Yazılım Telif Hakkı İhlali ve Üç Kat Bedel Talebi

by Avukat Erdal Ersoy
Yazılım Telif Hakkı İhlali ve Üç Kat Bedel Talebi

Bilgisayar Programlarının Korunması ve Üç Kat Bedel Talebi

Bilgisayar programları, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında ilim ve edebiyat eseri olarak korunmaktadır. Kanun'da bilgisayar programı; bir bilgisayar sisteminin özel bir işlem veya görev yapmasını sağlayacak şekilde düzenlenmiş emir dizgesi ile bu dizgenin oluşum ve gelişimini sağlayacak hazırlık çalışmaları olarak tanımlanmıştır. Eser sahibinin haklarına aykırı yararlanma durumunda Kanun'da belirlenen hukuki ve cezai yaptırımlar uygulanır.

5846 sayılı Kanun'un 68. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; eseri hak sahiplerinden kanuna uygun yazılı izin almadan işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma ileten kişilerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması hâlinde isteyebileceği bedelin veya Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını talep edebilir. Bedel talebinde bulunan hak sahibi, tecavüz edene karşı aralarında bir sözleşme yapılmış olması hâlinde sahip olabileceği bütün hak ve yetkileri ileri sürebilir.

5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 68Kaynağı aç
Madde 68 – (Değişik: 23/1/2008-5728/137 md.) Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya hertürlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir. İzinsiz çoğaltılan kopyalar satışa çıkarılmamışsa hak sahibi çoğaltılmış kopyaların, çoğaltmaya yarayan film, kalıp ve benzeri araçların imhasını veya üretim maliyet fiyatını geçmeyecek uygun bir bedel karşılığında kendisine verilmesini ya da sözleşme olması durumunda isteyebileceği miktarın üç kat fazlasını talep edebilir. Bu husus, izinsiz çoğaltanın hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. İzinsiz çoğaltılan kopyalar satışa çıkarılmışsa hak sahibi, tecavüz edenin elinde bulunan nüshalar hakkında ikinci fıkradaki şıklardan birini kullanabilir. İkinci ve üçüncü fıkraların eser sahibinden başka hak sahiplerince uygulanabilmesi için eser sahibinin bu Kanunun 52 nci maddesine uygun yazılı çoğaltma izni aranır. Hak sahiplerinden biri, ikinci ve üçüncü fıkralar uyarınca talepte bulunduklarında Ceza Muhakemesi Kanununun el koymaya ilişkin hükümleri delil elde etmek amacı dışında uygulanmaz. Bedel talebinde bulunan kişi, tecavüz edene karşı onunla bir sözleşme yapmış olması halinde haiz olabileceği bütün hak ve yetkileri ileri sürebilir. II – Tecavüzün men'i davası:

Üç Kat Bedel Talebinde Hukuki Nitelik ve Mahkemenin Rolü

5846 sayılı Kanun'un 68. maddesinde yer alan en çok üç kat fazlası ifadesi yasal bir üst sınırı göstermektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2017/642 Esas ve 2019/237 Karar sayılı kararının çoğunluk gerekçesinde, Kanun'da tanınan rayiç bedelin üç kat fazlasına kadar olan artırım seçeneklerinden birini seçme yetkisinin eser sahibine ait olduğu ve mahkemenin seçilen bu talebi değiştiremeyeceği belirtilmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2017/642, K. 2019/237Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2017/642 E.  ,  2019/237 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 13/10/2015 tarih ve 2013/102-2015/530 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 08/01/2019 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. …dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin … markalı …/Cam yazılımlarının 08.05.2007 tarihinden itibaren Türkiye lisans sahibi olduğunu, … 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2008/477 D.İş sayılı dosyasında davalı şirketin adresinde yapılan delil tespitinde davalı şirkete ait 4 adet bilgisayarda izinsiz şekilde …/CAM/CAE yazılımlarının yüklü olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek, lisanssız kullanıldığı tespit edilen yazılım bedellerinin ve FSEK’nın 68 vd. maddeleri uyarınca (tespit edilecek bedelin üç kat fazlası) tazminatın şimdilik 1.000 TL’lik kısmının ticari reeskont faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 114.620,00 TL artırarak toplam 115.620 TL'nin tahsilini, ıslah edilen miktara ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanmasını talep etmiştir. Davalı şirket vekili, müvekkilinin "…" adlı bilgisayar programını satın aldığını ve hukuka uygun şekilde kullandığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacı adına lisanslı yazılım programını haksız kullanımı bilinçli olup birden fazla bilgisayar üzerinde bu programın kurulu olduğu gerekçesiyle davanın ıslah da dikkate alınarak kısmen kabulü ile 5846 sayılı Kanun’un 68/3. maddesi uyarınca 46.313,55 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya dair talebin reddine, bu alacağa hüküm tarihinden itibaren ticari faiz (reeskont faizi) uygulanmasına karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, FSEK’nın 68. maddesi uyarınca maddi tazminat istemine ilişkindir. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı vekili, müvekkilinin lisans hakkı sahibi olduğu yazılımın davalı tarafından lisanssız olarak 4 adet bilgisayarda kullanıldığını ileri sürerek, lisanssız kullanıldığı tespit edilen yazılım bedellerinin ve FSEK’nın 68 vd. maddeleri uyarınca (tespit edilecek bedelin üç kat fazlası) tazminatın şimdilik 1.000 TL’lik kısmının faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 114.620,00 TL artırarak toplam 115.620 TL'nin tahsilini, ıslah edilen miktara ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanmasını talep etmiştir. FSEK'nın 68/1. fıkrasındaki eser sahibinin "uğradığı zararın, en çok üç kat fazlasını isteyebilir" şeklindeki düzenleme, eser sahibinin mali haklarına tecavüz halinde gerektiğinde rayiç bedelin üç katının mütecavizden istenilebilmesi hususunda eser sahibine tanınmış bir seçeneğin kullanılması yetkisidir. Bu bakımdan, Kanun'da eser sahibine tanınan rayiç bedelin üç katı fazlasına kadar isteyebilme seçeneklerinden herhangi birisini kullanma yetkisi eser sahibi olan davacıya aittir. Mahkemece seçilen talep değiştirilemez (Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, Üçüncü Bası, S.300). Mahkemece, bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporunda, dosya içerisinde bulunan 10.04.2006 tarihli sözleşmede … E7.0 yazılımının KDV hariç 7.500 $, 26.02.2008 tarihli sözleşme ile … E 8.0'a yükseltim ücretinin ise KDV hariç 1.695,00 $ olduğu, bir adet yazılım kullanım maliyetinin KDV hariç 9.445,00 $, 3 adet lisansız yazılım kullanım bedelinin ise 28.305,00 $ olduğu, bu tutarın dava tarihindeki TL karşılığının 46.313,50 TL hesaplandığı ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 68. maddesi gereğince 3 katına kadar talep edebileceği bildirilmiştir. Bu durumda mahkemece, davacının FSEK'nın 68/1. fıkrası uyarınca rayiç bedelin üç katına hükmedilmesine ilişkin talebi ve ıslahla artırdığı meblağ gözetilerek hüküm kurulması gerekirken, davacının 3 kat tazminata ilişkin talebi nazara alınmadan sadece 3 adet bilgisayarda lisansız kullanım bedeline hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. Ayrıca davanın niteliği ve tarafların sıfatına göre davacı vekilinin faiz başlangıcına yönelik talebi nazara alınmak suretiyle dava dilekçesinde talep edilen 1.000 TL’lik kısma dava tarihinden, ıslah dilekçesi ile artırılan kısma ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile hüküm tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/01/2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY 1-   Dava, 5846 sayılı FSEK 68.maddesi uyarınca eserden doğan hakların mali  ve manevi hakların tazmini istemlerine ilişkindir. 2-   Yerel mahkemece, davacının eserden doğan haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle, FSEK 68.maddesi uyarınca tek kat üzerinden tazminata hüküm olunmasına dair Daire çoğunluğunun bozma gerekçesine kısmen katılmıyorum. Daire çoğunluğunun bozma ilamında yer alan, davacı hak sahibinin FSEK 68.maddesi uyarınca uğradığı zararın üç katı tazminat talep etmesi halinde mahkemenin bu miktara hükmetmesi gerektiğine ilişkin görüşünde isabet yoktur. Şöyle ki; hak sahibinin FSEK 68.maddesi uyarınca talep edilebileceği tazminat miktarını tayin edebilmek için, bu maddenin fasıl başlığı ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Mali haklara tecavüz halinde maddi tazminata ilişkin 68.madde, Kanunun 5.Bölümünün A-I fasıl ve bendinde “Tecavüzün Ref’i” üst başlığı altında düzenlenmiş olup, FSEK 66/4.maddesinde yer alan genel düzenlemede “Mahkeme, eser sahibinin manevi ve mali haklarını, tecavüzün şümulünu, kusurun olup olmadığını, varsa ağırlığını ve tecavüzün ref'i halinde tecavüz edenin düçar olması muhtemel zararları takdir ederek halin icabına göre tecavüzün ref'i için lüzumlu göreceği tedbirlerin tatbikına karar verir” şeklindeki düzenlemeden mahkemenin tazminatın kapsamını belirlemede tecavüzün kapsamı ve kusur durumuna göre bir takdir hakkı bulunduğu anlaşılmaktadır. FSEK 69.maddede hak sahibinin “üç katına kadar tazminat” isteyebileceğine ilişkin hüküm, sadece hak sahibine tanınan bir yetki olup, mahkemeyi bağlayıcı bir düzenleme olarak görülemez. 3- Prof. Hirsch tarafından kaleme alınan ve ilk defa 05.12.1951 tarihinde va’z edilmiş olan 5846 sayılı FSEK 68.maddesi, 07.06.1995 tarih ve 4110 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğe kadar, “Sözleşme yapılması halinde talep edebileceği mûtat bedelin en çok % 50 fazlasını istiyebilir” şeklindeydi. Değişikliğe ilişkin kanun komisyon gerekçesinde “ FSEK 68.maddesi değiştirilerek malî haklara tecavüz durumunda, eser sahibinin tazminat talep etme hakkının üst sınırı yükseltilmiştir” denilmektedir. 4110 sayılı Kanun’un ne metninde, ne de gerekçesinde tazminatın miktarının belirlenmesi konusunda mahkemelerin takdir haklarının daraltıldığına ilişkin her hangi bir ifade bulunmamaktadır. Dairemizin 22.01.1998 tarih ve 1997/9221 – 1998/246 sayılı kararında “…. Olayın mahiyetine göre, tespit edilen rayiç bedelin ne miktar yükseltileceğinin takdiri gerekirken” denilmek suretiyle de mahkemenin rayiç bedelin yükseltilmesi konusunda takdir hakkının bulunduğu kabul edilmiştir. Ne var ki, bu tarihten sonra, Daire uygulamalarında önemli bir içtihat değişikliğine gidilmiş ve üç katı tazminat konusunda mahkemelerin takdir hakkının bulunmadığı, hak sahibinin üç katı tazminat talep etmesi halinde mahkemelerin bu miktara hükmetmede zorunlu oldukları kabul edilmiştir. 4-   Doktrinde de, her hangi bir yazarın, mahkemelerin tazminat oranını takdir konusunda hak sahiplerinin 3 kat tazminat talebi ile bağlı olduğuna ilişkin bir görüşe rastlanılmamıştır. Bilakis, FSEK alanında bu güne kadar yayınlanmış olan en kapsamlı ve en yeni baskı tarihli bir eserin “5. Üç Kat Bedelin Belirlenmesinde Kusurun Etkisi ve Takdir Yetkisi” başlıklı kısmında; “Değişiklik (12.06.1995 tarih ve 4110 sayılı Kanun) sonrasında da özel hüküm niteliğindeki 68.maddede düzenleme bulunmayan hususlarda genel hüküm olan 66.maddenin dikkate alınmasına bir engel yoktur. Aksine bu, Kanunun sistemi gereği zorunludur…. 68.maddenin birinci fıkrasındaki “en çok” ve “üç kat fazlasını isteyebilir” şeklindeki iki önemli vurgu, davacının talebenin üst sınırını belirlemeye yöneliktir. Zira kanun koyucunun, talep halinde her koşulda mutat veya rayiç bedelin üç katının ödenmesini murad etmesi halinde, açıkça buna uygun bir ifadeyi tercih etmesi gerektiği şüphesizdir. … davacının talep ettiği üç kat bedel aşırı ise hakim bir talep olmasa dahi bunu makul bir miktara indirecektir” şeklindeki ifadelerle, mali hak ihlali halinde hakimin üç katına kadar tazminata takdir hakkının bulunduğu belirtilmiştir (… ve Sanat Eserleri Kanunu Yorumu, Seçkin Yayıncılık, 2013-…, s.2033-2034). Keza doktrinde …tarafından da; “FSEK m. 66/IV fıkra hükmünde, mahkemenin failde kusur olup olmadığını, varsa ağırlığını takdir edeceği belirtilmişse de, bunun tespiti tecavüzün ref’i bakımından değil, çoğu kez onunla birlikte ve aynı mahkemede açılacak olan tazminat davaları bakımından önem taşır” şeklindeki görüşüyle, FSEK 66.maddesindeki “kusurun varlığı” kavramının açılacak tazminat davalarında (FSEK 68.maddesi uyarınca) önem arz ettiği ifade edilmiştir (… ve Sanat Hukuku, Yetkin Yayınları, 3.Bası, 2009, s.339). 5-  Hakimin, FSEK 68.maddesi uyarınca üç katı tazminata hükmetmek zorunda olup olmadığı hususu Anayasa Mahkemesinin önüne iptal sebebi olarak götürülmüş, Yüksek Mahkeme de 28.2.2013 tarih ve 2012/133 E. – 2013/33 K. sayılı kararında, “İtiraz konusu kural, eser, icra, fonogram veya yapımın izinsiz kullanılması halinde hak sahiplerinin dava yoluyla isteyebileceği bedele üst sınır getirmiştir. Kural, hâkimin taleple bağlı olduğuna dair veya takdir yetkisine ilişkin olumsuz bir düzenleme içermemektedir. Bu sınır içerisinde kalmak şartıyla hâkimin dosya içeriği ve talebi de gözeterek takdir yetkisi kullanacağı açıktır. Öte yandan dava edilen eser, icra, fonogram veya yapımın bedelini belirleme görevi de hâkime bırakıldığından hüküm altına alınacak bedelin belirlenmesinde hâkimin takdir yetkisinin olmadığından söz edilemez” şeklindeki ifadelerden, Anayasa Mahkemesi’nin çok açık bir şekilde “Bu sınır içerisinde kalmak şartıyla hâkimin dosya içeriği ve talebi de gözeterek takdir yetkisi kullanacağı açıktır” demek suretiyle, tazminat oranının belirlenmesinde takdir hakkının mahkemeye ait olduğunu çok açık bir şekilde belirtmiştir. Kanunla mahkemelere verildiği AYM tarafından da kabul edilen takdir hakkının, mahkemelerin elinden alınması ise adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelebilecektir. Yukarıda anılan nedenlerle, yerel mahkemece, davalının telif hakkı ihlali eylemindeki kusur durumu tartışılmaksızın, FSEK 68.maddesindeki “üç katı…” ibaresinin bir zorunluluk gibi algılanarak telif tazminatına hüküm olunması yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/10544 Esas ve 2014/15318 Karar sayılı kararında, 5846 sayılı Kanun'un 68. maddesindeki artırım talebinde kusur koşulunun aranmadığı, düzenlemenin hak sahibini zararını ispat yükünden kurtarma amacı taşıdığı ve hâkime tanınan takdiri indirim imkânının kaldırıldığı kabul edilmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/10544, K. 2014/15318Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2013/10544 E.  ,  2014/15318 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 18/03/2013 NUMARASI : 2011/342-2013/78 Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/03/2013 tarih ve 2011/342-2013/78 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ve davalı şirket ile davalı C.. T.. vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03.10.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. A.U. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin N.-C. isimli bilgisayar yazılımının eser sahibi olduğunu, müvekkiline gelen ihbarlar sonucu davalı şirkete ait işyerinde yapılan aramada, dava konusu yazılımın izinsiz olarak bilgisayara yüklendiği ve kullanılmakta olduğunun tespit edildiğini, davalı şirketin işi ve faaliyet alanı gereği söz konusu yazılımdan haksız kazanç elde ettiğini, diğer davalıların da şirketin yetkilileri olduklarını ileri sürerek, FSEK'in 68. maddesi uyarınca şimdilik 10.000 TL’nin faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 26.12.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 30.178,20 TL’ye yükseltmiştir. Davalılar vekili, müvekkilleri gerçek kişilere husumet yöneltilemeyeceğini, söz konusu programın 1,5 yıllık süre içinde 3-4 kez açıldığının ceza dosyasında yapılan incelemede ortaya çıktığını, müvekkilleri gerçek kişilerin değil işyerinde çalışan kişilerce programın kullanılmış olabileceğini, FSEK'in 68. maddesinde sayılan ihlallerin gerçekleşmediğini, programın ticari amaçla bulundurulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirkete ait işyerinde yapılan aramada, davacının hak sahibi olduğu ve eser niteliğinde bulunan N.C. isimli programın işyerindeki bir adet bilgisayara izinsiz olarak kurulduğunun tespit edildiği, böylece davacının çoğaltma hakkının ihlal edildiği, 2004 yılında oluşturulduğu anlaşılan programın tespit tarihinden üç ay önce bilgisayara yüklendiği, dava konusu bilgisayar programının ömür boyu lisans seçeneğinin yanı sıra 1 yıllık kiralama seçeneğinin de bulunduğu, yüklendiği tarihte altı yıllık yaşı bulunan ve henüz yükleme tarihinin üzerinden 3 ay geçmiş program için yıllık kiralama seçeneğine göre rayiç bedelinin hakkaniyetli görüldüğü, davalı şirketin işyeri sahibi, davalı C.. T..'nın da haksız fiil faili olması nedeniyle tespit edilen tazminattan sorumlu bulundukları, diğer davalının herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı C.. G.. hakkındaki davanın reddine, 5.698,86 TL'nin faizi ile birlikte diğer davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili ve davalı şirket ile davalı C.. T.. vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin, mümeyyiz davalılar vekilinin (3) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Dava, davacıya ait eserin davalı tarafça izinsiz kullanılması nedeniyle FSEK'nin 68. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, davacının çoğaltma hakkının ihlal edildiği kabul edilerek yıllık kiralama seçeneğine göre belirlenen rayiç bedelin 3 misli artırım takibini mahkemenin takdirinde olduğu belirtilerek takdiren üç katı telif tezminatına hükmedilmiştir. 5846 Sayılı FSEK 68/1.fıkrası uyarınca, eser üzerindeki hak sahibi "sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya emsal veya rayiç bedel itibariyle uğradığı zararın en çok üç kat fazlasını isteyebilir. Anılan maddede geçen üç katına kadar artırım seçeneğini kullanım yetkisi davacıya ait olup, mahkeme seçilen talebi değiştiremez. Çünkü, 5846 Sayılı FSEK 68. maddesinin 07.06.1995 tarih ve 4110 Sayılı Kanun ile değişikliğinden sonraki metninde "mutat bedel" kavramı "rayiç bedel", "%50 fazlasını isteyebilme" hakkı da "en çok üç katını isteyebilir" olarak değiştirilmiş ve söz konusu artırımın yapılabilmesini kusur şartına bağlayan 68.maddesinin (5). fıkrası da yürürlükten kaldırılmıştır. Böylece, mali hakların ihlali halinde eser sahibinin rayiç bedel üzerinden isteyebileceği artırım oranı mütecaviz aleyhine daha da ağırlaştırıldığı gibi bu artırımı kusur koşuluna bağlanması ve tarafların kusur oranlarına göre gerektiğinde % 50' nin altında bir indirim yapmak konusunda hakime tanınan takdir hakkı ortadan kaldırılmşıtır. (Prof. Dr. Şafak N. Erel, Türk Fikir ve Sanat Hukuku Ankara 1998, s.299). Uyuşmazlık tarihinde yürürlükte olan 1995/4110 Sayılı Kanunla değişik 5846 Sayılı FSEK 68/1.fıkrasında düzenlenen bu durumda Kanun, rayiç telif ücretinin üç katını mütecavize ödeterek tecavüzün izlerinin tamamen silinmesini sağlamakta; ref'i gerçekleştirmektedir. (Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, Dördüncü Bası, İstanbul 2005, s.303) Bu suretle de, hak sahibini zararını ispat külfetinden kurtarmak ve böylece ispat edilemeyen zararın eser sahibinin sırtında kalmasına engel olmak amaçlanmış, "sözleşme olması durumunda isteyebileceği miktarın üç kat fazlasını talep edebilir" diyerek tazminat hesabına açıklık getirilmiştir. (HGK 20.03.2002 tarih 176/214 sayılı, HGK 02.04.2003 tarih 260/271 sayılı kararları). Bu durumda, her ne kadar karar gerekçesindeki 5846 sayılı FSEK'nın 68. maddesi uyarınca rayiç bedelin 3 misli arttırımı ile tahsil talebinin mahkemenin takdirinde olduğu görüşü yerinde değil ise de, mahkemece sonuçta talep edilen rayiç bedelin 3 katına hükmedildiğinden anılan hususun neticeye bir etkisinin olmaması nedeni ile bozma sebebi yapılmamıştır. 5846 sayılı FSEK'nin 68/1. fıkrasına göre, eserin maddede belirtilen şekilde izinsiz kullanımı halinde hak sahibi, sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin ya da bu kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilecektir. Somut olayda, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, rayiç bedel dikkate alındığında davacı tarafça 28.494,33 TL tazminat istenebileceği, yıllık lisans kiralama olması halinde ise bu miktarın 5.698,86 TL edeceği açıklanmış ve mahkemece de yıllık lisans kiralama bedeli esas alınarak hüküm kurulmuştur. Davacı tarafça, davalılar statüsündeki müşterilere söz konusu programın yıllık kiralama gibi bir yöntemle kullandırılmadığı ve bilirkişi raporunda belirtilen kiralama yönteminin istisnai olarak kanunla kurulmuş Lisanslı Harita Kadastro Büroları'na özel olarak uygulandığı ileri sürülmüş olmasına rağmen bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu durumda, mahkemece izinsiz olarak kullanıldığı kabul edilen eserin, FSEK'nin 68. maddesi uyarınca rayiç bedelin belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde yıllık kiralama bedelinin rayiç bedel olarak kabul edilip hükmolunan tazminata esas alınması doğru görülmemiş hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. 3- Kabule göre de; Davanın mümeyyiz davalılar yönünden kısmen, davalı Cüneyt yönünden ise tümden reddedilmiş olması ve mümeyyiz davalılar hakkındaki ret nedenlerinin farklı bulunması karşısında hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 3. maddesi uyarınca mümeyyiz davalılar lehine ayrıca nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tüm davalılar yönünden tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenle de mümeyyiz davalılar yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ile mümeyyiz davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın taraflar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan C.. T.. ve şirketten alınarak davacıya verilmesine ve yine takdir olunan 1,100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı C. G.'e verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 09.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kopyaların Durumuna Göre Hak Sahibinin Seçimlik Yetkileri

İzinsiz çoğaltılan kopyalar henüz satışa çıkarılmamışsa hak sahibi; çoğaltılmış kopyaların ve çoğaltmaya yarayan araçların imhasını, üretim maliyetini geçmeyecek uygun bir bedel karşılığında devrini veya sözleşme olması durumunda isteyebileceği miktarın üç kat fazlasını talep edebilir ve bu talepler çoğaltanın hukuki sorumluluğunu kaldırmaz. İzinsiz çoğaltılan kopyalar satışa çıkarılmışsa hak sahibi, tecavüz edenin elinde bulunan nüshalar hakkında da imha, maliyetine devir veya üç kat bedel seçeneklerinden birini kullanabilir.

5846 sayılı Kanun'un 68. maddesinin dördüncü fıkrasına göre; anılan imha, devir ve bedel taleplerinin eser sahibinden başka hak sahiplerince ileri sürülebilmesi için eser sahibinin Kanun'un 52. maddesine uygun yazılı çoğaltma izninin bulunması zorunludur. Kanun'un 52. maddesi gereğince mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır.

5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 52Kaynağı aç
Madde 52 – Mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır. V – Tekeffül: 1. Hakkın mevcut olmaması:

Kanun'un 68. maddesinin beşinci fıkrası gereğince, hak sahiplerinden birinin kopyaların satışa çıkarılıp çıkarılmamasına bağlı olan ikinci veya üçüncü fıkra uyarınca talepte bulunması hâlinde, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun elkoymaya ilişkin hükümleri yalnızca delil elde etmek amacıyla uygulanabilir.

Yazılım Bedelinin Belirlenmesi ve Faiz Uygulaması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/1595 Esas ve 2022/9254 Karar sayılı ilamına konu uyuşmazlıkta, izinsiz kurulumu yapılan yazılım bakımından güncel sürüm fiyatı yerine bilgisayarda yüklü bulunan sürümün değerinin dikkate alınması gerektiği yönündeki değerlendirme onanan karara esas alınmıştır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/1595, K. 2022/9254Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2020/1595 E.  ,  2022/9254 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14.02.2019 tarih ve 2017/335 E. – 2019/42 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 12.12.2019 tarih ve 2019/545 E. – 2019/1296 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin mühendislik üzerine bilgisayar programları üreten ve lisans yoluyla bunların kullanımını üçüncü kişilere bırakan bir şirket olduğunu, eser vasfındaki NETCAD isimli yazılımın da bunlardan biri bulunduğunu, davalıya ait …'da bulunan işletmede mahkeme kararına dayalı olarak 15.02.2017 tarihinde yapılan aramada, HP marka bir bilgisayarda NETCAD 5.1 ana modül ile bir kısım yan modüllerinin izinsiz ve lisansız biçimde yüklenmek ve çalıştırılmak suretiyle kullanılmakta olduğunun tespit olunduğunu, bu nedenle davalı hakkında ceza davası açıldığını, davanın bu eylemlerinin müvekkilinin eserden doğan malî haklarının ihlâli niteliğinde bulunduğunu ileri sürerek, FSEK'in 68. maddesi uyarınca 16.000,00 TL telif tazminatının delil tespiti tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesiyle istemini 79.511,10 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin ikamet adresinin …/MANİSA'da olduğunu, yetkili mahkemenin müvekkilinin yerleşim yeri mahkemeleri bulunduğunu, davacıya ait programı bilgisayara müvekkilinin yüklemediğini, yanında çalışan stajyerlerin yanlışlıkla yüklediğini, ancak bu programların hiçbirinin müvekkili tarafından kullanılmadığını, müvekkilinin yıllık gelirinin 24.730,00 TL olduğunu, davacının, müvekkilinin sulh taleplerine rağmen ceza tehdidi ile müvekkilini korkutarak maddi kazanç elde etme çabasında bulunduğunu, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, FSEK’in 66/son maddesi uyarınca ref davalarının eserle ilgili hakların sahibi olan gerçek ve tüzel kişinin yerleşim yerinde görülmesinin olanaklı olduğu, davacı şirketin yerleşim yerinin de Ankara olması sebebiyle davalının yetki itirazının yerinde olmadığı, dava konusu yazılımın ilim ve edebiyat eseri niteliğinde bulunduğu, anılan bilgisayar programının mali haklarının davacıya ait olduğu, davalıya ait işletmede 15.02.2017 tarihinde yapılan aramada, HP marka bir bilgisayarda NETCAD 5.1 ana modül ile bir kısım yan modüllerinin izinsiz ve lisansız biçimde yüklenmek ve çalıştırılmak suretiyle kullanılmakta olduğunun tespit olunduğu, lisansız yazılımın bilgisayara en geç 15.06.2016 tarihinde yüklendiğinin tespit edildiği, davalı tarafından, davacıya ait eserden kaynaklanan çoğaltma hakkının ihlâl olunduğu, anılan eser vasfındaki bilgisayar programının haklarının sahibi olan davacının, sorumluluğu bulunan mütecavizlerden, malî haklarının ihlâli ve uğradığı zarar sebebiyle eylem tarihinde yürürlükte bulunan FSEK’in 68. maddesi uyarınca, sözleşme yapılması hâlinde isteyebileceği bedelin veya FSEK hükümlerine göre tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını telif tazminatı olarak isteyebileceği, kurulum yani ilk eylem tarihinde ve yazılımın sürümünün mevcut rayiç fiyatlarına göre NETCAD ana modül ve diğer moduller için toplam 26.503.70TL talep hakkının olduğu, FSEK’in 68. maddesi kapsamında bu miktarın üç katının 79.511,10 TL bulunduğu, eylemin haksız fiil olması ve tarafların da tacir olmaları karşısında reeskont faiz oranları üzerinden temerrüt faizi isteminde bulunabileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile 79.511,10 TL'nin haksız fiil tarihi olan 15.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, Dairemizin yerleşik kararları gözetildiğinde talep halinde FSEK'in 68. maddesinde ön görülen üç kat tazminata hükmedilmesinin gerektiği, diğer bir deyişle bu konuda hakimin takdir yetkisinin olmadığı, TTK'nın 4/1-d maddesi uyarınca uyuşmazlığın ticari dava ve aynı Kanunun 3. ve 19. maddeleri uyarınca ticari iş niteliğinde olduğu, dolayısıyla ticari faize hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine haksız fiil tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin de yerinde olduğu, ancak davalı iş yerindeki bilgisayarda tespit edilen yazılımın, bilgisayara kurulum tarihi itibariyle güncel sürüm olmadığı, güncel sürüme ilişkin fiyatların yüklü olan sürüme güncelleştirilmesi halinde ürün bedeli üzerinden %20 oranında indirim yapılması gerektiği, FSEK'in 68. maddesi kapsamında eser sahibi tarafından sözleşme yapılmış olması halinde istenebilecek bedelin üç katının istenebileceği, dolayısıyla istenebilecek tazminatın izinsiz olarak kurulumu yapılan yazılımın niteliğinin gözetilerek belirleneceği, bu itibarla somut olayda davalı tarafından izinsiz olarak kurulumu yapılan NETCAD 5.1 ana modulü ile diğer modüllerin bedelinin dikkate alınacağı, güncel sürüm fiyatına göre tazminata hükmedilemeyeceği, yapılan güncelleme neticesinde söz konusu yazılımın yüklü olması nedeniyle davacının üç kat toplam 63.608,88 TL tazminat isteyebileceğinin 31.12.2018 tarihli ek bilirkişi raporunda açıklandığı, ilk derece mahkemesince de bu miktarın hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde yazılımın güncel sürümünün fiyatına göre tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulu ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 63.608,88 TL telif tazminatının, haksız fiil tarihi olan 15.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiz oranını geçmemek üzere avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Karar, taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 3.203,72 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 20.12.2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY 1-   Dava, eserden doğan mali haklarının ihlali nedeniyle FSEK'in 68. maddesi kapsamında tazminat istemine ilişkindir. 2-   Yerel mahkemece, davacının eserden doğan haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle, FSEK 68.maddesi uyarınca üç kat üzerinden tazminata hüküm olunmasına dair Daire çoğunluğunun onama gerekçesine katılmıyorum. Daire çoğunluğunun bozma ilamında yer alan, davacı hak sahibinin FSEK 68.maddesi uyarınca uğradığı zararın üç katı tazminat talep etmesi halinde mahkemenin bu miktara hükmetmesi gerektiğine ilişkin görüşünde isabet yoktur. Şöyle ki; hak sahibinin FSEK 68.maddesi uyarınca talep edilebileceği tazminat miktarını tayin edebilmek için, bu maddenin fasıl başlığı ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Mali haklara tecavüz halinde maddi tazminata ilişkin 68.madde, Kanunun 5.Bölümünün A-I fasıl ve bendinde “Tecavüzün Ref’i” üst başlığı altında düzenlenmiş olup, FSEK 66/4.maddesinde yer alan genel düzenlemede “Mahkeme, eser sahibinin manevi ve mali haklarını, tecavüzün şümulünu, kusurun olup olmadığını, varsa ağırlığını ve tecavüzün ref'i halinde tecavüz edenin düçar olması muhtemel zararları takdir ederek halin icabına göre tecavüzün ref'i için lüzumlu göreceği tedbirlerin tatbikına karar verir” şeklindeki düzenlemeden mahkemenin tazminatın kapsamını belirlemede tecavüzün kapsamı ve kusur durumuna göre bir takdir hakkı bulunduğu anlaşılmaktadır. FSEK 69.maddede hak sahibinin “üç katına kadar tazminat” isteyebileceğine ilişkin hüküm, sadece hak sahibine tanınan bir yetki olup, mahkemeyi bağlayıcı bir düzenleme olarak görülemez. Yukarıda anılan nedenlerle, yerel mahkemece, davalının telif hakkı ihlali eylemindeki kusur durumu tartışılmaksızın, FSEK 68.maddesindeki “üç katı…” ibaresinin bir zorunluluk gibi algılanarak telif tazminatına hüküm olunması yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/10544 Esas ve 2014/15318 Karar sayılı kararında, izinsiz kullanıldığı kabul edilen eser yönünden 5846 sayılı Kanun'un 68. maddesi uyarınca rayiç bedel belirlenmesi gerekirken yıllık kiralama bedelinin rayiç bedel olarak kabul edilip hükmolunan tazminata esas alınması bozma sebebi sayılmıştır.

Kısmi dava açılarak ıslah yoluyla artırılan yazılım telif tazminatında faiz başlangıcı farklı tarihlere tabidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2017/642 Esas ve 2019/237 Karar sayılı ilamına göre dava dilekçesinde istenen kısım için dava tarihinden, ıslah dilekçesiyle artırılan miktar için ise ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilir. Tacirler arasındaki haksız fiil niteliğindeki izinsiz kurulum uyuşmazlığında Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/1595 Esas ve 2022/9254 Karar sayılı ilamıyla onanan kararda ise faizin, haksız fiil tarihinden itibaren reeskont faiz oranını geçmemek üzere avans faizi olarak işletilmesi kabul edilmiştir.

Hukuka Uygun Kullanım Sınırları ve Yedekleme Şartları

5846 sayılı Kanun'un 38. maddesi uyarınca fikir ve sanat eserlerinin kâr amacı güdülmeksizin şahsen kullanmaya mahsus çoğaltılması mümkün olmakla birlikte, bu çoğaltma hak sahibinin meşru menfaatlerine haklı bir sebep olmadan zarar veremez ve eserden normal yararlanmaya aykırı olamaz. Sözleşmede belirleyici hüküm bulunmayan hâllerde, bilgisayar programını hukuki yollardan edinen kişinin hata düzeltme dâhil programın amaca uygun kullanımı için gerekli çoğaltma ve işlemeleri yapması serbesttir.

5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 38Kaynağı aç
Madde 38 – (Değişik: 7/6/1995 – 4110/14 md.) Bütün fikir ve sanat eserlerinin, (…)[12] kâr amacı güdülmeksizin şahsen kullanmaya mahsus çoğaltılması mümkündür. Ancak, bu çoğaltma hak sahibinin meşru menfaatlerine haklı bir sebep olmadan zarar veremez ya da eserden normal yararlanmaya aykırı olamaz. (Mülga: 21/2/2001 – 4630/36 md.) Sözleşmede belirleyici hükümlerinin yokluğu durumunda, hata düzeltme de dahil, bilgisayar programının düşünüldüğü amaca uygun kullanımı için gerekli olduğu durumda, bilgisayar programının onu hukuki yollardan edinen kişi tarafından çoğaltılması ve işlenmesi serbesttir. Bilgisayar programını yasal yollardan edinen kişinin programı yüklemesi, çalıştırması ve hataları düzeltmesi sözleşme ile önlenemez. Bilgisayar programının kullanımı için gerekli olduğu sürece, bilgisayar programını kullanma hakkına sahip kişinin bir adet yedekleme kopyası yapması sözleşme ile önlenemez. Bilgisayar programının kullanım hakkına sahip kişinin yapmaya hak kazandığı bilgisayar programının yüklenmesi, görüntülenmesi, çalıştırılması, iletilmesi veya depolanması fiillerini ifa ettiği sırada, bilgisayar programının herhangi bir ögesi altında yatan düşünce ve ilkeleri belirlemek amacı ile, programın işleyişini gözlemlemesi, tetkik etmesi ve sınaması serbesttir. Bağımsız yaratılmış bir bilgisayar programı ile diğer programların ara işlerliğini gerçekleştirmek üzere gerekli bilgileri elde etmek için, bilgisayar programının çoğaltılması ve işlenmesi anlamında kod'un çoğaltılmasının ve kod formunun çevirisinin de zorunlu olduğu durumlarda, bu fiillerin ifası aşağıdaki şartların karşılanması halinde serbesttir: 1. Bu fiillerin, ruhsat sahibi veya bir bilgisayar programının kopyasını kullanma hakkı sahibi diğer bir kişi tarafından veya onların adına bunu yapmaya yetkili kişi tarafından ifa edilmesi, 2. Araişlerliği gerçekleştirmek için gerekli bilginin, (1) numaralı bentte belirtilen kişilerin kullanımlarına sunulmaması, 3. Bu fiillerin, araişlerliği gerçekleştirmek için gereken program parçaları ile sınırlı olması. Yukarıdaki fıkra hükümleri, onun uygulanması ile elde edilen bilgilerin; 1. Bağımsız yaratılmış bilgisayar programının araişlerliğini gerçekleştirmenin dışında diğer amaçlar için kullanılmasına, 2. Bağımsız yaratılmış bilgisayar programının araişlerliği için gerekli olduğu durumlar dışında başkalarına verilmesine, 3. İfade ediliş bakımından esastan benzer bir bilgisayar programının geliştirilmesi, üretilmesi veya pazarlanması veya fikri hakları ihlal eden herhangi diğer bir fiil için kullanılmasına, İzin vermez. Altıncı ve Yedinci fıkra hükümleri, programdan normal yararlanma ile çelişir veya hak sahibinin meşru yararlarına makul olmayan müdahale eder şekilde kullanılmasına izin verecek tarzda yorumlanamaz. 2. Bestekarlara tanınan haklar:

Bilgisayar programını yasal yollardan edinen kişinin programı yüklemesi, çalıştırması ve hataları düzeltmesi sözleşme ile önlenemez. Programın kullanımı için gerekli olduğu sürece kullanma hakkına sahip kişinin bir adet yedekleme kopyası yapması da sözleşmeyle engellenemez. Kullanım hakkına sahip kişi; yükleme, görüntüleme, çalıştırma, iletme veya depolama fiilleri sırasında programın temelindeki düşünce ve ilkeleri belirlemek amacıyla işleyişi gözlemleyebilir, tetkik edebilir ve sınayabilir. Bu serbestiler lisanssız veya koruması kırılmış kullanımlar için geçerli değildir.

Bağımsız yaratılmış bir bilgisayar programının ara işlerliğini gerçekleştirmek üzere yapılan işlemlerle elde edilen bilgiler; ara işlerliği gerçekleştirme amacı dışında kullanılamaz, zorunlu hâller hariç başkalarına verilemez ve ifade edilişi bakımından esastan benzer bir programın geliştirilmesi, üretilmesi, pazarlanması veya fikri hakları ihlal eden fiiller için kullanılamaz.

Görevli Mahkeme, İspat Yükü ve İhtiyati Tedbir Usulü

5846 sayılı Kanun'un 76. maddesinin birinci fıkrası, bu Kanun kapsamındaki dava ve işlerde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 156. maddesinin birinci fıkrasında gösterilen mahkemeleri görevli kılmıştır. İlgili yollama uyarınca, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesinin bulunmadığı yerlerde bu mahkemenin görevine giren dava ve işlere asliye hukuk mahkemesince, ceza mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise asliye ceza mahkemesince bakılır.

5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 76Kaynağı aç
Madde 76 – (Değişik: 23/1/2008-5728/141 md.) (Değişik birinci fıkra: 22/12/2016-6769/189 md.) Bu Kanunun düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan dava ve işler ile bu Kanundan kaynaklanan ceza davalarında görevli mahkeme, Sınai Mülkiyet Kanununun 156 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilen mahkemelerdir. Bu Kanun kapsamında açılacak hukuk davalarında mahkeme, davacının iddianın doğruluğu hakkında kuvvetli kanaat oluşturmaya yeter miktar delil sunması hâlinde, korunmakta olan eserler, fonogramlar, icralar, filmler ve yayınları kullananların, bu Kanunda öngörülen izin ve yetkileri aldıklarına dair belgeleri veya tüm yararlanılan eser, fonogram, icra, film ve yayınların listelerini sunmasını isteyebilir. Belirtilen belge veya listelerin sunulamaması tüm eser, fonogram, icra, film ve yayınların haksız kullanılmakta olduğuna karine teşkil eder. II – İhtiyati tedbirler ve gümrüklerde geçici olarak el koyma:[31]
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU m. 156Kaynağı aç
MADDE 156- (1) (Değişik:22/7/2020-7251/61 md.) Bu Kanunda öngörülen davalarda görevli mahkeme, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi ile fikri ve sınai haklar ceza mahkemesidir. Bu mahkemeler, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun olumlu görüşü alınarak, tek hâkimli ve asliye mahkemesi derecesinde Adalet Bakanlığınca lüzum görülen yerlerde kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi, il ve ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenir. Fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, asliye hukuk mahkemesince; fikri ve sınai haklar ceza mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, asliye ceza mahkemesince bakılır. Bu dava ve işlere bakacak asliye hukuk ve asliye ceza mahkemeleri ile bu mahkemelerin yargı çevresi, il ve ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenir. (2) Kurumun bu Kanun hükümlerine göre aldığı bütün kararlara karşı açılacak davalarda ve Kurumun kararlarından zarar gören üçüncü kişilerin Kurum aleyhine açacakları davalarda görevli ve yetkili mahkeme, Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesidir. (3) Sınai mülkiyet hakkı sahibi tarafından, üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkeme, davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesidir. (4) Davacının Türkiye’de yerleşim yeri bulunmaması hâlinde yetkili mahkeme, davanın açıldığı tarihte sicilde kayıtlı vekilin işyerinin bulunduğu yerdeki ve eğer vekillik kaydı silinmişse Kurum merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemedir. (5) Üçüncü kişiler tarafından sınai mülkiyet hakkı sahibi aleyhine açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Sınai mülkiyet hakkı başvurusu veya sınai mülkiyet hak sahibinin Türkiye’de yerleşim yeri bulunmaması hâlinde, dördüncü fıkra hükmü uygulanır. Zamanaşımı

5846 sayılı Kanun'un 76. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında davacının iddianın doğruluğu hakkında kuvvetli kanaat oluşturmaya yeter delil sunması hâlinde mahkeme; korunan eserleri kullananlardan kanunda öngörülen izin ve yetkileri aldıklarına dair belgeleri veya yararlanılan tüm eserlerin listesini sunmasını isteyebilir. Belirtilen belge veya listelerin mahkemeye sunulamaması, eserlerin haksız kullanılmakta olduğuna karine teşkil eder.

5846 sayılı Kanun'un 77. maddesi uyarınca; esaslı bir zararın, ani bir tehlikenin veya emrivakilerin önlenmesi için zaruri görülmesi ve ileri sürülen iddiaların kuvvetle muhtemel bulunması durumunda mahkeme, dava açılmasından önce veya sonra ihtiyati tedbire karar verebilir. Mahkeme bu kapsamda bir işin yapılmasını veya yapılmamasını, işin yapıldığı yerin kapatılmasını veya açılmasını emredebileceği gibi eserin çoğaltılmış nüshalarının ya da imale yarayan çoğaltma vasıtalarının muhafaza altına alınmasına hükmedebilir.

5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 77Kaynağı aç
Madde 77 – (Değişik: 23/1/2008-5728/142 md.) Esaslı bir zararın veya ani bir tehlikenin yahut emrivakilerin önlenmesi için veya diğer her hangi bir sebepten dolayı zaruri ve bu hususta ileri sürülen iddialar kuvvetle muhtemel görülürse hukuk mahkemesi, bu Kanunla tanınmış olan hakları ihlal veya tehdide maruz kalanların ya da meslek birliklerinin talebi üzerine, davanın açılmasından önce veya sonra diğer tarafa bir işin yapılmasını veya yapılmamasını, işin yapıldığı yerin kapatılmasını veya açılmasını emredebileceği gibi, bir eserin çoğaltılmış nüshalarının veya hasren onu imale yarıyan kalıp ve buna benzer sair çoğaltma vasıtalarının ihtiyati tedbir yolu ile muhafaza altına alınmasına karar verebilir. Kararda, emre muhalefetin İcra ve İflas Kanununun 343 üncü maddesindeki cezai neticeleri doğuracağı açıklanır. Haklara tecavüz oluşturulması ihtimali hâlinde yaptırım gerektiren nüshaların ithalat veya ihracatı sırasında, 4458 sayılı Gümrük Kanununun 57 nci maddesi hükümleri uygulanır. Bu nüshalara gümrük idareleri tarafından el konulmasına ilişkin işlemler Gümrük Yönetmeliğinin ilgili hükümlerine göre yürütülür. III – Hükmün ilanı:

Tazminat, Kârın Devri ve Cezai Yaptırımlarla İlgili Kurallar

5846 sayılı Kanun'un 70. maddesi gereğince mali hakları ihlal edilen kişi, tecavüz edenin kusuru varsa haksız fiil hükümlerine göre tazminat talep edebilir. Tecavüze uğrayan kişi ayrıca temin edilen kârın kendisine verilmesini de isteyebilir. Kârın devrinin talep edildiği hâllerde 5846 sayılı Kanun'un 68. maddesi uyarınca talep edilen bedel indirilir.

5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 70Kaynağı aç
Madde 70 – (Değişik birinci fıkra: 7/6/1995 – 4110/22 md.) Manevi hakları haleldar edilen kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat ödenmesi için dava açabilir. Mahkeme, bu para yerine veya bunlara ek olarak başka bir manevi tazminat şekline de hükmedebilir. Mali hakları haleldar edilen kimse, tecavüz edenin kusuru varsa haksız fiillere mütaallik hükümler dairesinde tazminat talep edebilir. Birinci ve ikinci fıkralardaki hallerde, tecavüze uğrayan kimse tazminattan başka temin edilen karın kendisine verilmesini de istiyebilir. Bu halde 68 inci madde uyarınca talep edilen bedel indirilir. B) Ceza davaları: I – Suçlar: 1. Manevi, mali veya bağlantılı haklara tecavüz[28]

5846 sayılı Kanun'un 71. maddesi uyarınca hak sahibinin yazılı izni olmadan eseri çoğaltan, işleyen, dağıtan, umuma ileten ya da izinsiz çoğaltılan nüshaları ticari maksatla satın alan, ithal veya ihraç eden, kişisel kullanım sınırını aşacak şekilde elinde bulunduran yahut depolayan şahıslar hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmektedir. Hukuka aykırı biçimde üretilmiş ya da çoğaltılmış eseri satan veya satın alan kimsenin kovuşturma evresine geçilmeden önce temin ettiği yeri bildirerek ilgililerin yakalanmasını sağlaması durumunda cezada indirime gidilebileceği gibi ceza verilmesinden de vazgeçilebilir.

5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 71Kaynağı aç
Madde 71 – (Değişik: 23/1/2008-5728/138 md.) Bu Kanunda koruma altına alınan fikir ve sanat eserleriyle ilgili manevi, mali veya bağlantılı hakları ihlal ederek: 1. Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın işleyen, temsil eden, çoğaltan, değiştiren, dağıtan, her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma ileten, yayımlayan ya da hukuka aykırı olarak işlenen veya çoğaltılan eserleri satışa arz eden, satan, kiralamak veya ödünç vermek suretiyle ya da sair şekilde yayan, ticarî amaçla satın alan, ithal veya ihraç eden, kişisel kullanım amacı dışında elinde bulunduran ya da depolayan kişi hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. 2. Başkasına ait esere, kendi eseri olarak ad koyan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır. Bu fiilin dağıtmak veya yayımlamak suretiyle işlenmesi hâlinde, hapis cezasının üst sınırı beş yıl olup, adlî para cezasına hükmolunamaz. 3. Bir eserden kaynak göstermeksizin iktibasta bulunan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır. 4. Hak sahibi kişilerin izni olmaksızın, alenileşmemiş bir eserin muhtevası hakkında kamuya açıklamada bulunan kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 5. Bir eserle ilgili olarak yetersiz, yanlış veya aldatıcı mahiyette kaynak gösteren kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 6. Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı, tanınmış bir başkasının adını kullanarak çoğaltan, dağıtan, yayan veya yayımlayan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır. Bu Kanunun ek 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında bahsi geçen fiilleri yetkisiz olarak işleyenler ile bu Kanunda tanınmış hakları ihlâl etmeye devam eden bilgi içerik sağlayıcılar hakkında, fiilleri daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Hukuka aykırı olarak üretilmiş, işlenmiş, çoğaltılmış, dağıtılmış veya yayımlanmış bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı satışa arz eden, satan veya satın alan kişi, kovuşturma evresinden önce bunları kimden temin ettiğini bildirerek yakalanmalarını sağladığı takdirde, hakkında verilecek cezadan indirim yapılabileceği gibi ceza vermekten de vazgeçilebilir. 2. Teknolojik önlemleri etkisiz kılma:

Ceza soruşturması kapsamında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 134. maddesi uyarınca somut delillere dayanan kuvvetli şüphe bulunması ve başka surette delil elde etme imkânının olmaması hâlinde hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından bilgisayarlarda, programlarda ve kütüklerde arama yapılmasına, kayıtların kopyalanmasına ve çözülerek metin hâline getirilmesine karar verilebilir. Savcı kararı yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur; hâkim yirmi dört saat içinde onaylamazsa kopyalar ve metinler derhâl imha edilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 134Kaynağı aç
Madde 134 – (1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması halinde, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine karar verilir. (Ek üç cümle: 25/7/2018-7145/16 md.) Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur. Hâkim kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde çıkarılan kopyalar ve çözümü yapılan metinler derhâl imha edilir. (2) Bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerine şifrenin çözülememesinden dolayı girilememesi veya gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması ya da işlemin uzun sürecek olması halinde çözümün yapılabilmesi ve gerekli kopyaların alınabilmesi için, bu araç ve gereçlere elkonulabilir. Şifrenin çözümünün yapılması ve gerekli kopyaların alınması halinde, elkonulan cihazlar gecikme olmaksızın iade edilir. (3) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoyma işlemi sırasında, sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılır. (4) Üçüncü fıkraya göre alınan yedekten bir kopya çıkarılarak şüpheliye veya vekiline verilir ve bu husus tutanağa geçirilerek imza altına alınır. (5) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoymaksızın da, sistemdeki verilerin tamamının veya bir kısmının kopyası alınabilir. Kopyası alınan veriler kâğıda yazdırılarak, bu husus tutanağa kaydedilir ve ilgililer tarafından imza altına alınır. BEŞİNCİ BÖLÜM Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması[33][34][35][36][37]

5271 sayılı Kanun'un 134. maddesi uyarınca şifrenin çözülememesi, gizli bilgilere ulaşılamaması veya işlemin uzun sürecek olması hâlinde araç ve gereçlere elkonulabilir. Elkoyma sırasında sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılır ve alınan yedekten bir kopya şüpheliye veya vekiline tutanakla verilir. Ayrıca elkoyma yapılmaksızın da sistemdeki verilerin tamamı veya bir kısmı kopyalanabilir; kopyalanan veriler kâğıda yazdırılarak tutanağa kaydedilir ve ilgililerce imzalanır.

İzinsiz yazılım kullanımında üç kat bedel talep edilebilir mi?

Evet, 5846 sayılı Kanun'un 68. maddesinin birinci fıkrası uyarınca izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması hâlinde isteyebileceği bedelin veya rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını talep edebilir.

Mahkeme talep edilen üç kat bedelden takdiri indirim yapabilir mi?

5846 sayılı Kanun'un 68. maddesinde en çok üç kat fazlası öngörülmüş olup Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin çoğunluk içtihadında seçim hakkının hak sahibine ait olduğu ve hâkimin bu artırımdan takdiren indirim yapamayacağı kabul edilmiş; karardaki karşı oyda ise kanuni sınır çerçevesinde mahkemenin takdir yetkisinin korunması gerektiği ileri sürülmüştür.

Yasal olarak edinilen bilgisayar programı için yedek kopya alınabilir mi?

Evet, 5846 sayılı Kanun'un 38. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca programın kullanımı için gerekli olduğu sürece kullanma hakkına sahip kişinin bir adet yedekleme kopyası yapması sözleşmeyle engellenemez.

Yazılım ihlali davalarında görevli mahkeme hangisidir?

5846 sayılı Kanun'un 76. maddesi uyarınca 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 156. maddesinde belirtilen mahkemeler görevlidir; bu kapsamda özel mahkemenin bulunmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemesi görev yapar.

Kısmi davada ıslah edilen kısım için faiz hangi tarihten işletilir?

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin E. 2017/642, K. 2019/237 sayılı kararına göre dava dilekçesinde talep edilen kısım için dava tarihinden, ıslah dilekçesiyle artırılan miktar için ise ıslah tarihinden itibaren faiz işletilir.

Telif bedeli ile birlikte temin edilen kârın devri istenebilir mi?

5846 sayılı Kanun'un 70. maddesi uyarınca tazminatın yanı sıra kârın devri talep edilebilir; ancak bu hâlde aynı Kanun'un 68. maddesi uyarınca talep edilen bedel indirilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu