Yazılım lisans ihlalleri, fikrî mülkiyet hukukunun koruma kuralları ile alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin birlikte uygulandığı uyuşmazlıklardır. Bilgisayar programları, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında ilim ve edebiyat eseri sayılarak korunur. Bir bilgisayar programının sisteme yüklenmesi, görüntülenmesi, çalıştırılması, iletilmesi ve depolanması çoğaltma hakkı kapsamında değerlendirilir. Hak sahibinden yazılı izin alınmaksızın bu işlemlerin gerçekleştirilmesi hukuki ve cezai koruma mekanizmalarını harekete geçirir.
Hak sahibi, yazılı izin alınmadan programın işlenmesi, çoğaltılması veya yayılması hâlinde 5846 sayılı Kanun'un 68. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, aralarında bir sözleşme yapılmış olsaydı isteyebileceği bedelin ya da kanun çerçevesinde belirlenecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını talep edebilir. İzinsiz çoğaltılan kopyalar henüz satışa sunulmamışsa hak sahibi; kopyaların ve çoğaltmaya yarayan araçların imhasını, bunların maliyet tutarını aşmayacak bir bedel karşılığı kendisine devredilmesini ya da sözleşme yapılmış olması hâlinde isteyebileceği bedelin üç kat fazlasını isteyebilir. Kopyaların satışa çıkarıldığı durumlarda da hak sahibi eldeki nüshalar için imha, devir veya üç kat fazlası bedel seçeneklerinden birini tercih edebilir. Bedel talebinde bulunan kişi, ihlalde bulunan muhataba karşı sanki onunla geçerli bir sözleşme yapmış gibi tüm hak ve yetkilerini ileri sürebilir. Bu talepler yargılama öncesinde veya esnasında arabuluculuk ve mahkeme içi sulh usulleriyle çözüme kavuşturulabilir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 4Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 5/AKaynağı aç
6325 sayılı HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK KANUNU m. 18/AKaynağı aç
Yazılım Uyuşmazlıklarında Ticari Dava Niteliği ve Dava Şartı Arabuluculuk
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu uyarınca arabuluculuk; yabancılık unsuru barındıranlar da dâhil olmak üzere, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden kaynaklanan özel hukuk uyuşmazlıklarında uygulanır. Yazılım lisans ilişkileri ve telif haklarının mali boyutuna ilişkin talepler, tarafların serbest iradeleriyle üzerinde tasarruf kurabilecekleri uyuşmazlıklar arasında yer alır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca, fikrî mülkiyet mevzuatında öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır; ancak herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi uyarınca, ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
6325 sayılı HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK KANUNU m. 18Kaynağı aç
Buna karşılık dava şartı arabuluculuk mekanizması kanun tarafından yalnızca konusu bir miktar para olan ticari davalara hasredilmiştir. Yazılım lisans ihlali sebebiyle yalnızca haksız kullanımın durdurulması, tecavüzün men'i, tecavüzün ref'i, sistemden kaldırılma, delil veya durum tespiti ya da salt ihtiyati tedbir taleplerini konu alan ve herhangi bir parasal alacak içermeyen davalarda dava öncesinde arabulucuya başvurulması zorunlu bir dava şartı oluşturmaz.
Özel kanunlarda tahkime veya diğer bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna gitme zorunluluğunun öngörüldüğü durumlarda ya da taraflar arasında geçerli bir tahkim sözleşmesi mevcutsa, 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 18. fıkrası gereğince dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin düzenlemeler uygulanmaz.
5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 68Kaynağı aç
Arabuluculuk Başvuru Süreci, Usuli Süreler ve Zamanaşımının Durması
6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı, dava şartı arabuluculuk faaliyeti sonucunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu onaylı bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu gereklilik yerine getirilmezse mahkeme davacıya bir haftalık kesin süre verir ve tutanağın sunulmaması hâlinde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderir. İhtarın gereği süresinde tamamlanmazsa dava dilekçesi davalıya tebliğe çıkarılmadan davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya hiç başvurulmadan dava açıldığı anlaşılırsa herhangi bir süre tanınmaksızın dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi gerekir.
Dava şartı arabuluculukta genel sonuçlandırma süresi üç hafta olup bu süre zorunlu hâllerde en fazla bir hafta uzatılabilir. Ancak yazılım lisans ihlallerini ilgilendiren ticari uyuşmazlıklarda Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesinin ikinci fıkrası özel süre tayin etmiştir. Bu düzenleme uyarınca arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır ve bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.
6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 15. fıkrası uyarınca arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Bu koruma, tarafların alternatif çözüm masasında müzakere yürütürken kanuni süre kaybına uğramasını engeller.
Görüşmelerde Gizlilik İlkesi ve Toplantıya Katılmamanın Yaptırımları
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça arabulucu, arabuluculuk faaliyeti çerçevesinde kendisine sunulan veya diğer bir şekilde elde ettiği bilgi ve belgeler ile diğer kayıtları gizli tutmakla yükümlüdür. Aksi kararlaştırılmadıkça taraflar ve görüşmelere katılan diğer kişiler de bu konudaki gizliliğe uymak zorundadır.
Dava şartı arabuluculukta taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir. 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 11. fıkrası uyarınca bu taraf, davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur ve ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir.
6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 11. fıkrası uyarınca, her iki tarafın da ilk toplantıya mazeretsiz katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyeti sona ererse, ileride açılacak davada tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır ve davada haklı çıkan taraf masraflarını karşı tarafa yükleyemez.
5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 75Kaynağı aç
Arabuluculuk Anlaşma Belgesinin İlam Niteliği ve Dava Açılamama Kuralı
Arabuluculuk faaliyeti sonunda varılan anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir ve anlaşma belgesi düzenlenmesi hâlinde bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır. Dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuşsa anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden, davanın görülmesi sırasında arabuluculuğa başvurulması durumunda ise davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilir ve bu şerhi içeren anlaşma ilam niteliğinde belge sayılır. İcra edilebilirlik şerhinin verilmesi dosya üzerinden yapılan çekişmesiz yargı işi olup inceleme kapsamı anlaşmanın içeriğinin arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığı hususlarıyla sınırlıdır. Kanunlarda icra edilebilirlik şerhi alınmasının zorunlu kılındığı haller hariç, taraflar ve avukatları ile arabulucunun, ticari uyuşmazlıklarda ise avukatlar ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 253Kaynağı aç
6325 sayılı HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK KANUNU m. 4Kaynağı aç
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 38Kaynağı aç
6325 sayılı Kanun'un 18. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz.
Dava Aşamasında Mahkeme Huzurunda Sulh
Yazılım lisans ihlali sebebiyle bir dava açılmış ve yargılama başlamış olsa dahi taraflar uyuşmazlığı barışçıl yoldan tasfiye edebilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 313. maddesinin birinci fıkrası uyarınca sulh, görülmekte olan bir davada tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla mahkeme huzurunda yaptıkları bir sözleşmedir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 313Kaynağı aç
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 313. maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarına göre sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir. Taraflar sulh yaparken uyuşmazlığın çözümünü dava dilekçesindeki taleplerle sınırlamak zorunda değildir; dava konusunun dışında kalan hususlar da sulh kapsamına dâhil edilebilir. Ayrıca sulh sözleşmesi taraflarca belirli şartlara bağlı olarak da tanzim edilebilir.
Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma ve Şikâyetten Vazgeçmenin Hukuki Neticeleri
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 71 ve 72. maddelerinde düzenlenen manevi veya mali haklara tecavüz suçlarına ilişkin soruşturma ve kovuşturma yapılması, Kanun'un 75. maddesi uyarınca hak sahibinin şikâyetine bağlı tutulmuştur. Bu suç fiilleri bakımından yürütülen ceza muhakemesinde uzlaştırma usulünün uygulanması gündeme gelebilir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinin 19. fıkrası gereğince, uzlaşmanın sağlanması hâlinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç sebebiyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin edimini yerine getirmemesi hâlinde uzlaşma raporu veya belgesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 38. maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır.
Ceza soruşturmasında veya kovuşturmasında şikâyetten vazgeçilmesi hâlinde kamu davası düşer. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 73. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca, kamu davasının düşmesi suçtan zarar görenin şikâyetten vazgeçmesinden ileri gelmişse ve vazgeçtiği esnada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamamışsa, hukuk mahkemesinde tazminat davası açma hakkı ortadan kalkmaz.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 73Kaynağı aç
Yazılım lisans ihlalinde arabulucuya başvurmak zorunlu mudur?
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi uyarınca ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır; konusu bir miktar para olmayan ticari davalar bu şartın kapsamında yer almaz.
Ticari yazılım arabuluculuk görüşmeleri ne kadar sürede sonuçlandırılır?
Arabulucu görevlendirildiği tarihten itibaren uyuşmazlığı altı hafta içinde sonuçlandırır; zorunlu hâllerde bu süre en fazla iki hafta daha uzatılabilir.
Ceza uzlaştırmasında anlaşma sağlanırsa tazminat davası açılabilir mi?
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinin 19. fıkrası uyarınca, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç olmak üzere soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz ve açılmış davadan feragat edilmiş sayılır.
Şikâyetten vazgeçildiğinde hukuk davası açma hakkı biter mi?
Şikâyetten vazgeçme sırasında tazminat ve şahsi haklardan da vazgeçildiği ayrıca ve açıkça açıklanmadığı müddetçe hukuk mahkemesinde dava açma hakkı devam eder.
İlk arabuluculuk toplantısına iki taraf da mazeretsiz katılmazsa ne olur?
Her iki tarafın da ilk toplantıya mazeretsiz katılmaması sebebiyle süreç sona ererse, sonradan açılacak davada tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

