Denetimli serbestlik tedbiri uygulanan bir hükümlünün yurtdışında tutuklanması halinde infaz sürecinin işleyişi, denetim yükümlülüklerinin aksatılıp aksatılmadığı ve ortaya çıkan fiili engellerin geçerli mazeret sayılıp sayılmayacağı çerçevesinde değerlendirilir. Yürürlükteki mevzuat hükümleri kapsamında hükümlünün yurtdışında tutuklulukta geçirdiği sürelerin Türkiye'deki infaz süresinden sayılmasına yasal olanak bulunmamaktadır.
Denetimli Serbestlik Şartları ve Yükümlülükler
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 105/A f. 1 uyarınca, açık kurumda veya çocuk eğitimevinde kalıp koşullu salıverilmesine bir yıl ya da daha az süre kalmış olan iyi hâlli hükümlülerin kalan cezaları, infaz hâkimi kararıyla denetimli serbestlik tedbiri altında çektirilebilir. Hükümlünün bu usulden faydalanması için koşullu salıverilme tarihine kadar cezaevinde geçirilmesi gereken sürenin onda birini (asgari beş gün) kurumda tamamlamış bulunması gerekir. Açık ceza infaz kurumuna geçiş koşulları mevcutken elinde olmayan sebeplerle ayrılamayan ya da kapalı kuruma iade edilen iyi hâlli hükümlüler de şartları sağladıklarında bu tedbirden yararlanabilmektedir. Adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle hapse çevrilen cezaların infazında ise denetimli serbestlik tedbiri uygulanamaz.
5275 sayılı CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN m. 105/AKaynağı aç
Denetimli serbestlik tedbiriyle cezası infaz edilen hükümlü; kamuya yararlı bir işte ücretsiz çalıştırılma, bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurulma, belirlenen yer veya bölgelere gitmeme ya da belirlenen programlara katılma yükümlülüklerinden bir veya birden fazlasına tabi tutulabilir. Türk Ceza Kanunu m. 191 kapsamındaki kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarından hükümlü bulunanlar ayrıca tedavi ve rehabilitasyon programlarına tabi kılınır. Denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat süresinin bitiminden itibaren iki gün geçmesine rağmen başvurmayanlar veya açık kuruma iade kararına rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet başsavcılığına teslim olmayanlar hakkında Türk Ceza Kanunu m. 292 ve 293 firar hükümleri uygulanır. Yükümlülüklere ve denetim planına uygun davranan hükümlünün koşullu salıverilmesi için denetimli serbestlik müdürlüğünce gerekçeli rapor hazırlanarak ilgili mahkemeye gönderilir.
Yurtdışına Çıkış ve İzin Düzenlemeleri
Denetimli serbestlik süresince hükümlünün izin almaksızın yurtdışına çıkmasına engel getiren bir yasal düzenleme yer almamaktadır; buradaki tek koşul hükümlünün yükümlülüklerini aksatmamasıdır. Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği m. 43/5 uyarınca haklı mazereti bulunan hükümlüye denetimli serbestlik süresince toplam 15 günü aşmamak üzere 5 güne kadar izin verilebilir. Hükümlünün ikinci derece dahil kan veya kayın hısımlarından birinin ya da eşinin ölümü veya ağır hastalığı halinde bu süre kısıtlaması uygulanmaz ve izinde geçen süreler infazdan sayılır.
Yükümlülük İhlali ve Mazeret Değerlendirmesi
Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği m. 44/3 ve m. 87/1 hükümleri ile 5275 sayılı Kanun m. 105/A düzenlemesi uyarınca, bir takvim yılı içinde yükümlülüklerini kasıtlı olarak üç defa ihlal eden hükümlü ilk iki ihlalinde uyarılır; üçüncü kasıtlı ihlal gerçekleştiğinde ise yükümlülüklere uymamakta ısrar edildiği kabul edilerek denetimli serbestlik dosyası kapatılır ve hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilir.
İhlalin geçerli bir mazerete dayanması veya kasıt unsuru taşımaması durumunda dosyanın kapatılması yoluna gidilmez. Hükümlünün gözaltına alınması ve hastanede yatan anne ve babasının yanında refakatçi olarak kalması halleri geçerli mazeret sayılarak yükümlülük ihlali olarak kabul edilmemelidir. Benzer biçimde, idari gözetim altına alınan yabancı bir hükümlünün denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat imkanının fiilen bulunup bulunmadığı araştırılmadan denetimli serbestlik kararının kaldırılması hukuka aykırılık teşkil eder.
Tutuklanma Durumunda İnfaz Süreci ve Yasal Çerçeve
Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği m. 45/1 uyarınca tedbirin hükümlünün iradesi dışındaki nedenlerle yerine getirilememesi, infazın imkânsız hale gelmesi, tutuklanma ya da hapis cezasının infazına başlanması gibi durumlarda kararın değiştirilmesi, kaldırılması veya uygun başka bir tedbire hükmedilmesi yargı merciinden istenebilir. Buna karşılık, aynı Yönetmeliğin 45 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan tutuklanma durumunda yükümlülüklerin yerine getirilmesinin durdurulacağına ilişkin hüküm, 5275 sayılı Kanun m. 105/A kapsamındaki denetimli serbestlik tedbirlerinin infazında tatbik edilmemektedir.
Yönetmelik m. 47/4 uyarınca hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanan hükümlü hakkında başka bir suçtan tutuklama kararı verilmesi halinde dosya kapatılarak durum Cumhuriyet başsavcılığına bildirilir. Buna karşılık Yönetmelik m. 80/6 hükmünde başka bir suçtan tutuklanan hükümlünün tutukluluk hali sona erdiğinde önceki denetimli serbestlik süresinin kaldığı yerden işlemeye devam edeceği ifade edilmektedir. Hükümlünün başka bir mahkumiyet kararı nedeniyle ceza infaz kurumuna alınması halinde ise Yönetmelik m. 87/3 uyarınca denetimli serbestlik kaydı kapatılır ve koşullu salıverilme yönünden cezaların toplanması için dosya Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.
5275 sayılı Kanun m. 105/A sistematiğinde, denetimli serbestlik kararının kaldırılmasını gerektiren haller arasında başka suçtan tutuklanma açık bir neden olarak düzenlenmemiştir. Bununla birlikte Kanunun 105/A maddesinin yedinci fıkrası gereğince, denetimli serbestlik sürecinde alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç isnadıyla kamu davası açıldığında denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine infaz hâkimi hükümlünün açık kuruma sevkine karar verebilmektedir; yargılama neticesinde beraat, düşme, davanın reddi veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi hâlinde ise tedbirin infazına devam edilmektedir.
Masumiyet Karinesi ve İyi Hâl Değerlendirmesi
Hükümlünün bir başka suçtan tutuklanması masumiyet karinesi uyarınca tek başına iyi halin bulunmadığını göstermez. Ancak 5275 sayılı Kanun m. 89 uyarınca yapılan değerlendirmede toplumla bütünleşmeye hazır olma ve tekrar suç işleme eğilimi kriterleri yönünden olumsuz kanaate dayanak yapılabilir. Hükümlüler, ceza infaz kurumlarının kurallarına uyum, yükümlülükleri yerine getirme, toplumla bütünleşmeye hazır olma ve tekrar suç işleme veya başkalarına zarar verme riskleri bakımından iyi hâlin belirlenmesi amacıyla idare ve gözlem kurulunca en geç altı ayda bir değerlendirmeye tabi tutulur.
5275 sayılı CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN m. 89Kaynağı aç
Bu değerlendirmede infaz aşamalarında hükümlünün katıldığı eğitim-öğretim ve iyileştirme programları, sosyal ve kültürel faaliyetler, kitap okuma alışkanlığı, kurallara uyum, disiplin cezaları ve suçtan duyulan pişmanlık dikkate alınır. Toplam on yıl ve üzeri hapis cezasına mahkûm olanlar ile terör, örgüt, kasten öldürme, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve uyuşturucu imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanların açık kuruma ayrılma, denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme değerlendirmelerine Cumhuriyet başsavcısı veya görevlendireceği bir savcı başkanlık eder; kurula ilgili bakanlık uzmanları ile izleme kurulu üyesi katılır. Tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süresi bir yılı geçemez.
Denetimli serbestlikteki hükümlü izin almadan yurtdışına çıkabilir mi?
Yasal düzenlemelerde denetimli serbestlik süresince izin almaksızın yurtdışına çıkışı yasaklayan bir hüküm bulunmamakta olup tek koşul yükümlülüklerin aksatılmamasıdır.
Yurtdışında tutuklu kalınan süre Türkiye'deki infaz süresinden indirilir mi?
Yürürlükteki yasal düzenlemelere göre hükümlünün yurtdışında tutuklu kaldığı sürelerin Türkiye'deki infaz süresinden sayılmasına imkan bulunmamaktadır.
Denetimli serbestlik yükümlülükleri kaç kez ihlal edilirse açık cezaevine dönülür?
Bir yıl içerisinde yükümlülüklerini kasıtlı olarak üç kez ihlal eden hükümlü ilk iki ihlalde uyarılır; üçüncü ihlalde yükümlülüklere uymamakta ısrar gerekçesiyle açık ceza infaz kurumuna gönderilir.
Başka bir suçtan tutuklanma iyi hal değerlendirmesini nasıl etkiler?
Masumiyet karinesi uyarınca başka bir suçtan tutuklanma tek başına iyi halin bulunmadığını göstermez; ancak 5275 sayılı Kanun m. 89 kapsamında suç işleme eğilimi ve topluma uyum kriterleri yönünden olumsuz değerlendirmeye gerekçe yapılabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

