Telif Hakkı Nedir? Korunması, İhlali ve Tazminat

by Avukat Erdal Ersoy
Telif Hakkı Nedir? Korunması, İhlali ve Tazminat

Telif hakkı, fikri mülkiyet hukukunun bir alanı olup yaratıcıların eserleri üzerindeki tasarruflarını düzenler. Eser sahibine, ürünün kullanımı, dağıtımı ve çoğaltılması gibi mali hakların yanında eserin bütünlüğünün korunması gibi manevi haklar tanır.

Eser Kavramı ve Korunan Eser Türleri

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 1/B maddesine göre eser; sahibinin kişisel özelliğini yansıtan ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar ya da sinema mahsulü sayılan fikir ve sanat ürünleridir. Bilimsel izahlar, haritalar, teknik plan ve projeler ile bilgisayar programları da fikri yaratıcılık sonucu ortaya konan bu koruma alanı içinde yer alır.

5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 1/BKaynağı aç
Madde 1/B – (Ek: 21/2/2001 -4630/2 md.) Bu Kanunda geçen tanımlardan; a) Eser: Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini, b) Eser sahibi: Eseri meydana getiren (…)[3] kişiyi, c) İşlenme eser: Diğer bir eserden istifade suretiyle vücuda getirilip de bu esere nispetle müstakil olmayan ve işleyenin hususiyetini taşıyan fikir ve sanat mahsullerini, d) Derleme eser: Özgün eser üzerindeki haklar saklı kalmak kaydıyla, ansiklopediler ve antolojiler gibi muhtevası seçme ve düzenlemelerden oluşan ve bir düşünce yaratıcılığı sonucu olan eseri, e) Tespit: Seslerin veya ses temsillerinin veya ses ve görüntülerin anlaşılabilecek, çoğaltılabilecek veya iletilebilecek şekilde bir araca kaydedilmesi işlemini, f) Fonogram: Sinema eseri gibi görsel-işitsel eserler içindeki ses tespitleri hariç olmak üzere, bir icrada yer alan seslerin veya diğer seslerin veya ses temsillerinin tespit edildiği ses taşıyıcısı fiziki ortamı, g) Bilgisayar programı: Bir bilgisayar sisteminin özel bir işlem veya görev yapmasını sağlayacak bir şekilde düzene konulmuş bilgisayar emir dizgesini ve bu emir dizgesinin oluşum ve gelişimini sağlayacak hazırlık çalışmalarını, h) Arayüz: Bilgisayarın donanım ve yazılım unsurları arasında karşılıklı etkilenme ve bağlantıyı oluşturan program bölümlerini, ı) Araişlerlik: Bilgisayar program bölümlerinin fonksiyonel olarak birlikte çalışması ve karşılıklı etkilenmesi ve alışverişi yapılan bilginin karşılıklı kullanım yeteneğini, j) Bağlantılı haklar: Eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla komşu hak sahipleri ile filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren film yapımcılarının sahip oldukları hakları, k) Komşu haklar: Eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla ve eser sahibinin izniyle bir eseri özgün bir biçimde yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden sanatçıların, bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları ile radyo-televizyon kuruluşlarının sahip oldukları hakları, l) (Ek: 3/3/2004-5101/9 md.) Bakanlık: Kültür ve Turizm Bakanlığını, İfade eder. B) Fikir ve sanat eserlerinin çeşitleri: I – İlim ve edebiyat eserleri:

Kanunun 1/B maddesinde yer alan tanımlara göre bilgisayar programı; bir bilgisayar sisteminin özel bir işlem veya görev yapmasını sağlayacak biçimde düzene konulmuş emir dizgesini ve bu dizgenin oluşum ile gelişimini sağlayacak hazırlık çalışmalarını kapsar. İşlenme eser ise diğer bir eserden yararlanılarak meydana getirilen, asıl esere nispetle bağımsız olmayan ve işleyenin hususiyetini taşıyan fikir ve sanat ürünüdür. Özgün eser üzerindeki haklar saklı kalmak şartıyla, içeriği seçme ve düzenlemelerden oluşan ve bir düşünce yaratıcılığı sonucu ortaya çıkan ansiklopediler ve antolojiler gibi mahsuller derleme eser sayılır.

Komşu haklar ise eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla ve eser sahibinin izniyle bir eseri özgün biçimde yorumlayan, tanıtan, icra eden sanatçıların, sesleri ilk kez tespit eden fonogram yapımcılarının ve radyo-televizyon kuruluşlarının sahip olduğu hakları ifade eder.

Eser Sahipliği ve Birlikte Hak Sahipliği

5846 sayılı Kanun'un 1/B ve 8. maddeleri uyarınca bir eserin sahibi onu meydana getirendir; işlenme ve derleme eserlerde ise asıl eser sahibinin hakları saklı kalmak şartıyla sahibi onu işleyendir. Kanunun istisnai kabul ettiği iş ilişkilerinde tüzel kişilerin veya işverenlerin çalışanlar tarafından meydana getirilen eserler üzerinde hak sahibi olabilmesi de mümkündür.

5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 8Kaynağı aç
Madde 8 – (Değişik: 21/2/2001 – 4630/5 md.) Bir eserin sahibi, onu meydana getirendir. Bir işlenmenin ve derlemenin sahibi, asıl eser sahibinin hakları mahfuz kalmak şartıyla onu işleyendir. Sinema eserlerinde; yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı ve diyalog yazarı, eserin birlikte sahibidirler. Canlandırma tekniğiyle yapılmış sinema eserlerinde, animatör de eserin birlikte sahipleri arasındadır. II – Eser sahiplerinin birden fazla oluşu:

Sinema eserlerinde yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı ve diyalog yazarı eserin birlikte sahibidir. Eserin canlandırma tekniğiyle üretilmiş olması halinde animatör de eserin birlikte sahipleri arasında yer alır.

Eser Sahibinin Manevi Hakları

5846 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca bir eserin umuma arz edilip edilmemesini, yayımlanma zamanını ve tarzını belirleme yetkisi münhasıran eser sahibine aittir. Bütünü veya esaslı bir kısmı alenileşmemiş yahut ana hatları henüz kamuya duyurulmamış bir eserin içeriği hakkında bilgi verme yetkisi de yalnızca o eserin sahibindedir.

5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 14Kaynağı aç
Madde 14 – Bir eserin umuma arzedilip edilmemesini, yayımlanma zamanını ve tarzını munhasıran eser sahibi tayin eder. Bütünü veya esaslı bir kısmı alenileşmemiş olan, yahut ana hatları her hangi bir suretle henüz umuma tanıtılmıyan bir eserin muhtevası hakkında ancak o eserin sahibi malumat verebilir. (Değişik: 21/2/2001 – 4630/8 md.) Eserin umuma arzedilmesi veya yayımlanma tarzı, sahibinin şeref ve itibarını zedeleyecek mahiyette ise eser sahibi, başkasına yazılı izin vermiş olsa bile eserin gerek aslının gerek işlenmiş şeklinin umuma tanıtılmasını veya yayımlanmasını menedebilir. Menetme yetkisinden sözleşme ile vazgeçmek hükümsüzdür. Diğer tarafın tazminat hakkı saklıdır. 2. Adın belirtilmesi salahiyeti:

Eserin umuma arzı veya yayımlanma tarzı sahibinin şeref ve itibarını zedeleyecek nitelikteyse, eser sahibi daha önce başkasına yazılı izin vermiş olsa dahi eserin aslının veya işlenmiş halinin yayımlanmasını ya da tanıtılmasını menedebilir. Bu menetme yetkisinden sözleşme ile vazgeçilmesi hükümsüzdür; ancak karşı tarafın tazminat hakkı saklı kalır.

5846 sayılı Kanun'un 15. maddesi uyarınca eseri kendi adıyla, müstear adla veya adsız olarak umuma arz etme ya da yayımlama kararı münhasıran eser sahibine aittir. Güzel sanat eserinden çoğaltılan kopyalarda veya bir işlemenin aslı ile kopyalarında asıl eser sahibinin adı veya alametinin gösterilmesi ve eserin işlenme ya da kopya olduğunun belirtilmesi şarttır. Eserin kimin tarafından vücuda getirildiği ihtilaflıysa gerçek eser sahibi mahkemeden hakkının tespitini isteyebilir; mimari yapılarda ise yazılı istemle yapının görülen yerine silinmeyecek şekilde eser sahibinin adı yazılır.

5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 15Kaynağı aç
Madde 15 – Eseri, sahibinin adı veya müstear adı ile yahut adsız olarak, umuma arzetme veya yayımlama hususunda karar vermek salahiyeti munhasıran eser sahibine aittir. Bir güzel sanat eserinden çoğaltma ile elde edilen kopyelerle bir işlenmenin aslı veya çoğaltılmış nüshaları üzerinde asıl eser sahibinin ad veya alametinin, kararlaştırılan veya adet olan şekilde belirtilmesi ve vücuda getirilen eserin bir kopye veya işlenme olduğunun açıkça gösterilmesi şarttır. Bir eserin kimin tarafından vücuda getirildiği ihtilaflı ise, yahut her hangi bir kimse eserin sahibi olduğunu iddia etmekte ise, hakiki sahibi, hakkının tesbitini mahkemeden istiyebilir. (Ek: 7/6/1995 – 4110/6 md.) Eser niteliğindeki mimari yapılarda, yazılı istem üzerine eserin görülen bir yerine eser sahibinin uygun göreceği malzeme ile silinmeyecek biçimde eser sahibinin adı yazılır. 3. Eserde değişiklik yapılmasını menetmek:

5846 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca eser sahibinin izni olmadıkça eserde veya eser sahibinin adında kısaltma, ekleme ve diğer değiştirmeler yapılamaz. Eseri kanun veya eser sahibinin izniyle işleyen ya da yayımlayan kimseler, tekniğin zorunlu kıldığı değişiklikleri özel izin olmaksızın yapabilir. Buna karşın eser sahibi kayıtsız ve şartsız yazılı izin vermiş olsa dahi şeref ve itibarını zedeleyen veya eserin mahiyet ve hususiyetlerini bozan değişiklikleri menetme yetkisine sahiptir; bu haktan sözleşmeyle feragat edilmesi hükümsüzdür.

5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 16Kaynağı aç
Madde 16 – Eser sahibinin izni olmadıkça eserde veyahut eser sahibinin adında kısaltmalar, ekleme ve başka değiştirmeler yapılamaz. Kanunun veya eser sahibinin müsaadesiyle bir eseri işliyen, umuma arzeden, çoğaltan, yayımlıyan, temsil eden veya başka bir suretle yayan kimse; işleme, çoğaltma, temsil veya yayım tekniği icabı zaruri görülen değiştirmeleri eser sahibinin hususi bir izni olmaksızın da yapabilir. (Değişik: 21/2/2001 – 4630/9 md.) Eser sahibi kayıtsız ve şartsız olarak yazılı izin vermiş olsa bile şeref ve itibarını zedeleyen veya eserin mahiyet ve hususiyetlerini bozan her türlü değiştirilmeleri menedebilir. Menetme yetkisinden bu hususta sözleşme yapılmış olsa bile vazgeçmek hükümsüzdür. 4. Eser sahibinin zilyed ve malike karşı hakları:

Ölümden Sonra Manevi Hakların Kullanılması

5846 sayılı Kanun'un 19. maddesine göre eser sahibi umuma arz ve adın belirtilmesine ilişkin yetkilerin ölümünden sonraki kullanılış tarzını tespit etmemiş veya bir kimseye bırakmamışsa bu yetkiler vasiyeti tenfiz memuruna; atanmamışsa sırasıyla sağ kalan eş ile çocuklara, mansup mirasçılara, ana-babaya ve kardeşlere aittir. Kanunda sayılan bu kişiler, Kanun'un 14, 15 ve 16. maddelerinin üçüncü fıkralarında düzenlenen hakları eser sahibinin ölümünden itibaren yetmiş yıl boyunca kendi namlarına kullanabilirler.

5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 19Kaynağı aç
Madde 19 – Eser sahibi 14 ve 15 inci maddelerin birinci fıkralariyle kendisine tanınan salahiyetlerin kullanılış tarzlarını tesbit etmemişse yahut bu hususu her hangi bir kimseye bırakmamışsa bu salahiyetlerin ölümünden sonra kullanılması, vasiyeti tenfiz memuruna; bu tayin edilmemişse sırasiyle sağ kalan eşi ile çocuklarına ve mansup mirasçılarına, ana – babasına, kardeşlerine aittir. (Değişik: 21/2/2001-4630/12 md.) Eser sahibinin ölümünden sonra yukarıdaki fıkrada sayılan kimseler eser sahibine 14, 15 ve 16 ncı maddelerin üçüncü fıkralarında tanınan hakları eser sahibinin ölümünden itibaren yetmiş yıl kendi namlarına kullanabilirler. Eser sahibi veya birinci ve ikinci fıkralara göre salahiyetli olanlar, salahiyetlerini kullanmazlarsa; eser sahibinden veya halefinden mali bir hak iktisap eden kimse meşru bir menfaati bulunduğunu ispat şartiyle, eser sahibine 14, 15 ve 16 ncı maddelerin üçüncü fıkralarında tanınan hakları kendi namına kullanabilir. Salahiyetli kimseler birden fazla olup müdahale hususunda birleşemezlerse; mahkeme, eser sahibinin muhtemel arzusuna en uygun bir şekilde basit yargılama usulü ile ihtilafı halleder. (Değişik: 1/11/1983 – 2936/2 md.) 18 inci madde ile yukarıdaki fıkralarda sayılan salahiyetli kimselerden hiçbiri bulunmaz veya bulunup da salahiyetlerini kullanmazlarsa yahut ikinci fıkrada belirlenen süreler bitmişse, eser memleketin kültürü bakımından önemli görüldüğü takdirde, Kültür ve Turizm Bakanlığı 14, 15, 16 ncı maddelerin üçüncü fıkralarında eser sahibine tanınan hakları kendi namına kullanabilir. IV – Mali haklar:[7] 1. Genel olarak:

Eser sahibi veya kanunen yetkili kılınanlar haklarını kullanmazsa, eser sahibinden veya halefinden mali bir hak iktisap eden kimse meşru menfaatini ispat şartıyla Kanun'un 14, 15 ve 16. maddelerinin üçüncü fıkralarındaki hakları kendi namına kullanabilir. Yetkili kimseler birden fazla olup müdahale hususunda uzlaşamazlarsa mahkeme uyuşmazlığı basit yargılama usulüyle eser sahibinin muhtemel arzusuna göre karara bağlar. Yetkili kişilerden hiçbirinin bulunmaması, bulunup da haklarını kullanmaması veya sürelerin bitmesi durumunda eser memleket kültürü yönünden önemli görüldüğü takdirde Kültür ve Turizm Bakanlığı 14, 15 ve 16. maddelerin üçüncü fıkralarındaki hakları kendi namına kullanabilir.

Eser Sahibinin Mali Hakları: İşleme ve Çoğaltma

Eserin mali hakları kural olarak eser sahibine aittir. Bir çalışanın iş yeri için meydana getirdiği bir resim veya yazı işveren tarafından kullanılabilir; ancak başkaları tarafından kullanım ancak özel bir anlaşma ile gerçekleştirilebilir.

5846 sayılı Kanun'un 21. maddesi gereğince bir eserden onu işlemek suretiyle yararlanma hakkı münhasıran eser sahibine aittir. Eser üzerinde değişiklik yapılması, uyarlama, çeviri veya diğer türev eserlerin meydana getirilmesi bu hak kapsamındadır. Eserin aslını veya çoğaltılmış kopyalarını yeniden oluşturma, yazdırma ve kaydetme hakları ise çoğaltma hakkını oluşturur ve izinsiz gerçekleştirilemez.

5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 21Kaynağı aç
Madde 21 – Bir eserden, onu işlemek suretiyle faydalanma hakkı munhasıran eser sahibine aittir. b) Çoğaltma hakkı:

Telif Hakkı İhlalinde Tecavüzün Ref'i Davası

5846 sayılı Kanun'un 66. maddesi uyarınca manevi veya mali hakları tecavüze uğrayan kimse tecavüzün giderilmesini (ref'ini) dava edebilir. Tecavüz, bir işletmenin temsilcisi veya çalışanları tarafından hizmetlerini ifa ettikleri sırada gerçekleştirilmişse işletme sahibine karşı da dava yöneltilebilir. Bu davada failin, temsilcinin veya çalışanların kusuru şart değildir.

5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 66Kaynağı aç
Madde 66 – Manevi ve mali hakları tecavüze uğrıyan kimse tecavüz edene karşı  tecavüzün ref'ini dava edebilir. Tecavüz, hizmetlerini ifa ettikleri sırada bir işletmenin temsilcisi veya müstahdemleri tarafından yapılmışsa işletme sahibi hakkında da dava açılabilir. Tecavüz edenin veya ikinci fıkrada yazılı kimselerin kusuru şart değildir. Mahkeme, eser sahibinin manevi ve mali haklarını, tecavüzün şümulünu, kusurun olup olmadığını, varsa ağırlığını ve tecavüzün ref'i halinde tecavüz edenin düçar olması muhtemel zararları takdir ederek halin icabına göre tecavüzün ref'i için lüzumlu göreceği tedbirlerin tatbikına karar verir. (Ek: 7/6/1995 – 4110/19 md.) Eser sahibi, ikamet ettiği yerde de tecavüzün ref'i ve men davası açabilir. 2. Manevi haklara tecavüz halinde:

Tecavüzün ref'i davasında mahkeme; hak sahibinin mali ve manevi haklarını, ihlalin kapsamını, kusurun varlığı ile derecesini ve tecavüzün giderilmesi durumunda davalının uğrayabileceği muhtemel zararları tartarak durumun gereklerine göre uygun tedbirleri kararlaştırır. Eser sahibi, tecavüzün ref'i ve tecavüzün men'i davalarını kendi ikametgahının bulunduğu yer mahkemesinde de açabilir.

5846 sayılı Kanun'un 67. maddesi uyarınca henüz alenileşmemiş bir eser sahibinin rızası olmaksızın umuma arz edildiğinde tecavüzün ref'i davası çoğaltılmış nüshaların yayımlanması halinde açılabilir. Eserde sahibinin adı hiç konulmamış, yanlış konulmuş veya iltibasa yol açacak nitelikteyse tecavüz eden asıl ve çoğaltılmış nüshalara adı derç etmekle yükümlüdür ve masrafı tecavüz edene ait olmak üzere en fazla üç gazetede ilan istenebilir. Güzel sanat eserlerinde ise eser sahibi asıldaki değişikliğin kendisince yapılmadığını belirtebilir veya kamu ya da malik menfaatini esaslı zedelemiyorsa eseri eski hale getirebilir.

5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 67Kaynağı aç
Madde 67 – Henüz alenileşmemiş bir eser, sahibinin rızası olmaksızın veya arzusuna aykırı olarak umuma arzedildiği takdirde tecavüzün ref'i davası, ancak umuma arz keyfiyetinin çoğaltılmış nüshaların yayımlanması suretiyle vakı olması halinde açılabilir. Aynı hüküm, esere, sahibinin arzusuna aykırı olarak adının konulduğu hallerde de caridir. Eser üzerinde sahibinin adı hiç konulmamış veya yanlış konulmuş yahut konulan ad iltibasa meydan verecek mahiyette olupta eser sahibi 15 inci maddede zikredilen tesbit davasından başka tecavüzün ref'ini talep etmişse, tecavüz eden gerek aslına, gerek tedavülde bulunan çoğaltılmış nüshalar üzerine eser sahibinin adını derç etmeye mecburdur. Masrafı tecavüz edene ait olmak üzere, hükmün en fazla 3 gazetede ilanı talep edilebilir. 32, 33, 34, 35, 36, 39 ve 40 ıncı maddelerde sayılan hallerde yanlış veya kifayetsiz kaynak tasrih edilmiş veyahut hiç kaynak gösterilmemişse ikinci fıkra hükmü uygulanır. Eser haksız olarak değiştirilmiş ise hak sahibi aşağıdaki taleplerde bulunabilir: 1. Eser sahibi, eserin değiştirilmiş şekilde çoğaltılmasının yayım ve temsilinin, yayım ve temsilinin, radyo ile yayımının menedilmesini ve tecavüz edenin, tedavülde bulunan çoğaltılmış nüshalardaki değişiklikleri düzeltmesini veya bunların eski haline getirilmesini talep edebilir. Değişiklik, eserin, gazete, dergi veya radyo ile yayımı sırasında yapılmışsa eser sahibi, masrafı tecavüz edene ait olmak üzere, eseri değiştirilmiş şekilde yayımlamış olan bütün gazete, dergi ve radyo idarelerinden değişikliğin ilan yolu ile düzeltilmesini talep edebilir. 2. (Değişik: 7/6/1995 – 4110/20 md.) Güzel sanat eserlerinde eser sahibi asıldaki değişikliğin kendisi tarafından yapılmadığını veya eserdeki adının kaldırılmasını yahut değiştirilmesini talep edebilir. Eski halin iadesi mümkün ise değişikliğin izalesi ammenin veya malikin menfaatlerini esaslı surette haleldar etmiyorsa eser sahibi eseri eski hale getirebilir. 3. Mali haklara tecavüz halinde:

İzinsiz Kullanımda Üç Kata Kadar Bedel Talebi

5846 sayılı Kanun'un 68. maddesinin birinci fıkrası uyarınca eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden kanuna uygun yazılı izin almadan işleyen, çoğaltan, yayan, temsil eden veya umuma ileten kişilerden hak sahipleri; sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını talep edebilir.

5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 68Kaynağı aç
Madde 68 – (Değişik: 23/1/2008-5728/137 md.) Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya hertürlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir. İzinsiz çoğaltılan kopyalar satışa çıkarılmamışsa hak sahibi çoğaltılmış kopyaların, çoğaltmaya yarayan film, kalıp ve benzeri araçların imhasını veya üretim maliyet fiyatını geçmeyecek uygun bir bedel karşılığında kendisine verilmesini ya da sözleşme olması durumunda isteyebileceği miktarın üç kat fazlasını talep edebilir. Bu husus, izinsiz çoğaltanın hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. İzinsiz çoğaltılan kopyalar satışa çıkarılmışsa hak sahibi, tecavüz edenin elinde bulunan nüshalar hakkında ikinci fıkradaki şıklardan birini kullanabilir. İkinci ve üçüncü fıkraların eser sahibinden başka hak sahiplerince uygulanabilmesi için eser sahibinin bu Kanunun 52 nci maddesine uygun yazılı çoğaltma izni aranır. Hak sahiplerinden biri, ikinci ve üçüncü fıkralar uyarınca talepte bulunduklarında Ceza Muhakemesi Kanununun el koymaya ilişkin hükümleri delil elde etmek amacı dışında uygulanmaz. Bedel talebinde bulunan kişi, tecavüz edene karşı onunla bir sözleşme yapmış olması halinde haiz olabileceği bütün hak ve yetkileri ileri sürebilir. II – Tecavüzün men'i davası:

İzinsiz çoğaltılan kopyalar henüz satışa çıkarılmamışsa hak sahibi; kopyaların ve çoğaltmaya yarayan kalıp, film gibi araçların imhasını, üretim maliyetini geçmeyecek uygun bir bedel karşılığında kendisine verilmesini ya da sözleşme halinde isteyebileceği bedelin üç kat fazlasını talep edebilir. Bu seçimlerin yapılması izinsiz çoğaltanın hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Kopyalar satışa çıkarılmışsa hak sahibi, tecavüz edenin elinde bulunan nüshalar hakkında da imha, maliyetine devir veya üç kat bedel haklarından birini kullanabilir.

İzinsiz çoğaltılan kopyaların imhası, maliyetine devri veya bedel taleplerinin eser sahibinden başka hak sahiplerince uygulanabilmesi için Kanun'un 52. maddesine uygun yazılı çoğaltma izni aranır. Hak sahiplerinin Kanun'un 68. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca talepte bulunmaları halinde Ceza Muhakemesi Kanunu'nun el koymaya ilişkin hükümleri yalnızca delil elde etmek amacıyla uygulanabilir. Bedel talep eden kimse ise tecavüz edene karşı onunla sözleşme yapmış olması durumunda sahip olabileceği bütün hak ve yetkileri ileri sürebilir.

Maddi ve Manevi Tazminat ile Kârın Devri

5846 sayılı Kanun'un 70. maddesi gereğince manevi hakları zarar gören kişi manevi tazminat davası açabilir; mahkeme bu para tazminatı yerine veya buna ek olarak başka bir manevi tazminat şekline de hükmedebilir. Mali hakları ihlal edilen kişi ise tecavüz edenin kusuru bulunması halinde haksız fiil hükümlerine dayanarak tazminat isteyebilir.

5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 70Kaynağı aç
Madde 70 – (Değişik birinci fıkra: 7/6/1995 – 4110/22 md.) Manevi hakları haleldar edilen kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat ödenmesi için dava açabilir. Mahkeme, bu para yerine veya bunlara ek olarak başka bir manevi tazminat şekline de hükmedebilir. Mali hakları haleldar edilen kimse, tecavüz edenin kusuru varsa haksız fiillere mütaallik hükümler dairesinde tazminat talep edebilir. Birinci ve ikinci fıkralardaki hallerde, tecavüze uğrayan kimse tazminattan başka temin edilen karın kendisine verilmesini de istiyebilir. Bu halde 68 inci madde uyarınca talep edilen bedel indirilir. B) Ceza davaları: I – Suçlar: 1. Manevi, mali veya bağlantılı haklara tecavüz[28]

Telif hakkı ihlaline uğrayan kişi, maddi veya manevi tazminattan ayrı olarak ihlal neticesinde temin edilen kârın kendisine verilmesini de isteyebilir. Elde edilen kârın devrinin istendiği durumda, 68. madde uyarınca talep edilen bedel indirilir.

Telif hakkı ihlalinde tazminat davası için failin kusuru şart mıdır?

Mali hakların ihlali sebebiyle 5846 sayılı Kanun'un 70. maddesi uyarınca tazminat istenebilmesi için failin kusurlu olması gerekir. Buna karşılık Kanun'un 66. maddesi kapsamındaki tecavüzün ref'i davasında kusur aranmaz.

Eserin izinsiz çoğaltılması veya işlenmesinde ne kadar bedel talep edilebilir?

Kanuna uygun yazılı izin alınmaksızın eserin işlenmesi, çoğaltılması, yayılması veya umuma iletilmesi halinde hak sahibi, 5846 sayılı Kanun'un 68. maddesi uyarınca sözleşme yapılmış olsaydı isteyebileceği bedelin veya rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını talep edebilir.

Eser sahibi telif davasını kendi oturduğu yerde açabilir mi?

Eser sahibi, tecavüzün giderilmesi (ref'i) ve tecavüzün önlenmesi (men'i) davalarını 5846 sayılı Kanun'un 66. maddesinin beşinci fıkrası gereğince kendi ikametgahının bulunduğu yer mahkemesinde açabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu