Yönetim Kurulunun Yetkisi ve Devredilemez Görevleri

by Avukat Erdal Ersoy
Yönetim Kurulunun Yetkisi ve Devredilemez Görevleri

Anonim şirkette yönetim kurulu ve kendisine bırakılan alandaki yönetim, kanun veya esas sözleşmeyle genel kurulun yetkisine bırakılanlar dışında, işletme konusunun gerçekleştirilmesi için gerekli her türlü iş ve işlem hakkında karar alabilir. Üst yönetim, yönetim teşkilatı, finansal düzen, belirli atamalar ve üst gözetim gibi görevler devredilemez ve vazgeçilemez. Sermaye kaybı ile borca batıklıkta çağrı, bildirim ve iflas istemi ayrıca düzenlenir; iflas isteminin istisnası yazılı sıra kaydırması ve bilirkişi doğrulamasına bağlıdır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 374Kaynağı aç
MADDE 374- (1) Yönetim kurulu ve kendisine bırakılan alanda yönetim, kanun ve esas sözleşme uyarınca genel kurulun yetkisinde bırakılmış bulunanlar dışında, şirketin işletme konusunun gerçekleştirilmesi için gerekli olan her çeşit iş ve işlemler hakkında karar almaya yetkilidir. 2. Devredilemez görev ve yetkiler
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 375Kaynağı aç
MADDE 375- (1) Yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkileri şunlardır: a) Şirketin üst düzeyde yönetimi ve bunlarla ilgili talimatların verilmesi. b) Şirket yönetim teşkilatının belirlenmesi. c) Muhasebe, finans denetimi ve şirketin yönetiminin gerektirdiği ölçüde, finansal planlama için gerekli düzenin kurulması. d) (Değişik:23/5/2024-7511/14 md.) Şube müdürleri hariç olmak üzere müdürlerin ve aynı işleve sahip kişilerin atanmaları ve görevden alınmaları. e) Yönetimle görevli kişilerin, özellikle kanunlara, esas sözleşmeye, iç yönergelere ve yönetim kurulunun yazılı talimatlarına uygun hareket edip etmediklerinin üst gözetimi. f) Pay, yönetim kurulu karar ve genel kurul toplantı ve müzakere defterlerinin tutulması, yıllık faaliyet raporunun ve kurumsal yönetim açıklamasının düzenlenmesi ve genel kurula sunulması, genel kurul toplantılarının hazırlanması ve genel kurul kararlarının yürütülmesi. g) Borca batıklık durumunun varlığında mahkemeye bildirimde bulunulması. 3. Sermayenin kaybı, borca batık olma durumu a) Çağrı ve bildirim yükümü
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 376Kaynağı aç
MADDE 376- (1) Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar. (2) Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer. (3) (Değişik: 26/6/2012-6335/16 md.) Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartır. Bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması hâlinde, yönetim kurulu, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister. Meğerki, iflas kararının verilmesinden önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş ve bu beyanın veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, yönetim kurulu tarafından iflas isteminin bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olsun. Aksi hâlde mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvuru, iflas bildirimi olarak kabul olunur. b) Konkordato[51]

Karar yetkisinin iki sınırı

Türk Ticaret Kanunu’nun 374. maddesinin birinci fıkrası karar yetkisini hem yönetim kuruluna hem de kurulun bıraktığı alandaki yönetime tanır. Bir iş kanun veya esas sözleşme uyarınca genel kurula bırakılmışsa bu yetkinin dışında kalır. Kararın konusu da şirketin işletme konusunu gerçekleştirmek için gerekli bir iş veya işlem olmalıdır.

Devredilemeyen yönetim ve finansal düzen

Türk Ticaret Kanunu’nun 375. maddesi, yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkilerini bentler hâlinde sayar. Şirketin üst düzeyde yönetilmesi ve buna ilişkin talimatların verilmesi ile şirket yönetim teşkilatının belirlenmesi bu listededir.

Muhasebe, finans denetimi ve finansal planlama için gerekli düzenin kurulması da aynı niteliktedir. Finansal planlama yükümlülüğü, şirketin yönetiminin gerektirdiği ölçüyle sınırlıdır. Şube müdürleri hariç olmak üzere müdürlerin ve aynı işlevi gören kişilerin atanması ve görevden alınması da devredilemez ve vazgeçilemez yetkiler arasındadır.

Yönetimle görevli kişilerin özellikle kanunlara, esas sözleşmeye, iç yönergelere ve yönetim kurulunun yazılı talimatlarına uygun davranıp davranmadığının üst gözetimi de devredilemez. Pay defteri, yönetim kurulu karar defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defterinin tutulması; yıllık faaliyet raporunun ve kurumsal yönetim açıklamasının düzenlenip genel kurula sunulması; genel kurul toplantılarının hazırlanması ve genel kurul kararlarının yürütülmesi aynı kapsamdadır. Borca batıklık hâlinde mahkemeye bildirim de devredilemez görevlerdendir. Bildirimin muhatabı ve usulü bu bentte ayrıca gösterilmez.

Sermayenin yarısı ve üçte ikisi

Türk Ticaret Kanunu’nun 376. maddesinin birinci fıkrasına göre son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar nedeniyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa yönetim kurulu genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar. Tespit son yıllık bilançoya bağlıdır.

Aynı maddenin ikinci fıkrasında eşik, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisidir. Son yıllık bilanço bu kaybı gösterirse genel kurul derhâl toplantıya çağrılır. Genel kurul sermayenin üçte biriyle yetinmeye veya sermayenin tamamlanmasına karar vermezse şirket kendiliğinden sona erer. Sona erme, bu iki karardan birinin alınmamasına bağlanır.

Borca batıklık, bildirim ve istisna

Şirketin borca batık olduğuna dair şüphe uyandıran işaretler varsa yönetim kurulu ara bilanço çıkarır. Aktifler hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden değerlendirilir.

Ara bilançodan aktiflerin şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediği anlaşılırsa yönetim kurulu durumu, şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister. Bu sonuç, aynı fıkradaki sıra kaydırma istisnasının şartları gerçekleşmediği ölçüde doğar.

İflas kararı verilmeden önce, açığı karşılayacak ve borca batıklığı ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının diğer tüm alacaklılardan sonraki sıraya alınmasını yazılı olarak kabul edebilir. Bu beyanın veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, iflas isteminin bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanırsa istisna uygulanabilir. Şartlar gerçekleşmezse bilirkişi incelemesi için mahkemeye yapılan başvuru iflas bildirimi sayılır.

Şirketle işlem ve nakit borçlanma

Türk Ticaret Kanunu’nun 395. maddesinin birinci fıkrası, üyenin genel kurul izni bulunmadıkça şirketle kendi adına veya üçüncü kişi hesabına işlem kurmasını yasaklar. İzin yoksa batıllık iddiası şirkete aittir; işlemin karşı tarafı aynı iddiayı kullanamaz.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 395Kaynağı aç
MADDE 395- (1) Yönetim kurulu üyesi, genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamaz; aksi hâlde, şirket yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebilir. Diğer taraf böyle bir iddiada bulunamaz. (2) (Değişik: 26/6/2012-6335/17 md.) Pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmayan 393 üncü maddede sayılan yakınları şirkete nakit borçlanamaz. Bu kişiler için şirket kefalet, garanti ve teminat veremez, sorumluluk yüklenemez, bunların borçlarını devralamaz. Aksi hâlde, şirkete borçlanılan tutar için şirket alacaklıları bu kişileri, şirketin yükümlendirildiği tutarda şirket borçları için doğrudan takip edebilir. (3) 202 nci madde hükmü saklı kalmak şartıyla, şirketler topluluğuna dâhil şirketler birbirlerine kefil olabilir ve garanti verebilirler. (4) Bankacılık Kanununun özel hükümleri saklıdır. VII – Rekabet yasağı

Pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ile üyelerin pay sahibi olmayan ve 393. maddede sayılan yakınları şirkete nakit borçlanamaz. Şirket bu kişiler için kefalet, garanti ve teminat veremez, sorumluluk yüklenemez ve borçlarını devralamaz.

Bu yasağa aykırılıkta şirket alacaklıları, şirkete borçlanılan tutar için ilgili kişileri, şirketin yükümlendirildiği tutarda şirket borçları bakımından doğrudan takip edebilir. Bankacılık Kanunu’nun özel hükümleri 395. madde yönünden saklıdır.

Topluluk şirketlerinde kefalet sınırı

Türk Ticaret Kanunu’nun 202. maddesi saklı kalmak üzere, şirketler topluluğuna dâhil şirketler birbirlerine kefil olabilir ve garanti verebilir. Hâkim şirket, hâkimiyetini bağlı şirketi kayba uğratacak biçimde kullanamaz; bu sınır, kayıp o faaliyet yılı içinde fiilen denkleştirilirse veya kaybın nasıl ve ne zaman denkleştirileceği belirtilerek en geç faaliyet yılı sonuna kadar bağlı şirkete denk değerde bir istem hakkı tanınırsa aşılmış sayılmaz.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 202Kaynağı aç
MADDE 202- (1) a) Hâkim şirket, hâkimiyetini bağlı şirketi kayba uğratacak şekilde kullanamaz. Özellikle bağlı şirketi, iş, varlık, fon, personel, alacak ve borç devri gibi hukuki işlemler yapmaya; kârını azaltmaya ya da aktarmaya; malvarlığını ayni veya kişisel nitelikte haklarla sınırlandırmaya; kefalet, garanti ve aval vermek gibi sorumluluklar yüklenmeye; ödemelerde bulunmaya; haklı bir sebep olmaksızın tesislerini yenilememek, yatırımlarını kısıtlamak, durdurmak gibi verimliliğini ya da faaliyetini olumsuz etkileyen kararlar veya önlemler almaya yahut gelişmesini sağlayacak önlemleri almaktan kaçınmaya yöneltemez; meğerki, kayıp, o faaliyet yılı içinde fiilen denkleştirilsin veya kaybın nasıl ve ne zaman denkleştirileceği belirtilmek suretiyle en geç o faaliyet yılı sonuna kadar, bağlı şirkete denk değerde bir istem hakkı tanınsın. b) Denkleştirme, faaliyet yılı içinde fiilen yerine getirilmez veya süresi içinde denk bir istem hakkı tanınmazsa, bağlı şirketin her pay sahibi, hâkim şirketten ve onun, kayba sebep olan, yönetim kurulu üyelerinden, şirketin zararını tazmin etmelerini isteyebilir. Hâkim istem üzerine veya resen somut olayda hakkaniyete uygun düşecekse, tazminat yerine bu maddenin ikinci fıkrası hükümlerine göre, davacı pay sahiplerinin paylarının hâkim şirket tarafından satın alınmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir başka bir çözüme karar verebilir. c) Alacaklılar da, (b) bendi uyarınca, şirket iflas etmemiş olsa bile, şirketin zararının şirkete ödenmesini isteyebilirler. d) Kayba sebebiyet veren işlemin, aynı veya benzer koşullar altında, şirket menfaatlerini dürüstlük kuralına uygun olarak gözeten ve tedbirli bir yöneticinin özeniyle hareket eden, bağımsız bir şirketin yönetim kurulu üyeleri tarafından da yapılabileceği veya yapılmasından kaçınılabileceğinin ispatı hâlinde tazminata hükmedilemez. e) Pay sahiplerinin ve alacaklıların açacağı davaya, kıyas yoluyla 553, 555 ilâ 557, 560 ve 561 inci maddeler uygulanır. Hâkim teşebbüsün merkezinin yurt dışında bulunması hâlinde tazminat davası bağlı şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde açılır. (2) Hâkimiyetin uygulanması ile gerçekleştirilen ve bağlı şirket bakımından açıkça anlaşılabilir haklı bir sebebi bulunmayan, birleşme, bölünme, tür değiştirme, fesih, menkul kıymet çıkarılması ve önemli esas sözleşme değişikliği gibi işlemlerde, genel kurul kararına red oyu verip tutanağa geçirten veya yönetim kurulunun bu ve benzeri konulardaki kararlarına yazılı olarak itiraz eden pay sahipleri; hâkim teşebbüsten, zararlarının tazminini veya paylarının varsa en az borsa değeriyle, böyle bir değer bulunmuyorsa veya borsa değeri hakkaniyete uygun düşmüyorsa, gerçek değerle veya genel kabul gören bir yönteme göre belirlenecek bir değerle satın alınmasını mahkemeden isteyebilirler. Değer belirlenirken mahkeme kararına en yakın tarihteki veriler esas alınır. Tazminat veya payların satın alınmasını istem davası, genel kurul kararının verildiği veya yönetim kurulu kararının ilan edildiği tarihten başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. (3) İkinci fıkrada öngörülen dava açılınca, davacıların muhtemel zararlarını veya payların satın alma değerini karşılayan tutardaki paranın teminat olarak, mahkemece belirlenecek bir bankaya mahkeme adına yatırılmasına karar verilir. Teminat yatırılmadığı sürece genel kurul veya yönetim kurulu kararına ilişkin hiçbir işlem yapılamaz. Bu maddenin birinci ve ikinci fıkralarında öngörülen davaların kötüniyetle açılması hâlinde davalı, uğradığı zararın müteselsilen tazmin edilmesini ve mahkemeye teminat yatırılmasını davacılardan isteyebilir. (4) Birleşme, bölünme ve tür değiştirmede, pay sahiplerine ve ortaklara tanınmış bulunan diğer haklar saklıdır. (5) Bağlı şirketin yöneticileri, bu madde hükümleri dolayısıyla pay sahiplerine ve alacaklılara karşı doğabilecek sorumluluklarının tüm hukuki sonuçlarının, bir sözleşme ile üstlenmesini hâkim teşebbüsten isteyebilir. 2. Tam hâkimiyet hâlinde a) Talimat

Denkleştirme faaliyet yılı içinde fiilen yapılmaz veya süresi içinde denk bir istem hakkı tanınmazsa, bağlı şirketin her pay sahibi hâkim şirketten ve kayba sebep olan yönetim kurulu üyelerinden şirketin zararının giderilmesini isteyebilir. Hüküm, somut olayda hakkaniyete uygun düşerse tazminat yerine payların satın alınmasına veya kabul edilebilir başka bir çözüme karar verilebileceğini de düzenler. Metindeki karar verenin kim olduğu, kullanılan “Hâkim” sözcüğünden bu cümleyle kesinleşmez.

Alacaklılar, şirket iflas etmemiş olsa bile zararın şirkete ödenmesini isteyebilir. Kayba yol açan işlemin, aynı veya benzer koşullarda şirket menfaatini dürüstlük kuralına uygun gözeten, tedbirli ve bağımsız bir yönetim kurulunca da yapılabileceği veya yapılmasından kaçınılabileceği ispatlanırsa tazminata hükmedilemez.

Pay sahiplerinin ve alacaklıların açacağı davaya kıyas yoluyla 553, 555 ilâ 557, 560 ve 561. maddeler uygulanır. Hâkim teşebbüsün merkezi yurt dışındaysa tazminat davası bağlı şirketin merkezindeki asliye ticaret mahkemesinde açılır.

Hâkimiyetin uygulanmasıyla gerçekleştirilen ve bağlı şirket yönünden açıkça anlaşılabilir haklı sebebi olmayan birleşme, bölünme, tür değiştirme, fesih, menkul kıymet ihracı ve önemli esas sözleşme değişiklikleri gibi işlemlerde, genel kurulda karşı oyunu tutanağa yazdıran veya yönetim kurulu kararına yazılı olarak karşı çıkan pay sahipleri, zararın giderilmesini ya da paylarının alınmasını mahkemeden talep edebilir. Satın alma bedeli, borsa değeri varsa en az bu değer üzerinden; borsa değeri yoksa veya hakkaniyete uygun değilse gerçek değer ya da genel kabul gören bir yöntem esas alınarak belirlenir. Belirlemede, mahkeme kararının tarihine en yakın veriler dikkate alınır.

Bu tazminat veya payların satın alınmasını isteme davası, genel kurul kararının verildiği veya yönetim kurulu kararının ilan edildiği tarihten başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Dava açılınca mahkeme, davacıların muhtemel zararlarını veya payların satın alma değerini karşılayan paranın mahkeme adına bir bankaya teminat olarak yatırılmasına karar verir. Teminat yatırılmadıkça ilgili genel kurul veya yönetim kurulu kararına ilişkin hiçbir işlem yapılamaz.

Birinci ve ikinci fıkralardaki davaların kötüniyetle açılması hâlinde davalı, uğradığı zararın müteselsilen giderilmesini ve mahkemeye teminat yatırılmasını davacılardan isteyebilir. Birleşme, bölünme ve tür değiştirmede pay sahiplerine ve ortaklara tanınan diğer haklar saklıdır. Bağlı şirketin yöneticileri, bu madde nedeniyle pay sahiplerine ve alacaklılara karşı doğabilecek sorumluluklarının bütün hukuki sonuçlarının sözleşmeyle üstlenilmesini hâkim teşebbüsten isteyebilir.

Menfaat çatışması ve müzakere yasağı

Türk Ticaret Kanunu’nun 393. maddesine göre yönetim kurulu üyesi, kendisinin şirket dışı kişisel menfaatiyle veya alt ve üst soyundan birinin, eşinin ya da üçüncü derece dâhil üçüncü dereceye kadar kan veya kayın hısımlarından birinin kişisel ve şirket dışı menfaatiyle şirket menfaatinin çatıştığı konulara ilişkin müzakerelere katılamaz. Üyenin müzakereye katılmamasını dürüstlük kuralı gerektiriyorsa yasak bu durumlarda da uygulanır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 393Kaynağı aç
MADDE 393- (1) Yönetim kurulu üyesi, kendisinin şirket dışı kişisel menfaatiyle veya alt ve üst soyundan birinin ya da eşinin yahut üçüncü derece dâhil üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımlarından birinin, kişisel ve şirket dışı menfaatiyle şirketin menfaatinin çatıştığı konulara ilişkin müzakerelere katılamaz. Bu yasak, yönetim kurulu üyesinin müzakereye katılmamasının dürüstlük kuralının gereği olan durumlarda da uygulanır. Tereddüt uyandıran hâllerde, kararı yönetim kurulu verir. Bu oylamaya da ilgili üye katılamaz. Menfaat uyuşmazlığı yönetim kurulu tarafından bilinmiyor olsa bile, ilgili üye bunu açıklamak ve yasağa uymak zorundadır. (2) Bu hükümlere aykırı hareket eden yönetim kurulu üyesi ve menfaat çatışması nesnel olarak varken ve biliniyorken ilgili üyenin toplantıya katılmasına itiraz etmeyen üyeler ve söz konusu üyenin toplantıya katılması yönünde karar alan yönetim kurulu üyeleri bu sebeple şirketin uğradığı zararı tazminle yükümlüdürler. (3) Müzakereye, yasak nedeniyle katılmamanın sebebi ve ilgili işlemler yönetim kurulu kararına yazılır. V- Yönetim kurulu üyelerinin mali hakları

Tereddüt varsa kararı yönetim kurulu verir; ilgili üye bu oylamaya da katılamaz. Çatışma kurulca bilinmese bile üye bunu açıklamak ve yasağa uymak zorundadır. Yasak nedeniyle müzakereye katılmama sebebi ve ilgili işlemler yönetim kurulu kararına yazılır.

Bu hükümlere aykırı hareket eden üye ile, nesnel ve bilinen menfaat çatışmasına rağmen üyenin toplantıya katılmasına itiraz etmeyen üyeler ve katılmasına karar veren üyeler, şirketin bu sebeple uğradığı zararı tazminle yükümlüdür.

Sık sorulan sorular

Yönetim kurulu hangi işlerde karar alabilir?

Kanun veya esas sözleşmeyle genel kurula bırakılanlar dışında, işletme konusunun gerçekleştirilmesi için gerekli her türlü iş ve işlem hakkında karar alabilir. Yetki, kurulun bıraktığı alandaki yönetimi de kapsar.

Müdür atamak her durumda devredilemez mi?

Hayır. Şube müdürleri hariç müdürlerin ve aynı işlevi taşıyan kişilerin atanması ve görevden alınması devredilemez ve vazgeçilemez yetkidir. Şube müdürleri bu bentte ayrı tutulmuştur.

Sermayenin yarısı karşılıksız kalırsa ne yapılır?

Son yıllık bilanço, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar nedeniyle karşılıksız kaldığını gösteriyorsa yönetim kurulu genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.

Üçte ikilik kayıp şirketi hemen sona erdirir mi?

Hayır. Kendiliğinden sona erme, derhâl çağrılan genel kurulun sermayenin üçte biriyle yetinmeye veya sermayeyi tamamlamaya karar vermemesi hâlinde doğar. Tespit son yıllık bilançoya göre yapılır.

Borca batıklıkta iflas istemi her durumda doğar mı?

Aktiflerin alacaklıların alacaklarını karşılamadığı anlaşılırsa kural olarak şirket merkezindeki asliye ticaret mahkemesine bildirim yapılır ve iflas istenir. İflas kararından önce, açığı kapatacak tutardaki alacaklılar alacaklarını son sıraya yazılı olarak alır ve bu beyan mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanırsa istisna uygulanabilir. Aksi hâlde bilirkişi başvurusu iflas bildirimi sayılır.

Üye izinsiz olarak şirketle işlem yapabilir mi?

Genel kurul izni olmadan üye, şirketle kendisi veya başkası adına işlem yapamaz. İşlemin batıl olduğunu şirket ileri sürebilir; karşı taraf bu iddiada bulunamaz.

Pay sahibi olmayan üye şirketten nakit borç alabilir mi?

Hayır. Pay sahibi olmayan üyeler ile üyelerin pay sahibi olmayan ve 393. maddede sayılan yakınları şirkete nakit borçlanamaz. Şirket bu kişiler için kefalet, garanti ve teminat veremez, sorumluluk yüklenemez ve borçlarını devralamaz.

Menfaati çatışan üye oylamaya katılabilir mi?

Katılamaz. Yasak, üyenin ve maddede sayılan yakınlarının şirket dışı kişisel menfaatiyle şirket menfaatinin çatıştığı müzakereleri kapsar. Dürüstlük kuralının gerektirdiği hâllerde de uygulanır; tereddütte kararı kurul verir ve ilgili üye oy kullanamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu