Darp Raporu Nedir ve Nasıl Alınır?

by Avukat Erdal Ersoy
Darp Raporu Nedir ve Nasıl Alınır?

Darp raporu, fiziksel şiddet veya kasten yaralama iddiası üzerine vücuttaki yaralanma bulgularını hekim muayenesiyle tespit eden resmi adli muayene belgesidir. Tıbbi literatürde genel adli muayene raporu olarak adlandırılır; halk arasında şiddet raporu veya darp belgesi denmesi de görülür. Belgede kimlik bilgileri, olayın tarihi ve yeri, muayene tarihi ve saati, mağdurun anlatımı ile şikayetleri ve hekimin saptadığı kızarıklık, morluk, şişlik, ekimoz, çizik, kesik, açık yara, kanama, kırık, ezilme veya yanık gibi bulgular yer alır. Ayrıca yaralanmanın yaşamı tehlikeye sokan bir durum yaratıp yaratmadığı ve basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olup olmadığı raporda belirtilir.

Rapor Nereden ve Hangi Yolla Alınır?

Mağdur, Sağlık Bakanlığına bağlı kamu hastanelerinin acil servislerine, adli muayene ve rapor düzenlemeye yetkili adli tıp birimlerine veya adli rapor düzenleyebilen özel hastanelere doğrudan başvurabilir. Polis ya da jandarma aracılığıyla veya savcılık sevkiyle de muayene yaptırılıp rapor alınabilir. Aile sağlığı merkezleri ve aile hekimleri darp raporu düzenleyemez; aynı konuda bu birimlerin adli rapor yetkisinin sınırlı olduğu ve çoğu zaman ayrıntılı darp raporu düzenlemedikleri de geçerlidir. Başvurunun hastane veya adli rapor düzenlemeye yetkili kuruma yapılması gerekir.

Raporun alınacağı güne ilişkin kanunda kesin bir süre sınırı yoktur. Morluk, şişlik, ekimoz, açık yara veya kızarıklık gibi izler kaybolmadan muayene yapılması, bulguların rapora geçirilebilmesi için önemlidir. Bedeninde darptan kaynaklanan bir iz bulunması, rapor alınabilmesinin öncelikli koşuludur. Muayene, doktor-hasta ilişkisi içinde ve mahremiyete uyularak yalnız yapılır. Hekim kişisel güvenlik endişesini ileri sürerse muayene kolluk görevlisinin gözetiminde istenebilir.

Sağlık Mesleği Mensubunun Bildirim Yükümlülüğü

Görevini yaptığı sırada bir suçun işlendiği yönünde belirtiyle karşılaşan sağlık mesleği mensubu, durumu yetkili makamlara bildirmekle yükümlüdür. Tabip, diş tabibi, eczacı, ebe, hemşire ve sağlık hizmeti veren diğer kişiler bu kapsamdadır. Türk Ceza Kanunu'nun 280. maddesine göre bildirim yapmayan veya bu hususta geciken sağlık mesleği mensubu bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Hastanedeki hekimin olayı hastane polisine veya adli makamlara bildirmesi bu yükümlülükle bağlantılıdır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 280Kaynağı aç
Madde 280- (1) Görevini yaptığı sırada bir suçun işlendiği yönünde
bir belirti ile karşılaşmasına rağmen, durumu yetkili makamlara bildirmeyen
veya bu hususta gecikme gösteren sağlık mesleği mensubu, bir yıla kadar hapis
cezası ile cezalandırılır.
(2) Sağlık mesleği mensubu deyiminden tabip, diş tabibi, eczacı, ebe,
hemşire ve sağlık hizmeti veren diğer kişiler anlaşılır.
Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme

Geçici Rapor ile Kati Rapor

İlk muayene sonunda hekim geçici darp raporu düzenler. Bu ön raporda kimlik bilgileri, muayene tarihi ve saati, mağdur bildiriyorsa yaralanmanın oluş zamanı, her yaranın tarifi ile yaşamı tehlikeye sokan durum ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilirlik yer alır. Kati rapor, yaralanmanın etkilerinin daha net ortaya çıktığı aşamada düzenlenen ve bazen uzman görüşü içeren nihai değerlendirmedir. İlk rapor geçici bulguları içerirken kati rapor, hasarın niteliği, iyileşme durumu ve adli sonuçlar bakımından daha belirleyici olabilir.

Delil Değeri ve Rapor Olmadan İspat

Darp raporu, ceza soruşturması ve kovuşturması ile tazminat ve boşanma uyuşmazlıklarında şiddet olayını belgeleyen önemli bir delildir. Yaralanmanın varlığını ortaya koyar; bu yaraların belirli bir kişi tarafından oluşturulduğunun doğrudan kanıtı değildir ve tek başına kesin hüküm verdiren bir delil sayılmaz. Tanık beyanı, kamera kaydı, fotoğraf veya olay yeri tutanağı gibi ek deliller raporu destekleyebilir.

Rapor alınamamış olsa da fiziksel şiddet başka delillerle ileri sürülebilir. Fotoğraf, video kaydı, tanık beyanı ve kolluk tutanağı bu kapsamda kullanılır. Muayeneye gidemeyen veya çekincesi bulunan kişi, iz, morluk ve çizikleri tarih belirterek fotoğraf ya da video ile kaydedebilir veya bu izleri tanıklara gösterebilir.

Kasten Yaralamanın Cezası

Türk Ceza Kanunu'nun 86. maddesinin birinci fıkrasına göre, kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fiilin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur. Suçun kadına karşı işlenmesi halinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 86Kaynağı aç
Madde 86- (1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya
sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin
kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde
hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aydan
bir yıl altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle:12/5/2022-7406/3 md.) Suçun kadına
karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan
az olamaz.
(3) Kasten yaralama suçunun;
a) Üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı,[38]
b) Beden veya ruh bakımından kendisini
savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
e) Silahla,
f) (Ek:14/4/2020-7242/11 md.) Canavarca hisle,
İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında,
(f) bendi bakımından ise bir kat artırılır.[39]
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama[40]

Yaralamanın üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı yapılması, mağdurun kendini savunamayacak durumda olmasından yararlanılması ya da kamu görevlisine görevinden dolayı işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılır. Silahla işlenmesi halinde de artırım yarı oranındadır. Canavarca hisle işlenmesinde artırım bir kattır. Bu hallerde şikayet aranmaz.

Türk Ceza Kanunu'nun 87. maddesinin birinci fıkrasındaki neticelerde, yani duyu veya organ işlevinin sürekli zayıflaması, konuşmada sürekli zorluk, yüzde sabit iz, yaşamı tehlikeye sokan durum veya gebe kadının çocuğunun vaktinden önce doğması hallerinde, 86. maddeye göre belirlenen ceza bir kat artırılır. Verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde dört yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde altı yıldan az olamaz. İyileşmesi olanağı bulunmayan hastalık, bitkisel hayat, duyu veya organ işlevinin yitirilmesi, konuşma ya da çocuk yapma yeteneğinin kaybı, yüzün sürekli değişikliği veya çocuğun düşmesi halinde ceza iki kat artırılır; alt sınır birinci fıkraya giren hallerde altı yıl, üçüncü fıkraya giren hallerde dokuz yıldır. Kemik kırığı veya çıkığında ceza, kırık ya da çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre yarısına kadar artırılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 87Kaynağı aç
Madde 87- (1) Kasten yaralama fiili, mağdurun;
a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,
b) Konuşmasında sürekli zorluğa,
c) Yüzünde sabit ize,
d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına,
Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre
belirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya
giren hallerde dört
yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde
altı yıldan az olamaz.[41]
(2) Kasten yaralama fiili, mağdurun;
a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata
girmesine,
b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,
c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,
d) Yüzünün sürekli değişikliğine,
e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine,
Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye
göre belirlenen ceza, iki kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya
giren hallerde altı yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde dokuz yıldan az olamaz.41
(3) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/4 md.) Kasten yaralamanın vücutta
kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre
belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre,
yarısına kadar artırılır.
(4) Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin
birinci fıkrasına giren hallerde on yıldan ondört yıla
kadar, üçüncü fıkrasına giren hallerde ise ondört yıldan
onsekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.[42][43]
Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi[44]

Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse ceza, 86. maddenin birinci fıkrasına giren hallerde on yıldan on dört yıla, üçüncü fıkrasına giren hallerde on dört yıldan on sekiz yıla kadar hapistir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Yargılama sonunda hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise, kanundaki koşulların varlığı halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Bu karar, müsadere hükümleri hariç, kurulan hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmaması anlamına gelir. Karar verilmesi halinde sanık beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur. Mağdurun veya kamunun zararı derhal giderilemezse, bu zararın denetim süresince aylık taksitlerle tamamen giderilmesi koşuluyla da aynı karar verilebilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 231Kaynağı aç
Madde 231 – (1) Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen
esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana
çizgileriyle anlatılır.
(2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve
süresi bildirilir.
(3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da
bildirilir.
(4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.
(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Sanığa
yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya
daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler
saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler
hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;[77]
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve
davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda
kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade,
suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
gerekir.
(7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Açıklanmasının
geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası
ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.
(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl
süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında
kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına
karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin
belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat
sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya
özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında
ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek
hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine
getirmesine,
karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
(9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Altıncı
fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde;
sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık
taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15
md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli
serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde,
açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı
verilir.
(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim
süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine
ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak
mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu
değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz
edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının
ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir
mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz
edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir
değerlendirme yapabilir.
(12) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) 272 nci maddenin
üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye
mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde
hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı
kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece
mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi
hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm,
usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.
(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir.
Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak
Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede
belirtilen amaç için kullanılabilir.
(14) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Bu maddenin hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü
maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili
olarak uygulanmaz.
Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar

Şikayet, Vazgeçme ve Kovuşturmama Kararına İtiraz

Basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif kasten yaralamada ceza, mağdurun şikayeti üzerine verilir. Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlarda yetkili kişi, fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden başlamak üzere altı ay içinde şikayette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Süre, zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla işlemeye başlar. Eşe, üstsoya, altsoya veya kamu görevlisine karşı yaralama ile 86. maddenin üçüncü fıkrasındaki diğer hallerde şikayet aranmaz; mağdur şikayet etmese de soruşturma yürütülebilir. Kovuşturması şikayete bağlı suçlarda, kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar görenin vazgeçmesi davayı düşürür. Hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme, cezanın infazına engel olmaz.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 73Kaynağı aç
Madde 73- (1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete
bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı
takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
(2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan
kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. (Ek
cümle:7/11/2024-7531/14 md.) Ancak, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete
bağlı olan hakaret suçu bakımından şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun
fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.
(3) Şikayet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse
bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez.
(4) Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı
olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün
kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.
(5) İştirak halinde suç işlemiş
sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar.
(6) Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı
etkilemez.
(7) Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikayetten
vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve
vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık
hukuk mahkemesinde de dava açamaz.
(8) (Mülga: 6/12/2006 – 5560/45 md.)
Dava veya cezanın düşmesinin etkisi

Cumhuriyet savcılığının kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı suçtan zarar gören, kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, kararı veren savcının yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hakimliğine itiraz edebilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 173Kaynağı aç
Madde 173 – (1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına
dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, bu
kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza
mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.[69]
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek
olaylar ve deliller belirtilir.
(3) (Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.)
Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine
gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet
başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli
nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere
mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı,
kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi
yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
(5) Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir
yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz.
(6) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/11 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/10
md.) İtirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası
açılabilmesi için 172 nci maddenin ikinci fıkrası uygulanır.
İddianamenin iadesi

6284 Sayılı Kanun Kapsamında Tedbir

Şiddete maruz kalan kişi karakola, jandarma komutanlığına, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezine, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne, Cumhuriyet başsavcılığına, kaymakamlık veya valiliğe, aile mahkemesine ya da belediyeye başvurabilir. 6284 sayılı Kanun'un 8. maddesine göre koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığına dair delil veya belge aranmaz; önleyici tedbir geciktirilmeksizin verilir. Uzaklaştırma isteminde darp raporu sunulması zorunlu değildir. Raporun istemle birlikte verilmesi, uzaklaştırma isteminin kabul edilmesi ihtimalini artırabilir; raporun sunulması istemin kabul edildiği anlamına gelmez. Başvuru nöbetçi aile mahkemesine yapılabilir ve can güvenliğine yönelik karar duruşma yapılmadan verilebilir.

6284 sayılı AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN m. 8Kaynağı aç
MADDE 8 – (1) Tedbir kararı, ilgilinin talebi,
Bakanlık veya kolluk görevlileri ya da Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine
verilir. Tedbir kararları en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden,
mülkî amirden ya da kolluk biriminden talep edilebilir.
(2) Tedbir kararı ilk
defasında en çok altı ay için verilebilir. Ancak şiddet veya şiddet uygulanma
tehlikesinin devam edeceğinin anlaşıldığı hâllerde, resen, korunan kişinin ya
da Bakanlık veya kolluk görevlilerinin talebi üzerine tedbirlerin süresinin
veya şeklinin değiştirilmesine, bu tedbirlerin kaldırılmasına veya aynen devam
etmesine karar verilebilir.
(3) Koruyucu tedbir
kararı verilebilmesi için, şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge
aranmaz. Önleyici tedbir kararı, geciktirilmeksizin verilir. Bu kararın
verilmesi, bu Kanunun amacını gerçekleştirmeyi tehlikeye sokabilecek şekilde
geciktirilemez.
(4) Tedbir kararı,
korunan kişiye ve şiddet uygulayana tefhim veya tebliğ edilir. Tedbir talebinin
reddine ilişkin karar ise sadece korunan kişiye tebliğ edilir. Gecikmesinde
sakınca bulunan hâllerde ilgili kolluk birimi tarafından verilen tedbir kararı
şiddet uygulayana bir tutanakla derhâl tebliğ edilir.
(5) Tedbir kararının
tefhim ve tebliğ işlemlerinde, tedbir kararına aykırılık hâlinde şiddet
uygulayan hakkında zorlama hapsinin uygulanacağı ihtarı yapılır.
(6) Gerekli bulunması
hâlinde, tedbir kararı ile birlikte talep üzerine veya resen, korunan kişi ve
diğer aile bireylerinin kimlik bilgileri veya kimliğini ortaya çıkarabilecek
bilgileri ve adresleri ile korumanın etkinliği bakımından önem taşıyan diğer
bilgileri, tüm resmi kayıtlarda gizli tutulur. Yapılacak tebligatlara ilişkin
ayrı bir adres tespit edilir. Bu bilgileri hukuka aykırı olarak başkasına
veren, ifşa eden veya açıklayan kişi hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı
Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.
(7)
Talep hâlinde ilgililere kişisel eşya ve belgelerinin kolluk marifetiyle
teslimi sağlanır.
İtiraz

Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, 6284 sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde yer alan tedbirler ilgili kolluk amirince de alınabilir. Kolluk amiri evrakı, en geç kararın alındığı tarihi izleyen ilk işgünü içinde hakimin onayına sunar. Hakim tarafından yirmi dört saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar. Tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilebilir. Şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin devam edeceğinin anlaşılması halinde, resen ya da korunan kişinin, Bakanlığın veya kolluk görevlilerinin talebi üzerine sürenin veya şeklin değişmesine, tedbirin kaldırılmasına veya aynen devamına karar verilebilir.

6284 sayılı AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN m. 5Kaynağı aç
MADDE 5 – (1) Şiddet uygulayanlarla ilgili
olarak aşağıdaki önleyici tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek
benzer tedbirlere hâkim tarafından karar verilebilir:
a) Şiddet mağduruna
yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren
söz ve davranışlarda bulunmaması.
b) Müşterek konuttan veya
bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan kişiye
tahsis edilmesi.
c) Korunan kişilere, bu
kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmaması.
ç)
Çocuklarla ilgili daha önce verilmiş bir kişisel ilişki kurma kararı varsa,
kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılması, kişisel ilişkinin sınırlanması
ya da tümüyle kaldırılması.
d) Gerekli görülmesi
hâlinde korunan kişinin, şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıklarına
ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hâller saklı kalmak üzere çocuklarına
yaklaşmaması.
e) Korunan kişinin şahsi
eşyalarına ve ev eşyalarına zarar vermemesi.
f) Korunan kişiyi
iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi.
g)
Bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen silahları kolluğa teslim
etmesi.
ğ) Silah taşıması zorunlu
olan bir kamu görevi ifa etse bile bu görevi nedeniyle zimmetinde bulunan
silahı kurumuna teslim etmesi.
h) Korunan kişilerin
bulundukları yerlerde alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaması ya
da bu maddelerin etkisinde iken korunan kişilere ve bunların bulundukları
yerlere yaklaşmaması, bağımlılığının olması hâlinde, hastaneye yatmak dâhil,
muayene ve tedavisinin sağlanması.
ı)
Bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurması ve tedavisinin
sağlanması.
(2) Gecikmesinde sakınca
bulunan hâllerde birinci fıkranın (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde yer alan
tedbirler, ilgili kolluk amirlerince de alınabilir. Kolluk amiri evrakı en geç
kararın alındığı tarihi takip eden ilk işgünü içinde hâkimin onayına sunar.
Hâkim tarafından yirmidört saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden
kalkar.
(3) Bu Kanunda belirtilen
tedbirlerle birlikte hâkim, 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma
Kanununda yer alan koruyucu ve destekleyici tedbirler ile 4721 sayılı Kanun
hükümlerine göre velayet, kayyım, nafaka ve kişisel ilişki kurulması
hususlarında karar vermeye yetkilidir.
(4) Şiddet uygulayan,
aynı zamanda ailenin geçimini sağlayan yahut katkıda bulunan kişi ise 4721
sayılı Kanun hükümlerine göre nafakaya hükmedilmemiş olması kaydıyla hâkim,
şiddet mağdurunun yaşam düzeyini göz önünde bulundurarak talep edilmese dahi
tedbir nafakasına hükmedebilir.
Suçlara ilişkin saklı
tutulan hükümler

Tazminat ve Boşanma Davasında Rapor

Darp raporu, kasten yaralama veya aile içi şiddet nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların giderilmesi istemiyle açılan tazminat davasında delil olarak kullanılabilir. Boşanma davasında darp raporu bulunması, davayı kesin olarak kazandırmaz; diğer deliller ve ihtimaller de dikkate alınır. Çok eski olaylar affedilmiş veya hoş görülmüş sayılabileceğinden, bu vakalarda raporun ispat gücü zayıflayabilir.

Sık Sorulan Sorular

Darp raporunun geçerlilik süresi var mıdır?

Alınmış bir darp raporunun belirli bir son kullanma tarihi yoktur; rapor süresiz olarak delil niteliğini korur ve yıllar sonra açılacak davada da kullanılabilir. İzlerin muayenede görülebilmesi için incelemenin gecikmeden yapılması ayrıca önemlidir.

Darp raporu e-Devlet veya e-Nabız'da görünür mü?

Adli evrak olarak savcılığa ve kolluğa gönderilen darp raporu e-Devlet ve e-Nabız üzerinden görüntülenmeyebilir. Elektronik ortamda kaydı tamamlanan raporun e-Nabız uygulamasında erişilebilir olması da mümkündür; bu iki sonuç aynı olayda birlikte kesinleşmiş bir erişim kuralı oluşturmaz. Rapor, muayene olunan sağlık kuruluşundan fiziken alınabileceği gibi soruşturma dosyasına girmişse dosya numarasıyla savcılıktan veya avukat aracılığıyla da edinilebilir.

Aile hekimi darp raporu düzenler mi?

Aile sağlığı merkezleri ve aile hekimleri darp raporu veremez. Buna karşılık bu birimlerin adli rapor yetkisi sınırlı olabilir ve çoğu zaman ayrıntılı rapor düzenlenmez. Muayene için kamu hastanesi, yetkili adli tıp birimi veya adli rapor düzenleyebilen özel sağlık kuruluşuna başvurulur.

Darp raporu olmadan uzaklaştırma istenebilir mi?

Uzaklaştırma başvurusunda darp raporu sahibi olmak zorunlu değildir. Koruyucu tedbir kararı için de şiddetin uygulandığına dair delil veya belge aranmaz. Raportun istemle birlikte sunulması, uzaklaştırma isteminin kabul edilmesi ihtimalini artırabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu