Muhbir Tanığın Dinlenmesi ve Kimliğinin Gizlenmesi

by Avukat Erdal Ersoy
Muhbir Tanığın Dinlenmesi ve Kimliğinin Gizlenmesi

Muhbir veya ihbarcı, suçu haber veren kişidir; duruşmada tanık olarak mutlaka dinlenmesi her olayda kendiliğinden doğmaz. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 210. maddesinin birinci fıkrasına göre bu zorunluluk, olayın delilinin bir tanığın açıklamalarından ibaret olmasına bağlıdır. Bu şart gerçekleşmişse tanık duruşmada dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması, dinleme yerine geçemez. Delil başka verilerle de kurulabiliyorsa aynı fıkra, her muhbir için koşulsuz bir dinleme sonucu üretmez.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 210Kaynağı aç
Madde 210 – (1) Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret
ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında
düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine
geçemez.
(2) Tanıklıktan çekinebilecek olan kişi, duruşmada tanıklıktan
çekindiğinde, önceki ifadesine ilişkin tutanak okunamaz.
Duruşmada okunmasıyla yetinilebilecek belgeler

Duruşmada dinlemenin şartı

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 210. maddesinin birinci fıkrası, olayın delili bir tanığın açıklamalarından ibaretse bu tanığın duruşmada mutlaka dinlenmesini öngörür. Hükmün uygulanması için açıklamanın muhbirden gelmesi ayrıca aranmaz; ölçü, olayın delilinin o tanığın açıklamalarından ibaret olmasıdır. Bu şart gerçekleşmişse önceki dinleme tutanağının veya yazılı açıklamanın okunması dinlemenin yerini tutmaz. Birden fazla delilin bulunduğu dosyada muhbirin dinlenip dinlenmeyeceği, fıkradaki şartın gerçekleşip gerçekleşmediğine göre ayrıca değerlendirilir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2012/28741 esas ve 2014/5009 karar sayılı kararında, uyuşturucu madde ticareti dosyasında sanığın olay tutanağını kabul etmemesi karşısında eksik araştırma bozma nedeni sayılmıştır. Kararda, olayla ilgili doğrudan görgüsü bulunan iki veya üç tutanak düzenleyicisinin ve gerektiğinde suçu ihbar eden X muhbirin tanık olarak dinlenmesi, ardından tüm delillerin birlikte tartışılarak hukuki durumun belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Karar gerektiğinde ifadesini kullandığı için her X muhbir hakkında koşulsuz bir dinleme zorunluluğu kurmaz; sonuç o dosyadaki araştırma eksikliğine ilişkindir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2012/28741, K. 2014/5009Kaynağı aç
10. Ceza Dairesi         2012/28741 E.  ,  2014/5009 K.
"İçtihat Metni"
Tebliğname No : 10 – 2012/294391
Mahkeme : BAKIRKÖY 1. Çoçuk Ağır Ceza Mahkemesi
Karar Tarihi- Numarası : 11/10/2012 – 2011/151 esas ve 2012/299 karar
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Sanığın olay tutanağını kabul etmediğini söylemesi karşısında; tutanak düzenleyicilerinden olayla ilgili doğrudan görgüsü bulunan iki veya üçü ile gerektiğinde olayı ihbar eden ve suç konusu esrarı sanık ile arkadaşı İsmail' den aldığını söyleyen x muhbirin tanık olarak dinlenmesi, sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, CMUK'nın 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 30.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2016/2702 esas ve 2020/180 karar sayılı kararında muhbir, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 43 ve devamı maddeleri uyarınca tanık sıfatıyla usulüne uygun dinlenmemiştir. Daire, dinlenememesi hâlinde ihbar dikkate alınmaksızın diğer delillere göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ve yetersiz gerekçeyle mahkûmiyet kurulduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir. Bu sonuç o dosyadaki mahkûmiyete ve uygulanmayan önceki bozma gerekçesine ilişkindir; diğer yönler incelenmemiştir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2016/2702, K. 2020/180Kaynağı aç
10. Ceza Dairesi         2016/2702 E.  ,  2020/180 K.
"İçtihat Metni"
Mahkeme : DİYARBAKIR 2. Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Hüküm : Mahkûmiyet
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Dairemizin 06.07.2015 tarih, 2015/3321 esas, 2015/32117 karar sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde, bozma ilamında (2) numaralı bozma nedeni olarak belirtilen; “08.02.2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 5728 sayılı Kanunla 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun'un 27. maddesinin yürürlükten kaldırılması karşısında; bu tarihten sonra suçu ihbar eden kişilerin gerektiğinde rızaları olup olmadığına bakılmaksızın tanık olarak ve kimlikleri gizlenmeden dinlenmesi gerektiği; CMK'nın 58. maddesine göre ise sadece bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak kimliklerinin gizli tutularak dinlenebileceği dikkate alınarak; olayı ihbar eden kişinin kimliği ve adresi belirlenerek tanık olarak dinlenmesi'' gerektiği hususu gözetilmeden muhbirin tanık sıfatıyla usulüne uygun olarak dinlenilmediğinin anlaşılması karşısında; muhbirin CMK'nın 43. ve devamı maddeleri uyarınca tanık sıfatıyla dinlenmesi, bu mümkün olmadığı takdirde ihbar dikkate alınmaksızın diğer delillere göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, 14/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tanığın çağrılması

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 43. maddesine göre tanıklar çağrı kâğıdıyla çağrılır ve kâğıtta gelmemenin sonuçları bildirilir. Tutuklu işlerde tanıklar için zorla getirme kararı verilebilir. Telefon, telgraf, faks, elektronik posta veya benzeri araçlarla yapılan çağrıda, çağrı kâğıdına bağlanan sonuçlar uygulanmaz. Maddenin beşinci fıkrası, bu hükümlerin kişinin Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme önünde tanık olarak bulunması hâlinde uygulanacağını belirtir. Muhbir tanık sıfatıyla bu merciler önüne çağrıldığında da çağrı usulü aynı maddeye bağlanır; telefonla bildirim, kâğıdın sonuçlarını doğurmaz.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 43Kaynağı aç
Madde 43 – (1) Tanıklar çağrı kâğıdı ile çağrılır. Çağrı kâğıdında
gelmemenin sonuçları bildirilir. Tutuklu işlerde tanıklar için zorla getirme
kararı verilebilir. Karar yazısında bu yoldan getirilmenin nedenleri gösterilir
ve bunlara çağrı kâğıdı ile gelen tanıklar hakkındaki işlem uygulanır.
(2) Bu çağrı telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan
yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, çağrı kâğıdına bağlanan
sonuçlar, bu durumda uygulanmaz.
(3) Mahkeme, duruşmanın devamı
sırasında hemen dinlenilmesi gerekli görülen tanıkların belirteceği gün ve
saatte hazır bulundurulmasını görevlilere yazılı olarak emredebilir.
(4) Cumhurbaşkanı kendi takdiri ile tanıklıktan çekinebilir. Tanıklık
yapmayı istemesi halinde beyanı konutunda alınabilir ya da yazılı olarak
gönderebilir.
(5) Bu madde hükümleri, kişinin ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya
mahkeme önünde tanık olarak dinlenmesi halinde uygulanabilir.
Çağrıya uymayan tanıklar

Kimliğin gizlenmesinin sınırı

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 58. maddesinin beşinci fıkrası, kimliğin saklanması, hazır bulunanlar olmadan dinleme ve ilgili koruma önlemlerine dair ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraların ancak bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili uygulanabileceğini söyler. Bu sınır, örgüt faaliyeti dışında kalan her ihbarda kimliğin gizlenerek dinleneceği anlamına gelmez.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 58Kaynağı aç
Madde 58 – (1) Tanığa, ilk önce adı, soyadı, yaşı, işi ve yerleşim
yeri, işyerinin veya geçici olarak oturduğu yerin adresi, varsa telefon
numaraları sorulur. Gerekirse tanıklığına ne dereceye kadar güvenilebileceği
hakkında hâkimi aydınlatacak durumlara, özellikle şüpheli, sanık veya mağdur
ile ilişkilerine dair sorular yöneltilir.
(2) Tanık olarak dinlenecek kişilerin kimliklerinin ortaya çıkması
kendileri veya yakınları açısından ağır bir tehlike oluşturacaksa;
kimliklerinin saklı tutulması için gerekli önlemler alınır. Kimliği saklı
tutulan tanık, tanıklık ettiği olayları hangi sebep ve vesile ile öğrenmiş
olduğunu açıklamakla yükümlüdür. Kimliğinin saklı tutulması için, tanığa ait
kişisel bilgiler, Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından muhafaza
edilir.
(3) Hazır bulunanların huzurunda
dinlenmesi, tanık için ağır bir tehlike teşkil edecek ve bu tehlike başka türlü
önlenemeyecekse ya da maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından tehlike
oluşturacaksa; hâkim, hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan da tanığı
dinleyebilir. Tanığın dinlenmesi sırasında ses ve görüntülü aktarma yapılır.
Soru sorma hakkı saklıdır.
(4) Tanıklık görevinin yapılmasından sonra, kişinin kimliğinin saklı
tutulması veya güvenliğinin sağlanması hususunda alınacak önlemler, ilgili
kanunda düzenlenir.
(5) İkinci, üçüncü ve dördüncü fıkra hükümleri, ancak bir örgütün
faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak uygulanabilir.
Tanığa söylenecek şeyler ve sorulacak sorular

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2016/2702 esas ve 2020/180 karar sayılı kararında benimsenen bozma gerekçesinde, 2313 sayılı Kanun'un 27. maddesinin yürürlükten kalkmasından sonra suçu ihbar eden kişinin gerektiğinde rızasına bakılmaksızın ve kimliği gizlenmeden tanık olarak dinlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Aynı gerekçede, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 58. maddesine göre kimliğin gizli tutularak dinlenmesinin yalnızca bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili dikkate alınacağı ifade edilmiştir. Bu cümleler kararın yeni hüküm fıkrası değil, uygulanmadığı belirtilen 6 Temmuz 2015 tarihli bozma nedeninin içeriğidir.

2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun'un 27. maddesi mülga olarak gösterilir. Bu kayıt, yürürlükte bir kimlik gizleme kuralı içermez ve kaldırılmadan önce maddede hangi düzenlemenin bulunduğunu da göstermez.

2313 sayılı UYUŞTURUCU MADDELERİN MURAKABESİ HAKKINDA KANUN m. 27Kaynağı aç
Madde
27 – (Mülga: 23/1/2008-5728/578 md.)

Kaçakçılık Kanunu'ndaki ayrı düzenleme

5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 19. maddesinin dördüncü fıkrası, bu Kanun'un 3. maddesi kapsamındaki suçları ihbar edenler ile 23. madde uyarınca ikramiye ödenmesi öngörülen muhbirler için ayrı bir kimlik kuralı koyar. Bu kişilerin kimliği, izinleri olmadıkça veya ihbarın niteliği haklarında suç oluşturmadıkça açıklanamaz; haklarında tanıkların korunmasına ilişkin hükümler uygulanır. Kural, fıkrada sayılan suç ve muhbir kategorileriyle sınırlıdır. Metin, uyuşturucu suçu ihbarına kendiliğinden uygulanacağını söylemez. Bu nedenle Kaçakçılık Kanunu'ndaki izinli veya izinsiz açıklama ölçüsü, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 58. maddesindeki örgüt faaliyeti sınırıyla aynı kural haline getirilemez.

5607 sayılı KAÇAKÇILIKLA MÜCADELE KANUNU m. 19Kaynağı aç
MADDE 19 – (1) Mülkî amirler, Gümrük Müsteşarlığı personeli ile Emniyet Genel
Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı personel,
bu Kanunla yaptırım altına alınan fiilleri önleme, izleme ve araştırmakla yükümlüdür.
(2) Kaçakçılığı önleme, izleme ve soruşturmakla görevli olanlar, operasyon
gerektiren kaçakçılık olaylarından haberdar olduklarında kanunî görevlerini yapmaya
başlar ve aynı zamanda mahallin en büyük mülkî amirine de bilgi verirler.
(3) Kaçakçılığı önleme, izleme ve soruşturmakla görevli olanların bu Kanun
kapsamına giren suçlarla ilgili bilgi ve belge talepleri, kamu veya özel, gerçek
veya tüzel kişilerce, savunma hakkına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla eksiksiz
olarak karşılanmak zorundadır.
(4) (Değişik: 28/3/2013-6455/60 md.) Bu Kanunun 3 üncü maddesi kapsamındaki
suçları ihbar edenler ile 23 üncü maddesi gereğince ikramiye ödenmesi öngörülen
muhbirlerin kimliği izinleri olmadıkça veya ihbarın niteliği haklarında suç oluşturmadıkça
hiçbir şekilde açıklanamaz. Bu kişiler hakkında tanıkların korunmasına ilişkin hükümler
uygulanır. (Ek cümle: 28/3/2023-7445/29 md.) Bu
Kanunun 3 üncü maddesi ile 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b)
bentlerinde belirtilen suçlardan elde edilen malvarlığı değerlerini ihbar
edenler ile bu suçlardan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunu ihbar
edenler hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır.
Tutanaklar

5607 sayılı Kanun'un 19. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen cümle, fıkradaki hükümlerin uygulama alanını, fıkrada anılan belirli suçlardan elde edilen malvarlığı değerlerini ihbar edenler ile bu suçlardan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunu ihbar edenleri de kapsayacak biçimde düzenler. Ek cümle yalnızca bu malvarlığı ve aklama ihbarlarını kapsar.

Muhbir beyanının delil olarak tartılması

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2015/1378 esas ve 2015/29269 karar sayılı kararının D bölümünde, bir sanık yönünden mahkûmiyet bozulmuştur. Kararda, sanıkla arasında husumet bulunan muhbir tanığın sonradan döndüğü kolluk ifadesi ve somut olayla örtüşmeyen telefon mesajları dışında, teslim edilen esrarla ilgiyi ve atılı suçu gösteren, kuşkuyu aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı belirtilmiştir. Bu nedenle beraat yerine mahkûmiyet kurulması oybirliğiyle bozma nedeni sayılmıştır. Sonuç yalnızca o bölümdeki sanık yönündendir; dosyadaki diğer sanıklar için verilen farklı hükümler bu bozmanın çoğunluk sonucu değildir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2015/1378, K. 2015/29269Kaynağı aç
10. Ceza Dairesi         2015/1378 E.  ,  2015/29269 K.
"İçtihat Metni"
Mahkeme : İZMİR 8. Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Suç Tarihleri : a) Sanık … yönünden: 16.04.2005
b) Sanıklar … ve Erhan yönünden:
07.05.2005
c) Sanıklar … Vasıf, Ertuğrul, Tarkan,
…, Serkan, Fatih, Leman ve Hüseyin yönünden:
12.05.2005
d) Sanık … yönünden: 13.05.2005
Hükümler : a) Mahkûmiyet (Sanıklar Nadim, … Menderes,
Vasıf, Ertuğrul, Veysel, Tarkan, …, Serkan,
Fatih, …, Erhan ve Mesut hakkında)
b) Beraat (Sanıklar Leman ve Hüseyin hakkında)
Temyiz Edenler : a) Cumhuriyet savcısı (sanıklar Leman ve Hüseyin hakkında
verilen beraat hükümlerine yönelik)
b) Sanıklar … Vasıf, Veysel, Tarkan, Erhan ve
Mesut'un müdafileri ile sanıklar Nadim, Menderes,
Ertuğrul, Veysel, Serkan, Fatih, … ve
Erhan
c) Sanık … vasisi
hükümlerinin onanması
b) Sanık … hakkında kurulan mahkûmiyet hükmü
yönünden; Temyiz isteğinin reddi
c) Sanık … hakkında kurulan mahkûmiyet
hükmünün bozulması
d) Sanıklar Nadim, … Menderes, Vasıf, Ertuğrul,
Veysel, …, Serkan, Fatih, …,
Erhan ve Mesut hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerinin
düzeltilerek onanması
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
A) Sanık … hakkındaki hükmün incelenmesi:
Dosyada mevcut nüfus kaydına göre sanığın hükümden önce 05.04.2008 tarihinde öldüğü, ölüm nedeniyle vekâlet ilişkisinin son bulduğu ve bu nedenle sanık müdafiinin hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığından; sanık müdafiinin temyiz isteğinin CMUK'nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE, oybirliğiyle,
B) Sanık … hakkındaki hükmün incelenmesi:
Sanığın yokluğunda verilen hükümde kanun yoluna başvuru şeklinin gösterilmemesi nedeniyle, sanığın temyiz isteğinin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilmiştir.
Hükümden sonra UYAP aracılığı ile MERNİS'ten çıkarılarak dosyaya konulan nüfus kaydında sanığın 15.12.2010 tarihinde öldüğü belirtildiğinden, sanık …'ın ölüp ölmediği kesin olarak belirlenip sonucuna göre hüküm kurulmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin, CMUK'nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, oybirliğiyle,
C) Sanıklar … Vasıf, Fatih, … ve Erhan hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesi:
Suç tarihlerinin gerekçeli karar başlığına sanıklar … Vasıf, Fatih yönünden “12.05.2005” ve sanıklar …, Erhan yönünden “07.05.2005” yerine, sanık ayrımı yapılmaksızın "12.05.2005" olarak yazılması, Mahkeme tarafından düzeltilmesi mümkün yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
Sanık …'ın, saklaması için diğer sanık …'a verdiği uyarıcı tabletler ile, sanık …'in ikametine getirdiği esrarlardan dolayı, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda iki kez uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği dikkate alınarak, hakkında zincirleme suçla ilgili TCK’nın 43. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni sayılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemlere uyan suç tipi ile eleştiri ve aşağıda belirtilen dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Adli para cezasının, 5083 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile hükümden önce 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu'nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanıklar … Vasıf ve Erhan'ın müdafileri ile sanıklar Fatih, … ve Erhan'ın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, CMUK'nın 321. maddesi gereğince hükümlerin BOZULMASINA; ancak bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; YTL olarak hükmolunan adli para cezalarının TL'ye dönüştürülmesi suretiyle, hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Başkan Vekili …'nın sanıklar … Vasıf ve Fatih hakkındaki hükümlerin bozulması gerektiğine ilişkin karşı oyu ve oyçokluğuyla, diğer sanıklar yönünden oybirliğiyle,
D) Sanık … hakkındaki mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
Sanıkla arasında husumet bulunan muhbir tanık Seçil'in sonradan döndüğü kolluk
ifadesi ile bu kişiyle sanık arasındaki somut olay ve olgularla örtüşmeyen telefon mesajları dışında, sanığın muhbir tanık tarafından teslim edilen esrarla ilgisi olduğuna ve dolayısıyla atılı suçu işlediğine ilişkin, kuşkuyu aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, sanık hakkında beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan hükmün BOZULMASINA, oybirliğiyle,
E) Sanık … hakkındaki mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanının dosya içerisindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, aşağıda belirtilen dışında bir isabetsizlik görülmediği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın evinde dikili durumda 21 kök kenevirin ele geçirildiği, ancak herhangi bir uyuşturucu veya uyarıcı madde bulunmadığı, kenevir tohumunun uyuşturucu madde içermediği ve bulundurulmasının suç oluşturmadığı, sabit olan fiilinin 2313 sayılı Kanun'un 23. maddesinde düzenlenen 21 kök “kenevir ekme” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, bu suç yerine "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, oybirliğiyle,
F) Sanık … hakkındaki mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanının dosya içerisindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Suç tarihinin gerekçeli karar başlığında “13.05.2005” yerine 12.05.2005 olarak gösterilmesi,
2- Sanığın, satmak amacıyla üzerinde bulundurduğu 5 hap ve 1 plaka maddeyle ilgili uzman bir kurum veya kuruluştan rapor alınması gerektiği gözetilmeden, uzmanlığı bulunmayan polis memurlarınca düzenlenen ve net miktarı da belirtilmeyen ön inceleme raporu ile yetinilerek hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, CMUK'nın 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, Başkan Vekili …'nın değişik ve ek gerekçesi ve oybirliğiyle,
G) Sanık … hakkındaki mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
Sanığa akıl hastası olduğu gerekçesiyle vasi tayin edilmesine rağmen, gerekçeli kararın vasisi yerine kendisinin seçtiği müdafiye tebliğ edilmesi geçerli olmadığından, vasinin öğrenme üzerine yaptığı temyiz talebi süresinde kabul edilmiştir.
Sanığın vasisi tarafından hükümden sonra temyiz dilekçesi ekinde sunulan Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nin 08.01.2008 tarihli, Serik Devlet Hastanesi'nin 28.02.2008 tarihli ve Antalya Devlet Hastanesi'nin 07.05.2008 tarihli raporlarında sanıkta “şizofreni” hastalığı bulunduğu belirtildiğinden; sanığın, suç tarihinde işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı ya da bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalıp azalmadığı konusunda Adlî Tıp Kurumu'ndan rapor alınarak sonucuna göre sanık hakkında TCK'nın 32. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın vasisinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, oybirliğiyle,
H) Sanık … hakkındaki mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanının dosya içerisindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, ./….
eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilen dışındaki yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Çalıştığı işyerine arama yapmak üzere gelen kolluk görevlilerine, işyeri önündeki çöp kovasının altında toprağa gömülü olan ve diğer sanık …'nin saklamak üzere kendisine verdiğini söylediği 321 adet uyarıcı nitelikte tableti teslim ederek uyuşturucu maddenin ele geçirilmesine ve kendi suçunun ortaya çıkmasına yardım eden sanık hakkında, TCK'nın 192. maddesinin 3. fıkrasında yer alan etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, oybirliğiyle,
I) Sanık … hakkındaki mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
1- Hüküm fıkrasının son paragrafında, sanığın soyadının “Bağdınlı” yerine, “Bağcı” olarak yazılması,
2- Kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde bulunmayan sanığın savunmasının aksine, sanık …'nin soyut beyanı ile hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan açılan davanın tefrikine karar verilen sanık …'ın, fizikî takip tutanağı ile çelişen kovuşturma aşamasında verdiği sonraki ifadesi dışında, sanık …'un 07.05.2005 tarihinde ele geçirilen haplarla ilgisi olduğuna ve dolayısıyla atılı suçu işlediğine ilişkin, kuşkuyu aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, sanık hakkında beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan hükmün BOZULMASINA, oybirliğiyle,
J) Sanıklar Leman ve Hüseyin hakkındaki beraat hükümlerinin incelenmesi:
Serasında kenevir ekili bulunan …'ün 08.05.2005 tarihinde kaçırılması ve bu serada ekili haldeki kenevirlerin sökülmesi eylemi nedeniyle sanıklar Leman ve Hüseyin ile diğer sanıklar Nadim, … ve Vasıf hakkında Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ne dava açıldığı ve UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemeye göre, sanıklar hakkında 04.05.2006 tarihinde, 2005/366 esas ve 2005/182 karar sayı ile silahla yağma suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerinin kesinleştiği, sökülen kenevirlerin de 12.05.2005 tarihinde ele geçirildiği anlaşıldığından; sanıkların söktükleri kenevirleri “uyuşturucu madde ticareti yapma” amacıyla bulundurdukları sabit olduğu halde, mahkûmiyetleri yerine beraatlerine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükümlerin BOZULMASINA, Başkan Vekili …'nın değişik ve ek gerekçesiyle ve oybirliğiyle, 16.03.2015 tarihinde karar verildi.
A) KARŞI OY GEREKÇESİ VE DEĞİŞİK GEREKÇE
(sanıklar … Vasıf, Fatih, Leman ve Hüseyin hakkında):
1- Eksik araştırma ile ilgili:
08.05.2005 tarihinde …'ün kaçırılması ve bu kişiye ait seradaki kenevirlerin sökülerek götürülmesi olayı nedeniyle sanıklar hakkında "yağma" suçundan Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ne açılan dava derdest ise her iki davanın birleştirilmesi, hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise dosyasının getirtilerek bu dosya içine konulması, tüm deliller birlikte değerlendirilerek;
a) Sanıklar Fatih, Leman ve Hüseyin'in fiillerinin sabit olup olmadığının,
b) Sanıklar … Vasıf, Leman ve Hüseyin hakkındaki her iki davaya konu olan fiilin aynı olup olmadığının ve dolayısıyla fikrî içtima şartlarının bulunup bulunmadığının
Belirlenmesi, sonucuna göre sanıkların hukukî durumlarının tespit edilmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması yasaya aykırıdır.
Açıkladığım nedenlerle;
aa) Sanıklar … Vasıf ve Fatih hakkındaki hükümlerin bozulması gerektiği kanısını taşıdığımdan, çoğunluğun düzelterek onama görüşüne katılmıyorum.
bb) Sanıklar Leman ve Hüseyin hakkındaki hükümlerin ise belirttiğim değişik gerekçeyle bozulması gerektiği düşüncesindeyim.
2- Esasla ilgili:
Çoğunluk tarafından, eksik araştırma kabul edilmediğinden, sanıkların hukukî durumunun mevcut delillere göre belirlenmesi gerekmektedir.
a) Sanıklar Fatih, Leman ve Hüseyin'in atılı suçu işlediklerine ilişkin, kuşkuyu aşan kesin ve yeterli delil yoktur. Buna göre, sanık … hakkındaki mahkûmiyet hükmünün bozulması, sanıklar Leman ve Hüseyin hakkındaki beraat hükümlerinin ise onanması gerektiği kanısını taşıdığımdan; sanık … hakkındaki hükmün düzeltilerek onanmasına, sanıklar Leman ve Hüseyin hakkındaki hükümlerin ise bozulmasına ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
b) Sanıklar … ve Vasıf hakkında aynı fiilden dolayı Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ne de dava açıldığı dikkate alınarak, CMK'nın 223. maddesinin 7. fıkrası uyarınca bu sanıklar hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanısını taşıdığımdan, çoğunluğun düzelterek onama görüşüne katılmıyorum.
B) DEĞİŞİK VE EK GEREKÇE (Sanık … hakkında):
Sanığın savunmasının aksine, diğer sanıklarda ele geçirilen uyuşturucu ve uyarıcı maddelerle ilgisi olduğuna veya onların suçuna iştirak ettiğine ya da üzerindeki 5 adet hap ve 1 plaka maddeyi kullanma dışında bir amaç için bulundurduğuna ilişkin kuşkuyu aşan kesin ve yeterli delil yoktur. Bu nedenle;
a) 5 adet hap ve 1 plaka maddenin uyuşturucu veya uyarıcı madde olup olmadığı konusunda uzman bir kurum veya kuruluştan rapor alınması,
b) Sözü edilen hap ve plaka halindeki maddenin;
aa) Uyuşturucu veya uyarıcı madde olduğunun saptanması halinde, sanık hakkında "kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma" suçundan hüküm kurulması,
bb) Uyuşturucu veya uyarıcı madde olmadığının saptanması halinde ise, sanığın "beraatine" karar verilmesi
Gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması yasaya aykırıdır.
Sanık hakkındaki hükmün belirttiğim değişik ve ek gerekçeyle bozulması gerekir. 16.03.2015

Gizli soruşturmacı ile muhbirin ayrılması

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 139. maddesinin birinci fıkrasına göre, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebepleri bulunmalı ve başka surette delil elde edilememelidir. Bu şartlarla kamu görevlileri gizli soruşturmacı olarak görevlendirilebilir. Görevlendirmeye hâkim karar verir. Madde metninde sonraki değişiklik ve mülga cümle kayıtları da bulunur.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 139Kaynağı aç
Madde 139 – (1) (Değişik: 21/2/2014–6526/13 md.) Soruşturma
konusu suçun işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe
sebeplerinin bulunması ve başka surette delil elde edilememesi hâlinde, kamu
görevlileri gizli soruşturmacı olarak görevlendirilebilir. Bu madde uyarınca
yapılacak görevlendirmeye hâkim tarafından
karar verilir. (Mülga son cümle: 24/11/2016-6763/27 md.)
(2) Soruşturmacının kimliği değiştirilebilir. Bu kimlikle hukukî işlemler
yapılabilir. Kimliğin oluşturulması ve devam ettirilmesi için zorunlu olması
durumunda gerekli belgeler hazırlanabilir, değiştirilebilir ve kullanılabilir.
(3) Soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karar ve diğer belgeler
ilgili Cumhuriyet Başsavcılığında muhafaza edilir. Soruşturmacının kimliği,
görevinin sona ermesinden sonra da gizli tutulur. (Ek cümleler:
15/8/2017-KHK-694/142 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/137 md.) Soruşturmacı,
kovuşturma evresinde tanık olarak dinlenmesinin zorunlu olması halinde,
duruşmada hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan veya ses ya da
görüntüsü değiştirilerek özel ortamda dinlenir. Bu durumda 27/12/2007 tarihli
ve 5726 sayılı Tanık Koruma Kanununun 9 uncu maddesi hükmü kıyasen uygulanır.
(4) Soruşturmacı, faaliyetlerini izlemekle görevlendirildiği örgüte
ilişkin her türlü araştırmada bulunmak ve bu örgütün faaliyetleri çerçevesinde
işlenen suçlarla ilgili delilleri toplamakla yükümlüdür. (Ek cümle:
28/3/2023-7445/19 md.) Hâkim,
soruşturmacının yedinci fıkranın (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer
alan suç bakımından kamuya açık yerlerde ve işyerlerinde delil toplamak
amacıyla ses veya görüntü kaydı yapmasına izin verebilir.
(5) Soruşturmacı, görevini yerine getirirken suç işleyemez ve
görevlendirildiği örgütün işlemekte olduğu suçlardan sorumlu tutulamaz.
(6) Soruşturmacı görevlendirilmesi
suretiyle elde edilen kişisel bilgiler, görevlendirildiği ceza soruşturması ve
kovuşturması dışında kullanılamaz. (Ek: 21/2/2014–6526/13 md.) Suçla
bağlantılı olmayan kişisel bilgiler derhâl yok edilir.
(7) Bu madde hükümleri ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir:
a) Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın
uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
2. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar
hariç, madde 220),
3. Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde 315).
b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda
tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
c) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü
maddelerinde tanımlanan suçlar.
Teknik araçlarla izleme

Aynı maddenin saydığı kapsamda, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 188. maddesindeki uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti yer alır. Bu kayıt, maddede sayılan suçlardan birine ilişkindir ve listenin tamamı için ayrıca bir sonuç çıkarmaz.

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2018/3733 esas ve 2021/11675 karar sayılı kararının (A) bölümünde, usulüne uygun 139. madde kararı bulunmayan hâllerde suçu ve faili belirleme ile delil toplama amacıyla uyuşturucu alma veya temin etme faaliyetinin yalnızca adli kolluk görevlilerince yapılabileceği kabul edilmiştir. Adli kolluk görevlisi olmayan X muhbirin hukuka aykırı alışverişiyle ele geçen uyuşturucu, hem suçun maddi konusu hem delili olarak hükme esas alınamayacak kabul edilmiştir. Bu kabul, gizli soruşturmacı kararının bulunmadığı ve izlemenin adli kolluk olmayan muhbir eliyle yürütüldüğü saptanan sanıklarla sınırlıdır.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2018/3733, K. 2021/11675Kaynağı aç
10. Ceza Dairesi         2018/3733 E.  ,  2021/11675 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARLA
İLGİLİ BİLGİLER
Mahkeme : …. Ağır Ceza Mahkemesi
Aralarındaki bağlantı nedeniyle Dairemizin 2018/2236 esasına kayıtlı dosyası ile birlikte inceleme yapılmıştır.
A-Sanıklar … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nın 217. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen "Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir" hükmü karşısında;
Dosya kapsamına göre suç tarihleri itibarıyla sanıklara yönelik CMK’nın 139. maddesi kapsamında alınmış bir gizli soruşturmacı görevlendirilmesine dair karar bulunmadığı gibi, … Sulh Ceza Mahkemesinin 02/03/2006 tarihli 2006/262 değişik iş sayılı ve 13/03/2006 tarihli 2006/398 değişik iş sayılı kararları ile CMK’nın 140. maddesi kapsamında alınan teknik araçlarla izleme kararlarının icrasının adli kolluk görevlisi olmadığı anlaşılan … muhbir tarafından yapılan uyuşturucu madde alışverişi ve bu esnada alınan görüntü kayıtları ile gerçekleştirildiği, usulüne uygun verilmiş CMK’nın 139. maddesi kapsamında gizli soruşturmacı görevlendirilmesine dair bir karar bulunmayan hallerde "suçu ve faili belirleme, suçla ilgili delilleri toplama" konusunda uyuşturucu madde alma – temin etme faaliyetlerinin yalnızca adli kolluk görevlileri tarafından gerçekleştirilebileceği ve adli kolluk görevlisi olmayan "x muhbir" tarafından hukuka aykırı olarak gerçekleştirilen alışverişler sonucu ele geçirilen uyuşturucu maddelerin ise hem "suçun maddi konusu" hem de "suçun delili" olup hukuka aykırı yöntemle elde edildiği gözetilerek hükme esas alınamayacağından, diğer sanıkların eylemlerine iştirak ettiklerine ilişkin, içeriğine değişik anlamlar yüklenebilecek telefon konuşmaları dışında kuşku sınırlarını aşan kesin ve yeterli delil bulunmayan, 06/06/2006 tarihli Adli Tıp Kurumu Başkanlığının raporuna göre de idrarlarında esrar bulunduğu tespit edilen sanıkların eylemlerinin bu haliyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan hüküm kurulmuş ise de; sanıkların sabit olan eylemlerinin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu oluşturması ve suç tarihinden temyiz incelemesinin yapıldığı tarihe kadar, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu için 5237 sayılı TCK'nın 67. maddesinin 4. fıkrasında öngörülen 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle, diğer yönleri incelenmeksizin hükümlerin BOZULMASINA; bozma sebebine göre, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesinin 1. fıkrası ve 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5271 sayılı CMK’un 223. maddesinin 8. fıkrası gereğince sanıklar hakkındaki kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
B- Sanıklar Ayhan ve Polat hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde;
Dosyadaki 06/06/2006 tarihli Adli Tıp Kurumu Başkanlığının raporuna göre idrarlarında esrar bulunduğu tespit edilen, 03/04/2006 tarihinde ikamet aramalarında ele geçirilen esrarları da kullanmak dışında bir amaçla bulundurduklarına ve diğer sanıkların eylemlerine iştirak ettiklerine ilişkin, içeriğine değişik anlamlar yüklenebilecek telefon konuşmaları dışında kuşku sınırlarını aşan kesin ve yeterli delil bulunmayan sanıklar Ayhan ve Polat’ın eylemlerinin bu haliyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan hüküm kurulmuş ise de; sanıkların sabit olan eylemlerinin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu oluşturması ve suç tarihinden temyiz incelemesinin yapıldığı tarihe kadar, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu için 5237 sayılı TCK’nın 67. maddesinin 4. fıkrasında öngörülen 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle, diğer yönleri incelenmeksizin hükümlerin BOZULMASINA; bozma sebebine göre, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesinin 1. fıkrası ve 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5271 sayılı CMK’un 223. maddesinin 8. fıkrası gereğince sanıklar hakkındaki kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
C- Sanıklar …. hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde;
TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin 8.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı iptal hükmünden sonra oluşan duruma göre, sanıklar hakkında 7242 sayılı Kanunla değişik TCK’nın 53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Bozmaya uyulduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanıklar müdafileri ile sanıklar ….’ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
D- Sanıklar…hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan kurulan beraat hükümlerinin vekalet ücreti yönünden incelenmesinde ;
1136 sayılı Kanunun 168. ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, vekaletnameli sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan hükmün BOZULMASINA; ancak, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümlerin ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere; “Sanıkların kendilerini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre 3.960 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanıklara ayrı ayrı verilmesine,” fıkrasının eklenmesi suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
E- Sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde;
Hükümden sonra UYAP sistemi üzerinden MERNİS'ten alınarak dosyasına konulan nüfus kayıt örneğinde, sanığın 06/08/2021 tarihinde öldüğünün belirtilmesi karşısında; bu hususun araştırılarak, ölmüş olduğunun tespiti halinde hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı TCK'nın 64/1. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA,
F- Sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde;
29/03/2006 tarihinde uyuşturucu madde ile yakalanan sanık hakkında aynı eylem nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan …. Sulh Ceza Mahkemesince ayrı yargılama yapılarak 2011/797 esas ve 2012/128 sayılı karar ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması karar verildiği, bunun dışında sanıkta herhangi bir uyuşturucu madde ele geçirilmediği, sanığın diğer sanıkların eylemlerine iştirak ettiğine ilişkin, içeriğine değişik anlamlar yüklenebilecek telefon konuşmaları dışında kuşku sınırlarını aşan kesin ve yeterli delil bulunmadığı, 03/04/2006 tarihinde sanıktan alınan numunelerin analizi sonrasında Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca verilen 06/06/2006 tarihli rapora göre sanığın idrarında tespit edilen esrarın 29/03/2006 tarihli eylemin delili niteliğinde olduğu; sanığın eyleminin bu haliyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturması ve bu eylem nedeniyle …. Sulh Ceza Mahkemesince yargılama yapılıp karar verildiğinin anlaşılması karşısında, sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA,
11/11/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Aynı kararın (A) bölümündeki sanıklar yönünden ticaret suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri bozulmuştur. Daire, sabit gördüğü kullanmak için bulundurma suçu bakımından Türk Ceza Kanunu'nun 67. maddesinin dördüncü fıkrasında öngörülen olağanüstü zamanaşımının dolduğu gerekçesine dayanmış ve kamu davalarının Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşmesine karar vermiştir. Düşme bu bölümdeki sanıklara ilişkindir. Kararın başka bölümlerinde ticaret mahkûmiyetinin onanması ve ayrı sonuçlar da vardır. Buna karşılık 67. maddenin dördüncü fıkrasının metni, kesilme hâlinde zamanaşımı süresinin ilgili suç için Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacağını söyler; kesit belirli bir yıl sayısı göstermez. Karardaki yıl ölçüsü ile madde kesitindeki üst sınır ifadesi aynı kesin formül olarak birleştirilemez.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 67Kaynağı aç
Madde 67- (1) Soruşturma ve kovuşturma yapılmasının, izin veya
karar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna
bağlı bulunduğu hallerde; izin veya kararın alınmasına veya meselenin çözümüne
veya kanun gereğince hakkında kaçak olduğu hususunda karar verilmiş olan suç
faili hakkında bu karar kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı durur.
(2) Bir suçla ilgili olarak;
a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması
veya sorguya çekilmesi,
b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi,
c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi,
d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi,
halinde, dava zamanaşımı kesilir.
(3) Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye
başlar. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde,
zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden
işlemeye başlar.
(4) Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda
belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar.
Ceza zamanaşımı

Teknik araçlarla izlemenin çerçevesi

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 140. maddesine göre teknik araçlarla izlemeye hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı karar verir. Savcı kararının hâkim onayına sunulması ve süre sınırları aynı maddede ayrıca düzenlenmiştir. Bu madde hükümleri kişinin konutunda uygulanamaz. Düzenleme, tanığın duruşmada dinlenmesine ilişkin 210. maddedeki şarttan ayrı bir soruşturma tedbiridir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 140Kaynağı aç
Madde 140 – (1) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut
delillere dayanan kuvvetli şüphe sebepleri
bulunması ve başka suretle delil elde edilememesi hâlinde, şüpheli veya sanığın
kamuya açık yerlerdeki faaliyetleri ve işyeri teknik araçlarla izlenebilir, ses
veya görüntü kaydı alınabilir:[45]
a) Türk Ceza Kanununda yer alan;[46][47]
1. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80) ile organ veya doku ticareti (madde 91),
2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
3. (Ek:21/2/2014–6526/14 md.) Nitelikli hırsızlık (madde 142) ve
yağma (madde 148, 149) ile nitelikli dolandırıcılık
(madde 158),
4. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
5. Parada sahtecilik (madde 197),
6. (Mülga:21/2/2014–6526/14 md.; Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/28
md.) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma
(madde 220, fıkra üç),
7. (Ek: 25/5/2005 – 5353/19 md.) Fuhuş (madde 227)
8. İhaleye fesat karıştırma (madde 235),
9. (Ek: 24/11/2016-6763/28 md.) Tefecilik
(madde 241),
10. Rüşvet (madde 252),
11. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282),
12. (Değişik: 2/12/2014-6572/43 md.) Devletin
birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak (madde 302),
13. (Ek: 2/12/2014-6572/43 md.)[48] Anayasal Düzene ve Bu Düzenin
İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316),
14. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve
Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337),
Suçları.
b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda
tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
c) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını
gerektiren suçlar.
d) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü
maddelerinde tanımlanan suçlar.
(2) (Değişik: 24/11/2016-6763/28
md.) Teknik araçlarla izlemeye hâkim,
gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar
verilir. Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar yirmi dört saat içinde
hâkim onayına sunulur. Hâkim kararını en geç yirmi dört saat içinde verir.
Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde kayıtlar
derhâl imha edilir.
(3) (Değişik:21/2/2014–6526/14 md.)
Teknik araçlarla izleme kararı en çok üç haftalık süre için verilebilir. Bu
süre gerektiğinde bir hafta daha uzatılabilir. Ancak, örgütün faaliyeti
çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak gerekli görülmesi hâlinde, hâkim yukarıdaki sürelere ek olarak her defasında
bir haftadan fazla olmamak ve toplam dört haftayı geçmemek üzere uzatılmasına
karar verebilir. (Ek cümle: 15/8/2017-KHK-694/143 md.; Aynen kabul:
1/2/2018-7078/138 md.) Teknik araçlarla izleme tedbiri ile birlikte gizli
soruşturmacı görevlendirilmesi halinde bu fıkrada belirtilen süreler bir kat
artırılarak uygulanır.[49]
(4) Elde edilen deliller, yukarıda sayılan suçlarla ilgili soruşturma ve
kovuşturma dışında kullanılamaz; ceza kovuşturması bakımından gerekli olmadığı
taktirde Cumhuriyet savcısının gözetiminde derhâl yok edilir.
(5) Bu madde hükümleri, kişinin konutunda uygulanamaz.
Yönetmelik

Sık sorulan sorular

Muhbir her davada duruşmada dinlenir mi?

Hayır. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 210. maddesinin birinci fıkrasındaki mutlaka dinleme, olayın delilinin bir tanığın açıklamalarından ibaret olması şartına bağlıdır. Bu şart yoksa aynı fıkra her muhbiri duruşmaya getirmez. Şart gerçekleşmişse önceki tutanak veya yazılı açıklama dinlemenin yerine geçmez.

Muhbir gelmezse ihbar nasıl değerlendirilir?

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2016/2702 esas ve 2020/180 karar sayılı kararında, muhbirin 43 ve devamı maddeler uyarınca dinlenmesi, bunun mümkün olmaması hâlinde ise ihbar dikkate alınmadan diğer delillere göre hukuki durumun belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bu yaklaşım o dosyadaki bozma gerekçesidir.

Tanık telefonla çağrılırsa gelmemenin sonucu doğar mı?

Doğmaz. Çağrı kâğıdında gelmemenin sonuçları bildirilir. Telefon ve benzeri araçlarla çağrıda, çağrı kâğıdına bağlanan sonuçlar uygulanmaz. Zorla getirme kararı, tutuklu işlerde tanıklar için verilebilir.

Muhbirin kimliği her suçta gizlenebilir mi?

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 58. maddesinin beşinci fıkrasına göre kimliğin saklanması ve bağlı koruma önlemleri ancak bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda uygulanabilir. 5607 sayılı Kanun'un 19. maddesinin dördüncü fıkrasındaki açıklamama kuralı ise o Kanunda sayılan ihbar kategorilerine özgüdür ve uyuşturucu ihbarına metinden kendiliğinden geçmez.

2313 sayılı Kanun kimliği gizlemeyi sürdürür mü?

Hayır. Bu Kanun'un 27. maddesi mülga olarak gösterilir. Kayıt, yürürlükte bir kimlik gizleme hükmü içermez ve kaldırılan eski metni de vermez.

Adli kolluk olmayan muhbirin aldığı uyuşturucu hükme esas olur mu?

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2018/3733 esas ve 2021/11675 karar sayılı kararının (A) bölümünde, usulüne uygun gizli soruşturmacı kararı yokken adli kolluk olmayan X muhbirin hukuka aykırı alışverişiyle ele geçen uyuşturucunun hükme esas alınamayacağı kabul edilmiştir. Kabul, bu saptamanın yapıldığı sanıklarla sınırlıdır. Gizli soruşturmacı olarak görevlendirilebilecek kişiler kamu görevlileridir; bunun için somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebepleri, başka surette delil elde edilememesi ve hâkim kararı aranır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu