Yıllık İzin Süresi, İzin Ücreti ve Hesaplama Esasları

by Avukat Erdal Ersoy
Yıllık İzin Süresi, İzin Ücreti ve Hesaplama Esasları

İşçinin yıllık ücretli izne hak kazanabilmesi için, işyerinde deneme süresi de dahil olmak üzere işe başladığı tarihten itibaren en az bir yıl çalışmış olması şarttır. Yıllık ücretli izin hakkı kamu düzenine ilişkin olduğundan iş sözleşmesiyle veya tek taraflı feragatle bu haktan vazgeçilemez; kanunda öngörülen sürelerden daha az bir izin süresi kararlaştırılamaz.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 53Kaynağı aç
Madde 53 – İşyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilir. Yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemez. Niteliklerinden ötürü bir yıldan az süren mevsimlik veya kampanya işlerinde çalışanlara bu Kanunun yıllık ücretli izinlere ilişkin hükümleri uygulanmaz. İşçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi, hizmet süresi; a) Bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara ondört günden, b) Beş yıldan fazla onbeş yıldan az olanlara yirmi günden, c) Onbeş yıl (dahil) ve daha fazla olanlara yirmialtı günden, Az olamaz. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/5 md.) Yer altı işlerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izin süreleri dörder gün arttırılarak uygulanır. Ancak onsekiz ve daha küçük yaştaki işçilerle elli ve daha yukarı yaştaki işçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi yirmi günden az olamaz. Yıllık izin süreleri iş sözleşmeleri ve toplu iş sözleşmeleri ile artırılabilir. Yıllık ücretli izne hak kazanma ve izni kullanma dönemi

Yıllık İzne Hak Kazanma Şartları ve Hizmet Süresinin Hesabı

İş sözleşmesinin belirli ya da belirsiz süreli olması işçinin yıllık izin hakkına kavuşması bakımından bir farklılık doğurmaz. Bir yıllık kıdem süresinin hesabında, işçinin aynı işverene bağlı bir veya farklı işyerlerinde geçen tüm hizmet süreleri birleştirilerek dikkate alınır. İşyeri devri yahut iş sözleşmesinin devri gerçekleştiğinde de işçinin devreden işveren nezdindeki çalışma süreleri izin kıdemine dahil edilir. Alt işvereni değişmesine rağmen aynı işyerinde kesintisiz çalışmayı sürdüren alt işveren işçilerinin yıllık izin hakları ise o işyerindeki toplam çalışma süreleri üzerinden hesaplanır; asıl işveren bu izinlerin kullandırılmasını denetlemekle yükümlüdür.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 56Kaynağı aç
Madde 56 – Yıllık ücretli izin işveren tarafından bölünemez. Bu iznin 53 üncü maddede gösterilen süreler içinde işveren tarafından sürekli bir şekilde verilmesi zorunludur. (Değişik üçüncü fıkra: 14/4/2016-6704/16 md.) Ancak, 53 üncü maddede öngörülen izin süreleri, tarafların anlaşması ile bir bölümü on günden aşağı olmamak üzere bölümler hâlinde kullanılabilir. İşveren tarafından yıl içinde verilmiş bulunan diğer ücretli ve ücretsiz izinler veya dinlenme ve hastalık izinleri yıllık izne mahsup edilemez. Yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri izin süresinden sayılmaz. Yıllık ücretli izinleri işyerinin kurulu bulunduğu yerden başka bir yerde geçirecek olanlara istemde bulunmaları ve bu hususu belgelemeleri koşulu ile gidiş ve dönüşlerinde yolda geçecek süreleri karşılamak üzere işveren toplam dört güne kadar ücretsiz izin vermek zorundadır. İşveren, işyerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izinlerini gösterir izin kayıt belgesi tutmak zorundadır. (Ek fıkra: 10/9/2014-6552/6 md.) Alt işveren işçilerinden, alt işvereni değiştiği hâlde aynı işyerinde çalışmaya devam edenlerin yıllık ücretli izin süresi, aynı işyerinde çalıştıkları süreler dikkate alınarak hesaplanır. Asıl işveren, alt işveren tarafından çalıştırılan işçilerin hak kazandıkları yıllık ücretli izin sürelerinin kullanılıp kullanılmadığını kontrol etmek ve ilgili yıl içinde kullanılmasını sağlamakla, alt işveren ise altıncı fıkraya göre tutmak zorunda olduğu izin kayıt belgesinin bir örneğini asıl işverene vermekle yükümlüdür. Yıllık izin ücreti

İzin hakkının doğumunda işçinin çalışmasa dahi çalışmış sayıldığı resmi tatiller, ulusal bayramlar ve 4857 sayılı İş Kanununda belirtilen diğer kanuni süreler bir yıllık çalışma süresine eklenir. Bir yıllık dönem içinde kanunen çalışılmış sayılmayan nedenlerle işin kesintiye uğraması durumunda, yıllık izin hakkının doğması için bu kesintiyi karşılayacak süre kadar fiilen çalışılması zorunludur.

İş Kanununa Göre Kanuni İzin Süreleri ve Özel Yaş Grupları

4857 sayılı İş Kanununun 53. maddesine göre işçilere verilecek yıllık ücretli izin süreleri hizmet süresine bağlı olarak tespit edilir. Buna göre izin süresi; bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara 14 günden, beş yıldan fazla on beş yıldan az olanlara 20 günden, on beş yıl (dahil) ve daha fazla olanlara 26 günden az olamaz. İşçinin hangi izin kademesinden yararlanacağı, izni kullandığı tarihteki kıdemine göre değil izne hak kazandığı andaki kıdemine göre saptanır. Bu süreler kanuni taban olup iş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleriyle artırılabilir.

Yaş kriteri bakımından on sekiz ve daha küçük yaştaki işçiler ile elli ve daha yukarı yaştaki işçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi 20 günden az olamaz. Bu nedenle elli yaşın üzerindeki bir çalışana 14 gün üzerinden izin tahakkuk ettirilmesi kanuna aykırıdır. Ayrıca yer altı işlerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izin süreleri dörder gün artırılarak kullandırılır. Kısmi süreli ya da çağrı üzerine çalışan işçiler de yıllık ücretli izin hakkından tam süreli çalışan işçiler gibi aynı usullerle yararlanır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 102. maddesi kapsamında görev yapan memurların yıllık izin süreleri ise genel hükümlere tabidir. Hizmet süresi 1 yıldan 10 yıla kadar (10 yıl dahil) olan kamu görevlileri için yıllık izin süresi 20 gün, 10 yıldan fazla olanlar için ise 30 gündür.

Mevsimlik ve Kampanya İşlerinde İzin Uygulaması

4857 sayılı İş Kanununun 53. maddesi gereğince, niteliklerinden ötürü bir yıldan az süren mevsimlik veya kampanya işlerinde çalışanlar hakkında yıllık ücretli izin hükümleri uygulanmaz. Buna karşılık mevsimlik işte çalışan bir işçinin bir takvim yılı içerisindeki çalışması 11 ayı (veya yargı içtihatlarındaki yaklaşıma göre 9 ayı) aşarsa yahut her yıl için belirlenen çalışma dönemi dışında ilave çalışma yapılırsa o döneme münhasır olmak üzere yıllık izin hakkı doğar.

Yıllık İznin Kullanım Usulü, Yol İzni ve Bildirimler

4857 sayılı İş Kanununun 56. maddesi uyarınca yıllık ücretli iznin işveren tarafından bölünmeksizin sürekli bir biçimde kullandırılması asıldır. Ancak tarafların anlaşması halinde yıllık izin, bir bölümü 10 günden aşağı olmamak kaydıyla bölümler halinde kullanılabilir. İşveren tarafından yıl içinde işçiye kullandırılan diğer ücretli ve ücretsiz izinler ile dinlenme ve hastalık izinleri yıllık izne mahsup edilemez.

Yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri izin süresinden sayılmaz ve bu günler işçiye ayrıca tatil olarak verilir. Yıllık izinlerini işyerinin kurulu bulunduğu yerden başka bir yerde geçirecek işçilere, istemde bulunmaları ve bu hususu belgelemeleri koşuluyla yolda geçecek süreleri karşılamak üzere işveren toplam dört güne kadar ücretsiz yol izni vermek zorundadır. 4857 sayılı İş Kanununun 57. maddesi uyarınca işveren, yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye izin dönemine ilişkin ücretini izne başlamasından önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermekle yükümlüdür.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 57Kaynağı aç
Madde 57 – İşveren, yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye, yıllık izin dönemine ilişkin ücretini ilgili işçinin izine başlamasından önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermek zorundadır. Bu ücretin hesabında 50 nci madde hükmü uygulanır. Günlük, haftalık veya aylık olarak belirli bir ücrete dayanmayıp da akort, komisyon ücreti, kâra katılma ve yüzde usulü ücret gibi belirli olmayan süre ve tutar üzerinden ücret alan işçinin izin süresi için verilecek ücret, son bir yıllık süre içinde kazandığı ücretin fiili olarak çalıştığı günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama üzerinden hesaplanır. Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde, izin ücreti işçinin izine çıktığı ayın başı ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır. Yüzde usulünün uygulandığı yerlerde bu ücret, yüzdelerden toplanan para dışında işveren tarafından ödenir. Yıllık ücretli izin süresine rastlayan hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ayrıca ödenir. İzinde çalışma yasağı

İşçi hak ettiği yıllık ücretli izni kullanacağı tarihten en az bir ay önce işverene yazılı olarak bildirmelidir. İşveren de bünyesindeki her işçinin izin kullanım durumunu gösteren yıllık izin kayıt belgesini tutmakla yükümlüdür. İşçinin yıllık izin döneminde gelir karşılığı başka bir işte çalışması kanunen yasak olup bu yönde bir çalışma tespit edildiğinde izin dönemi için ödenen ücret işveren tarafından geri talep edilebilir.

Kullanılmayan Yıllık İzin Ücreti ve Fesih Halinde Hesaplama

İş sözleşmesi yürürlükteyken yıllık izin hakkı ücrete dönüştürülemez. 4857 sayılı İş Kanununun 59. maddesi doğrultusunda yıllık ücretli izin alacağı ancak iş sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi halinde muaccel hale gelir ve kullanılmayan izin günlerine ait ücret, sözleşmenin feshedildiği tarihteki ücret üzerinden işçiye veya vefatı halinde yasal mirasçılarına ödenir. İş sözleşmesi devam ederken izin kullandırılmaksızın izin ücreti başlığı altında ödenen tutarlar hukuken avans mahiyetindedir ve fesih anında son ücretten hesaplanacak toplam izin alacağından mahsup edilir. İşveren tarafından yapılan fesihte bildirim süresi ile yeni iş arama izinleri yıllık izin süresiyle iç içe geçirilemez.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 59Kaynağı aç
Madde 59 – İş sözleşmesinin, herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücreti, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Bu ücrete ilişkin zamanaşımı iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren başlar. İşveren tarafından iş sözleşmesinin feshedilmesi halinde 17 nci maddede belirtilen bildirim süresiyle, 27 nci madde gereğince işçiye verilmesi zorunlu yeni iş arama izinleri yıllık ücretli izin süreleri ile iç içe giremez. İzinlere ilişkin düzenlemeler

Kullanılmayan yıllık izin ücreti işçinin işten ayrılış veya vefat tarihindeki son brüt çıplak ücreti esas alınarak hesaplanır; fazla çalışma ücreti, prim ya da ek yardım ücretleri bu hesaba dahil edilmez. Yıllık ücretli izin alacağından SGK işçi ve işsizlik primi, gelir vergisi ve damga vergisi yasal kesintileri yapılır.

İspat Yükü, Zamanaşımı ve Faiz Esasları

Yıllık izinlerin kullandırıldığını ispat etme yükümlülüğü bütünüyle işverene aittir. İşveren bu olguyu işçinin imzasını barındıran izin defteri veya eşdeğer yazılı bir belgeyle kanıtlamak mecburiyetindedir; tanık beyanlarına dayanılarak izinlerin kullandırıldığı ispatlanamaz. İş ilişkisi devam ettiği müddetçe yıllık izin alacağı zamanaşımına uğramaz. Fesih sonrasında tüm çalışma süresi dikkate alınarak yazılı belgelerle kanıtlanan kullanılan günler düşülür ve bakiye süre son brüt çıplak ücret üzerinden hesaba yansıtılır.

4857 sayılı İş Kanunu Ek 3. maddesi ve 59. maddesi uyarınca yıllık izin ücreti alacağı beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir ve bu zamanaşımı süresi iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar. İş sözleşmesine dayalı olmak kaydıyla hangi kanuna tabi olursa olsun; Basın İş Kanunu, Deniz İş Kanunu veya Türk Borçlar Kanunu kapsamındaki işçilerin yıllık izin ücreti alacakları da beş yıllık zamanaşımına tabidir. Ödenmeyen yıllık izin ücreti alacağına en yüksek mevduat faizi değil yasal faiz uygulanır; faiz başlangıcı ise işverenin temerrüde düşürüldüğü tarih, temerrüt yoksa dava tarihidir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. Ek Madde 3Kaynağı aç
Ek Madde 3- (Ek: 12/10/2017-7036/15 md.) İş sözleşmesinden kaynaklanmak kaydıyla hangi kanuna tabi olursa olsun, yıllık izin ücreti ve aşağıda belirtilen tazminatların zamanaşımı süresi beş yıldır. a) Kıdem tazminatı. b) İş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat. c) Kötüniyet tazminatı. d) İş sözleşmesinin eşit davranma ilkesine uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat.

Zorunlu Arabuluculuk ve Yargılama Usulü

Yıllık izin ücreti alacağına ilişkin davaların açılabilmesi için öncelikle arabuluculuk bürosuna başvurulması kanuni dava şartıdır. Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen süre zarfında zamanaşımı durur ve hak düşürücü süreler işlemez. Uyuşmazlığın çözülememesi durumunda görevli mahkeme İş Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise davanın açıldığı tarihteki davalının yerleşim yeri mahkemesi veya işin yapıldığı yer mahkemesidir.

7036 sayılı İŞ MAHKEMELERİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
MADDE 3- (1) Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/41 md.) Bu alacak ve tazminatla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında birinci cümle hükmü uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. (3) İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz. (4) Arabuluculuk Daire Başkanlığı, sicile kayıtlı arabuluculardan bu madde uyarınca arabuluculuk yapmak isteyenleri, varsa uzmanlık alanlarını da belirterek, görev yapmak istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına göre listeler ve listeleri ilgili komisyon başkanlıklarına bildirir. Komisyon başkanlıkları, bu listeleri kendi yargı çevrelerindeki arabuluculuk bürolarına, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirecekleri sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne gönderir. (5) Başvuru karşı tarafın, karşı taraf birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır. (6) Arabulucu, komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden büro tarafından belirlenir. Ancak tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmaları hâlinde bu arabulucu görevlendirilir. (7) Başvuran taraf, kendisine ve elinde bulunması hâlinde karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini arabuluculuk bürosuna verir. Büro, tarafların resmi kayıtlarda yer alan iletişim bilgilerini araştırmaya da yetkilidir. İlgili kurum ve kuruluşlar, büro tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri vermekle yükümlüdür. (8) Taraflara ait iletişim bilgileri, görevlendirilen arabulucuya büro tarafından verilir. Arabulucu bu iletişim bilgilerini esas alır, ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma da yapabilir. Elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder.  Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar. (9) Arabulucu, görevlendirmeyi yapan büronun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz. Karşı taraf en geç ilk toplantıda, yerleşim yeri ve işin yapıldığı yere ilişkin belgelerini sunmak suretiyle arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebilir. Bu durumda arabulucu, dosyayı derhâl ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilmek üzere büroya teslim eder. Mahkeme, harç alınmaksızın dosya üzerinden yapacağı inceleme sonunda yetkili büroyu kesin olarak karara bağlar ve dosyayı büroya iade eder. Mahkeme kararı büro tarafından 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca taraflara tebliğ edilir. Yetki itirazının reddi durumunda aynı arabulucu yeniden görevlendirilir ve onuncu fıkrada belirtilen süreler yeni görevlendirme tarihinden başlar. Yetki itirazının kabulü durumunda ise kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir. Bu takdirde yetkisiz büroya başvurma tarihi yetkili büroya başvurma tarihi olarak kabul edilir. Yetkili büro, altıncı fıkra uyarınca arabulucu görevlendirir. (10) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. (11) Arabulucu, taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması yahut yapılan görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılması veya varılamaması hâllerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirir ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhâl arabuluculuk bürosuna bildirir. (12) Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. (Değişik ikinci cümle:7/11/2024-7531/28 md.) Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.[1] (13) Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları hâlinde, arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır. Bu durumda ücret, Tarifenin Birinci Kısmında belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamaz. İşe iade talebiyle yapılan görüşmelerde tarafların anlaşmaları durumunda, arabulucuya ödenecek ücretin belirlenmesinde işçiye işe başlatılmaması hâlinde ödenecek tazminat miktarı ile çalıştırılmadığı süre için ödenecek ücret ve diğer haklarının toplamı, Tarifenin İkinci Kısmı uyarınca üzerinde anlaşılan miktar olarak kabul edilir. (14) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. (15)  (İptal : Anayasa Mahkemesinin 3/6/2025 tarihli ve E.:2024/157; K.:2025/121 sayılı Kararı ile.) (16) Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. (17) Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. (18) Arabuluculuk görüşmelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilirler. İşverenin yazılı belgeyle yetkilendirdiği çalışanı da görüşmelerde işvereni temsil edebilir ve son tutanağı imzalayabilir. (19) Arabuluculuk görüşmeleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, arabulucuyu görevlendiren büronun bağlı bulunduğu adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunun yetki alanı içinde yürütülür. (20) 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunda düzenlenen gazeteci ile 20/4/1967 tarihli ve 854 sayılı Deniz İş Kanununda düzenlenen gemiadamı, bu madde kapsamında işçi sayılır. (21) Bu maddede hüküm bulunmayan hâllerde niteliğine uygun düştüğü ölçüde 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümleri uygulanır. (22) Arabuluculuğa başvuru usulü, arabulucunun görevlendirilmesi ve arabuluculuk görüşmelerine ilişkin diğer hususlar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir. Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuru zorunluluğu
İş sözleşmesi devam ederken kullanılmayan yıllık izinlerin ücreti talep edilebilir mi?

Hayır, yıllık izin hakkı çalışma devam ederken ücrete dönüştürülemez; bu alacak ancak iş sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi halinde talep edilebilir.

Yıllık izin ücreti hesaplanırken hangi kazançlar dikkate alınır?

Yıllık izin ücreti işçinin fesih anındaki son brüt çıplak ücreti üzerinden hesaplanır; prim, fazla çalışma ücreti ve ek sosyal yardımlar hesaba dahil edilmez.

Elli yaş ve üzerindeki çalışanların asgari yıllık izin süresi nedir?

Elli ve daha yukarı yaştaki işçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi kıdemine bakılmaksızın 20 günden az olamaz.

Kullanılmayan yıllık izin ücretinde zamanaşımı süresi ne kadardır?

Yıllık izin ücreti alacağı 5 yıllık zamanaşımına tabidir ve bu süre iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

Yıllık izin süresi işverence bölünebilir mi?

Yıllık iznin kural olarak sürekli kullandırılması esastır; ancak tarafların karşılıklı anlaşmasıyla bir bölümü en az 10 gün olmak üzere bölümler halinde kullanılabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu