Yargıda Yapay Zekâ Kullanımı ve Hukuki Sınırları

by Avukat Erdal Ersoy
Yargıda Yapay Zekâ Kullanımı ve Hukuki Sınırları

Yargı Yetkisinin Devredilmezliği ve Hâkim Bağımsızlığı İlkesi

Anayasa m. 9 uyarınca yargı yetkisi, Türk milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır. Anayasa m. 138 gereğince ise hâkimler görevlerinde bağımsızdır; Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Yargılama faaliyetinde uyuşmazlığın esasına ilişkin hüküm kurma ve hukuki takdir yetkisi yalnızca mahkemelere ait olup, bu anayasal yetkinin algoritmik sistemlere veya yapay zekâ yazılımlarına devredilmesi hukuken mümkün değildir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 217/1 hükmü gereğince hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir; söz konusu deliller hâkimin vicdani kanaatiyle serbestçe takdir edilir. Yargı mensuplarının bilgisayar çıktılarının matematiksel ve nesnel olduğu varsayımıyla sistem önerilerine yönelmesi otomasyon yanlılığı riski doğurabilir. Yargısal süreçlerde yapay zekâ çıktılarının peşinen kabul edilen varsayılan kararlar hâline getirilmemesi ve adli değerlendirmelerde bağlayıcı bir performans kriteri olarak uygulanmaması vicdani kanaat ilkesinin korunması açısından önem taşır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 217Kaynağı aç
Madde 217 – (1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve
huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî
kanaatiyle serbestçe takdir edilir.
(2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir
şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.
Ceza mahkemelerinin ek yetkisi

Ceza Soruşturmasında Maddi Gerçeğin Araştırılması ve Savcılık Görevleri

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 160/1 uyarınca Cumhuriyet savcısı, bir suç işlendiğine dair izlenim edindiği anda kamu davası açılması gerekip gerekmediğini belirlemek amacıyla kendiliğinden maddi gerçeği araştırmaya yönelir. CMK m. 160/2 çerçevesinde savcılık makamı, adil bir muhakemenin yürütülmesi ve fiilin aydınlatılması gayesiyle adli kolluk vasıtasıyla şüpheli lehine ve aleyhine bulunan delilleri bir araya getirip koruma altına almak ve şüphelinin usuli haklarını gözetmek mecburiyetindedir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 160Kaynağı aç
Madde 160 – (1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle
bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını
açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya
başlar.
(2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin
araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî
kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri
toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.
Cumhuriyet savcısının görev ve yetkileri

Savcılık birimlerine intikal eden ihbar ve şikâyetlerin suç türüne veya ivedilik durumuna göre tasnif edilmesinde yapay zekâ sistemlerinden teknik düzeyde yararlanılması gündeme gelebilse de, bir eylemin suç teşkil edip etmediğine ve soruşturma işlemlerine ilişkin nihai hukuki takdir Cumhuriyet savcısına aittir. Ceza soruşturmasında şüphenin somut olgu ve delillere dayanması esastır; bir kimsenin geçmişte soruşturma geçirmiş olması, belirli bir çevrede yaşaması, akrabalık bağları veya sosyal grubu üzerinden kurgulanacak algoritmik değerlendirmeler somut delil yerine geçerek şüpheli konumu oluşturamaz.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 170/1-2 gereğince kamu davasını açma görevi Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir ve soruşturma evresi sonunda toplanan deliller suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa iddianame düzenlenir. Yapay zekâ araçları dosyadaki verileri derleyerek iddianame taslağı hazırlayabilse de iddianamenin düzenlenmesi ve yeterli şüphenin varlığına ilişkin hukuki sorumluluk Cumhuriyet savcısına aittir. Nitekim CMK m. 170/5 gereğince iddianamenin sonuç kısmında şüphelinin sadece aleyhine olan değil, lehine olan hususların da ileri sürülmesi zorunlu olup hazırlanan taslakların bu yasal gereği yansıtıp yansıtmadığı savcı tarafından denetlenmelidir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 170Kaynağı aç
Madde 170 – (1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı
tarafından yerine getirilir.
(2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği
hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame
düzenler.
(3) Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede;
a) Şüphelinin kimliği,
b) Müdafii,
c) Maktul, mağdur veya suçtan zarar görenin kimliği,
d) Mağdurun veya suçtan zarar görenin vekili veya kanunî temsilcisi,
e) Açıklanmasında sakınca bulunmaması halinde ihbarda bulunan kişinin
kimliği,
f) Şikâyette bulunan kişinin kimliği,
g) Şikâyetin yapıldığı tarih,
h) Yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri,
i) Yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,
j) Suçun delilleri,
k) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve
tutuklama tarihleri ile bunların süreleri,
Gösterilir.
(4) İddianamede, yüklenen suçu
oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır; yüklenen
suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer
verilmez.[64]
(5) İddianamenin sonuç kısmında, şüphelinin sadece aleyhine olan hususlar
değil, lehine olan hususlar da ileri sürülür.
(6) İddianamenin sonuç kısmında, işlenen suç dolayısıyla ilgili kanunda
öngörülen ceza ve güvenlik tedbirlerinden hangilerine hükmedilmesinin
istendiği; suçun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ilgili
tüzel kişi hakkında uygulanabilecek olan güvenlik tedbiri açıkça belirtilir.
Kamu davasını açmada takdir yetkisi

Geçmişte yeterli delil toplanmadan veya eksik incelemeyle sonuçlandırılmış dosya verileri üzerinden eğitilen yapay zekâ modelleri, kovuşturmaya yer olmadığı kararı veya dava açma önerileri üretirken geçmişteki eksik soruşturma pratiklerini geleceğe taşıma ve tekrarlama riski barındırır. Bu nedenle soruşturma işlemlerinin her aşamasında delil değerlendirmesinin bizzat soruşturma makamınca yürütülmesi maddi gerçeğe ulaşmanın temel şartıdır.

Koruma Tedbirleri, Üretken Yapay Zekâ ve Duruşma İşlemleri

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 100/1 uyarınca bir kimse hakkında tutuklama tedbirinin uygulanabilmesi için kuvvetli suç şüphesini ortaya koyan somut olguların, kanunda sayılan bir tutuklama sebebinin ve ölçülülük unsurunun bir arada bulunması şarttır. CMK m. 100/4 uyarınca münhasıran adli para cezasını gerektiren fiiller ile vücut bütünlüğüne yönelik kasten işlenen suçlar haricinde, üst sınırı iki yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren eylemlerde tutuklama yasağı geçerlidir. Hürriyet kısıtlamasına yol açan bu alanda üretilen hiçbir algoritmik risk puanı veya tahmin, kanunun açıkça koyduğu tutuklama yasaklarını ve ölçülülük gereklerini aşamaz.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 100Kaynağı aç
Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut
delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık
hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya
güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.[13]
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini
uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde
bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut
delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama
nedeni var sayılabilir:[14]
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;[15]
1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),
2. (Ek:6/12/2019-7196/58 md.)[16]
Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80)
3. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
4.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Kasten yaralama (madde 86, fıkra
3, bent b, e ve f) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),[17]
5. İşkence (madde 94, 95)
6. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
7. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
8.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık
(madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),
9. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
10. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma
(iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),
11. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),
12. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309,
310, 311, 312, 313, 314, 315),
b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer
Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin
(3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu.
d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda
tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma
Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.
f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin
dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.
g) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı
Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar.
h) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı
Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen
suçlar.
i) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Kadına karşı işlenen kasten yaralama
suçu.
j) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev
yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen
kasten yaralama suçu.
k) (Ek:10/10/2024-7528/35 md.) Millî Eğitim Bakanlığına bağlı
resmî eğitim kurumlarında yönetici, öğretmen, usta öğretici, yabancı uyruklu
öğrencilerin eğitimine yönelik Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen
projelerde öğretici/öğretmen veya rehber danışman; özel öğretim kurumlarında
yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğretici olarak görev yapanlar ile
Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumları ve özel öğretim
kurumlarında ders ücreti karşılığı ders okutanlara ve diğer kamu kurum ve
kuruluşlarında görev yapan öğretmenlere karşı görevleri sırasında veya
görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama suçu.
(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını
gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç
olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda
tutuklama kararı verilemez.[18]
Tutuklama kararı

Üretken yapay zekâ sistemleri mevzuat ve içtihat taraması süreçlerinde gerçeğe uygun gibi görünen ancak hukuk dünyasında var olmayan karar numaraları, taraf bilgileri ve yasal gerekçeler üretebilme riski taşımaktadır. Yargılama makamlarının içtihat ve kanun araştırmalarında bu tür çıktılara karşı doğrulama yapması adli hataların önlenmesi bakımından zorunluluk arz eder.

Adalet Bakanlığının 2024-2028 Stratejik Planı, karar destek sistemlerinin yapay zekâ imkânlarıyla güçlendirilmesini ve etik-hukuki çerçevenin oluşturulmasını hedeflemekte, Bakanlık bünyesindeki Yapay Zekâ Şube Müdürlüğü de bu çerçevede çalışmalar yürütmektedir. Yargılamada evrak tasnifi, duruşma günlerinin planlanması ve ses kayıtlarının tutanağa çevrilmesi gibi idari ve teknik nitelikteki işlemler dahi maddi hata riskine karşı mutlaka insan denetiminden geçirilmelidir.

Duruşma tutanaklarının ses tanıma teknolojisiyle otomatik metne dönüştürülmesi doğrudan savunma hakkını ilgilendirir. Otomatik olarak oluşturulan metinlerin hâkim ve zabıt kâtibi tarafından kontrol edilmesi ve tutanakta meydana gelebilecek hatalara karşı taraflara düzeltme talep etme imkânının tanınması usul güvencesinin bir gereğidir.

Bilirkişilik Müessesesi ve Çelişmeli Yargılama İlkeleri

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 63/1 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 266/1 uyarınca genel bilgi ve hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle karara bağlanabilecek meselelerde bilirkişi incelemesine gidilemez. CMK m. 63/2-3 uyarınca bilirkişi görevlendirilmesi mahkemeye ait olup soruşturma aşamasında savcılıkça da bu yetki kullanılabilir. Yapay zekâ yazılımları bağımsız bir bilirkişi kabul edilemez; teknik incelemede yapay zekâdan faydalanan bilirkişinin uyguladığı yazılımı, verileri, hata oranını ve doğrulama metodunu raporunda açıkça belirtmesi zorunludur.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 63Kaynağı aç
Madde 63 – (1) Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi
gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına re'sen, Cumhuriyet
savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, müdafiinin veya
kanunî temsilcinin istemi üzerine karar verilebilir. (Değişik cümle:
3/11/2016-6754/42 md.) Ancak, genel bilgi veya
tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi
mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle:
3/11/2016-6754/42 md.) Hukuk öğrenimi görmüş
kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu
belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez.
(2) Bilirkişi atanması ve gerekçe gösterilerek sayısının birden çok
olarak saptanması, hâkim veya mahkemeye aittir. Birden çok bilirkişi atanmasına
ilişkin istemler reddedildiğinde de aynı biçimde karar verilir.
(3) Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı da bu maddede gösterilen
yetkileri kullanabilir.
Bilirkişi olarak atanabilecekler

Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri uyarınca, aleyhine yapay zekâ destekli teknik tespit veya çıktı sunulan tarafın bu sonucun hangi verilere dayandığını, nasıl üretildiğini ve barındırdığı olası hata ihtimallerini inceleyebilmesi ve bunlara karşı itirazlarını ileri sürebilmesi adil yargılanma hakkının temel bir unsurudur.

Gerekçeli Karar Hakkı, Veri Koruma ve Uluslararası Standartlar

Anayasa m. 141 uyarınca mahkemelerin bütün kararlarının gerekçeli yazılması zorunludur. Yapay zekâ sistemlerince oluşturulan soyut ve kalıp nitelikteki ifadeler anayasal anlamda geçerli bir gerekçe teşkil etmez. Kararın gerçek hukuki temeli görünür olmayan algoritmik bir sonuca dayandırılması durumunda, istinaf ve temyiz denetimi fiilen etkisiz hâle gelir.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu m. 28/1-d uyarınca, soruşturma, kovuşturma ve infaz süreçlerinde adli mercilerce icra edilen veri işleme faaliyetlerinde Kanun kurallarının uygulanmaması mümkündür. Ancak bu yasal muafiyet, yargılama verilerinin kontrolsüzce harici sistemlere aktarılmasını meşrulaştırmaz. Nitekim 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 157/1 gereğince, kanundaki ayrık hükümler saklı kalmak ve savunma hakkı zedelenmemek kaydıyla hazırlık soruşturmasındaki işlemlerin gizliliği esastır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 157Kaynağı aç
Madde 157 – (1) Kanunun başka hüküm koyduğu hâller saklı kalmak ve
savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usul
işlemleri gizlidir.
İhbar ve şikâyet

Karşılaştırmalı hukuktaki yaklaşımlar incelendiğinde, Avrupa Birliği Yapay Zekâ Tüzüğü yargı organlarının vakıaları araştırmasına, yorumlamasına ve hukuku somut olaya uygulamasına yardımcı olan sistemleri yüksek riskli kategorisinde sınıflandırmaktadır. Avrupa Konseyi CEPEJ Etik Şartı da temel haklara saygı, ayrımcılığın önlenmesi, kalite ve güvenlik, şeffaflık-tarafsızlık-adillik ve kullanıcı kontrolü ilkelerini benimseyerek yargısal yapay zekâ uygulamalarının insan gözetiminde kalması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Yapay zekâ mahkemelerde hâkim yerine karar verebilir mi?

Yargı yetkisi Anayasa m. 9 ve m. 138 gereğince Türk milleti adına münhasıran bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır; hüküm kurma yetkisi vicdani kanaate dayalı olduğundan algoritmalara devredilemez.

Savcılık soruşturmasında şüpheli konumu yapay zekâ algoritmalarıyla belirlenebilir mi?

Ceza soruşturmasında şüphenin somut delillere dayanması gerekir; kişinin geçmişi, ikamet bölgesi veya mensubiyeti üzerinden algoritmik değerlendirmelerle şüpheli konumu oluşturulamaz.

Hangi suçlarda yapay zekâ risk puanı olsa dahi tutuklama kararı verilemez?

CMK m. 100/4 uyarınca sadece adli para cezasını gerektiren suçlarda ve vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere üst sınırı iki yılı aşmayan hapis cezalarında tutuklama yasağı uygulanır.

Bilirkişiler yapay zekâ araçlarını incelemelerinde tek başına esas alabilir mi?

Yapay zekâ bağımsız bir bilirkişi değildir; incelemesinde yapay zekâdan yararlanan bilirkişinin yöntemi ve verileri açıklaması, nihai teknik ve hukuki değerlendirmenin yargı organınca yapılması gerekir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu