Türk ceza mevzuatında yağma suçu, failin cebir veya tehdit araçlarına başvurarak bir kimseyi malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakmasıyla oluşur. Söz konusu fiilde tehdidin; mağdurun yahut yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceğinden ya da malvarlığı yönünden ağır zarara uğratılacağından bahisle yapılması gerekir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 148. maddesinin birinci fıkrası kapsamında temel fiil için altı yıldan on yıla kadar hapis cezası tayin edilir. Suçun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı halinde ise aynı Kanun'un 150. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca faile verilecek cezada üçte birden yarıya kadar indirim yapılabilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 150Kaynağı aç
dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde, ancak
tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(2) Yağma suçunun konusunu
oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya
kadar indirilebilir.[68]
Mala zarar verme
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 148Kaynağı aç
yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı
gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından
bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın
alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis
cezası ile cezalandırılır.
(2) Cebir veya tehdit kullanılarak
mağdurun, kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi veya var
olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye, böyle bir
senedin alınmasına karşı koymamaya, ilerde böyle bir senet haline
getirilebilecek bir kağıdı imzalamaya veya var olan bir senedi imha etmeye veya
imhasına karşı koymamaya mecbur edilmesi halinde de aynı ceza verilir.
(3) Mağdurun, herhangi bir vasıta
ile kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hale getirilmesi de, yağma suçunda
cebir sayılır.
Nitelikli yağma
Senet Yağması ve Cebir Sayılan Haller
Yağma fiilinin kapsamı yalnızca menkul eşyalarla sınırlı olmayıp senet işlemlerini de içerir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 148. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; zor veya tehdit uygulanarak mağdurun borç yükümlülüğü doğuran bir belgeyi yahut mevcut senedin hükümsüzlüğünü belirten bir vesikayı teslim etmeye, bu evrakın alınmasına boyun eğmeye, gelecekte senede dönüştürülebilecek bir evrakı imzalamaya ya da senedi yok etmeye veya imhasına rıza göstermeye zorlanması halinde de temel yağma cezası uygulanır. Bununla birlikte, anılan maddenin üçüncü fıkrasına göre mağdurun herhangi bir araçla kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hale düşürülmesi de yağma suçunda cebir kapsamında kabul edilir.
Hukuki İlişkiye Dayanan Alacağın Tahsili
Failin cebir veya tehdide başvurduğu eylemlerde aradaki alacak ilişkisi suç vasfını doğrudan etkiler. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 150. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması durumunda yağma suçuna ilişkin hükümler tatbik edilmez. Bu hallerde fail hakkında somut eylemin niteliğine göre ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
Hırsızlık ile Yağma Suçunda Değer Azlığının Farkları
Malvarlığına yönelen suçlarda malın değerinin azlığı farklı kanuni sonuçlara bağlanmıştır. 5237 sayılı Kanun'un 145. maddesi uyarınca hırsızlık suçunda malın değerinin az olması halinde cezada indirim yoluna gidilebileceği gibi suçun işleniş biçimi ve özellikleri gözetilerek ceza vermekten vazgeçilmesi de mümkündür. Buna karşılık 5237 sayılı Kanun'un 150. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen yağma suçunda ceza vermekten vazgeçilmesine kanunen izin verilmemiştir. Yağma suçunun tehdit veya cebir unsuru içermesi sebebiyle değer azlığı yalnızca verilecek temel cezanın üçte birden yarıya kadar indirilmesi imkanını sunar.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 145Kaynağı aç
suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada
indirim yapılabileceği gibi, suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde
bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir.
Kullanma hırsızlığı
Değer Azlığı Kapsamında Kastın Yoğunluğu ve Orantılılık
5237 sayılı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza tayin edilmesi esastır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2024/3273 Esas ve 2024/8608 Karar sayılı kararında, suç tarihindeki paranın satın alma gücü ve ekonomik koşullar birlikte değerlendirildiğinde, somut olayda malın değerinin azlığı sebebiyle 5237 sayılı Kanun'un 150. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca indirim yapılmaması bozma nedeni sayılmıştır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 3Kaynağı aç
orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.
(2) Ceza Kanununun uygulamasında kişiler arasında ırk, dil, din, mezhep,
milliyet, renk, cinsiyet, siyasal veya diğer fikir yahut düşünceleri, felsefi
inanç, milli veya sosyal köken, doğum, ekonomik ve diğer toplumsal konumları
yönünden ayrım yapılamaz ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınamaz.
Kanunun bağlayıcılığı
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2024/3273, K. 2024/8608Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/1116 E., 2024/1275 K.
SUÇLAR : Nitelikli yağma, kasten yaralama
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, Onama
İlk Derece Mahkemesince nitelikli yağma suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288 nci maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttiği sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede;
I-Sanık hakkında mağdur …'ya yönelik kasten yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelemesinde;
5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanığın temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak REDDİNE,
II-Sanık hakkında mağdur …'ya yönelik nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelemesinde;
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hâkimler Kurulu'nun takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve Yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) “Daha az cezayı gerektiren hâl” başlıklı 150/2. maddesinde; “Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir.” denilmektedir. Maddenin gerekçesinde ise; “Maddenin ikinci fıkrasında, yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılması gerektiği kabul edilmiştir.” açıklamasına yer verilmiştir. Mağdura ait 50,00 TL para ve 800,00 TL değerindeki küpenin yağma suçuna konu olduğu olayda,; suç tarihi olan 28.10.2023 tarihi itibarıyla paranın satın alma gücü ve günün ekonomik koşulları birlikte değerlendirildiğinde, sanık hakkında yağma suçundan hüküm kurulması sırasında değer azlığı nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara Batı 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
10.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Buna karşılık, mağdurun ceplerinde bulunan sınırlı meblağın mağdur bakımından arz ettiği önem ve failin mağdurun üzerinde bulunan tüm parayı alma yönündeki kastının yoğunluğu dikkate alındığında, ele geçirilen tutar az olsa dahi mahkemece takdir yetkisi kapsamında değer azlığı indirimi uygulanmayabilir. İndirimin haklılığı değerlendirilirken failin kastını yalnızca cüzi bir değere özgüleyip özgülemediği önem arz eder.
Daha Çoğunu Alma Olanağı ve Yargı Kararlarındaki Yaklaşımlar
5237 sayılı Kanun'un 150. maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmasında yargı kararlarında farklı ölçütler öne çıkmaktadır. Bir yaklaşıma göre, ceza indirimi yapılabilmesi için malın değerinin az olması kural olarak yeterli sayılmakta; kanunda yer almayan ek koşulların aranmasının kanunilik ilkesine ve aleyhe kıyas yasağına aykırı düşeceği ifade edilmektedir. Bu çerçevede yağmanın kasten öldürme, öldürmeye teşebbüs veya cinsel istismar gibi suçlarla birlikte işlenmesi durumunda indirim yapılmaması hukuka uygun görülmektedir. Diğer bir yaklaşımda ise failin somut olayda daha fazlasını alabilme imkanı varken gereksinimi kadar olanla yetinmesi ölçütü değerlendirilmektedir.
Failin mağdurun üzerini aramadan sadece kendisine verilen az miktardaki parayla yetinerek olay yerinden ayrılması veya talepte bulunurken belirli bir miktar belirtmemesi hallerinde ceza indirimi koşullarının bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34. maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkemelerin her türlü kararının gerekçeli olarak yazılması zorunlu olduğundan, değer azlığı koşullarının oluşup oluşmadığının hüküm fıkrası ve gerekçede tartışılmaması bozma sebebi teşkil eder.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 34Kaynağı aç
dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230 uncu madde göz önünde
bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir.
(2) Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri
belirtilir.
Kararların açıklanması ve tebliği
Değer Azlığı İndiriminin Tatbik Edilmediği Haller
Failin cüzi bir değerle yetinme iradesi bulunmayıp eylemini kendi rızası dışındaki engeller yüzünden sürdüremediği durumlarda Türk Ceza Kanunu'nun 150. maddesinin ikinci fıkrası tatbik edilmez. Failin mağdurdan aldığı az miktardaki paradan sonra ceplerini arayıp başka bir şey bulamaması sebebiyle eylemini sonlandırması ya da mağdurun ani karşı koyması neticesinde diğer eşyaları alamadan kaçması hallerinde, ele geçen meblağ düşük olsa dahi değer azlığı indirimi uygulanmaz.
Failin mağdurun üzerindeki tüm parayı ve beraberindeki telefon ile kesici alet gibi kişisel eşyaları alması halinde de kastın kapsamı gözetilerek cezada indirime gidilmez. Ayrıca yağmalanan toplam meblağın başlangıçta değer azlığı sınırını aşan yüksek bir miktardan oluşması durumunda, bu tutarın bir bölümünün olay akabinde iade edilmiş olması geriye kalan meblağı kendiliğinden değer azlığı kapsamına sokmaz.
Yağma suçunda malın değerinin azlığı sebebiyle ceza vermekten vazgeçilebilir mi?
Hayır, yağma suçunda ceza vermekten vazgeçilemez. Türk Ceza Kanunu'nun 150. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca değer azlığı durumunda yalnızca üçte birden yarıya kadar indirim yapılabilir; ceza vermekten vazgeçilmesine ilişkin düzenleme hırsızlık suçuna özgüdür.
Yağmada malın değerinin azlığı için belirlenmiş kesin bir parasal sınır var mıdır?
Hayır, malın değerinin azlığından ne anlaşılması gerektiği yönünde kanunda belirlenmiş somut bir miktar veya parasal sınır bulunmamakta olup bu durum her somut olayın özelliklerine göre belirlenir.
Alacağını tahsil etmek için cebir veya tehdit kullanan kişiye yağma cezası verilir mi?
Hayır, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanan kişi hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 150. maddesinin birinci fıkrası gereğince yağma suçuna ilişkin hükümler değil, eyleme göre tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

