Yabancı Şirketlerin Yerleşim Özgürlüğü ve Şube Açılışı

by Avukat Erdal Ersoy
Yabancı Şirketlerin Yerleşim Özgürlüğü ve Şube Açılışı

Türk Hukukunda Yabancı Şirket Kavramı

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu yabancı şirket tanımına açıkça yer vermemiş olup öğretide Kanun'un 40. maddesinin 4. fıkrasındaki düzenlemeden hareketle merkezi yurt dışında bulunan bir şirketin yabancı şirket sayıldığı ileri sürülmektedir.

Doğrudan Yatırım Çerçevesi ve Faaliyet Biçimleri

4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu uyarınca yabancı ülke kanunlarına göre kurulan tüzel kişilerin yeni şirket kurması veya şube açması doğrudan yabancı yatırım sayılmaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin E. 2014/16217, K. 2015/2385 sayılı kararında belirtildiği üzere yabancı anonim şirketlerin Türkiye'de kendi nam ve hesabına ticari faaliyette bulunabilmeleri için şube veya acente açarak ticaret siciline tescil ettirmeleri zorunludur. Söz konusu kararda, yabancı anonim şirketlerin faaliyette bulunabilmesinin şube veya acente açma şartına bağlandığına ilişkin 30 Teşrinisani 1330 tarihli Muvakkat Kanun'un 1. maddesine de yer verilmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2014/16217, K. 2015/2385Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2014/16217 E.  ,  2015/2385 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada (Kapatılan) Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 28/11/2013 tarih ve 2013/366-2013/307 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, bir klass şirketi olan müvekkilinin davalıya verdiği güvenlik denetimi, ISM hizmeti, plan tetkiki, sörvey hizmetleri ve masraflara ilişkin faturalar ödenmeyince icra takipleri başlattığını, davalının takiplere itiraz ettiğini ileri sürerek takiplere vaki itirazların iptalini ve icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, takiplere dayanak bir kısım faturaların doğrudan …. tarafından, bir kısmının ise …. adına…. Şubesi tarafından düzenlendiği, yine bir adet takibin merkez adına …. Şubesi'nce, bir kısmının ise doğrudan … Şubesi'nce yapıldığı, davanın ise merkez adına … Şubesi tarafından açıldığı, takip alacaklısı doğrudan şube gösterilen takiplerin, şubenin yaptığı işlemlerden dolayı hak ve borçların merkeze ait olmasına göre geçersiz olduğu, merkez adına yapılan takipte ise faturaların merkez tarafından düzenlendiği, davacı şubenin merkez adına dava açabileceğini teyit eden delil sunmadığı gerekçesi ile aktif dava ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, verilen sörvey hizmeti uyarınca düzenlenen faturaların ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Verilen hizmet uyarınca düzenlenen faturaların bir kısmının … Şubesi tarafından, bir kısmının da merkez firma tarafından düzenlendiği, yapılan bir kısım icra takiplerinde ….-… Şubesi'nin, bir kısmında ise ….. … Şubesi'nin alacaklı gösterildiği, davanın ise ….. adına …. … Şubesi tarafından açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, yukarıda belirtilen gerekçe ile aktif dava ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 30 Teşrinisani 1330 tarihli Muvakkat Kanun’un 1. maddesi uyarınca, yabancı anonim şirketlerin Türkiye’de faaliyette (icrayı muamelede) bulunabilmeleri için şube veya acente açmaları gereklidir. 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu’nun 2/a maddesinde, Türkiye’de doğrudan yatırım yapan ve yabancı ülkelerin kanunlarına göre kurulmuş tüzel kişiler, yabancı yatırımcı olarak, aynı Kanun’un 2/b maddesinde ise, yabancı yatırımcı tarafından yeni şirket kurmak veya şube açmak, menkul kıymet borsaları dışında hisse edinmek veya menkul kıymet borsalarından en az %10 hisse oranı ya da aynı oranda oy hakkı sağlayan edinimler yoluyla mevcut bir şirkete ortak olmak, doğrudan yabancı yatırım olarak tanımlanmıştır. Anılan Yasa’nın 3/h maddesinde ise, Hazine Müsteşarlığı’nın yabancı ülke kanunlarına göre kurulmuş şirketlere, “Türkiye’de ticari faaliyette bulunmamak kaydıyla” irtibat bürosu açma izni vermeye yetkili olduğu belirtilmiştir. Bu hükümlerin birlikte yorumlanmasından ortaya çıkan sonuç, yabancı anonim şirketlerin Türkiye’de kendi nam ve hesabına ticari faaliyette bulunabilmeleri için şube veya acente açıp ticaret siciline tescil ettirmelerinin zorunlu olduğu, Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 3. maddesinde belirtilen işyeri kavramından da, yabancı şirketin Türkiye’deki şubesi veya acentesinin anlaşılması gerektiği, Türkiye’de ticari faaliyette bulunmamak kaydıyla açabilecekleri irtibat bürolarının ise işyeri olarak nitelendirilemeyeceğidir. Ayrıca, davacı vekili tarafından tercümesi ibraz edilen vekaletnamede … Şirketi'nin T.C. vatandaşı …'yı "Türkiye'de her türlü mahkeme veya divanda … Şirketi'ni temsil etmek, gerektiğinde hakkında dava açmak, vekaletnameyi verene tebliğ edilen ilk celpnameleri ve her türlü ihbarı almak, davalar açmak ve bunları takip etmek, iflas ve konkordato muamelelerinde bulunmak, tasdik, düzeltme veya geri çekme yetkisi de dahil olmak üzere her türlü görev süresi veya muameleyi imza etmek, her türlü yasal yolları kullanmak, her türlü mahkeme veya divanda bu yolları takip etmek, vekillere vekaletname vermek, ödeme, transfer veya teslimatı alabilmek ve icbar edebilmek amacıyla her ne şekil ve surette olursa olsun her türlü dava ve sair yasal işlemleri başlatmak, yürütmek ve takip etmek" gibi işlemler için vekil tayin ettiği, 15.12.2008 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde … Merkezi …. … Şubesi'nin bu ticaret ünvanıyla tescilinin ve ….'nın da şirket adına yapılacak işlerden doğacak davalarda davalı, davacı ve üçüncü şahıs sıfatıyla şubenin vekilliğine atanmış olduğu hususunun ilan edildiğini, … tarafından davacı şubeyi temsilen davacı vekiline verilen vekaletname uyarınca işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler, merkez şirketin verdiği vekaletname ve şubenin Ticaret Sicilindeki tescil şekli tartışılmaksızın, ayrıca davacı şubenin ticaret ünvanının merkez şirketin unvanını da içeriyor olması gözetildiğinde bu hususun takiplerin ve davanın merkez şirkete izafeten açılmış olup olmadığı, gerçek kişiye verilen vekaletnamenin acentelik hükümlerinin uygulanmasını gerektirip gerektirmediği hususları değerlendirilmeksizin yazılı şekilde husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 23.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

4875 sayılı Kanun'un 3/h maddesi uyarınca yabancı ülke kanunlarına göre kurulmuş şirketlere Hazine Müsteşarlığı tarafından Türkiye'de ticari faaliyette bulunmamak kaydıyla irtibat bürosu açma izni verilebilir. Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun 3. maddesi uygulamasında işyeri kavramı yabancı şirketin Türkiye'deki şubesini veya acentesini ifade etmekte olup ticari faaliyette bulunamayan irtibat büroları işyeri sayılamaz.

Yabancı Şirketlerin Türkiye'de Şube Tescili ve Mümessil Atanması

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 40. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, yönetim merkezi Türkiye dışında kalan işletmelerin Türkiye'deki şubeleri, unvana ilişkin kendi milli kanun hükümleri korunmak kaydıyla yerli işletmeler gibi sicile kaydedilir. Söz konusu şubeler nezdinde yerleşim yeri Türkiye'de bulunan tam yetkili ticari mümessil görevlendirilmesi kanuni bir zorunluluktur. İşletmenin birden çok şubesi bulunmaktaysa, ilk şubenin tescilini takip eden diğer şube açılışlarında yerli ticari işletme şubelerine tatbik edilen tescil kuralları uygulanır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 40Kaynağı aç
MADDE 40- (1) Her tacir, ticari işletmenin açıldığı günden itibaren onbeş gün içinde, ticari işletmesini ve seçtiği ticaret unvanını, işletme merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ilan ettirir. (2) (Değişik:28/1/2021-7263/22 md.) Gerçek kişi tacir ile tüzel kişi tacir adına imzaya yetkili olanların imzaları, kamu kurum ve kuruluşlarınca veri tabanlarında tutulan imza verilerinden elektronik ortamda temin edilerek merkezi ortak veri tabanındaki sicil dosyasına kaydedilir. Kamu kurum ve kuruluşlarının veri tabanlarında imza kaydının bulunmaması halinde, imzaya yetkili kişilerin imza beyanlarının ticaret sicili müdürlüğüne verilmesinin usul ve esasları ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak tebliğ ile belirlenir. (3) Merkezi Türkiye’de bulunan ticari işletmelerin şubeleri de bulundukları yerin ticaret siciline tescil ve ilan olunur. Ticaret unvanına ve imza örneklerine ilişkin birinci ve ikinci fıkra hükümleri bu işletmelere de uygulanır. Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça merkezin bağlı olduğu sicile geçirilen kayıtlar şubenin bağlı bulunduğu sicile de tescil olunur. Ancak, bu hususta şubenin bulunduğu yer sicil müdürlüğünün ayrı bir inceleme zorunluluğu yoktur. (4) Merkezleri Türkiye dışında bulunan ticari işletmelerin Türkiye’deki şubeleri, kendi ülkelerinin kanunlarının ticaret unvanına ilişkin hükümleri saklı kalmak şartıyla, yerli ticari işletmeler gibi tescil olunur. Bu şubeler için yerleşim yeri Türkiye’de bulunan tam yetkili bir ticari mümessil atanır. Ticari işletmenin birden çok şubesi varsa, ilk şubenin tescilinden sonra açılacak şubeler yerli ticari işletmelerin şubeleri gibi tescil olunur. II – Ticaret unvanının şekli 1. Gerçek kişiler

6103 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 1. fıkrası uyarınca yabancı bir ticari işletme veya ticaret şirketinin şubesinin Türkiye'de tescili için, merkez işletmenin bulunduğu kaynak ülke hukukunun kendi türlerindeki işletme ve şirketlerin şube tescilinde aradığı şartların gerçekleşmiş olması zorunludur. Kaynak ülkede tescil için ibrazı gerekli belgeler, onaylı şirket sözleşmesi ile şube unvanı, adresi, sermayesi, tam yetkili temsilcileri ve merkezin tabi olduğu hukuku bildiren belgeler ticaret sicili müdürlüğüne verilir. Tescil edilecek hususlar ve ayrıntılı usul Türk Ticaret Kanunu'nun 26. maddesine göre çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir.

6103 sayılı TÜRK TİCARET KANUNUNUN YÜRÜRLÜĞÜ VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN m. 12Kaynağı aç
MADDE 12 – (1) Merkezleri Türkiye dışında bulunan bir ticarî işletmenin veya ticaret şirketinin şubesinin Türkiye’de tescil edilebilmesi için, merkez işletmenin bulunduğu kaynak ülke hukukunun, işletmeler ile ticaret şirketlerinin türlerine göre şubelerinin tescilinde aradığı şartların gerçekleşmiş olması gerekir. Ayrıca, kaynak ülkede tescil için ibrazı gerekli tüm belgeler ile şirketin sözleşmesinin, anonim şirketlerde esas sözleşmenin onaylı suretleri, Türkiye’de tescili yapacak ticaret sicili müdürlüğüne verilir. Bundan başka, şube unvanı, adresi, şubeye ayrılmış sermaye tutarı, şubeyi mahkemeler dahil, özel kuruluşlar ve kamu kuruluşları nezdinde tam yetkili olarak temsil edecek kişi veya kişilerin adları, merkez işletmenin türü, işletme konusu, sermayesinin türü ve tutarı, sicil numarası, internet sitesi, tâbi olduğu hukuk, Avrupa Birliği üyesi olup olmadığı bilgileri ilgili ticaret sicili müdürlüğüne bir beyanname ile bildirilir ve gerekli belgeler eklenir. Tescil edilecek hususlarla şubenin tesciline ilişkin ayrıntılı düzenleme Türk Ticaret Kanununun 26 ncı maddesine göre çıkarılacak yönetmelikte yapılır. (2) Bir Türk şirketi, tasfiye edilmeksizin ve hedef ülkede yeniden kurulmaksızın yabancı bir ülkeye taşınabilir. Bunun için; a) Türk hukukunun aradığı şartların yerine getirilmiş olduğu, b) Şirketin taşındığı ülke hukukuna göre, o ülkede faaliyetine devam edebileceği, c) Şirketin, konumunda meydana gelecek değişiklikten alacaklıların, ilân yoluyla haberdar edildikleri, alacaklarını bildirmeye davet olundukları ve alacakların ödendiği veya teminat altına alındığı, ispat edilmelidir. (3) Merkezini yurt dışına taşıyan şirketin unvanı, alacaklıların tümü tam olarak tatmin edilmeden ticaret sicilinden silinemez. Merkezin taşınmasına ilişkin ayrıntılı düzenlemeler Türk Ticaret Kanununun 26 ncı maddesine göre çıkarılacak yönetmelikte yapılır. (4) (Mülga: 26/6/2012-6335/47 md.) D) Ticari defterlerle ispat

Şirket Merkezinin Türkiye'ye Taşınması

Yabancı ülkede kurulan bir şirketin merkezini Türkiye'ye taşıyabilmesi için tescil evrakının yanında, yabancı ticaret sicilinden temin edilecek mevcudiyet belgesi ile merkez değişikliğinin kaynak ülke hukukuna uygunluğunu tevsik eden belgelerin ibrazı gereklidir.

Merkezini Türkiye'ye taşıyan yabancı şirketin şirket sözleşmesinin Türk hukuku kurallarına uygun olup olmadığı ve Türk mevzuatına uyarlanıp uyarlanmadığı yetkili mercilerce denetlenir.

Türk Şirketlerinin Merkezini Yurt Dışına Taşıması

6103 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 2. fıkrası gereğince bir Türk şirketi, tasfiye edilmeksizin ve hedef ülkede yeniden kurulmaksızın merkezini yurt dışına taşıyabilir. Bunun için Türk hukukunun aradığı şartların sağlanması, şirketin taşındığı ülke hukukuna göre faaliyetine devam edebileceğinin gösterilmesi ve alacaklıların ilan yoluyla haberdar edilerek alacaklarının ödendiğinin veya teminata bağlandığının ispatlanması şarttır.

Türkiye'deki bir şirketin merkezinin yurt dışına taşınmasında temin edilmesi ve ibraz edilmesi gereken belgeler Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 116. maddesinde düzenlenmiştir. 6103 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, merkezini yurt dışına taşıyan şirketin unvanı alacaklıların tümü tam olarak tatmin edilmeden ticaret sicilinden silinemez.

Yabancı Şirket Şubelerinde Temsil ve Husumet Ehliyeti

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin E. 2014/16217, K. 2015/2385 sayılı kararında açıklandığı üzere, yabancı şirketin Türkiye'deki şubesinin ticaret unvanının merkez unvanını içermesi, şubenin ticaret sicilindeki tescil durumu ve merkezin verdiği vekaletnamenin sınırları gözetilmelidir. Takip ve davaların merkeze izafeten açılıp açılmadığı ile acentelik hükümlerinin uygulanmasının gerekip gerekmediği değerlendirilmeden husumet yokluğundan ret kararı verilemez.

Yabancı şirketlerin Türkiye'de şube açması zorunlu mudur?

Yabancı anonim şirketlerin Türkiye'de kendi nam ve hesabına ticari faaliyette bulunabilmeleri için şube veya acente açarak ticaret siciline tescil ettirmeleri zorunludur.

Yabancı şirketin Türkiye şubesi için temsilci atanması şart mıdır?

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 40. maddesinin 4. fıkrası uyarınca şube için yerleşim yeri Türkiye'de olan tam yetkili bir ticari mümessil atanması zorunludur.

İrtibat büroları ticari faaliyette bulunabilir mi?

4875 sayılı Kanun gereğince irtibat büroları ticari faaliyette bulunmamak kaydıyla kurulur ve Milletlerarası Tahkim Kanunu uygulamasında işyeri sayılmaz.

Bir Türk şirketi merkezini tasfiyesiz yurt dışına taşıyabilir mi?

6103 sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca bir Türk şirketi tasfiye edilmeksizin ve hedef ülkede yeniden kurulmaksızın kanuni şartları sağlayarak merkezini yabancı bir ülkeye taşıyabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu