5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 157. maddesinin birinci fıkrası uyarınca hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası verilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 157Kaynağı aç
başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye
bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.
Nitelikli dolandırıcılık
Teknik Araştırma ve İştirak İradesinin İspatı
Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2021/33673 Esas ve 2021/7095 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, dolandırıcılık iddiasına dayanak yapılan tutanakta adı geçen görevlilerin ifadelerinin alınması, gerektiğinde hat ve hesap bağlantılarının teknik olarak tespiti yapılarak sonucuna göre tüm delillerle birlikte sanığın hukuki durumunun tayini zorunludur; eksik inceleme ile mahkûmiyet kurulamaz.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/33673, K. 2021/7095Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
Sanık …'in yokluğunda verilen hükme ilişkin gerekçeli kararın, yakalama ile alınan sorgusunda bildirdiği adresine tebliğ edilemeden iadesi üzerine, aynı adrese 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği, ancak bu adrese daha önceden usulüne uygun herhangi bir tebligat yapılmadığından sanığın hükmü öğrenme ile yasal süresi içinde sanık müdafisinin temyiz ettiğinin kabulü ile 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 311. maddesi hükmüne göre, eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde, inceleme merciiYargıtay’ın ilgili dairesi olduğundan, hukuki dayanaktan yoksun olan Mahkemenin "sanık müdafisinin temyiz talebinin reddine" ilişkin ek kararın kaldırılarak, sanığın yokluğunda verilen 02.06.2016 tarihli ilk mahkumiyet hükmünün Tebligat Kanun'un 35. maddesine göre tebliğ işleminin usulüne uygun bulunmaması nedeniyle "eski hale getirme ve temyiz talebi" yerinde görülmekle, yapılan incelemede;
Katılanın, İnternette … isimli sitede gördüğü reklam üzerine burada verilen cep telefonunu aradığı, telefonda görüştüğü kadın ile kendisine cinsel ilişkiye girme karşılığında kadın temin etme konusunda anlaştıkları, telefondaki kadının katılana …'a ait bankamatiğe gidip sanık …'ın T.C. Kimlik numarasına kartsız işlemden 250 TL para yatırmasını istediği, katılanın bu parayı yatırdıktan sonra, bu defa da 200 TL parayı da aidat parası olarak yatırmasını söylediği, katılanın bu parayı da yatırdırdığı, sonra telefondaki kadın ile görüştüğünde telefondaki şahsın kendisine gönderilecek kadının can güvenliği için 600 TL ve yemek ve şoför parası için toplam 700 TL para istediği, katılanın 700 TL yi de aynı hesaba yatırdığı, kadının bu aşamadan sonra katılana başka bir cep telefonu numarası verdiği ve buradan … isimli kişi ile görüşmesini istediği, katılan bu numara ile görüştüğünde, telefondaki kadının 200 TL daha bahşiş yatırması gerektiğini söylediği, katılanın, artık parası kalmadığını ve parayı yatıramayacağını söylemesi üzerine telefondaki kadının kendisine 600 TL lik depozitosunun yanacağını ve kendisinin de gelmeyeceğini söyleyince katılanın dolandırıldığını anladığı, söz konusu sitenin "…" isimli internet sitesinin olduğunun anlaşıldığı, katılanın şikayeti sonrası yapılan araştırma neticesinde 18.03.2015 tarihli kolluk tutanağına göre; olayı gerçekleştiren şahısların sanıklar … ve … olduğunun anlaşıldığı, her iki sanığın kullandıkları telefonların aynı olduğunun tespit edildiği, yapılan araştırmada sanık …' ın … Bankasında kayıtlı hesabına 01.12.2014- 20.01.2015 tarihleri arasında 384 değişik ismin değişik miktarlarda para yatırdığı ve yatan paraların ise … ilinde değişik ATM cihazlarından değişik tarih ve miktarlarda çekildiği, sanık …' ın T.C. Numarasına bağlı … hesabına 01.12.2014-20.01.2015 tarihleri arasında 300 değişik ismin değişik tarih ve miktarlarda para yatırdığı ve bu yatan paraların değişik tarihlerde Denizli ilinden çekildiğinin anlaşıldığı, bu suretle sanıkların üzerilerine atılı bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia ve kabul olunan olayda;
A-)Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyizin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafisinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
1) Katılanın, telefonda görüştüğü kadının kandırması sonucu farklı zamanlarda birden fazla kez para yatırdığı anlaşıldığından, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 43/1 maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla Kanun'un aynı hükmünü değişik zamanlarda birden fazla kez ihlal ederek haksız menfaat temin etmiş olması karşısında, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesi,
2) Katılanın olay nedeniyle toplam zararının 1.150 TL olduğu olayda, temel cezanın belirlenmesi sırasında alt sınırdan uzaklaşma gerekçelerinin somut olaya uygun ve denetime olanak verecek biçimde gösterilmemesi suretiyle yasa metninin tekrarı ile yetinilerek cezanın teşdiden uygulanması; ayrıca TCK'nin 52/2. maddesi gereğince bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarının, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak en az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olarak takdir edileceğinden, işsiz olduğunu ve gelirinin olmadığını söyleyen sanık hakkında gerekçe gösterilmeden adli para cezasının 40 TL üzerinden takdir edilmesi,
B-)Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyizin incelenmesinde;
1)Sanık …'ın, çalıştığı … yerine gelip kozmetik malzemeleri satan … isimli kişinin kendisine erkeklerle telefonla konuşarak telekızlık yaptığını ve çok para kazandığını söylediğinden ve kendisinin de paraya ihtiyacı olduğundan telefonla erkeklerle konuşmayı kabul ettiğini ve kendisine bir hat takılı telefon verdiğini, eskort sitesine kayıt ettirdiğini, 10-15 gün bu şekilde erkeklerle konuştuğunu, daha sonra ise bıraktığını diğer sanığı ve müştekiyi tanımadığını savunduğu, sanık …'ın da sanık …'ı tanımadığını söylediği, 18.03.2015 tarihli kolluk tutanağında "Ekip projesinden yapılan araştırmalarda, şüphelilerin kullandıkları telefonların aynı olduğunun anlaşılması üzerine" ifadesinin geçtiği, ancak aynı telefonları kullandıklarının nasıl tespit edildiğinin anlaşılamadığı, suça konu paranın sanık …'ın …'taki hesabına geldiği, sanık …'ın ise … Bankasında hesabının olduğu anlaşıldığından, söz konusu 18.03.2015 tarihli tutanakta adı geçen memurların ifadelerinin alınarak, gerektiğinde bu hususun teknik olarak tespitinin yapılarak sonucuna göre tüm delillerle birlikte sanık …'ın hukuki durumunun tespiti gerekirken mahkumiyet hükmü kurulması,
2)Kabule göre de,
a) Katılanın, telefonda görüştüğü kadının kandırması sonucu farklı zamanlarda birden fazla kez para yatırdığı anlaşıldığından, sanığın 5237 sayılı TCK'nin 43/1. maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla Kanun'un aynı hükmünü değişik zamanlarda birden fazla kez ihlal ederek haksız menfaat temin etmiş olması karşısında, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesi,
b) Katılanın zararının 1.150 TL olduğu olayda, temel cezanın belirlenmesi sırasında alt sınırdan uzaklaşma gerekçelerinin somut olaya uygun ve denetime olanak verecek biçimde gösterilmemesi suretiyle yasa metninin tekrarı ile yetinilerek cezanın teşdiden uygulanması ve TCK'nın 52/2. maddesi gereğince bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarının, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak en az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olarak takdir edileceğinden, ev hanımı olduğunu ve gelirinin olmadığını söyleyen sanık hakkında gerekçe gösterilmeden adli para cezasının 40 TL üzerinden takdir edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafisinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından aynı Kanun'un 326/son. maddesi uyarınca kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 22.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dolandırıcılık suçunun diğer şahıslarla birlikte işlendiği iddiasında, sanığın savunmasının aksine suça bizzat katıldığına yönelik delillerin niteliği büyük önem taşır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2023/1645 Esas ve 2023/7840 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, sanığın eyleme iştirak ettiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı hallerde şüpheden sanık yararlanır ilkesi gözetilerek mahkûmiyet yerine beraat kararı verilmelidir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2023/1645, K. 2023/7840Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
B O Z M A Ü Z E R İ N E
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/529 E., 2022/260 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık … müdafii, sanık …
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi Bozma, kısmi onama
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.07.2016 tarihli ve 2015/347 Esas, 2016/206 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında, dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü ve 52 nci maddeleri uyarınca, ayrı ayrı 1 yıl 8 ay hapis ve 200 TL adli cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 02.12.2021 tarihli ve 2021/32891 Esas, 2021/11483 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında verilen kararların "Sanıklara yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümlerden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri zorunluluğu," gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.07.2022 tarihli ve 2021/529 Esas, 2022/260 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında, dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü ve 52 nci maddeleri uyarınca, ayrı ayrı 1 yıl 8 ay hapis ve 200 TL adli cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık …'nın temyiz istemi, atılı suçun oluşmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesine aykırı davranıldığına, sanık … müdafinin temyiz istemi, müvekkilinin diğer sanıklarla iştirakinin bulunmadığına, beraat etmesi gerektiğine, aracın katılana geri verilmiş olması nedeniyle zarar bulunmadığından lehe hususların uygulanması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılan … ve dosya kapsamında beyanlarına başvurulan oğlu …in,…'ya ait aracın satışı için internet ortamında ilan vermeleri, hakkındaki dava ulaşılamaması nedeniyle tefrik edilen temyiz dışı sanık oto galeri sahibi …'in çalışanlarının irtibat kurması ve akabinde … ile aracı alma konusunda anlaşmaları, aracın satımı için notere gidildiğinde paranın yatırılması konusunda katılanın oyalanması ve kandırılması sonucunda para ödenmeden sanık …'in çalışanı temyiz dışı sanık … üzerine 15.08.2014 tarihinde satışın yapılması, güven telkini için …'in bir adet senet, …'in ise devir sonrasında paranın ödeneceğine dair imza ve T.C. Kimlik numarasını içeren yazılı bir belge vermesi, devamında katılanların paralarını almak için sanıklara başvurmalarına rağmen alamamaları, suça konu aracın aynı gün … tarafından oto galeri sahibi olan sanık …'ya satılması, devamında aracın 19.08.2014 tarihinde sanık … tarafından sanık … adına vekaleti olan …'nin oğlu olan temyiz dışı sanık … aracılığıyla …'ye satılması, … tarafından da tescilin gerçekleştirilmesi biçimindeki eylemler nedeniyle sanıklar hakkında kamu davası açılmıştır.
2. Sanık …'in soruşturma aşamasında tanımadığı … adında birinin getirdiği aracı bedelini ödeyerek satın aldığını ve birkaç gün sonra aracı almak isteyen Çağatay'a sattığını beyan ederek atılı suçlamaları kabul etmediği, ancak kovuşturma aşamasında daha önceden tanıdığı galeri sahibi olan … ve çalışanı …'in araç getirdiğini, aracı yine daha önce tanıdığı Çağatay'a sattığını beyan ettiği, sanık …'nin araç alım satımı yapan oğlu Çağatay'a yardım amacıyla vekalet vermekten başka bir ilgisinin olmadığını, aracın nasıl ve kimden hangi ilişkilerle alındığını bilmediğini beyan ederek atılı suçlamaları kabul etmediği, temyiz dışı sanık …'ın oto alım satım yaptığını, daha önceden tanıdığı Levent'ten bedeli karşılığında araç satın aldığını, annesinin bu alım satımla ilgisinin olmadığını beyan ederek atılı suçlamaları kabul etmediği, sanık …'in çalışanı olduğu …'e ait galeride patronunun söylemesi üzerine aracı noterden satın aldığını, yine …'in söylemesi üzerine aracı Oto Center'a götürdüğünü, Levent'in aracı aldığını, para işini kendi aralarında hallettiklerini söylediği için herhangi bir para almadığını beyan ederek atılı suçlamaları kabul etmediği, katılan ve oğlu İsmail Özkaya'nın oluşu ayrıntılı anlattıkları, aracın Levent'e satıldığını öğrenince iş yerine gittiklerinde Çağatay adındaki kişinin Levent'in yanlış yapmayacağını söylediğini ancak bir iki gün içinde aracın Çağatay'a satıldığını öğrendiğini, her ikisinin de aracın durumunu bildikleri halde işlem yaptıklarını beyan ettikleri anlaşılmıştır.
3. Mahkeme tarafından sanıkların savunmaları, katılan ve İsmail Özkaya'nın beyanları, noter belgeleri ve tüm dosya kapsamına göre sanıkların atılı suçları işledikleri kabul edilerek temyize konu mahkumiyet kararları verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A.Sanık … Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Talepleri Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B.Sanık … Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Talepleri Yönünden
Katılan … ve dosya kapsamında beyanlarına başvurulan oğlu …in,…'ya ait aracın satışı için internet ortamında ilan vermeleri, hakkındaki dava ulaşılamaması nedeniyle tefrik edilen temyiz dışı sanık oto galeri sahibi …'in çalışanlarının irtibat kurması ve akabinde … ile aracı alma konusunda anlaşmaları, aracın satımı için notere gidildiğinde paranın yatırılması konusunda katılanın oyalanması ve kandırılması sonucunda para ödenmeden sanık …'in çalışanı temyiz dışı sanık … üzerine 15.08.2014 tarihinde satışın yapılması, güven telkini için …'in bir adet senet, …'in ise devir sonrasında paranın ödeneceğine dair imza ve T.C. Kimlik numarasını içeren yazılı bir belge vermesi, devamında katılanların paralarını almak için sanıklara başvurmalarına rağmen alamamaları, suça konu aracın aynı gün … tarafından oto galeri sahibi olan sanık …'ya satılması, devamında aracın 19.08.2014 tarihinde sanık … tarafından sanık … adına vekaleti olan …'nin oğlu olan temyiz dışı sanık … aracılığıyla …'ye satılması, … tarafından da tescilin gerçekleştirilmesi, sanık …'in başından beri sadece oğluna vekalet verdiğine, aracı hiç görmediğine, alım satımın kim tarafından hangi şekilde yapıldığını bilmediğine ilişkin beyanları ve tüm dosya kapsamına göre sanığın savunmasının aksine diğer sanıkların eyl… katıldığına dair cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı halde beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
Nedeniyle hukuka aykırılık bulunmuştur.
V. KARAR
A.Sanık … Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Talepleri Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.07.2022 tarihli ve 2021/529 Esas, 2022/260 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B.Sanık … Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Talepleri Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.07.2022 tarihli ve 2021/529 Esas, 2022/260 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği Tebliğname'ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.11.2023 tarihinde karar verildi.
Aldatıcılık Niteliği ve Dolandırıcılık Suçuna Teşebbüs
Fail tarafından gerçekleştirilen eylemin objektif olarak aldatıcılık niteliğinin bulunmasına karşın mağdurun önceki arama sebebiyle durumu fark etmesi ve haksız bir menfaat temin edilmemesi durumunda, eylem tamamlanmış suç vasfını kazanamaz. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2021/42045 Esas ve 2023/7834 Karar sayılı ilamında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 35 ve 157. maddeleri kapsamında fiilin dolandırıcılığa teşebbüs suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/42045, K. 2023/7834Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
B O Z M A Ü Z E R İ N E
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/1199 E., 2020/55 K.
SUÇLAR : Dolandırıcılık, dolandırıcılığa teşebbüs
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Manisa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.03.2016 tarihli ve 2013/198 Esas, 2016/226 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca teşdiden 2 yıl hapis ve 1.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına; dolandırıcılığa teşebbüs suçundan, aynı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 35, 52, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca teşdiden 1 yıl 6 ay hapis ve 900,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Manisa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.03.2016 tarihli ve 2013/198 Esas, 2016/226 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 22.11.2017 tarihli ve 2017/22939 Esas, 2017/24235 Karar sayılı kararı ile "sanığa yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini zorunluluğu" nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Manisa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.01.2020 tarihli ve 2017/1199 Esas, 2020/55 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca teşdiden 2 yıl hapis ve 1.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; dolandırıcılığa teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 35, 52, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca teşdiden 1 yıl 6 ay hapis ve 900,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; sanığın 28.01.2013 tarihinde gerçekleştirdiği eyleminde, katılanın denetleme imkanını kullanarak, yaptığı inceleme sonucunda kendisini dolandırmaya çalışan kişinin … 2011 yılında aynı numaradan arayarak 600 TL menfaat temin eden sanık olduğunu hemen fark etmesi nedeni ile aldatıcılık unsuru gerçekleşmediğinden, dolandırıcılığa teşebbüs suçundan beraatine karar verilmesi gerektiğinden bozma kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; vasisinin katılanın zararını giderdiğine, katılanla uzlaştıklarına, uzlaştırmacılar vasisine ulaşmadığı için ceza aldığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık hakkında, … Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi isimli iş yerinin ortağı olan katılanı 2011 yılı … ayında kendisine ait 536 (…)(..)(..) numaralı telefondan arayarak zihinsel engelliler öğretmeni olduğunu, iş aradığını beyan ettiği, öğretmene ihtiyaçları olduğundan katılanın sanıkla anlaştığı ve verdiği hesaba 600,00 TL para gönderdiği, 23.01.2013 tarihinde tekrar aynı numaradan arayan sanığın yine aynı şekilde iş aradığını ve gelmek için verdiği hesaba 500,00 TL yatırmasını istemesi üzerine katılanın durumu polise bildirdiğinden bahisle sanığın dolandırıcılık suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. Sanık sorgusunda; yüklenen suçu kabul etmemiş, son celse ise ikrar etmiştir.
3. Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenmiştir.
4. Mahkemece; sanığa, hakkında tatbiki ihtimaline binaen 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 35 ve 58 inci maddeleri uyarınca ek savunma hakkı tanınarak, dolandırıcılık ve dolandırıcılığa teşebbüs suçlarından mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Tebliğname Yönünden
Sanığın 28.01.2013 tarihinde gerçekleştirdiği eylemin objektif olarak aldatıcılık niteliğinin bulunduğu, 2011 yılı … ayında aynı numaradan araması nedeniyle katılanın durumu farkettiği anlaşıldığından, Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
B. Sanığın Temyizi Yönünden
1. Sanık hakkında dolandırıcılığa teşebbüs suçunda tekerüre esas alınan Erzurum 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2011/121 Esas ve 2011/467 Karar sayılı ilamına konu 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dolandırıcılık suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesine göre uzlaşma kapsamında kaldığı anlaşılmakla; bu suç yönünden uzlaştırma hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığı mahkemesinden araştırılarak sonucuna göre bu ilamın ya da adli sicil kaydındaki diğer ilamlardan biri nedeniyle tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2.
Dosya kapsamında zarar giderimine ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmaması, uzlaşmanın da sağlanamadığının anlaşılması karşısında, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Manisa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.01.2020 tarihli ve 2017/1199 Esas, 2020/55 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.11.2023 tarihinde karar verildi.
Nitelikli Dolandırıcılık Halleri ve Kamu Görevlisi İlişkisi İddiası
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158. maddesinin birinci fıkrasında dinî inançların istismarı, bilişim sistemlerinin veya bankaların araç olarak kullanılması ile kamu kurumlarının zararına işlem yapılması gibi nitelikli hâller düzenlenmiş olup bu durumlarda üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına, bilişim veya banka araç kılınarak, kredi açılmasını sağlamak ya da sigorta bedelini almak maksadıyla yahut kişinin kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumu çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi hâllerinde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezası miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. Ayrıca suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi durumunda ceza yarı oranında, suç işlemek amacıyla teşkil edilmiş örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde ise bir kat artırılır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 158Kaynağı aç
a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,
b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak
suretiyle,
c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,
d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi
parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması
suretiyle,
e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
f) Bilişim sistemlerinin, banka veya
kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak
suretiyle,
h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden
kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin
kooperatifin faaliyeti kapsamında,
i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı
kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,
j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir
kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,
k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,
l) (Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Kişinin,
kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı
olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi
suretiyle,
İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar
adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik:
3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan
hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan
elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.[71]
(2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı
sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak,
başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre
cezalandırılır.
(3) (Ek fıkra: 24/11/2016-6763/14 md.)
Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından
birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için
teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek
ceza bir kat artırılır.
Daha az cezayı gerektiren hal
Türk Ceza Kanunu'nun 158. maddesinin ikinci fıkrasındaki kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan bahisle dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için failin, ismen belirtmese dahi makamı, rütbesi, unvanı veya lakabını karşı tarafın anlayacağı biçimde kamu görevlilerini tanıdığını ve hatırının sayıldığını ileri sürerek iş gördüreceği vaadiyle mağduru aldatması zorunludur. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2021/25794 Esas ve 2023/7868 Karar sayılı ilamında somut olay kapsamında bu şartların gerçekleşmediği durumlarda, suç tarihi itibarıyla failin lehine olan hükümler gözetilerek eylemin 157. maddedeki basit dolandırıcılık kapsamında kaldığı belirlenmiştir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/25794, K. 2023/7868Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/425 E., 2015/446 K.
SUÇ :Kamu görevlileri ile ilişkisi olduğundan bahisle bir işin gördürüleceği vaadiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.11.2015 tarihli ve 2013/425 Esas ve 2015/446 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kamu görevlileri ile ilişkisi olduğundan bahisle bir işin gördürüleceği vaadiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin ikinci fıkrasının yollamasıyla 158 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci , 52 nci ile 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; suçlamayı kabul etmediği, katılanın işi olmayınca …'e ödeme yaptığını, …'in bu parayı katılana ödemediği, mahkeme aşamasında katılanla 400 TL ödenmesi hususunda anlaştıklarını, 07.09.2015 tarihinde 400 TL parayı katılanın hesabına havale ettiğini, kararın bozulmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanık …'nin Büyükşehir Belediyesinde çalıştığını, Milli Savunma Bakanlığı bölgesinde işe sokma vaadi ile üst düzey görevlilere hediye cep telefonu alınması gerektiğini söyleyerek ve işini gördürebileceği imajı yaratarak katılan …'den 25.06.2012 tarihinde 581 TL ve 02.07.2012 tarihinde 250 TL para aldığı anlaşılmıştır.
2.Mahkemesince, sanığın savunmasında suçunu tevil yolu ile ikrar ettiği, böylelikle kamu görevlileri ile ilişkisi olduğundan bahisle bir işin gördürüleceği vaadi ile nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği gerekçesiyle mahkumiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1.5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için suç failinin ismen söylemese bile kimden söz edildiğini karşı tarafın anlayacağı şekilde makamı, rütbesi, ünvanı ve lakabını söylediği kamu görevlilerini tanıdığını hatırının sayıldığını, işini yaptıracağını söyleyerek mağduru kandırması gerektiği anlaşıldığından; somut olayda, eylemin hükümden sonra yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturuyor ise de, suç tarihi itibariyle sanık lehine olan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağı, bu sebeple hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2.Kabule göre de;
a.Sanığın temyiz dilekçesinin ekinde 07.09.2015 tarihli katılana 400 TL kısmi ödeme yaptığına ilişkin dekont sunduğu anlaşıldığından belirtilen hususun araştırılarak kısmi karşılama varsa 5237 sayılı Kanun'un 168/4 üncü maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına katılanın rızasının olup olmadığının sorulması gerektiğinin gözetilmemesi,
b.Sanığın katılandan farklı zamanlarda menfaat temin etmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinde yer alan zincirleme suç hükümleri gereğince cezasının artırılması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle .Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.11.2015 tarihli ve 2013/425 Esas ve 2015/446 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.11.2023 tarihinde karar verildi.
Zincirleme Suç ve Temel Cezanın Bireyselleştirilmesi
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43. maddesinin birinci fıkrası gereğince, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda faile tek bir ceza verilir; ancak tayin edilen bu ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2021/33673 Esas ve 2021/7095 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere, mağdurun kandırılması sonucu aynı suç işleme kararıyla farklı zamanlarda birden fazla kez menfaat temin edilmişse zincirleme suç hükümleri uyarınca ceza artırımı yapılması zorunludur.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 43Kaynağı aç
zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir
cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.
Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli
şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru
belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.
(2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi
durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Kasten öldürme, kasten yaralama,
işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz.[5]
Fikri içtima
Mahkemece temel ceza belirlenirken kanuni alt sınırdan uzaklaşılması durumunda gerekçelerin somut olayın özelliklerine uygun ve denetime elverişli biçimde gösterilmesi şarttır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2021/33673 Esas ve 2021/7095 Karar sayılı ilamında altı çizildiği üzere, yalnızca yasa metnindeki ibarelerin tekrarıyla yetinilerek cezanın teşdiden uygulanması bozma nedenidir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 52. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bir gün karşılığı takdir edilen adli para cezası miktarı belirlenirken kişinin ekonomik durumu ile diğer şahsi halleri göz önünde bulundurulur. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2021/33673 Esas ve 2021/7095 Karar sayılı ilamında gelirinin ve işinin bulunmadığını beyan eden sanık hakkında, gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde takdir yoluna gidilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 52Kaynağı aç
hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam
gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması
suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden
ibarettir.
(2) En az yüz ve en fazla beşyüz Türk Lirası olan bir gün
karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri
göz önünde bulundurularak takdir edilir.[11]
(3) Kararda, adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün
sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir.
(4) Hakim, ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak, kişiye
adlî para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir
yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler
halinde ödenmesine de karar verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit
miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi
halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para
cezasının hapse çevrileceği belirtilir.
İKİNCİ
BÖLÜM
Güvenlik
Tedbirleri
Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma[12]
Basit Dolandırıcılıkta Uzlaştırma Usulü ve Zamanaşımı
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 8 numaralı alt bendi uyarınca, Türk Ceza Kanunu'nun 157. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçu şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma kapsamındadır. 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik bu usul gereğince, Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2021/25794 Esas ve 2023/7868 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini zorunludur.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 253Kaynağı aç
(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek
veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer
alan;[102]
1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
2. Taksirle yaralama (madde 89),
3. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Tehdit
(madde 106, birinci fıkra),
4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
5. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) İş ve çalışma hürriyetinin ihlali
(madde 117, birinci fıkra; madde 119, birinci fıkra (c) bendi),
6. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Hırsızlık
(madde 141),
7. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Güveni kötüye kullanma (üçüncü fıkra hariç, madde 155),[103]
8. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Dolandırıcılık
(madde 157),
9. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Suç eşyasının satın
alınması veya kabul edilmesi (madde 165),
10. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
11. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi
veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),
suçları.
c) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Mağdurun
veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla,
suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis
veya adli para cezasını gerektiren suçlar.
(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak
üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna
gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.
(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel
dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret
suçunda (madde 125) uzlaştırma yoluna gidilemez. (Ek
cümle: 26/6/2009 – 5918/8 md.) Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu
kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması
hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz. (Ek cümle:24/12/2025-7571/24 md.)
Ancak önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına
giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaştırma
kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.[104][105][106][107]
(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya
tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli
şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro
tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan
zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar
görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat
veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören,
kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren yedi gün içinde kararını
bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır. 106[108]
(5) Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve
uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.
(6) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan
adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura,
suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması
halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.
(7) Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet
veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya
suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.
(8) Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi,
soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin
uygulanmasına engel değildir.
(9) (Mülga: 24/11/2016-6763/34 md.)
(10) Bu Kanunda belirlenen hâkimin davaya bakamayacağı haller ile reddi
sebepleri, uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak göz önünde
bulundurulur.
(11) Görevlendirilen uzlaştırmacıya soruşturma dosyasında yer alan ve
Cumhuriyet savcısınca uygun görülen belgelerin birer örneği verilir. Uzlaştırma bürosu uzlaştırmacıya, soruşturmanın
gizliliği ilkesine uygun davranmakla yükümlü olduğunu hatırlatır.[109]
(12) Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine
verildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır.
Uzlaştırma bürosu bu süreyi her defasında
yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez daha uzatabilir.
(13) Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma
müzakerelerine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve
vekil katılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya
kanunî temsilcisi ya da vekilinin müzakerelere katılmaktan imtina etmesi
halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır.
(14) Uzlaştırmacı, müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntemle
ilgili olarak Cumhuriyet savcısıyla görüşebilir; Cumhuriyet savcısı,
uzlaştırmacıya talimat verebilir.
(15) Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak
kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte uzlaştırma
bürosuna verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını
da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır. (Ek
cümle: 24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırma bürosu
soruşturma dosyasını, raporu ve varsa yazılı anlaşmayı Cumhuriyet savcısına
gönderir.
(16) Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya
suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin
düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan
edebilirler.
(17) Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine
dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi
mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.
(18) Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna
gidilemez.
(19) Uzlaşma sonucunda şüphelinin
edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı
kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside
bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar
aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı
verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının
ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde,
171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. (…)[110] Uzlaşmanın sağlanması
halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan
zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış
olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi
halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve
İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden
sayılır.[111]
(20) Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir
soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.
(21) Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar
görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten itibaren,
uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve en geç, uzlaştırmacının raporunu
düzenleyerek uzlaştırma bürosuna verdiği
tarihe kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez.
(22) (Değişik birinci cümle:
24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırmacıya Adalet
Bakanlığı tarafından belirlenen tarifeye göre ücret ödenir. Uzlaştırmacı
ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri, yargılama giderlerinden sayılır.
Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde bu giderler Devlet Hazinesi tarafından
karşılanır.
(23) Uzlaşma sonucunda verilecek kararlarla ilgili olarak bu Kanunda
öngörülen kanun yollarına başvurulabilir.
(24) (Değişik: 24/11/2016-6763/34 md.) Her Cumhuriyet başsavcılığı
bünyesinde uzlaştırma bürosu kurulur ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı ile
personel görevlendirilir. Uzlaştırmacılar, hukuk fakültesi mezunlarının yer
aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden
görevlendirilir. Uzlaştırmacı, hazırladığı raporu, tutanakları ve varsa yazılı
anlaşmayı büroya gönderir. Uzlaştırma süreci sonunda soruşturma dosyaları,
uzlaştırma bürosunda görevli Cumhuriyet savcıları tarafından sonuçlandırılır.[112]
(25) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.)Uzlaştırmacıların nitelikleri,
eğitimi, sınavı, görev ve sorumlulukları, denetimi, eğitim verecek kişi, kurum
ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri ile uzlaştırmacı sicili,
uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının listelerinin düzenlenmesi, Cumhuriyet
başsavcılığı bünyesinde kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve
esasları, uzlaştırma teklifi ile müzakere usulü, uzlaştırma anlaşması ve
raporda yer alacak konular ile uygulamaya dair diğer hususlara ilişkin usul ve
esaslar, Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
Mahkeme tarafından uzlaştırma
Uzlaştırma kapsamındaki dolandırıcılık suçunun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince uzlaşma hükümleri uygulanmaz; ancak önödeme kapsamındaki bir suçla birlikte işlenmesi durumunda uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri geçerliliğini korur. Şüpheli veya mağdura uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren yedi gün içinde karar bildirilmediği takdirde teklif reddedilmiş sayılır; birden fazla kişinin mağduriyetine yol açılmışsa tümünün uzlaşmayı kabul etmesi gerekir. Uzlaştırmacı belgelerin verilmesinden itibaren en geç otuz gün içinde işlemleri sonuçlandırır; bu süre uzlaştırma bürosu tarafından her defasında yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez daha uzatılabilir. İlk uzlaşma teklifinin yapıldığı tarihten, uzlaştırmanın sonuçsuz kaldığı ve en geç raporun büroya verildiği tarihe kadar dava zamanaşımı ile dava süresi işlemez.
Etkin Pişmanlık Hükümleri ve Kısmi Giderim
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesinin birinci fıkrası uyarınca dolandırıcılık suçu tamamlandıktan sonra fakat kovuşturma başlamadan önce failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi durumunda verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilerek zararın tamamen karşılanması hâlinde ise aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 168Kaynağı aç
(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık,
hileli iflâs, taksirli iflâs (…)[72]
suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan
önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek
mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen
gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.
(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm
verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı
indirilir.
(3) Yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek
cezanın, birinci fıkraya giren hallerde yarısına, ikinci fıkraya giren hallerde
üçte birine kadarı indirilir.
(4) Kısmen geri verme veya tazmin
halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun
rızası aranır.
(5) (Ek: 2/7/2012 – 6352/84 md.) Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin
pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı
zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası
açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise,
verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki
defadan fazla yararlanamaz.
Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması
Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, mağdurun uğradığı zararın kısmen geri verilmesi veya tazmini hâlinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için ayrıca mağdurun rızası aranır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2021/25794 Esas ve 2023/7868 Karar sayılı ilamında, kısmi karşılama tespiti durumunda etkin pişmanlık hükümlerinin tatbiki yönünden katılanın rızasının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği hükme bağlanmıştır.
Basit dolandırıcılık suçunda uzlaştırma usulü nasıl uygulanır?
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesi uyarınca basit dolandırıcılık suçu uzlaştırma kapsamındadır; yasal istisnalar saklı kalmak kaydıyla uzlaştırma işlemleri tamamlanmadan sanığın hukuki durumu tayin edilemez.
Zararın kısmen karşılanması durumunda etkin pişmanlık nasıl işler?
Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca mağdurun uğradığı zararın kısmen geri verilmesi veya tazmini hâlinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için ayrıca mağdurun rızası aranır.
Mağdur aldatıcı eylemi fark ederse suç nasıl nitelendirilir?
Eylemin objektif olarak aldatıcılık niteliği bulunmasına karşın mağdurun durumu önceden fark etmesi sebebiyle haksız menfaat sağlanamamışsa fiil dolandırıcılığa teşebbüs aşamasında kalır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

