Yurtdışı İşçilerinin Kıdem Tazminatı ve İşçilik Alacakları

by Avukat Erdal Ersoy
Yurtdışı İşçilerinin Kıdem Tazminatı ve İşçilik Alacakları

Yurtdışında çalışan işçiler, kanuni şartların gerçekleşmesi halinde Türkiye'deki işçilerle aynı esaslar çerçevesinde kıdem tazminatına hak kazanır. İstihdam eden firmanın Türk menşeli olması durumunda uyuşmazlığa Türk hukuku ve 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uygulanır.

Uygulanacak Hukukun Belirlenmesi ve Organik Bağ

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 27. maddesinin 1. fıkrası uyarınca iş sözleşmeleri, işçinin mutad işyeri hukukunun emredici hükümleri uyarınca sahip olacağı asgari koruma saklı kalmak üzere, tarafların sözleşmeyle belirledikleri hukuka tabidir. Tarafların hukuk seçimi yapmamış olmaları halinde, Kanun'un 27. maddesinin 2. fıkrası gereğince iş sözleşmesine işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukuku tatbik edilir; işçinin işini geçici olarak başka bir ülkede görmesi durumunda bu yer mutad işyeri sayılmaz. İşçinin işini belirli bir ülkede mutad olarak yapmayıp devamlı olarak birden fazla ülkede yapması halinde ise sözleşme, Kanun'un 27. maddesinin 3. fıkrası uyarınca işverenin esas işyerinin bulunduğu ülke hukukuna tabidir. Bununla birlikte, halin bütün şartlarına göre işin yapıldığı yer hukukunun işin yapıldığı sırada uygulanmak zorunda olan hükümleri hariç olmak üzere, iş sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması halinde Kanun'un 27. maddesinin 4. fıkrası gereğince sözleşmeye bu hukuk uygulanabilir.

5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 27Kaynağı aç
MADDE 27 – (1) (Değişik:4/6/2025-7550/18 md.) İş sözleşmeleri, işçinin mutad işyeri hukukunun emredici hükümleri uyarınca sahip olacağı asgarî koruma saklı kalmak üzere, tarafların sözleşmeyle belirledikleri hukuka tâbidir. (2) Tarafların hukuk seçimi yapmamış olmaları hâlinde iş sözleşmesine, işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukuku uygulanır. İşçinin işini geçici olarak başka bir ülkede yapması hâlinde, bu işyeri mutad işyeri sayılmaz. (3) İşçinin işini belirli bir ülkede mutad olarak yapmayıp devamlı olarak birden fazla ülkede yapması hâlinde iş sözleşmesi, işverenin esas işyerinin bulunduğu ülke hukukuna tâbidir. (4) (Değişik:4/6/2025-7550/18 md.) Ancak hâlin bütün şartlarına göre işin yapıldığı yer hukukunun işin yapıldığı sırada uygulanmak zorunda olan hükümleri hariç olmak üzere, iş sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması hâlinde sözleşmeye birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri yerine bu hukuk uygulanabilir. Fikrî mülkiyet haklarına ilişkin sözleşmeler

İşçinin yurtdışında faaliyet gösteren yabancı bir şirket nezdinde çalışması halinde dahi, bu kuruluşun Türkiye'deki şirketlerle organik bağının tanık veya diğer delillerle ortaya konulması durumunda uyuşmazlığa Türk hukuku tatbik edilir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2021/5975 Esas ve 2021/11173 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, aralarında organik bağ tespit edilen davalı şirketlerin alacaklardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu kararın gerekçesinde kabul edilmesine rağmen, hüküm fıkrasında bu sorumluluk türü açıkça gösterilmeyerek infazda tereddüt yaratacak biçimde tahsil kararı verilmesi bozma nedenidir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2021/5975, K. 2021/11173Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2021/5975 E.  ,  2021/11173 K. "İçtihat Metni" BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : … 9. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : ALACAK İLK DERECE MAHKEMESİ : … 42. İş Mahkemesi Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen karar, süresi içinde taraflar vekillerince temyiz edilmiş ve davacı vekilince duruşma talep edilmiş ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davacının boya ustası olarak davalılar nezdinde 14/04/2004-22/04/2013 tarihleri arasında davalılara ait Rusya'da bulunan şantiyelerde aylık 1.600 USD ücretle çalıştığını, davalılar arasında organik bağ olduğunu, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini, normali aşan çalışmaları olmasına rağmen ücretinin ödenmediğini ileri sürerek, kıdem, ihbar tazminatları ile fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsilini istemiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı Renaissance Construction Zao vekili, davacının davalı şirket bünyesinde yurtdışı işyerinde çalıştığını,bu nedenle sigorta kayıtlarının bulunmadığını, davalı şirketin Rusya Federasyonu Kanunlarına tabi olduğunu, Mahkemenin görev ve yetkisi bulunmadığını, belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, iş sözleşmesinin projenin sona ermesi nedeniyle kendiliğinden son bulduğunu, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, davacının tüm hak ve alacaklarının ödendiğini,taleplerin zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı … A.Ş. vekili, davacının davalı şirkette çalışmasının bulunmadığını, husumet itirazları olduğunu, taleplerin zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: İlk Derece Mahkemesince, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İstinaf Başvurusu: İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti: Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, davalılar ve davacı vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Temyiz Başvurusu: Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı taraflar vekillerince temyiz başvurusunda bulunulmuştur. Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalıların tüm, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Kıdem tazminatında tavan kamu düzenini ilgilendirmekte ise de, kıdem tazminatının Türk parasıyla ödenmesi gerektiği yönünde bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. O halde yabancı para üzerinden ücret alan işçiler yönünden talep olması halinde kıdem tazminatının yabancı para cinsinden hesaplanmasına yasal bir engel yoktur. Fesih tarihi itibarıyla kıdem tazminatı tavanının kontrolü bakımından iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki Türk Lirası üzerinden bir yıllık tutar belirlenmeli, tavanı aşması durumunda tavan üzerinden hesaplama yapılarak yeniden aynı kur hesabıyla yabancı paraya dönüşümü sağlanmalıdır. Dairemizin emsal kararları da bu yöndedir. (Yargıtay 9. H.D. 13.9.2005 gün 2005/3574 E, 2005/29669 K). Somut uyuşmazlıkta, davacı işçiye ücretinin Amerikan Doları üzerinden ödendiği gözetildiğinde dava konusu kıdem tazminatının, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, fesih tarihindeki kıdem tazminatı tavanı gözetilerek Amerikan Doları olarak hesaplanmasında isabetsizlik bulunmadığından, kıdem tazminatının yazılı gerekçe ile Türk Lirası olarak hüküm altına alınması hatalıdır. 3-İlk Derece Mahkemesince karar gerekçesinde, davalılar arasında organik bağ bulunduğundan talep konusu alacaklardan müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları açıklanmasına karşın, hüküm fıkrasında davalıların ne şekilde sorumlu olduğu açıkça belirtilmeyip infazda tereddüt oluşturacak şekilde alacakların ‘davalıdan’ tahsiline karar verilmesi isabetsizdir. SONUÇ: Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ve bu karara karşı istinaf başvurusunu esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin ise kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, 30.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yurtdışı çalışmalarından kaynaklanan kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacakları için dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin tüketilmiş olması dava şartıdır. Arabuluculuk görüşmelerinde uzlaşma sağlanamaması halinde dava yoluna başvurulur.

Kıdem ve İhbar Tazminatına Hak Kazanma Koşulları

Kıdem tazminatına hak kazanılabilmesi için taraflar arasındaki iş sözleşmesinin yazılı yapılmış olması zorunlu değildir. İşçinin en az bir yıllık kıdem süresini doldurması ve iş akdinin kıdem tazminatına engel teşkil etmeyen bir gerekçeyle feshedilmiş olması yeterlidir. İşçinin aynı işverenin yurtdışındaki farklı işyerlerinde aralıklı olarak çalıştırılması durumunda, her bir çalışma dönemi bakımından tazminata hak kazanma şartları incelenir ve süreler kesintisizmiş gibi birleştirilerek kıdem tazminatı hesaplanır.

İş sözleşmesinin feshinden evvel çalışma süresine tekabül eden yasal bildirim sürelerine uyulmaksızın iş akdine son verilmesi halinde işçi ihbar tazminatı talep edebilir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2020/441 Esas ve 2020/17215 Karar sayılı kararında vurgulandığı üzere, kıdem ve ihbar tazminatı hesaplamalarının brüt ücret üzerinden yapılması zorunludur; anılan tazminat alacaklarının net miktar üzerinden hüküm altına alınması hukuki isabetsizlik teşkil eder.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2020/441, K. 2020/17215Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2020/441 E.  ,  2020/17215 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 30. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı vekilince istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 01.12.2020 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına vekili Avukat … ile karşı taraf adına vekili Avukat… geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı isteminin özeti: Davacı vekili, müvekkilinin 2002 ilâ 2015 yılları arasında davalı işverenin yurtdışı projelerinde boyacı ustası olarak 4,50 $/saat ücretle çalıştığı, dönem içerisinde günde 3 öğün yemek barınma-ısınma-aydınlatma gibi imkanların davalı işverenlik tarafından karşılandığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak sonlandırıldığını fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 100,00 $ kıdem tazminatı, 100,00 $ ihbar tazminatı ve 100,00 $ yıllık izin ücretinin kıdem ve ihbar tazminatına Amerikan Dolarına uygulanan en yüksek mevduat faiziyle yıllık izin alacağına dava tarihinden itibaren yasal faiz ile tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının, 13/08/2003-02/09/2015 tarihleri arasında aralıklı olarak çalıştığını, en son 4,50 $/saat ücret aldığını, aralıklı çalışma söz konusu olduğunda, davacının bütün bu dönem için kıdem tazminatı talep edebilmesi için, iş sözleşmesinin her fesih dönemine ilişkin olarak bu fesih sebebiyle kıdem tazminatın hak kazandığın ispat etmesi gerektiğini, İş sözleşmesinin en son davacının da yazılı rızası ile iş bitimi sebebiyle sona erdirildiğini ve davacının ibraname verdiğini, sözleşmenin fesih tutanağının da deliller arasında olduğunu, davacının 2011 yılından önceki izinlerinin zamanaşımına uğradığını, yıllık izinlerini kullandığını, kullanmak istemediği izinler için izin ücretinin ödendiğini, savunarak davanın reddini talep etmiştir İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. İstinaf Başvurusu: İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti : Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Temyiz: Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı, davalı taraf temyiz başvurusunda bulunmuştur. Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın kanuni gerektirici sebeplerine göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Kıdem tazminatında tavanı kamu düzenini ilgilendirmekte ise de, kıdem tazminatının Türk parasıyla ödenmesi gerektiği yönünde bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. O halde yabancı para üzerinden ücret alan işçiler yönünden talep olması halinde kıdem tazminatının yabancı para cinsinden hesaplanmasına yasal bir engel yoktur. Fesih tarihi itibarıyla kıdem tazminatı tavanının kontrolü bakımından iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki Türk Lirası üzerinden bir yıllık tutar belirlenmeli, tavanı aşması durumunda tavan üzerinden hesaplama yapılarak yeniden aynı kur hesabıyla yabancı paraya dönüşümü sağlanmalıdır. Dairemizin emsal kararları da bu yöndedir. (Yargıtay 9. H.D. 13.9.2005 gün 2005/3574 E, 2005/29669 K). Somut olayda, davacı işçiye ücretinin Amerikan Doları üzerinden ödendiği gözetildiğinde dava konusu kıdem tazminatının Amerikan Doları olarak hesaplanmasında isabetsizlik olmasa da davacı işçinin aldığı kabul edilen 1.346,20 Amerikan Doları giydirilmiş ücretin fesih tarihindeki kura göre kıdem tazminatı tavanını aştığı anlaşılmış olup yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda kıdem tazminatı tavanının fesih tarihindeki kura göre belirlenecek Amerikan Doları karşılığı üzerinden kıdem tazminatı hesaplanması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. 3-Yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı yasanın 4/a – (Ek madde: 14/11/1990 – 3678/30 md.) maddesinde düzenlenmiş olup, burada “ Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” kuralına yer verilmiştir. Somut olayda, uyuşmazlık konusu alacakların yabancı parayla tahsili talep edildiğinden söz konusu alacaklara 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi uyarınca, "Devlet bankalarınca USD üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faize" hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması da isabetsiz olmuştur. 4-Mahkemece hükme esas alınan hesap raporuna göre dava konusu kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin brüt ücret üzerinden hesaplandığı gözetilmeksizin anılan alacaklar yönünden “net” oldukları belirtilerek hüküm kurulması da isabetli olmayıp bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan ilk derece mahkemesi kararının ve bu karara karşı istinaf başvurusunu esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin ise kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davalı yararına takdir edilen 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01/12/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kıdem Tazminatına Esas Ücretin Hesabı ve Giydirilmiş Menfaatler

Tazminata esas giydirilmiş brüt ücretin hesaplanmasında işçinin asıl ücretine ek olarak süreklilik gösteren primler, ikramiye, giyecek, yakacak, kira, servis, sigorta ve yemek yardımı gibi para ile ölçülebilir menfaatler dahil edilir. İşverenin grup emeklilik sigortası için üstlendiği katkı payı ödemeleri de giydirilmiş ücrete yansıtılmalıdır. Dönemsel mahiyette olmayan parasal hakların giydirilmiş ücrete yansıtılmasında, son bir yıl içinde yapılan ödemelerin toplamı 365 güne bölünerek günlük karşılığı bulunur.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2014/26151, K. 2015/36419Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2014/26151 E.  ,  2015/36419 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 22. İŞ MAHKEMESİ TARİHİ : 24/06/2014 NUMARASI : 2013/210-2014/442 Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, hafta tatil ücreti, genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, müvekkilinin 14.10.2004 tarihinde davalı işyerinde tır şoförü olarak çalışmaya başladığını, davacının yaş haddi nedeniyle kendi personel yönetmeliği kurallarını uygulayan davalı işverence iş akdinin bundan başka hiçbir nedene dayanmadan feshedildiği 30.12.2010 tarihine kadar çalıştığını, kendi personel yönetmeliği kurallarını uygulayan davalı işveren için bu yeterli bir sebep iken, İş Kanunu uyarınca haksız ve yersiz bir fesihten ileriye gitmediğini, işverenin kıdem ve ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunduğunu, davacının ayda 3 sefer yaparak yurtdışına davalı firmanın şoförü olarak taşımalar yaptığını, sefer başına 600 Avro harcırah aldığını, ayrıca asgari ücret, çocuk yardımı, kıdem yıl tutarı, yemek parası alacakları tutarında ücret ve sosyal haklarının banka hesabına yatırıldığını iddia ederek kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil ve yıllık izin ücreti alacaklarının faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, zamanaşımı savunmasında bulunarak, takas ve mahsup defi ileri sürerek, davacının iş akdini emeklilik nedeniyle kendi iradesi ile feshettiğini, kıdem tazminatının eksiksiz biçimde davacıya ödendiğini, kıdem tazminatı farkı taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, ihbar tazminatı talebinin de haksız olduğunu, davacının dönem, dönem yurt içi, dönem, dönem yurt dışı tır şoförlüğü yaptığını, yurt içi tır şoförü olarak çalıştığı dönemde yaptığı fazla mesai çalışmalarının ödendiğini, yurt dışı tır şoförlüğü yaptığı döneme ilişkin fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil alacaklarına hak kazanamadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile kıdem tazminatı, yıllık izin ve genel tatil ücreti alacağının tahsiline, ihbar tazminatı, fazla mesai ve hafta tatili alacak taleplerinin reddine karar verilmiştir. D) Temyiz: Karar taraflarca temyiz edilmiştir. E) Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gereken ücret noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. Kıdem tazminatı hesabında esas alınacak ücret, işçinin son ücretidir. Başka bir anlatımla, iş sözleşmesinin feshedildiği anda geçerli olan ücrettir. İhbar öneli tanınmak suretiyle yapılan fesihte önelin bittiği tarihte fesih gerçekleştiğinden, önelin bittiği tarihteki ücret esas alınmalıdır. Bildirim öneli tanınmaksızın ve ihbar tazminatı da ödenmeden (tam olarak ödenmeden) işverence yapılan fesih durumunda ise, bildirim öneli sonuna kadar işyerinde uygulamaya konulan ücret artışından, iş sözleşmesi feshedilen işçinin de yararlanması ve tazminatının bu artan ücret esas alınarak hesaplanması gerekir. Kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gereken ücret, işçinin brüt ücretidir. O halde, kıdem tazminatı, işçinin fiilen eline geçen ücreti üzerinden değil, sigorta primi, vergi sendika aidatı gibi kesintiler yapılmaksızın belirlenen brüt ücret göz önünde tutularak hesaplanır. Tazminata esas aylık ücret, saat ücretinin önce yedi buçuk sonra da otuz ile çarpımı sonucu belirlenmelidir. Aksine, aylık ücretin tespitinin işçinin fiilen çalıştığı gün sayısı üzerinden hesaplanması doğru olmaz. Son ücret kavramı, işçinin iş ilişkisi kapsamında iş gördüğü ve ücrete hak kazandığı en son ücreti ifade eder. İş ilişkisinin askıya alınması ve askı süresi içinde iş sözleşmesinin feshedilmesi durumunda kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gereken ücret, iş sözleşmesinin askıya alınmasından önce hak kazanılan son ücret olmalıdır. İşe iade davasının yargılaması sırasında en çok dört aya kadar olan sürenin hizmet süresine ekleneceği konusunda Dairemiz kararları istikrar kazanmıştır . Yine Dairemizce, işçinin işe alınmayacağının açıklandığı veya bir aylık işe başlatma süresinin sonu, fesih tarihi olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle fesih tarihindeki kıdem tazminatı tavanı gözetilmelidir. Aynı şekilde tazminata esas alınacak ücretin de, 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesi hükmü gereğince, fesih tarihindeki ücret olması gerekir. Kıdem tazminatına esas alınacak olan ücretin tespitinde 4857 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesinde sözü edilen asıl ücrete ek olarak işçiye sağlanan para veya para ile ölçülebilen menfaatler göz önünde tutulur. Buna göre ikramiye, devamlılık arz eden prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, kira, aydınlatma, servis yardımı, yemek yardımı ve benzeri ödemeler kıdem tazminatı hesabında dikkate alınır. İşçiye sağlanan özel sağlık sigortası yardımı ya da hayat sigortası pirim ödemeleri de para ile ölçülebilen menfaatler kavramına dahil olup, tazminata esas ücrete eklenmelidir. Satış rakamları ya da başkaca verilere göre hesaplanan pirim değişkenlik gösterse de, kıdem tazminatı hesabında genişletilmiş ücret kavramı içinde değerlendirilmelidir. İşçiye sağlanan koruyucu elbise, işyerinde kullanılmak üzere verilen havlu, sabun yardımı, arızi fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil, hafta tatili alacakları dikkate alınmaz. Uygulamada ağır vasıta ve özellikle tır şoförleri bakımından gidilen mesafeye göre yol primi adı altında ödemeler yapıldığı görülmektedir. Çoğunlukla asgari ücret seviyesinde sabit ücret ödenmekte ve ücretin esaslı kısmı belirtilen primlerle sağlanmaktadır. Yurt dışına sefer yapan bir tır şoförünün sadece asgari ücretle çalıştığının kabulü mümkün değildir. Bu itibarla, tazminata esas ücretin tespitinde yol pirimi adı altında yapılan ödemelerin de dikkate alınması gerekir. Dairemiz kararları bu yönde kökleşmiştir. Dairemiz kararlarında, ücret dışındaki para veya para ile ölçülebilen menfaatlerin, tazminata yansıtılmasında son bir yıl içinde yapılan ödemeler toplamının 365’e bölünmesi suretiyle bir güne düşen miktarın belirleneceği kabul edilmektedir . Dönemsel bir niteliği olmayan parasal haklar bakımından, yıl içinde yapılan ödemelerin 365 güne bölünmesi suretiyle bir güne düşen tutarın belirlenmesi yerindedir. Örneğin tır şoförünün yıl içinde aldığı sefer (yol) primi sürekli değişiklik gösterebilir ve belli bir dönemin hesaplamada esas alınması zorluk taşıyabilir. Öte yandan, işçiye dini bayramlarda yılda iki kez ödenen harçlığın belli bir dönem için yapıldığını söylemek pek olası değildir. Burada yıllık ödeme tutarının 365 rakamına bölünmesi yerinde olur. Son olarak belirtmek gerekir ki, yılda bir kez yapılan parasal yardımların (yakacak yardımı gibi) tazminata esas ücrete yansıtılacağı ve yıllık tutarın 365’e bölünmesi suretiyle gerçekleştirileceği tartışmasızdır. Yıl içinde düzenli ve belirli periyotlarla ödenen parasal haklar bakımından ise, kıdem tazminatının son ücrete göre hesaplanması gerekir. Gerçekten işçinin son ücreti üzerinden kıdem tazminatı hesaplandığına ve yıl içinde artmış olan ücretlerin ortalaması alınmadığına göre, ücretin ekleri bakımından da benzer bir çözüm aranmalıdır. Örneğin işçinin yıl içinde aldığı üç ikramiyenin eski ücretten olması sebebiyle daha az olması ve fakat son ikramiyenin işçinin son ücreti üzerinden ödenmesi halinde tazminata esas ücretin tespitinde dikkate alınması gereken ikramiye de bu son ikramiye olmalıdır. Hesaplamanın, son dilim ikramiyenin ait olduğu dönemdeki gün sayısına bölünerek yapılması hakkaniyete de uygundur. Daha somut bir ifadeyle, yılda dört ikramiye ödemesinin olması durumunda her bir ikramiye 3 aylık bir dönem için uygulanmaktadır. İşçinin artmış olan ikramiyesinin ait olduğu doksan güne bölünmesi suretiyle, bir güne düşen ikramiye tutarının bulunması, kıdem tazminatının son ücretten hesaplanacağı şeklinde yasal kural ile daha uyumlu olacaktır. Aynı uygulamayı yol ve yemek yardımı gibi ödemeler için de yapmak olanaklıdır. İşçiye aylık olarak yapıldığı varsayılan bu gibi ödemelerin son ay için ödenen kısmının fiilen çalışılan gün sayısına bölünmesi suretiyle bir güne düşen tutar tespit edilmelidir. Buna göre periyodik olarak ödenen ve yıl içinde artmış olan parasal haklar yönünden son dönem ödemesinin ait olduğu dilim günlerine bölünmesi ile tazminata esas ücrete yansıtılacak tutar daha doğru biçimde belirlenebilecektir. Dairemizin kararları da bu yöndedir. Somut uyuşmazlıkta; Dosyaya sunulan Kasım 2010 ayı ücret bordrosunda işverenin grup emeklilik sigortası için ayrıca katkıda bulunduğu görülmektedir. İşverenin bu katkısı, giydirilmiş ücrete yansıtılmalıdır. Bu nedenle işverenin grup emeklilik katkısının yılda kaç kere yapıldığı saptanarak giydirilmiş ücrete yansıtılması gerektiğinin gözetilmemesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.12.2015 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tazminata esas aylık ücretin tespitinde, saat ücretinin önce 7,5 sonra da 30 ile çarpımı kuralı uygulanır; ücretin işçinin fiilen çalıştığı gün sayısı üzerinden hesaplanması hukuka uygun değildir. Buna karşılık işçiye temin edilen koruyucu elbise, işyerinde kullanılmak üzere verilen havlu ve sabun yardımı, arızi fazla çalışma, ulusal bayram, genel tatil ve hafta tatili alacakları kıdem tazminatına esas giydirilmiş ücret hesabına katılmaz.

Yurtdışına Sefer Yapan Tır Şoförlerinin Hakları ve Sefer Primi

Yurtdışına sefer gerçekleştiren tır şoförlerinin salt asgari ücretle çalıştığının kabulü mümkün görülmemektedir. Bu sebeple işçiye sefer primi veya yol primi adı altında yapılan ödemeler ile harcırahlar kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ve diğer işçilik haklarının belirlenmesinde ücrete eklenir. Öte yandan sefer sürelerinin aşırı uzaması ve araç kullanım sürelerinin mevzuatta belirlenen yasal sınırları aşması hallerinde, yurtdışına sefer yapan tır şoförleri iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme imkanına kavuşur.

Yabancı Para Alacakları, Tavan Uygulaması ve Faiz

Kıdem tazminatının münhasıran Türk parası üzerinden ödeneceğini öngören amir bir yasal kural bulunmadığından, ücreti yabancı para olarak kararlaştırılan yurtdışı işçileri davalarını yabancı para cinsinden açabilir ve mahkeme yabancı para üzerinden hüküm kurabilir. Yabancı para üzerinden talep edilen kıdem tazminatında yasal tavan sınırlamasının gözetilmesi zorunludur. Tavan kontrolü amacıyla iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki kur esas alınarak işçinin bir yıllık Türk Lirası tutarı belirlenir; bu tutarın kıdem tazminatı tavanını aşması halinde tavan tutarı esas alınarak aynı kur üzerinden yeniden yabancı paraya dönüştürülür.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2021/5975 Esas ve 2021/11173 Karar sayılı ilamı gereğince, yabancı para üzerinden ücret alan işçinin kıdem tazminatı talebini döviz olarak ileri sürdüğü ve hesaplamanın tavan gözetilerek yabancı para cinsinden yapıldığı durumlarda alacağın Türk Lirası olarak karara bağlanması hatalıdır. Alacak davasının başlangıçta Türk Lirası cinsinden açılmış olması halinde ise yargılamanın tahkikat aşaması tamamlanmadan tam ıslah yoluna başvurularak talep yabancı para cinsine çevrilebilir. Yabancı para borçlarına uygulanacak temerrüt faizinde, sözleşmede daha yüksek bir oran kararlaştırılmamışsa 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz oranı tatbik edilir.

3095 sayılı KANUNİ FAİZ VE TEMERRÜT FAİZİNE İLİŞKİN KANUN m. 4/aKaynağı aç
Madde 4/a – (Ek : 14/11/1990 – 3678/30 md.) Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır. Kaldırılan ve uygulanmayacak olan hükümler

Fazla Mesai, Yıllık İzin ve İspat Yükü

Yurtdışı işçisinin haftalık 45 saati aşan fiili çalışmaları fazla mesai niteliğindedir ve iş sözleşmesinde aksine düzenleme bulunsa dahi bu sürelerin karşılığı ödenmelidir. 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca kullandırılmayan yıllık ücretli izin hakları ise iş akdinin feshiyle birlikte ücret alacağına dönüşür.

İşverenin ücret ödemesinin bir kısmını banka aracılığıyla, bir kısmını ise elden gerçekleştirmesi gerçek ücretin belirlenmesine engel oluşturmaz; işçinin gerçek ücreti tanık beyanları ve bilirkişi incelemesiyle ortaya konulur. İspat yükü bakımından, kıdem tazminatının ifa edildiğini ispat külfeti işveren üzerinde bulunurken fazla mesai yapıldığını ispat yükü işçiye aittir.

Yurtdışındaki işyerlerinde uzun süre istihdam edilmiş ve ciddi miktarda tazminat hakkı kazanmış bir işçinin makul bir sebep olmaksızın işten kendi iradesiyle ayrılması hayatın olağan akışına aykırı kabul edilir. Bu nedenle hak kaybı doğurmaya yönelik matbu istifa belgeleri ve ibranameler kural olarak geçersiz sayılır.

Yurtdışı işçilik alacakları için arabuluculuk zorunlu mudur?

Yurtdışı işçilerinin kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacaklarına ilişkin uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin tüketilmesi kanuni bir dava şartıdır.

Fazla çalışma yapıldığını kim ispatlamakla yükümlüdür?

Fazla mesai yapıldığını ispat yükü işçiye aittir; kıdem tazminatının ödendiğini kanıtlama yükümlülüğü ise işverene düşer.

Türk Lirası olarak açılan dava dövize dönüştürülebilir mi?

Türk Lirası cinsinden ikame edilen davada, tahkikat aşaması sonuçlanmadan önce tam ıslah yoluna başvurularak alacak talebi yabancı para birimine dönüştürülebilir.

Yabancı para alacaklarında hangi faiz oranı uygulanır?

Sözleşmede daha yüksek bir faiz öngörülmemişse 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının o yabancı parayla açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz oranı yürütülür.

Tır şoförlerine verilen yol primleri kıdem hesabına dahil edilir mi?

Yurtdışına sefer yapan tır şoförlerine ödenen yol veya sefer primleri ile harcırahlar süreklilik arz eden menfaat niteliğinde olduğundan kıdem tazminatına esas giydirilmiş ücrete dahil edilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu