Vergi Kaçakçılığı Suçu, Cezası ve Dava Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Vergi Kaçakçılığı Suçu, Cezası ve Dava Şartları

Vergi kaçakçılığı suçu; vergi mevzuatı uyarınca tutulması, düzenlenmesi ve saklanıp yetkililere ibraz edilmesi zorunlu olan defter ve belgelerin hukuka aykırı şekilde tahrif edilmesi, yok edilmesi, gizlenmesi, sahte ya da yanıltıcı olarak düzenlenmesi veya kullanılması ile kayıtlarda muhasebe hilelerine başvurulması suretiyle işlenir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesinde yaptırıma bağlanan bu fiillere ilişkin soruşturma ve kovuşturma işlemleri, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun genel usul kuralları dairesinde yürütülür.

213 sayılı VERGİ USUL KANUNU m. 359Kaynağı aç
Madde
359 – (Değişik: 23/1/2008-5728/276 md.)
a) Vergi
kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti
bulunan;
1) Defter ve
kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapanlar, gerçek olmayan veya kayda konu
işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesap açanlar veya defterlere kaydı
gereken hesap ve işlemleri vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde
tamamen veya kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına
kaydedenler,
2) Defter,
kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle
yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar,
Hakkında on sekiz aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Varlığı noter
tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olduğu halde, inceleme sırasında
vergi incelemesine yetkili kimselere defter ve belgelerin ibraz edilmemesi, bu
fıkra hükmünün uygulanmasında gizleme olarak kabul edilir. Gerçek bir muamele
veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar
itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge ise, muhteviyatı itibariyle
yanıltıcı belgedir.[138]
b) Vergi
kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti
bulunan defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok
ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya
belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler
veya bu belgeleri kullananlar, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır. Gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi
düzenlenen belge, sahte belgedir.
c) Bu Kanun
hükümlerine göre ancak Maliye Bakanlığı ile anlaşması bulunan kişilerin
basabileceği belgeleri, Bakanlık ile anlaşması olmadığı halde basanlar veya
bilerek kullananlar iki yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.
ç) (Ek:29/4/2021-7318/4
md.) Hazine ve Maliye Bakanlığınca yetkilendirilmediği halde, ödeme
kaydedici cihaz mührünü kaldıran, donanım veya yazılımını değiştiren veya
yetkilendirilmiş olsun ya da olmasın ödeme kaydedici cihazın hafıza
birimlerine, elektronik devre elemanlarına veya harici donanım veya
yazılımlarla olan bağlantı sistemine ya da kayıt dışı satışın önlenmesi için
kurulan elektronik kontrol ve denetim sistemleri veya ilgili diğer sistemlere
fiziksel veya bilişim yoluyla müdahale ederek; gerçekleştirilen satışlara ait
mali belge veya bilgilerin cihazda kayıt altına alınmasını engelleyen, cihazda
kayıt altına alınan bilgileri değiştiren veya silen, ödeme kaydedici cihaz veya
bağlantılı diğer donanım ve sistemler ya da kayıt dışı satışın önlenmesi için
kurulan elektronik kontrol ve denetim sistemleri veya ilgili diğer sistemler
tarafından Hazine ve Maliye Bakanlığı veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarına
elektronik ortamda iletilmesi gereken belge, bilgi veya verilerin iletilmesini
önleyen veya bunların gerçeğe uygun olmayan şekilde iletilmesine sebebiyet verenler
üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
d) (Ek:30/11/2022-7423/1
md.) 3/1/2002 tarihli ve 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol
Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun ile düzenlenen piyasalarda, Hazine ve
Maliye Bakanlığınca yetki verilip verilmediğine bakılmaksızın, mükerrer
257 nci maddenin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi kapsamında
vergi güvenliğini sağlamak amacıyla kullanılmasına zorunluluk getirilen özel
etiket ve işaretlerle ürünlerin etiketlenmesi veya işaretlenmesi ve etiketlenen
veya işaretlenen ürün bilgilerinin kurulan veri merkezine aktarılmasını
sağlayan sisteme fiziksel veya bilişim yoluyla müdahale ederek Hazine ve Maliye
Bakanlığına elektronik ortamda iletilmesi gereken belge, bilgi veya verilerin
iletilmesini önleyenler veya bunların gerçeğe uygun olmayan şekilde
iletilmesine sebebiyet verenler üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.
371 inci
maddedeki pişmanlık şartlarına uygun olarak durumu ilgili makamlara bildirenler
hakkında bu madde hükmü uygulanmaz.
(Ek
fıkra:8/4/2022-7394/4 md.) Bu maddede yazılı fiillerle verginin ziyaa
uğratıldığının tespit edilmesine bağlı olarak tarh edilen verginin, gecikme
faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet
eden gecikme zammının; soruşturma evresinde ödenmesi halinde verilecek ceza
yarı oranında, kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödenmesi halinde
ise verilecek ceza üçte bir oranında indirilir.
(Ek
fıkra:8/4/2022-7394/4 md.) Tarh edilen vergi ve vergi aslına bağlı olarak
kesilen cezanın bulunmadığı durumlarda verilecek ceza yarı oranında indirilir.
(Ek
fıkra:8/4/2022-7394/4 md.) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 13/9/2023
tarihli ve E.: 2022/81, K.: 2023/153 sayılı Kararı ile.)
(Ek
fıkra:8/4/2022-7394/4 md.) Bu maddede düzenlenen suçların birden fazla
takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası
kapsamında işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanununun 43 üncü maddesi uygulanır.
Kaçakçılık
suçlarını işleyenler hakkında bu maddede yazılı cezaların uygulanması 344 üncü
maddede yazılı vergi ziyaı cezasının ayrıca uygulanmasına engel teşkil etmez.
Cezadan indirim[139]

Bu suçun tamamlanması ve cezalandırılabilmesi için kamunun fiilen bir vergi ziyaına uğramış olması zorunlu bir unsur değildir. Başka bir deyişle, Hazine nezdinde somut bir vergi kaybı meydana gelmemiş olsa dahi kanunda açıkça tanımlanan kaçakçılık hareketlerinin gerçekleştirilmesi suçun oluşumu için yeterlidir.

Suçta ve Cezada Kanunilik ile Temel Ceza Hukuku İlkeleri

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 5. maddesi gereğince, kanunun genel hükümleri özel ceza normları ve ceza içeren diğer tüm kanunlardaki fiiller hakkında da bağlayıcı olarak tatbik edilir. Vergi kaçakçılığı fiillerinde ceza sorumluluğunun sınırları belirlenirken suçta ve cezada kanunilik ilkesi esas alınır. Türk Ceza Kanunu'nun 2. maddesi doğrultusunda, kanunun açıkça suç saymadığı hiçbir eylemden ötürü ceza verilemeyeceği gibi idari düzenleyici işlemlerle suç ihdas edilemez ve ceza içeren hükümler kıyasa yol açacak biçimde genişletilerek uygulanamaz.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 5Kaynağı aç
Madde 5- (1) Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve
ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır.
Tanımlar
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 2Kaynağı aç
Madde 2- (1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye
ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve
güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.
(2) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.
(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas
yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş
yorumlanamaz.
Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi

Ceza yargılamasında temel kural failin gerçekleştirdiği fiil sayısı kadar cezalandırılmasını öngören gerçek içtima ilkesidir. Bununla birlikte failin aynı suç işleme kararı doğrultusunda hareket etmesi veya kanuni istisnaların mevcudiyeti halinde zincirleme suç ya da fikri içtima müesseseleri gündeme gelir. Hâkim, Türk Ceza Kanunu'nun 61. maddesi uyarınca suçun işleniş şeklini, vasıtalarını, suç konusunun önemini, meydana gelen tehlikeyi ve failin kusur durumunu değerlendirerek kanuni alt ve üst sınırlar arasında temel cezayı takdir eder.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 61Kaynağı aç
MADDE 61. – (1) Hakim, somut olayda;
a) Suçun işleniş biçimini,
b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,
c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,
d) Suçun konusunun önem ve değerini,
e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,
f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,
g) Failin güttüğü amaç ve saiki,
Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın
alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler.
(2) Suçun olası kastla ya da bilinçli taksirle işlenmesi nedeniyle
indirim veya artırım, birinci fıkra hükmüne göre belirlenen ceza üzerinden yapılır.
(3) Birinci fıkrada belirtilen hususların suçun unsurunu oluşturduğu
hallerde, bunlar temel cezanın belirlenmesinde ayrıca göz önünde bulundurulmaz.
(4) Bir suçun temel şekline nazaran daha ağır veya daha az cezayı
gerektiren birden fazla nitelikli hallerin gerçekleşmesi durumunda; temel
cezada önce artırma sonra indirme yapılır.
(5) Yukarıdaki fıkralara göre belirlenen ceza üzerinden sırasıyla
teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı
ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplere ilişkin hükümler ile
takdiri indirim nedenleri uygulanarak sonuç ceza belirlenir.
(6) Hapis cezasının süresi gün, ay ve yıl hesabıyla belirlenir. Bir gün,
yirmidört saat; bir ay, otuz gündür. Yıl, resmi takvime göre hesap edilir.
Hapis cezası için bir günün, adlî para cezası için bir Türk Lirasının
artakalanı hesaba katılmaz ve bu cezalar infaz edilmez.
(7) (Ek: 29/6/2005 – 5377/7 md.)Süreli hapis cezasını gerektiren
bir suçtan dolayı bu madde hükümlerine göre belirlenen sonuç ceza, otuz yıldan
fazla olamaz.
(8) (Ek: 29/6/2005 – 5377/7 md.)
Adlî para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve
bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimler, gün üzerinden yapılır.
Adlî para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı
ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur.
(9) (Ek: 6/12/2006 – 5560/1 md.) Adlî para cezasının seçimlik ceza
olarak öngörüldüğü suçlarda bu cezaya ilişkin gün biriminin alt sınırı, o suç
tanımındaki hapis cezasının alt sınırından az; üst sınırı da, hapis cezasının
üst sınırından fazla olamaz.
(10) Kanunda açıkça yazılmış olmadıkça cezalar ne artırılabilir, ne
eksiltilebilir, ne de değiştirilebilir.[18][19]
Takdiri indirim nedenleri

Vergi Usul Kanunu Kapsamındaki Kaçakçılık Fiilleri ve Cezaları

213 sayılı Kanun'un 359/a maddesinde düzenlenen ilk grup fiiller; defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapılması, ilgisiz şahıslar adına hesap açılması, matrahı azaltacak biçimde işlemlerin başka ortamlara kaydedilmesi, belgelerin tahrif edilmesi veya gizlenmesi ile muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlenmesi yahut kullanılmasıdır. Bu fiilleri işleyenler hakkında on sekiz aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmedilir. Gerçek bir işleme dayanmakla birlikte hukuki mahiyeti veya parasal tutarı bakımından durumu gerçeğe aykırı yansıtan belgeler kanunen muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge sayılır.

Varlığı noter tasdik kayıtlarıyla veya diğer kesin usullerle sabit bulunan defter ve belgelerin, vergi denetimine yetkili memurlara ibraz edilmemesi kanun gereğince gizleme fiili olarak kabul edilmektedir. İbraz etmeme fiiline bağlı dava zamanaşımı süresi, mükellefe tebliğ edilen defter ve belge isteme yazısında öngörülen yasal sürenin dolduğu günü takip eden tarihten itibaren işlemeye başlar.

Vergi Usul Kanunu'nun 359/b maddesi uyarınca; zorunlu defter, kayıt ve belgeleri yok edenler, yapraklarını eksilten ya da yerine başka sayfalar koyanlar ile belgelerin asıllarını veya suretlerini tamamen yahut kısmen sahte düzenleyenler veya bu sahte belgeleri kullananlar hakkında üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Gerçekte herhangi bir hukuki muamele veya ticari durum bulunmadığı halde varmış gibi düzenlenen evrak kanun nezdinde sahte belge olarak tanımlanır.

Kanunun 359/c maddesi kapsamında, mevzuat gereğince yalnızca yetkili kurumla anlaşması olan matbaaların basabileceği belgeleri yetkisiz olarak basanlar veya bu durumu bilerek kullananlar iki yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile karşılaşır. Ödeme kaydedici cihazların mühürlerini sökmek, donanım veya yazılımlarına müdahale etmek, verilerin aktarılmasını engellemek veya tütün ve alkol piyasasında ürün takip sistemlerini manipüle etmek fiilleri ise 359/ç ve 359/d bentleri uyarınca üç yıldan sekiz yıla kadar hapisle cezalandırılır.

Sahte Belge Fiillerinin Hukuki Niteliği ve Şekil Şartları

Sahte fatura düzenleme ile sahte fatura kullanma eylemlerinin hukuki niteliği konusunda iki farklı yaklaşım bulunmaktadır. Bir yaklaşıma göre, Vergi Usul Kanunu'nun 359/b maddesinde düzenlenen sahte belge düzenleme veya kullanma eylemleri seçimlik hareketli tek bir suç teşkil eder; fail hem kendi düzenlediği hem de başkasından temin ettiği sahte belgeleri birlikte kullansa dahi tek bir mahkûmiyet hükmü kurulur ve bu durum Türk Ceza Kanunu'nun 61. maddesi uyarınca temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde gözetilir. Sahte belge kullanma suçu, söz konusu belgenin yasal deftere kaydedilmesinin ardından ilgili döneme ait vergi beyannamesine dahil edilerek vergi dairesine tevdi edilmesiyle icra edilmiş sayılır.

Diğer yaklaşıma göre ise sahte belge düzenlemek ile sahte belge kullanmak eylemleri birbirinden tamamen bağımsız ve müstakil iki ayrı suç niteliğindedir. Bu kabul çerçevesinde, iki suç birbirine dönüşemeyeceği gibi iddianamede ve dava şartı olan mütalaada düzenleme suçundan açılmış bir kamu davası yoksa yalnızca kullanma fiilinden dava açılmışken düzenleme suçundan hüküm tesis edilemez; hüküm ile gerekçe arasında eylemlerin karıştırılması hukuka aykırılık oluşturur.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 66Kaynağı aç
Madde 66- (1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında
kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda
yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda
onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını
gerektiren suçlarda sekiz yıl,
geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını
doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup
da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin
geçmesiyle kamu davası düşer.
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller
itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun
kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları
gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/8
md.) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece
bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı
süresi yeni baştan işlemeye başlar.
(6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs
halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda
kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara
karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından
işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye
başlar.
(7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış
müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların
yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz.
Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi

Faturanın ceza sorumluluğuna esas olabilmesi için taşıması gereken zorunlu biçim şartları bakımından da değerlendirme farkları mevcuttur. 213 sayılı Kanun'un 227/3 ve 230. maddeleri uyarınca kanuni zorunlu bilgileri içermeyen faturalar vergi mevzuatı açısından hiç düzenlenmemiş sayıldığından, yargılamada suça konu faturaların getirtilip şekil şartlarını taşıyıp taşımadığının duruşmada incelenmesi gerektiği kabul edilmektedir. Buna karşın vergi kaçakçılığı normunun temel amacının vergi gelirlerini korumak olduğu kabulüne dayanan değerlendirmede, şekil eksikliklerinin ya da aldatma yeteneğinin suçun sübutuna engel teşkil etmeyeceği ileri sürülmektedir.

Soruşturma Usulü ve Dava Şartı Olarak Mütalaa

Vergi Usul Kanunu'nun 367. maddesi gereğince kaçakçılık suçunun vergi denetimi sırasında anlaşılması halinde vergi müfettişleri ve yardımcıları rapor değerlendirme komisyonu mütalaasıyla doğrudan, diğer yetkili denetim memurları ise idare aracılığıyla durumu Cumhuriyet başsavcılığına bildirmekle yükümlüdür. Suç ihbarını başka yollarla öğrenen savcılık derhal inceleme yapılmasını talep eder ve kamu davası açılması inceleme neticesinin bildirilmesine kadar bekletilir. Ancak ödeme kaydedici cihaz ve ürün izleme sistemlerine yönelik müdahalelerde incelemenin bitmesi beklenmeksizin kamu davası ikame edilebilir.

213 sayılı VERGİ USUL KANUNU m. 367Kaynağı aç
Madde
367 – (Değişik: 23/1/2008-5728/280 md.)
(Değişik
birinci fıkra: 23/7/2010-6009/13 md.) Yaptıkları inceleme sırasında 359 uncu maddede
yazılı suçların işlendiğini tespit eden Vergi Müfettişleri ve Vergi Müfettiş Yardımcıları tarafından ilgili rapor değerlendirme komisyonunun
mütalaasıyla doğrudan doğruya ve vergi incelemesine yetkili olan diğer memurlar
tarafından ilgili rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla vergi dairesi
başkanlığı veya defterdarlık tarafından keyfiyetin Cumhuriyet başsavcılığına
bildirilmesi mecburidir.[141]
359 uncu
maddede yazılı suçların işlendiğine sair suretlerle ıttıla hasıl eden
Cumhuriyet başsavcılığı hemen ilgili vergi dairesini haberdar ederek inceleme
yapılmasını talep eder.
Kamu
davasının açılması, inceleme neticesinin Cumhuriyet başsavcılığına
bildirilmesine talik olunur.
(Ek dördüncü
fıkra:29/4/2021-7318/5 md.) 359 uncu maddenin (ç) ve (d) fıkralarında yazılı suçların işlendiğinin
inceleme sırasında tespiti halinde incelemenin tamamlanması beklenmeksizin,
sair suretlerle öğrenilmesi halinde ise incelemeye başlanmaksızın Vergi
Müfettişleri ve Vergi Müfettiş Yardımcıları tarafından bu tespitlere ilişkin
rapor düzenlenir ve rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla birlikte
keyfiyet Cumhuriyet başsavcılığına bildirilir. Kamu davasının açılması için
incelemenin tamamlanması şartı aranmaz.[142]
(Ek
beşinci fıkra:8/4/2022-7394/5 md.) 359 uncu maddede yazılı
suçlara ilişkin yürütülmekte olan soruşturma veya kovuşturmalarda mütalaaya
konu fiilin, başka bir kişi tarafından veya başka bir kişiyle birlikte
gerçekleştirildiğinin ortaya çıkması durumunda, bu kişi bakımından kamu davası
açılması için rapor düzenlenmesi ve mütalaa verilmesi şartı aranmaz.
359 uncu
maddede yazılı suçlardan dolayı cezaya hükmedilmesi, vergi ziyaı cezası veya
usulsüzlük cezalarının ayrıca uygulanmasına engel teşkil etmez.
(İptal
fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 4/11/2021 tarihli ve E.: 2019/4, K.: 2021/78
sayılı Kararı ile.)
İKİNCİ BÖLÜM
Cezaların Ödenmesi ve Kalkması
Vergi cezalarının ödenme zamanı:

Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 2015/23210 Esas, 2016/809 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, Vergi Usul Kanunu'nun 367. maddesinde öngörülen rapor değerlendirme komisyonu mütalaası ve vergi suçu raporu ceza muhakemesinde özel bir dava şartıdır. İdare tarafından mütalaa verilmeden ceza davası açılması halinde mahkemenin durma kararı vererek bu eksikliği tamamlatması, mütalaa verilmemesi halinde ise davanın düşmesine karar vermesi gerekir.

Mütalaaya konu fiilin başka bir kimseyle birlikte işlendiğinin veya failin başka bir şahıs olduğunun sonradan anlaşılması durumunda, yeni fail yönünden tekrar rapor tanzim edilmesi ve ek mütalaa alınması şartı aranmaz. Öte yandan şirketin tasfiye edilmiş ve tüzel kişiliğinin son bulmuş olması vergi incelemesi yapılmasına mani değildir; bu halde defter ve belge isteme tebligatı kapatılan şirketin yetkilisinin ikamet adresine ulaştırılır.

Sahte fatura kullanma isnadıyla açılan yargılamalarda maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için suça konu faturaları düzenleyen mükellefler hakkında düzenleme suçundan dava bulunup bulunmadığı denetlenir; açılmış dava varsa dosyaların birleştirilmesi veya onaylı evrak örneklerinin celbi sağlanarak failin hukuki durumu belirlenir.

Zincirleme Suç, İddianameye Bağlılık ve Cezai Sorumluluk

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 225. maddesi uyarınca ceza mahkemesinde hüküm, yalnızca iddianamede unsurları açıklanan fiil ve fail hakkında kurulabilir. Mahkeme fiilin hukuki nitelendirmesinde serbest olmakla birlikte dava açılmayan bir eylemden dolayı resen mahkûmiyet kararı tesis edemez.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 225Kaynağı aç
Madde 225 – (1) Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça
ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.
(2) Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı
değildir.
İKİNCİ
BÖLÜM
Suç
Niteliğinde Değişiklik
Suçun niteliğinin değişmesi

Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesindeki suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme döneminde aynı suç işleme kararıyla işlenmesi halinde Türk Ceza Kanunu'nun 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümleri uygulanır ve ceza artırılır. Buna karşılık aynı vergilendirme veya beyanname dönemi içinde birden çok sahte fatura kullanılması durumunda zincirleme artırım yapılmaz, tek bir suç oluştuğu kabul edilir. İddianame düzenlenmesiyle hukuki kesinti meydana geleceğinden kesinti tarihinden sonra işlenen fiiller için zincirleme kuralı uygulanamaz ve bağımsız ceza tayin edilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 43Kaynağı aç
Madde 43- (1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik
zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir
cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.
Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli
şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru
belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.
(2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi
durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Kasten öldürme, kasten yaralama,
işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz.[5]
Fikri içtima

Etkin Pişmanlık, Vergi Cezaları ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Vergi Usul Kanunu'nun 371. maddesindeki kanuni pişmanlık koşullarına riayet ederek durumu idareye haber veren mükellefler hakkında kaçakçılık cezası tatbik edilmez. Kaçakçılık suçlarında hapis cezasına hükmedilmiş olması, vergi aslı üzerinden kesilecek vergi ziyaı cezası ile usulsüzlük cezalarının idarece ayrıca tahsil edilmesine engel oluşturmaz.

Suç neticesinde vergi ziyaı doğmuşsa; tarh edilen vergi, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen idari cezaların yarısı ve buna ait gecikme zammının soruşturma evresinde ödenmesi halinde hapis cezasında yarı oranında indirime gidilir. Ödemenin kovuşturma aşamasında hüküm kuruluncaya kadar yapılması durumunda ise indirim oranı üçte bir olarak uygulanır. Tarh edilen vergi ve vergi aslına bağlı ceza bulunmayan hallerde ceza yarı oranında hafifletilir. Bu etkin pişmanlık indirimlerinden yararlanabilmek için vergi yargısında dava açılmaması, açılmışsa feragat edilmesi veya kanun yollarından vazgeçilmesi şarttır.

Yargılama neticesinde belirlenen hapis cezasının iki yıl veya altında kalması halinde Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir. Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 2014/24113 Esas, 2016/4903 Karar sayılı ilamında işaret edildiği üzere; somut kamu zararı usulünce tespit edilmeden ve genel caydırıcılık gibi soyut veya birbiriyle çelişen gerekçelere dayanılarak geri bırakma ya da erteleme talepleri reddedilemez.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 231Kaynağı aç
Madde 231 – (1) Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen
esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana
çizgileriyle anlatılır.
(2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve
süresi bildirilir.
(3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da
bildirilir.
(4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.
(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Sanığa
yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya
daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler
saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler
hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;[77]
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve
davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda
kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade,
suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
gerekir.
(7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Açıklanmasının
geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası
ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.
(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl
süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında
kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına
karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin
belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat
sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya
özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında
ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek
hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine
getirmesine,
karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
(9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Altıncı
fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde;
sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık
taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15
md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli
serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde,
açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı
verilir.
(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim
süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine
ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak
mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu
değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz
edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının
ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir
mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz
edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir
değerlendirme yapabilir.
(12) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) 272 nci maddenin
üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye
mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde
hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı
kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece
mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi
hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm,
usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.
(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir.
Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak
Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede
belirtilen amaç için kullanılabilir.
(14) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Bu maddenin hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü
maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili
olarak uygulanmaz.
Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2014/24113, K. 2016/4903Kaynağı aç
7. Ceza Dairesi         2014/24113 E.  ,  2016/4903 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5015 sayılı Yasa'ya Muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, müsadere, sanık … hakkında erteleme
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1- Sanık … yönüyle yapılan incelemede;
1- 07.09.2011 tarihinde işyerinde kaçak akaryakıt aktarımı yapılırken yakalanan ve bu eylemi nedeniyle 26.09.2011 tarihli iddianame ile dava açılan sanık hakkında yine işyerinde kaçak akaryakıt aktarımı yapılırken yakalanması nedeni ile 23.09.2011 tarihli eylemi nedeniyle 04.10.2011 tarihli iddianamenin tanzim edilmesi karşısında; birleşen her iki dosyanın tutanak ve iddianame düzenlenme tarihleri nazara alınarak sanığın eyleminin zincirleme suç kabul edilip 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesinin uygulanması gerekirken yazılı şekilde ayrı ayrı hüküm kurulmak suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,
2-Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel hali bulunmayan, mahkemede alınan savunmasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinden yararlanmak istediğini beyan eden ve dosyada KEMT varakası bulunmadığından kamu zararından haberdar olmayan sanığa, dava konusu eşyanın, bilirkişi tarafından belirlenecek CİF değeri esas alınarak gümrük idaresince hesaplanacak eşyanın ithalinde öngörülen gümrük vergileri ile diğer eş etkili vergiler ve mali yükler toplamından oluşan kamu zararının tespit edilerek bildirilmesi ve sonucuna göre gerektiğinde CMK'nun 231/9. maddesi de gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken sanık hakkında “Devletin zarara uğratılmasının önüne geçilmesi, dürüst iş yapan petrol istasyonlarının haksız rekabete karşı korunması, bu tip fason yakıt alan vatandaşların mağduriyetlerinin önlenmesi, vergi kaçakçılığının önüne
geçmek için caydırıcı olması” şeklindeki yasal olmayan gerekçelere ek olarak 'sanığın pişmanlık göstermemiş olması' gerekçesi ile CMK.nun 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmama gerekçesiyle çelişki oluşturacak biçimde “pişmalık duyduğu ve tekrar suç işlemeyeceği konusunda olumlu kanaat oluştuğu' gerekçesi ile hapis cezasının TCK nun 51/1 maddesi gereğince ertelenmesine karar verilmesi,
3-TCK'nın 53. maddesinin 3.fıkrası uyarınca, mahkum olduğu kısa süreli olmayan hapis cezası ertelenen sanık hakkında anılan maddenin 1.fıkrasının (c) bendinde yazılı hak yoksunluğunun, sanığın sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet veya kayyımlık yetkileri açısından uygulanmasına yer olmadığına, altsoyu dışında kalanlarla ilgili bu hak ve yetkilerden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
2-Sanık … yönüyle yapılan incelemede;
1-Sanık …'nın adli sicil kaydına esas olan sabıkasının silinme koşullarının oluşması karşısında, CMK'nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müsessesesine objektif koşullar bakımından engel hali bulunmayan ve talimatla savunması alınan sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği ve doya içerisinde KEMT varakası ya da kamu zararını belirten bir belge de bulunmadığı nazara alınarak kamu zararından haberdar olmadığı anlaşılmakla; dava konusu eşyanın ithalinde öngörülen gümrük vergileri ve diğer eş etkili vergiler ile mali yükler toplam tutarının tespit edilerek bu miktarın kamu zararı olduğunun sanığa bildirilmesi ve sonucuna göre, gerektiğinde Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/9 fıkrası da gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, neden pişmanlık göstermediği hususu da denetime imkan verecek şekilde açıklanmadan, "Devletin zarara uğratılmasının önüne geçilmesi, dürüst iş yapan petrol istasyonlarının haksız rekabete karşı korunması, bu tip fason yakıt alan vatandaşın mağduriyetinin önlenmesi ve vergi kaçakçılığının önüne geçmek için caydırıcı olması düşünülerek, kamunun zararda olduğu, sanıkların pişmanlık göstermedikleri de anlaşıldığından" şeklindeki yetersiz ve yasal olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
2- 5237 sayılı TCK'nun 51. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; sanığın daha önce üç aydan fazla hapis cezası ile cezalandırılmamış olması koşulu ve (b) bedinde; suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işleyemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması hükmü getirilmiş olmakla, adli sicil kaydına göre de silinme koşulları oluşmuş sabıka kaydı dışında sabıkası olmayan sanık … hakkında neden pişmanlık göstermediği hususu da denetime imkan verecek şekilde açıklanmadan, " Devletin zarara uğratılmasının önüne geçilmesi, dürüst iş yapan petrol istasyonlarının haksız rekabete karşı korunması, bu tip fason yakıt alan vatandaşın mağduriyetinin önlenmesi ve vergi kaçakçılığının önüne geçmek için caydırıcı olması düşünülerek, kamunun zararda olduğu, sanıkların pişmanlık göstermedikleri de anlaşıldığından" şeklindeki yetersiz ve yasal olmayan gerekçe ile hükmolunan hürriyeti bağlayıcı cezanın ertelenmesine yer olmadığına karar verilmesi,
3-Katılan kurum … lehine vekalet ücretine hükmolunmaması.
Yasaya aykırı, sanıklar … ve … müdafii, malen sorumlu ve katılan … vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 05/04/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Vergi kaçakçılığı suçunun oluşması için vergi kaybı şart mıdır?

Vergi ziyaı veya vergi kaybı bu suçun zorunlu bir unsuru değildir. Defter gizleme, tahrifat veya sahte belge kullanımı gibi fiillerin gerçekleşmesiyle vergi kaybı doğmasa dahi suç tamamlanır.

Defter ve belgeleri ibraz etmeme suçunda dava zamanaşımı ne zaman başlar?

İbraz etmeme fiilinde dava zamanaşımı, inceleme elemanınca tebliğ edilen defter ve belge ibraz yazısındaki sürenin dolduğu günü takip eden tarihten itibaren işlemeye başlar.

Mütalaa ve vergi suçu raporu olmadan ceza davası açılabilir mi?

Rapor değerlendirme komisyonu mütalaası ve vergi suçu raporu kanunen dava şartıdır. Bu belgeler tamamlanmadan açılan davada mahkeme durma kararı vererek usulün ikmalini bekler.

Etkin pişmanlık indiriminden yararlanmak için vergi davasından vazgeçmek gerekir mi?

Etkin pişmanlık ceza indiriminden yararlanabilmek için tarh edilen vergi ve cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açılmaması, açılmışsa feragat edilmesi veya kanun yollarından vazgeçilmesi zorunludur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu