Hukuk Yargılamasında Yemin Delili ve Teklif Usulü
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 227/1 uyarınca, çekişmeli vakıanın ispatı amacıyla yeminden başka delili bulunduğunu bildiren taraf da yemin teklifinde bulunabilir. Anılan maddenin ikinci fıkrasına göre, yemin yöneltilen taraf yemini yerine getirmeye hazır olduğunu beyan ettikten sonra, teklif sahibi bu usulden vazgeçerek farklı bir delile dayanamaz ve yeni delil sunamaz.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 227Kaynağı aç
227- (1) Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka
delili olduğunu beyan etmiş olan taraf dahi yemin teklif edebilir.
(2)
Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer
taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez.
Yemine davet
Yeminin konusunu davanın çözümüne etkili, çekişmeli ve tarafın bizzat kendisinden kaynaklanan vakıalar oluşturur. Bir hususu bilmek de kişinin kendisinden kaynaklanan vakıa sayılırken, hukuki nitelendirme konuları ile kanunen yemin teklif edilemeyecek hususlar yeminin konusu olamaz. Sağır ve dilsiz kişilerin yemini usulüne uygun şekilde yazılı olarak veya bilirkişi aracılığıyla eda ettirilebilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 229/1 uyarınca, yemin için çağrılan taraf geçerli bir mazereti bulunmaksızın tayin edilen oturuma bizzat katılmaz, duruşmada bulunup yemini karşı tarafa iade etmez veya yemini yerine getirmekten kaçınırsa yemine konu vakıaları kabul etmiş sayılır. Kanunun 229/2 hükmü gereğince, kendisine yemin iade edilen tarafın yemin etmekten çekinmesi halinde ise yemin konusu vakıa ispatlanamamış kabul edilir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 229Kaynağı aç
229- (1) Yemin için davet edilen kimse, tayin edilen gün ve
saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaz yahut hazır bulunup
da yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları
ikrar etmiş sayılır.
(2)
Kendisine yemin iade olunan kimse, yemin etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıa ispat
edilememiş sayılır.
Yeminin iade olunamayacağı hâller
Yalan Yere Yemin Suçunun Unsurları ve Cezası
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 275/1 uyarınca, hukuk davalarında yalan yere yemin eden davacı veya davalıya bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. Yalan yere yemin suçu münhasıran hukuk davalarında söz konusu olup ceza yargılamasında sanığın yemin etmesi söz konusu olmadığından ceza davalarında bu suç tipi oluşmaz.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 275Kaynağı aç
davalıya bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Dava hakkında hüküm verilmeden önce gerçeğin söylenmesi halinde,
cezaya hükmolunmaz.
(3) Hükmün icraya konulmasından veya kesinleşmesinden önce gerçeğin
söylenmesi halinde, verilecek cezanın yarısı indirilir.
Gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık
Yalan yere yemin suçunun oluşabilmesi için yemin teklifinin usul ve şekil bakımından hukuka uygun olması gerekir; kanuna aykırı teklif edilen yeminde veya kanunen teklifi mümkün olmayan bir konuda edilen yeminde suç meydana gelmez. Suç ancak kastla işlenebilir, taksirle işlenmesi mümkün değildir. Belgenin tanzimi ile yemin tarihi arasında yaklaşık yirmi yıllık bir sürenin geçmiş bulunması ve kişinin belgeyi hatırlamadığını savunması halinde, kastın kesin ve inandırıcı delille kanıtlanamadığı durumlarda mahkumiyet yerine beraat kararı verilmesi gerekir.
Yalan yere yemin suçu şikayete tabi bir suç olarak düzenlenmediğinden, bu suç bakımından soruşturma usulü şikayete bağlılık esasına göre işletilmez.
Ceza Yargılamasında İspat ve Yargılama Esasları
Yazılı belge ile ispatlanması gereken işlerde hukuk mahkemelerinde yalan yere yemin etmekten sanık olanların duruşmasında, ceza hâkiminin yazılı delil arayıp ona göre hüküm tesis etmesi zorunludur. Yazılı belge ile ispatlanması gereken uyuşmazlıklarda yalnızca tanık anlatımına dayanılarak yalan yere yemin suçundan mahkumiyet hükmü kurulamaz. Aynı şekilde delil yokluğu nedeniyle teklif ve eda edilen yeminin yalan yere yapıldığı ceza mahkemesinde tanık beyanıyla ispat edilemez.
Hukuk mahkemesinde yalan yere yemin etme suçundan kamu davası açılması bakımından cep telefonu mesajı yeterli şüphe oluşturmaz. Yargılama neticesinde kurulan kararda suç tarihinin yanlış gösterilmesi ise mahallinde düzeltilmesi mümkün bir yazım hatası niteliğindedir. Yalan yere yemin suçunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik itirazlarda, merciin sınırlı inceleme yapmak yerine dosyayı hem maddi olay hem de hukuki yönden incelemesi gerekir.
Şahsi Cezasızlık, Etkin Pişmanlık ve Zamanaşımı
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 275/2 hükmü uyarınca, yalan yere yemin edenin dava hakkında hüküm verilmeden önce gerçeği söylemesi halinde cezaya hükmolunmaz. Hukuk davasında verilen hükmün icraya konulmasından veya kesinleşmesinden önce gerçeğin söylenmesi halinde ise Türk Ceza Kanunu m. 275/3 gereğince faile verilecek cezanın yarısı indirilir.
Türk Ceza Kanunu m. 66/4 gereğince dava zamanaşımı sürelerinin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur. Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda, Türk Ceza Kanunu m. 66/1-e uyarınca dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır ve bu sürenin geçmesiyle kamu davası düşer. Beş yıla kadar hapis cezalarında Türk Ceza Kanunu m. 68/1-e gereği ceza zamanaşımı süresi on yıldır. Bu süre, Türk Ceza Kanunu m. 68/5 uyarınca hükmün kesinleştiği veya infazın kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başlar ve kalan ceza miktarı esas alınarak hesaplanır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 66Kaynağı aç
kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda
yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda
onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını
gerektiren suçlarda sekiz yıl,
geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını
doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup
da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin
geçmesiyle kamu davası düşer.
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller
itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun
kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları
gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/8
md.) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece
bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı
süresi yeni baştan işlemeye başlar.
(6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs
halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda
kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara
karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından
işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye
başlar.
(7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış
müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların
yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz.
Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 68Kaynağı aç
geçmesiyle infaz edilmez:
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarında kırk yıl.
b) Müebbet hapis cezalarında otuz yıl.
c) Yirmi yıl ve daha fazla süreli hapis cezalarında yirmidört yıl.
d) Beş yıldan fazla hapis cezalarında yirmi yıl.
e) Beş yıla kadar hapis ve adlî para cezalarında on yıl.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını
doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş
olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin
geçmesiyle ceza infaz edilmez.
(3) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı yurt dışında
işlenmiş suçlar dolayısıyla verilmiş ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet
hapis veya on yıldan fazla hapis cezalarında zamanaşımı uygulanmaz.
(4) Türleri başka başka cezaları içeren hükümler, en ağır ceza için
konulan sürenin geçmesiyle infaz edilmez.
(5) Ceza zamanaşımı, hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir
suretle kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başlar ve kalan ceza
miktarı esas alınarak süre hesaplanır.
Ceza zamanaşımı ve hak yoksunlukları
Hukuk davasında yalan yere yemin etmenin cezası nedir?
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 275/1 uyarınca hukuk davalarında yalan yere yemin eden davacı veya davalıya bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
Yalan yere yemin eden kişi gerçeği sonradan söylerse ceza alır mı?
Dava hakkında mahkemece hüküm verilmeden önce gerçeğin söylenmesi halinde TCK m. 275/2 gereğince cezaya hükmolunmaz; hükmün icraya konulmasından veya kesinleşmesinden önce söylenmesi halinde ise TCK m. 275/3 gereği ceza yarı oranında indirilir.
Yemin davetine rağmen mahkemeye gelmeyen tarafın hukuki durumu ne olur?
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 229/1 uyarınca geçerli bir özrü olmaksızın tayin edilen gün ve saatte bizzat hazır bulunmayan, hazır bulunup da yemini iade etmeyen ya da eda etmekten kaçınan taraf yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır.
Yalan yere yemin suçu taksirle işlenebilir mi?
Yalan yere yemin suçu ancak kastla işlenebilir; kanunen bu suç tipinin taksirle işlenmesi mümkün değildir.
Yalan yere yemin suçunda dava zamanaşımı süresi ne kadardır?
Suçun kanundaki ceza üst sınırı beş yıl hapis olduğundan, Türk Ceza Kanunu m. 66/1-e ve m. 66/4 hükümleri uyarınca dava zamanaşımı süresi sekiz yılın geçmesiyle dolar.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

