Yeni TTK Kapsamında Esas Sözleşme Değişiklikleri

by Avukat Erdal Ersoy
Yeni TTK Kapsamında Esas Sözleşme Değişiklikleri

Esas Sözleşme Değişikliklerinde Genel Çerçeve ve Bakanlık İzni

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu sisteminde anonim şirket esas sözleşmesinin değiştirilmesi genel kurulun yetki alanındadır. Şirketlerin kuruluşu ve esas sözleşme değişikliklerinde idari makamlardan izin alma zorunluluğu kural olmaktan çıkarılmış ve istisnai niteliğe kavuşturulmuştur. 6102 sayılı Kanun'un 333. maddesi gereğince, sadece Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak tebliğle faaliyet alanları belirlenip ilan edilecek anonim şirketlerin kuruluşu ile esas sözleşme değişiklikleri Bakanlık iznine tabidir. İlgili denetim yalnızca kanunun emredici hükümlerine aykırılık bulunup bulunmadığı yönünden yapılabilir. Bu şirketler haricinde, hukuki statüsü veya işletme konusu ne olursa olsun hiçbir anonim şirketin kuruluşu veya esas sözleşme değişikliği herhangi bir makamın ön iznine bağlanamaz.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 333Kaynağı aç
MADDE 333- (1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca yayımlanacak tebliğle, faaliyet alanları belirlenip, ilan edilecek anonim şirketler Gümrük ve Ticaret Bakanlığının izni ile kurulur. Bu şirketlerin esas sözleşme değişiklikleri de aynı Bakanlığın iznine bağlıdır. Bakanlık incelemesi sadece kanunun emredici hükümlerine aykırılık bulunup bulunmadığı yönünden yapılabilir. Bunun dışında hukuki konumu, niteliği ve işletme konusu ne olursa olsun anonim şirketin kuruluşu ve esas sözleşme değişiklikleri herhangi bir makamın iznine bağlanamaz. 2. Kamu tüzel kişilerinin yönetim kurulunda temsili

Genel kurul tarafından alınan esas sözleşme değişikliği kararlarının hukuki geçerliliği belirli güvencelere tabi kılınmıştır. Kanuna, esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kuralına aykırı genel kurul kararları Türk Ticaret Kanunu'nun 445. maddesi uyarınca iptal yaptırımına tabidir. Türk Ticaret Kanunu'nun 446. maddesi uyarınca bu davayı açabilmek için kural olarak karara olumsuz oy verip muhalefet şerhini toplantı tutanağına işletmek zorunludur. Bunun yanında Türk Ticaret Kanunu'nun 447. maddesi gereğince; pay sahiplerinin genel kurula katılma, asgari oy ve vazgeçilemez dava haklarını kısıtlayan ya da kaldıran, bilgi alma, inceleme ve denetleme yetkilerini kanunun çizdiği sınırların ötesinde daraltan ve şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerini zedeleyen kararlar batıldır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/2074, K. 2021/3208Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2020/2074 E.  ,  2021/3208 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Hendek 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 20/03/2019 tarih ve 2017/181 E. – 2019/99 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nce verilen 11.03.2020 tarih ve 2020/517 E. – 2020/421 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, şirket genel kurul toplantılarının toplantı faaliyet dönemi sonundan itibaren (3) ay içerisinde yapılması gerektiğini, şirket bilanço verilerine göre 2014 yılı Ocak ile Aralık sonu dönem net zararının 9.178.741,59 TL olduğunu, şirketin sermaye ve yedek akçe toplamının yarısının zarar nedeniyle karşılıksız kaldığını, 2011-2013 yıllı bilançolarına da zararın yansıdığını, küçük ortakların tasfiyesi amacıyla zararın sürekli şirket sermayesi arttırılarak kapatılmaya çalışıldığını ileri sürerek yasal süre içerisinde yapılmayan 2013 yılı Olağan Genel Kurulunun iptaline, aksi halde 21/08/2015 tarihinde gerçekleşen 2014 yılı Olağan Genel Kurul gündeminin 2,3,5 ve 7 nolu kararlarının iptaline, TTK.'nın 439-(1) maddesi gereğince şirkete özel denetçi atanmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, kararda muhalefet şerhi bulunmadığını, semaye arttırımın şirketin finansal durumunun kanunun aradığı yeterliliğe ulaştırılması amacıyla yapıldığını, özel denetçi atanması talebinin genel kurul kararı iptali davası ile birlikte ileri sürülemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıların iptale konu kararlara karşı muhalefetlerini usule uygun şekilde zapta geçirmedikleri, alınan kararların kanun ve sözleşmeye uygun olduğu, şirket esas sözleşmesinin ihlal edilip şirket ve pay sahiplerinin zarara uğratıldığına yönelik inandırıcı, somut deliller ortaya konulamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili istinaf etmiştir. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin her yıl arttırmış olduğu sermaye miktarı kadar zarar ettiği, 2011 ile 2014 yılları arasındaki sermaye artışları sonucunda davacı …’in 2011 yılında % 23,5 olan şirketteki payının 2014 yılında %0,82'ye, davacı …'nın 2011 yılında %1 olan şirket payının 2014 yılında %0,004'e düştüğü, sermaye arttırımının bilanço zararlarının kapatılması için yapıldığı var sayılır ise TTK.'nın 421/2-a maddesinde düzenlenen nisap sağlanamadığı, aksinin kabulü halinde ise sermaye artırıma neden gerek duyulduğunun açıklanmadığı ve davacıların şirketteki paylarının düşürülmesi nedeni ile TMK.'nun 2. maddesi gereğince batıl sayılması gerektiği, genel kurul kararının butlanının tespitinin talep edilmesi için kararda muhalefet şerhi konulmasına gerek olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile, davalı şirketin 21/08/2015 tarihinde yapılan 2014 yılı olağan genel kurulunda alınan "sermaye artırımına" ilişkin gündemin 5. maddesinin 3. kararının butlanla malul olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Esas sözleşme değişikliklerinde toplantı ve karar nisaplarının düzenlendiği 6100 sayılı TTK'nın 421/1. bendinde; “Kanuna veya esas sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı takdirde, esas sözleşmeyi değiştiren kararlar, şirket sermayesinin en az yarısının temsil edileceği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunan oyların çoğunluğuyla alınır….”, aynı madde 2. bendinde ise “Aşağıdaki esas sözleşme değişikliği kararları, sermayenin tümünü oluşturan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin oybirliği ile alınır. a) Bilanço zararlarının kapatılması yükümlülük ve ikincil yükümlülük koyan kararlar…” düzenlemesi mevcuttur. Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kısmen kabulü ile 2014 yılı Olağan Genel Kurulu’nda "sermaye artırımına" ilişkin kararın butlan olduğunun tespitine karar verilmişse de, davaya konu genel kurulun yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 421/2-a maddesinde yer alan nisap sermaye arttırımı kararları bakımından aranan nisap olmayıp, bilanço zararlarının kapatılması için ek ödeme ve benzeri yükümlülük getiren kararlar bakımından öngörülmüştür. Her ne kadar gerekli nisap sağlanamaması halinde karar “yok hükmünde” olacak ise de sermaye arttırımına ilişkin karar bakımından aranacak nisap aynı Yasa'nın TTK 421/1 maddesinde gösterilmiş olup, bu nisap da somut olayda mevcuttur. Ayrıca, Bölge Adliye Mahkemesince sermaye arttırımına neden gerek duyulduğunun açıklanmaması ve davacılar paylarının düşürülmesi nedeniyle TMK 2. madde gereğince de kararın batıl sayılması gerektiği sonucuna varılmışsa da kanuna, esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kuralına aykırılık halleri TTK'nın 445. maddesinde “iptal” sebebi olarak gösterilmiş olup, devam eden TTK 446. maddesi gereğince de anılan karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten kişiler tarafından iptal davası açılabilecektir. Buna karşın somut olayda, anılan karar aleyhinde davacılar tarafından olumsuz oy verilmişse de oylama sonrasında tutanağa geçirilen muhalefetleri bulunmadığı gibi, 6102 sayılı TTK 447. maddesinde genel kurul kararlarının butlan halleri düzenlenmiş olup, sayılan butlan hallerinin hiç birinin somut olayda bulunmadığı da açıktır. Anılan düzenlemeler karşında davaya konu 2014 yılı Olağan Genel Kurulu’nda sermaye artırımına ilişkin kararın, yazılı şekilde butlanına karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 01.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 447Kaynağı aç
MADDE 447- (1) Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır. I) Çeşitli hükümler I – İlan, teminat ve kanun yolu

Anonim Şirketlerde Genel ve Ağırlaştırılmış Karar Yeter Sayıları

6102 sayılı Kanun'un 421. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kanunda ya da şirket esas sözleşmesinde daha ağır bir nisap öngörülmedikçe, esas sözleşme değişiklikleri şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda hazır bulunan oyların çoğunluğuyla gerçekleştirilir. Yapılan ilk toplantıda anılan temsil yeter sayısı sağlanamazsa, en geç bir ay içinde gerçekleştirilecek ikinci toplantıda şirket sermayesinin en az üçte birinin temsil edilmesi yeterlidir. Kanun, bu fıkrada düzenlenen nisapları aşağı çeken ya da nispi çoğunluğu geçerli sayan esas sözleşme kurallarını geçersiz kılmıştır. Esas sözleşme değişikliği niteliği taşımayan ve özel bir nisap öngörülmemiş olağan genel kurul kararlarında ise toplantı ve karar yeter sayısı Türk Ticaret Kanunu'nun 418. maddesine tabidir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 421Kaynağı aç
MADDE 421- (1) Kanunda veya esas sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı takdirde, esas sözleşmeyi değiştiren kararlar, şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunan oyların çoğunluğu ile alınır. İlk toplantıda öngörülen toplantı nisabı elde edilemediği takdirde, en geç bir ay içinde ikinci bir toplantı yapılabilir. İkinci toplantı için toplantı nisabı, şirket sermayesinin en az üçte birinin toplantıda temsil edilmesidir. Bu fıkrada öngörülen nisapları düşüren veya nispî çoğunluğu öngören esas sözleşme hükümleri geçersizdir. (2) Aşağıdaki esas sözleşme değişikliği kararları, sermayenin tümünü oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin oybirliğiyle alınır: a) Bilanço zararlarının kapatılması için yükümlülük ve ikincil yükümlülük koyan kararlar. b) Şirketin merkezinin yurt dışına taşınmasına ilişkin kararlar. (3) Aşağıdaki esas sözleşme değişikliği kararları, sermayenin en az yüzde yetmişbeşini oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oylarıyla alınır: a) Şirketin işletme konusunun tamamen değiştirilmesi. b) İmtiyazlı pay oluşturulması. c) Nama yazılı payların devrinin sınırlandırılması. (4) İkinci ve üçüncü fıkralarda öngörülen nisaplara ilk toplantıda ulaşılamadığı takdirde izleyen toplantılarda da aynı nisap aranır. (5) Pay senetleri menkul kıymet borsalarında işlem gören şirketlerde, aşağıdaki konularda karar alınabilmesi için, yapılacak genel kurul toplantılarında, esas sözleşmelerinde aksine hüküm yoksa, 418 inci maddedeki toplantı nisabı uygulanır: a) Sermayenin artırılması ve kayıtlı sermaye tavanının yükseltilmesine ilişkin esas sözleşme değişiklikleri. b) Birleşmeye, bölünmeye ve tür değiştirmeye ilişkin kararlar. (6) İşletme konusunun tamamen değiştirilmesi veya imtiyazlı pay oluşturulmasına ilişkin genel kurul kararına olumsuz oy vermiş nama yazılı pay sahipleri, bu kararın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanmasından itibaren altı ay boyunca payların devredilebilirliği hakkındaki kısıtlamalarla bağlı değildirler. VI – Tutanak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/1419, K. 2020/164Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2019/1419 E.  ,  2020/164 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28/12/2017 tarih ve 2016/837 E- 2017/1162 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 13/12/2018 tarih ve 2018/737 E- 2018/1512 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili; davalı şirketin ortaklarının her biri %20 paya sahip …, …, … ile müvekkilleri… ve … olduğunu, müvekkili …'un davalı şirketin kuruluşundan bu yana müdürlük görevini yürüttüğünü, sürenin bitmesi sebebiyle 20/09/2016 tarihinde genel kurul toplantısı gerçekleştirildiğini, müvekkilleri ile diğer kardeşleri arasındaki husumetin toplantıya yansıdığını, dava konusu genel kurul toplantısına müvekkilleri ile …'ın asaleten katıldığını, … ve …'u vekaleten …’ın temsil ettiğini, genel kurulun sadece ortaklar arasında yapılması gerekirken başkalarını da toplantıda hazır bulunduran …’ın müvekkilleri üzerinde baskı kurmaya çalıştığını, gündemi kendi bildiği gibi ve daha önceden tasarladığı şekilde uyguladığını, dilediği hususları tutanağa geçirdiğini, imza yetkisi olmamasına rağmen tutanak ve eklerini imzaladığını, divan başkanının oybirliği ile seçilmediğini, bu hususta müvekkillerinin imzasının bulunmadığını, imza yetkisi olmamasına rağmen tutanak ve eklerini katiple birlikte imzaladığını, müvekkillerinin belirttikleri muhalefet şerhlerini yazılı olarak almadığını, kendi usulüne göre zapta geçirdiğini, …'ın ve …'ın müşterek müdür olarak seçildiğini ve gündemde bulunmamasına rağmen …'a aylık 10.000,00 TL maaş bağlanmasın ilişkin (5) nolu kararın dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, şirketin mali durumu ile bağdaşmadığını ve bu nedenle iptalinin gerektiğini, ayrıca genel kurul toplantı tutanağının 4 numaralı ekinde, “Şirketin aktifinde kayıtlı taşınmazların şirket leh ve aleyhinde tasarruf halinde ortakların tamamının muvafakatının alınmasına oybirliği ile karar verilmiştir” şeklinde karar alındığını, bu kararın oybirliği ile alınmış olmasına ve divan başkanı tarafından imzalanmış olmasına rağmen toplantı tutanağına bu hususun ayrıca yazılmadığını ileri sürerek 20/09/2016 tarihli genel kurul kararlarının yokluğunun tespitine, aksi takdirde genel kurul tutanağının (5) nolu maddesinde belirtilen … ve …'ın müdür seçilmesi ve …'a 10.000,00 TL ücret ödenmesi ile ilgili kararın dürüstlük kuralına aykırı olması, şirket mali tabloları ile uyuşmaması, şirket menfaatine olmaması, gündeme bağlılık ilkesine aykırı olması sebepleriyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava konusu genel kurul toplantısı ve alınan kararların usul ve yasaya uygun olduğunu, divan başkanının oybirliği ile seçildiğini, gündeme bağlılık ilkesi doğrultusunda genel kurulu idare ettiğini, gündemde şirkete müdür atamasının yapılması hususu belirtilmiş olmakla atanacak olan müdürün aynı başlık altında alacağı ücret hususunun da görüşülmesinin usule aykırı olmadığını, davacıların muhalefet şerhlerinin yazıldığını, tek taraflı tutanak düzenlendiği iddiasının doğru olmadığını, taşınmaz ile ilgili kararın toplantı tutanağında yer almamış olsa da bir genel kurul kararı olarak değil centilmenlik anlaşmasına istinaden alınmış bir karar olduğunu, bu hususun toplantı tutanağına eklenmesinde hukuki yarar bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; toplantı başkanlığına …'ın oybirliği ile seçildiği, davacıların gündemin 5. maddesine muhalif kaldıkları ve muhalefet şerhlerini ayrı bir tutanak ile divan başkanlığına verdikleri, davalı şirket genel kurulunda alınan karaların TTK'da emredici ağırlaştırılmış nisap öngören kararlardan olmayıp, bu hususta şirket esas sözleşmesinde de özel bir nisap öngörülmediği, toplantıda alınan kararlar esas sözleşme değişikliği gerektirmediğinden toplantı karar nisabının TTK'nın 418. maddesine istinaden belirleneceği, davacıların şirketteki pay oranının %20 olduğu dikkate alındığında bütün pay sahiplerinin veya temsilcilerinin hazır olduğu toplantıda toplantı ve karar yeter sayılarına aykırılık dolayısıyla iptal koşullarının oluşmadığı gibi toplantı tutanağının sadece divan başkanı tarafından imzalanması yeterli olduğu, davacıların …'ın divan başkanlığına seçilirken oylama yapılmadığına ilişkin iddialarını ispat edemedikleri ve buna göre butlan koşullarının oluşmadığı, davalı şirket genel kurulunun iptali talep edilen 5 nolu gündem maddesinin müdür seçimine ilişkin olduğu, yapılan seçim kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılık içermediğinden iptal koşullarının bu madde bakımından oluşmadığı, 5 nolu gündem maddesi müdür seçimi yanında müdür …'a aylık 10.000,00 TL ücret ödenmesine ilişkin olup daha önceki genel kurul toplantılarında şirket müdürü için herhangi bir ücret belirlenmediği, 20/09/2016 tarih Ortaklar Kurulu Toplantısında ortak olmayan şirket müdürü için tayin edilen ücretin şirketin mali durumu dikkate alındığında münasip olmadığı, kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılık içerdiğinden iptal koşullarının oluştuğu, limited şirket genel kurul toplantısının nasıl yapılacağı, gündemin nasıl belirlenip toplantının nasıl icra edileceği kanunda açık olup gündemde yer almadığı için görüşülmeyen veya gündeme madde olarak eklenip görüşülüp oylanmayan ve genel kurul tutanağında yer almayan bir hususun sonradan genel kurul tutanağına eklenmesinin mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 20/09/2016 tarihinde yapılan 2015 yılına ait Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan kararların butlanına ilişkin davada butlan nedenlerinin bulunmadığına, gündemin 5 numaralı maddesi ile alınan ve müdür seçilen …'a 10.000,00 TL aylık net ücret ödenmesine ilişkin kararın iptaline, gündemin 5 numaralı maddesi ile alınan ve dava dışı Onur Demritaş ile Dudu Demritaş 'ın müdür seçilmelerine ilişkin karara yönelik talebin reddine, toplantı tutanağının 4 numaralı ekinde yer alan ve divan başkanı tarafından da imzalanan kararın toplantı tutanağına eklenmesine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi'nce; yokluk ve butlan koşullarının somut olayda oluşmadığı, dava konusu genel kurulunun 5 numaralı gündem maddesinde karara bağlanan müdür seçimi yönünden esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılık içermediğinden iptal koşulları bu madde bakımından oluşmamış ise de aynı maddede yer alan müdür … için tayin edilen 10.000,00 TL ücretin, şirketin mali yapısı ve durumu gözönünde tutulduğunda münasip olmadığı, kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılık içerdiğinden iptaline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davalı şirkete ait taşınmaz malların, şirketin leh ve aleyhinde tasarrufta bulunulabilmesi için oybirliği şartı aranmasına ilişkin kararın genel kurul toplantı tutanağına eklenmesini talep edilmiş ise de gündemde yer almadığı için görüşülmeyen veya gündeme madde olarak eklenerek görüşülüp oylanmayan ve genel kurul tutanağında yer almayan bir hususun sonradan genel kurul tutanağına eklenmesinin mümkün bulunmadığı, ilk derece mahkemesi kararı ve gerekçesi yerinde olduğu gerekçesiyle HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, 20.09.2016 tarihli genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece dava konusu davalı şirket genel kurul toplantısında 5 numaralı gündem maddesiyle alınan müdür ücretinin aylık 10.000,00 TL olarak belirlenmesine ilişkin bölümünün, müdür için öngörülen ücretin makul miktarda olmadığı, bunun da kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı bulunduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Dava konusu genel kurul ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 394. maddesinde, yönetim kurulu üyelerine tutarı esas sözleşme veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebileceği hükmü düzenlenmiştir. Huzur hakkı her toplantı için ayrı ayrı belirlenebileceği gibi aylık olarak belirli bir ücret biçiminde de tespit edilebilir. Ücretin miktarı ise şirketin mali yapısı, şirketin bu yöndeki uygulaması, yönetim kurulunun bu iş için harcadığı emek ve mesai ile orantılı olmalıdır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda “ortaklar kurulunda müdür için tayin edilen ücretin şirketin 2015 yılını 5.653,16 TL zararla kapattığı gözönünde tutulduğunda 2016 yılındaki zararını daha da artırıcı nitelikte bulunduğu ve fahiş olduğu” görüşüne varılmış ise de bu görüş şirketin defter ve kayıtları ile mali yapısı incelenmeden bildirilmiştir. Yönetim kurulu üyeleri için belirlenen ücretlerin fahiş olup olmadığı değerlendirilirken genel kurulun yapıldığı dönemde şirketin ortaklık yapısı, finansal durumu, şirketin geçmiş uygulamaları, ortaklık yapısı ve mali durum açısından davacı şirketle aynı-benzer durumda bulunan şirketlerin yöneticilerinin aldığı emsal ücretler göz önünde bulundurulup karşılaştırılmak suretiyle yönetim kurulunun harcadığı emek ve mesai ile orantılı, pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki kârdan pay alma haklarını da ihlal etmeyecek şekilde tespiti gerekmektedir. Bu itibarla mahkemece, davalı şirketin defter ve kayıtları celp edilip açıklanan şekilde araştırma ve değerlendirme yapılıp sonucuna göre karar verilmek gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 08/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Ortaklık yapısını veya pay sahipliği haklarını esaslı biçimde etkileyen kararlar için daha ağır nisaplar öngörülmüştür. 6102 sayılı Kanun'un 421. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; şirketin işletme konusunun bütünüyle değiştirilmesi, imtiyazlı pay ihdası ve nama yazılı payların devrinin sınırlandırılmasına dair esas sözleşme değişiklikleri, sermayenin en az yüzde yetmiş beşini oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oyu ile kabul edilir. Türk Ticaret Kanunu'nun 421. maddesinin dördüncü fıkrası doğrultusunda, bu nitelikli orana ilk toplantıda ulaşılamaması halinde izleyen toplantılarda da aynı yüzde yetmiş beşlik yeter sayı aranmaya devam edilir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/2727 Esas ve 2015/8016 Karar sayılı kararında, nama yazılı payların devrinin kısıtlanmasına ilişkin kararın kanunda buyrulan yüzde yetmiş beşlik nisaba uyulmadan alınması butlan sebebi sayılmıştır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/2727, K. 2015/8016Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2015/2727 E.  ,  2015/8016 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/06/2014 NUMARASI : 2013/257-2014/142 Taraflar arasında görülen davada İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.06.2014 tarih ve 2013/257-2014/142 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin azınlık hissedarı olduklarını,şirketin 24.06.2013 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında yeni TTK ile uyumlu hale getirmek amacıyla ana sözleşmede çeşitli değişiklikler yapıldığını ve yeni yönetim kurulu üyelerinin seçildiğini, yapılan değişikliklerin görüşülmesi sırasında hukuka aykırı düzenlemeler olduğu gerekçesiyle müvekkilleri tarafından olumsuz oy kullanıldığı ve muhalefet şerhi konulduğu halde genel kurulun 2 no'lu kararı ile ana sözleşmenin TTK'ya aykırı olarak düzenlenmesine karar verildiği, şirket ana sözleşmesinin tadil edilmiş 7. maddesinin TTK'nın sözleşmesel bağlam kurallarını düzenleyen ilgili hükümlerine açıkça aykırılık teşkil ettiğini zira, TTK'nın 493. maddesine göre şirketin nama yazılı payların devrini ancak esas sözleşmede öngörülmüş olan önemli bir sebep ileri sürerek reddedebileceğini, bu nedenle hisse devirlerini afaki olarak sonsuza dek engelleyen, yönetim kuruluna hiçbir gerekçe göstermeksizin payların devrine muvafakat etmeme yetkisi veren ana sözleşmenin 7. maddesinin TTK'ya açıkça aykırı olduğunu ileri sürerek, 24.06.2013 tarihli genel kurul toplantısının 2 no'lu kararı ile tadil edilen şirket ana sözleşmesinin 7 no'lu maddesinin iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, iptali istenilen maddenin ana sözleşmenin eski halinde de mevcut olduğunu, 6762 sayılı TTK'nın 418/2 maddesinin buna cevaz verdiğini, şirketin ana sözleşmesinin yeni TTK hükümlerine uygun hale getirilmesi için 01.07.2014 tarihine kadar sürelerinin olduğunu, müvekkili şirketin çıkardığı nama yazılı bir payın da bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu edilen ana sözleşme değişikliğine ilişkin kararın nama yazılı olan şirket paylarnın devrine ilişkin olduğu, yapılan değişiklikle devrin yönetim kurulunun yazılı muvafakatine bağlı olduğu ve yönetim kurulunun hiçbir gerekçe göstermeden devre muvafakat etmeme yetkisine haiz olduğunun düzenlendiğini, ancak bu düzenlemenin 6102 Sayılı TTK'nın 493. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, 24.06.2013 tarihli genel kurul kararının 2 no'lu maddesi uyarınca tadil edilen şirket ana sözleşmesinin 7 no'lu maddesinin iptaline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, nama yazılı payların devrinin sınırlandırılmasına yönelik ana sözleşme değişikliğine dair genel kararının iptali istemine ilişkindir. 6102 Sayılı TTK'nın 421/3-c maddesine göre, nama yazılı payların devrinin sınırlandırılmasına dair ana sözleşme değişikliği kararlarının, sermayenin %75'ini oluşturan payların sahiplerinin olumlu oyuyla alınabileceği düzenlenmiştir. Somut olayda ise dava konusu karar anılan maddede belirtilen nisap sağlanmadan alınmış ve dava konusu genel kurul kararı bu sebeple batıl olup, davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar yukarıda gerekçe itibariyle sonucu bakımından doğru bulunduğundan davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle kararın açıklanan değişik gerekçeyle onanması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, yukarıda açıklanan değişik gerekçeyle hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 10.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Türk Ticaret Kanunu'nun 421. maddesinin ikinci fıkrası, bazı yapısal kararlarda sermayenin tümünü temsil eden pay sahiplerinin oybirliğini emretmektedir. Buna göre bilanço zararlarının kapatılması için yükümlülük ve ikincil yükümlülük koyan kararlar ile şirket merkezinin yurt dışına taşınmasına ilişkin esas sözleşme değişiklikleri oybirliği ile alınmak zorundadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/2074 Esas ve 2021/3208 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, maddedeki oybirliği şartı sermaye artırımı kararlarını kapsamaz; bilanço açıklarının kapatılması maksadıyla pay sahiplerine ek finansal külfet yükleyen düzenlemelere özgüdür. Sermaye artırımları genel karar nisaplarına göre sonuçlandırılır.

Menkul kıymet borsalarında işlem gören halka açık şirketler için Türk Ticaret Kanunu'nun 421. maddesinin beşinci fıkrası ile özel bir rejim getirilmiştir. Esas sözleşmede farklı bir hüküm yoksa, borsa şirketlerinde sermayenin artırılması, kayıtlı sermaye tavanının yükseltilmesi, birleşme, bölünme ve tür değiştirme konularında Türk Ticaret Kanunu'nun 418. maddesindeki toplantı nisabı tatbik edilir. Bununla birlikte, işletme konusunun tamamen değiştirilmesine veya imtiyazlı pay ihracına aleyhte oy kullanmış nama yazılı pay sahipleri, Türk Ticaret Kanunu'nun 421. maddesinin altıncı fıkrası gereğince kararın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanmasından başlayarak altı ay müddetle devir kısıtlamalarına tabi tutulamaz.

Esas sözleşmenin değiştirilmesi veya sermayenin artırılması yönündeki kararlar imtiyazlı pay sahiplerinin haklarını ihlal edecek nitelik barındırıyorsa, Türk Ticaret Kanunu'nun 454. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu pay sahiplerinin toplanarak yapacakları özel kurulda karar onanmadıkça hayata geçirilemez. Esas sözleşmede sermaye artırımına özgü kılınmış ağırlaştırılmış bir yeter sayı kuralı bulunuyorsa, bu özel düzenleme genel değişiklik nisabına dayanılarak bertaraf edilemez. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/15219 Esas ve 2014/5024 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, şirket sözleşmesindeki ağırlaştırılmış artırım nisabı karşılanmadan yapılan işlemler hukuki geçerlilik kazanmaz ve tescil başvurusu reddedilir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 454Kaynağı aç
MADDE 454- (1) Genel kurulun esas sözleşmenin değiştirilmesine, yönetim kuruluna sermayenin arttırılması konusunda yetki verilmesine dair kararıyla yönetim kurulunun sermayenin arttırılmasına ilişkin kararı imtiyazlı pay sahiplerinin haklarını ihlal edecek nitelikte ise bu karar anılan pay sahiplerinin yapacakları özel bir toplantıda, aşağıdaki hükümler uyarıca, alacakları bir kararla onanmadıkça uygulanamaz. (2) Yönetim kurulu, en geç genel kurul kararının ilan edildiği tarihten itibaren bir ay içinde özel kurulu toplantıya çağırır. Aksi hâlde, her imtiyazlı pay sahibi yönetim kurulunun çağrı süresinin son gününden başlamak üzere, onbeş gün içinde, bu kurulun toplantıya çağrılmasını şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinden isteyebilir. (3) Özel kurul imtiyazlı payları temsil eden sermayenin yüzde altmışının çoğunluğuyla toplanır ve toplantıda temsil edilen payların çoğunluğuyla karar alır. İmtiyazlı pay sahiplerinin haklarının ihlal edildiği sonucuna varılırsa karar gerekçeli bir tutanakla belirtilir. Tutanağın on gün içinde şirket yönetim kuruluna teslimi zorunludur. Tutanakla birlikte, genel kurul kararının onaylanmasına olumsuz oy verenlerin, en az nisabı oluşturan sayıda imzalarını içeren liste ile bu maddenin sekizinci fıkrası hükmü gereği açılabilecek dava için geçerli olmak üzere ortak bir tebligat adresi de yönetim kuruluna verilir. Tutanak, birlikte verilen bilgilerle beraber tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir. Bu hükümdeki şartlara uyulmadığı takdirde özel kurul kararı alınmamış sayılır. (4) Genel kurulda, imtiyazlı payların sahip veya temsilcileri, esas sözleşmenin değiştirilmesine, üçüncü fıkrada öngörülen toplantı ve karar nisabına uygun olarak olumlu oy vermişlerse ayrıca özel toplantı yapılmaz. (5) Çağrıya rağmen, süresi içinde özel kurul toplanamazsa, genel kurul kararı onaylanmış sayılır. (6) Özel kurul toplantısında, 407 nci maddenin üçüncü fıkrası çerçevesinde, Bakanlık temsilcisi de hazır bulunur ve tutanağı imzalar. (7) Yönetim kurulu, özel kurulun onaylamama kararı aleyhine, karar tarihinden itibaren bir ay içinde, genel kurulun söz konusu kararının pay sahiplerinin haklarını ihlal etmediği gerekçesi ile, bu kararın iptali ile genel kurul kararının tescili davasını, şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde açabilir. (8) İptal davası, genel kurul kararının onaylanmasına olumsuz oy kullananlara karşı yöneltilir. III – Tescil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/15219, K. 2014/5024Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2013/15219 E.  ,  2014/5024 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL 44. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/07/2013 NUMARASI : 2013/55-2013/192 Taraflar arasında görülen davada İstanbul 44. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/07/2013 tarih ve 2013/55-2013/192 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davacı şirketin 25/12/2012 tarihinde TTK hükümlerine uygun davet ve Bakanlık Komiserinin katılımı ile gerçekleştirdiği olağanüstü genel kurul toplantı tutanağı ve bu genel kurulda alınan kararların tescil ve ilanı için davalı TC İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne 26/12/2012 tarih ve 405712-Perpa numaralı tescil ve ilan başvurusu yaptığını, söz konusu başvurunun davalı tarafından incelenerek "Tadilin tescil edilebilmesi için nisap yetersiz, en az %72,5 kabul gerekli" şeklinde bir gerekçe ile iade edileceğinin tarafına sözlü olarak bildirildiğini ve eş zamanlı olarak eksikliklerin giderilmesi gerekeceğinin Sicil Müdürlüğü'nün resmi internet sitesinin tescil takip sayfasında ilan edildiğini, bu gelişmeler nedeniyle davalının tescile engel teşkil ettiği şeklinde tespit olunan hususların TTK'daki şirketler hukuku ve BK'daki müktesep hak ve sözleşme serbestisi konulu düzenlemelerin hatalı hukuki değerlendirilmesi sonucu olduğunun izahı amacı ile davacıyı temsilen 04/01/2013 tarih ve 2743 takip nolu ek açıklama konulu dilekçe ile Sicil Müdürlüğüne başvurulduğunu, bu başvurunun davalı Sicil Müdürlüğü'nün 21/02/2013 tarih ve 25708 sayılı kararı ile reddine karar verildiğini, Sicil Müdürlüğü'nün 21/02/2013 tarih ve 25708 sayılı kararının TTK hükümleri ve sözleşme serbestisine dair hukuki düzenlemelere aykırı olduğunu ileri sürerek, ticaret sicil müdürlüğü kararının iptaline, davacının 25/12/2012 tarihli olağanüstü genel kurul kararının tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davalının 6102 sayılı TTK'nın 32. Maddesi ve Ticaret Sicil Yönetmeliği gereğince işlem yaptığını, uygulamada, esas sözleşme hükümlerinin pek çoğunda hakların müktesep hak olup olmadığı ya da değiştirip değiştirilemeyeceğine ilişkin sarih düzenlemelerin bulunmadığını, müktesep hak yarattığının açık bir şekilde ifade edilmeyen esas sözleşme hükümlerinin müktesep hak yaratıp yaratmadığının saptanması ve değişikliklerine ilişkin esasların da bu saptamadan sonra yapılmasının gerektiğini, davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün davaya konu tescil taleplerinin reddedilmesinin BK'nın 19. maddesinden hareketle ve yine anılan sözleşme hükmünün müktesep hak yaratması nedeni ile hukuka uygun olduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'nın 421/1.fıkrasında öngörülen düzenlemeye göre esas sözleşme değişikliğine ilişkin kararlarda ilk toplantıda şirket sermayesinin en az yarısının toplantı nisabı olarak bulunması ve alınan kararın da toplantıda mevcut bulunan oyların çoğunluğu ile alınmasının gerektiği, kanunda veya esas sözleşmede aksine bir hüküm var ise bu yasal oranların eksiltilemeyeceği, TTK'da sermayenin arttırılmasına ilişkin esas sözleşme değişikliklerinde bu maddedeki özel nisap dışında başka bir özel nisap öngörülmediği, şirket ana sözleşmesinin 30.maddesinde karar nisabı gösterilmiş olup şirket ana sözleşmesinde esas sözleşmenin değiştirilmesine ilişkin özel bir nisap öngörülmediği, dolayısı ile şirket ana sözleşmesinde sermaye artırımı yapılmasına ilişkin ana sözleşme maddesinin değiştirilmesine ilişkin ağırlıklı ve özel bir nisap düzenlenmemiş olması dikkate alındığında ana sözleşme değişikliğine ilişkin kabulün TTK'nın 421/1.maddesinde belirtilen nisaba uygun olmasının yeterli olduğu, değiştirilen ana sözleşmenin 10.maddesindeki özel nisabın sadece sermaye artırımı kararı verilmesi için gerekli olan bir nisap şekli olduğu, TTK'nın 421/1.maddesine uygun bir nisapla bu maddenin değiştirilmesinde yasaya ve hukuka aykırı bir yön olmadığı, bu nedenle Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından genel kurul kararının ilanı talebinin reddi kararının yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün red kararının TTK'nın 34. maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, TTK’nın 34. maddesi gereğince ticaret sicil müdürlüğü kararına itiraza ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı şirket esas sözleşmesinin 10. maddesinde, “Sermaye artırımı için şirket sermayesinin %72,5'ini temsil eden şirket hissedarlarının aynı yönde vereceği kararla şirket sermayesi artırılabilir. Şirket sermayesinin %72,5'ini temsil eden hissedarlar karar vermedikçe mevcut sermaye artırılamaz” hükmünün bulunduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar mahkeme karar gerekçesinde, şirket esas sözleşmesinde esas sözleşmenin değiştirilmesine ilişkin olarak ağırlaştırılmış nisaba yer verilmediği gerekçesine değinilmişse de esas sözleşmenin 10. madde kapsamında özel bir durum olarak sermaye artırımı ile sınırlı olarak nitelikli çoğunluğa yer verilmiş olup, söz konusu orana uyulmazsızın alınan kararların geçerliliğinden söz edilebilmesi mümkün değildir. Zira değinilen madde hükmünün esas sözleşme değişikliği ile aşılabilmesi hali başlı başına sermaye artımındaki ağırlaştırılmış nisabı etkisiz kılacaktır. Sermaye artırımına ilişkin olarak yapılan bu tespitten sonra üzerinde durulması gereken bir diğer husus, 6102 sayılı TTK kapsamında söz konusu maddenin hukuki durumunun ne olduğu, bir başka anlatımla esas sözleşmedeki düzenlemenin yeni TTK hükümleri karşısında geçerliliğini sürdürüp sürdürmeyeceğine ilişkindir. Bu kapsamda Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında 6103 sayılı Kanunun 22/1 maddesi içeriğinde “Anonim şirketler esas sözleşmelerini ve limited şirketler şirket sözleşmelerini, yürürlük tarihinden itibaren oniki ay içinde Türk Ticaret Kanunuyla uyumlu hâle getirirler. Bu süre içinde gerekli değişikliklerin yapılmaması hâlinde, esas sözleşmedeki ve şirket sözleşmesindeki düzenleme yerine Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümleri uygulanır.” şeklinde düzenlemeye yer verilmişse de aynı yasanın 26/3 maddesi kapsamında “Bir esas sözleşmede esas sözleşme değişikliklerine ilişkin olarak 6762 sayılı Kanunun 388 inci maddesindekinden daha ağır nisaplar öngörülmüş olup da bunlar Türk Ticaret Kanunu'nun 421'inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen nisaplardan ağırsa, bunların uygulanmasına devam olunabilir. Ağırlaştırılmış nisaplara dair esas sözleşmedeki veya herhangi bir sözleşme veya hukukî metindeki özel düzenleme Türk Ticaret Kanunu'nun 421'inci maddesine göre daha hafifse 421'inci madde uygulanır.” şeklinde bir başka düzenlemeye yer vererek 6762 sayılı TTK döneminde esas sözleşmeler kapsamında yer verilen ağırlaştırılmış nisaplara ilişkin koruma getirmiştir. Bu durumda, mahkemece, davaya konu uyuşmazlıkta, davacı şirket esas sözleşmesi kapsamında ağırlaştırılmış nisaba yer verildiği ve söz konu nisabın esas sözleşmenin değiştirilmesine ilişkin genel madde ile aşılamayacağı, 6102 sayılı TTK kapsamında 6762 sayılı TTK dönemindeki ağırlaştırılmış nisapların devam etmesinin mümkün olup sırf kanun değişikliğinin bu durumu ortadan kaldırmayacağı ve bu suretle davalı ticaret sicil müdürlüğü işleminde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı göz önüne alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 14.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Sermaye Artırımı Yoluyla Esas Sözleşme Değişikliği

Anonim şirketlerde sermaye maddesinin değiştirilmesi suretiyle yapılan artırımlarda sermayenin korunması esastır. Türk Ticaret Kanunu'nun 456. maddesinin birinci fıkrasına göre, şirket içi kaynaklardan gerçekleştirilen işlemler müstesna olmak üzere, önceki payların nakit tutarları tamamen ödenmedikçe sermaye artırımına gidilemez; ancak şirketin mevcut sermayesine nispetle kayda değer bulunmayan eksiklikler artırım kararını durdurmaz. Sermaye taahhüdü yönteminin seçildiği durumlarda, Türk Ticaret Kanunu'nun 459. maddesi doğrultusunda artırılan sermayeye tekabül eden payların tümünün esas sözleşmede ya da iştirak taahhütnamelerinde taahhüt edilmesi mecburidir.

Sermaye artırım sürecinde organ sorumluluğu çerçevesinde yönetim kuruluna görevler verilmiştir. Türk Ticaret Kanunu'nun 457. maddesi gereğince yönetim kurulu, yürütülen artırım modeline uygun biçimde artırılan payların bütünüyle taahhüt edildiğini ve kanunen ödenmesi gereken tutarların yatırıldığını açıklayan bir beyan düzenler. Halka açık olmayan anonim şirketler yönünden ise Türk Ticaret Kanunu'nun 460. maddesi uyarınca esas sözleşmede gösterilen kayıtlı sermaye tavanına kadar sermayeyi artırma yetkisi yönetim kuruluna azami beş senelik bir süre için devredilebilir.

Mevcut pay sahiplerinin pay oranlarını muhafaza etme hakkı kanunla korunmaktadır. Türk Ticaret Kanunu'nun 461. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yeni pay alma hakkı; halka arz, işletme ya da işletme kısımlarının iktisabı veya şirket personeline pay verilmesi benzeri haklı sebepler bulunmadıkça ve sermayenin en az yüzde altmışını temsil eden payların olumlu oyu sağlanmadıkça kısıtlanamaz veya tamamen kaldırılamaz. Yönetim kurulu, pay alma hakkının daraltılma gerekçelerini ve pay ihraç priminin hesaplanma yöntemini açıklayan bir rapor hazırlayıp tescil ve ilan ettirmekle yükümlüdür; ortaklara hakkın kullanımı amacıyla en az on beş günlük süre tanınması şarttır.

İç Kaynaklardan ve Şarta Bağlı Sermaye Artırımları

Türk Ticaret Kanunu'nun 462. maddesinin birinci fıkrası kapsamında, esas sözleşme veya genel kurulca ayrılmış olup tahsisli bulunmayan yedek akçeler, kanuni yedek akçelerin serbestçe tasarruf edilebilen bölümleri ve mevzuatın bilançoda yer alarak sermayeye dahil edilmesini kabul ettiği fonlar sermayeye katılarak iç kaynaklardan artırım gerçekleştirilebilir. Bilançoda sermayeye eklenmeye elverişli bu tür fonlar varken, bunları dönüştürmeksizin nakit taahhüdü yoluyla sermaye artırımı yapılamaz. İç kaynaklı sermaye artırımının ticaret siciline tescili gerçekleştiği anda pay sahipleri bedelsiz payları kanun hükmü uyarınca kendiliğinden iktisap eder.

Sermaye yapısını dönüştürülebilir haklara bağlayan bir diğer yol şarta bağlı sermaye artırımıdır. Türk Ticaret Kanunu'nun 463. maddesinin birinci fıkrasına göre bu usulün uygulanabilmesi için genel kurul kararının yanında, şirket esas sözleşmesinde münhasıran o sermaye artırımına özgülenmiş bir maddenin varlığı zorunludur. Türk Ticaret Kanunu'nun 464. maddesi gereğince, bu yolla şartlı olarak yükseltilen sermayenin toplam itibari kıymeti mevcut şirket sermayesinin yüzde ellisini geçemez. Türk Ticaret Kanunu'nun 466. maddesi gereğince ihraç edilen tahvil benzeri alım veya değiştirme hakları öncelikli olarak mevcut ortakların değerlendirmesine sunulmalıdır.

Şarta bağlı artırım kapsamında nama yazılı payları edinme hakkına kavuşan alacaklı ya da çalışanların hak kullanımı, Türk Ticaret Kanunu'nun 467. maddesi gereği sözleşmedeki devir kısıtlamaları gerekçe gösterilerek durdurulamaz; fakat bu durum esas sözleşmede veya izahnamede saklı tutulabilir. Değiştirme veya alım haklarının icrasından sonra yönetim kurulu esas sözleşme maddesini son duruma uyarlar. Türk Ticaret Kanunu'nun 468 ve devamı maddeleri doğrultusunda bu değişiklik hesap döneminin kapanmasından itibaren en geç üç ay içinde sicile tescil ettirilerek ilgili geçici hüküm metinden çıkarılır.

Limited Şirket Sözleşmesi Değişiklikleri ve Karar Yeter Sayıları

Limited şirketlerde sözleşme tadilleri Türk Ticaret Kanunu'nun 589. maddesi ile tanzim edilmiştir. Şirket sözleşmesinde başka bir düzenleme yer almadığı müddetçe, sözleşme esas sermayenin üçte ikisini temsil eden ortakların kararıyla değiştirilebilir ve her değişiklik tescil ile ilana tabidir. Ortaklık sözleşmesinde oy kısıtlamaları öngörülmüş olsa dahi sermayenin üçte ikisini karşılamayan kararlar geçersizdir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/2478 Esas ve 2025/1799 Karar sayılı kararında, kanuni üçte iki nisabı oluşmadan alınan sözleşme değişikliği kararlarının yok hükmünde sayılacağı ve bu tespitin yapılması için toplantıda muhalefet şerhi yazdırma ön koşulunun aranmayacağı belirtilmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/5133, K. 2020/3333Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2019/5133 E.  ,  2020/3333 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29/03/2018 tarih ve 2016/413 E- 2018/415 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 03/10/2019 tarih ve 2018/1399 E- 2019/1214 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin % 35 oranında hissedarı olduğunu, şirketin 01/02/2016 tarihli genel kurulunda 2, 3, 4, 5, 6 ve 7. maddeleri ile alınan kararlara red oyu kullanıp muhalefetini de açıkça şerh ettirdiğini, 2, 4 ve 5. maddelerdeki kararların esas sözleşmeye ve TTK 589/1 maddesine aykırı olarak alınmış olup yok hükmünde olduğunu, ana sözleşmede şirketin ilzamının müşterek imza ile gerçekleştirileceği kararlaştırılmasına rağmen genel kurul kararı ile münferit ilzamın bir kişiye verilmesinin kanuna aykırı olduğunu, sözleşme değişikliğinin sermayenin üçte ikisini temsil eden ortaklar tarafından karara bağlanması gerekirken oy çokluğu ile karar alındığını, müvekkilinin şirketi iflas erteleme sürecinde müdür olarak yönetip iflas erteme sürecini başarı ile yönettikten hemen sonra alınan kararlar ile dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı şekilde müdürlük görevinden el çektirilip kötü niyetli olarak şirketten uzaklaştırılmaya çalışıldığını, müvekkilinin daha önceki genel kurulda diğer müdürün hisse devrine icazet vermesine rağmen kendi hisselerini devretmesi konusunda genel kurulda 7. maddede alınan kararda devre icazet verilmediğini ve çifte standart uygulandığını, bu durumun TTK 627. maddesindeki eşit işlem ilkesine aykırı olduğunu, emredici hükümlere aykırı olarak alınan tüm kararların geçersiz olduğunu ileri sürerek, 01/02/2016 tarihli 2016/1 karar numaralı genel kurul kararlarının 2,3,4,5 ve 7. numaralı maddelerinin butlanının tespitine, aksi halde iptal edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, şirket müdürü değişikliği kararının esas sözleşme değişikliği niteliğinde olmayıp oy çokluğu ile alınabileceğini, nitelikli nisap gerektirmediğini, şirketin iflastan kurtulması sürecinde gerekli olan sermaye bedelinin şirketin genel müdürü olan davacı dışındaki ortak ve diğer ortak tarafından ödendiğini, davacının şirketin iflasına seyirci kaldığını, diğer şirket müdürünün hisselerini devrettiği tarihteki hukuki şartların davacının hisselerini devrettiği tarihteki hukuki şartlar ile aynı olmadığını, şirketin 19/11/2015 tarihinde aldığı ve davacının da imzası bulunan karar ile hisse devrini belli şartlara bağladığını, bu nedenle eşitler arasında eşitlik söz konusu olmadığını, hisse devrine rıza verilmemesinin müdürlük kararı değil ortaklık kararı olduğunu, bu nedenle TTK 627. maddesinin olayda uygulama yeri olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin esas sözleşmesinde çifte imza sisteminin benimsendiği, dolayısıyla genel kurul tarafından bu konuda değişikliğe gidilebilmesi için esas sözleşmenin ilgili maddesinin değiştirilmesinin gerektiği, TTK 589 maddesinde esas sözleşme değişikliği için aksi öngörülmemişse üçte iki nisap aramakta olup, davalı şirket esas sözleşmesinde aksine bir düzenlemeye rastlanılmadığı, limited şirketlerde müdürlerin azli ve yerine yenilerinin seçilmesi hususunda genel kurul yetkili olup TTK 630 md.sinde ayrıca bu konuda bir nisap öngörülmediği, müdürün azline ilişkin 2 no.lu gündem maddesi ile yeni müdür atanmasına ilişkin 4 no.lu gündem maddesinin TTK md. 630 md.sine uygun nisapla alındıkları için geçerli olduğu, 5 no.lu gündem maddesinin TTK md. 589’a açıkça aykırı olduğundan iptalinin gerektiği, limited şirketlerde payın devri için TTK 595 md. uyarınca ortaklar kurulu kararı gerektiği ve davalı şirket esas sözleşmesinde aksine bir düzenlemeye yer verilmediği, diğer pay sahibinin kendi payına ilişkin devri genel kurulda onaylayıp davacı pay sahibinin devrine aralarındaki sözleşmeye dayanarak onay verilmemesinin eşitlik ilkesine aykırılık teşkil edeceği, taraflar arasında payın devrine ilişkin olarak diğer ortağa teklif yapılması hususunda karar alınması ve bu kararın pay defterine kaydedilmiş olmasının ise ön alım niteliğinde bir hukuki işlem olup bu karara istinaden payın devrinin reddedilemeyeceği, payın devrine ilişkin yazılı sözleşmenin söz konusu karardan önce yapıldığı gerekçesi ile genel kurulda alınan 2, 3 ve 4. maddeler yönünden davanın reddine, 5 ve 7. maddeler yönünden davanın kabulü ile 5. ve 7. numaralı maddelerinin iptaline karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, şirket ana sözleşmesinin 6. maddesinde şirketin temsilinin, 7. maddesinde ise şirketin ilzamı hususunun düzenlendiği, anılan maddelerde şirketin ancak müşterek imza ile temsil edileceği yönünde bir düzenlemeye rastlanılmadığı, sadece o tarihte müdür olan şahısların şirketi belirli süre ile müşterek imza ile temsil etmelerinin kararlaştırıldığı, bu nedenle 5 no.lu kararın şirket ana sözleşmesinin değiştirilmesi mahiyetinde olmayıp nitelikli çoğunluk aranmayacağı, TTK’nun 357. maddesinde, pay sahiplerinin eşit şartlarda eşit işleme tabi tutulacağının düzenlendiği, eşitlik ilkesinin TMK 2. maddesindeki dürüstlük kuralının ortaklık hukukundaki yansıması olduğu, TTK’nun 595/4 md. uyarınca şirket sözleşmesiyle sermaye payının devri yasaklanabileceği, aynı yasanın 621/1-c md. uyarınca esas sermaye paylarının devrinin sınırlandırılması, yasaklanması ya da kolaylaştırılması yönündeki genel kurul kararının, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabileceği, TTK 595/1.md. uyarınca limitet şirketlerde davacının pay devrinin geçerli olması için sözleşmenin yazılı olması, imzaların noterce onanması ve ortaklar kurulunun buna onay vermesi gerekmekte olup bu durumda davacının hisse devrinin 25/09/2015 tarihli adi yazılı sözleşme ile geçerlilik kazanmasının mümkün olmadığı, oybirliği ile alınan 19/11/2015 tarihli 2015/03 sayılı ortaklar kurulu kararı ile şirket ortağı … haricindeki ortakların şirketteki hak ve hisselerini devrederken noterden bildirimle öncelikle …’a sunularak kendisinin hisse devrini almaması halinde onay vereceği kişilere devir yapılabileceğinin kabul edildiği, davacının hisse devrine ilişkin noter sözleşmesinin 07/12/2015 tarihinde yani davacının da olumlu oyu ile hisse devri sınırlandırılması kararı alındıktan sonra düzenlendiği, 19/11/2015 tarihli genel kurul kararının ticaret sicil gazetesinde ilanına rastlanılmamış ise de davacı tarafça iptal davasına da konu edilmeyen bu kararın ortakların iç ilişkilerinde bağlayıcı olduğu, bu durumda …’ın pay devrine onay verilirken 19/11/2015 tarihli karara dayanılarak davacının pay devrine onay verilmemesinin eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiğinin kabul edilemeyeceği, zira her iki ortağın hisse devri sırasındaki şartların aynı olmadığı, ayrıca gerek 5 gerekse 7 no.lu kararlar yönünden şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan bir durum da söz konusu olmadığından butlan koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/413 Esas- 2018/415 Karar sayılı ve 29/03/2018 tarihli hükmünün kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 30/06/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2478, K. 2025/1799Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2024/2478 E.  ,  2025/1799 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI :2021/1805 Esas, 2024/279 Karar KARAR :Ret İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2014/337 E., 2021/537 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların davalı şirkette %23,34 pay sahibi bulunduklarını, kalan %70,82 payın şirketin yöneticisi …'na ait olduğunu, şirket yöneticisinin azınlık pay sahibi olan davacıların sürekli haklarını ihlal eden tutum içinde olduğunu, müdür seçimine, şirket adres değişikliğine, pay devri oy sınırlamasına yönelik genel kurul kararlarının iptali talebine ilişkin davaların lehlerine sonuçlandığını, kararların kesinleştiğini, şirket müdürünün 25.03.2009 tarihinden bu yana yetkisinin bulunmadığını, tasarruflarının ve yönetim işlemlerinin yetkisizlik sebebiyle yok hükmünde olduğunu, 06.03.2012 tarihli, 09.08.2012 tarihli ve 29.04.2014 tarihli genel kurul kararları aleyhine davalar açıldığını, ana sözleşme ve kanuna aykırı aynı konudaki kararların her yıl ısrarla alınmaya devam ettiğini, hakim ortak olan …'nun gönderdiği genel kurul çağrı ihtarnamesine karşılık %23,33 azınlık pay sahipleri olarak cevabi ihtarname ile toplantı gündemine itiraz ve gündeme madde ilavesi talep ettiklerini, sonuçta şirket müdürünün önceden yazdırdığı 03.07.2014 tarihli genel kurul kararlarının imzalanması için dayatma yaptığını, davacıların da muhalefet şerhi koyarak imzalamak zorunda kaldıklarını, limited şirketlerde genel kurulların toplantıya çağrılmasında görevli organın şirket müdürü olduğunu, 25.03.2009 tarihinden bu yana 3 müdürlük seçim kararları iptal edildiğinden yetkili müdür olmadığını, dava konusu olan 03.07.2014 tarihli olağanüstü genel kurul gündeminde bulunan müdür seçimine ilişkin 2. maddenin, ana sözleşmenin müdür seçimine ait 9. maddesinin değişikliğine ilişkin 3. maddenin, pay devriyle ilgili ana sözleşme 14. maddesinin değişikliğine ilişkin 4. maddesinin, oy sınırlamasıyla ilgili ana sözleşmenin 15. maddesinin değişikliğine ilişkin 5. maddesinin, ana sözleşmeye bağlılık yükümlülüğü ve rekabet yasağıyla ilgili ana sözleşmeye 19. maddenin eklenmesine ilişkin 6. maddesine dair alınan tüm kararların yok hükmünde olduğunu, şirket hesapları ve ticari kayıtlarına ilişkin kendilerine bilgi verilmediğinden şirket müdürü için talep edilen 15.000,00 TL ücret hakkında da olumsuz oy vermek zorunda kaldıklarını, şirket sözleşmesinin 1989 yılında tanzim edildiğini ve geçerliliğini bu genel kurul toplantısına kadar koruduğunu, şirket sermayesinin 8.000.000,00 TL ve itibarı oy sayısının 16.000 adet olduğunu, dava konusu müdür seçimiyle ilgili karar nisabının %50+1 olması gerektiğini, şirket ana sözleşmesinin 15. maddesiyle bir ortağın bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3'ünden fazlasına sahip olamayacağı şeklinde oy sınırlamasının bulunduğunu, hakim ortak …'nun ana sözleşmenin 15. maddesindeki 1/3 oy sınırlamasını yok etmek amacıyla sahip olduğu hisselerden 2.720 adet hisseyi eşi …'na 2014 yılının Mart ayında muvazaalı olarak devrettiğini, Ayten'in o tarihte davalı şirket ile iştigal konusu tamamen aynı olan … Orman Ürünleri Limited Şirketinin tek yetkilisi ve hakim ortağı olduğunu, akabinde 12.05.2014 tarihinde adı geçen şirketin müdürlüğünden istifa ettiğini ancak halen o şirketteki hakim ortaklığının devam ettiğini, ortakların rekabette bulunmasının yasaklanmış olması nedeniyle dava konusu genel kurul gündeminin 6. maddesinde şirket sözleşmesinde olmayan "ortakların bağlılık yükümlülüğü ve rekabet yasağı" ile ilgili 19. maddesinin eklenmek istendiğini, iptali istenen ortaklar kurulu kararının … ve …'nun olumlu oylarıyla alındığını, …'nun ortaklığının muvazaalı ve dava konusu olduğunu, mahkeme kararının henüz kesinleşmediğini, şirketin 25.03.2009 tarihinden bu yana organsız olduğunu ileri sürerek 03.07.2014 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan 1 – 2- 3- 4- 5 ve 6 numaralı kararların şirket ana sözleşmesine, eski ve yeni Ticaret Kanununa, iyiniyet kurallarına aykırı olduğundan yok hükmünde olduklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirket ana sözleşmesinde müdür seçimine dair herhangi bir hüküm bulunmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 620. maddesindeki oy nisabı uyarınca müdür seçiminin 03.07.2014 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının 2. maddesiyle gerçekleştiğini, kanuna uygun olduğunu, bu kararı olumlu oy kullanan …'nun şirkette %36,825, …'nun ise %34 olmak üzere toplam %70,825 oy yüzdelerinin bulunduğunu, davacıların genel kurul gündeminde bulunan 3, 4, 5 ve 6. maddedeki ana sözleşme değişiklik taleplerine dayanak olarak sundukları mahkeme kararlarının 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6762 sayılı TTK) döneminde verildiği, iş bu davanın açılmış olduğu dönemde 6102 sayılı TTK'nın yürürlükte olduğunu, bu nedenle davacıların bildirdiği kararların herhangi bir hüküm arz etmediğini, dava konusu genel kurulda alınan ana sözleşme değişikliğine ilişkin kararların ana sözleşmedeki ve 6102 sayılı TTK'nın karar nisaplarına uygun çoğunlukça alındığını, davacıların mirasla onlara gelen payı yüksek bedelle büyük pay sahibi ortaklara satmayı amaçladıklarını, davacıların azınlık haklarına zarar veren hiç bir düzenleme bulunmadığını, davacıların müdür seçimiyle ilgili ileri sürdüğü mesnetsiz çoğunluk şartının şirketin iki ortağını olumlu oy kullanmaları karşısında dayanaksız kaldığını, davacılar tarafından yapılan tüm oy hesaplamalarının maddi hata içerdiğini ve hazirun cetveline aykırı hesaplandığını, davalı şirkette yetkili bir müdürün mevcut olduğunu, çağrının usulüne göre yapıldığını, dava konusu genel kurul kararıyla müdür seçimi yapıldığını, bu hususların aksi düşünülse bile Yargıtay kararlarına göre çağrıda usulsüzlük bulunmasının toplantıda alınan kararların iptaline veya yok sayılmasına sebep teşkil etmediğini davacıların genel kurul toplantısına katıldıklarını ve oy kullandıklarını, hal böyle olunca 03.07.2014 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan tüm kararların, yasaya, şirket ana sözleşmesine ve iyiniyet kurallarına uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı TTK'da şirket müdürünün görev süresinin sona ermesi halinde yeni yönetim seçilene kadar göreve devam edeceğine dair açık bir hüküm bulunmuyor ise de, öğretide kabul edilen ve Yargıtay kararlarında da vurgulanan haliyle, şirket yöneticisinin kısıtlanmaması ya da ölmüş olmaması halinde sırf görev süresinin bitmesinin şirketi organsız bırakmadığı, yenisi seçilene kadar eski yöneticinin sorumluluğu ve görevlerinin devam edeceği, kaldı ki, çağrı usulsüz olsa dahi davacıların tamamı genel kurul toplantısına katıldığı için bu durumun genel kurul kararlarının butlanını gerektirmeyeceği, iptal sebebi olamayacağı, iptali istenen genel kurulda kararların tamamının … ve …'nun olumlu oylarıyla alındığı, davacıların kararların altına muhalefet şerhlerini yazdırarak olumsuz oy kullandıkları, 03.07.2014 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısından önce çoğunluk oy sahibi … 2.720 hissesini eşi …'na mal taksimi sözleşmesi ile devretmiş ise de, bunun söz konusu kararları alabilmek için muvazaalı bir devir olduğunun davacılar tarafından ileri sürüldüğü, Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1261 E. 2015/966 K. sayılı kararıyla verilen kabul kararının, Yargıtay 11. Hukuk Dairesince 26.09.2019 tarihinde onanarak kesinleştiği, muvazaa sebebiyle iptal kararları geriye dönük olarak ve baştan itibaren geçersiz sayılacağı için …'nun iptali talep edilen genel kurul toplantısında pay sahibi olmadığı ve kullandığı oyların da … tarafından kullanılmış sayılacağının kabul olunduğu, somut olayda 03.07.2014 tarihli toplantıya ilişkin ilanın 12.06.2014 tarihli Türkiye Sicil Gazetesinde ilan edildiği, gündeme madde eklenmesine ilişkin talebin Kadıköy 17. Noterliği'nin 16.06.2014 tarihli ihtarı ile olması karşısında, ticaret sicil gazetesinde ilandan sonra ihtarın gerçekleştiği, bu nedenle davacıların genel kurul toplantısında alınan 1 numaralı kararın butlanına ilişkin talebinin reddi gerektiği, iptal sebebinin de bulunmadığı, gündemin 2. maddesinde, 15 yıl süreyle görev yapmak üzere şirket müdürlüğüne …'nun 37.280 menfi oya karşılık 113.320 olumlu oy ile seçildiği, şirket müdürüne aylık 15.000,00 TL brüt ücret ödenmesine, aynı oy oranları ile karar verildiği, …, …, … ve …'nun seçilen müdüre, süresine, yetkilerinin genişliğine, ücretine, yapılan seçimin usul ve esasına itiraz ile 2 sayfadan oluşan bir muhalefet şerhi koydukları, … ile eşi arasında yapılan mal sözleşmesinin muvazaalı kabul edilip 21.03.2014 tarihli hisse devir sözleşmesinin iptal edildiği, böylece artık …'nun şirketteki toplam hissesinin 5.666 olduğu nazara alınarak ortaklık sözleşme hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiği, iptali istenen genel kurul kararının tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 620. maddesinde "kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği taktirde seçim kararları dahil tüm genel kurul kararlarının toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacağının" düzenlendiği davalı şirketin ana sözleşmesinin 9. maddesinde şirketin temsili durumunun düzenlendiği ve burada "Şirketi müdürler temsil eder. Şirket müdürleri şirketin unvanına havi kaşesi altına koyacağı münferit imzası ile şirketi her hususta temsil ve ilzam eder. Müdürler şirketin ödenmiş sermayesinin yarısından fazlasını temsil eden ortaklar kurulu kararıyla değiştirilebilir." hükmünün bulunduğu, ana sözleşmenin 15. maddesinde ise "her ortağın oy hakkı sermayesine göre hesap edilir. Her 500.000,00 TL'ye bir oy hakkı verilir. Ancak bir ortak bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3'ünden fazlasına sahip olamaz, hakkında ibra kararı verilecek ortak bu kararın alınmasına oy kullanamaz" düzenlemesinin bulunduğu, dolayısıyla müdür seçimi için sözleşmesinde özel nisap aranmışken 15. maddede şirket sözleşmesiyle oy hakkının sınırlandırıldığı, hal böyle olunca 6102 sayılı TTK'nın 620. maddesi gereğince "şirket sözleşmesinde aksi öngörüldüğünden" oyların salt çoğunluğu ile müdür seçimine karar verilemeyeceği, hal böyle olunca ana sözleşmede yer alan oy hakkı sınırlandırılmasına ilişkin hüküm sebebiyle gündemin 2. maddesinde yer alan şirket müdürü seçim kararına ilişkin nisabın şirket sözleşmesinin 9. maddesinde yer alan nisaba uygun olmadığı, zira kesinleşen muvazaadan iptale ilişkin mahkeme kararıyla iptal edilen pay devri neticesinde …'nun şirkette toplam hissesinin 5.666 hisse karşılığı 5.666.000,00 TL olduğu, pay sahipliği oranının da %70,82 olduğu, ancak oy hakkı sınırlandırılan ortaklık sözleşmesi hükmüyle ancak %33 oranında oy hakkının bulunduğu, toplantıya katılan diğer pay sahiplerinin kararlara olumsuz oy vermiş olmaları ve ortaklık sözleşmesindeki müdür seçimine ilişkin nisap için sermayesinin yarısından fazlasını arayan düzenleme karşısında gündemin 2. maddesindeki müdür seçiminin yetersiz oy nisabıyla alındığı bu nedenle yok hükmünde olduğu, gündemin 3, 4, 5 ve 6. maddelerinin de, anlatılan sözleşme hükümleri gereğince, sermayenin 2/3'ünü temsil eden ortakların kararıyla alınabileceği, en az %66,66 şeklinde nisabın gerektiği, bu kararların da sadece …'nun ve …'nun oylarıyla alındığı, ancak …'na yapılan pay devrinin muvazaa nedeniyle iptal edilmiş olması sebebiyle ve …'nun 5.666 hisse karşılığında 5.666.000,00 TL sermayeye sahip olması fakat 15. maddedeki oy sınırlaması gereğince kullandığı oyun sadece %33,33 oranında bir oy olabileceği, dolayısıyla gündemin 3, 4, 5 ve 6. maddelerinde alınan kararların da nisaba uygun olmadığı, bu bakımdan gerekli nisapların oluşmadığı, gündemin 3, 4 ve 5. maddelerinde şirket sözleşmesinin 9., 14. ve 15. maddelerinin değiştirilmesine ve gündemin 6. maddesi ile de şirket sözleşmesine 19. maddenin eklenmesine ilişkin kararlar bakımından 6102 sayılı TTK'nın 589. maddesinde aranan yeter sayıya şirket ana sözleşmesine nazaran uyulmadığı, bu bakımdan da gerekli nisap oluşmadığından anılan kararların yokluğunun söz konusu olacağı, iptal davalarından farklı olarak karara muhalif kalma ve bu muhalefeti şerh ettirme şartı da aranmaksızın bu durumun tespiti gerektiğinin uzman bilirkişi heyeti tarafından da tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 03.07.2014 tarihli genel kurul toplantısının 2, 3, 4, 5 ve 6 numaralı gündem maddelerinde alınan kararların yok hükmünde olduklarının tespitine, 1 numaralı gündem maddesiyle alınan karara yönelik talebin ise reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı şirketin 03.07.2014 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduklarının tespiti, aksi durumda iptallerine karar verilmesi istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 13.03.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 589Kaynağı aç
MADDE 589- (1) Aksi şirket sözleşmesinde öngörülmediği takdirde, şirket sözleşmesi, esas sermayenin üçte ikisini temsil eden ortakların kararıyla değiştirilebilir. 621 inci madde hükmü saklıdır. (2) Şirket sözleşmesinde yapılan her değişiklik tescil ve ilan edilir. B) Özel değişiklikler I – Esas sermayenin artırılması 1. İlke

Limited ortaklıklarda şirket varlığını doğrudan etkileyen temel kararlar için Türk Ticaret Kanunu'nun 621. maddesinde ikili ağırlaştırılmış nisap kuralı benimsenmiştir. Bu kapsamda şirket konusunun tadili, imtiyazlı pay ihracı, pay devrinin sınırlandırılması, engellenmesi veya serbestleştirilmesi, sermaye artırımı, rüçhan hakkının kısıtlanması, merkez nakli, bağlılık ya da rekabet yasağına aykırılıklara izin verilmesi, ortağın çıkarılması davaları ile fesih kararları; toplantıda temsil edilen oyların asgari üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan şirket sermayesinin salt çoğunluğunun aynı anda lehte oy kullanmasıyla vücut bulur. Sözleşmede bu nisapların daha da artırılması ancak şirket sözleşmesine konulacak hükümle kararlaştırılabilir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 621Kaynağı aç
MADDE 621- (1) Aşağıdaki genel kurul kararları, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabilir: a) Şirket işletme konusunun değiştirilmesi. b) Oyda imtiyazlı esas sermaye paylarının öngörülmesi. c) Esas sermaye paylarının devrinin sınırlandırılması, yasaklanması ya da kolaylaştırılması. d) Esas sermayenin artırılması. e) Rüçhan hakkının sınırlandırılması ya da kaldırılması. f) Şirket merkezinin değiştirilmesi. g) Müdürlerin ve ortakların, bağlılık yükümüne veya rekabet yasağına aykırı faaliyette bulunmalarına genel kurul tarafından onay verilmesi. h) Bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması ve bir ortağın şirket sözleşmesinde öngörülen sebepten dolayı şirketten çıkarılması.[93] ı) Şirketin feshi. (2) Kanunda belli kararların alınabilmesi için ağırlaştırılmış nisap aranıyorsa, bu nisabı daha da ağırlaştıracak şirket sözleşmesi hükümleri, ancak şirket sözleşmesinde öngörülecek çoğunlukla kabul edilebilir. (3) (Ek: 12/7/2013-6495/52 md.) Bir ortağın şirketten çıkarılma sebeplerinin sonradan şirket sözleşmesine konulabilmesine dair sözleşme değişikliği, şirket sermayesini temsil eden tüm ortakların genel kurul toplantısında oy birliği ile karar almasıyla mümkündür. IV- Genel kurul kararlarının butlanı ve iptali

Ortağın şirketten ihracına zemin hazırlayan yeni kuralların getirilmesi en sıkı korumaya bağlanmıştır. Türk Ticaret Kanunu'nun 621. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, bir ortağın şirketten çıkarılmasını haklı kılacak sebeplerin sonradan şirket sözleşmesine dahil edilmesine dair değişiklikler, genel kurulda şirket sermayesinin tamamını temsil eden bütün ortakların eksiksiz oybirliğiyle alacakları kararla geçerlilik kazanabilir.

Tescilin Kurucu Niteliği, Süreler ve Geçiş Kuralları

Türk Ticaret Kanunu'nun 455. maddesi uyarınca esas sözleşmenin değiştirilmesine ilişkin genel kurul kararı, yönetim kurulu tarafından şirket merkezinin ve şubelerinin bulunduğu yerin ticaret siciline tescil ettirilir, ilana bağlı hususlar ilan edilir ve tescil ile ilan edilen karar şirketin internet sitesine konulur. Değiştirme kararı üçüncü kişilere karşı tescilden önce hüküm ifade etmez. Sermaye artırımlarında ise Türk Ticaret Kanunu'nun 456. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, sermaye artırımı genel kurul veya yönetim kurulu karar tarihinden itibaren üç ay içinde tescil edilmediği takdirde, karar ve alınmışsa izin geçersiz olur.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 455Kaynağı aç
MADDE 455- (1) Esas sözleşmenin değiştirilmesine ilişkin genel kurul kararı, yönetim kurulu tarafından, şirket merkezinin ve şubelerinin bulunduğu yerin ticaret siciline tescil edilir; ayrıca ilana bağlı hususlar ilan ettirilir; tescil ve ilan edilen karar şirketin internet sitesine konulur. Değiştirme kararı üçüncü kişilere karşı tescilden önce hüküm ifade etmez. İKİNCİ AYIRIM Özel Değişiklikler A) Sermayenin artırılması I – Ortak hükümler 1. Genel olarak

Sermaye artırımı safhasında kanun hükümlerinin çiğnenmesi sebebiyle alacaklıların, ortakların veya kamunun menfaatleri ağır şekilde ihlal edilir yahut tehlikeye sürüklenirse, Türk Ticaret Kanunu'nun 456. maddesinin dördüncü fıkrasının atfıyla şirketin feshine yönelik dava ikame edilebilir. Diğer taraftan limited şirketlerde genel kurul tutanaklarına her bir gündem maddesi için kullanılan müspet ve menfi oyların sayısının net biçimde geçirilmemesi, Türk Ticaret Kanunu'nun 617. maddesinin üçüncü fıkrası ve 422. maddesi kapsamında kararların geçersizliğine neden olmaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/12766 Esas ve 2016/6592 Karar sayılı kararında da oyların sayım dökümünü içermeyen tutanağa dayalı kararlar bu gerekçeyle geçersiz kabul edilmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/12766, K. 2016/6592Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2015/12766 E.  ,  2016/6592 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada … Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/05/2015 tarih ve 2012/661-2015/344 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14.06.2016 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılar vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkillerinin davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin 30.10.2012 tarihinde yapılan ortaklar kurulu kararı ile şirket ana sözleşmesinde değişiklik yapıldığını, değişikliğin 15.11.2012 tarihli sicil gazetesinde 2012/3 numaralı karar olarak tescil ve ilan edildiğini, ancak toplantıda şirket ana sözleşmesinin tadili için gerekli nisabın sağlanamadığını, sermaye payları üzerinden %51 hissenin …, %33 hissenin …, %16 hissenin …'na ait olduğunu, TTK'nın 589. maddesine göre toplantıda karar alınabilmesi için esas sermayenin 2/3’üne karşılık gelen ortakların olumlu oyunun gerekli olduğunu, 30.10.2012 tarihli toplantıda ise sadece %51 hisseye sahip …’nun olumlu oy kullandığını, diğer ortakların olumsuz oy kullandıklarını, her ne kadar toplantı gündeminin ana sözleşmenin yeni TTK'na uyumlu hale getirilmesi olarak bildirilmiş ise de alınan kararların uyumla ilgisinin bulunmadığını, dolayısıyla 6103. sayılı Yasa'nın 20 ve 26’ncı maddelerinin karar nisabında dikkate alınamayacağını, kaldı ki ana sözleşmenin 17. maddesinde ortakların oy hakkının sınırlandırıldığını, sözleşme hükmünde; “her ortağın oy hakkı sermayesine göre hesap edilir. Her 1000 TL bir oy hakkı verir ancak bir ortak bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3’ünden fazlasına sahip olamaz” denildiğini, sözleşmenin 17. maddesinin geçerli ve yürürlükte olup bu durumun … Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülen 2009/336 esas 2010/384 karar sayılı karar ile kesinleştiğini, gerekli nisaplara uyulmadan alınan kararların yok hükmünde olduğunu belirterek 30.10.2012 tarih ve 2012/3 sayılı genel kurul kararı olarak tescil ilan edilen kararın yok hükmünde olduğunun tespitine ve iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, … İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti’nin ortakları olan tarafların ilan edilen günden ile toplanma kararı alarak 30.10.2012 tarihinde davaya konu 2012/3 sayılı kararı aldıklarını, yapılan görüşmelerde sermayenin %51’ini temsil eden davalı …’nun olumlu oy kullandığını bu şekilde alınan kararın ticaret sicil müdürlüğünce yasaya uygun görülen bölümlerinin tescil ve ilan edildiğini, toplantıda alınan kararların esas sözleşmenin yeni TTK'ya uyumlu haline getirilmesine yönelik olduğunu, 6103 sayılı Yasa'nın 26. maddesi uyarınca şirketlerin kanunun yürürlük tarihinden itibaren 12 ay içinde esas sözleşme hükümlerini kanuna uygun hale getirmeleri gerektiğini bu amaçla yapılan toplantılardaki nisabın aynı yasanın 20. maddesine göre %51 olduğunun bu çerçevede 2012/3 sayılı toplantıda alınan kararların yasaya uygun olup nisap konusunda yasa ve sözleşme hükümlerine aykırılık bulunmadığını, sözleşmenin 17. maddesi hükmünün şirketin kurulduğu 1989 yılında ana sözleşmeye derç edildiğini, o dönemde şirketin dört ortaklı olup sözleşme hükmünün sorun teşkil etmediğini ancak şirketin üç ortaklı hale gelmesiyle sözleşmenin 17. maddesindeki düzenlemeyle bütün ortakların aynı yönde oy kullanmak zorunluluğunun ortaya çıktığını bu nedenle ortaklar kurulu yapılamadığı gibi hiçbir karar alınamadığını, nitekim ana sözleşmedeki bu düzenleme ile paralel hüküm içeren yasa hükmünün 559. sayılı KHK'nın ile yürürlükten kaldırıldığını, sözleşmenin 17 madde hükmünün hakim ortağı oy hakkından mahrum etmesi sebebiyle TTK’nın 537/2. maddesi hükmü karşısında sakat ve geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin esas sözleşmesinin 17. maddesinin geçerli olup olmadığına yönelik değerlendirmelerin taraflar arasında görülüp kesinleşen diğer dosyada değerlendirilip nihayetinde şirket ana sözleşmesinin oy hakkına ilişkin 17. madde hükmünün geçerli olduğu benimsenmiş olup bu yönüyle eldeki dava bakımından ana sözleşmenin 17. madde hükmünün geçerli ve hukuka uygun olduğu, 6103 sayılı TTK yürürlük Kanunu'nun 22. maddesine göre TTK’ya uyum için yapılacak genel kurullarda toplantı nisabı aranmayacağı, kararların toplantı da mevcut oyların çoğunluğu ile alınacağı, yasa hükmüne göre esas sözleşmenin Yeni Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun hale getirilmesini hedefleyen toplantılarda kararın mevcut oyların çoğunluğu ile alınması yeterli ve geçerli olacak iken bu amaca uygun olmayan kararların ise TTK’da belirtilen nitelikli çoğunluk tarafından alınması gerekecek ve ortakların oy hakkı bakımından sözleşmenin 17. madde hükmü de dikkate alınacağı, 30.10.2012 tarih ve 2012/3 sayılı ortaklar kurulunda alınan ve şirket sözleşmesinin 2, 6, 8, 13, 15 ve 19. maddelerinin yeni TTK'ya uyumlu hale getirilmesine yönelik kararların yasanın emredici olarak düzenlediği konulara ilişkin olup kararların 6103 sayılı Kanun'un 20/2 maddesi uyarınca toplantıda mevcut oyların çoğunluğu ile alınacağı, 2, 6, 8, 13, 15 ve 19. maddeler yönünden bu nisaba uyulduğu, buna karşılık 1, 3, 4, 5, 7, 9, 10, 11, 12, 14, 16, 17 ve 18. maddelerinin yeni TTK'ya uyumlu hale getirilmesine yönelik kararların ise yasanın emredici olarak düzenlemediği konulara ilişkin olup, söz konusu kararların alınmasında 6103 sayılı Kanun'un 20/2 maddesindeki nisaptan söz edilemeyeceği, bu itibarla söz konusu kararların alınmasında toplantı nisabına uyulmadığı için yoklukla malûl olduğu, ayrıca genel kurul kararlarının iptali/yoklukla malul olduğunun tespiti davasının şirkete yöneltilmesi gerektiği gerekçeleriyle davalı ortak hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, 1, 3, 4, 5, 7, 9, 10, 11, 12, 14, 16, 17 ve 18. maddelerde alınan kararlarla ilgili davanın kabulü ile bu kararların yok hükmünde olduğunun tespitine, diğer 2, 6, 8, 13, 15 ve 19. maddelerle ilgili açılan davanın reddine karar verilmiştir. Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı şirket vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı … yönünden kurulan hükme yönelik olarak davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. 3-Davacılar vekilinin davalı şirket hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince, dava, davalı şirketin 30/10/2012 tarihli, 2012/3 sayılı ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların yok hükmünde bulunduğunun tespiti ile iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın yukarıda anılan gerekçe ile kısmen kabulüne karar verilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 617/3. maddesi uyarınca anonim şirketlere ilişkin hükümlerin bu maddede belirtilen hususlarda limited şirketlere de kıyasen uygulanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda anonim şirketlere ilişkin olan ancak limited şirketlere de kıyasen uygulanacak olan TTK'nın 422. ve Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak … Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmelik'in 26/3. maddelerinde, yapılacak toplantıda tutulacak tutanağın nasıl düzenleneceği belirtilmiştir. Bu madde hükümlere göre, tutanak pay sahiplerini veya temsilcilerini, bunların sahip oldukları payları, gruplarını, sayılarını, itibari değerlerini, genel kurulda sorulan soruları, verilen cevapları, alınan kararları, her karar için kullanılan olumlu ve olumsuz oyların sayılarını içermelidir. Ancak somut olayda dava konusu edilen ortaklar kurulunda alınan kararlara ilişkin tutanakta, genel kurulda sorulan soruların, verilen cevapların, alınan kararların, her karar için kullanılan olumlu ve olumsuz oyların sayıları yer almamaktadır. Bu itibarla somut olayda uygulama yeri bulunan TTK'nın 422. maddesi uyarınca ortaklar kurulu toplantısında alınan kararlar geçersiz bulunduğundan, davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde kısmen kabulü yönünde hüküm tesisi doğru bulunmamış hükmün bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı şirket vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin davalı … yönünden kurulan hükme yönelik bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan davalı …'a yönelik olarak kurulan hükmün ONANMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenle davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile davalı şirket yönünden kurulan hükmün yukarıda yazılı nedenle davacılar yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 01,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacılara iadesine, 14.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 22. maddesinin birinci fıkrası uyarınca anonim şirketler esas sözleşmelerini ve limited şirketler şirket sözleşmelerini, yürürlük tarihinden itibaren on iki ay içinde Türk Ticaret Kanunu ile uyumlu hâle getirmekle yükümlüdür; bu süre içinde gerekli değişikliklerin yapılmaması hâlinde, esas sözleşmedeki ve şirket sözleşmesindeki düzenleme yerine Türk Ticaret Kanununun ilgili hükümleri uygulanır. 6103 sayılı Kanun'un 26. maddesi uyarınca, mülga mevzuat döneminde esas sözleşmede öngörülen nisaplar Türk Ticaret Kanunu'nun 421. maddesinin birinci fıkrasındaki nisaplardan daha ağır olduğu takdirde uygulanmasına devam olunabilir; daha hafif olması durumunda ise 421. madde uygulanır ve bu kural limited şirketlere de uyarlanır.

6103 sayılı TÜRK TİCARET KANUNUNUN YÜRÜRLÜĞÜ VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN m. 22Kaynağı aç
MADDE 22 – (1) Anonim şirketler esas sözleşmelerini ve limited şirketler şirket sözleşmelerini, yürürlük tarihinden itibaren oniki ay içinde Türk Ticaret Kanunuyla uyumlu hâle getirirler. Bu süre içinde gerekli değişikliklerin yapılmaması hâlinde, esas sözleşmedeki ve şirket sözleşmesindeki düzenleme yerine Türk Ticaret Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.[5] (2) Esas sözleşme ve limited şirket sözleşmesini birinci fıkra uyarınca uyumlu hâle getirmek için yapılacak genel kurullara bu Kanunun 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. (3) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bu maddede öngörülen süreyi ancak bir yıla kadar uzatabilir. IV – Tek pay sahipli anonim şirketler ile tek ortaklı limited şirketler
6103 sayılı TÜRK TİCARET KANUNUNUN YÜRÜRLÜĞÜ VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN m. 26Kaynağı aç
MADDE 26 – (1) Bir anonim şirketin esas sözleşmesinde veya bir limited şirketin şirket sözleşmesinde genel kurulun toplantı ve karar nisaplarına, madde numarası belirtilerek veya belirtilmeksizin 6762 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüşse, bu şirketler Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden itibaren oniki ay içinde anonim şirketlerde esas sözleşmelerini ve limited şirketlerde şirket sözleşmesini değiştirerek, anılan Kanuna uygun düzenleme yaparlar. Aksi hâlde, bu sürenin geçmesiyle Türk Ticaret Kanununun genel kurulun toplantı ve karar nisaplarına ilişkin hükümleri uygulanır. Sadece bu oniki ay içinde yapılan genel kurullarda 6762 sayılı Kanunun genel kurulların toplantı ve karar nisapları hakkındaki hükümleri uygulanır.[6] (2) Herhangi bir sözleşmede, taahhütnamede, temliknamede veya diğer bir belgede 6762 sayılı Kanunun 388 inci maddesine madde numarası verilerek veya bu maddenin içeriğine yapılan yollamalar, Türk Ticaret Kanununun 421 inci maddesine yapılmış sayılır. (3) Bir esas sözleşmede esas sözleşme değişikliklerine ilişkin olarak 6762 sayılı Kanunun 388 inci maddesindekinden daha ağır nisaplar öngörülmüş olup da bunlar Türk Ticaret Kanununun 421 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen nisaplardan ağırsa, bunların uygulanmasına devam olunabilir. Ağırlaştırılmış nisaplara dair esas sözleşmedeki veya herhangi bir sözleşme veya hukukî metindeki özel düzenleme Türk Ticaret Kanununun 421 inci maddesine göre daha hafifse 421 inci madde uygulanır. (4) Bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları hükümleri uyarlanarak limited şirketlere de uygulanır. VIII – Özel denetçi
Anonim şirketlerde esas sözleşme değişikliği karar nisabı nedir?

Kanunda veya esas sözleşmede aksi bulunmadıkça, şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda mevcut oyların çoğunluğu ile karar alınır; ilk toplantıda bu oran bulunamazsa ikinci toplantıda sermayenin en az üçte birinin temsili aranır.

Sermaye artırım kararının tescilinde hak düşürücü süre ne kadardır?

Sermaye artırımı genel kurul veya yönetim kurulu karar tarihinden itibaren üç ay içinde ticaret siciline tescil ettirilmezse, alınan artırım kararı ve buna ilişkin alınmış izinler kendiliğinden geçersiz hale gelir.

Bilanço zararlarının kapatılması için ek yükümlülük getirilmesinde hangi nisap uygulanır?

Bilanço zararlarının kapatılması amacıyla pay sahiplerine ek ödeme veya ikincil yükümlülükler getiren esas sözleşme değişikliği kararları şirket sermayesinin tamamını oluşturan ortakların oybirliği ile alınır.

Limited şirketlerde sözleşme değişikliği için hangi karar yeter sayısı gerekir?

Şirket sözleşmesinde aksine düzenleme bulunmadıkça, limited şirket sözleşmesi esas sermayenin üçte ikisini temsil eden ortakların genel kurulda alacağı kararla değiştirilebilir.

Limited şirkette ortağın çıkarılma sebeplerinin sözleşmeye sonradan eklenmesi nasıl kararlaştırılır?

Bir ortağın limited şirketten çıkarılma sebeplerinin sonradan şirket sözleşmesine konulabilmesine dair sözleşme tadili, şirket sermayesini temsil eden bütün ortakların genel kurulda oybirliği ile karar vermesi şartına bağlıdır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu