Yurt Dışında Alınan Profesörlük Unvanının Denkliği

by Avukat Erdal Ersoy
Yurt Dışında Alınan Profesörlük Unvanının Denkliği

Yurt dışında kazanılan profesörlük unvanının denkliği, yabancı yükseköğretim kurumundan alınan akademik unvanın Türkiye’deki eş değerliğinin Üniversitelerarası Kurul tarafından onaylanmasıdır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu uyarınca yapılan bu başvuru akademik kadro haklarını etkiler ve idari yargı denetimine tabidir.

Kurumun tanınması ve bireysel değerlendirme

Unvanın Türkiye’de kullanılabilmesi için unvanı veren yabancı yükseköğretim kurumunun Yükseköğretim Kurulu tarafından tanınması gerekir. Tanınmayan bir kurumdan alınan unvanın denklik alması hukuken mümkün değildir.

Adayın yurt dışında profesörlük kadrosuna atanmış olması ve unvanı en az iki yıl fiilen kullanmış olması, bağlayıcı kanun şartı olarak değil, genel kabul gören bir teamül olarak ele alınır. Her başvuru ayrıca adayın yayınları, projeleri ve akademik faaliyetleri üzerinden bireysel olarak değerlendirilir.

Üniversitelerarası Kurul dosyayı ilgili bilim alanı komisyonlarına gönderir. Komisyonlar, yabancı unvanın kazanılma koşullarının 2547 sayılı Kanun’daki ölçütlere uygun olup olmadığını denetler.

Doçentlik aşaması ve beş yıllık çalışma

Türkiye’de profesör olabilmek için kural olarak doçentlik unvanından sonra en az beş yıl çalışılmış olması aranır. Yabancı başvurularda bekleme süresi ile doçentlik aşaması temel uyuşmazlık olarak ele alınır.

Yabancı sistem Türkiye’deki doçentlik aşamasını atlıyorsa Üniversitelerarası Kurul ek yayın veya sınav şartı getirebilir. Yabancı sistem doçentlik aramıyorsa yayınlar doçentlik ölçütleriyle de değerlendirilir; her iki aşama karşılanırsa denklik verilebilir, aksi halde önce doçentlik şartlarının tamamlanması istenebilir. Aynı çerçevede, doçentlik ölçütlerini taşımayan adayın profesörlük unvanı denkliğinin genellikle reddedildiği de belirtilir. Bu iki sonuç aynı olayda tek ve kesin bir kurala indirgenemez.

Dosyada bulunması beklenen belgeler

Dosyada doktora diploması, doçentlik belgesi ve profesörlük atama kararının bulunması beklenir. Yabancı belgelerin apostil şerhi taşıması ve noter onaylı tercümelerinin sunulması dosyanın temelini oluşturur.

Geçici pozisyonlar ve benzer unvanlar

Misafir profesörlük, kalıcı denklik için yeterli sayılmaz. Denklik bakımından kadronun asli, sürekli ve akademik ölçütlere uygun olması aranır. Misafir veya yarı zamanlı nitelikteki geçici pozisyonlarda geçen süreler ve bu sırada kullanılan unvanlar, Türkiye’de kalıcı profesörlük kadrosuna eş değer bir denklik hakkı doğurmaz.

Bazı ülkelerdeki adjunct veya associate unvanlarının çevirisinde yapılan hatalar, incelemede yanıltıcı beyan olarak algılanabilir ve etik incelemeye yol açabilir.

Atama ve unvanın kullanımı

Denklik belgesi, devlet veya vakıf üniversitesinde profesör olarak atanabilmek için ön şart niteliğindedir. Belgenin ilan başvurusunda sunulmaması başvuruyu geçersiz kılabilir.

Yabancı uyruklu kişiler ile denkliği henüz onaylanmamış öğretim elemanları, yabancı uyruklu öğretim elemanı statüsünde sözleşmeyle çalıştırılabilir. Bu dönemde resmi olarak profesör unvanı kullanılamaz ve kadrolu atama yapılamaz.

Denklik belgesi alınmadan unvanın resmi evrakta, kartvizitte veya üniversite kadrosunda kullanılması, unvanın haksız kullanımı ya da disiplin sorumluluğunu gündeme getirebilir.

Dava süresi ve yetkili mahkeme

Ret kararı aleyhine iptal davası açılabilir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesine göre, özel kanunda ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay ve idare mahkemelerinde dava açma süresi altmış gündür. İdari uyuşmazlıklarda süre, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – 1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği; Tarihi izleyen günden başlar. 3. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar. 4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz. Sürelerle ilgili genel esaslar

Adresi belli olmayan kişiye özel kanundaki hükme göre ilan yoluyla bildirim yapılmışsa, özel kanunda aksine hüküm bulunmadıkça süre son ilan tarihini izleyen günden itibaren on beş gün sonra işlemeye başlar. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde süre ilan tarihini izleyen günden başlar. İlgililer, uygulanan işlem, düzenleyici işlem veya her ikisi aleyhine dava açabilir; düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması, ona dayalı işlemin iptaline engel olmaz.

2577 sayılı Kanun’un 11. maddesine göre ilgililer, idari dava açmadan önce ve dava açma süresi içinde, işlemin kaldırılmasını, geri alınmasını, değiştirilmesini veya yeni bir işlem yapılmasını üst makamdan; üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan isteyebilir. İşlemeye başlamış dava açma süresini bu başvuru durdurur. Otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde süre yeniden işlemeye başlar ve başvuru tarihine kadar geçen süre hesaba katılır. Maddenin dördüncü fıkrası 10/6/1994 tarihli ve 4001 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 11Kaynağı aç
Madde 11 – 1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. 2. Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.[8] 3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır. 4. (Mülga: 10/6/1994-4001/6 md.) İptal ve tam yargı davaları:

2577 sayılı Kanun’un 32. maddesine göre, görev hükümleri saklı kalmak üzere bu Kanunda veya özel kanunda yetkili mahkeme gösterilmemişse yetkili idare mahkemesi, dava konusu işlemi veya sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. Yetki kamu düzenindendir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 32Kaynağı aç
Madde 32 – 1. Göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. 2. Bu Kanunun uygulanmasında yetki kamu düzenindendir. (Mülga ikinci cümle: 10/6/1994-4001/15 md.) (…) Kamu görevlileri ile ilgili davalarda yetki:

Yürütmenin durdurulması

2577 sayılı Kanun’un 27. maddesine göre Danıştayda veya idare mahkemesinde dava açılması, dava edilen idari işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 27Kaynağı aç
Madde 27 – (Değişik: 10/6/1994-4001/12 md.) 1. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/57 md.) Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. (Ek cümle: 21/2/2014-6526/17 md.) Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.[20] 3. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir. 4. Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak, 26 ncı maddenin 3 üncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir. (Ek cümle: 19/1/2022-7351/2 md.) (İptal cümle:Anayasa Mahkemesi’nin 1/6/2022 tarihli ve E.: 2022/14, K.: 2022/70 sayılı Kararı ile.) 5. Yürütmenin durdurulması istemli davalarda 16 ncı maddede yazılı süreler kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur eliyle yapılmasına da karar verilebilir. 6. Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak, durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hakim tarafından çözümlenir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz. 7. Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine, idare ve vergi mahkemeleri ile tek hakim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine (…)[21] kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. 8. Yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara bağlanır. 9. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Yürütmenin durdurulmasına dair verilen kararlar onbeş gün içinde yazılır ve imzalanır. 10. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz. Kararların sonuçları:[22]

Telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ile işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartları birlikte gerçekleşirse, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir. Akademik kadro kaybı riski bu istemin gerekçesi olarak ileri sürülebilir; istem her olayda kabul edilmez.

Kararda, işlemin hangi gerekçelerle açıkça hukuka aykırı olduğu ve uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararlar belirtilir. Yalnızca ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez. Dava dilekçesi ve eklerinden istemin yerinde olmadığı anlaşılırsa istem, savunma alınmaksızın reddedilebilir.

Yürütmenin durdurulması istemli davalarda 16. maddedeki süreler kısaltılabilir ve tebliğin memur eliyle yapılmasına karar verilebilir. Kararlar kural olarak teminat karşılığında verilir; durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. İdareden ve adli yardımdan yararlananlardan teminat alınmaz. Teminata ilişkin anlaşmazlığı, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hâkim çözer.

Yürütmenin durdurulması kararı verilen dosyalar öncelikle incelenir ve karara bağlanır. Bu kararlar on beş gün içinde yazılır ve imzalanır. Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz.

Kararın uygulanması ve tazminat

2577 sayılı Kanun’un 28. maddesine göre idare, esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararların gereğini gecikmeksizin yerine getirmek zorundadır. Bu süre, kararın idareye tebliğinden başlayarak hiçbir şekilde otuz günü geçemez. Karara göre işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmazsa idare aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 28Kaynağı aç
Madde 28 – 1.(Değişik:10/6/1994-4001/13 md.) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. (İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 10/7/2013 tarihli ve E.: 2012/107 K.: 2013/90 sayılı Kararı ile.) (…) (Ek cümleler: 21/2/2014-6526/18 md.; Değişik üçüncü ve dördüncü cümleler: 10/9/2014-6552/97 md.; İptal üçüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 25/11/2015 tarihli ve E.: 2014/86, K.: 2015/109 sayılı Kararı ile.) (…)22 (İptal dördüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 25/11/2015 tarihli ve E.: 2014/86, K.: 2015/109 sayılı Kararı ile.) (Ek cümle: 10/9/2014-6552/97 md.) (…)22 ancak disiplin hükümleri saklıdır. 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/58 md.) Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur. 3. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. 4. (Değişik: 21/2/2014-6526/18 md.) Mahkeme kararlarının süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi hâlinde tazminat davası ancak ilgili idare aleyhine açılabilir. 5. Vergi uyuşmazlıklarına ilişkin mahkeme kararlarının idareye tebliğinden sonra bu kararlara göre tespit edilecek vergi, resim, harçlar ve benzeri mali yükümler ile zam ve cezaların miktarı ilgili idarece mükellefe bildirilir. 6. (Değişik: 2/7/2012-6352/58 md.) Tazminat ve vergi davalarında idarece, mahkeme kararının tebliğ tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süreye 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faiz ödenir. Ancak mahkeme kararının davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçecek süre için faiz işlemez. Açıklama:

Mahkeme kararının süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi halinde tazminat davası ancak ilgili idare aleyhine açılabilir.

Tazminat davalarında, kararın tebliği ile ödeme arasındaki süre için 6183 sayılı Kanun’un 48. maddesine göre belirlenen tecil faizi oranında faiz ödenir. Kararın davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçen süre için faiz işlemez.

Sık sorulan sorular

Yurt dışı profesörlük unvanının denkliği nedir?

Denklik, yabancı yükseköğretim kurumundan kazanılan akademik unvanın Türkiye’deki eş değerliğinin Üniversitelerarası Kurul tarafından onaylanmasıdır.

Tanınmayan üniversiteden alınan unvan denklik alır mı?

Unvanı veren yabancı yükseköğretim kurumunun Yükseköğretim Kurulu tarafından tanınması gerekir.

Misafir profesörlük kalıcı denklik sağlar mı?

Misafir profesörlük kalıcı denklik için yeterli görülmez. Kadronun asli, sürekli ve akademik ölçütlere uygun olması aranır.

Ret kararına karşı dava süresi ne kadardır?

Özel kanunda ayrı süre yoksa idare mahkemesinde dava süresi altmış gündür ve yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar.

Dava açmak ret kararının uygulanmasını durdurur mu?

Hayır. Dava açılması işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Yürütmenin durdurulması için telafisi güç veya imkânsız zarar ile açık hukuka aykırılık birlikte aranır.

Denklik sürerken resmi profesör unvanı kullanılabilir mi?

Denkliği henüz onaylanmamış veya yabancı uyruklu öğretim elemanı, yabancı uyruklu öğretim elemanı statüsünde sözleşmeli çalıştırılabilir. Bu süreçte resmi profesör unvanı kullanılamaz ve kadrolu atama yapılamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu