Yurtdışı Çıkış Yasağı Nedir ve Nasıl Kaldırılır?

by Avukat Erdal Ersoy
Yurtdışı Çıkış Yasağı Nedir ve Nasıl Kaldırılır?

Yurtdışı çıkış yasağı, ceza muhakemesinde şüpheli veya sanığın kaçmasını engellemek amacıyla tutuklama yerine uygulanan bir adli kontrol tedbiridir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 109. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca verilen bu karar, ilgilinin yargı mercilerinin izni olmaksızın ülke sınırları dışına çıkmasını sınırlandırır. Koruma tedbiri niteliğindeki bu uygulama, kişinin ceza yargılamasındaki hazır bulunurluğunu sağlamayı hedefler.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 109Kaynağı aç
Madde 109 – (1) (Değişik: 2/7/2012-6352/98 md.) Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir. (2) Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir. (3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir: a) Yurt dışına çıkamamak. b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak. c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak. d) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek. e) Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek. f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak. g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek. h) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak. i) Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek. j) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Konutunu terk etmemek. k) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek. l) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek. (4) (Ek: 25/5/2005 – 5353/14 md.)[22] (Mülga: 2/7/2012-6352/98 md.) (Yeniden Düzenleme:14/4/2020-7242/15 md.) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de adlî kontrol kararı verebilir. (5) Hâkim veya Cumhuriyet savcısı (d) bendinde belirtilen yükümlülüğün uygulamasında şüphelinin meslekî uğraşılarında araç kullanmasına sürekli veya geçici olarak izin verebilir. (6) Adlî kontrol altında geçen süre, şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu hüküm, maddenin üçüncü fıkrasının (e) ve (j) bentlerinde belirtilen hallerde uygulanmaz. (Ek cümle:8/7/2021-7331/15 md.) Ancak, (j) bendinde belirtilen konutunu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.[23] (7) (Ek: 6/12/2006 – 5560/19 md.) Kanunlarda öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.[24] Adlî kontrol kararı ve hükmedecek merciler

Yurtdışı Çıkış Yasağının Şartları ve Hukuki Esasları

Yurt dışına çıkamamak şeklindeki adli kontrol yükümlülüğünün kararlaştırılabilmesi için Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesinde öngörülen tutuklama şartlarının gerçekleşmesi aranır. Bu çerçevede öncelikle şüpheli veya sanık hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller bulunmalıdır. Bunun yanı sıra kişinin kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların bulunması gibi tutuklama nedenlerinden en az birinin dosyada mevcut olması gerekir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 100Kaynağı aç
Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.[13] (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; 1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, 2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. (3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:[14] a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;[15] 1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78), 2. (Ek:6/12/2019-7196/58 md.)[16] Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80) 3. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83), 4.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent b, e ve f) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),[17] 5. İşkence (madde 94, 95) 6. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102), 7. Çocukların cinsel istismarı (madde 103), 8.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149), 9. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188), 10. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220), 11. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308), 12. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları. c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu. d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar. e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar. f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları. g) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar. h) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar. i) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Kadına karşı işlenen kasten yaralama suçu. j) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçu. k) (Ek:10/10/2024-7528/35 md.) Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumlarında yönetici, öğretmen, usta öğretici, yabancı uyruklu öğrencilerin eğitimine yönelik Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen projelerde öğretici/öğretmen veya rehber danışman; özel öğretim kurumlarında yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğretici olarak görev yapanlar ile Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumları ve özel öğretim kurumlarında ders ücreti karşılığı ders okutanlara ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan öğretmenlere karşı görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama suçu. (4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.[18] Tutuklama kararı

Kanunda tutuklama yasağı öngörülen suç veya hâllerde dahi şüpheli veya sanık hakkında adli kontrol hükümleri tatbik edilebilir. Kanunlarda belirlenen azami tutukluluk sürelerinin dolması sebebiyle cezaevinden salıverilen kişiler hakkında da adli kontrol tedbirine hükmedilebilir.

Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik sebebiyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 16. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tespit edilen şüpheliler ile gebe olan veya doğum yaptığı tarihten itibaren altı ay geçmemiş kadın şüpheliler hakkında tutuklama yerine adli kontrol kararı verilebilir. Haklarında mahkûmiyet hükmü kurulmuş ve dosyası istinaf veya temyiz kanun yolu incelemesinde bulunan bu durumdaki kişiler için, UYAP kayıtları incelenmek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesince de adli kontrol kararı tesis edilebilir.

Adli kontrol altında geçirilen süreler kural olarak şahsi hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak hapis cezasından mahsup edilmez. Ancak konutunu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır; tedavi veya muayene tedbirleri altında geçen süreler de bu kuralın istisnasını oluşturur. Diğer yandan yalnızca vergi veya askerlik gibi anayasal ödevlerin yerine getirilmemesi gerekçe gösterilerek kişilere yurt dışı çıkış yasağı konulamaz.

Karar Vermeye Yetkili Yargı Mercileri

Soruşturma evresinde şüpheli hakkında yurt dışına çıkış yasağı getirilmesi yetkisi, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine kural olarak suçun işlendiği yer sulh ceza hâkimine aittir. Yargılamanın kovuşturma aşamasına geçilmesinin ardından ise tedbir uygulama, değiştirme veya kaldırma yetkisi davanın görüldüğü asliye ceza mahkemesi veya ağır ceza mahkemesi başta olmak üzere görevli ceza mahkemesi tarafından kovuşturmanın her aşamasında kullanılır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 110Kaynağı aç
Madde 110 – (1) Şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı ile soruşturma evresinin her aşamasında adlî kontrol altına alınabilir. (2) Hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle, adlî kontrol uygulamasında şüpheliyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altına koyabilir; kontrolun içeriğini oluşturan yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir. (3) 109 uncu madde ile bu maddenin birinci ve ikinci fıkra hükümleri, gerekli görüldüğünde, görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından da, kovuşturma evresinin her aşamasında uygulanır.[25] (4) (Ek:8/7/2021-7331/16 md.) Şüpheli veya sanığın adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda en geç dört aylık aralıklarla; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise resen mahkeme tarafından 109 uncu madde hükümleri göz önünde bulundurularak karar verilir. Adli kontrol altında geçecek süre

Yurtdışı Çıkış Yasağının Kaldırılması ve İtiraz Usulü

Hakkında yurt dışına çıkış yasağı uygulanan şüpheli veya sanık, adli kontrol yükümlülüğünün bütünüyle ya da kısmen kaldırılmasını, başka bir tedbirle değiştirilmesini veya geçici olarak muaf tutulmayı talep edebilir. Hâkim veya mahkeme, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra bu talep hakkında beş gün içinde karar verir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 111Kaynağı aç
Madde 111 – (1) Şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra hâkim veya mahkeme 110 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre beş gün içinde karar verebilir. (2) Adlî kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir. Tedbirlere uymama

Adli kontrol kararlarına karşı ilgililerce itiraz kanun yoluna başvurulabilir. Hâkim veya mahkeme kararlarına karşı itiraz, ilgililerin kararı öğrendiği tarihten itibaren iki hafta içinde kararı veren yargı merciine sunulacak bir dilekçeyle veya zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak düzenlettirilmesi suretiyle yapılır. Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme itirazı haklı bulursa kararını düzeltir; haklı bulmazsa en çok üç gün içinde dosyayı itirazı incelemeye yetkili mercie gönderir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 268Kaynağı aç
Madde 268 – (1) Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı veya hâkim onaylar. 263 üncü madde hükmü saklıdır.[114] (2) Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir. (3) İtirazı incelemeye yetkili merciler aşağıda gösterilmiştir: a) (Değişik: 18/6/2014-6545/74 md.) Sulh ceza hâkimliği kararlarına yapılan itirazların incelenmesi, o yerde birden fazla sulh ceza hâkimliğinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen hâkimliğe; son numaralı hâkimlik için bir numaralı hâkimliğe; ağır ceza mahkemesinin bulunmadığı yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine; ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, en yakın ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine aittir. b) (Değişik:8/7/2021-7331/24 md.) Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimine aittir. İtirazı incelemeye yetkili mercilerin farklı olduğu hâllerde, itirazların gecikmeksizin incelenmesi amacıyla, kararına itiraz edilen sulh ceza hâkimliği tarafından gerekli tedbirler alınır. Sulh ceza hâkimliği işleri, asliye ceza hâkimi tarafından görülüyorsa itirazı inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanına aittir. c) Asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından verilen kararlara yapılacak itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine ve bu mahkeme ile başkanı tarafından verilen kararlar hakkındaki itirazların incelenmesi, o yerde ağır ceza mahkemesinin birden çok dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye; son numaralı daire için birinci daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi varsa, en yakın ağır ceza mahkemesine aittir. d) Naip hâkim kararlarına yapılacak itirazların incelenmesi, mensup oldukları ağır ceza mahkemesi başkanına, istinabe olunan mahkeme kararlarına karşı yukarıdaki bentlerde belirtilen esaslara göre bulundukları yerdeki mahkeme başkanı veya mahkemeye aittir. e) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları ile Yargıtay ceza dairelerinin esas mahkeme olarak baktıkları davalarda verdikleri kararlara yapılan itirazlarda; üyenin kararını görevli olduğu dairenin başkanı, daire başkanı ile ceza dairesinin kararını numara itibarıyla izleyen ceza dairesi; son numaralı daire söz konusu ise birinci ceza dairesi inceler. İtirazın kararın yerine getirilmesinde etkisi

Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin kararlarına karşı yapılan itirazların incelenmesi, o hâkimliğin yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından gerçekleştirilir. Sulh ceza hâkimliği işleri asliye ceza hâkimi tarafından görülmekteyse itirazı inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanına aittir. Asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından verilen adli kontrol kararlarına karşı yapılan itirazlar ise yargı çevresinde bulunulan ağır ceza mahkemesince incelenir.

Adli Kontrolün Periyodik Denetimi ve Azami Uygulama Süreleri

Şüpheli veya sanığın tabi tutulduğu adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda en geç dört aylık aralıklarla karar verilmesi yasal bir zorunluluktur. Bu periyodik inceleme, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde ise davanın görüldüğü mahkemece resen yürütülür.

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 110/A maddesi uyarınca ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmeyen işlerde adli kontrol süresi en çok iki yıldır; zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bu süreye bir yıl daha eklenebilir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde ise adli kontrol süresi en çok üç yıldır. Bu süre zorunlu hâllerde gerekçeli olarak uzatılabilir; uzatma süresi kural olarak toplam üç yılı, Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen belirli devlet güvenliği ile anayasal düzen suçları ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda dört yılı geçemez. Belirtilen bu azami süre sınırları çocuklar bakımından yarı oranında uygulanır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 110/AKaynağı aç
MADDE 110/A – (Ek:8/7/2021-7331/17 md.) (1) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrol süresi en çok iki yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir. (2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, adli kontrol süresi en çok üç yıldır. Bu süre, zorunlu hâllerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda dört yılı geçemez. (3) Bu maddede öngörülen adli kontrol süreleri, çocuklar bakımından yarı oranında uygulanır. Adlî kontrol kararının kaldırılması

Soruşturma evresi sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi veya mahkemenin verdiği hükmün kesinleşmesiyle birlikte yurt dışı çıkış yasağı adli kontrol tedbiri kendiliğinden sona erer. Kesinleşmiş bir cezanın infazı aşamasında ceza muhakemesine özgü yurt dışı çıkış yasağı hükümleri tatbik edilemez.

Yasağın İhlali, Pasaport Sınırlamaları ve Tazminat Hakkı

Adli kontrol yükümlülüklerini isteyerek yerine getirmeyen veya yurt dışına çıkış yasağını ihlal eden şüpheli veya sanık hakkında, tabi olduğu suç için kanunda öngörülen hapis cezasının süresi ne olursa olsun yetkili yargı mercii tarafından derhâl tutuklama kararı verilebilir. Ancak kanuni azami tutukluluk süresinin dolması sebebiyle adli kontrol altına alınan kişilerin tedbiri ihlal etmesi hâlinde verilecek tutuklama süresi ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz ayı, diğer işlerde ise iki ayı geçemez.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 112Kaynağı aç
Madde 112 – (1) Adlî kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. (Ek cümle:14/4/2020-7242/16 md.) Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de tutuklama kararı verebilir. (2) (Ek: 24/11/2016-6763/24 md.) Birinci fıkra hükmü, azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle verilen adli kontrol tedbirinin ihlali hâlinde de uygulanabilir. Ancak, bu durumda tutuklama süresi ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz aydan, diğer işlerde iki aydan fazla olamaz. Güvence

Pasaport Kanunu'nun 22. maddesi doğrultusunda mahkeme tarafından yurt dışına çıkışı yasaklanan şahıslara pasaport veya pasaport yerine geçerli bir seyahat belgesi verilmez. Yurt dışına çıkışı mahkeme kararıyla yasaklananlar dışındaki idari tahdit kayıtlarında zaruri hâllerin bulunması durumunda Cumhurbaşkanı onayı ile pasaport veya seyahat vesikası verilebilmesi mümkündür. İdari makamlarca tesis edilen pasaport tahdit ve iptal işlemlerine karşı iptal davası açma yetkisi idare mahkemelerine aittir.

5682 sayılı PASAPORT KANUNU m. 22Kaynağı aç
Madde 22 – (Değişik: 28/5/1988 – 3463/3 md.) Yurt dışına çıkmaları; mahkemelerce yasaklananlara, (…)[20] ve terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen yurtdışındaki her türlü eğitim, öğretim ve sağlık kuruluşları ile vakıf, dernek veya şirketlerin kurucu ve yöneticisi olduğu veya bu yerlerde çalıştığı İçişleri Bakanlığınca tespit edilenlere (…)[21] pasaport veya seyahat vesikası verilmez. Ancak, yabancı memleketlere gitmeleri mahkemelerce yasaklananlar dışında kalanlara, zaruri hallerde Cumhurbaşkanının onayı ile pasaport veya pasaport yerine geçen seyahat vesikası verilebilir. [22][23] Bu durumda olanların açık kimlikleri (adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, ana ve baba adı ile nüfusa kayıtlı olduğu yer) ve tahdit sebebi, ilgili daireler tarafından mahallin polis makamlarına bildirilir. İlgili polis makamları da bu bilgileri alır almaz bağlı bulunduğu il emniyet müdürlüğü kanalıyla en seri haberleşme aracıyla yazılı olarak hudut kapısı bulunan emniyet müdürlüklerine, şahsın nüfusa kayıtlı olduğu il emniyet müdürlüğüne ve Emniyet Genel Müdürlüğüne bildirir. Bunların yurt dışına çıkışları engellenir ve kendilerine pasaport veya vesika verilmez, verilmişse geri alınır. Birinci fıkrada yazılı makamlar tarafından pasaport verilmesi veya yurt dışına çıkması yasaklananlarla, yurt dışında kalmalarında genel güvenlik bakımından mahzur bulunduğu tespit edilenlerin süreleri dolan pasaportları yenilenmez, kendilerine Türkiye'ye dönmeleri için seyahat vesikası verilir. Pasaport veya pasaport yerine geçen vesikaları kaybedenlerden, bunu haklı bir sebebe dayandıramayanlarla bulundukları ülkelerden sınır dışı edilmiş olanlara, bu ülkelerden çıkarılış sebepleri gözönünde tutularak pasaport veya vesika verilmeyebilir. Türk vatandaşlarının seyahatlerinin sınırlandırılması veya yasaklanması:

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendi uyarınca, yakalama, tutuklama veya adli kontrol işlemlerine karşı kanunda açıkça yer verilen başvuru ve itiraz yollarından yararlandırılmayan kişiler, bu sebeple uğradıkları maddi ve manevi tüm zararları Devletten tazminat olarak talep etme hakkına sahiptir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 141Kaynağı aç
Madde 141 – (1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında; a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen, b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan, c) Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan, d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen, e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen, f) Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan, g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan, h) Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen, i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen, j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen, k) (Ek: 11/4/2013-6459/17 md.) Yakalama, adli kontrol veya tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan,50 l) (Ek:2/3/2024-7499/12 md.) Konutunu terk etmemek veya uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla hastaneye yatmak dâhil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek şeklindeki adli kontrol yükümlülükleri uygulandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen, Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler. (2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (l) bentlerinde belirtilen kararları veren merciler, ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve bu husus verilen karara geçirilir.50 (3) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir. (4) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına bir yıl içinde rücu eder. Tazminat isteminin koşulları
Yurtdışı çıkış yasağı kararına itiraz süresi kaç gündür?

Yurtdışı çıkış yasağı kararına karşı, kararın öğrenildiği tarihten itibaren iki hafta içinde kararı veren sulh ceza hâkimliğine veya ceza mahkemesine itiraz dilekçesi sunulmalıdır.

Yurtdışı çıkış yasağının kaldırılması talebi kaç gün içinde incelenir?

Şüpheli veya sanığın adli kontrolün kaldırılması veya değiştirilmesi istemi üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşü alındıktan sonra hâkim veya mahkeme beş gün içinde karar verebilir.

Sulh ceza hâkimliğinin verdiği yurtdışı çıkış yasağına nerede itiraz edilir?

Sulh ceza hâkimliği tarafından verilen adli kontrol kararına itiraz, o hâkimliğin yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından incelenip karara bağlanır.

Yurtdışı çıkış yasağı isteyerek ihlal edilirse ne olur?

Adli kontrol yükümlülüğünü isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, kanunda öngörülen hapis cezasının süresine bakılmaksızın derhâl tutuklama kararı verilebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu