Zaman Çarteri Sözleşmesinde Haklar ve Yükümlülükler

by Avukat Erdal Ersoy
Zaman Çarteri Sözleşmesinde Haklar ve Yükümlülükler

Zaman çarteri sözleşmesinde geminin zilyetliği tahsis olunana geçmez; tahsis olunan yalnızca geminin ticari işletme hakkını devralır. Bu ilişkiden doğan alacak hakları, Türk Ticaret Kanunu madde 1246 uyarınca alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren bir yıl içinde zamanaşımına uğrar.

Sözleşmenin Kurulması ve Ticari İşletme Hakkı

Zaman çarteri sözleşmesinin kurulması herhangi bir şekil şartına bağlı değildir; sözleşme sözlü biçimde de kurulabilir. Kurulan ilişkide tahsis olunan, geminin fiziksel kontrolünü değil ticari işletme hakkını alır.

Navlun, geminin ticari kullanımından doğan ana gelir unsurudur ve kural olarak çarterer tarafından yönetilir. Çarterer yük bulur, seferi planlar ve taşıma gelirini tahsil eder.

Teslim ve Ticari Giderler

Teslim anında gövde, makine, donanım, belgeler, mürettebat yeterliliği ve yakıt durumu kontrol edilmelidir. Eksik veya ayıplı teslim, sonradan ileri sürülecek gecikme ve zarar taleplerinin temelini oluşturabilir.

Geminin ticari işletilmesinden doğan liman vergileri, yükleme ve boşaltma giderleri ile yakıt masrafları kural olarak tahsis olunana aittir.

İade Yükümlülüğü ve Geç İadenin Sonuçları

Türk Ticaret Kanunu madde 1137 uyarınca tahsis olunan, sözleşmenin bittiği gün gemiyi anlaşılan yerde iade etmekle yükümlüdür.

Sözleşmede geç iadeye ilişkin bir ceza koşulu önceden kararlaştırılmışsa bu yaptırım, zararın ayrıca ispatına gerek kalmadan doğar; ceza koşulu önceden kararlaştırılmış sabit bir yaptırımdır. Tazminat yolu ise gerçek zarar, yoksun kalınan kazanç ve ek masrafların ispatına dayanır; karşı taraf ceza koşulunu aşan zararını kanıtlarsa bu fazlayı da talep edebilir. Sözleşmede geç iadeye ilişkin herhangi bir hüküm bulunmuyorsa uyuşmazlıkta iyi niyet, ticari teamül ve somut zarar birlikte dikkate alınır.

Tahsis Edenin Yükümlülükleri ve Güvensiz Talimat

Tahsis edenin teknik ihmali nedeniyle gemi arızalanır ve ticari sefer gecikirse, tahsis eden karşı tarafın uğradığı kazanç kaybını tazmin etmekle yükümlü olabilir. Öte yandan tahsis olunan, gemiyi tehlikeye atacak güvensiz bir bölgeye gönderme talimatı verirse doğacak zarardan sorumlu tutulur.

Zamanaşımı Süresi ve Kesilmesi

Türk Ticaret Kanunu madde 1246'ya göre zaman çarteri sözleşmesinden doğan bütün alacak hakları, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren bir yıl içinde zamanaşımına uğrar. İcra takibi başlatmak veya dava açmak bu süreyi kesebilir; zamanaşımını kesen diğer hukuki işlemler bakımından genel hükümlerin de gözetilmesi gerekir.

Hapis Hakkı, Alacak Rehni ve Takip Usulü

Tahsis ücreti ödenmediğinde tahsis eden, tahsis olunanın gemideki taşınır eşyaları ve kıymetli evrakı üzerinde hapis hakkına sahip olabilir; ayrıca tahsis olunanın üçüncü kişilerden alacağı navlun bedelleri üzerinde alacak rehni kurulabilir. Bu hakkın yalnızca alacak miktarıyla orantılı biçimde kullanılması gerektiği belirtilmektedir. Söz konusu hak ve güvencelerin TTK'daki kapsamı ve koşulları, ilgili maddeler çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.

Türk Ticaret Kanunu madde 1398'in son fıkrasına göre eşya üzerinde doğan hapis hakları, teminat altına alınan alacaktan ayrı ve bağımsız olarak yargılama veya icra konusu yapılamaz. Hapis hakkıyla teminat altına alınan alacak bir ilama ya da ilam niteliğindeki belgeye dayanıyorsa, Türk Ticaret Kanunu madde 1399 uyarınca alacaklı defterin tutulmasından itibaren on beş gün içinde taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip yapabilir. Alacak böyle bir belgeye dayanmıyorsa, Türk Ticaret Kanunu madde 1400 uyarınca aynı on beş günlük süre içinde ilamsız takip yoluna gidilebilir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2015/25284, K. 2016/3471Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2015/25284 E.  ,  2016/3471 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Şikayetçi-borçlu şirket vekilinin icra mahkemesine başvurusunda, 01.06.2015 tarihli zaman çarteri sözleşmesine dayanarak alacaklının hapis hakkı uygulattığını, şikayet edene gönderilen taşımaya konu yük ile ilgili navlun borcunun bulunmadığını, zaman çarteri sözleşmesi ile gemiyi gönderene tahsis eden alacaklının şikayetçide (gönderilende) bir alacağı olmadığından donatanın TTK'nun 1136. maddesi uyarınca alacak rehni uygulanamayacağını ve TTK'nun 1201. maddesi gereğince hapis hakkı uygulanmasının hukuken mümkün olmadığını ileri sürerek hapis hakkının uygulanması için başlatılan takibin iptaline ve "Mamba B " gemisi üzerinde bulunan ve gönderilene ait yük üzerindeki hapis hakkının kaldırılmasına, haksız olarak tutulan defterin kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiği; mahkemece şikayetin kabulü ile 11.06.2015 tarihli hapis hakkının uygulanmasına ilişkin kararın iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Hapis hakkı için defter tutulması başlığını taşıyan TTK'nun 1398. maddesinin 1. fıkrasında, İcra ve İflas Kanununun 270 ve 271 inci maddelerinin, bu kanun hükümleri uyarınca eşya üzerinde doğan  hapis hakkının  paraya  çevrilmesinde de uygulanacağı, bu maddenin ikinci fıkrasında İcra ve İflas Kanunu'nun 270 inci maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen sürenin, eşya üzerinde doğan hapis haklarının paraya çevrilmesinde onbeş gün olduğu, bu maddenin son fıkrasına göre de eşya üzerinde doğan hapis haklarının, teminat altına alınan alacaktan ayrı ve bağımsız olarak yargılama veya icra konusu yapılamayacağı hükme bağlanmıştır. Bununla bağlantılı olarak TTK'nun 1399. ve 1400. maddelerinde de hapis hakkıyla teminat altına alınan alacak, bir ilama veya ilam niteliğindeki belgeye dayanıyorsa, alacaklının, defterin tutulmasından başlayarak onbeş gün içinde taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip yapabileceği, buna karşılık hapis hakkıyla teminat altına alınan alacak, bir ilama veya ilam niteliğindeki belgeye dayanmıyorsa, alacaklının, defterin tutulmasından başlayarak onbeş gün içinde taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip yapabileceği öngörülmüştür. Yukarıda açıklanan yasal düzenleme uyarınca, alacaklı tarafça rehnin paraya çevrilmesine yönelik takibe geçildikten ve bu konuda kendisine ödeme veya icra emri gönderildikten sonra borçlu, hapis hakkına yönelik şikayet veya itirazlarını takibin şekline göre icra dairesine veya icra mahkemesine yapması gerekir. Borçlu hapis hakkına karşı çıkmak isterse, bunu ödeme emrine itiraz yolu ile ileri sürebilir (Bkz. İcra ve İflas Hukuku El Kitabı 2013 2. baskı, Prof. Dr. Baki Kuru). Somut olayda, alacaklının başvurusu ile icra müdürlüğünce 11.06.2015 tarihinde yük üzerinde hapis hakkı uygulanarak bu konuda tutanak tutulduğu ve hapis hakkı uygulanan menkullerin aynı tarihte yed'i emine teslim edildiği, işbu şikayet tarihi olan 15.06.2015 tarihinde henüz esas takibe geçilmediği ve borçluya ödeme veya icra emri tebliğ edilmediği görülmektedir. Bu durumda, henüz takibe geçilmediğine ve hapis hakkı, teminat altına alınan alacaktan ayrı ve bağımsız olarak başlıbaşına yargılama konusu yapılamayacağına göre, hakkında esas takibe geçilmediği dönemde, borçlunun hapis hakkına yönelik şikayetinin bu aşamada dinlenilmesi mümkün bulunmamaktadır. O halde mahkemece, belirtilen bu gerekçelerle şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken, açıklanan bu hususlar gözden kaçırılarak yazılı şekilde istemin kabulüne karar verilmesi isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.02.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2015/25284, K. 2016/3471 sayılı kararında, hakkında henüz esas takibe geçilmediği ve ödeme ya da icra emri tebliğ edilmediği dönemde borçlunun hapis hakkına yönelik şikayetinin bu aşamada dinlenemeyeceğini hükme bağlamıştır.

Zaman çarteri alacağı ne zaman zamanaşımına uğrar?

Alacak, muaccel olduğu tarihten itibaren bir yıl içinde zamanaşımına uğrar. İcra takibi başlatmak veya dava açmak bu süreyi kesebilir; diğer zamanaşımı kesilme halleri bakımından genel hükümler de dikkate alınmalıdır.

Zaman çarteri sözleşmesi yazılı olmak zorunda mıdır?

Hayır. Sözleşmenin kurulması herhangi bir şekil şartına bağlı değildir; sözleşme sözlü olarak da kurulabilir.

Gemi geç iade edilirse ne ödenir?

Sözleşmede önceden bir ceza koşulu belirlenmişse bu yaptırım zararın ayrıca ispatına gerek kalmadan devreye girer; karşı taraf ceza miktarını aşan zararını kanıtlarsa fazlasını da isteyebilir. Sözleşmede geç iadeye ilişkin hüküm yoksa uyuşmazlık iyi niyet, ticari teamül ve somut zarar ölçütleriyle çözülür.

Hapis hakkı alacaktan bağımsız olarak takip edilebilir mi?

Hayır. Türk Ticaret Kanunu madde 1398'in son fıkrası uyarınca hapis hakkı, teminat altına aldığı alacaktan ayrı ve bağımsız olarak yargılama veya icra konusu yapılamaz.

Hapis hakkına dayalı takipte süre ne kadardır?

İlama veya ilam niteliğindeki belgeye dayanan alacaklarda ilamlı takip, ilamsız alacaklarda ise ilamsız takip için defterin tutulmasından itibaren on beş günlük süre öngörülmüştür.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu