Yat Sözleşmelerinden Doğan Uyuşmazlıklar ve Çözümü

by Avukat Erdal Ersoy
Yat Sözleşmelerinden Doğan Uyuşmazlıklar ve Çözümü

Yatların Hukuki Niteliği ve İlgili Sözleşme Türleri

Türk Ticaret Kanunu uyarınca tahsis edildiği amaç suda hareket etmeyi gerektiren, yüzme özelliği bulunan ve pek küçük olmayan her araç gemi sayılmaktadır. Bu yasal düzenleme sebebiyle yatlara ilişkin uyuşmazlıklar, sıradan taşınır mal uyuşmazlıklarından daha özel bir hukuki değerlendirme gerektirir.

Türk hukuk sisteminde yat sözleşmesi başlığı altında bağımsız ve tek bir sözleşme tipi tanımlanmamıştır. Yatlarla bağlantılı hukuki ilişkiler edimlerin niteliğine göre satış, kira, eser, vekâlet veya çeşitli karma sözleşme kuralları çerçevesinde ele alınır.

Yat İnşası ve Ayıplı İfada Eser Sözleşmesi Hükümleri

Yat imalatı ilişkilerinde yüklenicinin işe zamanında başlamaması, sözleşmeye aykırı biçimde işi geciktirmesi ya da işsahibine yüklenemeyecek bir sebeple doğan gecikme yüzünden işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceğinin bütün tahminlere göre açıkça anlaşılması hâlinde, işsahibi teslim için öngörülen günü beklemek zorunda olmaksızın sözleşmeden dönebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 473Kaynağı aç
MADDE 473- Yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktirmesi ya da işsahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme yüzünden bütün tahminlere göre yüklenicinin işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, işsahibi teslim için belirlenen günü beklemek zorunda olmaksızın sözleşmeden dönebilir. Meydana getirilmesi sırasında, eserin yüklenicinin kusuru yüzünden ayıplı veya sözleşmeye aykırı olarak meydana getirileceği açıkça görülüyorsa, işsahibi bunu önlemek üzere vereceği veya verdireceği uygun bir süre içinde yükleniciye, ayıbın veya aykırılığın giderilmesi; aksi takdirde hasar ve masrafları kendisine ait olmak üzere, onarımın veya işe devamın bir üçüncü kişiye verileceği konusunda ihtarda bulunabilir. 4. Ayıp sebebiyle sorumluluk a. Ayıbın belirlenmesi

Eserin meydana getirilmesi aşamasında yüklenicinin kusuruyla ayıplı veya sözleşmeye aykırı imal edileceği açıkça görülmekteyse işsahibi, aykırılığın giderilmesi için yükleniciye uygun bir süre tanıyabilir. Bu ihtarda, aykırılık verilen sürede düzeltilmediği takdirde hasar ve masrafı yükleniciye ait olmak üzere onarımın veya işin devamının üçüncü bir kişiye devredileceği bildirilebilir.

İşsahibi, eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve tespit ettiği ayıpları uygun bir sürede yükleniciye bildirmekle yükümlüdür; ayrıca taraflardan her biri giderini karşılayarak eserin bilirkişi tarafından incelenmesini isteyebilir. Eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hâllerde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesi uyarınca işsahibi; eserin kullanılamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşmeye aykırı olması durumunda sözleşmeden dönebilir, eseri alıkoyup ayıp oranında bedel indirimi talep edebilir ya da aşırı masraf gerektirmediği takdirde bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere eserin ücretsiz onarılmasını isteyebilir. Eser işsahibinin taşınmazı üzerinde yapılmış olup sökülüp kaldırılması aşırı zarar doğuracaksa dönme hakkı kullanılamaz; ayrıca işsahibinin genel hükümlere göre tazminat talep etme hakkı saklıdır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 474Kaynağı aç
MADDE 474- İşsahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır. Taraflardan her biri, giderini karşılayarak, eserin bilirkişi tarafından gözden geçirilmesini ve sonucun bir raporla belirlenmesini isteyebilir. b. İşsahibinin seçimlik hakları
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 475Kaynağı aç
MADDE 475- Eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hâllerde işsahibi, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Eser işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme. 2. Eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere, eserin ücretsiz onarılmasını isteme. İşsahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Eser, işsahibinin taşınmazı üzerinde yapılmış olup, sökülüp kaldırılması aşırı zarar doğuracaksa işsahibi, sözleşmeden dönme hakkını kullanamaz. c. İşsahibinin sorumluluğu

Yat Yönetimi Süreçlerinde Vekâlet İlişkisi

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 502. maddesi gereğince vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir. Bu hükümler niteliklerine uygun düştüğü ölçüde Kanunda düzenlenmemiş olan işgörme sözleşmelerine de tatbik edilir. Sözleşmede açık hüküm veya teamül bulunması hâlinde vekil ücrete hak kazanır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 502Kaynağı aç
MADDE 502- Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir. Vekâlete ilişkin hükümler, niteliklerine uygun düştükleri ölçüde, bu Kanunda düzenlenmemiş olan işgörme sözleşmelerine de uygulanır. Sözleşme veya teamül varsa vekil, ücrete hak kazanır. B. Kurulması

Yat Kiralama ve Deniz Turizmi Mevzuatı Kapsamı

Yat kiralamalarında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kuralları uyarınca kiracı, sözleşmeye uygun kullanımdan doğan eskime ve bozulmalardan sorumlu tutulamaz. Deniz Turizmi Yönetmeliği ise deniz turizmi araçları işletmecilerinin Bakanlıktan belgeli olmasını, araçların mürettebatlı veya mürettebatsız kiraya verilebilmesini ve belirli şartlarda seyir izin belgesi taşınmasını düzenler. Yönetmelik uyarınca Türk bayraklı ve yolcu sayısı on ikiyi geçmeyen yatların mürettebatsız kiralanabilmesi için kiralayanlardan en az birinin yeterli ehliyete sahip olması şarttır.

Deniz Turizmi Yönetmeliği, deniz turizmi araçları işletmeleri bakımından istihdam edilen mürettebata ve üçüncü kişilere verilebilecek zararları kapsayan sigortayı zorunlu kılmaktadır. Yönetmelik kapsamında deniz turizmi tesisleri için de üçüncü şahıs mali mesuliyet, marina sorumluluk veya liman sorumluluk sigortası aranmakta; yolcu kapasitesi on iki kişiyi aşan araçlar bakımından Türk Ticaret Kanunu'nun 1259. maddesindeki sigorta rejimine atıf yapılmaktadır.

Mülkiyet, İpotek ve Yabancılık Unsuru İçeren İlişkiler

Türk Ticaret Kanunu sisteminde gemi sicili aleni olup sicilde malik olarak kayıtlı bulunan kimse hukuken malik sayılır ve gemi ipoteği ancak sicile tescil edilmesi suretiyle kurulur.

Deniz taşıma araçları üzerindeki ayni haklar, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 22. maddesi gereğince menşe ülke hukukuna tabidir. Menşe ülke, deniz taşıma araçlarında ayni hakların tescil edildiği sicil yeri, sicil yerinin bulunmaması durumunda ise bağlama limanı olarak kabul edilir.

5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 22Kaynağı aç
MADDE 22 – (1) Hava, deniz ve raylı taşıma araçları üzerindeki aynî haklar, menşe ülke hukukuna tâbidir. (2) Menşe ülke, hava ve deniz taşıma araçlarında aynî hakların tescil edildiği sicil yeri, deniz taşıma araçlarında bu sicil yeri yoksa bağlama limanı, raylı taşıma araçlarında ruhsat yeridir. Fikrî mülkiyete ilişkin haklara uygulanacak hukuk

Sözleşmeden doğan borç ilişkilerinde 5718 sayılı Kanun'un 24. maddesi uyarınca taraflar uygulanacak hukuku açıkça seçebilirler. Sözleşme hükümlerinden veya hâlin şartlarından tereddüde yer vermeyecek biçimde anlaşılabilen hukuk seçimi de geçerlidir. Taraflar seçilen hukukun sözleşmenin tamamına veya bir kısmına uygulanmasını kararlaştırabilir. Hukuk seçimi her zaman yapılabilir veya değiştirilebilir; sözleşmenin kurulmasından sonraki hukuk seçimi ise üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak kaydıyla geriye etkili sonuç doğurur. Tarafların hukuk seçimi yapmamış olmaları hâlinde sözleşmeden doğan ilişkiye o sözleşmeyle en sıkı ilişkili olan hukuk uygulanır. Bu hukuk; karakteristik edim borçlusunun sözleşmenin kuruluşu sırasındaki mutad meskeni hukuku, ticari veya mesleki faaliyetler gereği kurulan sözleşmelerde karakteristik edim borçlusunun işyeri, işyeri bulunmadığı takdirde yerleşim yeri hukuku, birden çok işyeri varsa söz konusu sözleşmeyle en sıkı ilişki içinde bulunan işyeri hukuku olarak kabul edilir. Bununla birlikte hâlin bütün şartlarına göre sözleşmeyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması durumunda sözleşme bu hukuka tabi olur.

5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 24Kaynağı aç
MADDE 24 – (1) Sözleşmeden doğan borç ilişkileri tarafların açık olarak seçtikleri hukuka tâbidir. Sözleşme hükümlerinden veya hâlin şartlarından tereddüde yer vermeyecek biçimde anlaşılabilen hukuk seçimi de geçerlidir. (2) Taraflar, seçilen hukukun sözleşmenin tamamına veya bir kısmına uygulanacağını kararlaştırabilirler. (3) Hukuk seçimi taraflarca her zaman yapılabilir veya değiştirilebilir. Sözleşmenin kurulmasından sonraki hukuk seçimi, üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak kaydıyla, geriye etkili olarak geçerlidir. (4) Tarafların hukuk seçimi yapmamış olmaları hâlinde sözleşmeden doğan ilişkiye, o sözleşmeyle en sıkı ilişkili olan hukuk uygulanır. Bu hukuk, karakteristik edim borçlusunun, sözleşmenin kuruluşu sırasındaki mutad meskeni hukuku, ticarî veya meslekî faaliyetler gereği kurulan sözleşmelerde karakteristik edim borçlusunun işyeri, bulunmadığı takdirde yerleşim yeri hukuku, karakteristik edim borçlusunun birden çok işyeri varsa söz konusu sözleşmeyle en sıkı ilişki içinde bulunan işyeri hukuku olarak kabul edilir. Ancak hâlin bütün şartlarına göre sözleşmeyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması hâlinde sözleşme, bu hukuka tâbi olur. Taşınmazlara ilişkin sözleşmeler

Yargı Yolu, Görevli Mahkeme ve Yetki Esasları

5718 sayılı Kanun'un 40. maddesi doğrultusunda Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, iç hukukun yer itibarıyla yetki kurallarına göre tayin edilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. 6100 sayılı Kanun'un 17. maddesi gereğince yalnızca tacirler veya kamu tüzel kişileri aralarında doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıklar hakkında sözleşmeyle bir veya birden fazla mahkemeyi yetkili kılabilir; taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava münhasıran belirlenen bu mahkemelerde görülür.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 6Kaynağı aç
MADDE 6- (1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. (2) Yerleşim yeri, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre belirlenir. Davalının birden fazla olması hâlinde yetki
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 17Kaynağı aç
MADDE 17- (1) Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır. Yetki sözleşmesinin geçerlilik şartları
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 40Kaynağı aç
MADDE 40 – (1) Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini, iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin eder. Türklerin kişi hâllerine ilişkin davalar

Türk Ticaret Kanunu'nun 4 ve 5. maddeleri uyarınca her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar ile Kanun'da düzenlenen birçok deniz ticareti ilişkisi ticari dava sayılır ve aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinde görülür. Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisidir. Birden çok ticaret mahkemesi bulunan yerlerde iş durumunun gerekli kılması hâlinde, Hâkimler ve Savcılar Kurulunca bu mahkemelerden biri veya birkaçı münhasıran deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir. Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresindeki bir ticari davada görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez, asliye hukuk mahkemesi davaya devam eder. Bunun yanında profesyonel satıcı veya charter işletmecisi ile ticari veya mesleki olmayan amaçla hareket eden gerçek kişi arasındaki yat işlemlerinde, somut olayın niteliğine göre 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uygulanabilir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 5Kaynağı aç
MADDE 5- (1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.[7] (2) Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir. (3) (Değişik: 26/6/2012-6335/2 md.) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. (4) (Değişik: 26/6/2012-6335/2 md.) Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresindeki bir ticari davada görev kuralına dayanılmamış olması, görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez; asliye hukuk mahkemesi, davaya devam eder. 3. Dava şartı olarak arabuluculuk
Yatlar hukuken gemi sayılır mı?

Türk Ticaret Kanunu uyarınca tahsis edildiği amaç suda hareket etmeyi gerektiren, yüzme özelliği bulunan ve pek küçük olmayan her araç gemi sayıldığından yatlara ilişkin uyuşmazlıklar özel değerlendirme gerektirir.

Kiralanan yattaki olağan eskime ve yıpranmadan kiracı sorumlu mudur?

Türk Borçlar Kanunu düzenlemelerine göre kiracı, sözleşmeye uygun olağan kullanımdan doğan eskime ve bozulmalardan sorumlu tutulamaz.

Yat inşasında gecikme olması hâlinde teslim günü beklenmeden sözleşmeden dönülebilir mi?

Yüklenicinin işe süresinde başlamaması, işi geciktirmesi veya işsahibine yüklenemeyecek bir sebeple kararlaştırılan sürede bitiremeyeceğinin anlaşılması durumunda işsahibi vadeden önce sözleşmeden dönebilir.

Yabancılık unsuru taşıyan yat uyuşmazlıklarında ayni haklar hangi hukuka tabidir?

Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 22 uyarınca deniz taşıma araçları üzerindeki ayni haklar tescil edildikleri sicil yeri, sicil yeri yoksa bağlama limanı olan menşe ülke hukukuna tabidir.

Yat sözleşmelerinde yetkili mahkeme sözleşmeyle kararlaştırılabilir mi?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 17 uyarınca yalnızca tacirler veya kamu tüzel kişileri doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıklar için sözleşmeyle mahkeme yetkisi belirleyebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu