Basın Sektöründe Gazetecinin Çalışma Hakları

by Avukat Erdal Ersoy
Basın Sektöründe Gazetecinin Çalışma Hakları

Hangi Çalışanlar Basın İş Kanunu Kapsamındadır

5953 sayılı Basın İş Kanunu belirli koşulların bir arada bulunmasını aramaktadır. İşveren sıfatını taşıyan tarafın bir gazete, haber ajansı veya süreli yayın olması; çalışanın haber, yazı, yorum, fotoğraf, görüntü, sayfa düzeni ya da redaksiyon gibi işlerde işverene bağımlı ve ücret karşılığı çalışması; faaliyetin de süreli yayın kapsamında yürütülmesi gerekmektedir. Bu şartların gerçekleşip gerçekleşmediği, iş sözleşmesi, SGK kayıtları ve fiili görevler bir bütün olarak değerlendirilerek belirlenir.

Çalışma Süreleri, Fazla Mesai ve Tatil Hakları

5953 sayılı Kanun uyarınca her altı günlük fiili çalışmanın ardından gazeteciye bir günlük ücretli dinlenme izni verilmesi zorunludur. Görevi sürekli gece çalışmasını gerektiren gazetecilerde bu süre iki güne çıkar.

Belirlenen çalışma süresinin aşılması halinde fazla mesai ücreti, normal çalışma ücretinin yüzde elli fazlası olarak ödenmelidir; işveren dilerse ücret ödemek yerine telafi izni de kullandırabilir. Bordrolara yansıtılmadan yapılan fazla mesai ve nöbet çalışmaları ise delil sunulması koşuluyla ek ücret olarak talep edilebilir.

Hafta tatilinde çalıştırılan gazeteciye ya ayrı bir hafta tatili verilmeli ya da zamlı ücret ödenmelidir. Resmî ve dini bayramlarda çalışılması halinde genel tatil ücreti ayrıca hesaplanmalıdır. Zamlı ücretin oranına ilişkin ayrıntı ile bu hükümlerin dayandığı madde numaraları mevcut verilerde doğrulanamamıştır; uygulamada bu kalemlerin tespiti somut koşullara göre şekillenmektedir.

Bordrolara yansıtılmadan yapılan fazla mesai ve nöbet çalışmaları için nöbet çizelgesi, yayın akışı, prodüksiyon planı, e-posta yazışmaları ve tanık beyanı başvurulabilecek ispat araçları arasında sayılmaktadır.

Yıllık İzin Hakkı ve İspat Yükü

İki Yargıtay kararının gerekçe bölümlerinde yer alan değerlendirmelere göre gazetecinin yıllık ücretli izne hak kazanabilmesi için en az bir yıllık hizmet şartı aranmakta, on yılı aşan kıdemde ise izin süresi altı haftaya çıkmaktadır. Bu süreler 5953 sayılı Kanun m. 6'nın mevcut metninde açıkça düzenlenmemiş olup bir yıl ile on yıl arasındaki kıdem için uygulanacak izin süresine ilişkin ayrıntı da mevcut verilerde yer almamaktadır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2010/11169, K. 2012/18169Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2010/11169 E.  ,  2012/18169 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA :Davacı, kıdem ve ibar tazminatı, ücret alacağı, ile yıllık izin ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti Davacı, davalı işyerinde 01.08.2002 tarihinde basın işçisi olarak çalışmaya başladığını,işine devam etmekte iken davalı tarafından 26.11.2005 tarihinde ihbarsız ve sebepsiz olarak iş sözleşmesinin feshedildiğini belirterek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret ve yıllık izin alacaklarının tahsilini talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti Davalı, davacının Ekim ve Kasım aylarında hasta olduğundan bahisle işe gelmediğini, pek çok kez telefonla görüşülerek işe dönmesinin sağlanmaya çalışıldığını, 25.11.2006 tarihinde işyerine gelerek işten ayrılmak istediğini belirttiğini, buna ilişkin tutanağı imzalamaktan imtina ettiğini, davacının işten kendi isteği ile ayrıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. C)Yerel Mahkeme Kararının Özeti Mahkemece toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. D)Temyiz Kararı davalı taraf temyiz etmiştir. E) Gerekçe 1- Davacı, dava dilekçesi ile davalı işyerinde 01.08.2002 tarihinde basın işçisi olarak çalışmaya başladığını ve iş sözleşmesinin 26.11.2005 tarihinde davalı işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini iddia etmiştir. Davalı ise davacının 25.11.2005 tarihinde işyerine gelerek işten ayrılmak istediğini belirttiğini buna ilişkin tutanağı imzalamaktan imtina ettiğini, davacının kendi isteği ile işten ayrıldığını savunmuştur. Mahkemece, " Davacının daha önceki çalışmalarına karşılık kıdem tazminatı ödendiğine ilişkin ödeme belgesinin bulunmaması, taraflar arasında eski dönemin tasfiye edildiğine dair bir sözleşmenin olmaması nedeni ile davacının 212 sayılı Basın İş Yasası kapsamındaki tüm çalışmaları nazara alınarak toplam 20… ay 28 gün hizmet süresinin bulunduğu anlaşılmış ve kıdem tazminatı talebinin kabulü gerekmiştir…. Davacının yıllık iznini kullandığını veya ücretinin ödendiğini davalı işverence usulüne uygun düzenlenmiş yıllık izin defteri veya diğer işyeri belgeleri ile ispatlaması gerekirken davalı işveren davacının yıllık izinlerini kullandığını veya ücretinin ödendiğini ispat edemediğinden ve alınan bilirkişi raporu ile davacının çalışma süresine göre 6 defa izne hak kazandığı, kullanmadığı 84 gün yıllık izin karşılığı 2.100,00 TL yıllık izin ücreti alacağının bulunduğu" gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece yapılan değerlendirme ve ulaşılan sonuç yerinde değildir. 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştırılanlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun 6 ncı maddesinde, gazetecinin kıdem hakkı özel biçimde düzenlenmiştir. Madde hükmüne göre, meslekte geçecek olan beş yılın büyük önemi vardır. Beş yıl çalışma süresinin dolması ile kıdem tazminatı talep hakkı doğabilmekte ve işveren feshinde uygulanabilecek olan ihbar öneli beş yıllık kıdemin ardından üç aya çıkmaktadır. Yine, dört haftalık yıllık ücretli izne hak kazanabilmek bakımından, gazetecinin bir yıllık hizmeti aranmakta, on yılı aşan kıdem halinde ise bu süre altı haftaya çıkmaktadır. Gazetecinin meslek kıdemi, gazetecinin meslekte geçirdiği toplam süreyi ifade eder. Kıdem tazminatı ve yıllık izin bakımından meslek kıdemi, gazetecinin gazetecilik mesleğine ilk girişinden itibaren geçerli olmaktadır. İşçinin başka işverenlere ait işyerlerinde edindiği kıdemi sonraki işverenler açısından belli yükümlülükler getirmektedir. Bunun nedeni, kıdemli gazeteciyi çalıştırmanın işveren için önemli bir fayda sağlaması ve yararlanan işverenin de bunun sonucuna katlanması gerekliliğindendir. Yasada kıdem hakkının özel olarak düzenlenmesi, gazetecilik mesleğinin belli bir birikimin sonucu edinilebildiğine işarettir. 5953 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi hükmüne göre, gazetecinin sicillerinin mülki amir ve … Genel Müdürlüğünce tutulması da meslek kıdeminin kayıt altına alınarak korunması çerçevesinde öngörülen bir düzenlemedir. Gazetecinin meslek kıdeminin belirlenmesinde, … Genel Müdürlüğünün kayıtları ile Yasanın 9 uncu maddesi uyarınca işverenin verdiği beyannamedeki bilgilerin işlendiği sicil kayıtları esas alınır. Ancak, gazetecinin meslek kıdeminin daha önce başladığını her türlü yazılı belge ile kanıtlaması mümkündür. Gazeteci ile işveren arasında yazılı bir sözleşme yapılmamış olması ya da işe başladığının ilgili kurumlara bildirilmemesi hallerinde dahi, meslek kıdeminin her türlü delille ispatı mümkündür. Gazetecinin kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için meslek kıdeminin en az beş yıl olması şarttır. Ancak, bir defa beş yıllık kıdemin kazanılması durumunda her bir işveren yanında yeni bir beş yıl kıdem şartı aranmaz (Yargıtay 9 H.D. 15.7.20 08… /3638 E, 2008/20448 K.). 5953 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin sekizinci fıkrasında, bir defa kıdem tazminatı alan gazetecinin kıdeminin yeni işe giriş tarihinden itibaren hesaplanacağı kuralı mevcuttur. Anılan hüküm, uygulamada gazetecinin kıdemini sıfırlanması olarak bilinse de, en az beş yıllık meslek kıdeminin sıfırlanması söz konusu olmaz. Bahsi geçen düzenleme, gazetecinin aynı dönem için birden fazla kıdem tazminatı almamasını öngörmektedir. Başka bir anlatımla, gazetecinin önceki işverenden kıdem tazminatını alması durumunda, son işverenin önceki döneme ait meslek kıdeminden sorumlu tutulamayacağı kabul edilmelidir. Somut olayda davacı vekili tarafından 25.12.2009 tarihli dilekçe ile davacının son işveren dışında diğer işyerlerinden tazminatını aldığından davalı işyerinde 1210 günlük çalışması bulunduğunu belirttiği halde mahkemece tüm çalışma süresi olan 20… ay 28 günlük hizmet süresi dikkate alınarak davacının talepleri kabul edilmiştir. Davacı vekilinin hakim havalesi bulunmayan 25.12.2009 tarihli dilekçesinde açıkça belirttiği üzere son işveren dışında diğer işyerlerinden tazminatlarını aldığı görülmekle bu dilekçe dikkate alınıp değerlendirilmeden mahkemece toplam hizmet süresi esas alınarak kıdem tazminatının kabulüne karar verilmesi hatalıdır. 2-Basın çalışanlarıyla ilgili 5953 sayılı Yasada kıdem tazminatı hesabında giydirilmiş ücret üzerinden hesaplama yapılacağı öngörülmemiştir. Bu nedenle kıdem tazminatı brüt ücret üzerinden hesaplanmalı ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 25/7 maddesine göre kıdem tazminatının yirmidört aylığı aşmayan tutarı için gelir vergisi uygulanmamalıdır. 5953 sayılı Kanunda kıdem tazminatı tavanı öngörülmemiş olmakla, hesap yönünden bir üst sınırlama da bulunmamaktadır. Yine anılan Yasada fesih tarihinden itibaren faiz ödeneceği ve bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize hükmedileceği yönünde bir düzenleme de yer almamıştır. Bu itibarla gazetecinin kıdem tazminatı için fesih tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmesi doğru olmaz. İşverenin temerrüde düşürüldüğü tarih ya da dava tarihinden itibaren yasal faize karar verilmelidir. Mahkemece, kıdem tazminatı alacağına, dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerekirken fesih tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi yürütülmesi de hatalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 23.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İş sözleşmesinin sona ermesi halinde, gazeteci yıllık iznini kullanmamışsa izin süresine ait ücret kendisine peşin olarak ödenir. Yıllık iznin gerçek anlamda kullandırıldığını belgeleme yükümlülüğü büyük ölçüde işverene aittir; ancak bu yaklaşımın her somut olayda aynı biçimde uygulanacağı söylenemez.

5953 sayılı BASIN MESLEĞİNDE ÇALIŞANLARLA ÇALIŞTIRANLAR ARASINDAKİ MÜNASEBETLERİN TANZİMİ HAKKINDA KANUN m. 6Kaynağı aç
Madde 6 – (Değişik: 4/1/1961 – 212/1 md.) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin 4/5/2023 Tarihli ve E: 2021/62, K: 2023/89 Sayılı Kararı ile.) Kıdem hakkı gazetecinin mesleke ilk giriş tarihinden itibaren hesaplanır. Akdin feshi halinde gazeteci, bu süreye göre hesaplanacak tazminatı almaya hak kazanır. Birinci maddenin şümulüne giren bir işyerinde işverenle arasındaki hizmet münasebeti bir veya müteaddit mukaveleye istinaden fasılasız olarak en az beş yıl sürmüş olan gazetecinin işine son verilmesi yapılacak yazılı ihbardan itibaren üç ay geçtikten sonra muteber olur. Beş seneden az hizmeti olanlar için bu ihbar müddeti bir aydır. İhbar müddetinin son günü olan tarih tazminata esas tutulur ve yıllık izinden sayılmaz. Gazeteci yıllık iznini kullanmamışsa, işine son verilmesi halinde, izin müddetine ait ücreti kendisine peşin olarak verilir. Hizmetine bu madde hükümlerine göre son verilen gazeteciye feshi ihbar edilen mukavelenin taallük ettiği her hizmet yılı veya küsuru için, son aylığı esas ittihaz olunmak suretiyle her yıl için bir aylık ücreti miktarında tazminat verilir. (İptal ikinci cümle: Anayasa Mahkemesinin 4/5/2023 Tarihli ve E: 2021/62, K: 2023/89 Sayılı Kararı ile.) İlk mukavele yılında bu miktar hesaplanmaz. Bir defa kıdem tazminatı alan gazetecinin kıdemi, yeni işine girişinden itibaren hesaplanır. Ancak, buna aykırı olarak işverenle gazeteci arasında yapılacak mukavele muteberdir. İşverenin maddi imkansızlık sebebiyle gazetecinin tazminatını bir defada ödeyememesi halinde, tediye en çok dört taksitte yapılır ve bu taksitlerin tamamının süresi bir yılı geçemez. Ancak, bu bölünme o iş yerinin mali vergisini tahakkuk ettiren maliye şubesinin, müessesenin zarar etmekte olduğu kararı üzerine yapılabilir. (Ek: 9/8/2002-4773/12 md.; Değişik: 22/5/2003-4857/116 md.) İş Kanununun 18, 19, 20, 21 ve 29 uncu maddesi hükümleri kıyas yoluyla uygulanır. Akdin gazeteci tarafından feshi:

Kıdem Tazminatında Beş Yıllık Meslek Kıdemi Şartı

5953 sayılı Kanun m. 6, gazetecinin kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için meslek kıdeminin en az beş yıl olmasını aramaktadır. Bu süre yalnızca son işverendeki değil, gazetecilik mesleğine ilk girişten itibaren tüm işverenler nezdinde geçen toplam çalışma süresini kapsar. Kıdem hakkı, meslekte geçirilen bu toplam süre üzerinden hesaplanır. Beş yıllık meslek kıdemi bir kez kazanıldıktan sonra gazetecinin her yeni işverenin yanında bu eşiği yeniden doldurması aranmamaktadır; bu yorumun birden fazla Yargıtay kararının gerekçe bölümünde benimsendiği görülmektedir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2014/10012, K. 2014/17383Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2014/10012 E.  ,  2014/17383 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ile ikramiye alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı, iş akdinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile izin ücreti ve ikramiye alacaklarını istemiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı, davanın reddini istemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci: Mahkemece, iş akdinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davalı temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştırılanlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun 6 ncı maddesinde, gazetecinin kıdem hakkı özel biçimde düzenlenmiştir. Madde hükmüne göre, meslekte geçecek olan beş yılın büyük önemi vardır. Beş yıl çalışma süresinin dolması ile kıdem tazminatı talep hakkı doğabilmekte ve işveren feshinde uygulanabilecek olan ihbar öneli beş yıllık kıdemin ardından üç aya çıkmaktadır. Yine, dört haftalık yıllık ücretli izne hak kazanabilmek bakımından, gazetecinin bir yıllık hizmeti aranmakta, on yılı aşan kıdem halinde ise bu süre altı haftaya çıkmaktadır. Gazetecinin meslek kıdemi, gazetecinin meslekte geçirdiği toplam süreyi ifade eder. Kıdem tazminatı ve yıllık izin bakımından meslek kıdemi, gazetecinin gazetecilik mesleğine ilk girişinden itibaren geçerli olmaktadır. İşçinin başka işverenlere ait işyerlerinde edindiği kıdemi sonraki işverenler açısından belli yükümlülükler getirmektedir. Bunun nedeni, kıdemli gazeteciyi çalıştırmanın işveren için önemli bir fayda sağlaması ve yararlanan işverenin de bunun sonucuna katlanması gerekliliğindendir. Yasada kıdem hakkının özel olarak düzenlenmesi, gazetecilik mesleğinin belli bir birikimin sonucu edinilebildiğine işarettir. 5953 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi hükmüne göre, gazetecinin sicillerinin mülki amir ve Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğünce tutulması da meslek kıdeminin kayıt altına alınarak korunması çerçevesinde öngörülen bir düzenlemedir. Gazetecinin meslek kıdeminin belirlenmesinde, Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğünün kayıtları ile Yasanın 9 uncu maddesi uyarınca işverenin verdiği beyannamedeki bilgilerin işlendiği sicil kayıtları esas alınır. Ancak, gazetecinin meslek kıdeminin daha önce başladığını her türlü yazılı belge ile kanıtlaması mümkündür. Gazeteci ile işveren arasında yazılı bir sözleşme yapılmamış olması ya da işe başladığının ilgili kurumlara bildirilmemesi hallerinde dahi, meslek kıdeminin her türlü delille ispatı mümkündür. Gazetecinin kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için meslek kıdeminin en az beş yıl olması şarttır. Ancak, bir defa beş yıllık kıdemin kazanılması durumunda her bir işveren yanında yeni bir beş yıl kıdem şartı aranmaz (Yargıtay 15.7.2008 gün 2008/3638 E, 2008/20448 K.). 5953 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin sekizinci fıkrasında, bir defa kıdem tazminatı alan gazetecinin kıdeminin yeni işe giriş tarihinden itibaren hesaplanacağı kuralı mevcuttur. Anılan hüküm, uygulamada gazetecinin kıdemini sıfırlanması olarak bilinse de, en az beş yıllık meslek kıdeminin sıfırlanması söz konusu olmaz. Bahsi geçen düzenleme, gazetecinin aynı dönem için birden fazla kıdem tazminatı almamasını öngörmektedir. Başka bir anlatımla, gazetecinin önceki işverenden kıdem tazminatını alması durumunda, son işverenin önceki döneme ait meslek kıdeminden sorumlu tutulamayacağı kabul edilmelidir. 5953 sayılı Kanunda öngörülen bazı alacakların gününde ödenmemesi halinde günlük yüzde beş fazlasıyla ödeneceğine dair kuralın Anayasa’ya aykırılığı itiraz olarak ileri sürülmüştür. Anayasa Mahkemesinin 12.08.2008 gün ve 2005/28 E, 2008/122 K. sayılı kararında, ücret ve fazla çalışma ücretlerin gününde ödenmeme koşuluna bağlı olan söz konusu yaptırımın, kamuoyunu doğru bilgilendirme görevi olan gazetecileri işverene karşı koruma amacını taşıdığı ve gazetecilerin basın özgürlüğünün sağlanması noktasında önemli bir işlev gördüğü açıklanmış ve aykırılık istemi oybirliği ile reddedilmiştir. Basın çalışanlarıyla ilgili 5953 sayılı Yasada kıdem tazminatı hesabında giydirilmiş ücret üzerinden hesaplama yapılacağı öngörülmemiştir. Bu nedenle kıdem tazminatı brüt ücret üzerinden hesaplanmalı ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 25/7 maddesine göre kıdem tazminatının yirmidört aylığı aşmayan tutarı için gelir vergisi uygulanmamalıdır. 5953 sayılı Kanunda kıdem tazminatı tavanı öngörülmemiş olmakla, hesap yönünden bir üst sınırlama da bulunmamaktadır. Yine anılan Yasada fesih tarihinden itibaren faiz ödeneceği ve bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize hükmedileceği yönünde bir düzenleme de yer almamıştır. Bu itibarla gazetecinin kıdem tazminatı için fesih tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmesi doğru olmaz. İşverenin temerrüde düşürüldüğü tarih ya da dava tarihinden itibaren yasal faize karar verilmelidir. Somut olayda, davacı basın çalışanı olup yukarıdaki ilke kararımızda da açıkça belirtildiği üzere, basın çalışanının kıdem tazminatı için uygulanması gereken faiz türü yasal faizdir. Bu nedenle kıdem tazminatına fesih tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerekirken en yüksek banka mevduat faizi uygulanması hatalı olup bozma sebebi ise de bu hatanın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün HMK'nun geçici 3/1. maddesi yollaması ile HUMK' nun 438/7. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. F) Sonuç: Gerekçeli kararın hüküm fıkrasının ikinci paragrafında yer alan, "en yüksek banka mevduat faiz oranıyla" kelimelerinin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine, "işleyecek yasal faiziyle" kelimelerinin yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 28/05/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Önceki işverenden kıdem tazminatı almış olan gazetecinin kıdemi, o ödemenin yapıldığı dönemden itibaren yeniden işlemeye başlar. Bu düzenleme kıdem tazminatını sıfırladığı biçiminde yorumlanmamalıdır; amacı, aynı çalışma dönemi için birden fazla kez tazminat ödenmesini önlemektir. 5953 sayılı Kanun m. 6/f. 8 bu çerçevede uygulanmaktadır. Nitekim bir kez tazminat alınmış olması, sonraki işverendeki kıdem tazminatı hakkını ortadan kaldırmaz; son işveren yalnızca kendi yanında geçen dönemden sorumludur.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2010/11169, K. 2012/18169 sayılı kararında önceki işverenden tazminat alındığının davacı vekili tarafından açıkça beyan edilmesine karşın bu dilekçenin dikkate alınmadan toplam hizmet süresi üzerinden kıdem tazminatına hükmedilmesini hatalı bulmuş ve yerel mahkeme kararını bozmuştur.

Meslek Kıdeminin İspatı

Meslek kıdeminin belirlenmesinde, ilgili kurumun sicil kayıtları ile işverenin 5953 sayılı Kanun m. 9 uyarınca verdiği beyannamedeki bilgiler esas alınır. Yazılı bir sözleşme yapılmamış ya da işe başlamanın yetkili kurumlara bildirilmemiş olduğu durumlarda dahi gazeteci her türlü delille meslek kıdemini ispat edebilir; sicil kaydının gösterdiğinden daha erken bir tarihte işe başlandığını kanıtlamak isteyen gazeteci yazılı belgeler ve diğer ispat araçlarına başvurabilir.

Kıdem Tazminatının Hesabı: Ücret Esası ve Tavan

5953 sayılı Kanun, kıdem tazminatının brüt ücret üzerinden hesaplanmasını gerektirmektedir; giydirilmiş ücret esas alınmaz. Kanun herhangi bir tavan sınırlaması da içermemektedir, dolayısıyla genel iş hukukundaki tavan uygulaması basın çalışanları için geçerli değildir. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun m. 25/7 hükmü uyarınca kıdem tazminatının yirmidört aylığı aşmayan kısmı gelir vergisinden muaf tutulmaktadır; bu hükmün güncel metni doğrulanmamıştır, değişiklik ihtimali göz ardı edilmemelidir.

İşverenin maddi imkânsızlık nedeniyle kıdem tazminatını tek seferde ödeyememesi halinde, tazminat en fazla dört taksitte ve toplam bir yılı aşmayacak biçimde ödenebilir; ancak bu bölünme yalnızca ilgili vergi biriminin işyerinin zarar ettiğini tespit etmesi koşuluna bağlıdır. Bu düzenlemede geçen kurumun güncel idari karşılığı ayrıca doğrulanmalıdır.

Kıdem Tazminatına Uygulanacak Faiz

5953 sayılı Kanun, kıdem tazminatına en yüksek banka mevduat faizi uygulanacağını öngörmemektedir. Yargıtay kararlarında her iki yaklaşımda da yasal faiz esas alınmakta; ancak faizin başlangıç tarihi konusunda daireler arasında ayrışma bulunmaktadır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2014/3958, K. 2014/14716 sayılı kararında dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini benimsemiştir. Başka bir Yargıtay kararında ise işverenin temerrüde düşürüldüğü tarih ya da dava tarihinin faiz başlangıcı olarak alınması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu nedenle faizin başlangıç tarihi konusunda tek bir kural olarak benimsenmemelidir; somut uyuşmazlıklarda güncel içtihat dikkate alınmalıdır.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2014/3958, K. 2014/14716Kaynağı aç
(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi         2014/3958 E.  ,  2014/14716 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü :Alacak YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1- Davacı temyizi yönünden; Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacı vekilinin sunduğu temyiz dilekçesinde mahkeme kararının hangi nedenlerle bozulması gerektiğine dair temyiz nedeni bildirilmemiş olması, Dairemizce gerekçeli temyiz dilekçesi sunularak temyiz edilen dosyalarda da temyiz dilekçesinde belirtilen temyiz nedenleriyle bağlı kalınarak temyiz incelemesi yapılıyor olması ile yine mahkeme kararında Dairemizce kamu düzenini ilgilendiren ve re'sen bozma nedeni yapılmasını gerektirecek bir hata bulunmadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin bozma isteğinin reddine, 2-Davalı temyizine gelince; Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 3-Davacı, davalıya karşı açtığı hizmet tespiti davasının kabulüne dair kararın kesinleştiğini, haksız ve bildirimsiz olarak iş akdinin feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil ve hafta tatili ücreti alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı, davacının telif ücreti karşılığı çalıştığını, davacının kadrolu işçi olmadığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının talep ettiği faizlere itiraz ettiklerini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı tarafça ispat külfeti yerine getirilmediğinden davacının iş akdinin davalı işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında gazetecinin kıdem hakkı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştırılanlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun 6 ncı maddesinde, gazetecinin kıdem hakkı özel biçimde düzenlenmiştir. Madde hükmüne göre, meslekte geçecek olan beş yılın büyük önemi vardır. Beş yıl çalışma süresinin dolması ile kıdem tazminatı talep hakkı doğabilmekte ve işveren feshinde uygulanabilecek olan ihbar öneli beş yıllık kıdemin ardından üç aya çıkmaktadır. Yine, dört haftalık yıllık ücretli izne hak kazanabilmek bakımından, gazetecinin bir yıllık hizmeti aranmakta, on yılı aşan kıdem halinde ise bu süre altı haftaya çıkmaktadır. Gazetecinin meslek kıdemi, gazetecinin meslekte geçirdiği toplam süreyi ifade eder. Kıdem tazminatı ve yıllık izin bakımından meslek kıdemi, gazetecinin gazetecilik mesleğine ilk girişinden itibaren geçerli olmaktadır. İşçinin başka işverenlere ait işyerlerinde edindiği kıdemi sonraki işverenler açısından belli yükümlülükler getirmektedir. Bunun nedeni, kıdemli gazeteciyi çalıştırmanın işveren için önemli bir fayda sağlaması ve yararlanan işverenin de bunun sonucuna katlanması gerekliliğindendir. Yasada kıdem hakkının özel olarak düzenlenmesi, gazetecilik mesleğinin belli bir birikimin sonucu edinilebildiğine işarettir. 5953 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi hükmüne göre, gazetecinin sicillerinin mülki amir ve Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğünce tutulması da meslek kıdeminin kayıt altına alınarak korunması çerçevesinde öngörülen bir düzenlemedir. Gazetecinin meslek kıdeminin belirlenmesinde, Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğünün kayıtları ile Yasanın 9 uncu maddesi uyarınca işverenin verdiği beyannamedeki bilgilerin işlendiği sicil kayıtları esas alınır. Ancak, gazetecinin meslek kıdeminin daha önce başladığını her türlü yazılı belge ile kanıtlaması mümkündür. Gazeteci ile işveren arasında yazılı bir sözleşme yapılmamış olması ya da işe başladığının ilgili kurumlara bildirilmemesi hallerinde dahi, meslek kıdeminin her türlü delille ispatı mümkündür. Gazetecinin kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için meslek kıdeminin en az beş yıl olması şarttır. Ancak, bir defa beş yıllık kıdemin kazanılması durumunda her bir işveren yanında yeni bir beş yıl kıdem şartı aranmaz. 5953 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin sekizinci fıkrasında, bir defa kıdem tazminatı alan gazetecinin kıdeminin yeni işe giriş tarihinden itibaren hesaplanacağı kuralı mevcuttur. Anılan hüküm, uygulamada gazetecinin kıdemini sıfırlanması olarak bilinse de, en az beş yıllık meslek kıdeminin sıfırlanması söz konusu olmaz. Bahsi geçen düzenleme, gazetecinin aynı dönem için birden fazla kıdem tazminatı almamasını öngörmektedir. Başka bir anlatımla, gazetecinin önceki işverenden kıdem tazminatını alması durumunda, son işverenin önceki döneme ait meslek kıdeminden sorumlu tutulamayacağı kabul edilmelidir. 5953 sayılı Kanunda öngörülen bazı alacakların gününde ödenmemesi halinde günlük yüzde beş fazlasıyla ödeneceğine dair kuralın Anayasa’ya aykırılığı itiraz olarak ileri sürülmüştür. Anayasa Mahkemesinin 12.8.2008 gün ve 2005/28 E, 2008/122 K. sayılı kararında, ücret ve fazla çalışma ücretlerin gününde ödenmeme koşuluna bağlı olan söz konusu yaptırımın, kamuoyunu doğru bilgilendirme görevi olan gazetecileri işverene karşı koruma amacını taşıdığı ve gazetecilerin basın özgürlüğünün sağlanması noktasında önemli bir işlev gördüğü açıklanmış ve aykırılık istemi oybirliği ile reddedilmiştir. Basın çalışanlarıyla ilgili 5953 sayılı Yasada kıdem tazminatı hesabında giydirilmiş ücret üzerinden hesaplama yapılacağı öngörülmemiştir. Bu nedenle kıdem tazminatı brüt ücret üzerinden hesaplanmalı ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 25/7 maddesine göre kıdem tazminatının yirmidört aylığı aşmayan tutarı için gelir vergisi uygulanmamalıdır. 5953 sayılı Kanunda kıdem tazminatı tavanı öngörülmemiş olmakla, hesap yönünden bir üst sınırlama da bulunmamaktadır. Yine anılan Yasada fesih tarihinden itibaren faiz ödeneceği ve bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize hükmedileceği yönünde bir düzenleme de yer almamıştır. Bu itibarla gazetecinin kıdem tazminatı için fesih tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmesi doğru olmaz. İşverenin temerrüde düşürüldüğü tarih ya da dava tarihinden itibaren yasal faize karar verilmelidir. Somut olayda; davacının Basın İş Kanununa tabi olması nedeniyle kıdem tazminatı alacağına dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerekirken fesih tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi uygulanması hatalı olup bozma nedeni ise de bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden karar bozulmamalı HMK.nun 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinin tamamen çıkartılarak yerine; “2.738,93TL kıdem tazminatı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, kararın bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine, 27/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İhbar Öneli

5953 sayılı Kanun m. 6 uyarınca aynı işyerinde fasılasız en az beş yıl çalışan gazetecinin işine son verilebilmesi için yazılı ihbardan itibaren üç aylık sürenin geçmesi gerekmektedir. Beş yıldan az hizmeti olanlar için bu ihbar müddeti bir aydır. İhbar müddetinin son günü tazminata esas tarih olarak alınır ve bu süre yıllık izinden sayılmaz.

İş Sözleşmesinin Feshi ve İş Güvencesi

5953 sayılı Kanun m. 6, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18, 19, 20, 21 ve 29. maddelerinin gazeteciler hakkında kıyas yoluyla uygulanacağını öngörmektedir. 4857 sayılı İş Kanunu m. 18 uyarınca iş güvencesi hükümleri, otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi bulunan ve belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçilere uygulanır; bu kapsam gazetecilere kıyas yoluyla geçerlidir. İşçinin altı aylık kıdemi aynı işverenin değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesaplanır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 18Kaynağı aç
Madde 18 – Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/2 md.) Yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz. Altı aylık kıdem hesabında bu Kanunun 66 ncı maddesindeki süreler dikkate alınır. Özellikle aşağıdaki hususlar fesih için geçerli bir sebep oluşturmaz: a) Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak. b) İşyeri sendika temsilciliği yapmak. c) Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip veya yükümlülüklerini yerine getirmek için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak veya bu hususta başlatılmış sürece katılmak.[6] d) Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler. e) 74 üncü maddede öngörülen ve kadın işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek. f) Hastalık veya kaza nedeniyle 25 inci maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen bekleme süresinde işe geçici devamsızlık. İşçinin altı aylık kıdemi, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesap edilir. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri hakkında bu madde, 19 ve 21 inci maddeler ile 25 inci maddenin son fıkrası uygulanmaz. Sözleşmenin feshinde usul

Bu kapsamdaki gazeteciler, feshin geçersizliği halinde işe iade davası açabilir. İş güvencesi kapsamına girmenin koşulları —işyeri ölçeği ve belirsiz süreli sözleşme dahil— somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir. Ayrıca işletmenin veya işyerinin tümünü sevk ve idare eden, işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri hakkında iş güvencesi hükümlerinin uygulanmayacağı 4857 sayılı İş Kanunu m. 18'de açıkça düzenlenmiştir; bu istisnanın gazeteci statüsündeki işveren vekillerine kıyas yoluyla uygulanıp uygulanmayacağı mevcut verilerde açıklanmamıştır.

İşverenin iş sözleşmesini geçerli ya da haklı bir sebebe dayanmadan feshetmesi halinde gazetecinin işe iade hakkı doğabilir. İşe başlatılmaması durumunda talep edilebilecek tazminat miktarı ve boşta geçen süre ücreti, 4857 sayılı İş Kanunu'nun kıyas yoluyla uygulanan hükümleri çerçevesinde belirlenir; bu hakların kullanılabilmesi için somut koşulların ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.

İşyeri Devri Halinde Sorumluluk

Basın İş Kanunu'na tabi işyerlerinde devir, yalnızca fiziksel varlıkların el değiştirmesiyle sınırlı değildir. Marka, logo ve yayın imtiyaz hakları gibi maddi olmayan unsurların devredilmesi de 4857 sayılı İş Kanunu m. 6 kapsamında işyeri devri olarak değerlendirilir. Bunun yanı sıra işgücünün belirleyici unsur olduğu sektörlerde ekonomik birliğin kimliğini koruyarak gerçekleşen çalışan geçişleri de aynı kapsamda ele alınmaktadır.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2015/5245, K. 2016/314Kaynağı aç
7. Hukuk Dairesi         2015/5245 E.  ,  2016/314 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : Alacak Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2- Davacı davalı …ne ait işyerinde diş hekimi olarak 28.02.2009 tarihinde çalışmaya başladığını 31.03.2010 tarihinden itibaren işveren …nin isteği üzerine diğer personelle birlikte diğer davalı …nde çalışmaya başladığını, her iki şirketin fiili ve organik bağ içerisinde olduğun, şirket ortaklarının aynı kişilerden oluştuğunu, geçiş sırasında iradesinin fesada uğratılarak ibraname imzalatıldığını belirterek kıdem tazminatı, ulusal bayram genel tatil ücreti, fazla mesai ücreti ve ücret alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İşyeri devrinin iş ilişkisine etkileri ile işçilik alacaklarından sorumluluk bakımından taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. İşyeri devrinin esasları ve sonuçları 4857 sayılı İş Kanununun 6 ncı maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümde, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği öngörülmüştür. Devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlar açısından, devreden işverenle devralan işverenin birlikte sorumlu oldukları aynı yasanın üçüncü fıkrasında belirtilmiş, devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlı olduğu hükme bağlanmıştır. Değinilen Yasanın 120 nci maddesi hükmüne göre, 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesi halen yürürlükte olduğundan, işyeri devirlerinde kıdem tazminatına hak kazanma ve hesap yöntemi bakımından belirtilen madde hükmü uygulanmalıdır. Anılan maddeye göre, işyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde, işçinin kıdemi işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanmalıdır. Bununla birlikte, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları, işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. İşyerinin miras yoluyla intikali 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 599 uncu maddesinde düzenlenmiş, sözü edilen madde hükmünde mirasbırakanın ölümü ile mirasçıların bir bütün olarak mirasa hak kazanacakları açıklanmıştır. İşyerinin önceleri gerçek kişi ya da kişilerce işletilmesinin ardından şirketleşmeye gidilmesi durumunda, bu işlem de bir tür işyeri devri sayılmalıdır. Önceki gerçek kişi olan işverenlerin devralan tüzel kişi ortakları olması bu devir ilişkisini ortadan kaldırmamaktadır Aynı şekilde daha önce tüzel kişi şirket olan işverenin işyerini bir gerçek şahsa devretmesi de mümkündür. Devralanın şirketin hissedarlarından biri olması da sonucu değiştirmeyecektir. Adi ortaklardan bir ya da bazılarının hisselerini devri de sorumlulukların belirlenmesi noktasında işyeri devri olarak işlem görmelidir. İşyeri devrinin temel ölçütü, ekonomik birliğin kimliğinin korunmasıdır. Avrupa Adalet Divanı kararlarına göre, maddî ve maddî olmayan unsurların devredilip devredilmediği ve devir anındaki değeri, işgücünün devri, müşteri çevresinin devri, işyerinde devirden önce ve sonra yürütülen faaliyetlerin benzerlik derecesi, işyerinde faaliyete ara verilmişse bunun süresi, işyeri devrinin kriterleri arasında kabul edilmektedir. Basın İş Kanununa tabi işyerleri bakımından, işyerinin belirleyici unsurlarından olan marka, logo ve yayın imtiyaz hakları gibi maddî olmayan unsurların devri de işyeri devri olarak değerlendirilmelidir. Maddî ve maddî olmayan unsurların devri söz konusu olmaksızın da işgücünün önem taşıdığı sektörlerde ekonomik birliğin önemli unsurunu olan işçilerin devri de, işyeri devri olarak kabul edilmelidir. Devirden sonra işyerindeki ekonomik birliğin kimliğini koruyup korumadığının saptanabilmesi için, yürütülen faaliyetin devirden sonra yeni işveren tarafından aynı veya özdeş biçimde sürdürülmesi ölçütü yanında, işyerinin taşınmaz ve taşınır malları ile maddî olmayan varlıkların, işyerinde çalışan işçilerin sayı ve uzmanlık bakımından çoğunluğunun, bunun yanı sıra müşteri çevresinin devredilip devredilmediği, devir öncesi ve sonrasındaki faaliyetler arasında benzerlik olup olmadığı, devir sebebiyle işyerinde faaliyet askıya alınmışsa askı süresi gibi koşullar da göz önünde tutulmalıdır. 4857 sayılı Yasanın 6 ncı maddesinde yazılı olan “hukukî işleme dayalı” ifadesi geniş şekilde değerlendirilmeli, yazılı, sözlü ve hatta zımnî bir anlaşma da yeterli görülmelidir. İşyerine Bankalar Kanunu hükümleri çerçevesinde Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu tarafından el koyulması ise işyeri devri niteliğinde değildir. Bu durumda yönetim hakkına müdahale edilmekte veya bankacılık faaliyetleri askıya alınmaktadır. Yine özelleştirme işlemi sonucu kamuya ait hisselerin devri de işyeri devri olarak değerlendirilemez. Özelleştirmede işyeri aynı tüzel kişilik altında faaliyetini sürdürmekte sadece kamuya ait hisselerin bir kısmı ya da tamamı el değiştirmektedir. Bununla birlikte, tamamı kamuya ait olan bir işyerinin özelleştirme işlemi sonucu başka bir işverene geçmesi işyeri devri niteliğindedir İşyeri devri fesih niteliğinde olmadığından, devir sebebiyle feshe bağlı hakların istenmesi mümkün olmaz. Aynı şekilde işyeri devri kural olarak işçiye haklı fesih imkânı vermez. İşyerinin devri işverenin yönetim hakkının son aşaması olup, işyeri devri çalışma koşullarında değişiklik anlamına da gelmez. Dairemizin kökleşmiş kararlarına göre işyeri devri işçiye haklı nedenle fesih hakkı tanımaz. İşyeri devrinin çalışma koşullarını ağırlaştıran bir yönü olup olmadığı belirlenmelidir Bu açıklamalar ışığında, iş hukukunda işyeri devrinin işçilik alacaklarına etkileri üzerinde ayrıca durulmalıdır. İşyeri devri halinde kıdem tazminatı bakımından devreden işveren kendi dönemi ve devir tarihindeki son ücreti ile sınırlı olmak üzere sorumludur. 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden, 4857 sayılı Yasanın 6 ncı maddesinde sözü edilen devreden işveren için öngörülen iki yıllık süre sınırlaması, kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmaz. O halde kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı, ancak devreden işveren veya işverenler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı sorumluluk belirlenmelidir. Feshe bağlı diğer haklar olan ihbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretlerinden son işveren sorumlu olup, devreden işverenin bu işçilik alacaklarından herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. İşyerinin devredildiği tarihe kadar doğmuş bulunan ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücretlerinden 4857 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca devreden işveren ile devralan işveren müştereken müteselsilen sorumlu olup, devreden açısından bu süre devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlıdır. Devir tarihinden sonraki çalışmalar sebebiyle doğan sözü edilen işçilik alacakları sebebiyle devreden işverenin sorumluluğunun olmadığı açıktır. Bu bakımdan devirden sonraya ait ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücreti gibi işçilik alacaklarından devralan işveren tek başına sorumlu olacaktır. Davacı davalı …ne ait işyerinde diş hekimi olarak 28.02.2009 tarihinde çalışmaya başladığını 31.03.2010 tarihinden itibaren işveren …nin isteği üzerine diğer personelle birlikte diğer davalı …nde çalışmaya başladığını, her iki şirketin fiili ve organik bağ içerisinde olduğunu, şirket ortaklarının aynı kişilerden oluştuğunu, geçiş sırasında iradesinin fesada uğratılarak ibraname imzalatıldığını bu nedenle davalıların ödenmeyen alacaklarından müştereken müteselsilen sorumlu olduklarını iddia etmiştir. Davalı … vekili ; davacının 31.03.2010 tarihine kadar şirketlerinde çalıştığını bu tarihte istifa ederek ve ibranamede imzalayarak iş akdini son erdirilip bu belgeleri kendilerine ibraz ettiğini, 31.03.2010 tarihinden sonra şirketlerinde çalışmadığını, 02.04.2010 tarihinden itibaren çalıştığı diğer davalı şirket ile aralarından herhangi bir bağ bulunmadığını beyanla davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Davalı … ise temsilcisi aracılığıyla davacı açısından kıdem tazminatına hak kazanma koşullarının oluşmadığını, diğer davalı şirket ile aralarında hukuki ve organik bağ bulunmadığını beyanla davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece davacının 28.02.2009-31.03.2010 tarihleri arasında davalılardan …nde , 02.04.2010-31.07.2011 tarihleri arasında ise davalılardan …nde çalıştığı SGK ve işyeri kayıtlarından anlaşıldığı gibi taraflar arasında da ihtilafsız olduğu, davalılar arasında fiili ve hukuki ilişki bulunduğu, ortaklarının aynı kişilerden oluştuğu iddiası, gerek tanık anlatımlarından, gerekse davacının kesintisiz devam eden çalışması, hasta kayıtlarının tutulduğu ajanda kapsamı ve Ticaret Sicil kayıtları ile desteklendiğinden davalılar arasındaki fiili ve organik bağ bulunduğu ve davalıların davacının alacaklarından müşterek müteselsil sorumlu oldukları kabul edilmiştir. Davacı tanıklarından …, davacı ile birlikte işe …nde işe başladıklarını. 2010 Mart gibi toplantı yapıldığını, şirketinin yerinin ve isminin değişeceğinin söylendiğini o sıralarda bir kağıt imzalattıklarını, 2010 Mayıs ayında farklı bir iş yerinde çalışmaya başladıklarını, şirketin adının değiştiğini o anda fark etmediklerini çünkü patronların ve iş arkadaşlarının aynı olduğunu, sadece iş yerinin bina olarak değiştiğini, bunun dışında hiçbir değişiklik olmadığını , maaşlar ödenmeyince kimden alacağımızı araştırırken şirketin değiştiğini öğrendiklerini, … döneminde çalıştığı ve hak ettiği ücretlerin bir kısmının senet olarak kendisine … tarafından ödendiğini beyan etmiş diğer davacı tanığı … ise davacının …'ın elemanı olduğunu . 2010 Mayıs başında … …ne geçiş yaptıklarını, davacının da kendisi gibi bu tarihten sonra …nin elemanı olarak çalıştığını, bu şirketten sigortalı olarak görünüp maaşı …nden aldığını, şirket elemanlarının aynı olduğunu, şirketlerin ayrı olmayıp, sadece isim değişikliği olduğunu …'ın tüm personelinin daha sonra …'nın personeli olduğunu, iş şartlarının hiç değişmediğini, …ne geçtiklerinde iş yerini … taşındığını. … elemanı olarak çalıştıkları …den diş personeli olarak tüm işçilerin …ne geçtiği dönemde iş yerinin de taşındığını beyan etmiştir. Davalı tanıklarından …‘un …'da diş bölümünden sorumlu hekim olarak çalıştığını, … kurulduktan sonra oraya geçtiğini, … kurulduktan sonra …'da diş polikliniğinin bir kısmının kaldığını, ancak eski çalışan diş personelinin tümünün … geçtiğini, bu geçişten hemen sonra …'a yeni diş personeli alındığını beyan etmiştir. Dosyada bulunan Ticaret sicil kayıtlarından davalı … …nin ortaklarının … , …, …, adresinin Y… olduğu, 16.07.2009 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi suretinde ise Müdür …’ün yerine ….’ın atanmasına ortaklar …, … ve … tarafından karar verildiği, ticari ikametgahının … olduğu , 10.05.2010 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi suretinde ana sözleşme tadil tasarısının ilan edildiği, ticari ikametgahın ve ortakların aynı olduğu, 17 Kasım 2011 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi suretinde ise limited şirket tadil tasarısının bulunduğu ortaklarının … ve … olduğu ve 18.05.2012 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi suretinde ise …'ın hisselerinin tamamını …’a devrettiği görülmüştür. Davacı tarafından sunulan hasta takip defteri ve 2009 yılı ve protokol kayıt defteri adlı belgelerde ise davacının 2009-2011 yılları arasında en son 29.7.2011’de muayene yaptığı, 1.3.2011’den sonra vurulan kaşede … yazdığı 2009 yılından 04.05.2010 tarihine kadar basılan kaşede ise … yazdığı aradaki dönemde basılan kaşede işyerinin belirtilemediği görülmüştür. Somut olayda davalılardan …ne ait işyerinde çalıştığı sırada işyerinin diğer davalı … …ne devredildiği ve aktin davacı tarafından 04.10.2011 tarihinde sona erdirildiği anlaşılmaktadır. Davalı … akdin feshi tarihinde işveren olmadığından kıdem tazminatından 1475 sayılı Mülga İş Yasasının 14.maddesi gereği işyerini devrettiği tarihten önceki çalışma süresi ve devir tarihindeki ücrete göre sorumlu tutulabilir. Ayrıca Kasım 2010 ve Temmuz 2011 arasındaki dönem için hesaplanan ücret alacağından bu dönemde işveren olan … 'in ve ulusal bayram ve genel tatil alacağıyla fazla mesai alacağından da her işverenin davacıyı çalıştırdığı dönemle sınırlı olarak sorumlu tutulması gerekmektedir. Mahkemenin tüm süre nazara alınarak hesaplanan kıdem tazminatı ve işçilik alacaklarından …ni diğer davalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutması hatalı olup bozma nedenidir. 3- Ayrıca mahkemece duruşmada açıklanan kısa kararda davanın kısmen kabulü ile; 6.609,00 TL brüt kıdem tazminatının fesih tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte, 12.500,00 TL brüt ücret alacağının, 1.163,00 TL brüt genel tatil alacağının, takdiren ½ indirim yapılarak 14.773,88 TL brüt fazla mesai alacağının dava tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte, davalılardan müştereken müteselsil alınarak davacıya ödenmesine ve kıdem ve fazla mesai alacağına ilişkin fazla talebin reddine karar verilmişken kararın gerekçe kısmında “davacının 12.939,00 TL. fazla mesai ücreti ve 1775,00 TL. ulusal bayram genel tatil ücreti hesaplanmış, bir kişinin uzun süre aynı tempoda çalışmasının mümkün olmayışı, davacının izin hastalık vs. gibi özel nedenlerle çalışamadığı süreler olabileceği gözetilerek takdiren 1/2 takdiri indirim uygulanarak fazla mesai alacağı 6469,50 TL. olarak belirlenmiş ise de iş yoğunluğundan kısa kararda sehven 14773,88 TL. yazıldığı belirtilerek 14.773,88 TL fazla çalışma alacağına hükmedilmiş olması da bozma sebebidir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı …ne iadesine, 19.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İşyeri devri kural olarak iş sözleşmesinin feshi anlamına gelmez; bu nedenle salt devir gerekçesiyle feshe bağlı hakların talep edilmesi mümkün değildir. Aynı şekilde işyeri devri kural olarak işçiye haklı fesih imkânı vermez. Devrin çalışma koşullarını ağırlaştıran bir yönü olup olmadığının somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir; ancak bu halin koşulları ve sonuçları hakkında mevcut verilerde ayrıntılı bilgi bulunmamaktadır.

Devir tarihinden önce doğmuş ücret, fazla çalışma, hafta tatili ve bayram tatili alacakları bakımından devreden ve devralan işveren 4857 sayılı İş Kanunu m. 6 uyarınca müştereken ve müteselsilen sorumludur. Devreden işverenin bu sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlandırılmıştır.

Kıdem tazminatında sorumluluk ise farklı bir çerçeveye tabidir: kıdem tazminatı devir öncesi ve sonrası dönemin tamamı üzerinden hesaplanmakla birlikte devreden işveren yalnızca kendi dönemine ve devir tarihi itibarıyla geçerli olan ücrete göre sorumlu tutulur. Kıdem tazminatı bakımından 4857 sayılı Kanun m. 6'daki iki yıllık süre sınırlaması uygulanmaz; devreden işverenin kıdem tazminatındaki sorumluluğu dönem ve ücretle sınırlı olmakla birlikte iki yıllık azami süreye bağlı değildir.

İhbar tazminatı ve kullanılmayan yıllık izin ücreti gibi feshe bağlı alacaklar bakımından ise yalnızca iş sözleşmesini fiilen sona erdiren, yani akdin feshi tarihindeki işveren olan devralan sorumludur; devreden işveren bu alacaklar yönünden sorumluluk taşımamaktadır.

5953 Sayılı Kanun m. 6'nın Birinci Fıkrasının İptali

Anayasa Mahkemesi E: 2021/62, K: 2023/89 sayılı ve 04.05.2023 tarihli kararıyla 5953 sayılı Kanun m. 6'nın birinci fıkrasını iptal etmiştir. İptal edilen fıkranın tam içeriği ve bu kararın yürürlük tarihi ile geçiş hükümlerine ilişkin ayrıntı mevcut verilerde yer almamaktadır; iptalin gazetecilerin mevcut haklarına etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Gazetecinin kıdem tazminatı hakkı kazanması için kaç yıl çalışmak gerekir?

5953 sayılı Basın İş Kanunu m. 6 uyarınca kıdem tazminatına hak kazanılabilmesi için meslek kıdeminin en az beş yıl olması şarttır. Bu süre, yalnızca son işverendeki değil, gazetecilik mesleğine ilk girişten itibaren tüm işverenler nezdinde geçen toplam süreyi kapsar.

Başka bir gazetede çalışmışken aldığım kıdem tazminatı, yeni işyerindeki hakkımı etkiler mi?

Önceki işverenden kıdem tazminatı alınmış olması, sonraki işyerindeki kıdem tazminatı hakkını ortadan kaldırmaz. Bu düzenleme aynı dönem için birden fazla tazminat alınmasını engellemektedir; beş yıllık meslek kıdemi bir kez kazanıldıktan sonra her yeni işveren yanında bu eşiğin yeniden doldurulması aranmaz. Önceki dönem için tazminat alınmışsa son işveren yalnızca kendi yanında geçen dönemden sorumludur.

Bordrolarda görünmeyen fazla mesaimi nasıl ispatlayabilirim?

Bordrolara yansıtılmadan yapılan fazla mesai ve nöbet çalışmaları delille kanıtlanabilir. Nöbet çizelgesi, yayın akışı, prodüksiyon planı, e-posta yazışmaları ve tanık beyanı bu kapsamda kullanılabilecek ispat araçları arasında sayılmaktadır.

Kıdem tazminatıma hangi faiz uygulanır?

5953 sayılı Kanun, kıdem tazminatına en yüksek banka mevduat faizi uygulanacağını öngörmemektedir. Uygulanacak faizin başlangıç tarihi konusunda Yargıtay daireleri arasında görüş ayrılığı bulunmaktadır: bir kararda dava tarihinden itibaren, başka bir kararda ise işverenin temerrüde düşürüldüğü tarih ya da dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiği benimsenmektedir. Her iki yaklaşımda da yasal faiz esas alınmaktadır; ancak başlangıç tarihi konusunda tek bir kural olarak benimsenmemelidir.

Çalıştığım gazete satıldı; tazminatımı kimden talep edebilirim?

Devir tarihinden önce doğan ücret, fazla çalışma ve tatil alacakları için devreden ve devralan işveren birlikte sorumludur; devreden işverenin bu sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır. Kıdem tazminatında devreden işveren yalnızca kendi döneminden ve devir anındaki ücretten sorumlu tutulur; bu alacak bakımından iki yıllık süre sınırlaması geçerli değildir. İhbar tazminatı ve kullanılmamış yıllık izin ücreti ise yalnızca sözleşmeyi fiilen sona erdiren işverenden talep edilebilir.

Gece çalışması yapan gazetecinin hafta tatili kaç gündür?

Görevi devamlı gece çalışmasını gerektiren gazeteciler için hafta tatili iki gündür. Diğer gazetecilerde her altı günlük fiili çalışmanın ardından bir günlük ücretli dinlenme izni verilmesi zorunludur.

İşveren ihbar süresine uymadan sözleşmeyi feshederse ne olur?

5953 sayılı Kanun m. 6 uyarınca beş yıl ve üzeri kıdemli gazeteci için yazılı ihbardan itibaren üç ay, beş yıldan az kıdemli gazeteci için ise bir ay geçmeden yapılan fesih hüküm ve sonuç doğurmaz. İhbar müddetinin son günü tazminata esas tarih olarak alınır; bu süre yıllık izinden sayılmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu