Yayın Yasağının Tanımı ve Hukuki Kapsamı
Yayın yasağı, mahkeme veya yetkili makamlar tarafından belirli bir olay ya da dava hakkında bilgi yayılmasını geçici olarak engellemek amacıyla uygulanan bir hukuki tedbirdir.
Bu tedbir yalnızca televizyon, radyo, gazete ve dergi gibi geleneksel kitle iletişim araçlarıyla sınırlı değildir. İnternet haber siteleri, sosyal medya platformları, dijital yayınlar, bloglar ve bireysel sosyal medya hesapları da yayın yasağı kararlarının bağlayıcılığı altındadır.
Yayın Yasağı Kararı Vermeye Yetkili Merciler ve İtiraz Usulü
Yayın yasağı kararlarının ağırlıklı olarak sulh ceza hâkimliklerince alındığı; uyuşmazlığın niteliğine göre asliye ceza, ağır ceza veya aile mahkemelerince de bu tedbire hükmedilebildiği, ivedi durumlarda ise vali veya kaymakam gibi mülki idare amirlerince geçici tedbir niteliğinde karar verilebildiği değerlendirilmektedir.
Mülki idare amirlerince alınan geçici yayın yasağı kararlarının en geç 24 saat içinde hâkim onayına sunulması ve hâkim tarafından 48 saat içinde onaylanmaması halinde kendiliğinden hükümsüz kalması öngörülen usul kuralları arasındadır.
Sulh ceza hâkimliğinin yayın yasağı kararlarına karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 268 uyarınca kanunun ayrıca hüküm koymadığı hallerde ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde itiraz yoluna başvurulabilir. İtiraz, kararı veren mercie sunulacak bir dilekçeyle veya zabıt kâtibine beyanda bulunularak tutanağa geçirilmesi suretiyle yapılır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 268Kaynağı aç
Hangi Fiiller Yayın Yasağını Deler?
Yayın yasağı kararının kapsamına giren olguların kamuoyuna duyurulması yasağın ihlali sonucunu doğurur. Bir soruşturma dosyasındaki delillerin medya organlarında paylaşılması ya da gazete sayfalarına taşınması, yasağa konu vaka hakkında dijital platformlarda veya şahsi sayfalarda görsel, bilgi ve değerlendirmelerin yayımlanması ihlal sayılan durumlar arasında yer alır.
Soruşturma veya davada yer alan tarafların, şüphelilerin, mağdur veya çocukların kimlik ve fotoğraflarının paylaşılması, tanık beyanları ile bilirkişi raporları gibi gizli kayıtların sızdırılması, kamuoyunu yönlendirmeye matuf girişimler ve tarafları veya delilleri ima eden dolaylı paylaşımlar da yayın yasağını delici fiiller kapsamında değerlendirilmektedir.
Gizliliğin İhlali ve Yargı Görevini Etkileme Suçları
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 285/1 uyarınca, soruşturmanın gizliliğini alenen bozan kimse hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmüştür. Bu fiilin cezalandırılabilmesi için soruşturma işleminin içeriğinin açığa vurulmasıyla suçlu sayılmama karinesinin, haberleşmenin yahut özel hayatın gizliliğinin zedelenmesi veya yapılan açıklamanın soruşturmada maddi gerçeğe ulaşılmasını engellemeye elverişli bulunması şartları aranır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 285Kaynağı aç
Soruşturma evresinde alınan ve taraflara karşı gizli tutulması gereken kararlar ile bu doğrultuda yürütülen işlemlerin gizliliğini çiğneyen kişiler hakkında da Türk Ceza Kanunu m. 285/2 gereği bir yıldan üç yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmedilir.
Kanuna göre kapalı yapılması gereken veya kapalı yapılmasına mahkemece karar verilen duruşmadaki açıklama veya görüntülerin gizliliğini alenen ihlal eden kişiler de Türk Ceza Kanunu m. 285/3 uyarınca birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır. Ancak tanığın korunmasına ilişkin olarak alınan gizlilik kararlarına aykırılık bakımından suçun oluşmasında aleniyet şartı aranmaz.
Türk Ceza Kanunu m. 285 kapsamındaki gizliliği ihlal suçlarının kamu görevlisi tarafından görevinin sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi durumunda, aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca verilecek ceza yarısına kadar artırılır.
Soruşturma ve kovuşturma evresinde kişilerin suçlu olarak algılanmalarına yol açacak şekilde görüntülerinin yayımlanması fiili, Türk Ceza Kanunu m. 285/5 hükmü gereğince altı aydan iki yıla kadar hapis cezası yaptırımına bağlanmıştır.
Soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin haber verme sınırları aşılmaksızın haber konusu yapılması, Türk Ceza Kanunu m. 285/6 hükmü doğrultusunda suç oluşturmaz.
5187 sayılı Basın Kanunu'nun 19. maddesi yürürlükten kaldırılmış olup yargılama sürecini etkilemeye yönelik eylemler Türk Ceza Kanunu m. 288 çerçevesinde ele alınır. Bu doğrultuda, görülmekte olan bir dava veya soruşturmada hukuka aykırı karar verilmesi, işlem yapılması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunulması maksadıyla yargı görevlisini, bilirkişiyi ya da tanığı etkilemek üzere alenen sözlü veya yazılı beyanda bulunan kişilere elli günden az olmamak üzere adli para cezası verilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 288Kaynağı aç
5187 sayılı BASIN KANUNU m. 19Kaynağı aç
Basın Kanunu Kapsamındaki Kanuni Yayın Yasakları
5187 sayılı Basın Kanunu m. 21 uyarınca, süreli yayınlarda 4721 sayılı Türk Medeni Kanununa göre evlenmeleri yasaklanmış kimseler arasındaki cinsel ilişkiyle ilgili haberlerde bu kişilerin, kanunda belirtilen cinsel suçlara ilişkin haberlerde mağdurların ve onsekiz yaşından küçük fail veya mağdurların kimliklerini açıklayacak ya da tanınmalarına yol açacak şekilde yayın yapılması yasaktır. Bu yasağı ihlal edenler hakkında ağır para cezası uygulanır; cezanın alt sınırı bölgesel süreli yayınlar ile yaygın süreli yayınlar ve internet haber siteleri bakımından kanunda ayrıca yükseltilmiştir.
5187 sayılı BASIN KANUNU m. 21Kaynağı aç
Ayrıca 5187 sayılı Basın Kanunu m. 20 hükmü gereğince cinsel saldırı, cinayet ve intihar olaylarında haber verme sınırlarını aşarak okuyucuyu bu tür fiillere özendirebilecek nitelikte yazı ve resim yayımlanması kanunen yasaklanmış olup bu fiili işleyenler hakkında ağır para cezası öngörülmüştür. Bu cezanın alt sınırı da bölgesel ve yaygın süreli yayınlar ile internet haber siteleri bakımından kanunda ayrıca kademelendirilmiştir.
5187 sayılı BASIN KANUNU m. 20Kaynağı aç
RTÜK Yaptırımları ve İdari Tedbir Usulü
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu doğrudan yayın yasağı kararı ihdas eden bir merci değildir. Üst Kurul, yetkili mahkeme veya idari makamlarca alınan kararları medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara duyurur ve bu kararların uygulanmasını denetler.
Yayın yasaklarına ve yükümlülüklere uyulmaması halinde 6112 sayılı Kanun çerçevesinde ihlalin mahiyetine göre uyarı, idari para cezası, süreli yayın durdurma ve tekrar eden ağır ihlallerde lisans iptali yaptırımları uygulanabilmektedir.
6112 sayılı Kanun m. 32/2 uyarınca, kanunda belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapılması halinde medya kuruluşuna brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilebilir. Kanunun 32/1 maddesinde belirtilen yayın ilkelerinin ihlalinde ise ceza oranı yüzde ikiden yüzde beşe kadar uygulanır ve idari tedbir olarak ihlale konu program yayını beş keze kadar durdurulabilir veya katalogdan çıkarılabilir. Canlı yayınlarda ve tekrar eden ihlallerde ise yayın durdurma ve artırımlı para cezası tedbirleri gündeme gelebilmektedir.
6112 sayılı RADYO VE TELEVİZYONLARIN KURULUŞ VE YAYIN HİZMETLERİ HAKKINDA KANUN m. 32Kaynağı aç
Yasak ihlalinin aynı zamanda suç teşkil etmesi, ilgililer hakkında adli soruşturma veya kovuşturma yapılması şartına bağlı olmaksızın 6112 sayılı Kanun m. 32/3 gereğince RTÜK tarafından idari para cezası veya idari tedbir kararı verilmesine engel oluşturmaz. İdari tedbir sonucu yayını durdurulan programların yerine aynı yayın kuşağında ticari iletişim içermeksizin RTÜK tarafından temin edilen kamuya yararlı programlar yayımlanır; sorumlu yapımcı veya sunucu bu süre zarfında başka bir program yapamaz ve sunamaz.
Program yayını veya yayınları süreli durdurulan kuruluşun yaptırım kararının tebliğine rağmen karara aykırı yayına devam etmesi halinde 6112 sayılı Kanun m. 32/5 uyarınca yayın lisansı iptal edilir. RTÜK idari yaptırım kararlarına karşı, işlemin tebliğinden itibaren on beş gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir; dava açılmış olması idari işlemin icrasını kendiliğinden durdurmaz.
Mülki İdare Tedbirlerine Aykırılık
5442 sayılı İl İdaresi Kanunu m. 66 gereğince kamu düzenini ve güvenliğini veya kişilerin can ve mal emniyetini tehlikeye düşürecek toplumsal olayların ortaya çıkması halinde, kamu düzenini sağlamak amacıyla vali tarafından alınan ve usulüne göre ilan edilen karar ve tedbirlere aykırı davrananlar hakkında üç aydan bir yıla kadar hapis cezası uygulanır.
5442 sayılı İL İDARESİ KANUNU m. 66Kaynağı aç
Yayın yasağı kararlarını hangi merciler verir?
Yayın yasağı kararlarının ağırlıklı olarak sulh ceza hâkimliklerince alındığı, somut uyuşmazlığın durumuna göre asliye ceza, ağır ceza veya aile mahkemelerince de verilebildiği ifade edilmektedir. Acil durumlarda mülki makamlarca geçici karar alınabilmekte ve bu kararlar hâkim onayına sunulmaktadır.
Sosyal medyada paylaşım yapmak yayın yasağını deler mi?
Yayın yasakları geleneksel basının yanı sıra internet sitelerini, dijital mecraları ve kişisel hesapları da kapsar. Bu mecralarda yasaklı soruşturma delillerinin, gizli evrakların ya da korunan kişilerin kimlik ve görüntülerinin paylaşılması yasağı ihlal eden eylemler arasında kabul edilir.
Sulh ceza hâkimliğinin yayın yasağı kararına nasıl itiraz edilir?
Sulh ceza hâkimliğinin yayın yasağı kararlarına karşı ilgililer, kararı öğrendikleri günden itibaren iki hafta içinde Ceza Muhakemesi Kanunu m. 268 uyarınca kararı veren mercie dilekçe sunarak veya zabıt kâtibine beyanda bulunarak itiraz yoluna başvurabilir.
Soruşturmanın gizliliğini ihlal etmenin cezası nedir?
TCK m. 285/1 uyarınca soruşturmanın gizliliğini alenen bozanlar bir yıldan üç yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır. Ceza için masumiyet karinesinin, özel hayatın veya haberleşmenin zedelenmesi ya da açıklamanın gerçeğin ortaya çıkmasını engellemeye elverişli olması şarttır; fiilin kamu görevlisince işlenmesi halinde ceza yarısına kadar artırılır.
RTÜK kararlarına karşı iptal davası açma süresi ne kadardır?
6112 sayılı Kanun m. 32/9 uyarınca RTÜK tarafından verilen idari yaptırım kararlarına karşı işlemin tebliğinden itibaren on beş gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılabilir; davanın açılmış olması kararın yerine getirilmesini kendiliğinden durdurmaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

