Yoksulluk Nafakasının Şartları ve Kimlerin Alabileceği

by Avukat Erdal Ersoy
Yoksulluk Nafakasının Şartları ve Kimlerin Alabileceği

Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak isteyebildiği nafakadır. Bu olanak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde düzenlenir. Aynı madde, nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmayacağını da belirtir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 175Kaynağı aç
Madde 175- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. 3. Tazminat ve nafakanın ödenme biçimi

Boşanmanın yoksulluğa düşürmesi ve geçim amacı

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi, nafakayı boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf bakımından düzenler. İstem, bu tarafın geçimi içindir ve diğer tarafa yönelir. Madde, nafakanın istenebileceğini söyler; bunu her boşanmada kendiliğinden hüküm kurulacağı biçiminde yazmaz.

Mali güce oran ve süresiz isteme

İstenebilecek nafaka, diğer tarafın mali gücü oranındadır. Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi, geçim için tanınan bu nafakanın süresiz olarak istenebileceğini düzenler. Süresiz isteme de maddede isteyebilme olarak yer alır.

İsteyenin kusuru ile yükümlünün kusuru

Yoksulluk nafakasını isteyebilmek, isteyen tarafın kusurunun daha ağır olmaması koşuluna bağlıdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi bu koşulu, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın istemiyle birlikte düzenler.

Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesindeki bu hüküm, isteyen taraf için aranan kusur koşulunu ortadan kaldırmaz. İsteyen bakımından kusurun daha ağır olmaması maddede ayrıca yer alır.

Ağır kusurun kabul edildiği karar

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2017/5782, K. 2019/1858 sayılı kararında somut olayda davacı-karşı davalı kadın ağır kusurlu kabul edilmiştir. Daire, kadın yararına Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesindeki koşulların gerçekleştiğinden söz edilemeyeceği sonucuna varmıştır. Yoksulluk nafakası isteğinin reddedilmesi gerekirken nafaka takdir edilmesini doğru bulmamıştır. Bu sonuç, o dosyada kabul edilen ağır kusur tespitine bağlıdır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2017/5782, K. 2019/1858Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2017/5782 E.  ,  2019/1858 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi DAVACI-DAVALI : DAVALI-DAVACI : … DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı erkek tarafından kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri, kadının kabul edilen davası ve kadın lehine hükmedilen nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı-karşı davacı erkeğin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-İlk derece mahkemesince; her iki boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, davalı-karşı davacı kadın yararına tedbir ve yoksulluk nafakasına ve tarafların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, davalı-karşı davacı erkek tarafından kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri, kadının kabul edilen davası, kadın lehine hükmedilen nafakalar yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmuş, … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 29.06.2017 tarih 2017/777 esas, 2017/935 karar sayılı kararı ile, davalı-karşı davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu karara karşı davalı-karşı davacı erkek temyiz yoluna başvurmuştur. … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince “Davalı-karşı davacı erkek, kadının açtığı boşanma davasından kısa bir süre sonra 22/01/2016 tarihinde eşine müşterek eve dönmesi için Afyonkaıahisar Aile Mahkemesi aracılığıyla terk ihtarı göndermiştir. Terk İhtarı gönderen taraf; eşinin ihtar tarihinden önce varsa kusurlu eylemlerini affetmiş, en azından hoşgörüyle karşılamış sayılır. Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olaylar taraflara kusur olarak izafe edilemez. Somut olayda taraflar terk ihtarının tebliği tarihinden sonra yeniden bir araya gelmedikleri gibi kadının terk ihtarından sonra gerçekleşen kusurlu bir davranışının varlığı da erkek eş tarafından ispat edilememiştir. Gerçekleşen bu durum karşısında, dosya kapsamı, delil durumu, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesine göre ve evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda eşit kusurlu olan ve boşanmakla yoksulluğa düşeceği anlaşılan kadın yararına tedbir ve yoksulluk nafakasına hükmedilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmaması” şeklinde gerekçe ile davalı-karşı davacının istinaf itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükme karşı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davacı-karşı davalı kadının istinaf kanun yoluna başvurmadığı, İlk derece Mahkemesince yüklenen "Hakaret, aşırı kıskanç tavırlar sergilediği ve eşine eski sevgilim Mevlüt gibi sarılıyorsun" kusurlarını kabul ettiği anlaşılmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesince erkeğin kadına terk ihtarı gönderdiği, kadının kusursuz olduğu yönündeki belirlemesi ve yine tarafların eşit kusurlu olduğu kabul edilerek kendi içinde çelişki oluşturması doğru olmadığı gibi; ilk derece mahkemesince erkeğe yüklenen "Eşi ile yaşamak istemediği, eşiyle birlikte yatmak istemediği, ayrı yattığı, eşini dövdüğü" kusurları duyuma dayalı olup kanıtlanamamıştır. Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı-karşı davalı kadının ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi doğru bulunmamış ve bozmayı gerektirmiştir. 3-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere boşanmaya neden olan olaylarda davacı-karşı davalı kadın ağır kusurlu olup, bu kusurlu davranış aynı zamanda erkeğin kişilik haklarına saldırı teşkil eder niteliktedir. Türk Medeni Kanıınu'nun 174/1-2. maddesi koşulları erkek yararına oluşmuştur. Bu duruma göre davalı- karşı davacı erkek yararına tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusurun ağırlığı ve hakkaniyet kuralları gözetilerek uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı kusur belirlemesine, bağlı olarak erkeğin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. 4-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere, davacı-karşı davalı kadın ağır kusurlu olup yararına TMK'nın 175. madde koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemez. O halde, davacı-karşı davalı kadının yoksulluk nafakası isteğinin reddi gerekirken, yazılı şekilde yoksulluk nafakası takdiri doğru görülmemiştir. 5-Davacı-karşı davalı kadının karardan sonra; temyiz aşamasında, 20.02.2018 havale tarihli dilekçesi ile; lehine hükmolunan tedbir nafakasından feragat ettiği anlaşılmış olup, bu konuda bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeple … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 29.06.2017 tarihli kararının KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi olan Bolvadin Asliye Hukuk Mahkemesinin (Aile Mahkemesi sıfatıyla) 22.02.2017 tarihli 2016/10 esas, 2017/461 karar sayılı kararının yukarıda (2.), (3.), (4.) ve (5.) bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 27.02.2019 (Çrş.)

Daire, bölge adliye mahkemesinin 29.06.2017 tarihli kararını kaldırmıştır. İlk derece mahkemesinin hükmünü kararda gösterilen birden çok sebeple bozmuş, temyize konu diğer bölümleri onamıştır. Karar oybirliğiyle verilmiştir.

Kendi isteğiyle işten ayrılmanın ele alındığı karar

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2018/6836, K. 2019/7645 sayılı kararında davacı kadın, dava dilekçesinde bankada çalıştığını, cevaba cevap dilekçesinde ise bu işi bıraktığını beyan etmiştir. Bankanın ihbarnamesine göre kadın 19.11.2014 tarihinde işten ayrılmıştır. Dinlenen tanıklar, kadının iş akdinin feshedileceğini düşünerek kendisinin istifa ettiğini beyan etmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2018/6836, K. 2019/7645Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2018/6836 E.  ,  2019/7645 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma KARAR DÜZELTME İSTEYEN : Davalı Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; kısmen bozulmasına-kısmen onanmasına dair Dairemizin 18.04.2018 gün ve 2016/15634-2018/5203 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26.09.2014 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir. 1-Mahkemece davacı kadının açtığı boşanma davası sonucunda; davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, davacı kadın lehine nafakaya ve tarafların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, bu karara karşı tarafların temyizi üzerine Dairemizin 18.04.2018 tarih 2016/15634 Esas ve 2018/5203 Karar sayılı ilamı ile davalı erkeğin süresinde davaya cevap vermediği, vakıa ileri sürme ve delil sunma hakkını kaybettiği, bu nedenle davacı kadına kusur yüklenmesinin doğru olmadığı bu durumda davalı erkeğin tam kusurlu olduğu, davacı kadın lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, davalı erkek süresinde karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Dosyanın yeniden yapılan incelemesinde; davalı erkeğe dava dilekçesinin 06.01.2015 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin 16.01.2015 tarihli dilekçesi ile dosyaya hem vekaletnamesini sunduğu hem de cevap süresinin uzatılmasını talep ettiği, mahkemece davalı tarafa cevap dilekçesini sunmak üzere 2 haftalık ek süre verildiği, bunun üzerine davalı vekilinin 30.01.2015 tarihinde süresinde cevap dilekçesini sunduğu anlaşılmaktadır. Buna göre davalı erkek de vakıa ileri sürme ve delil sunma hakkına sahip olduğu gibi mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen olaylara göre tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü ve davacı kadının tazminat taleplerinin reddinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Ne var ki bu husus ilk inceleme sarasında gözden kaçırılarak hükmün bozulmasına karar verildiğinden, davalı erkeğin karar düzeltme isteminin kabulüyle, Dairemizin 18.04.2018 tarih, 2016/15634 esas ve 2018/5203 karar sayılı bozma ilamının kusur belirlemesi ve davacı kadın lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine ilişkin 2. ve 3. bentlerinin kaldırılmasına, mahkeme kararının gösterilen sebeple kusur belirlemesi ve davacı kadının tazminat taleplerinin reddi yönlerinden de onanmasına karar vermek gerekmiştir. 2-Davacı kadın, dava dilekçesinde bankada çalıştığını, cevaba cevap dilekçesinde ise çalışmakta olduğu işi bıraktığını beyan etmiştir. Dosya içindeki davacı kadının çalıştığı bankadan gönderilen ihbarnamede davacı kadının 19.11.2014 tarihinde işten ayrıldığı bildirilmiş, dinlenen tanıklar da davacı kadının iş akdinin feshedileceğini düşünerek kendisinin istifa ettiğini beyan etmişlerdir. İşinden kendi isteği ile ayrılan kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilemez. O halde, davacı kadın yararına yoksulluk nafakası takdiri doğru olmamıştır. Ne var ki, bu husus ilk inceleme sırasında gözden kaçırıldığından davalı erkeğin yoksulluk nafakasına yönelik karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 18.04.2018 tarih, 2016/15634 esas ve 2018/5203 karar sayılı yoksulluk nafakasına yönelik kısmen onama ilamının kaldırılmasına, yukarıda açıklanan sebeple hükmün yoksulluk nafakası yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1. ve 2. bentlerde gösterilen sebeplerle davalı erkeğin karar düzeltme talebinin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440-442. maddeleri gereğince kabulüne, Dairemizin 18.04.2018 tarih, 2016/15634 esas ve 2018/5203 karar sayılı ilamının davacı kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakasına yönelik onama ilamı yönünden kaldırılarak hükmün yukarıda açıklanan sebeple yoksulluk nafakası yönünden de BOZULMASINA, 1. bentte gösterilen sebeple Dairemizin 18.04.2018 tarih, 2016/15634 esas ve 2018/5203 karar sayılı kısmen onama-kısmen bozma ilamının kusur belirlemesi ve davacı kadının reddedilen tazminat talepleri yönünden bozma kararlarının kaldırılmasına, kusur belirlemesi ve davacı kadının reddedilen tazminat talepleri yönünden hükmün ONANMASINA, karar düzeltme harcının istek halinde yatırana geri verilmesine oybirliğiyle karar verildi. 24.06.2019 (Pzt.)

Daire, işinden kendi isteğiyle ayrılan bu kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilemeyeceğini kabul etmiş ve nafaka takdirini doğru bulmamıştır. Davalı erkeğin karar düzeltme istemi, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440 ila 442. maddeleri gereğince kabul edilmiştir. Yoksulluk nafakasına ilişkin önceki onama kaldırılarak hüküm bu yönden bozulmuştur. Gerekçe, bankadaki işinden kendi isteğiyle ayrıldığı kabul edilen bu davacıya ilişkindir.

Yoksulluk nafakasının diğer nafakalardan ayrılması

Çocuk için iştirak nafakası, tedbir nafakası ve yoksulluk nafakası ayrı türler olarak sayılır. Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın kendi geçimi için diğer taraftan isteyebildiği nafakadır. Bu istem 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesindeki çerçeveye bağlıdır.

Yeterli ve düzenli geliri olmayan ev hanımı

Yeterli ve düzenli geliri olmayan ev hanımı da yoksulluk nafakası alabilir. Bu ifade, her ev hanımı lehine nafakaya hükmedileceği anlamına gelmez. Ev hanımı bakımından da boşanma yüzünden yoksulluğa düşme ve kusurun daha ağır olmaması, Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde aranan koşullardır.

Sık sorulan sorular

Yoksulluk nafakası nedir?

Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak isteyebildiği geçim nafakasıdır. Bu olanak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde yer alır.

Yoksulluk nafakasını kimler isteyebilir?

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan taraf isteyebilir. İstem, diğer tarafın mali gücü oranında ve geçim amacıyladır. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.

Nafaka ödeyecek kişinin kusuru aranır mı?

Hayır. Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesine göre nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. İsteyen tarafın kusurunun daha ağır olmaması koşulu maddede ayrıca bulunur.

Ağır kusurlu bulunan eş nafaka isteyebilir mi?

Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi, isteyebilmeyi kusurun daha ağır olmaması koşuluna bağlar. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2017/5782, K. 2019/1858 sayılı kararında somut olayda ağır kusurlu bulunan kadın yararına bu koşulların gerçekleşmediği kabul edilmiş ve nafaka takdiri doğru bulunmamıştır. Sonuç, o dosyadaki kusur tespitine bağlıdır.

İşten kendi isteğiyle ayrılmak nafakayı engeller mi?

Her işten ayrılma, yoksulluk nafakasını engelleyen genel bir kural haline getirilemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2018/6836, K. 2019/7645 sayılı kararında, bankadaki işinden kendi isteğiyle ayrıldığı kabul edilen davacı kadın yönünden nafaka takdiri doğru görülmemiş ve hüküm yoksulluk nafakası yönünden bozulmuştur.

Yoksulluk nafakası süresiz istenebilir mi?

Evet. Koşulları bulunan taraf, Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesine göre geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz nafaka isteyebilir.

Geliri olmayan ev hanımı yoksulluk nafakası alabilir mi?

Yeterli ve düzenli geliri olmayan ev hanımı yoksulluk nafakası alabilir. Bu, her ev hanımı lehine nafakaya hükmedileceği anlamına gelmez.

Yoksulluk nafakası iştirak nafakası mıdır?

Hayır. Çocuk için iştirak nafakası, tedbir nafakası ve yoksulluk nafakası ayrı türlerdir. Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın kendi geçimi için 175. maddeye göre istenen nafakadır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu