Vergi Yargılaması Dava Süreci ve Usul Kuralları

by Avukat Erdal Ersoy
Vergi Yargılaması Dava Süreci ve Usul Kuralları

Vergi yargılaması; vergi idaresinin vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklere ilişkin olarak tesis ettiği tarh, ceza, tahakkuk ve tahsil işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkları konu alır. Bu kapsamda vergi aslı, vergi cezaları, gecikme faizi ve gecikme zammı vergi yargısının denetimine tabidir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Vergi uyuşmazlıklarında ilk derece mahkemesi sıfatıyla görevli yargı mercii kural olarak vergi mahkemeleridir. Vergi mahkemeleri; mali yükümlülükler ile bunlara bağlanan cezalara ilişkin davaları çözüme kavuşturur. Yetkili mahkeme ise genel kural uyarınca dava konusu vergi işlemini tesis eden idarenin bulunduğu yer mahkemesidir.

Dava Açma Süresi ve İdari Başvuru Yolları

Vergi mahkemelerinde dava açma süresi kural olarak vergi veya ceza ihbarnamesinin tebliğ edildiği tarihten itibaren otuz gündür. Bu süre hak düşürücü nitelikte olduğundan süresi geçirildikten sonra açılan davalar dinlenmez ve işlem kesinleşir.

Mükelleflerin uzlaşma, düzeltme-şikâyet veya pişmanlık gibi idari başvuru yollarına müracaat etmesi somut olayın özelliklerine göre dava açma süresini durdurabilir veya bu sürenin yeniden başlamasını sağlayabilir. Sürelerin hesabı ve başvuru yollarının etkisi her somut işlem nezdinde ayrı değerlendirilir.

Dava Dilekçesi ve İlk İnceleme Aşaması

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3 ve 5. maddelerine göre dava dilekçesinde davanın konusu, hukuki ve maddi sebepleri ile talep sonucunun açıkça belirtilmesi gerekir. Vergi mahkemesi dilekçeyi Kanun'un 14. maddesi çerçevesinde görev, yetki, süre, ehliyet ve şekil koşulları bakımından ilk incelemeye tabi tutar. Eksikliklerin mahkemece verilen sürede tamamlanmaması durumunda davanın usulden reddine karar verilebilir.

Yargılama Usulü ve Duruşma Koşulları

Vergi yargılamasında kural olarak inceleme evrak üzerinden yürütülür ve duruşma yapılması zorunlu değildir. Bununla birlikte 2577 sayılı Kanun'un 17. maddesinin 1. fıkrası gereğince tarh edilen vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümler ile bunların zam ve cezaları toplamı kanunda belirtilen parasal sınırı aşan vergi davalarında, taraflardan birinin talebi üzerine duruşma yapılması zorunludur. Duruşma istemi dava dilekçesi ile cevap ve savunmalarda ileri sürülebilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 17Kaynağı aç
Madde 17 – 1. (Değişik: 5/4/1990-3622/7 md.) Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinde açılan iptal ve yirmibeşbin Türk Lirasını aşan tam yargı davaları ile tarh edilen vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları toplamı yirmibeşbin Türk Lirasını aşan vergi davalarında, taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılır.[13] 2. Temyiz ve istinaflarda duruşma yapılması tarafların istemine ve Danıştay veya ilgili bölge idare mahkemesi kararına bağlıdır.[14] 3. Duruşma talebi, dava dilekçesi ile cevap ve savunmalarda yapılabilir. 4. (Değişik: 5/4/1990-3622/7 md.) 1 ve 2 nci fıkralarda yer alan kayıtlara bağlı olmaksızın Danıştay, mahkeme ve hakim kendiliğinden duruşma yapılmasına karar verebilir. 5. Duruşma davetiyeleri duruşma gününden en az otuz gün önce taraflara gönderilir. Duruşmalara ilişkin esaslar:

İstinaf ve temyiz incelemelerinde duruşma açılması tarafların istemine ve bölge idare mahkemesi ya da Danıştay'ın kararına bağlıdır. Mahkeme, hâkim veya Danıştay, tarafların istemine ve parasal sınırlara bağlı olmaksızın uyuşmazlığın niteliğine göre kendiliğinden de duruşma yapılmasına karar verebilir.

İspat Kuralları ve Delil Serbestisi

Vergi yargılamasında delil serbestisi ilkesi geçerli olup uyuşmazlığın tarafları iddialarını hukuka uygun delillerle kanıtlayabilir. Ancak vergiyi doğuran olayla doğrudan ve açık illiyet bağı bulunmayan tanık beyanları kural olarak delil kabul edilmez. Yemin kurumu ise vergi yargılamasında bir ispat aracı olarak geçerli sayılmaz.

Dava Açılmasının Yürütmeye ve Tahsile Etkisi

Vergi mahkemesinde uyuşmazlığa ilişkin dava açıldığında, dava konusu yapılan mali yükümlülükler ile bunlara bağlı zam ve cezaların tahsili 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin 4. fıkrası gereğince doğrudan durur. Bu yasal düzenleme sebebiyle vergi mahkemesince ayrıca bir yürütmenin durdurulması kararı verilmesine gerek bulunmamaktadır.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 27Kaynağı aç
Madde 27 – (Değişik: 10/6/1994-4001/12 md.) 1. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/57 md.) Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. (Ek cümle: 21/2/2014-6526/17 md.) Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.[20] 3. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir. 4. Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak, 26 ncı maddenin 3 üncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir. (Ek cümle: 19/1/2022-7351/2 md.) (İptal cümle:Anayasa Mahkemesi’nin 1/6/2022 tarihli ve E.: 2022/14, K.: 2022/70 sayılı Kararı ile.) 5. Yürütmenin durdurulması istemli davalarda 16 ncı maddede yazılı süreler kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur eliyle yapılmasına da karar verilebilir. 6. Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak, durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hakim tarafından çözümlenir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz. 7. Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine, idare ve vergi mahkemeleri ile tek hakim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine (…)[21] kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. 8. Yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara bağlanır. 9. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Yürütmenin durdurulmasına dair verilen kararlar onbeş gün içinde yazılır ve imzalanır. 10. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz. Kararların sonuçları:[22]

Tahsilatın kendiliğinden durması kuralının kanuni istisnaları mevcuttur. İhtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemler ile Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamındaki tahsilat işlemlerine karşı açılan davalar tahsili durdurmaz; bu davalarda yürütmenin durdurulması mahkemeden açıkça talep edilmelidir. Aynı şekilde 26. maddenin 3. fıkrasına göre işlemden kaldırılan dosyaların yeniden işleme konulması veya olağan ve olağanüstü kanun yollarına başvurulması hâllerinde de tahsil kendiliğinden durmaz. Ayrıca aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz.

İstinaf Kanun Yolu

2577 sayılı Kanun'un 45. maddesi uyarınca vergi mahkemesi kararlarına karşı, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine istinaf yoluna başvurulabilir. İstinafa konu edilen kararı veren ya da karara katılmış olan hâkim, aynı davanın bölge idare mahkemesindeki istinaf incelemesinde yer alamaz. Konusu kanunda öngörülen kesinlik sınırını aşmayan vergi davalarında ilk derece mahkemesince verilen kararlar kesin olup bunlara karşı istinaf yoluna gidilemez.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 45Kaynağı aç
Madde 45 – (Değişik: 18/6/2014-6545/19 md.) 1. İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. (Değişik cümle:28/7/2024-7524/52 md.) Ancak, konusu otuz bir bin Türk lirasını geçmeyen; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz. [31] 2. İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir. İstinaf başvurusuna konu olacak kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularında dilekçelerdeki hitap ve istekle bağlı kalınmaksızın dosyalar bölge idare mahkemesine gönderilir. (Ek cümle:28/7/2024-7524/52 md.) Bölge idare mahkemesinin 48 inci maddenin yedinci fıkrası uyarınca verdiği kararlara karşı tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. [32] 3. Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir. 4. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir. 5. Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir. 6. Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir. (Ek cümle: 20/7/2017-7035/6 md.) Bu kararlar, dosyayla birlikte kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilir ve bu mahkemelerce yedi gün içinde tebliğe çıkarılır.[33] 7. İstinaf başvurusuna konu edilen kararı veren ya da karara katılan hâkim, aynı davanın istinaf yoluyla bölge idare mahkemesince incelenmesinde bulunamaz. 8. İvedi yargılama usulüne tabi olan davalarda istinaf yoluna başvurulamaz. Temyiz:

İstinaf incelemesinde bölge idare mahkemesi, ilk derece kararını hukuka uygun bulursa başvurunun esastan reddine hükmeder. Kararda yalnızca maddi hata veya basit yanlışlıklar varsa gerekli düzeltmeleri yaparak kararı onayabilir. Kararda hukuka aykırılık tespit edilmesi durumunda ise başvuru kabul edilerek vergi mahkemesi kararı kaldırılır ve işin esası hakkında yeniden karar verilir. Kanunun 46. maddesine göre temyize açık olmayan bölge idare mahkemesi kararları kesindir.

Temyiz İncelemesi ve Mahkeme Kararlarının Uygulanması

2577 sayılı Kanun'un 46. maddesi gereğince bölge idare mahkemesinin temyize açık kararlarına karşı tebliğden itibaren otuz gün içinde Danıştay nezdinde temyiz kanun yoluna başvurulabilir. Kanunda gösterilen parasal sınırlar dahilinde kalan vergi davalarında, istinaf incelemesinde ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmişse bu kararlar Danıştay nezdinde temyiz edilebilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 46Kaynağı aç
Madde 46 – (Değişik: 18/6/2014-6545/20 md.) Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir:[34] a) Düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davaları. b) (İptal bent: Anayasa Mahkemesinin 26/7/2023 tarihli ve E.:2023/36 K.:2023/142 sayılı Kararı ile) (Yeniden Düzenleme:28/7/2024-7524/53 md.) Konusu dokuz yüz yirmi bin Türk lirasını aşan; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar. c) (Ek:28/7/2024-7524/53 md.) Konusu iki yüz yetmiş bin Türk lirasını aşıp dokuz yüz yirmi bin Türk lirasını aşmayan; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan ve istinaf kanun yolu incelemesinde kaldırma kararı üzerine yeniden karar verilen davalar. d) Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları. e) Belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları. f) Müşterek kararnameyle yapılan atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri ile daire başkanı ve daha üst düzey kamu görevlilerinin atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri hakkında açılan iptal davaları. g) İmar planları, parselasyon işlemlerinden kaynaklanan davalar. h) Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ve Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunca itiraz üzerine verilen kararlar ile 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun uygulanmasından doğan davalar. ı) Maden, taşocakları, orman, jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sular ile ilgili mevzuatın uygulanmasına ilişkin işlemlere karşı açılan davalar. i) Ülke çapında uygulanan öğrenim ya da bir meslek veya sanatın icrası veyahut kamu hizmetine giriş amacıyla yapılan sınavlar hakkında açılan davalar. j) Liman, kruvaziyer limanı, yat limanı, marina, iskele, rıhtım, akaryakıt ve sıvılaştırılmış petrol gazı boru hattı gibi kıyı tesislerine işletme izni verilmesine ilişkin mevzuatın uygulanmasından doğan davalar. k) 8/6/1994 tarihli ve 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunun uygulanmasından ve 16/7/1997 tarihli ve 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan davalar. l) 6/6/1985 tarihli ve 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun uygulanmasından doğan davalar. m) 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun uygulanmasından doğan davalar. n) Düzenleyici ve denetleyici kurullar tarafından görevli oldukları piyasa veya sektörle ilgili olarak alınan kararlara karşı açılan davalar. Temyiz edilemeyecek kararlar:

Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu süre, kararın idareye tebliğinden başlayarak hiçbir şekilde otuz günü geçemez.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 28Kaynağı aç
Madde 28 – 1.(Değişik:10/6/1994-4001/13 md.) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. (İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 10/7/2013 tarihli ve E.: 2012/107 K.: 2013/90 sayılı Kararı ile.) (…) (Ek cümleler: 21/2/2014-6526/18 md.; Değişik üçüncü ve dördüncü cümleler: 10/9/2014-6552/97 md.; İptal üçüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 25/11/2015 tarihli ve E.: 2014/86, K.: 2015/109 sayılı Kararı ile.) (…)22 (İptal dördüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 25/11/2015 tarihli ve E.: 2014/86, K.: 2015/109 sayılı Kararı ile.) (Ek cümle: 10/9/2014-6552/97 md.) (…)22 ancak disiplin hükümleri saklıdır. 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/58 md.) Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur. 3. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. 4. (Değişik: 21/2/2014-6526/18 md.) Mahkeme kararlarının süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi hâlinde tazminat davası ancak ilgili idare aleyhine açılabilir. 5. Vergi uyuşmazlıklarına ilişkin mahkeme kararlarının idareye tebliğinden sonra bu kararlara göre tespit edilecek vergi, resim, harçlar ve benzeri mali yükümler ile zam ve cezaların miktarı ilgili idarece mükellefe bildirilir. 6. (Değişik: 2/7/2012-6352/58 md.) Tazminat ve vergi davalarında idarece, mahkeme kararının tebliğ tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süreye 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faiz ödenir. Ancak mahkeme kararının davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçecek süre için faiz işlemez. Açıklama:
Vergi davası açıldığında vergi borcunun tahsili kendiliğinden durur mu?

Tarh edilen vergi, resim, harç ve bunlara bağlı cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açılması dava konusu kısmın tahsilini kendiliğinden durdurur. Ancak ihtirazi kayıtla verilen beyannameler ve tahsilat işlemlerine karşı açılan davalarda yürütmenin durdurulması ayrıca mahkemeden talep edilmelidir.

Vergi yargılamasında duruşma yapılması zorunlu mudur?

Vergi davalarında inceleme kural olarak dosya üzerinden yürütülür. Ancak mali yükümlülükler ve bunlara ilişkin zam ve cezalar toplamı kanundaki sınırı aştığında taraflardan birinin talebi üzerine duruşma yapılması zorunlu hâle gelir; mahkeme gerekli gördüğü durumlarda re'sen de duruşma kararı verebilir.

Vergi mahkemesi kararlarına karşı istinaf süresi kaç gündür?

Vergi mahkemesi kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvuru süresi, gerekçeli kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten itibaren otuz gündür.

Vergi mahkemesi kararlarını idarenin yerine getirme süresi nedir?

İdare, vergi mahkemesi kararlarının gereklerini gecikmeksizin ve kararın kendisine tebliğinden itibaren en geç otuz gün içinde yerine getirmekle kanunen yükümlüdür.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu