Huzurevi ve Bakım Merkezlerinde Sağlık İhmalinde Sorumluluk

by Avukat Erdal Ersoy
Huzurevi ve Bakım Merkezlerinde Sağlık İhmalinde Sorumluluk

Kurumsal Bakım Standartları ve Bireysel Planlama

Huzurevleri ile yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezleri kabul esasları ve sağlanan hizmetin kapsamı açısından farklı ölçütlere tabidir. Huzurevlerine kabul edilecek bireylerin beslenme, banyo ve tuvalet gibi günlük yaşam etkinliklerini kendi başlarına yürütebilecek durumda bulunması aranır. Buna karşılık, bedensel fonksiyon kayıpları veya demans benzeri zihinsel gerilemeler sebebiyle dönemsel yahut sürekli özel ilgiye gereksinim duyanlar bakım ve rehabilitasyon merkezlerine kabul edilir. Bu merkezlerde barınan kişilerin fiziksel, zihinsel ve sosyal esenliğini temin etmek amacıyla hizmetlerin her birey için ayrı hazırlanan bakım planına uygun biçimde yürütülmesi öngörülmektedir.

Özel Yaşlı Bakım Merkezlerinin Sözleşmeden Doğan Sorumluluğu

Özel bakım merkezleri ile yaşlı veya yakınları arasında kurulan ilişki çerçevesinde gözetim ve bakım edimlerinin eksiksiz yerine getirilmesi gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 112 uyarınca borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumunda borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispatlamadıkça alacaklının bu sebeple uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür. Bakım kuruluşunun gereken tıbbi gözetimi göstermemesi veya sağlık durumundaki kötüleşmeye zamanında müdahale etmemesi, borcun gereği gibi yerine getirilmemesi kapsamında tazminat borcu doğurur.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 112Kaynağı aç
MADDE 112- Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. 2. Yapma ve yapmama borçlarında

Düşme Olaylarında Tıbbi Müdahale ve Sevk Zorunluluğu

Bakım altındaki yaşlının düşmesi halinde kuruluş görevlilerinin ivedilikle muayene yapması, kırık ve kafa travması olasılıklarını araştırması gerekir. Tablonun gerektirmesi halinde gecikmeksizin ambulans temin edilerek sağlık kuruluşuna sevk sağlanmalı ve durum hakkında yaşlının yakınlarına derhal bilgi verilmelidir.

Kamu Huzurevlerinde Ön Başvuru ve Tam Yargı Davası

Kamu idarelerine bağlı bakım kuruluşlarındaki hizmet kusurlarında dava açma süreci belirli usul şartlarına bağlanmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 13/1 uyarınca, idari eylem dolayısıyla hak kaybına uğrayan kişilerin dava yoluna gitmeden önce, durumu yazılı bildirim veya diğer yollarla öğrendikleri günden itibaren bir yıl ve her halükarda eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini talep etmeleri zorunludur. Talebin açıkça reddi ya da idarenin otuz gün boyunca sessiz kalarak yanıt vermemesi halinde, bu sürenin bitiminden itibaren kanuni dava açma süresi içinde idari yargıda tam yargı davası açılabilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 13Kaynağı aç
Madde 13 – 1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.[9] 2. Görevli olmayan adli (…)[10] yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz. Dilekçeler üzerine ilk inceleme:

Yargı yolu tercihinde yanılgıya düşülerek adli mahkemelerde dava ikame edilmesi durumunda dava şartı korunmaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 13/2 hükmü gereğince, görevli olmayan adli yargı mercilerine yöneltilen tam yargı davasının görev yönünden reddi üzerine sonradan idare mahkemesinde açılan davalarda idareye önceden başvuru yapılması koşulu aranmaz.

İhmal Kaynaklı Zararlarda Talep Edilebilecek Tazminatlar

Sağlık gözetiminin aksatılması neticesinde vücut bütünlüğü zedelenen kişi tedavi harcamalarını, özel hastane, yoğun bakım ve cerrahi operasyon giderlerini, ilaç masrafları ile fizik tedavi ve rehabilitasyon bedellerini talep edebilir. Bunun yanı sıra ek bakıcı masrafı, tıbbi donanım harcamaları, yol ve konaklama bedelleri, bakım merkezi ücretinin iadesi ve diğer zorunlu giderler maddi tazminat kalemleri arasındadır. Yaşanan acı ve ıstırabın dengelenmesi amacıyla manevi tazminat istenebileceği gibi, ihmal sonucu ölüm meydana geldiğinde vefat edenin yakınları bakımından destekten yoksun kalma tazminatı talebi gündeme gelir.

Sağlık İhmalinde Türk Ceza Kanunu Kapsamındaki Yaptırımlar

Gözetim ve bakım yükümlülüğünün taksirle ihlal edilmesi cezai sorumluluk oluşturur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 85/1 gereğince, taksirli bir fiille bir kimsenin ölümüne yol açan fail hakkında iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Gerçekleşen eylemin birden çok kişinin ölümünü neticelendirmesi veya bir yahut birden fazla kişinin ölümü ile beraber yaralanmaya sebebiyet vermesi halinde ise aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamında verilecek ceza iki yıldan on beş yıla kadar hapistir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 85Kaynağı aç
Madde 85- (1) Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.[35] İKİNCİ BÖLÜM Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar Kasten yaralama[36][37]

İhmal sebebiyle bedensel veya zihinsel yaralanma meydana gelmesi halinde taksirle yaralama hükümleri devreye girer. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 89/5 uyarınca bu suçun soruşturulması ve kovuşturulması kural olarak mağdurun şikâyetine bağlı tutulmuştur. Ancak maddenin ilk fıkrasında belirtilen temel yaralama boyutu haricinde kalmak kaydıyla, fiilin bilinçli taksirle gerçekleştirildiği hallerde takip için şikâyet koşulu aranmaksızın re'sen soruşturma yürütülür.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 89Kaynağı aç
Madde 89- (1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.[45] (2) Taksirle yaralama fiili, mağdurun; a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına, b) Vücudunda kemik kırılmasına, c) Konuşmasında sürekli zorluğa, d) Yüzünde sabit ize, e) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma, f) Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına, Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, yarısı oranında artırılır. (3) Taksirle yaralama fiili, mağdurun; a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine, b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine, c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına, d) Yüzünün sürekli değişikliğine, e) Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine, Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. (4) Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.[46] (5) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/5 md.) Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz. İnsan üzerinde deney
Kamu huzurevindeki ihmal için dava açmadan önce idareye başvurulması zorunlu mudur?

İdari eylemler sebebiyle zarara uğrayanların kural olarak dava açmadan önce durumu öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylemden itibaren beş yıl içinde idareye başvurmaları gerekir; görev yönünden reddedilen adli davaların ardından açılan idari davalarda ise bu başvuru şartı aranmaz.

Adli yargıda görevsizlik kararı verilirse idareye yeniden başvuru gerekir mi?

Adli mahkemelerde görev yönünden reddedilen tam yargı davalarının ardından idari yargıda açılacak yeni davada idareye ön başvuru koşulu aranmaz.

Bakım merkezindeki sağlık ihmalinde taksirle yaralama şikâyete bağlı mıdır?

Taksirle yaralama fiili kural olarak takibi şikâyete bağlı bir suçtur; fakat temel şekil dışındaki hallerin bilinçli taksirle işlenmesi durumunda şikâyet aranmaksızın soruşturma başlatılır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu