Yetkisizlik Kararı Sonrası Yargılama Gideri ve Vekalet Ücreti

by Avukat Erdal Ersoy
Yetkisizlik Kararı Sonrası Yargılama Gideri ve Vekalet Ücreti

Yetkisizlik Kararı Sonrasında Yargılama Giderleri ve Vekâlet Ücreti

Davanın vekille temsil edilerek yürütülmesi durumunda ilgili mevzuat gereğince belirlenen avukatlık vekâlet ücreti, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca yargılama giderlerinin zorunlu unsurları arasında yer alır. Görevsizlik veya yetkisizlik kararının ardından uyuşmazlığın yetkili veya görevli mahkemeye intikal etmesi durumunda, tüm yargılama masraflarına davayı sonuca bağlayan nihai merci tarafından hükmedilir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (E. 2017/3004, K. 2019/217) kararında belirtildiği üzere, yetkisizlik kararı üzerine dosyayı devralan mahkemede davaya devam edilmesi ve davanın kabulle sonuçlanması durumunda, davalı lehine ilk mahkemedeki usulî aşamaya dayanılarak müstakil bir vekâlet ücreti ve gider tayin edilemez. Esasa girmeyen usulî ret kararları haklılık durumunu kesinleştiremeyeceğinden, masraflar nihai karardaki esasa ilişkin kabule göre davalıya yüklenir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 331Kaynağı aç
MADDE 331- (1) Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder. (2) Görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder.[41] (3) Davanın açılmamış sayılmasına karar verilen hâllerde yargılama giderleri davacıya yükletilir. Yargılama giderlerine hükmedilmesi
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 323Kaynağı aç
MADDE 323- (1) Yargılama giderleri şunlardır: a) Başvurma, karar ve ilam harçları.[38] b) Dava nedeniyle yapılan tebliğ ve posta giderleri. c) Dosya ve sair evrak giderleri. ç) Geçici hukuki koruma tedbirleri ve protesto, ihbar, ihtarname ve vekâletname düzenlenmesine ilişkin giderler. d) Keşif giderleri. e) Tanık ile bilirkişiye ödenen ücret ve giderler. f) Resmî dairelerden alınan belgeler için ödenen harç, vergi, ücret ve sair giderler. g) Vekil ile takip edilmeyen davalarda tarafların hazır bulundukları günlere ait gündelik, seyahat ve konaklama giderlerine karşılık hâkimin takdir edeceği miktar; vekili bulunduğu hâlde mahkemece bizzat dinlenmek, isticvap olunmak veya yemin etmek üzere çağrılan taraf için takdir edilecek gündelik, yol ve konaklama giderleri. ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti. h) Yargılama sırasında yapılan diğer giderler. Delil ikamesi için avans
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/3004, K. 2019/217Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2017/3004 E.  ,  2019/217 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi sıfatıyla) Taraflar arasında görülen “yabancı mahkeme ilamının tanınması" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Vakfıkebir Asliye Hukuk Mahkemesince (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) davanın kabulüne dair verilen 19.02.2015 tarih ve 2014/780 E., 2015/118 K. sayılı kararın davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 28.05.2015 tarih ve 2015/8903 E., 2015/11001 K. sayılı kararı ile onanmasına karar verilmiş; davalı vekilinin karar düzeltme talebi sonrasında aynı Dairenin 09.11.2015 tarih ve 2015/20180 E., 2015/20613 K. sayılı kararı ile; "…1-Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre davalı kocanın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan karar düzeltme isteği yersizdir. 2- Davacı tarafından açılan yabancı boşanma ilamının tanınmasına ilişkin davada davalı tarafından yetki itirazında (…m.19) bulunulmuş ve süresi içinde yapılan yetki itirazı uyarınca Espiye Asliye Hukuk (Aile Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesi’nce yetkisizlik kararı verilmiştir. Espiye Asliye Hukuk (Aile Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesi’nin 14.10.2014 tarihli yetkisizlik kararında, yargılama giderleri ve sair hususlar hakkında yetkili mahkemece değerlendirme yapılmasına karar verilmiştir. Davalı tarafın itirazı üzerine mahkemece yetkisizlik kararı verilip, yargılamaya yetkili mahkemede devam edilmiş ve davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri kanununun 331/2. maddesi "görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder" hükmünü taşımaktadır. Bu durumda; davalı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlı Asgari Ücret Tarifesi uyarınca yetkisizlik kararına bağlı olarak vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken sadece davanın kabulü nedeniyle davacı yararına tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Hüküm bu sebeple bozulması gerekirken, onanmış olmakla, davalının bu yöne ilişkin karar düzeltme talebinin kabulüne, Dairemizin onama kararının kaldırılmasına, mahalli mahkeme kararının açıklanan sebeple bozulmasına karar vermek gerekmiştir…" gerekçesiyle oy çokluğu ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, yabancı mahkeme boşanma kararının tanınması istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkili ile davalının Almanya Krefeld Yerel Mahkemesi'nin kararı ile boşandıklarını, bu boşanma kararının 14.02.2014 tarihinde kesinleştiğini, yabancı mahkeme kararının tanınmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin yabancı mahkemede savunma hakkını kullanamadığını, davacının müvekkilini aldattığını, kamu düzenini ilgilendiren durumlarda tanıma ve tenfiz talebinin reddedileceğini, ayrıca davanın yetkili mahkemede açılmadığını belirterek yetkisizlik kararı verilmesini talep etmiştir. Aile Mahkemesi Sıfatıyla Espiye Asliye Hukuk Mahkemesince, davalının yetkisizlik itirazı kabul edilerek dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, mahkemenin yetkisizliğine, yargılama giderleri ve sair hususların yetkili mahkemece ele alınmasına karar verilmiş, davacı vekilinin talebi üzerine kararın kesinleşmesini takiben dosya Vakfıkebir Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir. Mahkemece (Vakfıkebir Asliye Hukuk Mahkemesi); MÖHUK 52., 53., 54. ve devamı maddelerine uygun yabancı mahkeme boşanma kararının tanınmasına, davacı yararına 1500,00TL vekalet ücreti takdirine ve yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davalı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece önce onanmış, davalı vekilinin karar düzeltme talebi sonrasında ise yukarıda başlık kısmında açıklanan gerekçelerle oy çokluğuyla bozulmuştur. Yerel mahkemece, yargılama giderlerinden sorumluluğu düzenleyen 6100 Sayılı HMK'nın 326. maddesi ve esastan sonuçlanmayan davada yargılama giderlerini düzenleyen 331.maddesi gereğince, ara karar mahiyetinde olup nihai bir çözüm olmayan, süresinde ileri sürülen kabul görmüş bir yetki itirazı ile mahkemeyi kendi ikametgahına getirmekle usuli bir kazanım elde eden davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmesini gerektirecek açık bir düzenleme bulunmadığından önceki kararda direnilmiştir. Direnme kararını davalı vekili temyiz etmektedir. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, daha önceden (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) Espiye Asliye Hukuk Mahkemesince verilen yetkisizlik kararı sebebiyle HMK'nın 331/2. madde düzenlemesi gözetildiğinde yetkili mahkemede devam edilen davada, davalı yararına vekalet ücreti takdirine gerek olup olmadığı noktasındadır. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “yargılama giderleri” ve “vekâlet ücreti” hakkındaki yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır: Genel olarak yargılama giderleri, bir davanın açılması, uyuşmazlığın esasını çözmeye yönelik belli bazı işlemlerin yapılması ve sonuçlandırılması için ödenmesi gereken paradır. Yargılama giderlerinin kapsamı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 323. (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 423.) maddesinde açıklanmıştır. Anılan maddede yargılama giderleri: “Celse, karar ve ilam harçları; dava nedeniyle yapılan tebliğ ve posta giderleri; dosya ve sair evrak giderleri; geçici hukuki koruma tedbirleri ve protesto, ihbar, ihtarname ve vekâletname düzenlemesine ilişkin giderler; keşif giderleri; tanık ve bilirkişiye ödenen ücret ve giderler; resmî dairelerden alınan belgeler için ödenen harç, vergi, ücret ve sair giderler; vekil ile takip edilmeyen davalarda tarafların hazır bulundukları günlere ait gündelik, seyahat ve konaklama giderlerine karşılık hakimin takdir edeceği miktar; vekili bulunduğu halde mahkemece bizzat dinlenmek, isticvap edilmek veya yemin etmek üzere çağrılan taraf için takdir edilecek gündelik, yol ve konaklama giderleri; vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti (ğ bendi); yargılama sırasında yapılan diğer giderler” şeklinde sıralanmıştır. 29.05.1957 tarih ve 1957/4 E. 1957/16 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı üzere, yargılama giderleri hakkında karar verilmesi için tarafların dilekçe veya savunmalarında yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmelerine gerek yoktur. Mahkeme, istem olmasa bile yargılama giderlerine, her iki taraf için olmak üzere, kendiliğinden (resen) hükmetmeli ve hangi tarafın yargılama giderlerini ödemekle yükümlü olacağını kararında açıkça göstermelidir. Davada yargılama giderleri davanın taraflarına yükletilebilir. Davanın tarafları dışında üçüncü bir kişiye yargılama giderlerinin yüklenmesi istisnalar dışında söz konusu olmaz. 6100 sayılı HMK'nın “Yargılama giderlerinden sorumluluk” başlıklı 326. maddesinde ise “(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. (2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır. (3) Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir” hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda belirtilen düzenleme uyarınca, yargılama giderleri kural olarak, davada haksız çıkan yani aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir (HUMK m. 417, HMK m. 326). Bu yargılama giderleri hem davayı kazanan tarafça daha önce peşin olarak ödenen hem de dava sonunda ödenmesi gereken harç ve masraflar ile yargılama gideri olan vekâlet ücretidir. Yeri gelmişken belirtilmelidir ki, vekâlet ücreti de bir yargılama gideridir. (HUMK m. 423/6, HMK m. 323/ğ) Davada haklı çıkan taraf kendisini vekil ile temsil ettirmiş ise vekâlet ücreti diğer yargılama giderleri gibi haksız çıkan taraftan alınarak haklı çıkan tarafa verilir. Yargılama harç ve giderlerinin davada haksız çıkmış olan tarafa yükletilmesine ilişkin ana kuralın bazı istisnaları vardır. Davada haklı çıkmış (lehine hüküm verilmiş olan) taraf için, aşağıdaki hâllerden biri söz konusu ise, (davayı kazanmış olmasına rağmen) karar ve ilam harcı dışında kalan yargılama giderlerinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir (HMK m. 327): a-Gereksiz yere davanın uzamasına sebep olmak, b-Gereksiz yere gider yapılmasına sebebiyet vermiş olmak Bu durumda, bazı kötü niyetli ve yanıltıcı davranışların gerçekleşmesi durumunda davayı kazanan tarafın yargılama giderlerinin tümü veya bir bölümünden sorumlu tutulması da mümkündür. Gereksiz yere davanın uzamasına veya gider yapılmasına sebebiyet vermiş olan taraf, lehine karar verilmiş olsa dahi, karar ve ilam harcı dışında kalan yargılama giderlerinin tamamı veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilir (Pekcanıtez, Hakan/ Atalay, Oğuz/ Özekes, Muhammet: Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Ankara 2015, s.605). Bir kişi, davada sıfatı olmadığı hâlde, davacıyı, davalı sıfatı kendine aitmiş gibi yanıltıp, kendisine karşı dava açılmasına sebebiyet verirse, davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddi hâlinde, davalı yararına yargılama giderine hükmedilmez (HMK m.327/2). Ayrıca, davada haksız çıkılmış olup olmadığına bakılmaksızın kanunun yargılama giderlerinin kime ait olacağını belirlediği hâller de vardır (HMK m. 101, m. 253 gibi). Görüldüğü üzere yargılama harç ve giderlerinden sorumluluk ancak davanın bitiminde söz konusu olur. Dolayısıyla kural olarak ancak esasa ilişkin nihai kararlarla birlikte yargılama harç ve giderlerine hükmolunur. Ancak istisnai olarak usule ilişkin nihai kararlarda da dava sona eriyor ise, dosya başka bir mahkemeye gönderilmiyorsa, derdestlik nedeniyle davanın usulden reddi durumunda olduğu gibi, yargılama giderlerine hükmedilmelidir (Pekcanıtez/Atalay/Özekes, s. 606; (Kuru, B./Arslan, R./Yılmaz, E.: Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 24. Bası, Ankara 2013, s:702, 703). Bu genel açıklamalardan sonra uyuşmazlığın temeli olan 6100 sayılı HMK'nın 331. maddesinin 2. fıkrasının değerlendirilmesi gerekmektedir. Sözü edilen fıkra uyarınca; "görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararlarından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder". Söz konusu hüküm, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda (HMUK) yer almayan, 6100 sayılı HMK'nın getirdiği bir yenilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, 1086 Sayılı HMUK'un yürürlükte olduğu dönemde Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun 25.04.1945 tarih ve 1943/21 E., 1945/9 K. sayılı İçtihadı Birleştirme kararı gereğince "yargılama masraflarıyla avukatlık ücretine dair olan istemlerin görevsizlik yahut yetkisizlik kararı veren mahkemece hüküm altına alınmasının gerekli olduğu" belirtildiğinden uygulamada görevsiz veya yetkisiz mahkemece harca, yargılama giderlerine ve vekille temsil edildiği taktirde davalı/davalılar lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin yasal zorunluluk olduğu kabul edilmekteydi. 6100 Sayılı HMK'nın yürürlük tarihinden sonra ise "Esastan Sonuçlanmayan Davada Yargılama Gideri" başlığı altında düzenlenen HMK'nın 331. maddesinin 2. fıkrası ile yargılamanın tekliği esası benimsenmiş ve görevsiz/yetkisiz mahkemece yargılama giderlerine hükmedilmeyeceği kabul edilmiştir. Şöyle ki, görevsizlik ya da yetkisizlik hâlinde verilecek karar "usulden ret" kararıdır (HMK m.115/2). Diğer bir anlatımla görevsizlik ve yetkisizlik kararları ile mahkeme davadan elini çekmiş olsa da söz konusu kararlar davanın esasını çözmeyip, davacı bu kararların kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde görevli veya yetkili mahkemeye başvurarak davaya kaldığı yerden devam olunmasını sağlayabilmektedir (HMK m. 20). Ne var ki HMK'nın 331/2. maddesi ile görevli ve yetkili mahkemede yargılamaya devam edilmesi hâlinde ilk kararı veren mahkemedeki yargılama için ayrıca bir yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmolunması gerektiği sonucu çıkarılmamalıdır. Çünkü usule ilişkin nihai kararla davanın esası hakkında herhangi bir karar verilmediğinden davanın sonunda hangi tarafın haklı, hangi tarafın haksız olduğu tespit edilemez. Ancak "yargılama giderlerinin, kural olarak aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilmesi" gerektiğine ilişkin HMK'nın 326. maddesi ve "yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği; yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümünün hüküm altında gösterileceği; hükümden sonraki yargılama giderlerini hangi tarafın ödeyeceği, miktarı ve dökümü ile bu giderlerin hangi tarafa yükletileceğinin, mahkemece ilamın altına yazılması" gerektiğine ilişkin HMK'nın 332. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde henüz yargılamayı sona erdirmeyen görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararları üzerine yetkili mahkemede davaya devam edildiği hâllerde uyuşmazlığın esası hakkında verilecek nihai kararda haklılık durumuna göre yargılama giderlerinin hüküm altına alınması yerinde olacaktır. İlgili maddenin gerekçesinde de; 1086 sayılı HMUK'da bu konuda açık bir düzenleme bulunmaması sebebiyle yerel mahkemeler ile Yargıtay'ın birbirinden farklı kararlar verdiği ve uygulamada yaşanan bu karışıklığın önlenmesi bakımından maddenin ikinci fıkrasında "görevsizlik, yetkisizlik ve gönderme kararlarından sonra, dosyanın gönderildiği mahkemede dava görülmeye başlanmış ise yargılama giderlerine davayı gören ikinci mahkemece hükmedileceği" hususunun düzenlendiği ifade edilmiştir. Öte yandan, görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ederek davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edeceği de maddede belirtilen diğer bir husustur. Somut olayda da; Aile Mahkemesi Sıfatıyla Espiye Asliye Hukuk Mahkemesince 14.10.2014 tarihinde yetkisizlik kararı verilmiş, HMK'nın 331/2. maddesine uygun olarak "yargılama giderleri ve sair hususların yetkili mahkemece ele alınmasına" karar verilmiştir. Davacının süresinde başvurusu üzerine yetkili mahkemede davaya devam edilmiş ve dava esastan kabul edilmiştir. Davanın kabulü ile davacı lehine vekâlet ücretine ve haksız çıkan taraf olan davalı aleyhine yargılama giderlerine hükmolunmuştur. Yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alındığında yetkili mahkemede devam eden davada, "kabul görmüş bir yetki itirazının varlığı" dikkate alınarak davalı lehine ayrıca bir yargılama giderlerine hükmedilmeyeceğine ilişkin direnme gerekçesi yerindedir. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, görevsizlik ya da yetkisizlik kararı verilmesini sağlayan, diğer bir anlatımla ilk davada haklılığını kanıtlayan taraf lehine yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği, HMK'nın 331/2. maddesi ile ikili bir ayrıma gidildiği, yetkili mahkemede davaya devam edilmesi hâlinde o mahkemede, devam edilmemişse kararı veren mahkemede yargılama giderlerine hükmedileceği, bu sebeple Özel Daire bozma kararının yerinde olduğu görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. O hâlde, usul ve yasaya uygun direnme kararının onanması gerekmiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 28.02.2019 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Dava, yabancı mahkeme boşanma ilâmının tanınmasına ilişkindir. Yerel Mahkemece öncelikle yetkisizlik kararı verilmiş, talep üzerine dosya yetkili mahkemeye gönderilmiştir. Yetkili mahkemece, yetkisizlik kararı nedeniyle davalı yararına vekâlet ücretine hükmedilmemiş, bu husus karar düzeltme isteği üzerine Özel Dairece bozma sebebi yapılmış, Yerel Mahkemece önceki kararında ısrar edilmiştir. Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, yetkisizlik ve görevsizlik kararı verilmesi halinde dosya yetkili veya görevli mahkemeye gönderilmişse yapılan yargılama sonunda yetkisizlik veya görevsizlik kararı nedeniyle davalı yararına vekâlet ücretine hükmedilip edilmeyeceği hususudur. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın 331/2. maddesi bu hususu düzenlemiştir. Maddenin başlığı “Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri”dir. “Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder…” madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere “o mahkeme” nin hükmedeceği yargılama gideri, yetkisiz veya görevsiz mahkemenin hüküm altına almadığı yargılama gideridir. Yetkili veya görevli mahkemenin yaptığı yargılama giderlerinin “aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar…” verileceği aynı yasanın 326/1.maddesinde düzenlenmiştir. Yasa koyucunun beş madde önce düzenlediği bir hususu yeniden düzenlemesi abesle iştigaldir. Yasa koyucu abesle iştigal etmez. 331/2 maddenin gerekçesine baktığımızda, 1086 sayılı HUMK yürürlükte olduğu dönemde yetkisizlik ve görevsizlik kararları üzerine bazı mahkemelerce bu kararların hüküm fıkrasında, bazı mahkemelerce de esasa ilişkin sorunu çözen mahkeme kararında bu yargılama giderlerinin hüküm altına alınması nedeniyle bu çelişkili uygulamanın giderilmesi amacıyla söz konusu düzenlemenin getirildiği anlaşılmaktadır. Diğer yandan, yetkisizlik veya görevsizlik kararı üzerine talep edilmemesi nedeniyle dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmemesi halinde, yargılama giderlerinden olan vekâlet ücreti hüküm altına alınırken, aynı dosyanın bir dilekçeyle ilgili mahkemeye gönderilmesi halinde vekâlet ücretine hükmedilmemesi yargı önünde eşitlik ilkesine de aykırı olacaktır. Ayrıca dava açarken gerekli dikkat ve özeni göstermeyen, yargının iş yükünün artmasına, davalının savunmasının zorlaştırılmasına sebep olunmasının da bir müeyyidesi olmalıdır. Görevsizlik ve yetkisizlik kararı nedeniyle takdir edilecek vekâlet ücreti Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7. maddesinde düzenlenmiş, “Görevsizlik veya yetkisizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine,…tarifede yazılı ücretin yarısına… tamamına hükmolunur…” dedikten sonra “Kanunlar gereği gönderme, yeni mahkemeler kurulması, iş bölümü itirazı nedeniyle verilen tüm gönderme kararları nedeniyle görevsizlik, gönderme veya yetkisizlik kararı verilmesi durumunda avukatlık ücretine hükmedilmez.” demektedir. Yani bu maddede görevsizlik ve yetkisizlik kararı nedeniyle vekâlet ücretine hükmedileceği hüküm altına alınırken istisnaları da sayılmıştır. Eğer HMK 20. maddesi veya 331/2 maddesi gereğince vekâlet ücreti takdiri kabul edilmeseydi açıkça istisnalar içinde bunun da sayılması gerekirdi. Mevcut yasal düzenlemeler yürürlükte kaldığı sürece bu tür kararlarda vekâlet ücretinin hüküm altına alınacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Ne zaman ki yasa değişti, uygulayıcı olan hakim bu değişikliğe uygun olarak hüküm kurmak zorundadır. Sonuç itibariyle, yasa koyucu 331/2. maddeyi koyarken 1086 sayılı yasa döneminde hüküm altına alınan vekâlet ücretini kaldırmamış, ancak hangi mahkemece hüküm altına alınacağını düzenlemiştir. Bu nedenle Özel Dairenin bozma kararının doğru olduğu, yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum.

Dava Şartlarının İncelenmesi ve Gönderme Talebinde İki Haftalık Süre

Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkindir ve yalnızca kanun hükümleri çerçevesinde tayin edilir. Bu doğrultuda mahkemeler, dava şartlarının varlığını uyuşmazlığın her merhalesinde kendiliğinden denetlemekle mükelleftir; taraflar da söz konusu noksanlıkları yargılamanın her evresinde ileri sürebilir. Dava şartı eksikliğinin tamamlanamayacak nitelikte olması durumunda davanın usulden reddine karar verilir; giderilebilir bir eksiklikte ise süre verilerek işlem yapılır. Görevsizlik veya yetkisizlik gerekçesiyle verilen kararlar uyuşmazlığın esasına ilişkin bir çözüm getirmediğinden usulden ret niteliği taşır. Bu tür bir kararın verilmesi hâlinde taraflar, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde başvuruda bulunarak dosyanın görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesini sağlamalıdır. Dosya kendisine gönderilen mahkeme, taraflara kendiliğinden davetiye gönderir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 20Kaynağı aç
MADDE 20- (1) Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, (…)[1] süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde dava açılmamış sayılır ve görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkemece bu konuda resen karar verilir.[2] (2) Dosya kendisine gönderilen mahkeme, kendiliğinden taraflara davetiye gönderir. Yargı yeri belirlenmesini gerektiren sebepler
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 1Kaynağı aç
MADDE 1- (1) Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. Asliye hukuk mahkemelerinin görevi
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 115Kaynağı aç
MADDE 115- (1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. (3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez. İKİNCİ AYIRIM İlk İtirazlar Konusu

Yargılama Giderlerinin Hüküm Altına Alınması ve Paylaştırılması

Yargılama harç ve masrafları ile bu kapsamdaki kanuni vekâlet ücretine hükmedilebilmesi için taraflarca özel bir istem öne sürülmesi zorunlu tutulmamıştır; mahkeme masraf yükümlülüğünü kendiliğinden tespit edip kararında açık bir döküm hâlinde gösterir. Kanunun açıkça ayrık tuttuğu durumlar haricinde yargılama masrafları kural olarak aleyhine nihai hüküm tesis edilen tarafa tahmil olunur. Davada tarafların kısmi başarı elde etmesi hâlinde harcanan meblağlar haklılık derecesine göre paylaştırılır. Ayrıca aleyhine hüküm tesis edilen kişilerin birden çok olması durumunda hâkim, sorumluluğun taraflar arasında paylaştırılmasına ya da borcun müteselsilen tahsiline karar verme takdirine sahiptir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 326Kaynağı aç
MADDE 326- (1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. (2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.[39][40] (3) Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir. Dürüstlük kuralına aykırılık sebebiyle yargılama giderlerinden sorumluluk

Dürüst Davranmama ve Sıfat Yanılgısına Bağlı Sorumluluk Halleri

Usul hukukunun temel prensipleri uyarınca haksız yere davanın gereksiz biçimde sürüncemede kalmasına veya fuzuli harcama yapılmasına sebebiyet veren taraf, yargılamanın neticesinde lehine bir karar elde etse dahi harçlar haricindeki giderlerin bir kısmını veya tamamını ödemeye mahkûm edilebilir. Benzer şekilde, taraf sıfatı bulunmadığı hâlde kendisini davalıymış gibi takdim ederek davacıyı yanıltan ve dava açılmasına yol açan kişi yararına, husumet noksanlığı sebebiyle ret kararı verilse bile yargılama gideri takdir edilemez. Diğer taraftan, eski hâle getirme istemlerinden doğan külfet esasen bu talebi getirene ait olmakla birlikte, karşı tarafın mesnetsiz itirazlarla masrafın yükselmesine neden olması hâlinde ortaya çıkan giderler kısmen ya da tamamen bu itirazı ileri süren tarafa yüklenebilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 327Kaynağı aç
MADDE 327- (1) Gereksiz yere davanın uzamasına veya gider yapılmasına sebebiyet vermiş olan taraf, davada lehine karar verilmiş olsa bile, karar ve ilam harcı dışında kalan yargılama giderlerinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir. (2) Bir kişi davada sıfatı olmadığı hâlde, davacıyı, davalı sıfatı kendisine aitmiş gibi yanıltıp, kendisine karşı dava açılmasına sebebiyet verirse, davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddi hâlinde, davalı yararına yargılama giderlerine hükmedilemez. Fer’î müdahale gideri
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 101Kaynağı aç
MADDE 101- (1) Eski hâle getirme talebi sebebiyle ortaya çıkan giderler, talepte bulunan tarafa yükletilir. Ancak, karşı taraf eski hâle getirme talebine karşı asılsız itirazlar ileri sürerek giderlerin artmasına sebep olmuşsa, hâkim, giderlerin tümünün veya bir kısmının karşı tarafa yükletilmesine karar verebilir. ÜÇÜNCÜ AYIRIM Adli Tatil Adli tatil süresi

Yetkili Mahkemede Davaya Devam Edilmemesi ve Konusuz Kalma

Yetkisizlik veya görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra süresi dahilinde yetkili mahkemeye başvurulmayarak davanın takip edilmemesi hâlinde, ilk kararı tesis eden mahkeme talep üzerine evrak üzerinden durumu tespit eder ve yargılama giderlerini davacıya yükler. Davanın kanunen açılmamış sayılmasına hükmedilen ihtimallerde de masraflar benzer şekilde davacı üzerinde bırakılır. Buna karşılık, yargılama sürecinde ortaya çıkan gelişmeler sebebiyle davanın esassız kalması ve konusuz kalma nedeniyle hüküm kurulmasına lüzum kalmaması hâlinde ise hâkim, davanın ilk ikame tarihindeki tarafların haklılık durumunu esas alarak giderleri belirler.

Yetkisizlik kararı sonrası yetkili mahkemede dava kabul edilirse ilk mahkemedeki yetkisizlik nedeniyle davalıya vekalet ücreti verilir mi?

Yetkisizlik kararının ardından yetkili mahkemede davanın kabulüne karar verilmesi durumunda, ilk mahkemedeki yetkisizlik safhası için davalı lehine ayrıca yargılama gideri veya vekâlet ücreti hüküm altına alınamaz.

Yetkisizlik kararından sonra süresi içinde yetkili mahkemeye başvurulmazsa masraflar kime yüklenir?

Yetkisizlik kararının kesinleşmesinden sonra süresinde yetkili mahkemeye başvurularak davaya devam edilmezse, ilk mahkemece evrak üzerinden durum belirlenerek yargılama giderlerinin tamamı davacıya yükletilir.

Yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi için açık talep gerekir mi?

Yargılama giderleri ve kanuni vekâlet ücretine hükmedilmesi için tarafların açık dilekçe talebi şart olmayıp, mahkemece resen karar altına alınması ve dökümün kararda gösterilmesi zorunludur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu