Yanlış Tedavi Nedeniyle Hekime Ceza Davası Açılır mı

by Avukat Erdal Ersoy
Yanlış Tedavi Nedeniyle Hekime Ceza Davası Açılır mı

Yanlış tedavi nedeniyle hekim hakkında ceza davası, müdahalenin hukuka aykırı bulunmasına, neticenin kanunda suç sayılan bir fiile bağlanmasına ve ilgili soruşturma izninin verilmesine bağlıdır. Olumsuz sonuç, tek başına mahkûmiyet sonucu doğurmaz; kast veya taksirin bulunmaması beraat sebebidir.

3359 sayılı SAĞLIK HİZMETLERİ TEMEL KANUNU m. ek 18Kaynağı aç
Ek Madde
18- (Ek:12/5/2022-7406/14
md.)
Yükseköğretim
Kanununun 53 üncü maddesinde yer alan soruşturma usulüne tabi olanlar hariç
olmak üzere, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf
üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek
mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve
tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle yapılan soruşturmalar
hakkında 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin
Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Soruşturma izni, Sağlık
Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilir.
Mesleki Sorumluluk Kurulu, özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf
üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek
mensupları bakımından il sağlık müdürlüklerinde görevli başkan veya
yardımcılarını da ön inceleme yapmak üzere görevlendirebilir. Soruşturma izni
verilmesine ilişkin 4483 sayılı Kanunun 7 nci maddesindeki süreler, iki kat
olarak uygulanır. Mesleki Sorumluluk Kurulunun kararlarına karşı Ankara Bölge
İdare Mahkemesine itiraz edilebilir.
Kamu kurum ve
kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile
diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında
yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar
nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı ilgilisine rücu edilip
edilmeyeceğine ve rücu miktarına, ilgilinin görevinin gereklerine aykırı
hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanıp kullanmadığı ve kusur durumu
gözetilerek Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından bir yıl içinde karar verilir. (Ek cümle:21/2/2024-7496/21
md.) Devlet üniversitelerinde görev yapanlar bakımından, ilgili
üniversite tarafından Mesleki Sorumluluk Kurulu kararı ve varsa ilgili hakkında
görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye
kullandığına dair kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı dikkate alınarak altı ay
içinde nihai karar verilir.
(Ek fıkra:21/2/2024-7496/21
md.) İdare,
kesinleşen mahkeme kararında hüküm altına alınan tazminatı ödedikten sonra
hukuken sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve
tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle tazminatın ödenmesine
sebep olan ve zorunlu meslekî malî sorumluluk sigortası bulunan kamu kurum ve
kuruluşları ile devlet üniversitelerinde görev yapan sağlık meslek
mensuplarının yerine geçer. Bu sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin
icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve
uygulamalar nedeniyle her türlü kusuru ve görevinin gereklerini yapmakta ihmal
veya gecikme göstererek verdikleri zararlardan dolayı idare tarafından ödenen
avukatlık vekâlet ücreti ve yargılama masrafları dâhil tazminat sağlık meslek
mensubunun kusuru oranında ve sigorta teminatı dâhilinde tıbbi kötü uygulamaya
ilişkin zorunlu malî sorumluluk sigortası yaptırdığı sigorta şirketinden talep
edilir.
Mesleki
Sorumluluk Kurulu, Sağlık Bakanı tarafından belirlenen;[15]
a) Bakan
yardımcısı,
b) Sağlık
Hizmetleri, Kamu Hastaneleri, Hukuk Hizmetleri, Yönetim Hizmetleri genel
müdürleri veya yardımcıları,
c) Profesör
veya doçent unvanlı biri dâhilî, diğeri cerrahi branştan iki hekim,
olmak üzere
yedi üyeden oluşur. Mesleki Sorumluluk Kurulunun başkanı Bakan yardımcısıdır.
(c) bendi uyarınca belirlenen üyelerin görev süresi iki yıldır.
Mesleki
Sorumluluk Kurulu, üye tam sayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve üye tam
sayısının salt çoğunluğuyla karar alır. Oylamalarda çekimser oy kullanılamaz.
Sağlık Bakanı
gelen işin niteliği ve sayısına göre, başka bir Bakan yardımcısının
başkanlığında dördüncü fıkrada gösterilenlerden, yeni kurullar oluşturabilir.[16]
Mesleki
Sorumluluk Kurulu üyeleri, ikinci fıkra kapsamında verdikleri kararlar
sebebiyle görevinin gereklerine aykırı hareket ettiklerinin kesinleşmiş bir
ceza mahkemesi kararıyla tespit edilmesi dışında mali ve idari yönden sorumlu
tutulamaz.
Bu maddenin
uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığı tarafından yürürlüğe
konulan yönetmelikle belirlenir.
Bilgi toplama, işleme
ve paylaşma yetkisi
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 223Kaynağı aç
Madde 223 – (1) Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm
verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine
hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.
(2) Beraat kararı;
a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,
b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,
c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması,
d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka
uygunluk nedeninin bulunması,
e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması,
Hallerinde verilir.
(3) Sanık hakkında;
a) Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya
sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması,
b) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/30
md.) Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi
suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi,
c) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması,
d) Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi,
Hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer
olmadığı kararı verilir.
(4) İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen;
a) Etkin pişmanlık,
b) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı,
c) Karşılıklı hakaret,
d) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı,
Dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer
olmadığı kararı verilir.
(5) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkında
mahkûmiyet kararı verilir.
(6) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, belli bir cezaya
mahkûmiyet yerine veya mahkûmiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine hükmolunur.
(7) Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya
açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.
(8) Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da
soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması
hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya
kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz
gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı
verilir. Bu karara itiraz edilebilir.
(9) Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza
verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.
(10) Adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı
kanun yolu bakımından hüküm sayılır.
Karar ve hükümlerde gerekli oy sayısı

Tıbbi müdahalenin hukuka uygun sayılması

Tıbbi müdahalenin hukuka uygun kabul edilmesi üç şartın birlikte gerçekleşmesine bağlıdır. Müdahale yetkili kişilerce yapılmalı, tıbbi endikasyon bulunmalı ve aydınlatılmış rıza alınmış olmalıdır. Bu şartlardan birinin yokluğu, yapılan müdahaleyi hukuka aykırı kılar.

Gündeme gelebilecek suçlar ile taksir ayrımı

Hekimin fiili yönünden kasten öldürme, kasten yaralama, ihmali davranışla ölüme sebebiyet verme, taksirle ölüme sebep olma ve taksirle yaralama suçları gündeme gelebilir. Listenin varlığı, her tıbbi müdahalenin bu suçlardan birini oluşturduğu anlamına gelmez.

Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık yüzünden, suçun kanuni tanımındaki netice öngörülmeden gerçekleştirilirse taksir vardır. Kişi neticeyi öngörmüş fakat istememiş, buna rağmen netice meydana gelmişse bilinçli taksir söz konusudur. Bilinçli taksir, verilecek cezada artırım sebebidir. Artırımın oranı bu ayrımın kendisinden çıkarılmaz.

Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Hekim bakımından suçun maddi unsuru, tıbbi müdahale sırasında işlenen taksirli fiilin hastanın ölümüne yol açmasıdır.

Taksirle yaralamada ceza ve sonuca bağlı artırım

Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 89Kaynağı aç
Madde 89- (1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya
sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile
cezalandırılır.[45]
(2) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;
a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli
zayıflamasına,
b) Vücudunda kemik kırılmasına,
c) Konuşmasında sürekli zorluğa,
d) Yüzünde sabit ize,
e) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
f) Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına,
Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, yarısı oranında
artırılır.
(3) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;
a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata
girmesine,
b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,
c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,
d) Yüzünün sürekli değişikliğine,
e) Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine,
Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, bir kat artırılır.
(4) Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.[46]
(5) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/5 md.) Taksirle yaralama suçunun
soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına
giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet
aranmaz.
İnsan üzerinde deney

Birinci fıkraya göre belirlenen ceza, ancak belirli sonuçlar doğmuşsa yarı oranında artırılır. Bu sonuçlar; duyulardan veya organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması, vücutta kemik kırılması, konuşmada sürekli zorluk, yüzde sabit iz, yaşamı tehlikeye sokan bir durum ve gebe kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasıdır.

Daha ağır sayılan ayrı bir sonuç grubunda ise birinci fıkraya göre belirlenen ceza bir kat artırılır. Kapsam; iyileşme olanağı bulunmayan hastalık veya bitkisel hayata girme, duyulardan ya da organlardan birinin işlevinin yitirilmesi, konuşma veya çocuk yapma yeteneğinin kaybı, yüzde sürekli değişiklik ve gebe kadının çocuğunun düşmesidir.

Taksirli fiil birden fazla kişinin yaralanmasına neden olursa dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu fıkra, adli para cezasını ayrıca öngörmez ve önceki fıkralardaki artırımın genel adı olarak uygulanmaz.

Taksirle yaralama nedeniyle belirlenecek cezada, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesindeki hususlar gerçekleşirse hâkim hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir. Bu imkân, şartlar oluşmadan kendiliğinden uygulanan bir sonuç değildir.

Taksirle yaralamada şikâyet

Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması kural olarak şikâyete bağlıdır. Şikâyetin aranmadığı hal sınırlıdır: birinci fıkra kapsamına giren yaralama bunun dışındadır ve ancak bu kapsam dışında kalan yaralamada suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz. Birinci fıkradaki yaralama bilinçli taksirle işlense de şikâyet şartı kalkmaz.

Sağlık meslek mensubunda soruşturma izni

Yükseköğretim Kanununun 53. maddesindeki soruşturma usulüne tabi olanlar bu özel usulün dışındadır. Onlar hariç olmak üzere, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim, diş hekimi ve diğer sağlık meslek mensupları hakkında soruşturma, sağlık mesleğinin icrası kapsamındaki muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle yürütülüyorsa 4483 sayılı Kanun hükümleri uygulanır.

Bu soruşturmalarda soruşturma izni, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilir. Kurul, özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim, diş hekimi ve diğer sağlık meslek mensupları bakımından il sağlık müdürlüklerinde görevli başkan veya yardımcılarını ön inceleme yapmak üzere görevlendirebilir.

Soruşturma iznine ilişkin olarak 4483 sayılı Kanunun 7. maddesindeki süreler iki kat uygulanır. Maddede yazılı gün sayıları bu hükümle ayrıca belirlenmiş değildir. Mesleki Sorumluluk Kurulunun kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir.

Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz

Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığı kararının kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde itiraz edebilir. Merci, kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğidir. Bu yol, Mesleki Sorumluluk Kurulu kararına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine yapılan itirazın yerine geçmez.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 173Kaynağı aç
Madde 173 – (1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına
dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, bu
kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza
mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.[69]
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek
olaylar ve deliller belirtilir.
(3) (Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.)
Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine
gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet
başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli
nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere
mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı,
kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi
yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
(5) Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir
yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz.
(6) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/11 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/10
md.) İtirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası
açılabilmesi için 172 nci maddenin ikinci fıkrası uygulanır.
İddianamenin iadesi

İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.

Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görürse bunu açıkça belirterek o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir. Kamu davası açılması için yeterli neden yoksa istemi gerekçeli olarak reddeder, itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Savcı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.

Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.

Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması konusunda takdir yetkisini kullandığı hallerde bu itiraz hükmü uygulanmaz. İtirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 172. maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmasına bağlıdır.

Ek savunma hakkı ve hüküm fıkrası

Sanığa, suçun hukuki niteliğinin değiştiği bildirilmeden ve savunmasını yapabileceği bir hale getirilmeden, iddianamede kanuni unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başka bir hükümle mahkûmiyet kurulamaz.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 226Kaynağı aç
Madde 226 – (1) Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce
haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça,
iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden
başkasıyla mahkûm edilemez.
(2) Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin
uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında
aynı hüküm uygulanır.
(3) Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek
savunmasını hazırlaması için süre verilir.
(4) (Değişik:14/11/2024-7532/16 md.) Yukarıdaki fıkralarda yazılı
bildirimler, sanığa ve varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan
onun gibi yararlanır. Sanığın dosyada var olan son adresine bildirim
yapılamaması veya bildirime rağmen duruşmaya gelmemesi halinde müdafie yapılan
bildirimler yeterli kabul edilir.
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM
Karar
ve Hüküm
Müzakereye katılacak hâkimler

Hüküm fıkrasında, 5271 sayılı Kanunun 223. maddesine göre verilen kararın ne olduğu, uygulanan kanun maddeleri, ceza miktarı, kanun yoluna başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığı, varsa süresi ve mercii tereddüde yer vermeyecek biçimde gösterilir. Kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm kısmında beraat kurulurken uygulanan maddenin gösterilmemesi, aynı Kanunun 232. maddesinin altıncı fıkrasına aykırıdır. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2014/9463 esas, 2015/9234 karar sayılı ilamı bu eksikliği hukuka aykırı kabul etmiştir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 232Kaynağı aç
Madde 232 – (1) Hükmün başına, "Türk Milleti adına"
verildiği yazılır.
(2) Hükmün başında;
a) Hükmü veren mahkemenin adı,
b) Hükmü veren mahkeme başkanının ve üyelerinin veya hâkimin, Cumhuriyet
savcısının ve zabıt kâtibinin, katılanın, mağdurun, vekilinin, kanunî
temsilcisinin ve müdafiin adı ve soyadı ile sanığın açık kimliği,
c) Beraat kararı dışında, suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,
d) Sanığın gözaltında veya tutuklu kaldığı tarih ve süre ile halen
tutuklu olup olmadığı,
Yazılır.
(3) Hükmün gerekçesi ve varsa karşı oy
gerekçesi, tümüyle tutanağa geçirilmemişse açıklanmasından itibaren en
geç onbeş gün içinde dava dosyasına konulur.[78]
(4) Karar ve hükümler bunlara katılan hâkimler tarafından imzalanır.
(5) (Değişik: 24/11/2016-6763/31 md.) Hüküm
sonucu tefhim edildikten sonra gerekçeli karar imzalanmadan hâkim ölür veya
herhangi bir sebeple kararı imzalayamayacak hâle düşerse, yeni hâkim, tefhim
edilen hükme uygun olarak gerekçeli kararı bizzat yazarak imzalar. Toplu
mahkemelerde böyle bir durumun gerçekleşmesi hâlinde, hüküm diğer hâkimler
tarafından imzalanır ve başkan veya en kıdemli hâkim tarafından, hükmün altına
diğer hâkimin imza edememesinin sebebi yazılarak imza olunur.
(6) Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun,
uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma
ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa
süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi
gerekir.
(7) Hükümlerin nüshaları ve özetleri mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt
kâtibi tarafından imzalanır ve mühürlenir.
DÖRDÜNCÜ
KİTAP
Mağdur,
Şikâyetçi, Malen Sorumlu, Katılan
BİRİNCİ
KISIM
Suçun
Mağduru ile Şikâyetçinin Hakları
Suçun mağduru ile şikâyetçinin çağırılması
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2014/9463, K. 2015/9234Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2014/9463 E.  ,  2015/9234 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : Beraat
Taksirle öldürme suçundan sanıkların beraatine ilişkin hükümler, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Sanıklar …, … ve …'in beraatine ilişkin hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
69 yaşında olan …'nun olay tarihinden önce 24.06.2010 tarihinde nefes darlığı şikayeti ile…Hastanesine başvurduğu, burada kendisine ASTIM ATAĞI teşhisi konulduğu, gerekli tedavisi yapılarak taburcu edildiği, 16.07.2010 tarihinde her iki omuz ve dizde ağrı şikayeti ile aynı hastanenin ortopedi kliniğine başvurduğu, burada da ROTATOR KUF SENDROMU teşhisi konulduğu, 04.09.2010 tarihinde sağ yan ağrısı şikayeti ile yapılan başvuruda RENAL KOLİK teşhisi konulup taburcu edildiği, en son 14.09.2010 tarihinde saat 05:50 sıralarında 1 aydır devam eden belinin sol tarafındaki ağrı, kusma, ve karın ağrısı şikayeti ile pratisyen hekim olan Dr. …"in sorumlu olduğu Acil Servise başvurduğu, üroloji uzmanı olan Dr. … tarafından yapılan muayenede, idrar yolunda taş olduğunun tespit edildiği, Dr. … tarafından ağrı kesici olarak önerilen Dicloron ampulun hemşire olan sanık … tarafından acil serviste uygulandığı, enjeksiyon sonrası hastada ani gelişen solunum güçlüğü, taşikardi ve soğuk terleme nedeniyle anestezi uzmanı Dr. … tarafından yapılan ilk müdahaleden sonra yoğun bakıma yatışının yapıldığı, burada anaflaktik şok tanısı konulduğu, kardiyoloji ve göğüs hastalıkları konsültasyonu önerilerine uyması anlatılarak 15.09.2010 tarihinde şifa ile taburcu edildiği, 16.09.2010 tarihinde nefes darlığı ve yüksek ateş şikayeti ile 112 ambulansı ile aynı hastanenin… Servisine başvurduğu (112 ambulansı ile) FM de astım öyküsü ve ani gelişen solunum sıkıntısının olduğu. 40 derece ateş, taşikardi (sinüs) ve ronküsleri olduğu, kardiyoloji uzmanı Dr…. tarafından değerlendirildiği. Kronik Akciğer Hastalığı, Bakteriyel Pnömoni tanıları ile bronkodilatatör tedavisi verilerek … Hastanesine hastane ambulansı ile sevk edildiği, tedavisi yoğun bakım servisinde devam edilen hastanın 21.09.2010 tarihinde öldüğü olayda, … Kurumunun 19.10.2011 tarihli raporunun sonuç bölümünde “KOAH hastası olan ve 14/09/2010 tarihinde sol yan ağrısı şikâyeti ile başvurduğu özel hastanede non steroid antienflamatuar enjeksiyon yapıldığı bir süre sonra solunum sıkıntısı ve anflaktik reaksiyon gelişerek yoğun bakım tedavisine alındığı tedavi sonrası 15/09/2010 tarihinde taburcu edildiği 15/09/2010 tarihini 16/09/2010 tarihine bağlayan gece yarısı solunum sıkıntısı gelişerek götürüldüğü hastaneden göğüs hastalıkları olan bir başka özel hastaneye sevk edildiği erişkin yoğun bakım servisine yatırılarak tedavisine başlandığı tedavisi devam ederken 21.09.2010 tarihinde öldüğü bildirilen 69 yaşında … hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde bulunan: verilerin değerlendirilmesinde:
1-Zamanında otopsi yapılarak iç organ değişimleri araştırılmamış olmakla birlikte tıbbi belgelerde kayıtlı klinik ve laboratuar verilerine göre alerjik bünyesi olan ve kendisinde KOAH ve böbrek taşı olan kişinin ölümünün nonsteroid antienflamatuar verilmesine bağlı KOAH alevlenmesi ve sonrası gelişen komplikasyonlar (sepsis) sonucu meydana gelmiş olduğu,
2-Ağrı yakınması ile başvurması üzerine ağrı kesici olarak seçilen Nonsteroid antienflamatuar sınıfı ilaçları mevcut astım hastalığını tetikleyebileceği tıbben bilinmekle, ağrı kesici olarak seçilmiş olmasının uygun olmadığı oy birliğiyle mütalaa olunur.” şeklindeki belirleme ile Yüksek Sağlık Şurası'nın 12.04.2013 tarihli raporunda “16.09.2010 tarihinde nefes darlığı ve yüksek ateş şikayeti ile aynı hastanenin aciline başvuran hastanın KOAH ve bakteriyel Pnömoni tanısı ile ilgili uzmanları olmadığından sevk edildiği hastanede yapılan tüm tedavilere rağmen kronik akciğer hastalığı zemininde gelişen akciğer enfeksiyonu nedeniyle öldüğünün anlaşıldığı, dolayısı ile ölümün 14.09.2010 tarihinde yapılan ilaca bağlı gelişmediği, ölüm olayı ile yapılan olay arasında illiyet bağı olmadığı, sanık olan doktorların kusurunun bulunmadığı şeklinde karar verildiği, bu haliyle raporlar arasında çelişki bulunduğu anlaşılmakta ise de, maktule uyguladığı tedavi yönteminin hatalı olduğu belirtilen üroloji doktoru sanık …'ın vefat ettiği, pratisyen hekim olan sanık doktor … ile anestezi uzmanı doktor …'ün tedaviye yönelik kusurlu eylemlerinin bulunmadığı, hemşire olan sanık …'in ise sanık …tarafından verilen talimat uyarınca işlem yaptığı dolayısıyla sanık … dışındaki sanıklara kusur atfedilemeyeceği dolayısıyla raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi yönündeki bir incelemenin sanık … dışındaki sanıkların hukuki durumunu etkilemeyeceği, bu sanığın da ölmesi nedeniyle hakkında yargılama yapılamayacağı anlaşılmakla, katılan vekilinin sanıkların kusurlu olduğuna ve cezalandırılmaları gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm kısmında, sanıklar hakkında beraat hükmü kurulurken, uygulanan kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine aykırı hareket edilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, maddenin verdiği yetkiye istinaden hüküm fıkrasının 1. bendine ayrı ayrı beraatlerine” ibaresinden önce gelmek üzere “CMK'nın 223/2-c maddesi uyarınca” ibaresinin yazılması ve hükümdeki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanık …'ın beraatine ilişkin hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince :
UYAP sisteminden alınan nüfus kayıt örneğinden sanığın hükümden sonra 23/04/2015 tarihinde öldüğü anlaşıldığından hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 28/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kast veya taksir yoksa beraat

Yüklenen suç açısından failin kastının veya taksirinin bulunmaması, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat sebebidir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2014/8595 esas, 2015/2198 karar sayılı ilamında, şikâyete konu rahatsızlıkların sanığın uyguladığı ameliyatın komplikasyonları sonucu meydana geldiği ve sanığın kusurunun bulunmadığı kabul edilmiştir. Beraat bu nedenle aynı bend uyarınca kurulmuştur. Bu tespit, bütün komplikasyonların aynı sonucu doğurduğu şeklinde genel bir kurala çevrilemez.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2014/8595, K. 2015/2198Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2014/8595 E.  ,  2015/2198 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm : Beraat
Taksirle yaralama suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Plastik ve cerrahi uzmanı olan sanık tarafından daha önce de burun estetiği ameliyatı yapılan katılanın şikayetlerinin devam etmesi üzerine 21.06.2011 tarihinde yeniden burun estetiği ameliyatının yapıldığı, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporda, katılanın burnunun estetik açıdan kabul edilebilir bir görünümde olduğu, estetik iyileştirmeler sırasında tercih edilen yönteme bağlı burun kanatlarında oluşan nedbelerin bu ameliyatların tekniğine bağlı beklenir durumlar olduğunun belirtildiği olayda, sanığın kusurunun bulunmadığı anlaşılmakla, katılan vekilinin sanığın kusurlu olduğuna ve eksik incelemeye ilişkin temyiz itirazlarının reddine ancak;
Hükmün gerekçe kısmında, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporu gereğince sanığın kusurunun bulunmadığı kabul edilmesine rağmen, atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle, CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verildiğinin belirtildiği, yine aynı gerekçe ile hüküm fıkrasında CMK'nın 223/2-e maddesine dayanılması suretiyle aynı Kanunun 232/6. maddesine aykırı davranılması,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden, hükmün gerekçesinde yer alan “Böylelikle sanığın katılana yaptığı ameliyatlardan sonra gelişen komplikasyonun ve sanığın katılana uyguladığı ameliyatın sonucu olarak meydana gelen komplikasyonlarda sanığın dikkat ve özen yükümülüğüne uymamaktan kaynaklandığına, taksirinin bulunduğuna ilişkin dosyada cezalandırılmasına yetecek her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden CMK 223/2-e maddesi gereğince Beraatine karar verilerek sanık hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.” ibaresi çıkartılarak, yerine “Böylelikle, katılanın şikayetine konu rahatsızlıklarının, sanığın katılana uyguladığı ameliyatın komplikasyonları sonucu meydana geldiğinden, sanığın kusurunun bulunmaması nedeni ile CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince Beraatine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur” ibaresinin yazılması ve hükmün 1. paragrafında yer alan “ sanığın katılana yaptığı ameliyatlardan sonra gelişen komplikasyonun sanığın katılana uyguladığı ameliyatın sonucu olarak meydana gelen komplikasyonlarda sanığın taksirinin bulunduğuna ilişkin dosyada cezalandırılmasına yetecek her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden CMK 223/2-e maddesi gereğince BERAATİNE,” ibaresi çıkartılarak yerine “katılanın şikayetine konu rahatsızlıklarının, sanığın katılana uyguladığı ameliyatın komplikasyonları sonucu meydana geldiğinden, sanığın kusurunun bulunmaması nedeni ile CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince BERAATİNE” ibaresi yazılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2015/10042 esas, 2016/8012 karar sayılı ilamında, adli tıp raporunda hekime atfedilebilir kusur bulunmadığı oybirliğiyle belirtilmiş ve sanık hekimin kusuru olmadığı anlaşılmıştır. Taksirin bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat onanmış, kusura ve eksik incelemeye ilişkin temyiz itirazları reddedilmiştir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2015/10042, K. 2016/8012Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2015/10042 E.  ,  2016/8012 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : Beraat
Taksirle öldürme suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın … Üniversitesi Tıp Fakültesinde 26.06.2009 tarihinde acil tıp uzmanlığı asistanı olarak görev yaptığı, hastanenin acil servisine saat 13.50 de göğüs ve karın ağrısı, çarpıntı ve terleme şikayeti ile 51 yaşındaki hasta …'nin başvurduğu, dahiliye uzmanı doktor olan hastanın bir ay önce safra kesesi ameliyatı olduğunu ve şikayetlerinin ameliyat sonrası gelişebilecek olan pankreas iltihaplanmasından kaynaklanabileceğini sanık doktora söylediği, hasta anamnezinde 1991 trafik kazası sonrası splenektomi, hipertansiyon, koroner arter hastalığı ve diabetinin olduğunun anlaşıldığı, asistan doktor sanık tarafından Gastroentroloji bölümünden Doç.Dr….'dan hastalığın tanı ve tedavisi için konsültasyon istendiği ve “akut pankreatit” tanısı ile aynı gün saat 16.30 da Gastroenteroloji servisine yatışının uygun bulunduğu, serviste yer olmaması nedeni ile yer açılıncaya kadar, hastanın tek kişilik acil odasında takip edilme isteği üzerine, sanık tarafından acilde bulunan alçı odasına alındığı ve monitör ile takibinin yapıldığı, şiddetli ağrılar nedeni ile saat 16.10 da opioid ve türevleri olan Fentanil 100 mcg, 17:40'da Fentanil 100 mcg, 18:20'de 60 mg Dolantin 21:00 de 50 mcg Fentanil ilaçlarının, saat 16:10 ile 21:00 arası toplam doz; 250 mcg Fentanil ve 60 mg Dolantin şeklinde hastaya verildiği, 21.30 da vital bulguları normal olan hastanın, 21.36 da solunum ve kardiak arrestin geliştiği, 17 dakika boyunca yapılan kalp masajı sonucu geri döndürülen hastanın, bilinci kapalı dahiliye yoğun bakım ünitesine alındığı ve 480 gün sonra, … Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca yapılan otopsi sonucunda verilen rapora göre, “hipoksik iskemik ensefalopatiye bağlı olarak gelişen akut serebrit, beyin apsesi, gliozis ve bronkopnömoniye bağlı solunum ve dolaşım yetmezliği” sonucu öldüğü olayda;
İstanbul 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 26.02.2014 tarihli raporunda, “sanık doktorun 13:50 de başvuran hastayı muayene edip, acil servis uzmanına danıştığı, batın USG ve kan tetkiklerini yaptırdıktan sonra , hastaya saat 16:10 ve 17:40 da 100 er olmak üzere toplam 200 mikrogram Fentanil yaptırdığı, uygulanan bu dozlar arasında 90 dakika zaman geçtiği, bu zaman aralığında maksimum etki süresi 30-60 dakika olan ilacın etkisinin azaldığının bilindiği, ağırlığı 80 kilogram olan hastaya aralıklarla verilen toplam dozun uygun olduğu, Fentanilin narkotik bir analjezik olup, etki başlama süresinin 1-5 dakika olduğu, solunumu deprese edici etkisi intravenöz verilmesinden sonra 5-15 dakika olduğu, maksimum etki süresi intravenöz verilmesinden sonra 30-60 dakika olduğu, sanık doktor …'ın 18:50 de nöbeti devrederken doktorları hasta hakkında bilgilendirdiği, devir sırasında hastanın solunum veya kardiyak şikayetinin olmadığı, hastanın saat 21:00 de muayenesinde TA:141/87 MMhG, Nb:61/dk, solunum:20/DK, GKS:15 olduğu, hastanın saat 21:37de kardiyak arrest geçirdiği dikkate alındığında; doktor …'a atf-ı kabil kusur bulunmadığı” şeklinde oybirliği ile rapor verildiği ve sanık doktorun kusuru bulunmadığı anlaşılmakla;
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suç açısından sanığın taksirinin bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan , katılan vekilinin kusura ve eksik incelemeye ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 05.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yanlış tedavi nedeniyle ceza davası açılır mı?

Müdahale hukuka aykırıysa, netice kanunda suç sayılan bir fiile bağlanıyorsa ve gerekli soruşturma izni verilmişse ceza davası gündeme gelir. Her olumsuz sonuç bu sonucu doğurmaz.

Tıbbi müdahale hangi şartlarla hukuka uygundur?

Yetkili kişi tarafından yapılması, tıbbi endikasyon ve aydınlatılmış rıza birlikte bulunmalıdır. Bunlardan birinin eksikliği müdahaleyi hukuka aykırı kılar.

Taksirle yaralamanın cezası nedir?

Dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Yarı oranında ya da bir kat artırım, maddede ayrı ayrı sayılan sonuçlara bağlıdır.

Birden fazla kişi yaralanırsa ceza ne olur?

Taksirli fiil birden fazla kişinin yaralanmasına neden olursa dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Taksirle yaralama şikâyete bağlı mıdır?

Soruşturma ve kovuşturma kural olarak şikâyete bağlıdır. Birinci fıkra dışındaki yaralamada suç bilinçli taksirle işlenmişse şikâyet aranmaz; birinci fıkradaki yaralamada aranır.

Taksirle ölüme neden olmanın cezası nedir?

Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Hekim açısından maddi unsur, müdahale sırasındaki taksirli fiilin ölüme yol açmasıdır.

Hekim hakkında soruşturma iznini kim verir?

Yükseköğretim Kanununun 53. maddesindeki usule tabi olanlar hariç, kapsamdaki muayene, teşhis ve tedavi işlemlerinde izni Mesleki Sorumluluk Kurulu verir. Kurul Sağlık Bakanlığı bünyesindedir.

Kurul kararına nereye itiraz edilir?

Mesleki Sorumluluk Kurulunun kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir.

Kovuşturmaya yer olmadığı kararına nereye itiraz edilir?

Suçtan zarar gören, tebliğden itibaren iki hafta içinde, kararı veren savcının yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.

Hekimin kusuru yoksa hangi karar verilir?

Yüklenen suç bakımından kast veya taksir bulunmuyorsa 5271 sayılı Kanunun 223. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu