Vergilendirme süreci, amme alacağının teşekkül etmesiyle başlayan ve sırasıyla tarh, tebliğ, tahakkuk ile tahsil evrelerinden oluşan idari bir işleyiştir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 19. maddesi gereğince kanunların vergiye bağladığı olayın gerçekleşmesi veya hukuki vaziyetin tekemmülü ile amme alacağı doğar ve mükellef için borç niteliği kazanır. Bu durumun ortaya çıkması vergilendirme işlemlerini başlatır ve süreç kanunda belirtilen kurallar çerçevesinde yürütülür.
Vergilendirme Sürecinin Temel Evreleri
Vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesinden sonra amme alacağının kamu bütçesine girmesine kadar geçen süreç dört temel aşamadan oluşur: tarh, tebliğ, tahakkuk ve tahsil. Bu aşamaların tamamı 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda yer alan usul ve esaslar çerçevesinde icra edilir ve mükelleflerin vergisel hakları ile yükümlülüklerini tayin eder.
Verginin Tarhı ve Tarh Usulleri
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca tarh; kanunlarda belirtilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesince hesaplama yapılarak alacağın miktar olarak tespit edildiği idari muameledir. Tarh muamelesi niteliği itibarıyla idari bir işlem olduğundan, hukuka aykırılık gerekçesiyle vergi mahkemelerinde dava konusu yapılabilir.
Beyanname usulünde matraha esas veriler mükellef tarafından idareye sağlandığından; tarh, tebliğ ve tahakkuk evreleri eş zamanlı olarak vücut bulur. Bu tarhiyat doğrudan mükellefin kendi bildirimine dayandığı için kural olarak dava açılamaz; ancak kanuni müddetinde ihtirazi kayıt konulmuşsa yahut vergi hatası bulunuyorsa tarh işlemine karşı yargı yoluna başvurulması mümkündür.
Vergi matrahının defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere göre belirlenemediği hallerde, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 30. maddesi kapsamında re'sen vergi tarhı yoluna başvurulur. Bu usulde matrah veya matrah farkı, takdir komisyonlarının kararları yahut vergi inceleme yetkisini haiz personelin düzenlediği vergi inceleme raporları esas alınarak idarece tespit edilir. Mükellefin vergisel ödevlerini yerine getirmemesi durumunda ise idarece vergi tarhı tatbik edilir; idare kendi yaptığı incelemelerle mevzuattaki matrahları dikkate alarak vergilendirmeyi gerçekleştirir. Emlak vergisi, idarece vergi tarhı yöntemiyle tarh edilen vergilere örnek niteliğindedir.
Tebliğ Usulü ve Sürelere Etkisi
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 21. maddesinde tebliğ, vergilendirmeyi ilgilendiren ve hukuki sonuç doğuran hususların yetkili makamlarca mükellefe veya ceza sorumlusuna yazı ile bildirilmesi olarak tarif edilmiştir. Tarh ile tahakkuk arasında köprü işlevi gören bu tebligat işlemi ile birlikte mükellef açısından itiraz ve dava açma süreleri işlemeye başlar.
Vergi hukukunda tebligatlar Tebligat Kanunu yerine 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre icra edilir. Belgeler, adresi bilinen mükelleflere taahhütlü mektupla gönderilir; adresi bilinmeyen mükelleflere ilan yoluyla tebliğ yapılır. Mükellefin kabul etmesi durumunda vergi dairesinde veya komisyonda bizzat elden tebligat yapılması da mümkündür.
Tahakkuk Aşaması ve Dava Açmanın Tahsilata Etkisi
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 22. maddesinde verginin tahakkuku, tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir aşamaya gelmesi şeklinde tanımlanmıştır. Tahakkuk muamelesiyle birlikte vergi borcu kesinleşerek ödenebilir hale gelir.
İdari yargılama hukukunda Danıştayda veya idare mahkemelerinde dava açılması kural olarak işlemin yürütülmesini durdurmaz (2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 27/1). Buna karşın 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin 4. fıkrası uyarınca vergi mahkemelerinde açılan davalar; tarh edilen mali yükümler ile bunlara bağlı zam ve cezaların dava konusu edilen kısmının tahsil işlemlerini durdurmaktadır. Re'sen, ikmalen ya da idarece tesis edilen işlemlere karşı dava yoluna gidildiğinde yasa gereği dava konusu tutarın tahsilatı durur.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 27Kaynağı aç
Buna karşılık ihtirazi kayıtla beyanname verilmiş olması halinde vergi tarh anında tahakkuk eder. 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin 4. fıkrası gereğince ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemler ile tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar tahsil işlemini durdurmaz. Aynı hüküm gereğince 26. maddenin 3. fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder ve dosyanın yeniden işleme konulması da tahsilatı durdurmaz; bu tür davalarda tahsilatın önüne geçilebilmesi için mahkemeden ayrıca yürütmenin durdurulması talep edilmelidir.
Tahsilat ve Zamanaşımı Süreleri
Tahakkuk eden vergi borcu mükellefçe rızaen ödenebilir. Borcun vadesinde ödenmemesi durumunda vergi dairesi, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca cebri tahsilat yöntemlerini kullanabilir. Alacağın cebren veya rızaen tahsil edilmesiyle amme borcu sona erer.
Vergilendirmede tahakkuk ve tahsil aşamalarını sınırlandıran iki ayrı süre kuralı bulunmaktadır. Tahakkuk zamanaşımı, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu yılı izleyen takvim yılının başından itibaren 5 yıldır; vergi idaresi anılan süre zarfında tahakkuk muamelesini tamamlamazsa vergi alacağı zamanaşımına uğrar. Tahsil zamanaşımı ise amme alacağının vadesini takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıldır. Bu süre içinde tahsil edilmeyen vergi borçları zamanaşımına uğrar ve idarenin ödeme talebine karşı mükellef zamanaşımı def'i ileri sürebilir.
Beyannameye dayanan tarh işlemlerine karşı dava açılabilir mi?
Beyanname usulünde tarh mükellefin beyanına dayandığı için kural olarak dava açılamaz; ancak kanuni süresi içinde ihtirazi kayıt düşülerek beyanda bulunulmuşsa veya vergi hatası mevcutsa tarh işlemine karşı dava açılması mümkündür.
İhtirazi kayıtla verilen beyanname üzerine açılan dava tahsilatı durdurur mu?
Hayır, ihtirazi kayıtla beyanname verildiğinde vergi tarh anında tahakkuk eder ve açılan dava tahsilatı kendiliğinden durdurmaz; tahsil işlemlerinin durdurulabilmesi için vergi mahkemesinden ayrıca yürütmenin durdurulması talep edilmelidir.
Re'sen veya idarece tarh edilen vergilere dava açılması tahsilatı durdurur mu?
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27. maddesinin 4. fıkrası uyarınca vergi mahkemelerinde dava açılması, tarh edilen mali yükümler ile bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen kısmının tahsil işlemlerini durdurur. Ancak dosyanın işlemden kaldırılması hali ile bu dosyanın yeniden işleme konulması, ihtirazi kayıtla verilen beyannameler ve tahsilat işlemleri aleyhine açılan davalar tahsilatı kendiliğinden durdurmamaktadır.
Vergi hukukunda tahakkuk ve tahsil zamanaşımı süreleri ne kadardır?
Tahakkuk zamanaşımı vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği yılı izleyen takvim yılı başından itibaren 5 yıl, tahsil zamanaşımı ise vergi alacağının vadesini izleyen takvim yılı başından itibaren 5 yıldır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

