi değişiklikler yapmak.
h) Mevzuata veya mesleki teamüllere aykırı hitaplarda bulunmak.
ı) Bu fıkrada disiplinsizlik olarak saptanan eylem, işlem,
tutum ve davranışlar dışında herhangi bir biçimde görevin takdir ve yerine getirilmesinde
müsamaha ve savsaklama göstermek.
i) (Mülga:18/10/2018-7148/36 md.)
(3) Aylıktan kesme cezasını gerektiren fiiller şunlardır:
а) Üç günlüğe kadar aylıktan kesme cezasını gerektiren
fiiller;
1) Mevzuat veya talimata aykırı olarak eksik kuşam ve teçhizatla
göreve çıkmak.
2) Amir ve üstlerinin, görev ve mesleki konulara veya tutum
ve davranışlarına ilişkin uyarılarına uymamak ya da bu uyarılara kayıtsız kalmak,
amir ve üstleri tarafından sorulan soruları gereken süre içinde yanıtlamamak.
3) Özlük hakları ile ilgili veya başka bir kişisel menfaat
temini için başkalarını aracı koyup öncelik ve ayrıcalık talep etmek.
4) İzinsiz veya kurumunca kabul edilebilir bir özrü olmaksızın
yirmidört saate kadar göreve gelmemek.
5) Görev dışında amir veya üstlerine saygısız davranmak.
6) Nöbet görevine gelmemek veya nöbet ya da nokta görevinde
mevzuatla ve/veya talimatlarla belirlenen kurallara aykırı hareket etmek.[3]
7) Görevli bulunduğu sırada görev gereği olmaksızın veya
amirin izni olmadan resmi kıyafet ile kahvehane, kıraathane, lokal, kulüp ve benzeri
yerlerde oturmak.
8) Amirinden izin almaksızın görevli bulunduğu il sınırları
dışına çıkmak.
9) Emrinde çalışanları veya Devletin araç ve gereçlerini
idarece kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın özel işlerinde kullanmak.
10) Kendisine verilmiş olan personel kimlik kartını kabul
edilebilir bir neden olmaksızın kaybetmek.
11) Bazı isteklerini yerine getirmek, kişisel bir menfaat
sağlamak, görev veya sorumluluktan kaçmak gibi amaçlarla hastalığını abartmak veya
olmadığı halde bir rahatsızlığı varmış gibi göstererek günlük mesainin bir kısmına
katılmamayı alışkanlık haline getirmek.
12) Herhangi bir yolu, yeri veya kişiyi arayıp soranlara
cevap vermemek, baştan savmak.
13) Görevde kayıtsızlık göstermek, görevi savsaklamak veya
geçerli bir özrü olmaksızın belirtilen sürede bitirmemek.
14) Haklı bir neden olmadan kişileri bekletmek.
15) Selamlama ile ilgili olarak belirlenmiş kurallara riayet
etmemek.
16) Resmi protokol kurallarına aykırı tavır ve davranışlarda
bulunmak.
17) (Ek:18/10/2018-7148/36 md.) Görevdeyken, yetkili
makamlar tarafından izin verilen durumlar haricinde görev veya hizmetle ilgisi olmayan
işlerle uğraşmak.
18) (Ek:18/10/2018-7148/36 md.) Kılık ve kıyafet
ile ilgili olarak mevzuatta belirlenmiş kurallara uymamak.
b) Dört ila on günlüğe kadar aylıktan kesme cezasını gerektiren
fiiller;
1) Kendisi ile aynı rütbede çalışanlara, astlarına veya
mesai arkadaşlarına karşı onur kırıcı söz söylemek, davranışta bulunmak veya söz,
yazı ya da eylemle hakaret etmek.
2) Resmi belge veya göreve ilişkin evrakı kaybetmek.
3) Önlem almamak veya tedbirli davranmamak yüzünden Devlet
malı eşyanın hasar görmesine veya kaybolmasına neden olmak.3
4) İzinli olduğu zamanlarda resmi kıyafetle, izinli olmadığı
zamanlarda görevli olmaksızın resmi veya sivil kıyafetle, personelin girmesine veya
oturup eğlenmesine izin verilen yerler dışındaki kahvehane, lokal, kulüp veya benzeri
yerlerde oyun oynamak.
5) İzinsiz veya kurumunca kabul edilebilir bir özrü olmaksızın
yirmidört saatten fazla ve iki güne kadar (ikinci gün dahil) göreve gelmemek.
6) Mühür veya beratını kabul edilebilir bir neden olmaksızın
kaybetmek.
7) Yükümlü bulunduğu devir ve teslim işlemlerini tamamlamadan
ya da devir ve teslim işleri tamamlanamadığı takdirde ilgili mevzuatında belirtilen
süre dolmadan görev yerinden ayrılmak.
8) Görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçleri görevin
sona ermesine ya da kurumca istenmesine rağmen geri vermemek.
9) İzin verilen haller dışında üniforma giymemek.
c) Onbir ila onbeş günlüğe kadar aylıktan kesme cezasını
gerektiren fiiller;
1) İzinsiz veya kurumunca kabul edilebilir bir özrü olmaksızın
iki günden fazla ve üç güne kadar (üçüncü gün dahil) görevine gelmemek.
2) İzinli bulunduğu sürede, hizmet ve görevin gerektirdiği
durumlarda, görevine derhal dönmesi kendisine sözlü, yazılı ya da herhangi bir iletişim
vasıtasıyla duyurulduğu halde, kabul edilebilir özrü bulunmaksızın görevine makul
sürede dönmemek.
