Vesikalı Krediler İçin Yeknesak Teamül ve Uygulamalar

by Avukat Erdal Ersoy
Vesikalı Krediler İçin Yeknesak Teamül ve Uygulamalar

UCP 600 Kurallarının Uygulama Alanı ve Hukuki Çerçevesi

Milletlerarası Ticaret Odası tarafından hazırlanan Vesikalı Krediler için Yeknesak Teamül ve Uygulamalar (UCP 600), uluslararası ticarette akreditif işlemlerine yeknesaklık kazandıran kurallar bütünüdür. Bir akreditif işleminde uygulanacak kurallara ilişkin metinde açık bir hüküm yer almadığı takdirde UCP 600 kuralları akreditife kendiliğinden uygulanmaz. Bu kuralların bağlayıcılık kazanabilmesi için akreditif şartlarında kurallara açıkça atıf yapılması gerekir.

İbrazın Karşılanması ve İştira Ayrımı

UCP 600'ün 2. maddesi kapsamında ibrazın karşılanması üç temel ödeme yöntemiyle gerçekleşir. Akreditif belgelerin ibrazı üzerine ödeme yöntemiyle kullanımda ise ibraz anında ödeme yapılması, vadeli ödeme yöntemiyle kullanımda ise vadeli ödeme yükümlülüğüne girilerek vadesinde ödeme yapılması ve poliçe kabulü yöntemiyle kullanımda ise lehtar tarafından keşide edilen poliçenin kabul edilerek vadesinde ödenmesi ibrazın karşılanması kapsamındadır.

İştira akreditifi çerçevesinde gerçekleştirilen ödeme, amir banka ve varsa teyit bankası için ibrazın karşılanması sayılmaz. İştira teriminin tanımına göre işlemin bu kapsamda çerçevelenmiş olması aranır. Görevli banka tarafından yapılan her alım iştira olarak kabul edilebilir; amir banka tarafından gerçekleştirilen ibrazda veya vadesinde ödeme ise iştira olarak değerlendirilemez.

Bankalar Arasındaki İlişkiler ve İhbar Bankasının Yükümlülüğü

Akreditifin görevli bir banka öngördüğü durumlarda amir banka, lehtara karşı üstlendiği yükümlülükten ayrı olarak görevli banka için de müstakil bir yükümlülük altına girer. Bu çerçevede akreditif biri lehtara, diğeri görevli bankaya yönelen iki ayrı yükümlülüğü kapsar ve her iki yükümlülük birbirinden bağımsızdır.

Akreditif sürecine dahil olan ihbar bankası, kendisine intikal eden akreditifin koşul ve şartlarına ilişkin görüş verme yükümlülüğü altındadır. Bu yükümlülük, akreditif şartlarının teyidi ve sürecin yürütülmesi bakımından önem taşır.

Belgelerin Şekli İncelemesi ve Beş İş Günü Süresi

Bankaların akreditif tahtında kendilerine sunulan belgeleri incelemesi ve uygun bulmadığı takdirde reddetmesi hususunda önceki makul süre kriteri yerine beş iş günü süresi getirilmiştir. Bankalar belgelerin akreditif şartlarına uygunluğunu bu kesin süre içerisinde incelemek ve karara bağlamakla yükümlüdür.

Akreditif ilişkisinde bankanın ödeme yapabilmesi için akreditifte ibrazı öngörülen belgelerin usulüne uygun olarak bankaya ibraz edilmiş olması yeterlidir. Amir ve muhabir bankalar belgeleri sadece şekli anlamda incelemekle yükümlüdür; belgelerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı hususunda bir kontrol yükümlülükleri bulunmaz ve şekli geçerliliği haiz belgelere dayanılarak yapılan ödemede bankalara kusur izafe edilemez.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/4048, K. 2022/9282Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2021/4048 E.  ,  2022/9282 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27.12.2018 tarih ve 2013/206 E. – 2018/1058 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 25.02.2021 tarih ve 2019/665 E. – 2021/283 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 20.12.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı … vekili Av. … ile davalı …Ş. vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; müvekkilinin 25.06.2012 tarihinde … ile imzalanan meyve suyu konsantresi üretiminde kullanılacak 48 parça ikinci el makine ve ekipmanların satın alınmasını konu alan sözleşme yaptığını, satım konusu mal bedelinin ödeme yükümünü, teyitli ve dönülemez akredidif ile ifa edilmesinin kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin, söz konusu ikinci el makineler için satıcının toplam bedeli 1.050.000 Euro olan üç adet proforma faturaya istinaden davalılardan Türk Ekonomi Bankası A.Ş. Başkent Kurumsal Şubesine akredidif açılması için talimat verildiğini, davalı TEB'in talimatı ile satıcı Josef ile akredidif sözleşmesi yapılması ve akredidife kendi teyidini vermesi için İsviçre'de bulunan diğer davalı …'nin teyit verdiğini, davalı …'in, TEB'den aldığı talimata uygun olarak satıcı lehtar ile akredidif sözleşmesi yapılarak akreditifi açtığını, ancak ibrazı istenen belgelerde uyumsuzluk ve sahtelik nedeniyle akreditifin iptal edilmesinin talep edildiğini, ancak talebin bankaca reddedildiğini, satıcı tarafından müvekkili şirkete sözleşme bağlamında herhangi bir mal teslimatı yapılmadığını, bir kısım malın halen İsviçre'de bulunduğunu, satıcının borcunu ifa etmediğini, satıcının usulüne uygun CMR sertifikası ibraz edemediğini, belge ibrazında temerrüde düştüğünü, davalı teyit bankası Credit…AG'nin kendesine ibraz edilen belgeleri inceleme yükümünü gereği gibi yerine getirmediğini, davalılardan akreditif bankası TEB'in hem teyit bankasının belgeleri inceleme yükümünü gereği gibi yerine getirmemesinden, hem de kendisinin belgeleri gereği gibi incelememesi sebebi ile sorumlu olduğunu ileri sürerek akreditifin ödenmesi için ibraz edilmesi gereken belgelerin olmadığının tespitini, akreditif tahtında ödeme talebinin haksız olduğunun tespitini, amir banka olan davalı TEB A.Ş'nin akreditif tahtında ödeme yükümlülüğü bulunmadığının tespiti ile akreditifin iptalini, amir banka olan davalı TEB tarafından teyit bankası olan diğer davalı … ..AG bankasına ödeme yapılması halinde ödeme tutarının sebepsiz zenginleşme nedeniyle müvekkiline iadesini, tüm zararlara ilişkin tazminat hakarının saklı tutulmasını talep etmiş, ıslah dilekeçesi ile davalı TEB A.Ş tarafından davacının hesabından alınarak teyit bankası olan … Bankasına ödenen 922.000,00 Avro'nun ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalı TEB vekili; müvekkilinin 600 Yeknesak Kurallar çerçevesinde üzerine düşün her türlü yükümlülüğü yerine getirdiğini ve rezerv koyduğunu, 600 sayılı Yeknesak Kuralları çerçevesinde ve 6098 sayılı TBK hükümleri çervesinde de müvekkili bankanın sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı … vekili; dava konusu akredidifin teyitli dönülemez ve ibrazda ödemeli bir akredidif olduğunu, akredidif şartlarının davacı tarafından çok kez değiştirildiğini, ibrazda ödeme usulünde teyit bankasının uygun belgelerin ibrazı karşılığında ödeme yapmak yükümlülüğü altında olduğunu, teyitli akredidifte, teyit bankasının lehtara karşı amir bankadan bağımsız bir yükümlülük altına girdiğini, müvekkilinin hukuka ve UCP kurallarına aykırı davranışının olmadığını, gönderilen ve uygun ibrazı oluşturan belgelerin akredidif küşat mektubu 46A da yer alan tüm şartları sağladığını, satıcının belge ibrazında temerrüde düşmediğini, sevkiyat tarihi ve SGS sertifikası ile gözetim rapor süreci arasında çelişki bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında, davacı şirket ile … arasında 25.06.2012 tarihli uluslararası nitelikli meyve suyu konsantresi üretiminde kullanılacak makina satışı konusunda imzalanan sözleşmede ödemeler için davacının talimatı ile TEB A.Ş. / Başkent Kurumsal Şubesinde akreditif açıldığı, TEB'in talimatı ile İsviçrede bulunan davalı … ile satıcı Josef arasında akreditif sözleşmesi yapıldığı ve Credit Suisse'nin akreditife teyit verdiği, bu ilişki kapsamında davalı …'nin lehtar – satıcı Josef'e 922.000 Euro ödeme yapıldığı, bankanın alıcı lehtara ödeme yapabilmesi için, akreditifte ibrazı öngörülen belgelerin usulüne uygun olarak bankaya ibraz edilmiş olmasının yeterli olduğu, ibrazı gereken belgeler fatura, CMR belgesi, menşei şehadetnamesi ve SGS gözetim raporu olup 4 adet belgenin tek tek incelenmesinden belgelerin hukuki manada geçerli olduğunun açıkça belirtildiği, bu suretle, sadece belgeleri şekli anlamda incelemekle yükümlü olan, belgelerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı konusunda kontrol yükümlülüğü bulunmayan amir ve muhabir banka yönünden akreditif sözleşmesi uyarınca ibrazı zorunlu olan ve yine akreditif ilişkisi bakımından şekli anlamda geçerli olan belgelere istinaden ödeme yapılmasında amir banka TEB A.Ş. ve muhabir banka Credit Suisse'ye kusur izafe edilemeyeceği, her ne kadar davacı, fraund (sahtelik) iddiasında bulunmuş ise de, davalı … tarafından lehtar-satıcı …'e fraund iddiasından önce 19.02.2013 tarihinde akreditif bedelinin ödendiği, bu suretle fraund iddiasına itibar edilemeyeceği gibi fraund bildirimi ile beraber yeterli delilin de muhabir bankaya ibraz edildiğinin ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince; davacı vekilinin, istinaf başvuru dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 21.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Amir banka sadece belgelerin varlığını aramak ve incelemesini belgelerin dış görünüşlerine göre yapmakla yükümlüdür. Dış görünüşü itibarıyla akreditif şartlarına, UCP 600 kurallarına ve ISBP standartlarına uygun belgelere dayanarak ödeme yapan amir banka, yapılan ödemeden dolayı ithalatçıya karşı sorumlu tutulamaz.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/8163, K. 2022/4888Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2020/8163 E.  ,  2022/4888 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 13.07.2020 tarih ve 2012/117 E. – 2020/340 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 14.06.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Asıl ve birleşen davada davacı vekili; müvekkilinin ithalatçı/alıcı amir konumunda davalı bankanın … Bölge Şubesi aracılığıyla akreditif işlemini gerçekleştirdiğini, ancak bu akreditif işleminde satıcı/ihracatçı firma olan Çin menşeili firmanın hukuka ve özelde akreditif hukukuna aykırı şekilde hatta sahteciliği açıkça belge metninden de belli olan birçok belgeyi davalı bankaya akreditif belgesi olarak sunduğunu, tüm bu olumsuz işlem ve belgelere karşın davalı bankanın eksik ve hatalı incelemesi sonucu bu belgelerin davalı tarafından uygun görülerek kabul edildiğini, ibraz konusu belgeler amir barka nezdinde uygun bulunduktan ve amire teslim edildikten sonra müvekkilin malları çektiğini, ancak malların uygunsuz olduğunu bu aşamada görüldüğünü, bankanın akreditif belgelerini uygun bularak işlem yapmasında ve satıcı/ihracatçı firmanın bu belgelere dayalı olarak bankadan ödeme almasında müvekkilinin davalı bankanın ihmal, özensizlik vs… kusurlu davranışları sonucu zarara uğradığını ileri sürerek, akreditif işlemine konu tutarın haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek ticari faiziyle tahsiline, karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, evrak incelemesi dahil tüm işlemlerin banka tarafından akreditif kurallarına uygun yerine getirildiğini, proforma faturanın akreditif belgesi olmadığını ve davacının davada yer verdiği diğer konuların da akreditif ilişkisi içerisinde müvekkili bankaca hukuka uygun olarak karşılandığını, analiz gerekçe gösterilerek akreditif açan bankaya kusur yüklenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; davalı amir bankanın sadece belgelerin varlığını aramakla yükümlü olup, incelemesini belgelerin dış görünüşlerine göre yapmasının yeterli olduğu, davalı banka tarafından incelenen belgelerin dış görünüş itibariyle akreditif şartlarına, UCP 600 kurallarına ve ISBP’ye uygun olduğu anlaşıldığından ve dış görünüşü itibariyle uygun bulunan analiz sertifikasına dayanarak ödeme yapan davalı bankanın ithalatçıya karşı ödeme miktarından sorumlu olmadığı, ayrıca akreditif lehtarı ile davacı şirket arasında akdedilen satım sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerin akreditif lehtarınca yerine getirmemesinden dolayı davalı bankanın sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, aynı taraflar arasında görülen ve Dairemizin 2014/8494 esas 2015/5665 karar sayılı bozma ilamına konu olan dosyanın işbu dosya ile birleştirilmiş olmasına ve mahkemece asıl davada yapılan incelemeye ek olarak birleşen davada da bozma ilamına uygun şekilde inceleme yapılmış olmasına göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya bulunan hükmün onanması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 52,60 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davacıdan alınmasına, 15/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Taşıma ve Sigorta Belgelerine İlişkin Kurallar

Konişmentoda yer alan taraf bilgilerinde lehtar ve amirin farklı adreslerinin bulunması kural olarak kabul edilir. Ancak akreditifin düzenlendiği ülkeden farklı bir ülkenin belirtilmesi veya konişmentonun alıcı ya da ihbar edilen taraf kısmında farklı adreslere yer verilmesi durumunda bu tutarsızlık istisnai bir ret sebebi oluşturur.

Sunulan konişmentolarda yükleme limanı alanı akreditifte kararlaştırılan yükleme limanını açıkça gösteriyorsa, belgedeki teslim alma yeri başka bir yeri gösterse dahi yükleme kaydında akreditifte kararlaştırılan yükleme limanının ve malların yüklendiği geminin adının ayrıca yer alması zorunlu değildir. Bununla birlikte konişmentonun gemi kaptanının vekili tarafından imzalandığı durumlarda kaptanın adının belgede ayrıca belirtilmesi zorunlu tutulmamaktadır.

Havayolu Taşıma Belgesinde (AWB) düzenlenme tarihinin yer alması zorunludur. Belgede uçuş veya sefer tarihine ilişkin özel bir kayıt bulunmaktaysa, akreditif şartına bakılmaksızın bu özel kayıttaki tarih yükleme tarihi kabul edilir.

Sigorta belgeleri sigorta şirketi veya sigortacının yanı sıra onlar adına veya lehine acente ya da vekil tarafından da imzalanabilir. Ayrıca sigorta belgelerinde herhangi bir risk muafiyeti klozuna atıf yapan kayıtlara yer verilebilir.

Temel İlişkiden Bağımsızlık İlkesi ve Dürüstlük Kuralı Sınırı

Akreditif taahhüdü temel satım sözleşmesinden bağımsız ve mücerret bir borç teşkil eder. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/8163 Esas ve 2022/4888 Karar sayılı kararına göre, akreditif lehtarı ile alıcı arasındaki satım sözleşmesinden kaynaklanan edimlerin lehtar tarafından yerine getirilmemesi sebebiyle akreditif bankası sorumlu tutulamaz.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorundadır ve bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/5386 Esas ve 2024/5747 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, akreditif bankasının UCP 600 gereğince temel ilişkiden bağımsız mücerret ödeme yükümlülüğü bulunsa da borçlarını ifa ederken dürüstlük kuralına uyma zorunluluğu vardır. Akreditif sözleşmesinin temelini oluşturan ilişkiden dolayı lehtara borcun bulunmadığı kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit olduğunda, bankanın lehtara ödeme yapması ve lehtarın bu ödemeyi talep etmesi dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eder ve akreditif sözleşmelerinin iptali istenebilir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5386, K. 2024/5747Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2023/5386 E.  ,  2024/5747 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/120 Esas, 2022/2320 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/236 E., 2021/660 K. Taraflar arasındaki akreditif sözleşmesinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili ve dahili davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı Banka vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 09.07.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat … ile davalı … vekili Avukat … Kılıç ve dahili davalı vekili Avukat Rumeysa … Uluçay dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilince Euchemy Industry Co. Ltd. şirketinden 12.08.2011 ve 30.07.2011 tarihli faturalarla demiroksit toz boyanın 10.08.2011 ve 30.06.2011 tarihli akreditif sözleşmeleri ile ödenmek üzere satın alındığını, Euchemy Industry Co. Ltd. tarafından gönderilen malların demiroksit değil kalsit mineral olduğunun anlaşılması üzerine açılan menfi tespit davasında Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.02.2016 tarihli 2015/332 E., 2016/95 K. sayılı kararı ile fatura konusu mallardan farklı madde gönderilmesi nedeniyle davalı …. Ltd. hakkında dava kabul edilerek verilen menfi tespit kararının kesinleştiğini, davalıya gönderilen 08.05.2019 tarihli ihtarname ile davacının, Euchemy Industry Co. Ltd.'ye karşı herhangi bir borcu olmadığı mahkeme kararı ile belgelendiğinden akreditif sözleşmelerinin iptali ve alınan teminatların iadesi, ipoteklerin kaldırılması istendiği halde davalı Bankadan olumlu bir dönüş olmadığını, akreditiflerin temelinde yer alan borcun ortadan kalktığını, Euchemy Industry Co Ltd.'nin akreditif sözleşmelerinde şart koşulan yükleme tarihine kadar geçerli ifa kabul edilecek malları yüklemesi ve yeniden evrak düzenlemesi mümkün olamayacağından, akreditif sözleşmelerinin ayakta tutulmasının hukuken mümkün olmadığını, akreditif sözleşmelerinin işlem temelinin çöktüğünü, hükümsüz kaldığını, davalı Bankanın ibraz süresinin aşılmasından sonra talebi karşılama yükümlülüğünün bulunmadığını, davalı Bankanın dava dışı lehtara ödeme yükümlülüğünün ortadan kalktığını, Euchemy Industry Co Ltd. tarafından gerçeği yansıtmayan sahte faturalar tanzim edildiği ve analiz raporları tahrif edilerek malların niteliğinin belirtildiği kısmın analiz raporlarından çıkarıldığını, davalı Bankanın belgeleri inceleme yükümlülüğünü layıkı ile yerine getirmediğini, davalı Banka belgeleri gereği gibi incelemiş olsaydı analiz raporunun tahrif edilmiş olduğunu görebileceğini, Mahkeme kararı gibi likit bir kanıt bulunmasına rağmen davalı Bankanın akreditifleri iptal etmediğini ileri sürerek dava konusu akreditif sözleşmelerinin feshine, akreditiflerin iptaline, davalı banka nezdinde bulunan teminatların iadesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Banka vekili cevap dilekçesinde; akreditif ilişkisinin … ilişkiden bağımsız olduğunu, akreditif bankasının, belgeleri makul özen göstermek suretiyle sadece şeklen inceleme yükümlülüğü bulunduğunu, lehtarın onayı olmadan akreditif bankasının akreditifin iptalini tek başına kabul yetkisi olmadığını, vesaikin tamamının müvekkilince şeklen usulüne uygun olarak incelendiğini, müvekkiline kusur ve sorumluluk izafe edilemeyeceğini, davalı bankanın, Milletlerarası Ticaret Odasının yayınladığı "Akreditiflere İlişkin Bir Örnek Usuller ve Uygulama Kuralları (UCP 600)" ile belgelerin sadece dış görünüşleri itibarıyla incelenip, belgelerin sahte veya geçerli olup olmadığı, malların belgelerle uyumlu olup olmadığı, imzaların sahte veya imzalayanların yetkili olup olmadığının incelenme konusu olmadığını, belgeler şeklen uygunsa; amirin belgelerin sahte, eksik veya tahrif edilmiş olduğunu iddia etmesinin, dış görünüşlerine göre karar vermeyi kural olarak etkilemeyeceğini, müvekkili bankanın analiz raporunda belirtilen demiroksit oranı gibi teknik bir hususu incelemesini beklemenin UCP 600 gereğince uygun olmadığını, menfi tespit davasında verilen hükmün Euchemy Industry Co Ltd. ile ilgili olup müvekkili Banka yönünden likit delil teşkil etmeyeceğini, dava dışı satıcının Aluid veya ayıplı ifasının kural olarak bankanın ödeme yükümlülüğünü etkilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Dahili davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile akreditif sözleşmelerinin düzenlenmesine sebep olan satış ilişkisi ve faturalardan dolayı davacının, dahili davalı lehtara karşı borçlu olmadığının tespitine 2015/332 E. ve 2016/95 K. sayılı dosyada karar verildiği, kararın kesinleştiği, buna göre akreditifin … ilişkisinin ortadan kalktığı, satıcının akreditifte belirlenen belgeleri ibraz etmesi ile akreditif bankası olan davalı Bankanın Milletlerarası Ticaret Odasının 600 sayılı Uluslararası Yeknesak Kuralları gereğince … ilişkiden ayrı ve bağımsız olarak, mücerret borç ikrarı olarak ödeme yapması gerekmekte ise de 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesi gereğince davalı Bankanın borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorunda olduğu, davacının akreditif sözleşmesinin temelini oluşturan satış sözleşmesinden dolayı lehtar dahili davalıya borcunun olmadığının kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit olduğu, davalının bu haliyle lehtara ödeme yapmasının ve lehtarın bu ödemeyi talep etmesinin dürüstlük kuralına aykırı düşeceği, lehtar satıcı ile alıcı arasındaki … ilişkide, alıcının borcu bulunmadığı belirlendikten sonra, akreditif sözleşmesinin yerine getirilmesinin emredici mahiyetteki dürüstlük kuralına aykırılık sebebiyle istenemeyeceği gerekçesiyle davacının davalılar aleyhine açtığı akreditif sözleşmelerinin iptali davasının kabulüne, dava konusu akreditif sözleşmelerinin ayrı ayrı iptaline, davacının davalı Banka aleyhine açtığı banka nezdinde bulunan teminatların iadesine (ipoteklerin kaldırılması) ilişkin davanın ipoteklerin dava dışı üçüncü kişiler tarafından davalı Bankaya verilmesi nedeniyle aktif dava yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içindedavalı Banka vekili ve dahili davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davalı Banka vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesi ve aşamalardaki savunmalarını tekrar ederek müvekkilinin eylemlerinin akreditif sözleşmesi ve mevzuata uygun olduğunu, müvekkili aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2-Dahili Davalı … Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; akreditiflere hakim olan kurallar doğrultusunda hukuka uygun bir şekilde yerine getirilmiş olan akreditiflerin iptalinin istenemeyeceği ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/332 E. ve 2016/95 K. sayılı ilamının temyizi üzerine Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 18.12.2018 tarihli 2018/2416 E., 2018/6669 K. sayılı ilamı ile davalı … Industriy Co. Ltd. hakkında verilen menfi tespit hükmünün kesinleştiği, Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesininin anılan ilamında, özellikle teslime konu malların aluid teslim niteliğinde olduğunun tespit edildiği, davalının ödeme yapılması ve akreditif ilişkisinin devamı talebinin dürüstlük kuralına aykırılık taşıyacağı, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, davacı tarafından, davalı Bankaya Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/211 E., 2019/444 K. sayılı menfi tespit kararı ihtaren bildirilmiş olmasına rağmen davalı Bankanın akreditifleri iptal etmeyerek davanın açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Banka vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Banka vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin akreditif sözleşmesi gereği üzerine düşün yükümlülükleri yerine getirdiğini, akreditifin esas ilişkiden mücerret olduğunu, akreditif ilişkisi ya da … ilişkinin geçersiz olmasının diğerinin geçerliliğini etkilemeyeceğini, bankanın akreditif bedelini ödeme yükümlülüğünün, alıcının akreditif bankasıyla veya satıcıyla olan ilişkilerinden kaynaklanan hak taleplerine veya savunmalarına tâbi olmadığını, … ilişkiden bağımsız olduğunu, Akreditiflere İlişkin Birörnek Usuller ve Uygulama Kuralları başlıklı 600 sayılı broşürün 2 ve 4/a maddelerinin nazara alınması gerektiğini, menfi tespit davasında verilen hükmün müvekkili yönünden sonuç doğurmayacağını, Bölge Adliye Mahkemesinin müvekkilinin akreditif ilişkisinin devamı talebinin dürüstlük kuralına aykırılık taşıyacağına dair kabulünün akreditif ilişkisinin özüne ve milletlerarası düzenlemelere aykırı olduğunu, müvekkilinin dürüstlük kuralına aykırı davranmadığını, tüm tarafların iptal beyanı müvekkile ulaşmadan tek taraflı olarak akreditifin iptalini gerçekleştiremeyeceğini, diğer şirketin ayıplı yahut aliud ifası sonucu davacının satış sözleşmesinden kaynaklanan borcunun ortadan kalkmış olmasının, müvekkili bankanın akreditif sözleşmesinden kaynaklanan ödeme yükümlülüğünü sona erdirmeyeceğini, Bölge Adliyesi Mahkemesinin gerekçesinde, Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesininin ilamında, teslime konu malların aluid teslim niteliğinde olduğu yazmasına rağmen hemen devamında asıl sözleşmenin ayıplı ifa nedeniyle ortadan kalktığı şeklindeki gerekçenin çelişkili olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince, gönderilen malların akreditif belgeleri ile uyumlu olmaması ihtimalinde bankanın, ibraz edilen belgelerin ilgili olduğu “malları” değil, “belgeleri” göz önünde bulundurarak işlem yapacağı, Bankanın lehtara akreditif bedelini ödemesi için tek şartın, satıcı tarafından ibraz edilen belgelerin banka tarafından akreditif koşullarına uygun bulunmuş olması gerektiği, sözleşmeye konu malların belgelerde belirtilen özelliklerde olmamasının (aliud veya ayıplı ifa) riskini akreditif amiri olan alıcının taşıması gerektiği belirtilmesine rağmen aksi yönde hüküm kurulduğunu, müvekkili aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek ve resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu akreditiflerin iptali koşullarının oluşup oluşmadığı, davalı Bankanın davanın açılmasına sebebiyet verip vermediği, yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu olup olmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Milletlerarası Ticaret Odasının 600 sayılı Uluslararası Yeknesak Kuralları. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Banka vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Madde 2 – Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. II. İyiniyet

Sahtelik İddiaları ve Teminat İpoteklerinin İadesi Davaları

Akreditif ilişkisinde sahtelik iddiasının dikkate alınabilmesi için ödemeden önce yeterli delille birlikte bankaya sunulması şarttır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/4048 Esas ve 2022/9282 Karar sayılı ilamı uyarınca, ödeme yapıldıktan sonra ileri sürülen sahtelik iddialarına itibar edilmez ve usulüne uygun belgelerle ödeme yapan bankaya kusur izafe edilemez.

Akreditif tahtında bankaya teminat amacıyla verilen ipoteklerin kaldırılması talebinde aktif dava ehliyeti aranır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/5386 Esas ve 2024/5747 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, akreditif teminatı olarak dava dışı üçüncü kişiler tarafından verilen ipoteklerin kaldırılması talebi, akreditif amirinin aktif dava ehliyeti yokluğu gerekçesiyle usulden reddedilir.

UCP 600 kuralları akreditif işlemlerine kendiliğinden uygulanır mı?

Hayır, akreditifte uygulanacak kurallara dair açık bir hüküm bulunmadığı takdirde UCP 600 akreditife kendiliğinden uygulanmaz; kuralların bağlayıcı olması için akreditif şartlarında açıkça atıfta bulunulması gerekir.

Bankalar akreditif belgelerinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığını incelemekle yükümlü müdür?

Hayır, bankalar belgeleri yalnızca dış görünüşlerine göre ve şekli anlamda incelemekle yükümlüdür; belgelerin maddi gerçeği yansıtıp yansıtmadığını kontrol etme zorunlulukları bulunmamaktadır.

Akreditif işlemlerinde sahtelik iddiası ne zaman ileri sürülmelidir?

Sahtelik iddiasının banka nezdinde hüküm doğurabilmesi için banka tarafından ödeme yapılmadan önce yeterli delillerle birlikte ibraz edilmesi gerekir; ödeme yapıldıktan sonra ileri sürülen iddialara itibar edilmez.

Temel sözleşmedeki borçsuzluk kesinleşirse akreditif ödemesi durdurulabilir mi?

Evet, akreditifin temelini oluşturan borcun bulunmadığı kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit olduğunda, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesindeki dürüstlük kuralı uyarınca lehtarın ödeme talep etmesi hakkın kötüye kullanılması sayılır ve akreditif sözleşmelerinin iptali istenebilir.

Bankaların akreditif belgelerini inceleme ve ret süresi ne kadardır?

UCP 600 kapsamında bankaların ibraz edilen belgeleri incelemesi ve akreditife aykırılık halinde reddetmesi için azami beş iş günü süresi tanınmıştır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu