Kamu Görevinden Çıkarılma ve Serbest Avukatlık Mesleği
Olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnamesi kapsamında kamu görevinden çıkarılan bir başvurucunun serbest avukatlık yapmak üzere baro levhasına yazılma talebinin derece mahkemelerince öngörülemez bir yorumla engellenmesi, kanunilik koşulunu bozduğu gerekçesiyle Anayasa'nın 20. maddesinde korunan özel hayata saygı hakkının ihlali olarak değerlendirilmiştir. Somut incelemede serbest avukatlık faaliyetinin bir istihdam ilişkisine dayanmadığı ve kamu hizmetinde istihdam yasağının bu meslek grubuna genişletici ve öngörülemez bir yorumla uygulanamayacağı tespit edilmiştir. İlgili yasal kuralların öngörülemez şekilde yorumlanarak ilgilinin baro levhasına kabul edilmemesi, müdahaleyi kanuni dayanaktan yoksun bırakmaktadır.
670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesi ve 7091 sayılı Kanun'un 2. maddesi gereğince, kamu görevinden çıkarılan kişilerin mahkûmiyet kararı aranmaksızın memuriyetleri alınır, görev yaptıkları teşkilata kabul edilmezler ve bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemezler; ayrıca doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler. Buna karşın, kamu görevlisi statüsünde yer almayan, idari, sınai veya ticari bir sözleşmeyle kamu hizmetinde çalıştırılmayan ve mesleğini serbest şekilde icra eden avukatlar kamu hizmetinde istihdam edilmiş sayılamaz. Serbest avukatlık faaliyeti istihdama dayanmadığı için, ilgilinin baro levhasına yazılmasının kamu hizmetinde istihdam yasağı gerekçesiyle engellenmesi kanuni dayanaktan yoksundur ve özel hayata saygı hakkını zedeler.
Avukatlık Mesleğinin Niteliği ve Kamu Hizmeti Ayrımı
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca avukatlık, hem bir kamu hizmeti hem de serbest bir meslektir; avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder. Yargısal görevin niteliği doğrultusunda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 6. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde avukatlar yargı görevi yapan kişiler arasında tanımlanmış; 1136 sayılı Kanun'un 57. maddesinde de görev sırasında veya yaptığı görevden dolayı avukata karşı işlenen suçlar hakkında hâkimlere karşı işlenen suçlara ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. Diğer taraftan, 1136 sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde sayılan cezalardan birini gerektiren bir suçtan kovuşturma altında bulunulması durumunda adayın avukatlığa kabul talebi hakkındaki kararın bu kovuşturmanın sonuna kadar bekletilmesine karar verilebilir.
Avukatlık mesleğinin kamusal niteliği bulunmakla birlikte, idare hukuku esaslarına dayalı memuriyet statüsüyle aynı kapsamda değerlendirilmesi mümkün değildir. Anayasa'nın 70. maddesinde güvenceye bağlanan kamu hizmetine girme hakkı, idare hukuku esaslarına göre devlet memuriyetine girme hakkını ifade etmektedir; serbest bir meslek olan avukatlık bu anlamda bir kamu hizmeti sayılmaz. Kanun koyucunun bir serbest meslek faaliyetini kamu hizmeti olarak tanımlamış olması da o mesleğin Anayasa'nın 70. maddesi kapsamındaki bir kamu hizmeti olduğunu göstermez. Avukatlık sunulan hizmet yönünden kamu hizmeti, mesleki faaliyet olarak ise kendine özgü kuralları bulunan serbest bir meslektir; bu sebeple Anayasa'daki kamu görevlisi tanımı içinde görülemez ve devlet memuriyetiyle aynı ölçütlere tabi tutulamaz.
Mesleki Kısıtlamaların Özel Hayat Kapsamında Değerlendirilmesi
Bireyin mesleki hayatı, özel hayat kavramından bütünüyle ayrı tutulamaz. Özel hayat unsurları gerekçe gösterilerek mesleki hayata getirilen sınırlamalar, bireyin sosyal kimliğini etkilediği ölçüde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesi ve özel hayata saygı hakkı kapsamına girebilmektedir. Hukuk fakültesi mezunu bir adayın baro levhasına yazılma talebinin reddedilmesi durumunda, bu tedbir ilgilinin itibarını ve mesleki ilişkilerini etkilediği ölçüde özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahale oluşturur.
Mesleki hayata yönelen müdahalelerin özel hayata saygı hakkı çerçevesinde incelenmesinde uyuşmazlık konusunun sebebe dayalı yaklaşım veya sonuca dayalı yaklaşım ölçütlerine göre değerlendirilmesi esastır. Bu incelemede uyuşmazlık nedeninin özel hayata ilişkin bir unsura dayanıp dayanmadığı ya da tedbirin sonuçları bakımından özel hayata dokunan bir yönünün bulunup bulunmadığı ele alınır. Özel hayata ilişkin bir nedene dayanmaksızın mesleki alana yönelen müdahalelerin veya tedbirlerin özel hayata saygı hakkı kapsamında denetlenebilmesi için muhatapların özel hayatları üzerinde ciddi etkide bulunması veya bu ağırlık düzeyinde bir etkinin doğmasının muhtemel olması aranır.
Temel Hak Sınırlamalarında Kanunilik ve Rejim Ayrımı
Anayasa, temel hak ve özgürlüklerin olağan dönemde sınırlandırılması rejimini 13. maddede, olağanüstü dönemde sınırlandırılması veya durdurulması rejimini ise 15. maddede birbirinden bağımsız olarak düzenlemiştir. Bir tedbir olağanüstü hâl döneminde ihdas edilmiş olsa bile, uygulanması bu dönemin sona ermesinden sonraya sarkan veya olağanüstü hâl süresini aşan tedbirlere ilişkin denetimlerde Anayasa'nın 15. maddesi dikkate alınamaz. Bu nitelikteki uyuşmazlıklar, Anayasa'nın olağan dönem hak ve özgürlük sınırlama güvencesini içeren 13. maddesi bağlamında incelenir.
Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen kanunla sınırlama ölçütü, sınırlamanın yalnızca şeklen kanunla yapılmış olmasını değil, aynı zamanda erişilebilir, öngörülebilir ve kesin olmasını da gerektirir. Bu ilke, uygulayıcının keyfî davranışlarının önüne geçerek bireyin hukuki durumunu bilmesine yardımcı olur ve hukuk güvenliği teminatı sağlar.
İhlal Kararlarının Sonuçları ve Yeniden Yargılama
6216 sayılı Kanun'un 50. maddesi kapsamında, bireysel başvuruda temel bir hakkın ihlal edildiğinin saptanması durumunda esas ilke, ihlal öncesi hukuki vaziyete dönülerek eski durumun sağlanmasıdır. Bu doğrultuda ihlale yol açan kaynağın belirlenip süregelen ihlalin sonlandırılması, ihlale sebebiyet veren işlem veya kararla birlikte bunların doğurduğu sonuçların giderilmesi hedeflenir. İhlalin bir yargı kararından ileri gelmesi hâlinde ise ihlalin ve neticelerinin bertaraf edilmesi amacıyla dosya yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilir.
Anayasa Mahkemesinin ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı vermesi durumunda, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı bir hukuki rejim uygulanır. İlgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Kararın ulaştığı mahkeme, ilgilinin talebini beklemeksizin yeniden yargılama kararı vererek ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yasal işlemleri yerine getirmekle yükümlüdür. İhlal kararının yerine getirilmemesi ise ihlalin devamı anlamına gelmekle birlikte ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesi sonucunu doğurur. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığında ayrıca tazminata hükmedilmeyerek tazminat talebinin reddine karar verilir.
KHK ile kamu görevinden çıkarılan bir kişinin serbest avukatlık yapması engellenebilir mi?
Serbest avukatlık faaliyeti istihdam ilişkisine dayanmadığından, kamu görevinden çıkarılan kişilere getirilen kamu hizmetinde istihdam yasağı serbest avukatlık mesleğine genişletici ve öngörülemez yorumla uygulanamaz.
Baro levhasına yazılma talebinin öngörülemez biçimde reddi hangi hakkı zedeler?
Serbest avukatlık mesleğini icra etmekten alıkoyan müdahalenin kanuni dayanağının bulunmaması, Anayasa'nın 20. maddesinde korunan özel hayata saygı hakkının ihlali sonucunu doğurur.
Anayasa Mahkemesinin yeniden yargılama kararında derece mahkemesi takdir hakkına sahip midir?
6216 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca mahkemenin yeniden yargılama sebebini kabul hususunda takdir yetkisi bulunmaz; talep beklemeksizin kendiliğinden yeniden yargılama kararı verilerek ihlalin giderilmesi yasal bir yükümlülüktür.
Avukatlık mesleği devlet memurluğu ile aynı sınırlama ölçütlerine tabi tutulabilir mi?
Avukatlık bağımsız savunmayı temsil eden serbest bir meslektir; hizmetin kamusal yönü bulunsa dahi devlet memuriyetiyle aynı nitelikte görülemez ve kamu görevlilerine özgü istihdam kısıtlamalarına tabi kılınamaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