3) Amir ve üstlerine iletilmesi gereken olay, bilgi ve
emirleri zamanında iletmemek.
4) Görev sırasında kişilere karşı onur kırıcı söz söylemek
veya davranışta bulunmak.
5) Denetleme ve soruşturmaları uzatmak, denetleme raporları
ve soruşturma raporlarını süresinde ilgili yerlere vermemek veya göndermemek ya
da kabul edilebilir bir neden olmadan soruşturmayı eksik bırakmak.
(4) Kısa süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller şunlardır:
а) Dört ay kısa süreli durdurma cezasını gerektiren
fiiller;
1) Amir ve memurlara görevle ilgili olarak yalan söylemek.
2) Denetim görevini yerine getirmemek.
3) İzinsiz ya da kurumca kabul edilebilir özrü olmaksızın
kesintisiz olarak üç günden fazla ve beş güne kadar (beşinci gün dahil) göreve gelmemek.
4) Amirlerini, üstlerini, aynı rütbedeki arkadaşlarını,
astlarını veya diğer mesai arkadaşlarını haksız yere şikâyet etmek.
5) Astlarını, aynı rütbedeki arkadaşlarını ve diğer mesai
arkadaşlarını dövme girişiminde bulunmak.
6) Toplu olarak sözlü veya yazılı şikâyette bulunmak.
7) Görev sırasında amir veya üstlerine saygısız davranmak.
8) Bu Kanunda ayrıca disiplinsizlik olarak tanımlanmamış
olmak kaydıyla astları veya mesai arkadaşlarına yönelik olarak sürekli ve sistemli
her türlü baskı ve taciz uygulamak.
b) Altı ay kısa süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller;
1) Doğrudan veya aracı eliyle astlarından ya da iş sahiplerinden
hediye veya borç almak.
2) Kabul edilebilir mücbir sebepler haricinde borçlanıp
ödememeyi alışkanlık haline getirmek.
3) Görevde kullanılan telsiz haberleşme araçlarıyla görevle
ilgili olmayan veya saygısızca konuşmalar yapmak ya da anlaşılmaz sesler çıkarmak.
4) Teslim aldığı her çeşit motorlu araç, makine, cihaz
ve teçhizatta ağır kusur veya hizmetten ayrılabilen kişisel kusurla hasara sebep
olmak.
5) (İptal alt bend: Anayasa Mahkemesinin 4/5/2023
Tarihli ve E: 2023/24, K: 2023/91 Sayılı Kararı ile) (Yeniden Düzenleme:21/11/2024-7533/39
md.) Görev sırasında veya dışında kurumun hiyerarşik düzenini bozacak veya
amirin ya da üstlerinin otoritesini zedeleyecek şekilde amir ya da üstlerinin
eylem veya işlemlerini olumsuz yönde eleştirici nitelikte söz söylemek ya da
yazı yazmak.
6) Hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı
ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak.
7) Bir görevin kendisine tevdi edildiğini öğrendikten sonra
mazeretler ileri sürmek suretiyle göreve başlamayı geciktirmek.
c) On ay kısa süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller;
1) Amir ve üstlerine iletilmesi gereken olayları ve bunlarla
ilgili bilgileri amirlerinden ve resmen istenmesi halinde görevli ve yetkili kuruluş
ve kişilerden gizlemek.
2) Yetkili olmadığı halde basın, haber ajansları, radyo
ve televizyon kurumları veya diğer iletişim kanalları vasıtasıyla kamuoyuna bilgi
ya da demeç vermek.
3) Silahla dikkatsizlik, tedbirsizlik veya ihmal sonucu
yaralamaya sebebiyet vermek, kendisini yaralamak ya da bu fiillerin başkaları tarafından
işlenmesine neden olmak.3
4) Hizmet aracıyla ağır kusuru veya hizmetten ayrılabilen
kişisel kusuruyla trafik kazası sonucu yaralamaya sebebiyet vermek.
5) (Ek:18/10/2018-7148/36 md.) Aynı rütbedeki meslektaşları
ile diğer mesai arkadaşlarını tehdit etmek,
(5) Uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller şunlardır:
a) Oniki ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller;
1) Belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak
veya gerçeğe aykırı bildirimde bulunmak.
2) Görev sırasında kişilere veya herhangi bir nedenle kurum
binalarına gelen ya da getirilenlere hakaret etmek.
b) Onaltı ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller;
1) Devlet malı motorlu araçları, muhabere araçlarını, silah
veya mühimmatı ihmal nedeniyle kaybetmek.
2) Hizmet içinde resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı
ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak.
3) (Değişik:18/10/2018-7148/36 md.) Görev sırasında
herhangi bir şekilde uyumak veya uyuklamak.
c) Yirmi ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller;
1) İzinsiz veya kurumca kabul edilebilir özrü olmaksızın
kesintisiz olarak beş günden fazla ve dokuz güne kadar (dokuzuncu gün dahil) görevine
gelmemek.
2) Muhafazası veya sevkiyle yükümlü bulunduğu şüpheli,
sanık, tutuklu veya hükümlünün uyanık davranmamak ya da önlem almamak yüzünden kaçmasına
neden olmak ya da yakalama görevini savsaklamak.
3) (Ek:18/10/2018-7148/36 md.) Kanunun verdiği yetkiye
dayalı olmaksızın spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis
veya şans oyunlarını oynamak.
ç) Yirmidört ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren
fiiller;
1) Silahla dikkatsizlik, tedbirsizlik veya ihmal sonucu
ölüme sebebiyet vermek ya da bu fiilin başkaları tarafından işlenmesine neden olmak.[4]
2) Silahla yaralama suçunu kasten işlemek.4
3) Meskûn yerlerde, binalarda, herkesin dolaşıp gezebileceği
veya oturabileceği yerlerde silah atmak.
4) Amirin usulüne göre verdiği emri yerine getirmemek.
5) Amirin izni olmaksızın görev yerini terk etmek.
6) Kişinin iffetine yönelik söz söylemek, fiil veya harekette
bulunmak.
7) Amir veya üste hakaret etmek.
8) Amir veya üstlerini söz, yazı, tutum veya davranışlarıyla
küçümsemek.
9) Amir veya üstlerini dövmeye teşebbüs etmek.
10) Amir veya üstlerini sözlü veya fiili olarak tehdit
etmek.
11) Göreve ilişkin her türlü yazılı kağıt, belge, mikrofilm
aslı veya kopyalarını kasıtlı olarak yok etmek, ortadan kaldırmak ya da belge niteliği
taşıyan bilgisayar programlarını, dosyalarını, verilerini hukuka aykırı olarak ele
geçirmek, başkasına zarar vermek üzere kullanmak, tahrip etmek, değiştirmek, silmek,
sistemin işlemesine engel olmak ya da yanlış biçimde işlemesini sağlamak.
12) Kriptolu telsiz cihazının ve her türlü kriptolu cihazın
kaybını veya çalındığını, idarece kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın ilgili
birime derhal bildirmemek.
13) Hizmet aracıyla ağır kusuru veya hizmetten ayrılabilen
kişisel kusuruyla trafik kazası sonucu ölüme sebebiyet vermek.
(6) Meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller şunlardır:
a) Görevin yerine getirilmesinde dil, ırk, cinsiyet, siyasi
düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı yapmak veya personel arasında bu yolda
ayrım yapıcı tutum ve davranışlarda bulunmak.
b) Göreve çıkılmaması için propaganda yapmak, kışkırtmak,
zorlamak, karar alınmasını sağlamak, alınan bu karara katılmak veya karar uyarınca
göreve çıkmamak.
c) Amir ya da üstlerinin icraatına karşı çıkmak ve bu hareketi
toplu hale dönüştürerek görev yapılmasını ya da göreve çıkılmasını engellemek, buna
katılmak, katılmaya tahrik ya da teşvik etmek.
ç) Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar
sağlamak amacıyla ya da kin ve dostluk gibi nedenlerle kötüye kullanmak.
d) Hizmetle ilgili her türlü dosya, kayıt, resmi evrak
veya belgeyi ya da örneklerini yetkisiz kişilere vermek, verilmesini emretmek, verilmesine
göz yummak.
e) Gizli tutulması zorunlu olan ve görev ile ilgili bulunan
bilgi ve belgeleri görevli veya yetkili olmayan kişilere açıklamak.
f) Muhafazası veya sevkiyle görevli olduğu şüpheli, sanık,
tutuklu veya hükümlünün kaçmasına bilerek ve isteyerek imkân vermek.
g) Bilerek ve isteyerek suç kanıtlarını yok etmek veya
bunların yok olmasına neden olmak, kanıtları silmek, gizlemek, değiştirmek, bozmak
veya bu fiillere yardımcı olmak.
ğ) Devlet malı araç, gereç, hayvan, silah, mermi ve mühimmatı
satmak veya mal edinmek, personel kimlik kartını, araç, gereç, hayvan, silah ve
mühimmatı başkalarının kullanımına vermek.
h) Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak
düzenleyip imza etmek veya ettirmek.
ı) Görev sırasında yardım isteyen güvenlik görevlilerine
haklı bir neden yokken yardımdan kaçınmak veya bildiği ya da gördüğü bir suçun izlenmesi
ve suçlunun yakalanması için gerekli girişimde bulunmamak.
i) Mesleğin saygınlığını zedeleyecek şekilde uygunsuz yerlere
gitmek.
j) Görev mahallinde veya görevli bulunduğu sırada alkollü
içki içmek veya içilmesine göz yummak.
k) Göreve sarhoş veya alkollü içki içtiği belli olacak
biçimde gelmek.
l) Resmi kıyafetle umuma açık yerlerde alkollü içki içmek
veya resmi kıyafetli olarak gizlenemeyecek derecede sarhoş görünmek.
m) Uyuşturucu maddeleri yapmak veya kullanmak, bunların
yapılmasına, kullanılmasına, saklanmasına, nakledilmesine, yakalanacağı sırada ortadan
kaldırılmasına, satılmasına veya satın alınmasına aracı olmak, kullanılmasını kolaylaştırmak
ya da özendirmek.[5]
n) Kumar oynamak veya oynatmak, kumar oynatanlarla ilişki
kurmak.
o) Kaçakçılık yapmak veya kaçakçılarla ilişki kurmak.
ö) Geliri ile uygun sayılmayacak biçimde yaşadığı ve aşırı
harcamada bulunduğu kanıtlanmış olmak ve bunun haklı kaynağını gösterememek.
p) 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu
ile öngörülen grev yasağı kapsamına giren eylemlerde bulunmak.
r) Devlet memurları tarafından yapılamayacağı 657 sayılı
Kanunda belirtilen kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak.
s) Siyasi partilerin yararına veya zararına çalışmak ya
da siyasal eylemlerde bulunmak, görevli olmaksızın siyasal amaçla yapılacak açık
veya kapalı yer toplantılarına ya da gösteri yürüyüşlerine katılmak.
ş) İffetsizliği bilinen veya anlaşılmış olan bir kimse
ile bilerek evlenmek ya da evlilik bağını devam ettirmek veya böyle bir kimseyi
yanında bulundurmak ya da nikahsız olarak devamlı surette yaşamakta ısrar etmek.
t) Kanuna aykırı olarak sendikalara üye olmak, sendikaların
veya üyesi bulunmadıkları derneklerin yapacakları bilimsel, kültürel ve teknik nitelik
taşımayan açık veya kapalı yer toplantılarına ya da gösteri yürüyüşlerine görevli
olmaksızın katılmak, açık yer toplantı ve gösteri yürüyüşlerine resmi kıyafetli
veya silahlı olarak katılmak ya da üyesi bulundukları derneklerin tüzüklerinde belirtilen
amaçları dışındaki çalışmalarını veya bu nitelikteki toplantı ya da gösteri yürüyüşlerini
düzenlemek veya bunlara katılmak.
u) Görevde kullanılan telsiz, telefon haberleşmesini veya
kurum içi iletişim sistemlerini kasıtlı olarak engellemek.
ü) Mesleğin onur ve saygınlığını zedeleyici veya amir ya
da üstlerinin eylem ve işlemlerini olumsuz yönde eleştirici nitelikte tek başına
veya topluca bildiri dağıtmak ya da basın, haber ajansları, radyo ve televizyon
kurumları ve diğer iletişim kanalları vasıtasıyla kamuoyuna yönelik bilgi, yazı
ve demeç vermek.
v) Amir ya da üste karşı itaatsizliğe, mukavemete ya da
fiilen taarruza tahrik ya da teşvik etmek.
y) Menşei belli olmayan, bulundurulması ve taşınması yasak
olan her çeşit silah, mühimmat ve benzerlerini bulundurmak.
z) Hukuka aykırı olarak kişiler arasındaki haberleşmenin
gizliliğini ihlal etmek, kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini ifşa etmek,
kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları taraflardan herhangi birinin rızası
olmaksızın kaydetmek, kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi
suretiyle elde edilen verileri ifşa etmek, kişilerin özel hayatının gizliliğini
ihlal etmek, kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri ifşa etmek, kişisel
verileri kaydetmek, kişisel verileri bir başkasına vermek, yaymak veya ele geçirmek,
kanunların belirlediği sürelerin geçmiş olmasına karşın verileri sistem içinde yok
etmekle yükümlü olduğu halde bu görevini kasıtlı olarak yerine getirmemek, gerçeğin
meydana çıkmasını engellemek amacıyla suç delillerini yok etmek, silmek, gizlemek,
değiştirmek veya bozmak, sayılan fiilleri emir vererek yaptırmak.
aa) Yetkili olmadığı halde hukuka aykırı olarak elektronik
ortamda veya bilgisayar loglarında kişisel verilerle ilgili sorgulama yapmak, bu
şekilde elde edilen bilgileri paylaşmak veya yayın yoluyla duyurmak, log kayıtlarını
değiştirmek veya silmek.
bb) Görevi gereği öğrendiği veya edindiği kişisel bilgi
veya belgeleri yetkisiz kişilerle paylaşmak ya da basın ve yayın kuruluşlarına veya
diğer iletişim kanallarına vermek.
cc) Bir kimseyle gayri tabii mukarenette bulunmak yahut
bu fiili kendisine rızasıyla yaptırmak.
çç) Görevine, sosyal ve aile yaşantısına zarar verecek
derecede menfaatine, içkiye, kumara ve benzeri kötü alışkanlıklara düşkün olmak.
dd) Üstlerine, aynı rütbedeki meslektaşları ile diğer mesai
arkadaşlarına fiili tecavüzde bulunmak.[6]
ee) Görevde kullanılan telsiz haberleşme araçlarıyla amir
ya da üstleri hakkında olumsuz yönde eleştirici nitelikte konuşmalar yapmak.
ff) Dernek kurmak ya da spor dernekleri dışındaki derneklere
üye olmak.
gg) Vakıf kurmak veya Bakanlıkça belirlenmiş vakıflardan
başka vakıfların organlarında görev almak.
hh) (Ek:18/10/2018-7148/36 md.) Fuhşa teşvik eden,
bunun yolunu kolaylaştıran ya da fuhuş için aracılık eden veya yer temin eden kişilerle
bilerek ilişki kurmak.
(7) (Değişik:17/1/2019-7161/64 md.) Jandarma Genel
Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığında, terfileri 27/7/1967 tarihli ve 926
sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 28/5/1988 tarihli ve 3466 sayılı
Uzman Jandarma Kanunu, 18/3/1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ve 10/3/2011
tarihli ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu hükümlerine tabi olan personelin;
a) Kısa süreli durdurma cezası verilmesini gerektiren hallerde
brüt aylıklarının 1/5’i ila 1/4’ü,
b) Uzun süreli durdurma cezası verilmesini gerektiren hallerde
brüt aylıklarının 1/3’ü ila 1/2’si,
kesilir.
(8) Yedinci fıkrada yer alan cezalar yetkili disiplin kurullarınca
verilir.
Devlet memurluğundan çıkarma
Danıştay 2. Daire, E. 2021/6628, K. 2023/2930Kaynağı aç
Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/6628 E.  ,  2023/2930 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/6628
Karar No : 2023/2930
KARARIN DÜZELTİLMESİNİ
İSTEYEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) :…
.
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri…
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K… sayılı kararın onanmasına dair Danıştay Beşinci Dairesinin 30/10/2017 günlü, E:2016/21369, K:2017/21811 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : Davacı, İstanbul Bahçelievler İlçe Emniyet Müdürlüğü Yenibosna Polis Merkezinde polis memuru olarak görev yapmakta iken Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesi gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … günlü, … sayılı Yüksek Disiplin Kurulu Kararının iptali istemiyle dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla; dosyanın incelenmesinden; davacının Yenibosna Polis Merkezinde polis memuru iken F. C. adlı kişinin işyerine giderek kendisinin sigortasız işçi çalıştırıp çalıştırmadığını kontrol edeceğini, F. C. adlı kişinin de işyerini yeni açtığını SGK'nın kendisine 2 ay izin verdiğini söylemesi üzerine işyerinden ayrıldığını ; ancak bir hafta sonra tekrar gelerek bu kez sigortasız işçiler nedeniyle kendisine para vermesi gerektiği, aksi halde tebligat yapacağını beyan ettiği, konfeksiyon sahibi olan kişinin, şu anda param yok ay sonunda gelirsen öderim dediği, davacının, 03/07/2012 tarihinde parayı almak üzere işyerine geldiğinde seri numarası daha önceden alınan 500,00 TL'nin davacıya verildiği, bu sırada davacının seri numarası alınan 500,00 TL ile polis ekipleri tarafından suç üstü yakalandığı; davacının ifadesinde parayı borç aldığını beyan ettiği; müşteki olan işyeri sahibinin Savcılıktaki ifadesinde parayı borç olarak vermediğini beyan ettiği; ancak Ağır Ceza Mahkemesindeki ifadesinde borç olarak verdiğini beyanında bulunduğu, davacı hakkında "… Asliye Ceza Mahkemesinde " yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama" suçundan dava açıldığı; yine davacı hakkında aynı olayla ilgili olarak …. Ağır Ceza Mahkemesinin … E. sayılı dosyasıyla dava açıldığı ve "kamu kurumunu aracı kılarak dolandırıcılık yapmak" suçundan 6 ay 20 gün hapis cezasına çarptırıldığı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği; dava konusu Yüksek Disiplin Kurulu Kararının da davacının almış olduğu bu cezaya dayandığının anlaşıldığı, bu durumda; her ne kadar davacı hakkında verilmiş olan 6 ay 20 günlük hapis cezası için HAGB kararı verilmiş ise de; yerleşik Danıştay içtihatlarında da belirtildiği gibi, "Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmış Olması" disiplin cezasını etkilemez; zira HAGB olması, suçun sanık tarafından işlenmediği anlamına gelmeyeceği, suçun işlendiğinin sabit olduğu; ancak sadece verilen hükmün açıklanmasının ertelendiği, bu durumun da verilecek olan disiplin cezasını engellemeyeceği, dolayısıyla davacı tarafından disiplin cezasına esas alınan eylemlerin işlendiğinin sabit olduğunun açık olduğu; bu anlamda davacı aleyhine tesis edilmiş olan işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Daire Kararının Özeti : Davacının temyiz başvurusu üzerine, Danıştay Beşinci Dairesinin 30/10/2017 günlü, E:2016/21369, K:2017/21811 sayılı kararıyla, temyize konu İdare Mahkemesi kararı onanmıştır.
KARAR DÜZELTME TALEBİNDE
BULUNANIN İDDİALARI : Davacı tarafından; kendisi yetkili olmadığı halde, yetkili ve görevli olduğu şekilde karşı tarafı yanıltma durumunun söz konusu olmadığı, dosya içerisinde, tutmuş olduğu herhangi bir tutanak ya da belgeye rastlanmadığı, kamu kurumunun aracı kullanıldığı yönünde dosyada müştekinin sonradan geri almış olduğu beyanlarından başka ceza verilmesine yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı, kendisinin müştekiden borç para aldığı, bu durumun da hukuka aykırılık teşkil etmediği ileri sürülerek, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın düzeltilmesi istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Düzeltilmesi istenen kararın yöntem ve yasaya uygun olduğu, bu nedenle istemin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Beşinci Dairesi kararının kaldırılarak, Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Beşinci Dairesi tarafından Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının onanmasına dair Danıştay Beşinci Dairesinin 30/10/2017 günlü, E:2016/21369, K:2017/21811 sayılı kararı kaldırılarak uyuşmazlık yeniden incelendi:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı tarafından; İstanbul Bahçelievler İlçe Emniyet Müdürlüğü Yenibosna Polis Merkezinde polis memuru olarak görev yapmakta iken F. C. isimli şahsa yönelik olarak işlediği ileri sürülen dolandırıcılık fiili nedeniyle, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … günlü, … sayılı Yüksek Disiplin Kurulu işleminin iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
Uyuşmazlığa konu disiplin cezasının tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü (26/6/2015 tarihli ve 2015/7911 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Tüzüğün 1. maddesiyle, bu Tüzüğün adı “Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü" olarak değiştirilmiştir.)'nün 8/6. maddesinde; "Hırsızlık, gasp, dolandırıcılık, irtikap, rüşvet, zimmet, ihtilas, ırza geçme, ırza tasaddi, sahtecilik, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, kalpazanlık, kasden adam öldürme, veya bu suçları işlemeye teşebbüs etmek, emniyeti suiistimal, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, suç tasnii, iftira," fiilleri, meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile; Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü uyarınca verilen dava konusu disiplin cezasının yasal dayanağı olan, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin, "yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlememesi ve bireylerin hangi somut olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımaması nedeniyle, Anayasa'nın 38. ve 128. maddelerine aykırı olduğu" gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ve anılan madde, 08/03/2018 günlü, 30354 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7068 sayılı "Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin Kabul Edilmesine Dair Kanun"un 37. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Öte yandan, 7068 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları, bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur." hükmüne yer verildiğinden, dava konusu uyuşmazlığın bu Kanun uyarınca incelenip çözümlenmesi gerekmektedir.
7068 sayılı Kanun'un 8. maddesinde, disiplin cezası verilmesini gerektirecek fiiller sayma suretiyle belirtilmiş, ancak bu fiiller arasında davacının cezalandırılmasına dayanak olan "dolandırıcılık" fiiline yer verilmemiş; bir başka ifadeyle, emniyet teşkilatı personelinin disiplin suç ve cezalarını düzenleyen yeni Kanun uyarınca davacıya isnat edilen eylem disiplin cezasını gerektiren bir eylem olmaktan çıkarılmıştır.
Ceza Hukuku kökenli bir ilke olan lehe olan hükmün uygulanması ilkesi; işlendiği zamanın hukuki normları uyarınca suç sayılan bir fiil sonradan yürürlüğe giren bir düzenleme ile suç olmaktan çıkarılmış bulunuyorsa veya sonradan yürürlüğe giren düzenleme suçun işlendiği zaman mevcut olan düzenlemeye göre suçlunun lehinde ise, sonraki normun daha önce işlenmiş olan fillere uygulanmasını öngörmektedir.
Kural olarak idari işlemlerin yargısal denetimi, tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılmaktadır. Bu anlamda, idari işlem niteliğindeki disiplin yaptırımının da tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması gerekmekte ise de, ilke olarak suç ve cezada lehe olan normun uygulanması kuralının disiplin cezaları yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir.
Dolayısıyla, fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleri farklı ise, disiplin cezası ile cezalandırılacak olan kişilerin lehine olan mevzuat hükmü dikkate alınmalıdır.
Ancak, lehe hükmün uygulanması amacıyla verilecek bir iptal kararının, davacının eylemine uyan başka bir disiplin cezasının uygulanmasına engel olmayacağı da açıktır.
Bu bağlamda, davacının disiplin cezası ile cezalandırılmasına temel olan ve Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesinde yer alan "dolandırıcılık" fiili, mevcut hukuki durum itibarıyla 7068 sayılı Kanun ile herhangi bir cezai yaptırıma bağlanmayarak disiplin suçu olmaktan çıkarıldığından, davacı hakkında tesis edilen dava konusu disiplin cezasında hukuka uyarlık; davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Kaldı ki, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/05/2019 günlü, E:2018/1314, K:2019/2098 sayılı; 16/03/2020 günlü, E:2019/2706, K:2020/765 sayılı ve 28/01/2021 günlü, E:2020/3248, K:2021/145 sayılı kararları da bu yöndedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,
2. …. İdare Mahkemesince verilen …günlü, E:…, K:… sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun temyize konu ilk kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,
3. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 3622 sayılı Kanun ile değişik 3. fıkrası uyarınca ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 25/05/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesinde; "dolandırıcılık …" fiilleri meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmış; 9. maddesinde memurluktan çıkarma cezası için Devlet Memurları Kanunu hükümlerinin uygulanacağı hükmüne yer verilmiştir.
08/03/2018 günlü, 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesi ile "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre re'sen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur." kuralı getirilmiştir.
7068 sayılı Kanun'da, Tüzük'ün 8/6. maddesinde sayılan fiillere (Hırsızlık, gasp, dolandırıcılık, irtikap, rüşvet, zimmet, ihtilas, ırza geçme, ırza tasaddi, sahtecilik, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, kalpazanlık, kasden adam öldürme veya bu suçları işlemeye teşebbüs etmek, emniyeti suiistimal, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, suç tasnii, iftira) ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiş; anılan Kanun'un 9. maddesinde, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiiller ile ilgili olarak 657 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
7068 sayılı Kanun'un atıfta bulunduğu 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-g maddesinde, "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.
09/05/2014 günlü, 28995 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 16/01/2014 günlü, E:2013/110, K:2014/8 sayılı kararıyla; "Dava konusu kuralda belirsiz olduğu ileri sürülen “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerin” tümünün önceden öngörülmesinin ve tespitinin olanaksız olduğu ve söz konusu hareketlerin tek tek ortaya konulmasının mümkün olmadığı, normun daha kesin ve açık bir düzenlemeye olanak tanımaması nedeniyle kullanıldığı anlaşıldığından anılan kavramların kullanılmasında belirlilik ilkesine aykırılık bulunmamaktadır." … "İdarenin faaliyetleri çok çeşitli, karmaşık ve değişken olduğundan disiplin cezasını gerektirecek fiillerin tümünün kanunda tek tek belirlenmesi güçtür. Kuralın incelenmesinden de görüleceği üzere memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler denilmek suretiyle disiplin cezası gerektiren fiil ve hareketlerin çerçevesinin çizildiği anlaşılmaktadır." gerekçesiyle 657 sayılı Kanun'un 125/E-g maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına karar verilmiştir.
Anayasa'nın milletvekili seçilme yeterliğini düzenleyen 76. maddesinin 2. fıkrasında "zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas" gibi suçlar, yüz kızartıcı suçlar olarak sayılmış; eylemin yüz kızartıcı olup olmadığına ilişkin belirleme yapılmıştır.
Öte yandan, idare hukuku alanında, kural olarak idari işlemlerin yargısal denetimi tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılmaktadır. İdari işlem niteliğindeki disiplin cezasının da tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması gerekmekte ise de, lehe olan normun uygulanması ilkesinin disiplin cezaları yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla, fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleri farklı ise disiplin cezası ile cezalandırılacak olan kişilerin lehine olan mevzuat hükmü dikkate alınmalıdır.
Bu kapsamda, davacıya isnat edilen fiilin, 657 sayılı Kanun'un "Devlet memurluğundan çıkarma" cezasını gerektiren fiil ve hallerin sayıldığı 125. maddesinin 1. fıkrasının E bendinin (g) alt bendinde yer verilen "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili kapsamında olduğu, bu nedenle dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesinin "Devlet memurluğundan çıkarma" cezasından daha hafif bir yaptırım olan "meslekten çıkarma" cezasını gerektirmesi nedeniyle sonraki düzenlemenin davacı açısından lehe bir hüküm getirmediği anlaşıldığından, davacının eyleminin, dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükmü uyarınca işin esasına yönelik olarak yapılan değerlendirmede, davalı idarece davacıya isnat edilen "dolandırılık" suçunun aynı zamanda ceza hukuku kapsamında bir suç olması ve Türk Ceza Kanunu'nda açıkça tanımlanmış olması nedeniyle yapılacak ceza yargılaması sonucunda suçun işlendiğinin sabit görülüp kişinin cezalandırılması halinde "dolandırıcılık" suçunun işlendiğinden bahsetmek mümkün olacaktır.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının, F. C. isimli şahsa yönelik olarak "dolandırıcılık" suçunu işlediği, isnat edilen suça ilişkin olarak yapılan ceza yargılaması sonucunda da, davacı hakkında 6 ay 20 günlük hapis cezasına hükmedildiğinden davacının işlediği eylem nedeniyle bu aşamada "dolandırıcılık" nedeniyle disiplin cezası verilemeyeceği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; davanın reddine ilişkin Mahkeme kararının onanması yolundaki Danıştay Beşinci Dairesi kararına yönelik karar düzeltme isteminin kabul edilerek, yukarıda açıklanan gerekçeyle temyize konu kararın bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.
(XX) KARŞI OY :
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesinde; "Hırsızlık, … dolandırıcılık …" fiilleri meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmış; 9. maddesinde memurluktan çıkarma cezası için Devlet Memurları Kanunu hükümlerinin uygulanacağı hükmüne yer verilmiştir.
08/03/2018 günlü, 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesi ile "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre re'sen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur." kuralı getirilmiştir.
7068 sayılı Kanun'da, Tüzük'ün 8/6. maddesinde sayılan fiillere (Hırsızlık, gasp, dolandırıcılık, irtikap, rüşvet, zimmet, ihtilas, ırza geçme, ırza tasaddi, sahtecilik, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, kalpazanlık, kasden adam öldürme veya bu suçları işlemeye teşebbüs etmek, emniyeti suiistimal, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, suç tasnii, iftira) ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiş; anılan Kanun'un 9. maddesinde, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiiller ile ilgili olarak 657 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
7068 sayılı Kanun'un atıfta bulunduğu 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-g maddesinde, "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.
09/05/2014 günlü, 28995 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 16/01/2014 günlü, E:2013/110, K:2014/8 sayılı kararıyla; "Dava konusu kuralda belirsiz olduğu ileri sürülen “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerin” tümünün önceden öngörülmesinin ve tespitinin olanaksız olduğu ve söz konusu hareketlerin tek tek ortaya konulmasının mümkün olmadığı, normun daha kesin ve açık bir düzenlemeye olanak tanımaması nedeniyle kullanıldığı anlaşıldığından anılan kavramların kullanılmasında belirlilik ilkesine aykırılık bulunmamaktadır." … "İdarenin faaliyetleri çok çeşitli, karmaşık ve değişken olduğundan disiplin cezasını gerektirecek fiillerin tümünün kanunda tek tek belirlenmesi güçtür. Kuralın incelenmesinden de görüleceği üzere memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler denilmek suretiyle disiplin cezası gerektiren fiil ve hareketlerin çerçevesinin çizildiği anlaşılmaktadır." gerekçesiyle 657 sayılı Kanun'un 125/E-g maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına karar verilmiştir.
Anayasa'nın milletvekili seçilme yeterliğini düzenleyen 76. maddesinin 2. fıkrasında "zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas" gibi suçlar, yüz kızartıcı suçlar olarak sayılmış; eylemin yüz kızartıcı olup olmadığına ilişkin belirleme yapılmıştır.
Öte yandan, idare hukuku alanında, kural olarak idari işlemlerin yargısal denetimi tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılmaktadır. İdari işlem niteliğindeki disiplin cezasının da tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması gerekmekte ise de, lehe olan normun uygulanması ilkesinin disiplin cezaları yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla, fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleri farklı ise disiplin cezası ile cezalandırılacak olan kişilerin lehine olan mevzuat hükmü dikkate alınmalıdır.
Bu kapsamda, davacıya isnat edilen fiilin, 657 sayılı Kanun'un "Devlet memurluğundan çıkarma" cezasını gerektiren fiil ve hallerin sayıldığı 125. maddesinin 1. fıkrasının E bendinin (g) alt bendinde yer verilen "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili kapsamında olduğu, bu nedenle dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesinin "Devlet memurluğundan çıkarma" cezasından daha hafif bir yaptırım olan "meslekten çıkarma" cezasını gerektirmesi nedeniyle sonraki düzenlemenin davacı açısından lehe bir hüküm getirmediği anlaşıldığından, davacının eyleminin, dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükmü uyarınca işin esasına yönelik olarak yapılan değerlendirmede, davalı idarece davacıya isnat edilen "dolandırılık" suçunun aynı zamanda ceza hukuku kapsamında bir suç olması ve Türk Ceza Kanunu'nda açıkça tanımlanmış olması nedeniyle yapılacak ceza yargılaması sonucunda suçun işlendiğinin sabit görülüp kişinin cezalandırılması halinde "dolandırıcılık" suçunun işlendiğinden bahsetmek mümkün olacaktır.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden davacının, F. C. isimli şahsa yönelik olarak "dolandırıcılık" suçunu işlediği, isnat edilen suça ilişkin olarak yapılan ceza yargılaması sonucunda da, davacı hakkında 6 ay 20 günlük hapis cezasına hükmedildiği ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmakla hükmün açıklanmasının geri bırakılmış olmasının disiplin cezasını etkilemeyeceği, zira bu durumun suçun sanık tarafından işlenmediği anlamına gelmeyeceği, suçun işlendiğinin sabit olduğu, verilen hükmün açıklamasının ertelenmesinin verilecek olan disiplin cezasını engellemeyeceği, subut bulan fiil nedeniyle davalı İdare tarafından tesis edilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla; yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine ilişkin Mahkeme kararının onanması yolundaki Danıştay Beşinci Dairesi kararına yönelik karar düzeltme isteminin reddi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.

Danıştay 2. Dairesinin E. 2021/6628, K. 2023/2930 ve E. 2021/16350, K. 2025/3620 sayılı kararlarında belirtildiği üzere, idari işlemlerin yargısal denetimi kural olarak tesis edildiği tarihteki mevzuata göre yapılmakla birlikte disiplin cezalarında lehe olan normun uygulanması kuralı geçerlidir; fiil tarihi ile sonraki mevzuat farklı ise ilgilinin lehine olan hüküm dikkate alınır. Bununla birlikte Danıştay 2. Dairesinin E. 2021/6628, K. 2023/2930 sayılı kararında, lehe hükmün uygulanması amacıyla idari işlemin iptal edilmesinin, ilgilinin fiiline uyan bir başka disiplin cezasının uygulanmasına hukuken engel oluşturmayacağı ifade edilmiştir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasının Disiplin Cezasına Etkisi

Zimmet suçundan yürütülen ceza yargılamasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilmesi halinde memuriyetten çıkarma disiplin cezasının uygulanıp uygulanamayacağı hususunda değerlendirmeler farklılaşmaktadır. Bir yaklaşıma göre HAGB kararı kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü gibi hukuki sonuç doğurmadığından ve masumiyet karinesi esas olduğundan bu aşamada memuriyetten çıkarma cezası verilemez. Buna karşılık Danıştay 2. Dairesinin E. 2021/16267, K. 2025/3779 sayılı kararında, eylemin ceza mahkemesinde sübut bulduğu tespiti karşısında HAGB kararı verilmiş olsa dahi 657 sayılı Kanun'un 125/E-(g) maddesi uyarınca tesis edilen Devlet memurluğundan çıkarma yaptırımına karşı açılan davanın reddine dair karar onanmıştır. Aynı karardaki karşı oyda ise eylemin sübutu halinde mezkûr bent uyarınca disiplin yaptırımı gerekmekle birlikte HAGB kararının hukuki mahiyeti karşısında bu aşamada disiplin işlemi tesisinin hukuka uygun düşmeyeceği savunulmuştur. Dolayısıyla HAGB kararına rağmen fiilin sübutu üzerinden disiplin yaptırımı uygulanması ile ceza kararının niteliği gereği disiplin cezası verilemeyeceği yönündeki hukuki yaklaşımlar yargı mercileri önünde değerlendirilmektedir.

Zimmet suçu şikâyete bağlı bir suç mudur?

Zimmet suçu takibi şikâyete tabi olmayıp Cumhuriyet savcılığı tarafından öğrenildiği veya delil elde edildiği anda kendiliğinden soruşturulur.

Zimmet suçunda etkin pişmanlık ceza indirimi sağlar mı?

Soruşturma öncesinde aynen iade veya tam tazmin halinde cezanın üçte ikisi; kovuşturma başlamadan önce gönüllü iade veya tazminde cezanın yarısı; hükümden önce yerine getirilmesi durumunda ise üçte biri indirilir.

Zimmet suçu sebebiyle verilen HAGB kararı memuriyetten çıkarmaya engel midir?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmiş mahkûmiyet gibi hukuki sonuç doğurmayacağı ve bu aşamada memuriyetten çıkarma kararı verilemeyeceği yönünde değerlendirme bulunmakla birlikte; Danıştay 2. Dairesi somut bir kararında fiilin sübut bulduğu gerekçesiyle 657 sayılı Kanun'un 125/E-(g) maddesi uyarınca uygulanan Devlet memurluğundan çıkarma cezasına karşı açılan davanın reddini onamıştır.

Zimmet suçunda dava zamanaşımı süresi kaç yıldır?

Zimmet suçunda kamu davası zamanaşımı süresi temel ceza aralığı doğrultusunda kural olarak on beş yıldır ve suçun işlendiği veya zincirleme fiillerde son suçun işlendiği tarihten itibaren hesaplanır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu