Yurtdışı Çıkış Yasağı Nedir ve Nasıl Öğrenilir?

by Avukat Erdal Ersoy
Yurtdışı Çıkış Yasağı Nedir ve Nasıl Öğrenilir?

Yurtdışı Çıkış Yasağının Hukuki Niteliği ve Şartları

Yurtdışı çıkış yasağı, ceza muhakemesinde şüpheli veya sanığın kişi özgürlüğünü bütünüyle kısıtlamadan gözetim altında tutulmasını sağlayan bir adli kontrol yükümlülüğüdür. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 109. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada tutuklama koşullarının gerçekleşmesi durumunda, tutuklama kararı yerine şüphelinin adli kontrol altına alınmasına hükmedilebilir. Aynı maddenin üçüncü fıkrasının (a) bendi kapsamında yurt dışına çıkamama hali temel adli kontrol tedbirleri arasında düzenlenmiştir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 109Kaynağı aç
Madde 109 – (1) (Değişik: 2/7/2012-6352/98 md.) Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir. (2) Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir. (3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir: a) Yurt dışına çıkamamak. b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak. c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak. d) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek. e) Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek. f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak. g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek. h) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak. i) Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek. j) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Konutunu terk etmemek. k) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek. l) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek. (4) (Ek: 25/5/2005 – 5353/14 md.)[22] (Mülga: 2/7/2012-6352/98 md.) (Yeniden Düzenleme:14/4/2020-7242/15 md.) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de adlî kontrol kararı verebilir. (5) Hâkim veya Cumhuriyet savcısı (d) bendinde belirtilen yükümlülüğün uygulamasında şüphelinin meslekî uğraşılarında araç kullanmasına sürekli veya geçici olarak izin verebilir. (6) Adlî kontrol altında geçen süre, şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu hüküm, maddenin üçüncü fıkrasının (e) ve (j) bentlerinde belirtilen hallerde uygulanmaz. (Ek cümle:8/7/2021-7331/15 md.) Ancak, (j) bendinde belirtilen konutunu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.[23] (7) (Ek: 6/12/2006 – 5560/19 md.) Kanunlarda öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.[24] Adlî kontrol kararı ve hükmedecek merciler

Adli kontrol kararı verilebilmesi için öncelikle 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen kuvvetli suç şüphesini ortaya koyan somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması zorunludur. Bunun yanında uygulanacak tedbirin işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiriyle ölçülü olması gerekir. Kanunun 100. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması ya da kaçacağına yönelik somut olguların varlığı ile delilleri karartma veya mağdur ve tanıklar üzerinde baskı kurma girişimleri tutuklama nedeni sayılabilmektedir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 100Kaynağı aç
Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.[13] (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; 1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, 2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. (3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:[14] a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;[15] 1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78), 2. (Ek:6/12/2019-7196/58 md.)[16] Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80) 3. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83), 4.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent b, e ve f) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),[17] 5. İşkence (madde 94, 95) 6. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102), 7. Çocukların cinsel istismarı (madde 103), 8.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149), 9. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188), 10. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220), 11. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308), 12. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları. c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu. d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar. e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar. f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları. g) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar. h) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar. i) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Kadına karşı işlenen kasten yaralama suçu. j) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçu. k) (Ek:10/10/2024-7528/35 md.) Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumlarında yönetici, öğretmen, usta öğretici, yabancı uyruklu öğrencilerin eğitimine yönelik Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen projelerde öğretici/öğretmen veya rehber danışman; özel öğretim kurumlarında yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğretici olarak görev yapanlar ile Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumları ve özel öğretim kurumlarında ders ücreti karşılığı ders okutanlara ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan öğretmenlere karşı görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama suçu. (4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.[18] Tutuklama kararı

Kanun koyucu, yalnız adli para cezası öngörülen fiillerde veya kasten işlenen vücut dokunulmazlığı ihlalleri haricinde üst haddi iki yılı aşmayan hapis cezalarında tutuklama yoluna gidilemeyeceğini hükme bağlamıştır. Buna rağmen 5271 sayılı Kanun'un 109. maddesinin ikinci fıkrası doğrultusunda, tutuklama yasağı öngörülen hallerde de adli kontrol hükümleri ve dolayısıyla yurt dışına çıkamama yükümlülüğü tatbik edilebilir.

Karar Vermeye Yetkili Yargı Mercileri ve Süreç

Soruşturma evresinde adli kontrol kararı, 5271 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından verilir. Kovuşturma aşamasında ise aynı maddenin üçüncü fıkrası çerçevesinde görevli ve yetkili yargı mercileri yargılamanın her safhasında bu tedbiri uygulayabilmektedir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 110Kaynağı aç
Madde 110 – (1) Şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı ile soruşturma evresinin her aşamasında adlî kontrol altına alınabilir. (2) Hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle, adlî kontrol uygulamasında şüpheliyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altına koyabilir; kontrolun içeriğini oluşturan yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir. (3) 109 uncu madde ile bu maddenin birinci ve ikinci fıkra hükümleri, gerekli görüldüğünde, görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından da, kovuşturma evresinin her aşamasında uygulanır.[25] (4) (Ek:8/7/2021-7331/16 md.) Şüpheli veya sanığın adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda en geç dört aylık aralıklarla; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise resen mahkeme tarafından 109 uncu madde hükümleri göz önünde bulundurularak karar verilir. Adli kontrol altında geçecek süre

Yargılama neticesinde kişi hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması ve bu karara karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulması halinde de adli kontrol uygulanabilir. 5271 sayılı Kanun'un 109. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, hükmü tesis eden ilk derece mahkemesi UYAP kayıtlarını inceleyerek adli kontrol kararı verebilmektedir.

Adli Kontrol Süreleri ve Periyodik Gözden Geçirme

Yurt dışı çıkış yasağını da içeren adli kontrol tedbirinin devamının gerekip gerekmediği belirli aralıklarla denetlenir. 5271 sayılı Kanun'un 110. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının istemiyle sulh ceza hâkimi, kovuşturma aşamasında ise resen mahkeme tarafından en geç dört aylık periyotlarla değerlendirme yapılır.

5271 sayılı Kanun'un 110/A maddesi uyarınca ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrol süresi en çok iki yıldır; bu süre zorunlu hallerde gerekçe gösterilerek bir yıl uzatılabilir. Ağır ceza mahkemesinin görev alanındaki işlerde temel süre en çok üç yıl olup zorunlu hallerde gerekçelendirilerek yapılacak uzatma toplam üç yılı aşamaz. Türk Ceza Kanunu'nda yer alan devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı belirli suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki fiillerde ise bu uzatma süresi dört yılı geçemez. Bahse konu yasal süreler çocuklar bakımından yarı oranında tatbik edilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 110/AKaynağı aç
MADDE 110/A – (Ek:8/7/2021-7331/17 md.) (1) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrol süresi en çok iki yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir. (2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, adli kontrol süresi en çok üç yıldır. Bu süre, zorunlu hâllerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda dört yılı geçemez. (3) Bu maddede öngörülen adli kontrol süreleri, çocuklar bakımından yarı oranında uygulanır. Adlî kontrol kararının kaldırılması

Tedbirin Kaldırılması, İtiraz ve Mahsup Durumu

Soruşturma safhasında hâkim, Cumhuriyet savcısının talebi doğrultusunda adli kontrol yükümlülüklerini tamamen veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi geçici olarak bu yükümlülüklerden muaf tutabilir. Bunun yanında 5271 sayılı Kanun'un 111. maddesi gereğince şüpheli veya sanığın istemi üzerine Cumhuriyet savcısının görüşü alındıktan sonra hâkim veya mahkeme tarafından beş gün içinde karar verilebilir. Adli kontrole ilişkin bu kararlara karşı kanun yolu kapsamında itiraz edilebilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 111Kaynağı aç
Madde 111 – (1) Şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra hâkim veya mahkeme 110 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre beş gün içinde karar verebilir. (2) Adlî kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir. Tedbirlere uymama

Adli kontrol altında geçirilen süreler kural olarak şahsi hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak kesinleşen cezadan mahsup edilmez. 5271 sayılı Kanun'un 109. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca bağımlılıktan arınma tedavisi ile konutunu terk etmeme tedbirleri bu mahsup yasağının istisnalarıdır. Konutunu terk etmeme adli kontrol yükümlülüğü altında geçen her iki gün cezanın mahsubunda bir gün sayılırken, yalnızca yurt dışına çıkamama yükümlülüğüne tabi kalınan süreler infaz aşamasında cezadan indirilemez.

Pasaport İşlemleri ve Bildirim Esasları

5682 sayılı Pasaport Kanunu'nun 22. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, mahkemelerce yurt dışına çıkmaları yasaklananlar ile terör örgütleriyle iltisaklı olduğu belirlenen yurt dışındaki kuruluşlarda kurucu, yönetici veya çalışan olduğu tespit edilen kişilere pasaport veya seyahat vesikası verilmez. Mahkemelerce yurt dışına çıkışı yasaklananlar haricindeki tahditliler zaruri hallerde Cumhurbaşkanı onayıyla pasaport alabilirken, mahkeme kararıyla çıkış yasağı konulanlar bu istisnadan faydalanamaz.

5682 sayılı PASAPORT KANUNU m. 22Kaynağı aç
Madde 22 – (Değişik: 28/5/1988 – 3463/3 md.) Yurt dışına çıkmaları; mahkemelerce yasaklananlara, (…)[20] ve terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen yurtdışındaki her türlü eğitim, öğretim ve sağlık kuruluşları ile vakıf, dernek veya şirketlerin kurucu ve yöneticisi olduğu veya bu yerlerde çalıştığı İçişleri Bakanlığınca tespit edilenlere (…)[21] pasaport veya seyahat vesikası verilmez. Ancak, yabancı memleketlere gitmeleri mahkemelerce yasaklananlar dışında kalanlara, zaruri hallerde Cumhurbaşkanının onayı ile pasaport veya pasaport yerine geçen seyahat vesikası verilebilir. [22][23] Bu durumda olanların açık kimlikleri (adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, ana ve baba adı ile nüfusa kayıtlı olduğu yer) ve tahdit sebebi, ilgili daireler tarafından mahallin polis makamlarına bildirilir. İlgili polis makamları da bu bilgileri alır almaz bağlı bulunduğu il emniyet müdürlüğü kanalıyla en seri haberleşme aracıyla yazılı olarak hudut kapısı bulunan emniyet müdürlüklerine, şahsın nüfusa kayıtlı olduğu il emniyet müdürlüğüne ve Emniyet Genel Müdürlüğüne bildirir. Bunların yurt dışına çıkışları engellenir ve kendilerine pasaport veya vesika verilmez, verilmişse geri alınır. Birinci fıkrada yazılı makamlar tarafından pasaport verilmesi veya yurt dışına çıkması yasaklananlarla, yurt dışında kalmalarında genel güvenlik bakımından mahzur bulunduğu tespit edilenlerin süreleri dolan pasaportları yenilenmez, kendilerine Türkiye'ye dönmeleri için seyahat vesikası verilir. Pasaport veya pasaport yerine geçen vesikaları kaybedenlerden, bunu haklı bir sebebe dayandıramayanlarla bulundukları ülkelerden sınır dışı edilmiş olanlara, bu ülkelerden çıkarılış sebepleri gözönünde tutularak pasaport veya vesika verilmeyebilir. Türk vatandaşlarının seyahatlerinin sınırlandırılması veya yasaklanması:

Yurt dışına çıkışı kısıtlanan kişilerin açık kimlik bilgileri ve tahdit nedenleri ilgili birimlerce kolluk makamlarına bildirilir; emniyet makamları bu bilgileri en seri haberleşme aracıyla yazılı olarak sınır kapılarına, ilgili il emniyet müdürlüğüne ve Emniyet Genel Müdürlüğüne iletir. Hakkında tahdit bulunanların çıkışları engellenir, pasaportları verilmez veya mevcut olanlar geri alınır. Süresi dolan pasaportlar yenilenmez; ilgililere yalnızca Türkiye'ye dönebilmeleri için seyahat vesikası düzenlenir.

Pasaport veya seyahat vesikasını kaybedip haklı gerekçe sunamayanlar ile bulundukları ülkelerden sınır dışı edilenlere, sınır dışı edilme gerekçeleri göz önünde bulundurularak pasaport veya vesika verilmeyebilir.

Yurt Dışı Çıkış Yasağının Öğrenilmesi ve Denetimli Serbestlik

İlgililer haklarında yurt dışı çıkış kısıtlaması bulunup bulunmadığını soruşturma veya kovuşturma dosyasını inceleyerek yahut İl Emniyet Müdürlüğü Pasaport Şube Müdürlüğüne yazılı müracaatta bulunup bilgi edinme hakkını kullanarak öğrenebilirler.

UYAP Vatandaş Portal üzerinden dosyaya kaydedilmiş karar ve ara kararlar denetlenebilir; ancak sisteme henüz aktarılmamış kararlar söz konusu olabileceğinden bu portal tek başına her ihtimalde kesin teyit sağlamayabilir. Yalnızca T.C. kimlik numarası kullanılarak herkese açık genel bir sorgulama yapılması mümkün olmayıp işlemler ilgilinin kimlik doğrulaması ile kişisel e-Devlet kapısı veya yetkili merciler üzerinden gerçekleştirilir.

Denetimli serbestlik altında bulunan kişiler bakımından başka bir dosyadan verilmiş yurt dışına çıkamama adli kontrol kararı bulunmaması ve infaz kapsamındaki yükümlülüklerin aksatılmadan ifa edilmesi kaydıyla yurt dışına seyahat edilmesine yasal bir engel bulunmamaktadır.

Yurt dışı çıkış yasağı UYAP üzerinden nasıl görülür?

UYAP Vatandaş Portal üzerinden ilgilinin taraf olduğu dosya açılarak verilmiş ara kararlar ve adli kontrol tedbirleri incelenebilir; fakat sisteme henüz yansımamış yargı kararları bulunabileceğinden yalnızca ekran görüntüsüne dayanılmamalıdır.

Sadece T.C. kimlik numarasıyla yurt dışı yasağı sorgulanabilir mi?

Sadece T.C. kimlik numarası girilerek herkese açık sorgulama yapılamaz; işlem kişisel kimlik doğrulamasıyla e-Devlet kapısı ya da yetkili kolluk birimlerine başvuru vasıtasıyla yürütülür.

Yurt dışı çıkış yasağı kararına karşı nasıl itiraz edilir?

Şüpheli veya sanık adli kontrol tedbirinin kaldırılması veya değiştirilmesi talebini hâkim veya mahkemeye iletebilir; savcılık mütalaası alınarak beş gün içinde karar verilir ve adli kontrol kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.

Denetimli serbestlik altındaki kişi yurt dışına çıkabilir mi?

Hakkında başka bir dosyadan verilmiş yurt dışı çıkış yasağı bulunmayan ve denetimli serbestlik yükümlülüklerini aksatmadan yerine getiren kişilerin yurt dışına çıkışına engel bir durum oluşmaz.

Yurt dışı çıkış yasağında geçen süre cezadan mahsup edilir mi?

Yurt dışı yasağı altında geçirilen süreler kural olarak şahsi hürriyeti bağlayıcı neden sayılmadığından kesinleşen hapis cezasından mahsup edilmez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu