Malpraktis Nedeniyle Ceza Davası ve Cezai Sorumluluk

by Avukat Erdal Ersoy
Malpraktis Nedeniyle Ceza Davası ve Cezai Sorumluluk

Tıbbi Malpraktis ve Hukuka Uygun Tıbbi Müdahale

Tıbbi malpraktis, sağlık profesyonellerinin sağlık hizmeti sunumu esnasında uygun ve etik olmayan davranış, bilgisizlik, ilgisizlik, özensizlik, deneyimsizlik veya yanlış tedavi gibi kusurlu ve hatalı fiilleri nedeniyle hastanın zarara uğramasıdır. Bir hastanın rızasına dayanan tıbbi müdahalenin hukuka uygun sayılabilmesi için hastaya hangi tedavinin uygulanacağının ve bu tedavinin olası risklerinin açıkça anlatılmış olması, rıza gösterildiği esnada hastanın ehil olması ve yapılan tüm müdahalelerin kurallarına uygun biçimde tedavi amaçlı gerçekleştirilmesi gerekir.

Komplikasyon ile Malpraktis Ayrımı

Komplikasyon, hekimin gerekli her türlü dikkat ve özeni göstermesine rağmen meydana gelebilecek olumsuz ihtimalleri ifade eder. Malpraktiste sağlık personeli oluşan zarardan kusuru nedeniyle sorumlu tutulurken, komplikasyonda hekim ceza davasından beraat etmekte, hastanın açtığı tazminat davası ise reddedilmektedir. Ancak komplikasyon durumunda hekimin sorumluluktan muaf tutulabilmesi için iki temel aşama aranır: İlki müdahale öncesinde komplikasyon aydınlatmasının yapılmış olması, diğeri ise komplikasyonun ortaya çıkması halinde gerekli tedbir ve müdahaleleri içeren komplikasyon yönetiminin uygulanmasıdır. Komplikasyon aydınlatması yapılmamışsa veya komplikasyon yönetimi kapsamında gerekli tedbir ve müdahaleler uygulanmamışsa hekim kusurlu kabul edilebilir.

Sağlık Meslek Mensupları Hakkında Soruşturma İzni Usulü

7406 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme uyarınca kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim, diş hekimi ve diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamındaki muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamaları nedeniyle yapılan soruşturmalar hakkında 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri tatbik edilir. Bu kapsamda soruşturma izninin Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilmesi gerekir. Kanun uyarınca soruşturma izni verilmesi ya da verilmemesi kararına karşı yapılan itirazın 3 ay içerisinde sonuçlandırılması öngörülmüş olup soruşturma iznine dair bu karar nihai ve kesindir.

Hastanelerin Cezai Sorumluluğu

Türk Ceza Kanunu ve Kabahatler Kanunu kapsamında kamu hukuku tüzel kişilerine cezai yaptırım ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Bu temel kural gereğince malpraktis nedeniyle yürütülen ceza davalarında kamu hastanesinin cezai sorumluluğu bulunmamaktadır; cezai sorumluluk yalnızca kusurlu fiili gerçekleştiren gerçek kişi sağlık meslek mensuplarına yöneltilebilir. Buna karşılık kamu hastanesinde meydana gelen tıbbi hatalar nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların giderilmesine yönelik tazminat taleplerinin Devlete karşı ileri sürülmesi gerekir.

Taksirle Öldürme Suçu ve Cezası

Tıbbi müdahale sırasında kusurlu davranışla taksirle bir kimsenin ölümüne sebebiyet verilmesi halinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85. maddesinin birinci fıkrası uyarınca iki yıldan altı yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Taksirli eylemin birden çok kişinin vefatına veya bir ya da daha fazla kişinin ölümü ile beraber başkalarının yaralanmasına yol açması durumunda ise fail hakkında iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası uygulanır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 85Kaynağı aç
Madde 85- (1) Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.[35] İKİNCİ BÖLÜM Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar Kasten yaralama[36][37]

Taksirle Yaralama Suçu ve Nitelikli Halleri

Tıbbi uygulama neticesinde taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 89. maddesinin birinci fıkrası uyarınca dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Taksirle yaralama fiili mağdurun duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına, vücudunda kemik kırılmasına, konuşmasında sürekli zorluğa, yüzünde sabit ize, yaşamını tehlikeye sokan bir duruma ya da gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına yol açmışsa, belirlenen ceza yarısı oranında artırılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 89Kaynağı aç
Madde 89- (1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.[45] (2) Taksirle yaralama fiili, mağdurun; a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına, b) Vücudunda kemik kırılmasına, c) Konuşmasında sürekli zorluğa, d) Yüzünde sabit ize, e) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma, f) Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına, Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, yarısı oranında artırılır. (3) Taksirle yaralama fiili, mağdurun; a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine, b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine, c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına, d) Yüzünün sürekli değişikliğine, e) Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine, Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. (4) Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.[46] (5) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/5 md.) Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz. İnsan üzerinde deney

Taksirle yaralama fiilinin daha ağır bedensel zararlara yol açması halinde ceza bir kat artırılarak uygulanır. Mağdurun iyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesi, duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesi, konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolması, yüzünün sürekli değişikliğe uğraması veya gebe bir kadının çocuğunun düşmesi bu ağırlatıcı hallerdir. Öte yandan taksirle yaralama fiilinin birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet vermesi durumunda faile dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezası verilir.

Şikâyet Koşulu ve Meslek İcrasının Yasaklanması

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 89. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması kural olarak mağdurun şikâyetine bağlıdır. Ancak birinci fıkra kapsamına giren taksirle yaralama hali hariç olmak üzere, eylemin bilinçli taksirle işlenmesi halinde taksirle yaralama suçunda şikâyet aranmaz.

Belli bir meslek veya sanatın gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca fail hakkında üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına karar verilebilir. Hükmolunan bu meslekten yasaklama kararı kesinleşmeyle yürürlüğe girer ve kanunda öngörülen yasaklama süresi, hükmedilen cezanın tümüyle infaz edilmesinden itibaren işlemeye başlar.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 53Kaynağı aç
Madde 53- (1) Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;[13] a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten, b) Seçme ve seçilme ehliyetinden (…)13, c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan, d) Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan, e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten, yoksun bırakılır. (2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz. (3) Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlü hakkında birinci fıkranın (e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar verilebilir.[14] (4) Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.[15] (5) Birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet halinde, ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Bu hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla sadece adlî para cezasına mahkûmiyet halinde, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Hükmün kesinleşmesiyle icraya konan yasaklama ile ilgili süre, adlî para cezasının tamamen infazından itibaren işlemeye başlar. (6) Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar. Eşya müsaderesi
Kamu hastaneleri hakkında malpraktis nedeniyle ceza davası açılabilir mi?

Kamu hukuku tüzel kişilerine cezai yaptırım ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağından malpraktis nedeniyle hastanenin cezai sorumluluğu bulunmamaktadır; kamu hastanesine yönelik maddi ve manevi tazminat talepleri ise Devlete karşı ileri sürülmelidir.

Tıbbi müdahale kaynaklı ceza soruşturmasında izin alınması zorunlu mudur?

Kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim, diş hekimi ve diğer sağlık meslek mensuplarının tıbbi işlem ve uygulamaları nedeniyle yapılan soruşturmalar Mesleki Sorumluluk Kurulunun iznine tabidir ve bu süreç hakkında 4483 sayılı Kanun hükümleri uygulanır.

Taksirli tıbbi hata nedeniyle hekimin mesleğini icra etmesi engellenebilir mi?

Mesleğin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla taksirli suçtan mahkûmiyet halinde üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere mesleğin icrasının yasaklanmasına karar verilebilir; bu süre cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu