Ticari İşletme Rehninde Geçerlilik Şartları ve Takip Sorunları

by Avukat Erdal Ersoy
Ticari İşletme Rehninde Geçerlilik Şartları ve Takip Sorunları

Ticari İşletme Rehninin Hukuki Niteliği ve Tarafları

Ticari işletme rehni, teslimli rehne tabi malvarlığı unsurlarının bir bütün halinde ve tek bir rehin sözleşmesiyle zilyetlik devredilmeksizin teslimsiz olarak rehnedilmesini sağlayan bir teminat türüdür. Bu kurum 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanunu, ilgili tüzük ve yönetmelik hükümleriyle düzenlenmiştir. Kanun koyucu, ticari işletme rehninde kredi veren tarafı sınırlı sayıda belirlemiştir. Sözleşmenin alacaklı tarafında yalnızca kredi müesseseleri, kredili satış yapan müesseseler veya kooperatifler yer alabilir. Bu kuruluşlar arasında bulunan ve vadeli satış esasına göre taşınır eşya satan kredili satış müesseseleri, işletmenin tüm malvarlığı üzerinde değil, yalnızca vadeli satışa konu olan menkul işletme tesisatı üzerinde rehin hakkı kazanabilir.

Ticari işletme rehni sözleşmesinin geçerli biçimde doğabilmesi için işletmenin kayıtlı bulunduğu sicil çevresindeki noter tarafından düzenleme şeklinde yapılması şarttır. Noter nezdinde gerçekleştirilen resmî şekil geçerlilik koşuludur. Sözleşmenin imzalanmasından itibaren rehin hakkının doğabilmesi adına on gün içinde ticaret siciline veya esnaf ve sanatkârlar siciline tescil başvurusu yapılmalıdır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2017/9741 Esas ve 2017/8774 Karar sayılı ilamında da işaret edildiği üzere, 1447 sayılı Kanun'un 4 ve 5. maddelerindeki şekil şartları kurucu nitelikte olup on günlük süre hak düşürücü mahiyettedir. Hak düşürücü sürede tescil talebinde bulunulup bulunulmadığı yargılama mercilerince re'sen dikkate alınır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/9741, K. 2017/8774Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2017/9741 E.  ,  2017/8774 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Şikayet Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı borçlu vekili…… İcra Müdürlüğünün 2009/394 Tal. Sayılı dosyası ile 02/10/2009-17/11/2009-19/11/2009-20/07/2010 ve 10/08/2010 tarihlerinde yokluklarında haciz yapıldığını, İİK. 85 maddesine göre ilk önce borçlunun çekişmesiz mallarının haczedilmesi gerektiğini, borçlunun üzerinde rehin hakkı gibi sınırlı bir ayni hak bulunan taşınır mallarının en sonraya bırakılması gerektiğini, buna rağmen icra müdürlüğünce bu kurala uyulmadığını ve müvekkilinin, üzerinde işletme rehni bulunan makinalarının haczedildiğini, alacaklının iyi niyetli olmadığını, bakiye alacağın çok üzerinde haciz ve muhafaza işlemi yapıldığını iddia ederek haciz işlemlerinin iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı alacaklı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; alınan bilirkişi raporu dikkate alındığında mahcuzların bir kısmının Beşiktaş 1. Noterliğinin 01/04/2003 tarih ve 11486 yevmiye nolu ticari işletme rehin sözleşmesi kapsamında bulunan makinalar olduğu, makinaların …. lehine rehinli olduğu ticari işletme rehin kapsamında bulunan menkul malların haczinin ve satışının usul ve yasaya aykırı bulunduğu, bu sebeple, ticari işletme rehin kapsamında olduğu anlaşılan mallar üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına ilişkin talebin kabulüne, ticari işletme rehin kapsamı dışında kalan makineler üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Karar, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Her ne kadar mahkemece davanın İİK’nun 97. maddesine dayalı 3. kişinin istihkak iddiasına ilişkin olduğuna dair tavsif yapılmışsa da, özellikle davacının takip borçlusu konumunda olması ve dava dilekçesindeki talebi de nazara alındığında davanın ticari işletme rehnine konu mallar üzerine konulan hacizlerin kaldırılmasına ilişkin şikayet olduğunun kabulü gerekir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı alacaklı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Ticari işletme rehin sözleşmesi tarihinde,dava tarihinde ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanunu'nun 4. maddesi "Rehin sözleşmesi, ticari işletmenin kayıtlı bulunduğu sicil çevresindeki bir noter tarafından tanzim edilir. Sözleşmede, rehne dair unsurların tam listesi de ayırdedilmelerini mümkün kılacak özellikleri ile birlikte yer alır." hükmünü, 5. maddesi ise "Rehin hakkı ticari işletme sahibinin veya kredi müessesesinin veya alacaklının yazılı talebi üzerine ticari işletmenin kayıtlı bulunduğu ticaret veya esnaf ve sanatkar siciline tescil ile doğar. Sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren 10 gün zarfında tescil talep edilir ve ilgili sicil memurluğunca bu işlem yerine getirilir." hükmünü düzenlemektedir. 5. maddede ifadesini bulan şekil koşulları ticari işletme rehin sözleşmesi bakımından kurucu nitelik taşımakta olup, madde metninde geçen 10 günlük süre de hak düşürücü süre mahiyetindedir. Bu nedenle yapılan sözleşmenin ilgili ticaret sicil müdürlüğüne tescil edilip edilmediği, edildi ise hak düşürücü süre içerisinde tescilin yapılıp yapılmadığı hususları sözleşmenin geçerlik koşullarından olup, bu hususların mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir. Somut olayda, davacı borçlu ile dava dışı… arasında 01.04.2003 tarihli ticari işletme rehin sözleşmesi…..1. Noterlğinde yapılmıştır. Bu sözleşmenin ticaret sicile süresinde tescil edilip edilmediğiyle ilgili olarak ise mahkemece gerekli ve yeterli bir araştırmanın yapılmadığı görülmektedir. Zira, 28.09.2011 tarihli 9 nolu celsede tesis edilen 1 nolu ara karar ile … Ticaret Sicil Memurluğuna müzekkere yazılarak sözleşmenin onaylı suretlerinin gönderilmesi istenmiş, UYAP kayıtlarında yapılan sorgulamaya göre de bu ara kararın gereği olarak ilgili Müdürlüğe müzekkerenin yazıldığı görülmekte ise de, müzekkereye cevap verildiğine dair dosya kapsamında bir bilgiye rastlanmamıştır. Bu sebeple, ilgili ticaret sicil müdürlüğüne müzekkere yazılarak 01.04.2003 tarihli rehin sözleşmesinin ticaret sicile tescilinin yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise süresinde olup olmadığının denetlenmesi ve oluşacak sonuca göre sözleşmesinin süresinde ve usule uygun şekilde tescil edildiğinin belirlenmesi durumunda şimdiki gibi rehin sözleşmesi kapsamında kalan mallar bakımından davanın kabulüne, tescil edilmemiş veya süresinde tescil yapılmamışsa davanın reddine karar vermek gerekirken sözleşmenin süresinde tescilinin yapılıp yapılmadığının duraksamaya mahal verilmeyecek şekilde ortaya konulmaksızın verilen kısmen kabul kararı doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 3- Öte yandan; 27.08.2010 tarihli dava dilekçesinde hangi makinaların dava konusu yapıldığı açıklıkla belirtilmese de,.İcra Müdürlüğünün 2009/394 Tal. Sayılı dosyası ile 02/10/2009-17/11/2009-19/11/2009-20/07/2010 ve 10/08/2010 tarihlerinde yapılan hacizler sırasında haczedilen makinaların davaya konu olduğu görülmektedir. Temyize konu kararın 1. bendinin 3. paragrafında 20.11.2009 tarihinde yapılan haciz sırasında haczedilen makina ile ilgili de kabul kararı verilmiş olup, dava dilekçesinde yer almayan, dava konusu edilmeyen makina bakımından davacının talebi aşılarak kabul kararı verilmesi de doğru olmamış, bu yönden de hükmün bozulmasına karar verilmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Rehnin Kapsamı: Zorunlu ve İhtiyari Unsurlar

Ticari işletme veya esnaf işletmesine özgülenen malvarlığı unsurları üzerinde rehin kurulurken kanuni unsurlar arasında ayrım gözetilir. Ticari işletme rehninin zorunlu unsurlarını ticaret unvanı, işletme adı ve menkul işletme tesisatı oluşturur. Rehin sözleşmesine, rehin kapsamına alınan bütün varlıkları ve bunların ayırt edici niteliklerini gösteren bir listenin eklenmesi zorunludur. 1447 sayılı Kanun'un 3. maddesi uyarınca işletmenin kanunda gösterilen zorunlu unsurları üzerinde kısmi rehin kurulamaz; ancak bu zorunlu unsurlar kapsama dahil edildikten sonra ihtiyari nitelikteki diğer unsurlar sözleşme dışında bırakılabilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/198, K. 2022/922Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2019/198 E.  ,  2022/922 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasında birleştirilerek görülen “sıra cetveline itiraz” isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, Ereğli (Konya) İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen asıl davada şikâyetin reddine, birleşen davada dava şartı yokluğu nedeniyle şikâyetin usulden reddine ilişkin karar asıl davada şikâyetçi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı şikâyetçi vekili tarafından asıl dava yönünden temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Asıl Davada Şikâyetçi İstemi: 4. Asıl davada şikâyetçi vekili dilekçesinde; borçlu … Tarım Ürünleri Hayvancılık Gıda Maddeleri San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye ait Mofem marka MF 500 model silaj balyalama makinesinin satışından elde edilen paranın paylaştırılması için 27.09.2012 tarihinde sıra cetveli düzenlendiğini, müvekkili şirketin makine üzerinde rehin hakkının bulunması nedeniyle ilk sırada yer alması gerektiği hâlde sıra cetveline hiç alınmadığını, müvekkili şirketin, borçlu şirketin aldığı krediye kefil olduğunu, bu kefaletten dolayı 25.07.2011 tarihli düzenleme şeklinde ticarî işletme rehni ve iki adet traktör için araç rehni sözleşmeleri düzenlendiğini, borçlu şirketin kredi taksitlerini ödememesi üzerine müvekkili şirketin kefil olduğu bedeli bankaya ödediğini, satılan makinenin ticarî işletme rehni kapsamında bulunduğunu ileri sürerek şikâyetin kabulü ile sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Asıl Davada Şikâyet Olunanlar Cevabı: 5. Asıl davada şikâyet olunan … Yemcilik Hayvancılık Gıda Mad. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde, Ereğli 2. İcra Müdürlüğünün 2011/3244 E. sayılı dosyasında alacaklı müvekkili şirket tarafından borçlu şirket aleyhine icra takibi yapılarak borçlu şirketin Mofem marka 500 model silaj balyalama makinesinin haczedilerek ihalede satıldığını, satış işleminin ardından davacı şirketin icra takip dosyasına gönderdiği 26.06.2012 tarihli dilekçesiyle silaj balyama makinesinin rehinli olduğunu bu nedenle satış bedelinin kendilerine gönderilmesini talep ettiklerini, icra müdürlüğünün de davacı şirketin talebini reddettiğini, söz konusu silaj balyalama makinesinin davacı tarafın iddia ettiğinin aksine 25.07.2011 tarihli ticarî işletme rehni sözleşmesinde belirtilen araçlardan olmadığını, sözleşmede satışı yapılan makineden bahsedilmediğini belirterek şikâyetin reddini savunmuştur. 6. Asıl davada şikâyet olunan … ve … cevap dilekçesi sunmamış, ancak duruşmadaki beyanlarında, hacze konu ve satışı yapılan makinenin ticarî işletme rehni kapsamında olmadığını ve davacının rehinden kaynaklanan önceliğinin de bulunmadığını belirterek şikâyetin reddini savunmuşlardır. Birleşen Davada Şikâyetçi İstemi: 7. Birleşen davada şikâyetçi vekili dilekçesinde asıl davadaki şikâyet dilekçesinde yer alan maddî vakıaları tekrar ederek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: 8. Ereğli (Konya) İcra (Hukuk) Mahkemesinin 14.01.2014 tarihli ve 2012/167 E., 2014/8 K. sayılı kararı ile; 25.07.2011 tarihli düzenleme şeklinde ticarî işletme rehni sözleşmesinin usulüne uygun şekilde düzenlendiği, ancak dava konusu makineye ilişkin olduğu iddia edilen ikinci sıradaki rulo silaj balya makinesinin model, tip, seri numarası gibi hiç bir ayırt edici özelliği belirtilmeden ticarî işletme rehni sözleşmesinde yer aldığı, sıra cetvelinde birinci sırada yer alan alacaklının başlattığı icra takibi üzerine şikâyet konusu olan balyalama makinesinin de haczedildiği, makinenin bilirkişi marifetiyle tespitinin yaptırıldığı ve icra dosyasına sunulan raporda “Mofem marka MF 500 model 500 kg’lık Silaj Balyalama Makinesi” olarak belirtildiği, haczedilen bu makinenin ticarî işletme rehni sözleşmesi kapsamında kalıp kalmadığı hususlarının tespiti için keşif icrasına karar verildiği, ancak 21.05.2013 tarihli tutanakta belirtildiği üzere şikâyete konu makinenin nerede olduğu bilinmediğinden keşfin yapılamadığı, mülga 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanunu’nun 4. maddesinde, sözleşmede rehne dair unsurların tam listesi de ayırt edilmelerini mümkün kılacak özellikleri ile birlikte yer alacağının belirtildiği, şikâyete konu makinenin ticarî işletme rehni sözleşmesinde ayırt edici özellikleri ile birlikte açıkça belirtilmediği, bu durumda haczedilen makinenin usulüne uygun olarak ticarî işletme rehni kapsamında sayılamayacağı, makine üzerinde keşif yapılmasının da mümkün bulunmadığı gerekçesiyle asıl davada şikâyetin reddine, birleşen davanın ise ilk olarak asliye hukuk mahkemesine sıra cetveline itiraz davası olarak açıldığı, mahkemesince davanın sıra cetvelindeki sıraya itiraz davası olarak değerlendirilip görevli mahkemenin icra hukuk mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtayca onanarak talep üzerine mahkemenin 2013/99 E. sayılı numarasını aldığı, devamında eldeki dava ile birleştirme kararı verildiği, her iki davada da şikâyetçinin ve şikâyet olunanların aynı olduğu, her iki davanın da şikâyet sebebinin ve konusunun sıra cetvelindeki sıraya ilişkin olduğu gerekçesiyle birleşen davada dava şartı yokluğu nedeniyle şikâyet talebinin usulden reddine karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 9. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikâyetçi vekili tarafından asıl davada verilen karar yönünden temyiz isteminde bulunulmuştur. 10. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesince 15.01.2015 tarihli ve 2014/3603 E., 2015/179 K. sayılı kararı ile; “…1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl dosyada şikayetçi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2- Şikayet, sıra cetvelindeki sıraya ilişkindir. Ticari İşletme Rehni Kanunu'nun 3. maddesinde, " Ticari işletme rehni aşağıdaki unsurları kapsar: a -Ticaret unvanı ve işletme adı, b-Rehnin tescili anında mevcut ve işletmenin faaliyetine tahsis edilmiş olan makina, araç, alet ve motorlu nakil araçları, c-İhtira beratları, markalar, modeller, resimler ve lisanslar gibi sınai haklar. Taraflar ticaret unvanı, işletme adı ve menkul işletme tesisatı dışında kalan unsurlardan bir veya birkaçını rehnin dışında bırakabilirler. Gemi ipoteği hakkındaki hükümler saklıdır." hükmüne yer verilmiştir. Ticari işletmenin, anılan Kanun maddesinde yer alan unsurlarının tamamı üzerinde rehin kurulabilir, sadece bazıları üzerinde kısmi rehin kurulması mümkün değildir. Ticaret unvanı, işletme adı ve işletme tesisatları rehnin zorunlu unsurlarıdır. Kalan diğer unsurlar rehnin kapsamı dışında bırakılabilir ( Prof. Dr. Şeref Ertaş, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2005, 7. Cilt, sy 39 ). Bu durumda mahkemece, ilk haciz tarihi itibariyle borçlu … Tarım Ürünleri Hayvancılık Gıda Maddeleri San. ve Tic. Ltd. Şti'nin bilanço, gelir-gider cetveli, demirbaşları, işletme tesisatları ile ilgili belgelerin ilgili Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden ya da muhtemel bir kredi başvurusu nedeniyle bu belgeler ibraz edilmiş ise ilgili bankalardan getirtilerek, uzman mali müşavir bilirkişiden haciz tarihi itibariyle borçlu şirketin envanterinde bir tane silaj makinesi olduğunun tespiti halinde şikayetçi ticari işletme rehninin yukarıda özetlenen Ticari İşletme Rehni Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca bu makineyi de kapsadığının kabulü ile sıra cetvelinin bu gerekçe ile iptali; birden fazla silaj makinesi olduğunun tespiti halinde ise şimdiki gibi şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Öte yandan, 09.10.2012 olan şikayet tarihinin, gerekçeli karar başlığında 17.10.2012 olarak yazılmış olması da hatalı olmuştur,…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 11. Ereğli (Konya) İcra (Hukuk) Mahkemesinin 17.06.2015 tarihli ve 2015/98 E., 2015/130 K. sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesi yanında, Ereğli 2. İcra Müdürlüğünün 2011/3244 E. sayılı dosyası arasında bulunan borçlu şirkete ait mizanda 253.02 hesap kodlu rulo silaj balya makinesi ve 257.18 hesap kodlu rulo silaj balya makinesinin bulunduğu anlaşıldığından bozma kararında belirtilen hususlarda inceleme yapılmasına gerek bulunmadığı, detay mizanda zaten iki adet rulo silaj balya makinesi olduğunun belirtildiği ve makineler hakkında keşif yapılmasına da imkân bulunmadığı gerekçesiyle asıl davada direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 12. Direnme kararı süresi içinde şikâyetçi vekili tarafından asıl dava yönünden temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 13. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; şikâyetçi vekilinin, 25.07.2011 tarihli taşınır rehni sözleşmesinde yer alan rulo silaj balya makinesinin icra dosyasında satışı yapılan makine olduğu yönündeki iddiası karşısında mahkemece, borçlu şirketin ilk haciz tarihi itibariyle bilanço, gelir-gider cetveli, demirbaşları, işletme tesisatları ile ilgili belgelerin getirtilerek ve bilirkişiden haciz tarihi itibariyle borçlu şirketin envanterinde kaç tane silaj makinesi olduğu tespit edildikten sonra sonucuna göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. III. ÖN SORUN 14. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında öncelikle, temyize konu kararın gerçekte yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı; dolayısıyla, temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulunca mı yoksa Özel Dairece mi yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir. IV. GEREKÇE 15. Direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozmadan esinlenerek herhangi bir yeni delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir. 16. Mahkemenin yeni bir bilgi, belge ve delile dayanarak veya bozmadan esinlenip gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek, dolayısıyla da ilk kararının gerekçesinde dayandığı hukukî olguyu değiştirerek karar vermiş olması hâlinde direnme kararının varlığından söz edilemez. 17. İstikrar kazanmış Yargıtay içtihatlarına göre; mahkemece direnme kararı verilse dâhi bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak, bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme veya toplanan yeni delillere dayanmak, önceki kararda yer almayan ve Özel Daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak suretiyle verilen karar direnme kararı olmayıp, bozmaya eylemli uyma sonucunda verilen yeni hüküm olarak kabul edilir. 18. Bu açıklamalar kapsamında eldeki davaya gelince, mahkemece verilen ilk kararda, şikâyete konu makinenin ticarî işletme rehni sözleşmesinde ayırt edici özellikleri ile birlikte açıkça belirtilmediği bu durumda haczedilen makinenin usulüne uygun olarak ticarî işletme rehni kapsamında sayılamayacağı, makine üzerinde keşif yapılmasının da mümkün bulunmadığı gerekçesiyle asıl davada şikâyetin reddine dair verilen kararın şikâyetçi vekili tarafından temyizi üzerine Özel Dairece, ilk haciz tarihi itibariyle borçlu şirketin bilanço, gelir-gider cetveli, demirbaşları, işletme tesisatları ile ilgili belgelerin ilgili vergi dairesi müdürlüğünden ya da muhtemel bir kredi başvurusu nedeniyle bu belgeler ibraz edilmiş ise ilgili bankalardan getirtilerek, uzman malî müşavir bilirkişiden haciz tarihi itibariyle borçlu şirketin envanterinde bir tane silaj makinesi olduğunun tespiti hâlinde, rehnin bu makineyi de kapsadığının kabulü ile sıra cetvelinin bu gerekçe ile iptali, birden fazla silaj makinesi olduğunun tespiti hâlinde ise şimdiki gibi şikâyetin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir. 19. Mahkemece Özel Dairenin bozma kararı sonrası yapılan yargılamada, önceki karar gerekçesi yanında, bozma kararında belirtilen hususlarda inceleme yapılmasına gerek bulunmadığı, borçlu şirket tarafından sunulan ve icra dosyasında yer alan mizanda zaten iki adet rulo silaj balya makinesi olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. 20. Açıklanan bu maddî ve hukukî olgulara göre, mahkemece verilen ilk kararda şikâyete konu makinenin ticarî işletme rehni sözleşmesinde ayırt edici özellikleri ile birlikte açıkça belirtilmediği, haczedilen makinenin usulüne uygun olarak ticarî işletme rehni kapsamında sayılamayacağı, makine üzerinde keşif icrası da mümkün bulunmadığı gerekçesiyle asıl davada şikâyetin reddine karar verildiği hâlde Özel Dairenin bozma kararı sonrası yapılan yargılamada ise, mahkemece, icra dosyası içerisinde bulunan borçlu şirkete ait mizanda 253.02 hesap kodlu rulo silaj balya makinesi ve 257.18 hesap kodlu rulo silaj balya makinesinin bulunduğu anlaşıldığından bozma kararında belirtilen hususlarda inceleme yapılmasına gerek bulunmadığı, detay mizanda zaten iki adet rulo silaj balya makinesi olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. 21. Görüldüğü üzere, önceki kararda yer almayan ve Özel Daire denetiminden geçmemiş yeni ve değişik bir gerekçe ile hüküm kurulmuştur. 22. Buna göre mahkemenin direnme olarak adlandırdığı kararın, usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, bozmadan önceki kararda tartışılıp değerlendirilmemiş dolayısıyla Özel Daire denetiminden geçmemiş yeni gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olduğu her türlü duraksamadan uzaktır. 23. Hâl böyle olunca, kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye aittir. 24. Bu nedenle yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir. V. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Şikâyetçi vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, Ancak karar düzeltme yolunun açık olması sebebiyle öncelikle mahkemesince Hukuk Genel Kurulu kararının taraflara tebliği ile karar düzeltme yoluna başvurulması hâlinde dosyanın Hukuk Genel Kuruluna, başvurulmaması hâlinde ise mahkemesince doğrudan YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 5311 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile eklenen geçici 7. madde atfıyla uygulanmakta olan İİK’nın 366/III. maddesi uyarınca kararın tebliğden itibaren on gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.06.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Ticari işletmeye özgülenen ihtira beratları, markalar, modeller, resimler ve lisanslar gibi sınaî mülkiyet hakları rehnin ihtiyari unsurlarıdır ve rehin kapsamı dışında tutulabilir. Türk Medenî Kanunu'nun 954. maddesi gereğince başkasına devredilebilen alacaklar ve diğer haklar rehnedilebilir; aksine kural bulunmadıkça teslime bağlı rehin hükümleri uygulanır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2016/8392 Esas ve 2020/2429 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, ticari işletmenin tamamı rehnedilmeyip yalnızca marka rehnedildiğinde Türk Medenî Kanunu'nun 954. maddesinin ilk fıkrası uyarınca yazılı şekil yeterli görülmekte ve sicile tescil açıklayıcı sayılmaktadır. Buna karşılık marka, ticari işletme rehni kapsamında rehnedildiğinde rehin sözleşmesinin noter tarafından onaylanması ve sicile tescili zorunlu hale gelir.

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2016/8392, K. 2020/2429Kaynağı aç
23. Hukuk Dairesi         2016/8392 E.  ,  2020/2429 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. – K A R A R – Davacı vekili, dava dışı borçlu şirketlerin davacı bankadan kullandığı ticari krediler gereği yükümlülüğünü ihtara rağmen yerine getrimediği, davacı ile 31.12.1999 tarihinde yapılan protokol gereği daha önce alınan her türlü teminat geçerli olmak üzere borçlu davacı şirketin kullandığı kredilerin teminatı olmak üzere davalı … Elektronik ve Sanayi Teknoloji A.Ş. marka haklarının alacaklıları lehine 1. dereceden 30.000.000.00 dolar bedelle müştereken ve garameten rehnedildiği, garameye göre davacı bankanın %14.8 hakkı olduğu, ancak protokol hükümlerinin de yerine getirilmemesi üzerine rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığı, davalının haksız olarak takipe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı … Elektronik ve Sanayi Teknoloji A.Ş. vekili, müvekkilinin rehneden sıfatı gereği borçtan sorumlu olmayıp sadece rehin verdiği mal ile sınırlı sorumlu olduğunu, müvekkilinin protokol konusu olan borçlara kefil olmadığını, davacı bankanının protokol gereği yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacının takip yapma hakkı olmaıdğını, borçlu şirketlerin iflas ettiğini ve alacaklarını iflas masasına kaydettirdiklerini, açılan davanın mükerrer tahsile yönelik olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkmece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafça dava dışı şirketin borcu nedeni ile protokol yapıldığı, protokol gereği davalıların markalarını rehin verildiği ve daha sonra rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığı, takibin Ankara 17. Noterliğinin 05.05.2000 tarihli marka rehni sözleşmesine dayandığı rehin veren firmanın İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı olduğu, Ticari İşletme Rehni Kanunu’nun 4. maddesi gereğince ticari işletmenin bulunduğu ticaret sicil çevresindeki bir noter tarafından yapılması gerektiği, bu durumda Ankara’da düzenlenen sözleşmenin geçersiz olduğu, ayrıca Ticari İşletme Rehni Kanunu’nun 5. maddesi gereğince rehin hakkının ticariişletme sahibinin veya müessesesinin veya alacaklının yazılı talebi üzerine Ticaret veya Esnaf ve Sanatlarlar Siciline tescili ile doğabileceği, buna ilişkin de belge sunulmadığı rehin sözleşmesinin geçersiz olduğui kötüniyet iddiasının ise ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, rehnin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Üçüncü kişiye ait olan marka, KHK’nın 15/2. maddesi uyarınca, 6570 sayılı Kanuna göre ve TMK'na göre rehin edilebilir. Ancak somut olayda marka rehninin TMK’nın 954/1. maddesi uyarınca da kurulabilmesi de mümkündür. TMK'na göre rehin sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı şekilde yapılması yeterli olup sicile tescili tarafların talebine bağlı olduğundan tescil sadece açıklayıcı niteliktedir. Bir ticari marka, işletme rehni kapsamında rehnedilmiş ise Ticari İşletme Rehni Kanunu kapsamında sözleşmenin noter tarafından onaylanması ve sicile tescil edilmesi gerekir. Somut olayda, ticari işletmenin tamamı değil sadece marka rehnedildiği ve rehin sözleşmesi yazılı olarak yapıldığı için mahkemece marka rehni sözleşmesinin geçerli olduğu kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kuurlması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 02.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 954Kaynağı aç
Madde 954- Başkasına devredilebilen alacaklar ve diğer haklar rehnedilebilir. Aksine bir hüküm bulunmadıkça, bunların rehni hakkında da teslime bağlı rehin hükümleri uygulanır. B. Kurulması I. Senede bağlı olan veya olmayan alacaklarda

Ticari işletmeye tahsis edilen taşınmazlar ticari işletme rehni kapsamında yer almaz; bu taşınmazların teminat altına alınabilmesi için Türk Medenî Kanunu uyarınca ayrıca ipotek kurulması zorunludur ve gemi ipoteğine ilişkin özel hükümler saklıdır. İşletmeye sonradan ithal edilen veya dahil edilen yeni unsurların rehin kapsamına girebilmesi için bu unsurların listeye eklenmesi ve Ticaret veya Esnaf ve Sanatkârlar Siciline tescil edilmesi şarttır. 4952 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik doğrultusunda sanayi işletmelerinin taraf olduğu rehin sözleşmelerinde yalnızca ilgili krediyle satın alınan menkul işletme tesisatı rehnedilebilir; bu unsurların kredi verenin ihtiyacını karşılamaması halinde ise sözleşme özgürlüğü çerçevesinde rehnin kapsamı genişletilebilir.

Tesisatın Belirlenmesi, Şubeler ve Üçüncü Kişi Rehninin Sınırları

Rehin anında işletmede mevcut olan menkul işletme tesisatının tamamının sözleşme listesinde yer almaması durumunda bu eksikliğin kaynağı dikkate alınır. Tesisatın bir bölümünün listede bulunmaması ihmalden ileri geliyorsa rehin sözleşmesi geçerliliğini korur; buna karşılık menkul tesisatın bir kısmı bilinçli olarak kapsam dışında bırakılmışsa sözleşme geçersiz hale gelir. Ayırt edici nitelikleri sözleşmede açıkça belirtilmeyen bir makinenin rehin kapsamında sayılıp sayılmayacağı hususunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/198 Esas ve 2022/922 Karar sayılı ilamına konu somut olayda, borçlunun ilk haciz anındaki envanterinde aynı nitelikte tek bir makine bulunması halinde rehin kapsamında kabul edilmesi, birden fazla makine bulunması halinde ise şikayetin reddi gerektiği değerlendirilerek inceleme yapılmasına işaret edilmiştir.

Doktrinde ticari işletmenin sadece merkezinde ya da şubesinde bulunan malvarlığı değerlerinin rehnedilmesinin mümkün olduğu ve şubenin bu rehin tasarrufunu yapabilmesi adına özel yetkiyle donatılması gerektiği ileri sürülmektedir. İşletme malikinin kendi borcu yerine bir üçüncü kişinin borcunu teminat altına almak maksadıyla işletme unsurları üzerinde rehin kurabileceği kabul edilmektedir. Nitekim 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu'nun 5. maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca da üçüncü kişilerin borçlu lehine teslimsiz taşınır rehni tesis edebilmesi açık yasal düzenlemeyle hüküm altına alınmıştır.

6750 sayılı TİCARİ İŞLEMLERDE TAŞINIR REHNİ KANUNU m. 5Kaynağı aç
MADDE 5- (1) Rehin hakkı aşağıda belirtilen taşınır varlıklar üzerinde kurulabilir: a) Alacaklar b) Çok yıllık ürün veren ağaçlar c) Fikri ve sınai mülkiyete konu haklar ç) Hammadde d) Hayvan e) Her türlü kazanç ve iratlar f) Başka bir sicile kaydı öngörülmeyen ve idari izin belgesi niteliğinde olmayan her türlü lisans ve ruhsatlar g) Kira gelirleri ğ) Kiracılık hakkı h) Makine ve teçhizat, araç, ekipman, alet, iş makinaları, elektronik haberleşme cihazları dâhil her türlü elektronik cihaz gibi menkul işletme tesisatı ı) Sarf malzemesi i) Stoklar j) Tarımsal ürün k) Ticaret unvanı ve/veya işletme adı l) Ticari işletme veya esnaf işletmesi m) Ticari plaka ve ticari hat n) Ticari proje o) Vagon ö) Bu fıkrada sayılanlardan üçüncü kişiler zilyetliğindeki taşınır varlık, hak ve paylı mülkiyet hakları p) (Ek: 15/2/2018-7099/28 md.) Benzeri her türlü taşınır varlık ve hak (2) (Değişik cümle:28/1/2021-7263/24 md.) Ticari işletme ve esnaf işletmesinin tamamı üzerinde rehin kurulması hâlinde, rehnin kuruluşu anında işletmenin faaliyetine tahsis edilmiş olan her türlü varlık; bir işletmenin belirli bir taşınır varlık grubunun bir bütün olarak rehnedilmesi hâlinde ise bu gruba dahil varlıkların tamamı rehnedilmiş sayılır. Bu varlıkların rehni diğer kanunlarca bir sicile tescilini gerektiriyorsa bu rehin ilgili sicillere bildirilir. Bu varlıklar üzerinde diğer kanunlar uyarınca önceden bir rehin hakkı tesis edilmiş olması hâlinde bu Kanun çerçevesinde tesis edilerek bildirilen rehin sonraki sırada yer alır. Ticari işletme ve esnaf işletmesi rehinleri ticaret veya esnaf siciline bildirilir. Birinci fıkrada yer alan diğer taşınır varlıkların borcu karşılaması hâlinde işletmenin tümü üzerinde rehin kurulamaz. (Ek cümle:28/1/2021-7263/24 md.) Bir işletmenin belirli bir taşınır varlık grubunun bir bütün olarak rehnedilmesi hâlinde 4 üncü maddenin altıncı fıkrasının (c) bendi uygulanmaz. (3) İşletmelerin müstakbel taşınır varlıkları üzerinde rehin hakkı kurulabilir. Rehinli müstakbel taşınır varlık üzerindeki tasarruf yetkisi, bu varlıkların mülkiyete konu edilmesini müteakip kullanılabilir. (4) Rehin, işletmelerin mevcut veya müstakbel taşınır varlıklarının getirileri üzerinde kurulabilir. (5) Her tür sözleşmeden doğan mevcut veya müstakbel alacaklar rehne konu edilebilir. 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümleri saklıdır. (6) Rehin hakkı bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen varlıklardan biri veya birden fazlası üzerinde kurulabilir. (7) Kendi mevzuatı gereğince bir onaya tabi olan lisans ve ruhsatların rehni bu onayın alınması hâlinde mümkündür. (8) Mevzuatı gereği özel sicillerine kaydı gereken rehinler Sicile bildirilir. Buna ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikle belirlenir. (9) Üçüncü kişiler, bu Kanun kapsamında borçlu lehine teslimsiz taşınır rehni kurabilir. Bütünleyici parça ve eklenti

Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu Kapsamındaki Esaslar

6750 sayılı Kanun'un 5. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, münferit diğer taşınır varlıkların borcu karşılaması durumunda ticari işletmenin veya esnaf işletmesinin tamamı üzerinde rehin kurulamaz. İşletmenin tamamı üzerinde rehin tesis edildiğinde kuruluş anında işletme faaliyetine tahsis edilmiş her türlü varlık rehin kapsamına girer; belirli bir taşınır varlık grubu bir bütün halinde rehnedildiğinde ise o gruba dahil varlıkların tamamı rehnedilmiş sayılır. Özel kanunlar gereğince tescili aranan varlıkların rehni ilgili sicillere, ticari işletme ve esnaf işletmesi rehinleri ise ticaret veya esnaf siciline bildirilir. Bu varlıklar üzerinde diğer kanunlar gereğince önceden bir rehin kurulmuşsa, 6750 sayılı Kanun kapsamında bildirilen rehin sonraki sırada yer alır.

İşletmelerin müstakbel taşınır varlıkları üzerinde rehin tesis edilmesi mümkündür; ancak rehinli müstakbel varlıklar üzerindeki tasarruf yetkisi bu unsurların mülkiyete konu edilmesinin ardından kullanılabilir. Kendi özel mevzuatı uyarınca idari veya hukuki bir onaya tabi tutulan lisans ve ruhsatların rehnedilmesi ise kanunen zorunlu kılınan onayın alınmış olmasına bağlıdır.

Zilyetlik, Tasarruf Yetkisi ve Alacağın Temlikinde Rehnin Durumu

Zilyetliği işletme sahibinde bırakılan rehinli mallar, tacir tarafından yalnızca olağan ticari faaliyetin yürütülmesinde kullanılabilir. Rehinli malların devri, ayni hakla sınırlandırılması, başka bir yere taşınması veya başkalarıyla değiştirilmesi gibi olağan dışı tasarruflar için rehin alanın rızasının alınması zorunludur. Tacire rehinli malvarlığının değerini koruma yükümlülüğü getirilmiş olup bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi cezai yaptırıma bağlanmıştır. Rehin hakkı işletmeyi devralanlara ve rehinli unsurları sicil bölgesi içinde edinenlere karşı ileri sürülebilir; buna karşılık rehinli unsurları sicil bölgesi dışında edinen iyiniyetli üçüncü kişilerin iktisapları korunur. Tescil edilen rehin motorlu taşıtlar için trafik siciline, markalar için marka siciline, patentler için patent siciline, maden cevherleri için maden siciline, şubeler için ticaret siciline ve işletmenin kurulu olduğu taşınmaz işletme sahibine aitse tapu siciline bildirilir.

Rehinle temin edilen asıl alacağın devredilmesi halinde rehnin varlığını koruyup korumayacağı konusunda iki temel yaklaşım bulunmaktadır. Bir yaklaşıma göre 1447 sayılı Kanun'un 2. maddesinin birinci fıkrasındaki rehin alacaklısı sınırlaması kuruluş anına özgüdür ve ticari işletme rehni asıl alacağa bağlı fer'i bir hak olduğundan, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/6984 Esas ve 2014/16049 Karar sayılı ilamı doğrultusunda rehnin alacağı temlik alana devrinde yasal engel yoktur. Diğer yaklaşıma göre ise rehin alacaklısı sıfatına getirilen sınırlama rehnin kuruluşundan sonraki aşamalarda da geçerliliğini korur; dolayısıyla alacak temlik edilebilse bile rehin hakkı kanunda sayılmayan kişilere devredilemez ve rehin hakkı sona erer.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2014/6984, K. 2014/16049Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2014/6984 E.  ,  2014/16049 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/01/2014 NUMARASI : 2013/352-2014/1 Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/01/2014 tarih ve 2013/352-2014/1 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, dava dışı TMK Yapı Malzemeleri Ltd. Şti. ile Şekerbank A.Ş. arasında yapılan ticari işletme rehninin usulüne uygun olarak İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce kaydedildiğini, anılan ticari işletme rehninin müvekkilince devralındığını, tescil için davalı kuruma yapılan başvurunun kanuna aykırı şekilde reddedildiğini ileri sürerek temliğin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde kayıt edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının kanunun aradığı kredi müesselerinden biri olmadığı savunmasıyla davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca Ticaret Sicili Memurunun tescili istenilen işlemlerin kanunun emredici hükümlerine aykırı bulunup bulunmadığını resen araştırmakla yükümlü olduğu, davacının 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanunu'nun 2. maddesinde sayılan kuruluşlardan bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, lehine ticari işletme rehni kurulan tarafta meydana gelen değişikliğin davalı yanca sicile işlenilmesi talebine ilişkindir. Dava dışı şirket ile dava dışı banka arasında 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanunu (TİRK) uyarınca usulüne uygun olarak kurulmuş ve sicile tescil edilmiş bir ticari işletme rehni mevcuttur. Davacı taraf ile dava dışı banka arasında yapılan alacağın temliki sözleşmesi gereği, alacağın teminatı olan ticari işletme rehninin de davacı adına tescili talep edilmektedir. Ticari işletme rehni asıl alacağa bağlı fer'i nitelikte bir hak olduğuna göre rehnin de alacağı temlik alana devrinde yasal bir engel bulunmamaktadır. 1447 sayılı TİRK 2/1 maddesi "Ticari işletme rehni sözleşmesi, tüzel kişiliği haiz ve sermaye şirketi olarak kurulmuş kredi müesseseleri, kredili satış yapan gerçek ve tüzel kişiliği haiz müesseseler ve kooperatifler ile ticari işletmenin maliki bulunan gerçek ve tüzel kişiler arasında yapılır." hükmünü haiz olup, bu durum münhasıran rehnin kuruluş aşamasına ilişkin bir sınırlama ve belirleme getirmektedir. Açıklanan bu nedenlerle mahkemece davanın kabulüne karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile reddi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı veklinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20/10/2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Kural olarak, menkul rehninde, rehnedilen menkullerin alacaklıya teslimi şarttır. TMK'nın 939. maddesi "Kanunda öngörülen ayrık durumlar dışında taşınırlar, ancak zilyetliğin alacaklıya devri suretiyle rehnedilebilir… Taşınır, fiilen yalnız rehnedenin hakimiyetinde kaldığı sürece rehin hakkı doğmaz." hükmünü amirdir. Ticari işletme rehni ise, ticari işletmelerin kredi ihtiyaçlarını karşılaması amacıyla, yasa ile düzenlenmiş istisnai bir düzenlemedir. Yasadaki bu düzenleme ile, ticari işletme kapsamındaki menkul mallar, yasanın aradığı şartlar dahilinde, teslim şartı olmaksızın ticari işletme rehnine konu edilebilecektir. Bu nedenle yasa ticari işletme rehninin taraflarının kimler olacağını açıkça belirlemiştir. 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanunu'nun, ticari işletme rehninde taraflar başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrası " Ticari işletme rehni sözleşmesi, tüzel kişiliği haiz ve sermaye şirketi olarak kurulmuş kredi müesseseleri kredili satış yapan gerçek ve tüzel kişiliği haiz müesseseler ve kooperatifler ile ticari işletmenin maliki bulunan gerçek ve tüzel kişiler arasında yapılır." hükmünü amirdir. Bu hüküm kapsamında olmayanların, ticari işletme rehni sözleşmesinin tarafı olamayacağı açıktır. Aynı maddenin 2. fıkrası ise "Ancak, kredili satış yapan müesseselerin rehin hakkı münhasıran vadeli satış yapmış olduğu 3 üncü maddenin (b) fıkrasında zikredilen hususat üzerinde tesis edilir. " hükmünü amir olup, bu madde kapsamında ticari işletme rehni yapabilecek kişiler arasında sayılan kredili satış yapan müesseselerin yapabileceği ticari işletme rehni sözleşmesinin kapsamını sınırlamış, bu müesseselerin rehin hakkının münhasıran vadeli satış yapmış olduğu 3 üncü maddenin (b) fıkrasında zikredilen hususat üzerinde tesis edilebileceği hususu düzenlenmiştir. 3 üncü maddenin (b) fıkrası da "Rehnin tescili anında mevcut ve işletmenin faaliyetine tahsis edilmiş olan makina, araç, alet ve motorlu nakil araçlarını," kapsamaktadır. Doktrinde savunulan ve Dairemizin çoğunluğu tarafından da benimsenen görüşe göre, 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrası ile getirilen sınırlamanın, münhasıran rehnin kuruluş aşamasına ilişkin bir sınırlama olduğu ileri sürülmüştür. Bu görüşe katılmak mümkün değildir. (Bak, Dr. H.Ali Dural, Ticari İşletme Rehni ile Teminat Altına Alınan Alacağın TİRK.m.2'de Sayılan Kişiler Dışındaki Kişilere Temlikinin Ticari İşletme Rehnine Etkisi, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof.Dr.Erden Kuntalp'e Armağan, Cilt I, 1/2004, Sayfa 323) Zira, yukarıda açıklandığı gibi menkul rehnine göre istisnai bir düzenleme olan ticari işletme rehninin taraflarının kimler olabileceği açıkça belirtilmiştir. Madde metninde, bu hükmün münhasıran rehnin kuruluş aşamasına ilişkin bir sınırlama olduğuna dair bir düzenleme bulunmadığından, rehin hakkı kurulduktan sonra da uygulanacaktır. Bu nedenlerle, usul ve yasaya uygun olan yerel mahkeme kararının onanması gerektiği görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.. 20.10.2014 .

Yabancı Para Cinsinden Rehin Kurulması

Ticari işletme rehni sözleşmesinde rehin tutarının kural olarak Türk Lirası cinsinden gösterilmesi aranmaktadır. Bununla birlikte 1447 sayılı Kanun'un 20. maddesinin Türk Medenî Kanunu hükümlerine yollama yapması çerçevesinde, Türk Medenî Kanunu'nun 851. maddesinin ikinci fıkrasındaki yasal koşulların sağlanması halinde belirli şartlar altında yabancı para üzerinden de ticari işletme rehni kurulabilmektedir.

İcra Takibi, Tedbirler ve İstihkak İddiaları

Ticari işletme rehni sözleşmesine borçlu şirketin unvanının dahil edilmiş olması halinde, bu unvan üzerindeki rehin hakkına dayanılarak üçüncü kişilerce ileri sürülen istihkak iddialarının icra mahkemesince incelenmesi gerekir; Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2014/27100 Esas ve 2015/13285 Karar sayılı ilamı bu yönde denetim yapılmasını zorunlu kılmaktadır. İcra ve İflas Kanunu'nun 149. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kayıtsız şartsız para borcu ikrarını kapsayan akit tablosu sunulduğunda ve alacak muaccel kılındığında, icra dairesi borçlu ile birlikte rehin veren veya mülkiyeti iktisap eden üçüncü kişilere icra emri tebliğ eder. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2016/30894 Esas ve 2016/23940 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere, asıl borçlu ile rehin veren arasında mecburi takip arkadaşlığı mevcuttur; bu nedenle asıl borçlu hakkında verilen satış engeli ve koruma tedbirleri rehin maliki bakımından da bağlayıcı sonuç doğurur ve takip konusu rehnin satışına imkan vermez.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/27100, K. 2015/13285Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2014/27100 E.  ,  2015/13285 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İstihkak ….. ile …… ve Girişim……….. aralarındaki istihkak davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ……… İcra Hukuk Mahkemesi'nden verilen 03.12.2013 gün ve 209/285 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı ………… vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 04.11.2014 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı …. vekili Av……. … geldi. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosyanın eksikliklerinin ikmali için mahalline iade edildiği, eksikliğin ikmalinden sonra; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı üçüncü kişi vekili,…….. İcra Müdürlüğü’nün 2010/5608 sayılı takip dosyasında, davalı alacaklı tarafından borçlu aleyhine yürütülen rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe konu, 8 adet makine ile borçlunun ticari işletme adının, davacı banka ile borçlu arasında akdedilen 25.12.2008 tarihli ipotek sözleşmesi ve 09.06.2009 tarihli ticari işletme rehni sözleşmeleri gereği bankaya rehinli olduğunu belirterek, istihkak iddiasının kabulü ile davacı banka lehine rehinli olduklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı alacaklı vekili, davacı 3. kişi tarafından, borçlu aleyhine yapılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte, kıymet takdirine itiraz yargılamasında mahcuzların taşımazın mütemmim cüzü olduğuna ilişkin karar verilmediğini, mahkemece makinelerin bütünleyici parça olup olmadığının yapılacak keşif ve alınacak bilirkişi raporu ile belirleneceğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece toplanan delillere göre; takip konusu yapılmadığından borçlu şirketin unvanı bakımından istihkak iddiasının reddine, borçlu şirkete ait taşınmaz üzerinde bulunan fabrikanın faaliyeti dikkate alındığında, istihkaka konu makinelerin, fabrikanın işletilmesi bakımından kullanılan makine ve teçhizat olduğu, takip dosyalarında yapılan kıymet takdirleri sırasında bu makine ve teçhizatın kıymet takdirine dahil edildiği, dava konusu mahcuzların 3. kişinin borçlu aleyhine yapmış olduğu takip dosyasında yapılan ihale sonucu satıldığı ve davalı alacaklı Bankanın satış ilanı kendisine tebliğ edildiği halde, ihalenin feshi konusunda bir girişimde bulunmadığı, davacı 3. kişi Banka bakımından tesis edilen ipoteğin ve ticari işletme rehninin davalı alacaklı Bankanın ticari işletme rehninden önceki tarihte tesis edildiği gerekçesi ile davanın kısmen reddi ile kısmen kabulüne karar verilmiş; hükmün kabule yönelik kısımları davalı alacaklı vekili tarafından, hükmün reddine ilişkin kısımları ise davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı alacaklı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddine, 2.Davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dava konusu takip dosyasında, davalı alacaklı……. takip talebinde 08.01.2010 tarihli ticari işletme rehni sözleşmesine dayanmaktadır. Borçlu rehin veren firmanın ticaret ünvanı anılan rehin sözleşmesinin kapsamındadır. Bu durumda, Mahkemece, borçlu şirketin ticaret ünvanının da takibin kapsamında olması nedeni ile ticaret ünvanı bakımından 3. kişinin istihkak iddiasının değerlendirilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle ticaret ünvanının takibin kapsamında olmaması nedeni ile reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bozma neden ve şekline göre davacı 3. kişinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 12.215,55 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı ………..'ye iadesine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.100,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davalı alacaklı…….'den alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacı üçüncü kişi ……..'ye verilmesine, 16.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/30894, K. 2016/23940Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2016/30894 E.  ,  2016/23940 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi . Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; Alacaklı tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takibinde, şikayetçi borçlular, icra mahkemesine yaptıkları başvuruda, satış ilanının tebliğ edilmediğini ve sair fesih iddialarını ileri sürerek ihalenin feshini istemiş, mahkemece ihalenin usul ve yasaya uygun şekilde yapıldığı kabul edilerek istemin reddine karar verilmiştir. İİK'nun 179/b maddesi hükmü gereğince, iflasın ertelenmesi kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere, hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre de, erteleme sırasında taşınır, taşınmaz veya ticari işletme rehniyle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir; ancak, bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez. Somut olayda, …. …. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/ 261 E. sayılı dosyası ile borçlu şirket tarafından açılan iflasın ertelenmesi davası kapsamında, anılan mahkemece, 06.05.2011 tarihinde; “….İİK'nun 179/b maddesine göre, erteleme sırasında taşınır, taşınmaz ticari işletme rehni ile temin edilmiş alacaklar nedeniyle, rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatılabilir veya başlamış takiplere devam edilebilir, her ne şekilde olursa olsun (rehnin ve ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin takipler dakil olmak üzere)cebri icra yolu ile yapılan satış işlemlerinin durdurulmasına ” şeklinde tedbir kararı verildiği görülmektedir. İİK'nun 179/b-…. maddesi gereğince borçlu şirket hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe başlanmasında yasaya uymayan bir yön yoktur. Ancak, aynı madde hükmüne göre, ipotekli taşınmazın satışı gerçekleştirilemez. Ne var ki, burada çözümlenmesi gereken sorun, hakkında tedbir kararı verilen borçlu şirketin değil, hakkında tedbir kararı bulunmayan diğer borçluların ihale konusu taşınmazın maliki olması halinde, İİK'nun 179/b-…. maddesi uyarınca satışın yapılıp yapılamayacağına ilişkindir. İİK’nun 149. maddesinde; "İcra müdürü, ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ettiğini ve alacağın muaccel olduğunu anlarsa, borçluya ve taşınmaz üçüncü şahıs tarafından rehnedilmiş veya taşınmazın mülkiyeti üçüncü şahsa geçmiş ise ayrıca bunlara birer icra emri gönderir" hükmüne yer verilmiştir. Yine İİK'nun 150/ı maddesinde; "Borçlu cari hesap veya kısa orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen nakdi veya gayrinakdi bir krediyi kullandıran tarafın ibraz ettiği ipotek akit tablosu kayıtsız ve şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva etmese dahi, krediyi kullandıran taraf …" başvurusu üzerine ve anılan maddede yazılı koşulların oluşması halinde "icra müdürünün aynı Kanunun 149. maddesi uyarınca işlem yapacağı" yazılıdır. İİK'nun 149. maddesi içeriğinden, asıl borçlu ile ipotek veren arasında zorunlu takip arkadaşlığının bulunması nedeniyle haklarında birlikte takip yapılması gerektiği anlaşılmaktadır. Şu halde, asıl borçlu hakkında iflasın ertelenmesi davası kapsamında verilen tedbir kararının, hem söz konusu kararın niteliği gereği, hem de zorunlu takip arkadaşlığı nedeniyle ipotekli taşınmaz maliki yönünden sonuç doğurmayacağının kabulü mümkün değildir. Temyize konu dosyada asıl borçlunun şikayetçi borçlu …. …. …. Ltd. Şti. olduğu, ipotekli taşınmazın malikinin ise … olduğu anlaşılmaktadır. İpotekli taşınmazın maliki … hakkında verilmiş iflas erteleme veya ihtiyati tedbir kararı bulunmasa da, takip, şikayetçi şirketin borçlarından dolayı ve söz konusu şirket lehine verilen ipoteğe dayalı olarak başlatılmıştır. Bu durumda, iflas ertelenmesi davasında verilen tedbir kararı kapsamında İİK'nun 179/b maddesi gereğince, ipotek konusu taşınmazın satışı gerçekleştirilemeyeceğinden, mahkemece, ihalenin feshi isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Borçluların temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren … gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, ……..2016 gününde oybirliğiyle karar verildi. .
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 149Kaynağı aç
Madde 149 – (Değişik: 18/2/1965-538/69 md.) İcra memuru, ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ettiğini ve alacağın muaccel olduğunu anlarsa, borçluya ve taşınmaz üçüncü şahıs tarafından rehnedilmiş veya taşınmazın mülkiyeti üçüncü şahsa geçmişse ayrıca bunlara birer icra emri gönderir. Bu icra emrinde borcun otuz gün içinde ödenmesi ve bu müddet içinde borç ödenmez ve icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasına dair bir karar getirilmezse, alacaklının taşınmazın satışını istiyebileceği bildirilir. İcranın geri bırakılması:

İflasın ertelenmesi yargılamasında verilen ihtiyati tedbir kararlarında rehinli alacakların durumu özel kurallara bağlanmıştır. İcra ve İflas Kanunu'nun 179/b maddesinin ikinci fıkrası uyarınca erteleme sırasında ticari işletme rehniyle temin edilmiş alacaklar için takibe başlanabilir veya başlanmış takiplere devam edilebilir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2015/29311 Esas ve 2016/5617 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere mahkemenin tedbir kararının kapsamı daraltılamaz ve yorumlanamaz. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2017/338 Esas ve 2017/1691 Karar sayılı ilamı gereğince takibe devam edilebilse de rehinli malın satışı yapılamaz ve bu yasak kamu düzeninden olup re'sen gözetilir; yasağa aykırı satış ihale feshini gerektirir. Tedbir yalnızca muhafaza ve satışa yönelikse Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2016/6885 Esas ve 2016/25001 Karar sayılı ilamı uyarınca takibin iptali istenemez.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2015/29311, K. 2016/5617Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2015/29311 E.  ,  2016/5617 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi …. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı tarafından 10.03.2015 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibine başlandığı, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda hakkında iflasın ertelenmesi davasında verilen tedbir kararına dayanarak takibin iptalini istediği, mahkemece İİK'nun 179/b maddesi uyarınca takibin iptaline karar verildiği anlaşılmıştır. İİK'nun 179/b maddesinin 2. fıkrasında belirtildiği üzere, iflas erteleme sırasında taşınır ve taşınmaz rehni ile temin edilmiş alacaklar için rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir. İcra müdürlüğü ve icra mahkemesince iflasın ertelenmesi davasında verilen ihtiyati tedbir kararının kapsamı daraltılamaz ve yorumlanamaz. … Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/416 Esas sayılı iflasın ertelenmesi davasında verilen 26.08.2015 tarihli ihtiyati tedbir kararı ile daha önce verilen tedbir kararının içeriği değiştirilerek; "İİK 179/b maddesi gereği taşınır, taşınmaz veya ticari işletme rehniyle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılmış veya başlatılacak takipler ile İİK'nun 206. sırasındaki alacaklar hariç olmak kaydıyla 6183 Sayılı Yasaya göre yapılan takipler de dahil olmak üzere yapılmış ve yapılacak tüm takiplerin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına ve yeni takip yapılmamasına" karar verildiği görülmüştür. Buna göre anılan ihtiyati tedbir kararı rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takipleri kapsamadığı gibi, İİK'nun 179/b-2. maddesi uyarınca da rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılmasında yasaya aykırılık yoktur. O halde mahkemece yukarıda açıklanan nedenlerle şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29.02.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi. L.B.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2017/338, K. 2017/1691Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2017/338 E.  ,  2017/1691 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; Alacaklı tarafından başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibinde, borçlu şirketin icra mahkemesine başvurusunda, süresinde satış istenmediğini ve sair fesih iddialarını ileri sürerek tapunun … İli … İlçesi … Ada … Parsel ve aynı yer … Ada … Parsel'inde kayıtlı taşınmazlar hakkında yapılan 27.11.2014 tarihli ihalelerin feshini talep ettiği, mahkemece istemin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. İİK'nun 179/b maddesi hükmü gereğince, iflasın ertelenmesi kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanun'a göre yapılan takipler de dahil olmak üzere, hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre de, erteleme sırasında taşınır, taşınmaz veya ticari işletme rehniyle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir; ancak, bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez. Somut olayda,… 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27.9.2013 tarih, 2013/529 Esas sayılı ara kararı ile şikayetçi borçlu şirket hakkında, ''İcra ve İflas Yasası'nın 179-b maddesi gereğince İcra ve İflas Yasası'nın 206. maddesinin 1. sırasında belirtilen alacaklar, rehnin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan icra takipleri ayrık olmak üzere davacı şirket hakkında başlatılan tüm icra takiplerinin durdurlmasına, rehnin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan icra takiplerinde muhafaza ve satış işlemlerinin durdurulmasına, teminat alınmasına yer olmadığına" yönelik tedbir kararı verildiği,… 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18.3.2015 tarih, 2013/529 E. – 2015/173 K. sayılı ilamına istinaden borçlu şirketin iflas erteleme isteğinin reddi ile mahkemenin 27.9.2013 tarihli tensip tutanağının 11. maddesi gereğince konulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verildiği, şikayete konu ihalelerin ise 27.11.2014 tarihinde, yani ihtiyati tedbir kararının devam ettiği bir tarihte gerçekleştirildiği görülmektedir. İİK'nun 179/b-2. maddesi gereğince borçlu şirket hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe başlanmasında yasaya uymayan bir yön yoktur. Ancak, aynı madde hükmüne göre, ipotekli taşınmazın satışı gerçekleştirilemez ve bu husus kamu düzeninden olup mahkemece taraflarca ileri sürülmemiş olsa dahi resen nazara alınması gereklidir. O halde mahkemece, iflasın ertelenmesi davasında verilen tedbir kararı kapsamında İİK'nun 179/b maddesi gereğince, ipotek konusu taşınmazların satışı gerçekleştirilemeyeceğinden, mahkemece, ihalenin feshi isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.02.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/6885, K. 2016/25001Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2016/6885 E.  ,  2016/25001 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı tarafından 25/08/2015 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlunun icra mahkemesine başvurarak hakkında iflasın ertelenmesi davasında verilen tedbir kararı bulunduğundan bahisle takibin iptalini istediği, mahkemece İİK'nun 179/b maddesi uyarınca takibin iptaline karar verildiği anlaşılmıştır. İİK'nun 179/b maddesinin 2. fıkrasında belirtildiği üzere, erteleme sırasında taşınır ve taşınmaz rehni ile temin edilmiş alacaklar için rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez. Nitekim anılan hükme uygun olarak; … Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/201 Esas sayılı iflasın ertelenmesi davasında 13/02/2015 tarihli ihtiyati tedbir kararının dördüncü bendi ile; "taşınır-taşınmaz veya ticari işletme rehni ile temin edilmiş alacaklar nedeni ile yapılacak ya da yapılmış takiplerde ise bu takipler nedeniyle muhafaza tedbirleri alınmasının ve rehinli malın satışının ihtiyati tedbirle önlenmesine" şeklinde karar verildiği görülmüştür. Somut olayda, iflasın ertelenmesi davasında verilen ihtiyati tedbir kararında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılamayacağına ilişkin hüküm bulunmadığı gibi, kararın dördüncü bendinde yer alan ifadeler de sadece muhafaza ve satışa yöneliktir. İcra müdürlüğü ve icra mahkemesince iflasın ertelenmesi davasında verilen ihtiyati tedbir kararının kapsamı daraltılamaz, genişletilemez ve yorumlanamaz. O halde mahkemece, yukarıda açıklanan nedenlerle şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken, kabul ile takibin iptali yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.12.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi. .

İcra ve İflas Kanunu'nun 295. maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde, mühlet kararının varlığı halinde dahi rehinle güvence altına alınan alacaklar bakımından rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılması veya süregelen takiplere devam edilmesi mümkündür; buna karşın bu takip sebebiyle muhafaza tedbirine başvurulamaz ve rehin konusu malın satışı yapılamaz. Bununla birlikte aynı maddenin ikinci fıkrasına göre rehinli malın konkordato projesi uyarınca işletme bünyesinde kullanılması öngörülmüyorsa, kıymet kaybına uğrayacaksa veya muhafazası külfet doğuracak nitelikteyse İcra ve İflas Kanunu'nun 297. maddesinin ikinci fıkrasındaki usul çerçevesinde satışa cevaz verilebilir; paraya çevirme neticesinde elde edilen bedelden rehin alacaklısına rehin tutarı kadar ödeme yapılır.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 295Kaynağı aç
Madde 295- (Değişik: 28/2/2018-7101/23 md.) Mühlet sırasında rehinle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez. (Ek fıkra:9/6/2021-7327/3 md.) Şu kadar ki, rehinli malın konkordato projesine göre işletme tarafından kullanılması öngörülmüyor veya kıymeti düşecek ya da muhafazası masraflı olacak ise 297 nci maddenin ikinci fıkrasındaki usule göre satışına izin verilebilir. Satış gelirinden rehinli alacaklıya rehin bedeli kadar ödeme yapılır. Kesin mühletin sözleşmeler bakımından sonuçları:[98]
Ticari işletme rehninin zorunlu unsurları nelerdir?

Ticari işletme rehninin zorunlu unsurları ticaret unvanı, işletme adı ve menkul işletme tesisatıdır. Bu unsurlardan herhangi biri rehin sözleşmesi kapsamı dışında bırakılarak geçerli bir kısmi işletme rehni kurulamaz.

Ticari işletme rehni sözleşmesi hangi şekil şartına tabidir?

Sözleşmenin işletmenin sicil çevresindeki noter tarafından düzenleme şeklinde yapılması ve düzenlenmesinden itibaren on günlük hak düşürücü süre içinde ticaret veya esnaf siciline tescil edilmesi kurucu geçerlilik şartıdır.

Ticari işletmeye dahil taşınmazlar rehin kapsamına girer mi?

Taşınmazlar ticari işletme rehni kapsamında yer almaz; bu taşınmazların teminat altına alınabilmesi için Türk Medenî Kanunu hükümleri uyarınca ayrıca ipotek tesis edilmesi gerekir.

Ticari marka rehninde sicile tescilin etkisi nedir?

Yalnızca markanın rehnedildiği durumlarda Türk Medenî Kanunu'nun 954. maddesi uyarınca yazılı şekil yeterli olup tescil açıklayıcıdır; ancak marka bir ticari işletme rehninin parçası yapıldığında sözleşmenin noterce onaylanması ve sicile tescili şarttır.

Rehinli alacağın temliki halinde ticari işletme rehni sona erer mi?

Bir yaklaşıma göre rehin alacağı takiben temlik alana geçerken, diğer yaklaşıma göre kanundaki kuruluş sınırlaması gereği alacak temlik edilse dahi rehin hakkı kanunda sayılmayan kişilere geçemez ve sona erer.

Konkordato mühleti içinde ticari işletme rehni paraya çevrilebilir mi?

Mühlet içinde rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip açılabilir veya sürdürülebilir; ancak kural olarak muhafaza ve satış yapılamaz, yalnızca işletmede kullanılmayan, kıymeti düşecek veya muhafazası masraflı malların satışına izin verilebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu