Yat Sözleşmelerinin Hukuki Çerçevesi
Yat sözleşmeleri kapsamındaki ilişkilerde, Türk Ticaret Kanunu uyarınca suda hareket etme amacıyla tahsis edilmiş, yüzebilen ve pek küçük sayılmayan araçların gemi vasfında değerlendirildiği ve deniz ticaretine dair birtakım hükümlerin gezinti veya spor gayesi güden yatlara da tatbik edildiği gözetilir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 207/1 uyarınca satış sözleşmesiyle satıcı, eşyanın zilyetliği ile mülkiyetini devretme, alıcı ise belirlenen semeni karşılama borcu altına girer. Yat kiralamalarına tatbik edilen Türk Borçlar Kanunu m. 299 kapsamında ise kiraya veren yatın kullanılmasını veya yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracı da kararlaştırılan bedeli ifa etmeyi üstlenir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 207Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 299Kaynağı aç
Deniz turizmi faaliyetleri çerçevesinde araç işletmecilerinin Bakanlık belgesine sahip bulunması ve Türk bayraklı, on iki yolcuyu aşmayan yatların personelsiz kiralanabilmesi için yeterli ehliyete sahip olunması koşulu aranır.
Cezai Şart Türleri ve Talep Edilme Koşulları
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 179/1 uyarınca, bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir. Taraflarca aksi kararlaştırılmadığı sürece bu iki talep birlikte ileri sürülemez.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 179Kaynağı aç
Cezanın borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırıldığı hallerde alacaklı, hakkından açıkça feragat etmedikçe veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, Türk Borçlar Kanunu m. 179/2 doğrultusunda asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.
Türk Borçlar Kanunu m. 179/3 gereğince, kararlaştırılan cezanın ödenmesiyle sözleşmeden dönülebileceği veya sözleşmenin feshedilebileceği yönünde yetki bulunduğunu ispatlama imkânı borçluya tanınmıştır.
Cezai Şart Miktarının Belirlenmesi ve Hâkimin İndirim Yetkisi
Sözleşmenin tarafları, Türk Borçlar Kanunu m. 182/1 hükmüne göre cezai şart miktarını serbestçe belirleyebilirler. Asıl borcun herhangi bir sebeple geçersiz olması veya aksi kararlaştırılmadıkça sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsızlaşması durumunda cezanın ifası istenemez. Buna karşılık ceza koşulunun geçersiz olması veya borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir nedenle sonradan imkânsız hale gelmesi asıl borcun geçerliliğini etkilemez.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 182Kaynağı aç
Türk Borçlar Kanunu m. 182/3 düzenlemesi gereğince hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir.
Zarar, Aşan Miktar ve Tazminat Sorumluluğu
Türk Borçlar Kanunu m. 180/1 uyarınca, alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile kararlaştırılan cezanın ifası gerekir. Zararın varlığı veya boyutu cezanın talep edilebilmesi için bir ön şart değildir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 180Kaynağı aç
Uğranılan zararın kararlaştırılan ceza tutarını aşması ihtimalinde Türk Borçlar Kanunu m. 180/2 devreye girer. Buna göre alacaklı, borçlunun kusuru bulunduğunu ispat etmedikçe aşan miktarı talep edemez.
Borcun hiç yerine getirilmemesi ya da gereğince yerine getirilmemesi durumunda Türk Borçlar Kanunu m. 112 devreye girer; borçlu kendisine kusur atfedilemeyeceğini kanıtlamadıkça karşı tarafın malvarlığında oluşan zararı karşılamakla yükümlüdür. Yerine getirilmesine başlanmış sürekli edimli ilişkilerde borçlunun temerrüde düşmesi halinde ise Türk Borçlar Kanunu m. 126 uyarınca alacaklı, edimin ifası ile gecikme tazminatını talep edebileceği gibi sözleşmeyi feshederek ilişkinin vaktinden önce bitmesinden doğan kayıplarının tazminini de isteyebilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 112Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 126Kaynağı aç
Sorumsuzluk Anlaşmalarının Hukuki Geçerliliği
Sözleşmelere konulan sorumsuzluk kayıtları kanunun emredici sınırlarına tabidir. Türk Borçlar Kanunu m. 115/1 uyarınca borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 115Kaynağı aç
Türk Borçlar Kanunu m. 115/2 gereğince borçlunun alacaklı ile hizmet sözleşmesinden kaynaklanan herhangi bir borç sebebiyle sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yaptığı her türlü anlaşma da kesin olarak hükümsüz sayılır.
Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat ancak kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, Türk Borçlar Kanunu m. 115/3 uyarınca borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür.
Cezai şart talep edebilmek için zarara uğranması zorunlu mudur?
Hayır, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 180/1 gereğince alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile kararlaştırılan cezanın ifasını talep edebilir.
Ceza miktarını aşan zarar borçludan istenebilir mi?
Türk Borçlar Kanunu m. 180/2 uyarınca alacaklının ceza miktarını aşan zararı talep edebilmesi için borçlunun kusuru bulunduğunu ispat etmesi gerekir.
İfa zamanı veya yerine bağlı cezai şartta asıl borçla birlikte ceza talep edilebilir mi?
Türk Borçlar Kanunu m. 179/2 uyarınca ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi için öngörülmüşse, alacaklı hakkından açıkça feragat etmedikçe veya ifayı çekincesiz kabul etmiş olmadıkça asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.
Aşırı bulunan cezai şart hâkim tarafından indirilebilir mi?
Evet, Türk Borçlar Kanunu m. 182/3 uyarınca hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirmekle yükümlüdür.
Borçlunun ağır kusurundan sorumlu tutulmayacağına yönelik kayıtlar geçerli midir?
Hayır, Türk Borçlar Kanunu m. 115/1 gereğince borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

