Yurt Dışına Çıkış Yasağı: Hukuki Dayanak ve Kaldırılma Yolları

by Avukat Erdal Ersoy
Yurt Dışına Çıkış Yasağı: Hukuki Dayanak ve Kaldırılma Yolları

Yurt dışına çıkış yasağı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 109. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca uygulanan bir adli kontrol tedbiridir. Bu tedbir, kişinin ülke sınırları dışına çıkmasını yasaklar.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 109Kaynağı aç
Madde 109 – (1) (Değişik: 2/7/2012-6352/98 md.) Bir suç
sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama
sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol
altına alınmasına karar verilebilir.
(2) Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adlî kontrole ilişkin
hükümler uygulanabilir.
(3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla
yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:
a) Yurt dışına çıkamamak.
b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli
olarak başvurmak.
c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde
meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol
tedbirlerine uymak.
d) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve
gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek.
e) Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol
bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene
tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek.
f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir
defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği
üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.
g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan
silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek.
h) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme
süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere
aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.
i) Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince
ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence
vermek.
j) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Konutunu terk etmemek.
k) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirli bir yerleşim bölgesini terk
etmemek.
l) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirlenen yer veya bölgelere
gitmemek.
(4) (Ek: 25/5/2005 – 5353/14 md.)[22]
(Mülga: 2/7/2012-6352/98 md.) (Yeniden Düzenleme:14/4/2020-7242/15 md.) Maruz
kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu
koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği 13/12/2004 tarihli ve 5275
sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinin
üçüncü fıkrası uyarınca tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu
tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine
adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Hakkında mahkûmiyet hükmü
verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna
başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren
ilk derece mahkemesi de adlî kontrol kararı verebilir.
(5) Hâkim veya Cumhuriyet savcısı (d)
bendinde belirtilen yükümlülüğün uygulamasında şüphelinin meslekî uğraşılarında
araç kullanmasına sürekli veya geçici olarak izin verebilir.
(6) Adlî kontrol altında geçen süre,
şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu hüküm,
maddenin üçüncü fıkrasının (e) ve (j) bentlerinde belirtilen hallerde
uygulanmaz. (Ek cümle:8/7/2021-7331/15 md.) Ancak, (j) bendinde
belirtilen konutunu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın
mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.[23]
(7) (Ek: 6/12/2006 – 5560/19 md.) Kanunlarda
öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında adlî
kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.[24]
Adlî kontrol kararı ve hükmedecek merciler

Adli Kontrol Tedbiri Olarak Hukuki Çerçeve

CMK m. 109/1 uyarınca adli kontrol, bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada CMK m. 100'de belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı hâlinde şüphelinin tutuklanması yerine başvurulan bir tedbirdir. CMK m. 109/3-a, yurt dışına çıkamamayı adli kontrol yükümlülükleri arasında açıkça saymaktadır. Adli kontrol yükümlülüğünün devamı, CMK m. 109 hükümleri gözetilerek yetkili mercii tarafından değerlendirilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 110Kaynağı aç
Madde 110 – (1) Şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza
hâkiminin kararı ile soruşturma evresinin her aşamasında adlî kontrol altına
alınabilir.
(2) Hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle, adlî kontrol uygulamasında
şüpheliyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altına koyabilir; kontrolun
içeriğini oluşturan yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir,
değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf
tutabilir.
(3) 109 uncu madde ile bu maddenin birinci ve ikinci fıkra hükümleri,
gerekli görüldüğünde, görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından da,
kovuşturma evresinin her aşamasında uygulanır.[25]
(4) (Ek:8/7/2021-7331/16 md.) Şüpheli
veya sanığın adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceği
hususunda en geç dört aylık aralıklarla; soruşturma evresinde Cumhuriyet
savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise resen
mahkeme tarafından 109 uncu madde hükümleri göz önünde bulundurularak karar
verilir.
Adli kontrol altında geçecek süre

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin E. 2014/9940, K. 2014/11157 sayılı kararında, yurt dışına çıkış yasağının CMK m. 109/3-a kapsamında tutuklamaya alternatif bir adli kontrol tedbiri olduğu belirlenmiş; bu yasağın, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamındaki 'belli yerlere gitmekten yasaklama' tedbiriyle (CMK m. 231/8-c) özdeşleştirilmesinin hükmün amacına aykırı düşeceği hükme bağlanmıştır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2014/9940, K. 2014/11157Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2014/9940 E.  ,  2014/11157 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Taksirle yaralama suçundan sanık …'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 89/1, 89/2-b ve 62. maddeleri uyarınca 3 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 231/8. maddesi uyarınca sanığın 5 yıl süreyle denetime tabi tutulmasına ve denetimli serbestlik tedbiri olarak 3 ay süre ile yurt dışına çıkışının yasaklanmasına dair İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 20/03/2007 tarih ve 2006/389 Esas, 2007/157 Karar sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre;
Sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231/8-c maddesi uyarınca 3 ay süre ile yurt dışına çıkış yasağı getirilmiş ise de, Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 07/05/2009 tarihli ve 2009/22588 esas, 2009/22375 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, anılan Kanun'un 231/8-c maddesindeki "Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine" ilişkin düzenlemedeki "belirli yer" kavramının yurt dışına çıkış yasağını kapsamadığı, bu yasağın 5271 sayılı Kanun'un 109/3-a maddesinde düzenlenen ve şüpheliler hakkında öngörülen "adli kontrol" sistemi içerisinde yer aldığı nazara alındığında, denetimli serbestlik tedbiri olarak yurt dışına çıkışın yasaklanmasına karar verilmesinde,
İsabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 06.03.2014 gün ve 94660652-105-34-1924-2014/4505/16933 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.03.2014 gün ve 2014/98654 sayılı tebliğnamesi ile Daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/8.maddesinin (c) bendinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi durumunda, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak; "Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine, karar verilebileceği"nin hükme bağlandığı, Kanunda öngörülen "belli yerlere gitmekten yasaklanma" tedbirinin amacının; hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanığın suç işlemeye yönelmesinde, ya da zararlı alışkanlıklar edinmesinde etkili olabilecek yerlere gitmesini önlemek olduğu, yurt dışına çıkma yasağının ise, CMK'nın 109/3-a maddesinde tutuklama yerine öngörülen bir adli kontrol tedbiri olduğu, somut olayda, CMK'nın 231/8-c maddesinde öngörülen "belli yerlere gitmekten yasaklama" tedbiri olarak "yurt dışına çıkma" yasağına hükmedilmesinin hükmün amacına aykırı olduğu anlaşılmakla,Kanun yararına bozma talebine atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 20.03.2007 tarihli ve 2006/389 Esas, 2007/157 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yasağın Pasaport ve Sınır Kontrollerine Yansıması

Yurt dışına çıkış yasağına karar verildiğinde, ilgili kişinin kimlik bilgileri mahallin polis makamlarına bildirilir. Polis makamı da bu bilgileri il emniyet müdürlüğü aracılığıyla hudut kapısı bulunan tüm emniyet müdürlüklerine, kişinin nüfusa kayıtlı olduğu il emniyet müdürlüğüne ve Emniyet Genel Müdürlüğüne iletir. Böylece yasak, tüm sınır kapılarında fiilen uygulanır hale gelir.

5682 sayılı PASAPORT KANUNU m. 22Kaynağı aç
Madde 22 – (Değişik: 28/5/1988 – 3463/3 md.)
Yurt dışına çıkmaları; mahkemelerce yasaklananlara, (…)[20] ve terör örgütlerine
aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen yurtdışındaki her türlü eğitim,
öğretim ve sağlık kuruluşları ile vakıf, dernek veya şirketlerin kurucu ve
yöneticisi olduğu veya bu yerlerde çalıştığı İçişleri Bakanlığınca tespit
edilenlere (…)[21] pasaport veya seyahat vesikası verilmez.
Ancak, yabancı memleketlere gitmeleri mahkemelerce yasaklananlar dışında
kalanlara, zaruri hallerde Cumhurbaşkanının onayı ile pasaport veya pasaport
yerine geçen seyahat vesikası verilebilir. [22][23]
Bu
durumda olanların açık kimlikleri (adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, ana ve
baba adı ile nüfusa kayıtlı olduğu yer) ve tahdit sebebi, ilgili daireler
tarafından mahallin polis makamlarına bildirilir.
İlgili
polis makamları da bu bilgileri alır almaz bağlı bulunduğu il emniyet müdürlüğü
kanalıyla en seri haberleşme aracıyla yazılı olarak hudut kapısı bulunan emniyet
müdürlüklerine, şahsın nüfusa kayıtlı olduğu il emniyet müdürlüğüne ve Emniyet
Genel Müdürlüğüne bildirir.
Bunların
yurt dışına çıkışları engellenir ve kendilerine pasaport veya vesika verilmez,
verilmişse geri alınır.
Birinci
fıkrada yazılı makamlar tarafından pasaport verilmesi veya yurt dışına çıkması
yasaklananlarla, yurt dışında kalmalarında genel güvenlik bakımından mahzur
bulunduğu tespit edilenlerin süreleri dolan pasaportları yenilenmez,
kendilerine Türkiye'ye dönmeleri için seyahat vesikası verilir.
Pasaport
veya pasaport yerine geçen vesikaları kaybedenlerden, bunu haklı bir sebebe
dayandıramayanlarla bulundukları ülkelerden sınır dışı edilmiş olanlara, bu
ülkelerden çıkarılış sebepleri gözönünde tutularak pasaport veya vesika
verilmeyebilir.
Türk vatandaşlarının seyahatlerinin sınırlandırılması veya yasaklanması:

5682 sayılı Pasaport Kanunu'nun 22. maddesi uyarınca mahkemelerce yurt dışına çıkması yasaklananların yurt dışına çıkışları engellenir; daha önce pasaport verilmişse geri alınır. Zaruri hâllerde Cumhurbaşkanının onayı ile pasaport ya da pasaport yerine geçen seyahat vesikası verilebilmesi istisnası, yalnızca mahkeme kararıyla yasaklanmamış kişiler için öngörülmüştür; mahkeme kararıyla yasaklananlar bu istisnadan yararlanamaz.

Yasağın Periyodik Denetimi

Adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmediği, belirli aralıklarla yargı mercii tarafından değerlendirilmek zorundadır. CMK m. 110/4 gereğince bu inceleme en geç dört aylık aralıklarla yapılır. Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise mahkeme kendiliğinden bu kararı verir. Denetimin temel ölçütü, CMK m. 109'daki adli kontrol koşullarının hâlâ karşılanıp karşılanmadığıdır.

Yasağın Kaldırılması veya Değiştirilmesi

Şüpheli ya da sanık, adli kontrol kararının kaldırılmasını ya da değiştirilmesini talep edebilir. Bu istem üzerine savcının görüşü alınır ve hâkim veya mahkeme CMK m. 110/2'ye göre beş gün içinde karar verir. CMK m. 110/2 uyarınca hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle adli kontrol uygulamasında şüpheliyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altına koyabilir; yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir ya da şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 111Kaynağı aç
Madde 111 – (1) Şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet
savcısının görüşünü aldıktan sonra hâkim veya mahkeme 110 uncu maddenin ikinci
fıkrasına göre beş gün içinde karar verebilir.
(2) Adlî kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir.
Tedbirlere uymama

Adli kontrol kararlarına itiraz yolu da açıktır. CMK m. 111/2 bu hakkı güvence altına almaktadır. Genel kural olarak, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde itiraz, ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde, kararı veren mercie verilecek bir dilekçe ya da zabıt kâtibine beyanda bulunularak tutanağa geçirilmek suretiyle yapılabilir. Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 268Kaynağı aç
Madde 268 – (1) Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun
ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göre ilgililerin kararı
öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde kararı veren mercie verilecek bir
dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak
suretiyle yapılır. Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı
veya hâkim onaylar. 263 üncü madde hükmü saklıdır.[114]
(2) Kararına itiraz edilen hâkim veya
mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç
gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.
(3) İtirazı incelemeye yetkili merciler aşağıda gösterilmiştir:
a) (Değişik: 18/6/2014-6545/74 md.) Sulh ceza hâkimliği
kararlarına yapılan itirazların incelenmesi, o yerde birden fazla sulh ceza
hâkimliğinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen hâkimliğe; son
numaralı hâkimlik için bir numaralı hâkimliğe; ağır ceza mahkemesinin
bulunmadığı yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, yargı çevresinde görev
yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine; ağır
ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, en yakın ağır
ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine aittir.
b) (Değişik:8/7/2021-7331/24 md.) Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama
ve adli kontrole ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan itirazların
incelenmesi, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimine aittir.
İtirazı incelemeye yetkili mercilerin farklı olduğu hâllerde, itirazların
gecikmeksizin incelenmesi amacıyla, kararına itiraz edilen sulh ceza hâkimliği
tarafından gerekli tedbirler alınır. Sulh ceza hâkimliği işleri, asliye ceza
hâkimi tarafından görülüyorsa itirazı inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi
başkanına aittir.
c) Asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından verilen kararlara yapılacak
itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine ve
bu mahkeme ile başkanı tarafından verilen kararlar hakkındaki itirazların
incelenmesi, o yerde ağır ceza mahkemesinin birden çok dairesinin bulunması
hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye; son numaralı daire için
birinci daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi varsa, en yakın
ağır ceza mahkemesine aittir.
d) Naip hâkim kararlarına yapılacak itirazların incelenmesi, mensup
oldukları ağır ceza mahkemesi başkanına, istinabe olunan mahkeme kararlarına
karşı yukarıdaki bentlerde belirtilen esaslara göre bulundukları yerdeki
mahkeme başkanı veya mahkemeye aittir.
e) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları ile Yargıtay ceza
dairelerinin esas mahkeme olarak baktıkları davalarda verdikleri kararlara
yapılan itirazlarda; üyenin kararını görevli olduğu dairenin başkanı, daire
başkanı ile ceza dairesinin kararını numara itibarıyla izleyen ceza dairesi;
son numaralı daire söz konusu ise birinci ceza dairesi inceler.
İtirazın kararın yerine getirilmesinde etkisi

İtirazı incelemeye yetkili mercii, kararı veren makama göre değişmektedir. Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin kararlarına karşı yapılan itirazları inceleme yetkisi kural olarak yargı çevresinde bulunulan asliye ceza mahkemesi hâkimine aittir; sulh ceza hâkimliği işleri asliye ceza hâkimi tarafından görülüyorsa itirazı inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanına aittir. Asliye ceza mahkemesi hâkiminin kararlarına itirazlarda ise inceleme yetkisi yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesine aittir.

Bozma Kararı Üzerine Yasağın Kaldırılması

Üst mahkemelerce verilen bozma kararları adli kontrol tedbirini doğrudan etkileyebilir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin E. 2022/10767, K. 2022/9140 sayılı kararında, mahkûmiyet hükmünün bozulması üzerine o davada uygulanan yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına ve ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına hükmedilmiştir. Bu sonuç söz konusu davada bozma kararına bağlı olarak verilmiştir; her bozma kararında aynı sonucun ortaya çıkıp çıkmayacağı somut davanın koşullarına ve bozma gerekçesine bağlıdır.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2022/10767, K. 2022/9140Kaynağı aç
10. Ceza Dairesi         2022/10767 E.  ,  2022/9140 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ceza Dairesi
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Hükümler : 1- Mahkûmiyet; Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin 21.05.2019tarihli, 2018/185 esas ve 2019/296 sayılı kararı
2- Beraat (ilk derece mahkemesi mahkûmiyet hükümleri kaldırılarak): Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza
Dairesinin 24/02/2020 tarihli, 2019/2752 esas ve 2020/369 sayılı kararı (sanıklar … ve … hakk
3- İstinaf başvurularının esastan reddi; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 24/02/2020 tarihli, 2019/2752 esas ve 2020/369 sayılı kararı (sanıklar …, ve … hakkında)
4- Bozma ilamı: Dairemizin 15/12/2021 tarihli, 2020/4959 esas ve 2021/13720 sayılı kararı
5- Mahkûmiyet: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 23/02/2022 tarihli, 2022/151 esas ve 2022/264
sayılı kararı
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararların niteliği ve temyiz sebeplerine göre incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “09/11/2017, 13/11/2017, 25/12/2017, 09/01/2018” yerine “09/01/2017, 05/10/2017, 13/12/2017” olarak gösterilmesi, mahkeme tarafından düzeltilmesi mümkün maddi hata kabul edilmiştir.
A) Sanık … hakkındaki Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesi:
Hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesinden sonra, sanığın tutuklu bulunduğu Boğazlıyan T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu aracılığıyla gönderdiği 24/02/2022,
28/03/2022 ve 06/04/2022 tarihli dilekçelerinin ve sanık müdafiinin UYAP aracılığı ile elektronik imzalı olarak dosyaya sunduğu 14/03/2022 ve 04/04/2022 tarihli dilekçelerinin temyiz isteğinden vazgeçme niteliğinde olduğundan, temyizden vazgeçme nedeniyle hükmün İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,
B) Sanık … hakkındaki Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesi:
Hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesinden sonra, sanığın tutuklu bulunduğu Anamur T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu aracılığıyla gönderdiği 24/02/2022, 01/03/2022, 29/03/2022, 12/04/2022, 31/05/2022, 29/08/2022 tarihli dilekçelerinde "… temyiz hakkımdan feragat ediyorum…" şeklindeki beyanı temyiz isteğinden vazgeçme niteliğinde olduğundan, temyizden vazgeçmesi nedeniyle hükmün İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,
C) Sanık … hakkındaki Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
Sanık müdafii süresinde duruşma talebinde bulunmuş ise de; dosya kapsamı dikkate alınarak 5271 sayılı CMK'nın 299. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sanık hakkındaki inceleme takdiren duruşmasız olarak yapılmıştır.
5271 sayılı CMK'nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak, sanık müdafiinin dilekçesinde belirttiği temyiz sebeplerinin hükmün hukuki yönüne ilişkin olduğu değerlendirilerek, anılan sebeplere bağlı olarak yapılan incelemede,
Bozmaya uyulduğu, sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne ilişkin Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin kararı hukuka uygun bulunduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz isteğinin CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Ç) Sanık … hakkındaki Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
5271 sayılı CMK'nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak, sanık müdafiinin dilekçesinde belirttiği temyiz sebeplerinin hükmün hukuki yönüne ilişkin olduğu değerlendirilerek, anılan sebeplere bağlı olarak yapılan incelemede,
Dosya kapsamına göre; tüm aşamalarda atılı suçu kabul etmeyen ve 27/11/2017 tarihli Adli Tıp Raporu ile esrar kullandığı tespit edilen sanığın savunmalarının aksine, 09/11/2017 günü kullandığı araçta ele geçirilen kullanım sınırlarındaki uyuşturucu maddeyi satma veya başkalarına verme gibi kullanma dışında bir amaç için bulundurduğuna ve uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediğine dair somut olay ve olgularla örtüşmeyen ve maddi bulgularla desteklenmeyen telefon görüşmeleri ve soyut tanık anlatımları dışında, kuşku sınırlarını aşan kesin ve yeterli delil bulunmadığı, sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu ve sanık hakkında 09/11/2017 tarihli eylem nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği gözetilmeden, sanığın “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sanık hakkında Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 2022/151 esas sayılı 23/02/2022 tarihli 109/3-a maddesi gereğince verilen "yurtdışına çıkış yasağı'' şeklindeki adli kontrol tedbirinin KALDIRILMASINA, bu konuda ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına,
D) Sanık … hakkındaki Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
Sanık müdafii süresinde duruşma talebinde bulunmuş ise de; dosya kapsamı dikkate alınarak 5271 sayılı CMK'nın 299. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sanık hakkındaki inceleme takdiren duruşmasız olarak yapılmıştır.
CMK'nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak, sanık müdafiinin dilekçesinde belirttiği temyiz sebeplerinin hükmün hukuki yönüne ilişkin olduğu değerlendirilerek, anılan sebeplere bağlı olarak yapılan incelemede,
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilen dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Dosya kapsamına göre; 09/01/2018 günü ikametinde yapılan aramada ele geçirilen kullanım sınırlarındaki uyuşturucu maddeyi satma veya başkalarına verme gibi kullanma dışında bir amaç için bulundurduğuna ve uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediğine dair somut olay ve olgularla örtüşmeyen ve maddi bulgularla desteklenmeyen telefon görüşmeleri ve tanık …’nin soyut beyanı dışında, aleyhinde kuşku sınırlarını aşan kesin ve yeterli delil bulunmadığı aşamada, 14/02/2018 tarihli Adli Tıp Raporu ile esrar kullandığı tespit edilen tanık …’ye esrar verdiğini söylemek suretiyle ikrarı ile kendi suçunun ortaya çıkmasına yardım eden sanık hakkında TCK'nın 192/3. maddesindeki etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan hükmün BOZULMASINA,
CMK'nın 304. maddesi uyarınca dosyanın Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine, kararın bir örneğinin Silifke Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine,
15/09/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Yasağa Uyulmamasının Sonuçları

CMK m. 112/1 uyarınca adli kontrol yükümlülüğünü isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükme karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulmuş olması hâlinde ise hükmü veren ilk derece mahkemesi de UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle tutuklama kararı verebilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 112Kaynağı aç
Madde 112 – (1) Adlî kontrol hükümlerini isteyerek yerine
getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi
ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. (Ek
cümle:14/4/2020-7242/16 md.) Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu
hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması
hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi
de tutuklama kararı verebilir.
(2) (Ek: 24/11/2016-6763/24 md.) Birinci fıkra hükmü, azami
tutukluluk süresinin dolması nedeniyle verilen adli kontrol tedbirinin ihlali
hâlinde de uygulanabilir. Ancak, bu durumda tutuklama süresi ağır ceza
mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz aydan, diğer işlerde iki aydan fazla olamaz.
Güvence

Azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle verilen adli kontrol tedbirinin ihlali hâlinde de tutuklama kararı verilebilir. Ancak bu durumda tutuklama süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz ayı, diğer işlerde ise iki ayı aşamaz. Bu süre sınırı yalnızca azami tutukluluk süresi dolumu gerekçesiyle verilen adli kontrol tedbirinin ihlali durumuna özgüdür.

Sık Sorulan Sorular

Yurt dışına çıkış yasağı hangi mercii tarafından verilir?

CMK m. 109/1 uyarınca adli kontrol, tutuklama sebeplerinin varlığı hâlinde tutuklamaya alternatif olarak uygulanır. Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi bu kararı verebilir; kovuşturma evresinde ise adli kontrol yükümlülüğünün devamı mahkeme tarafından değerlendirilir.

Yurt dışına çıkış yasağı nasıl kaldırılır?

Şüpheli veya sanık, kararın kaldırılması ya da değiştirilmesi için hâkim ya da mahkemeye başvurabilir. Başvuru üzerine Cumhuriyet savcısının görüşü alınır ve beş gün içinde karar verilir. Ayrıca karara karşı itiraz yoluna gidilmesi de mümkündür.

Yurt dışına çıkış yasağı pasaportu etkiler mi?

Evet. Pasaport Kanunu m. 22 uyarınca mahkeme kararıyla yurt dışına çıkması yasaklanan kişinin yurt dışına çıkışı engellenir; daha önce verilmiş pasaport geri alınır ve yasak devam ettiği sürece yeni pasaport verilmez. Zaruri hâllerde Cumhurbaşkanı onayıyla seyahat belgesi verilebilmesi istisnası yalnızca mahkeme kararıyla yasaklanmamış kişiler için geçerlidir.

Yurt dışına çıkış yasağına uyulmazsa ne olur?

Yükümlülüğü isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hapis cezası sınırına bakılmaksızın yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. Azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle verilen adli kontrol tedbirinin ihlali hâlinde de tutuklama kararı verilebilmekle birlikte, bu ikinci durumda tutuklama süresi ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz ayı, diğer işlerde iki ayı aşamaz.

Adli kontrol ne sıklıkla yeniden değerlendirilir?

CMK m. 110/4 uyarınca adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmediği en geç dört aylık aralıklarla incelenir. Soruşturma evresinde bu inceleme savcının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise mahkeme tarafından kendiliğinden yapılır.

Yurt dışına çıkış yasağı denetimli serbestlik kapsamında mıdır?

Hayır. Yurt dışına çıkış yasağı, CMK m. 109/3-a kapsamında tutuklamaya alternatif bir adli kontrol tedbiridir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin E. 2014/9940, K. 2014/11157 sayılı kararında bu yasağın, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamındaki 'belli yerlere gitmekten yasaklama' tedbiriyle (CMK m. 231/8-c) özdeşleştirilmesinin hükmün amacına aykırı olduğu hükme bağlanmıştır.

Adli kontrol kararına itiraz nasıl yapılır?

İtiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde kararın öğrenildiği günden itibaren iki hafta içinde yapılır. Kararı veren mercie dilekçeyle başvurulabileceği gibi zabıt kâtibine beyanda bulunularak tutanağa geçirilmesi de mümkündür. Sulh ceza hâkimliğinin adli kontrole ilişkin kararlarına karşı itirazları inceleme yetkisi kural olarak asliye ceza mahkemesi hâkimine aittir; sulh ceza hâkimliği işleri asliye ceza hâkimince görülüyorsa bu yetki ağır ceza mahkemesi başkanına aittir. Asliye ceza hâkimi kararlarına itirazlarda ise yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesi yetkilidir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu