Yüz Kızartıcı Suçlar Nelerdir ve Ne Zaman Silinir?

by Avukat Erdal Ersoy
Yüz Kızartıcı Suçlar Nelerdir ve Ne Zaman Silinir?

Ceza Hukukunda Yüz Kızartıcı Suç Kavramı ve Kanunilik İlkesi

Ceza mevzuatında yüz kızartıcı suçlar başlığı altında müstakil bir genel tanım veya bu adla bağımsız bir suç tipi bulunmamaktadır. Bu kavram, belirli suç fiillerinin ahlaki ve hukuki niteliği sebebiyle kişiye yüklenen kanuni kısıtlamaları ve hak yoksunluklarını ifade etmek amacıyla özel kanun metinlerinde yer almaktadır. Kanun metinlerinde kullanılan 'gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı suç' ibaresindeki 'gibi' edatı, yalnızca maddede açıkça sayılan suç tiplerini nitelemektedir. Suç ve cezaların kanuniliği ilkesi gereğince, kanunda açıkça sayılmayan fiiller kıyas veya genişletici yorum yoluyla bu kavrama dahil edilemez.

Anayasa ve Seçim Mevzuatında Yer Alan Yüz Kızartıcı Suçlar

Anayasa'nın 76. maddesinde milletvekili seçilme yeterliliğini engelleyen durumlar düzenlenirken zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma ve dolanlı iflas fiilleri yüz kızartıcı suçlar kapsamında zikredilmiştir. Benzer doğrultuda 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu'nun 11/1 maddesi uyarınca basit ve nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma ve hileli iflas gibi suçlardan mahkûm olanlar milletvekili seçilememektedir.

Bu katalogda yer alan hileli iflas suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 161. maddesi gereğince alacaklıların alacaklarının teminatı mahiyetindeki malların kaçırılması amacıyla malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflarda bulunulması veya sahte bilanço düzenlenmesi suretiyle işlenmekte ve üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası yaptırımına bağlanmaktadır. Sahtecilik suçları kapsamında ise Türk Ceza Kanunu'nun 197. maddesinde tedavüldeki parayı sahte olarak üreten, ülkeye sokan, nakleden veya piyasaya süren faillere iki yıldan oniki yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adli para cezası; 199. maddesinde kıymetli damgayı sahte üreten veya tedavüle koyanlara bir yıldan beş yıla kadar hapis ve adli para cezası; 202. maddesinde ise kamu kurum ve kuruluşlarınca veya meslek kuruluşlarınca kullanılan resmi mühürleri sahte olarak üreten veya kullananlara bir yıldan altı yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 161Kaynağı aç
Madde 161- (1) Malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli
tasarruflarda bulunan kişi, bu hileli tasarruflardan önce veya sonra iflasa
karar verilmiş olması halinde, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır. Hileli iflasın varlığı için;
a) Alacaklıların alacaklarının teminatı mahiyetinde olan malların
kaçırılması, gizlenmesi veya değerinin azalmasına neden olunması,
b) Malvarlığını kaçırmaya yönelik tasarruflarının ortaya çıkmasını
önlemek için ticari defter, kayıt veya belgelerin gizlenmesi veya yok edilmesi,
c) Gerçekte bir alacak ve borç ilişkisi olmadığı halde, sanki böyle bir
ilişki mevcutmuş gibi, borçların artmasına neden olacak şekilde belge
düzenlenmesi,
d) Gerçeğe aykırı muhasebe kayıtlarıyla veya sahte bilanço tanzimiyle
aktifin olduğundan az gösterilmesi,
gerekir.
Taksirli iflas
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 197Kaynağı aç
Madde 197- (1) Memlekette veya yabancı ülkelerde kanunen tedavülde
bulunan parayı, sahte olarak üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya
tedavüle koyan kişi, iki yıldan oniki yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî
para cezası ile cezalandırılır.
(2) Sahte parayı bilerek kabul eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis
ve adlî para cezası ile cezalandırılır.
(3) Sahteliğini bilmeden kabul ettiği parayı bu niteliğini bilerek
tedavüle koyan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Paraya eşit sayılan değerler
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 199Kaynağı aç
Madde 199- (1) Kıymetli damgayı sahte olarak üreten, ülkeye sokan,
nakleden, muhafaza eden veya tedavüle koyan kişi, bir yıldan beş yıla kadar
hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Sahte olarak üretilmiş kıymetli damgayı bilerek kabul eden kişi, üç
aydan bir yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.
(3) Sahteliğini bilmeden kabul ettiği kıymetli damgayı bu niteliğini
bilerek tedavüle koyan kişi, bir aydan altı aya kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.
(4) Damgalı kağıtlar, damga ve posta pulları ve muayyen bir miktar vergi
veya harcın ödendiğini belgelemek amacıyla kullanılan pullar, kıymetli damga
sayılır.
Para ve kıymetli damgaları yapmaya yarayan araçlar
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 202Kaynağı aç
Madde 202- (1) Cumhurbaşkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığı ve Başbakanlık tarafından kullanılan mührü sahte olarak üreten veya
kullanan kişi, iki yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Kamu kurum ve kuruluşlarınca veya
kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca kullanılan onaylayıcı veya
belgeleyici mührü sahte olarak üreten veya kullanan kişi, bir yıldan altı yıla
kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Mühür bozma

Mesleki Kısıtlamalar ve Kamusal Görev Yasakları

Yüz kızartıcı suç nitelemesi, mesleğe kabul ve kamu hizmetine girme şartlarında önemli değişikliklere uğramıştır. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 5/a maddesi, 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu'nun 4/d maddesi ve 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun'da yer alan 'yüz kızartıcı suçlar' genel ibaresi yürürlükten kaldırılarak mesleğe engel oluşturan mahkûmiyetler tek tek sayılmıştır. Buna karşılık 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 8/h maddesi uyarınca zimmet, nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma ve hileli iflas gibi suçlardan soruşturma ve kovuşturma altında bulunmamak mesleğe kabul koşulu olarak aranmaktadır. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 8/d maddesinde de bu suçları işleyenlerin bankalarda kurucu ortak olmaları kesin bir dille yasaklanmıştır.

Kamu görevlileri bakımından 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48/A-5 maddesinde sayılan suçlardan mahkûmiyet, genel veya özel af kanunlarına uğranmış olsa dahi memuriyet statüsünün sona ermesine veya memurluğa kabul edilmemeye yol açmaktadır. Ayrıca 6136 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca, ateşli silahla işlenen suçlardan hükümlü olanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hapis cezasına mahkûm edilen kişilere, mahkûm olunan cezanın infazı tamamlandıktan sonra beş yıl geçmedikçe ve yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınmadıkça silah taşıma ve bulundurma ruhsatı verilememektedir.

6136 sayılı ATEŞLİ SİLAHLAR VE BIÇAKLAR İLE DİĞER ALETLER HAKKINDA KANUN m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – (Değişik:24/10/2019-7190/18
md.)
Ateşli silahları ancak;
1. Cumhurbaşkanı, Başbakan,
Cumhurbaşkanı yardımcıları, Bakanlar, Yasama Organı üyeleri ve Bakan
yardımcıları ile bu görevlerde bulunmuş olanlar,
2. Özel kanunlarına göre silah taşıma
yetkisine sahip bulunanlar,
3. Cumhurbaşkanı kararı ile silah
taşıyabileceklerine karar verilen Devlet, belediye, özel idare ve kamu iktisadi
teşebbüsleri memur ve mensupları,
4. A) Mahkeme kararı ile ya da
haklarında verilen mahkûmiyet kararının sonucu olarak Türk Silahlı Kuvvetleri,
Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından tart ve ihraç edilenler,
rütbesinin geri alınmasına hükmolunanlar ile 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı
Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu hükümleri uyarınca ayırma işlemine tabi
tutulanlar, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel
Kanununun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının mülga (c) bendi, 18/3/1986
tarihli ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası
ve 28/5/1988 tarihli ve 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanununun mülga 15 inci
maddesi uyarınca disiplinsizlik veya ahlaki durumları sebebiyle ayırma işlemine
tabi tutulanlar, 3269 sayılı Kanunun 12 nci maddesi uyarınca başarısız
görülenler ile 3466 sayılı Kanunun 13 ve 16 ncı maddeleri uyarınca ilişikleri
kesilenler veya mülga 13/5/1971 tarihli ve 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanununun 2
nci maddesi uyarınca emekli edilenler ile 31/1/2018 tarihli ve 7068 sayılı
Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine
Dair Kanun gereğince meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarılanlar hariç
olmak üzere; emekli subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlar ile
mecburi hizmetini tamamlayarak istifa etmek suretiyle Türk Silahlı Kuvvetleri,
Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından ayrılan subay,
astsubay ve uzman jandarmalar ile en az on yıl görev yapıp sözleşmelerinin
uzatılmaması sonucu veya kendi isteğiyle Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma
Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından ayrılan uzman erbaşlar ile
en az on yıl görev yapmış olmak kaydıyla istifa etmek veya kurum değiştirmek
suretiyle Emniyet Genel Müdürlüğünden ayrılan emniyet hizmetleri sınıfı
personeli,
B) Disiplin kurulları veya mahkeme
kararıyla meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarılanlar ya da haklarında
verilen mahkûmiyet kararı sonucu memuriyetle ilişiği kesilenler veya sicilen ya
da mülga 1402 sayılı Kanunun 2 nci maddesi gereğince emekli edilenler hariç
olmak üzere,
a) Vali, vali muavini, kaymakam ve
bucak müdürlüğünden veya mülki idare amirliği hizmetlerinden,
b) Hakim ve Cumhuriyet savcısı ile bu
meslekten sayılanlardan,
c) Emniyet hizmetleri sınıfına dahil
kadrolarda çalışan personelden,
d) MİT hizmetleri mensuplarından,
e) Büyükelçi unvanlarından,
f) Cumhurbaşkanlığı merkez
teşkilatında Cumhurbaşkanı Özel Kalem Müdürü ve Cumhurbaşkanlığına bağlı kurum
ve kuruluşların en üst yöneticileri ile Cumhurbaşkanı başdanışmanlarından,
g) Gümrükler Muhafaza Genel
Müdürlüğünde Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı, Daire Başkanı ile merkez ve
taşra teşkilatında görevli Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürü, Bölge Amiri, Kısım
Amiri ve Gümrük Muhafaza Memuru unvanlarından,
ğ) Ceza İnfaz Kurumu başkontrolörleri
ve kontrolörleri, birinci ve ikinci müdürleri, idare memurları, infaz ve koruma
başmemurları ve memurları ile denetimli serbestlik müdür ve müdür
yardımcılarından,
h) Orman muhafaza memurları ve orman
bölge şeflerinden,
emekli olanlar.
5. Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte
belirlenecek esaslara göre valiler tarafından verilecek izin vesikasını
alanlar,
6. 18/3/1924 tarihli ve 442 sayılı
Köy Kanununun 74 üncü maddesine göre görevlendirilen güvenlik korucularından
hâlihazırda görevde bulunanlar ile aynı Kanunun mülga ek 16 ncı maddesinin
birinci fıkrasına ve 27/5/2007 tarihli ve 5673 sayılı Köy Kanununda ve Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesine göre
görevleriyle ilişiği kesilenler,
7. Yapılan soruşturma sonucu veya
kesinleşmiş yargı kararı üzerine görevine son verilenler ile terör örgütlerine
veya (İptal ibare: Anayasa Mahkemesinin 3/6/2021 tarihli ve E.:2020/9;
K.:2021/37 sayılı Kararı ile) (…) Devletin milli güvenliğine karşı
faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği,
mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olanlar hariç olmak üzere, en
az bir dönem köy veya mahalle muhtarlığı ya da belediye başkanlığı yapmış
bulunanlar,
taşıyabilirler veya mesken ya da
işyerinde bulundurabilirler.
Birinci fıkranın (4) numaralı
bendinin (A) alt bendinden istifade edenler ilgili Kuvvet Komutanlıkları,
Emniyet Genel Müdürlüğü, Sahil Güvenlik Komutanlığı veya Jandarma Genel
Komutanlığının kayıtlarına geçmek ve bu makamlarca verilen belgelere işlenmek
şartıyla ateşli silah taşıyabilirler veya bulundurabilirler. Bu şekilde
düzenlenen belgeler, taşıma veya bulundurma izin belgesi yerine geçer.
Birinci fıkranın (1), (2), (3) ve (4)
numaralı bentlerinde sayılan kişilere ait silahların, (6) ve (7) numaralı
bentlerde sayılan kişilerin edinecekleri en fazla bir adet silahın, 8/6/1949
tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun mülga 64
üncü maddesine, 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık
Bağlanması Hakkında Kanuna, 23/4/1981 tarihli ve 2453 sayılı Yurt Dışında
Görevli Personele Nakdî Tazminat Verilmesi ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna,
18/12/1981 tarihli ve 2566 sayılı Bazı Kamu Görevlilerine Nakdi Tazminat
Verilmesi ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna, 28/2/1982 tarihli ve 2629 sayılı
Uçuş, Paraşüt, Denizaltı, Dalgıç ve Kurbağa Adam Hizmetleri Tazminat Kanununa,
24/2/1968 tarihli ve 1005 sayılı İstiklâl Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatanî
Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanuna ve 12/4/1991 tarihli
ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununa göre aylık bağlananlara ait
silahların, barışta veya olağanüstü hallerde iç güvenlik ve asayişin
sağlanmasına yönelik her türlü faaliyet, eğitim, tatbikat ve manevralar ile
birlik veya grup halinde intikaller sırasında veya bu harekat ve hizmetlerin
sebep ve etkileri ile hayatlarını kaybedenler ve silah ruhsatı alamayacak
derecede malul olanların ana, baba, eş ve çocuklarına bu kişilerden intikal
eden ateşli silahlar ile yukarıda sayılan kanunlara göre aylık bağlanmamış olsa
bile bu şekilde yaralananlara ait ateşli silahların taşınmasına veya
bulundurulmasına yetki veren kayıt ve belgeler her türlü vergi, resim ve harçtan
muaftır. Barışta veya olağanüstü hallerde iç güvenlik ve asayişin sağlanması
amacıyla yürütülen her türlü faaliyet, eğitim, tatbikat ve manevralar ile
birlik veya grup halinde intikaller sırasında bu harekat ve hizmetlerin sebep
ve etkileriyle vefat edenlerden (şehit, er, erbaş ve malûl gaziler dahil)
intikal eden silah bulunmaması durumunda; bunların ana, baba, eş ve
çocuklarından sadece birinin, bir ateşli silahla sınırlı olmak kaydıyla, silah
taşımasına veya bulundurmasına yetki veren kayıt ve belgeler her türlü vergi,
resim ve harçtan muaftır. (Ek cümle:21/11/2024-7533/9 md.) Ayrıca, bu Kanun hükümlerine göre armağan edilen silahlar
için kişilere bulundurma veya taşıma izni veren kayıt ve belgeler, her türlü
vergi, resim ve harçtan muaftır.
Silah taşımaya yetki veren kimlik
kartları ile belgelerin düzenlenmesi ve gerektiğinde yenilenmesi ya da geri
alınmasına ilişkin usul ve esaslar Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri
Bakanlığınca müştereken hazırlanacak bir yönetmelikte düzenlenir.
26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk
Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci
Bölümünde tanımlanan suçlar ile 3713 sayılı Kanun kapsamına giren suçlardan
mahkûm olanlara affa uğramış olsalar bile ateşli silah taşıma ve bulundurma izni
verilemez. Ateşli silahla işlenen suçlardan hükümlü bulunanlar ile taksirli
suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hapis cezasına mahkûm olanlara,
mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren beş yıl
geçmedikçe ve haklarında yasaklanmış hakların geri verilmesine ilişkin karar
verilmedikçe, ateşli silah taşıma ve bulundurma izni verilemez.
8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı
Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında
haklarında tedbir kararı verilenlere tedbir kararı süresince ateşli silahları
taşıma ve bulundurma izni verilmez, varsa ruhsat verilmesine ve yenilemesine
ilişkin işlemler bekletilir. Bunların ruhsata bağlanmış silahları ise tedbir
kararı kalkıncaya kadar genel kolluk kuvvetleri tarafından muhafaza altına
alınır.

Adli Sicil ve Arşiv Kayıtlarının Silinme Şartları

5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 12. maddesi gereğince, Anayasa'nın 76. maddesi ile Türk Ceza Kanunu dışındaki özel kanunlarda hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetlere ilişkin kayıtlar arşive alındıktan sonra belirli sürelerle silinir. Bu kayıtlar, kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması şartıyla on beş yılın geçmesiyle; mahkemece yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınmaması durumunda ise otuz yılın geçmesiyle tamamen silinmektedir. Hak yoksunluğuna neden olmayan diğer mahkûmiyetlere ilişkin arşiv bilgileri ise arşive alınma koşullarının oluşmasından itibaren beş yıl geçtikten sonra tamamen silinir.

5352 sayılı ADLİ SİCİL KANUNU m. 12Kaynağı aç
Madde 12- (1) (Değişik: 5/4/2012-6290/2 md.) Arşiv
bilgileri;
a) İlgilinin ölümü üzerine,
b) Anayasanın 76 ncı maddesi ile Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda
bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma
koşullarının oluştuğu tarihten itibaren;
1. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşuluyla onbeş
yıl geçmesiyle,
2. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşulu
aranmaksızın otuz yıl geçmesiyle,
c) Diğer mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının
oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçmesiyle,
tamamen silinir.
(2) Fiilin kanunla suç olmaktan çıkarılması halinde, bu suçtan
mahkûmiyete ilişkin adlî sicil ve arşiv kayıtları, talep aranmaksızın tamamen
silinir.
(3) Kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonucunda verilen
beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi halinde,
önceki mahkûmiyet kararına ilişkin adlî sicil ve arşiv kaydı tamamen silinir.
(4) (Ek: 24/11/2016-6763/40 md.) Akıl
hastalığı nedeniyle hükmedilen güvenlik tedbirlerine ilişkin kayıtlar,
infazının tamamlanmasıyla tamamen silinir.
Adlî sicil ve arşiv kayıtlarında sorgulama yetkisi verilmesi

Adli sicil ve arşiv kayıtları sürenin dolması dışında özel hukuki durumların varlığı halinde de terkin edilir. Hükümlünün vefat etmesi durumunda arşiv bilgileri herhangi bir süre koşulu aranmaksızın silinir. İşlenen fiilin sonradan çıkarılan bir kanunla suç olmaktan çıkarılması halinde, talep dahi aranmaksızın adli sicil ve arşiv kayıtları tamamen temizlenir. Kanun yararına bozma yoluna başvurulması veya yargılamanın yenilenmesi neticesinde beraat ya da ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilip kesinleştiğinde önceki mahkûmiyet kaydı sicil ve arşivden tamamen silinmektedir. Akıl hastalığı sebebiyle uygulanan güvenlik tedbirlerine dair kayıtlar ise infazın tamamlanmasıyla birlikte silinir.

Yüz kızartıcı suçların arşiv kaydı ne zaman tamamen silinir?

Özel kanunlarda hak yoksunluğuna bağlanan mahkûmiyetlere ait arşiv kayıtları, arşive alınma şartlarının oluşmasından itibaren yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınmışsa 15 yılda, bu karar alınmamışsa 30 yılda tamamen silinir.

Hükümlünün vefatı halinde adli sicil arşiv kaydı silinir mi?

5352 sayılı Kanun'un 12/1-a maddesi gereğince, ilgili kişinin vefat etmesi üzerine adli sicil arşiv bilgileri süre koşulu aranmaksızın tamamen silinir.

Yüz kızartıcı suç kavramı kanunda belirtilmeyen suçları da kapsar mı?

Suç ve cezaların kanuniliği ilkesi uyarınca, kanun metninde geçen 'gibi' ifadesi genişletici yoruma izin vermez; kavram sadece ilgili kanun maddesinde tek tek zikredilen fiilleri kapsar.

Af kararı yüz kızartıcı suçun memuriyete engelini kaldırır mı?

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48/A-5 maddesi uyarınca, katalogda sayılan suçlar bakımından mahkûmiyet affa uğramış olsa dahi devlet memurluğuna atanma veya görevde kalma yasağı devam eder.

Bankalarda kurucu ortak olmak için hangi suçlardan mahkûm olmamak gerekir?

5411 sayılı Bankacılık Kanunu uyarınca zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma ve hileli iflas suçlarından hüküm giyenlerin kurucu ortak olmaları yasaktır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu