Veraset ve İntikal Vergisi Kapsamı, Süresi ve Beyanı

by Avukat Erdal Ersoy
Veraset ve İntikal Vergisi Kapsamı, Süresi ve Beyanı

Veraset ve İntikal Vergisinin Konusu ve Doğuran Olaylar

7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu uyarınca verginin konusunu; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına ait malların veraset yoluyla intikali, Türkiye sınırları içinde bulunan malların herhangi bir yolla karşılıksız devri ve Türk vatandaşlarının yurt dışında veraset veya karşılıksız yollarla edindikleri mallar oluşturur. Ölüm ya da mahkeme kararıyla gaipliğine hükmedilen kişinin mirasının kanuni veya atanmış mirasçılara geçmesi veraset yoluyla intikalin temelini oluştururken; bağış, hibe, çekiliş veya piyango ikramiyesi gibi bedelsiz kazançlar da ivazsız intikal kapsamında vergiyi doğuran olaylar arasında yer alır. Kanunun 5. maddesi doğrultusunda veraset ve intikal vergisinin mükellefi, veraset yoluyla ya da karşılıksız şekilde mal iktisap eden kişidir.

Vergiden Muaf Tutulan Kurumlar ve İntikal Türleri

Kanuni düzenlemeler uyarınca kamu idare ve kurumları, emekli ve yardım sandıkları, sosyal sigorta kurumları, kamuya yararlı dernekler, siyasi partiler ve karşılıklılık esasına göre yabancı devlet diplomatik temsilcileri veraset ve intikal vergisinden tamamen muaftır. Bunun yanında, sağlar arasında karşılıksız gerçekleşen devirler hariç olmak üzere, kuru mülkiyet halinde intikal eden mallar kuru mülkiyet durumu korunduğu sürece vergiden muaf tutulur. Ayrıca 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamındaki tescilli taşınmaz kültür varlıklarının intikali ile 4632 sayılı Kanun çerçevesinde bireysel emeklilik hesabına ödenen devlet katkılarının hak kazanılan kısımları da vergiden muafiyet kapsamındadır.

Tutara Bağlı Olmayan İstisnalar ve Şehit Yakınlarına Tanınan Haklar

7338 sayılı Kanun kapsamında belirli intikaller değerine bakılmaksızın vergiden müstesnadır. Veraset yoluyla intikal eden ev eşyası ile murise ait şahsi eşyalar, aile hatırası niteliğindeki tablo, kılıç veya madalya gibi varlıklar, taşınmazlar hariç olmak üzere örf ve adete uygun mutat hediye, çeyiz, yüzgörümlüğü ve drahomalar, sadakalar, dul ve yetimlere bağlanan aylıklar, emekli ikramiyeleri ve cenaze giderleri tutara bağlı olmaksızın istisna edilir. Savaşta, görev kaynaklı çatışmalarda, manevra veya eğitimlerde vefat eden güvenlik mensuplarının eş, çocuk, anne ve babalarına intikal eden malların toplam değerinden ise eş ve çocuklara tanınan genel istisna tutarının bir katı kadar ilave istisna uygulanır.

Beyanname Verme Süreleri ve Mükellefiyetin Başlangıcı

Veraset yoluyla veya diğer şekillerde karşılıksız mal iktisap edenlerin intikal eden malları beyanname ile bildirmeleri zorunludur. Vergi mükellefiyeti kural olarak beyannamenin verildiği tarihte, beyanname verilmemişse intikal eden malların idarece tespit edildiği tarihte, terekenin mahkemece tespiti ve yazımı halinde ise bu işlemlerin tamamlandığı tarihte başlar. Ölüm Türkiye'de gerçekleştiğinde mükellefler Türkiye'de bulunuyorsa 4 ay, yurt dışında bulunuyorsa 6 ay içinde beyanname verilmelidir. Ölüm yurt dışında meydana gelmişse mükellefler Türkiye'de ise 6 ay, vefat edenle aynı ülkede bulunuyorlarsa 4 ay, vefat edenin bulunduğu ülkeden farklı bir yabancı ülkede iseler 8 ay içinde beyanda bulunulması gerekir.

Gaiplik durumunda beyanname verme süresi, mahkemece verilen gaiplik kararının ölüm siciline tescil edildiği tarihten itibaren 1 aydır. Bağış ve hibe niteliğindeki ivazsız intikallerde ise malların hukuken iktisap edildiği tarihten itibaren 1 ay içinde bildirim yapılması şarttır. 5602 sayılı Kanun kapsamındaki şans oyunları ile gerçek ve tüzel kişilerin düzenlediği yarışma ve çekilişlerde ikramiye kazanılması durumunda beyanname, çekilişin yapıldığı veya ikramiyenin kazanıldığı günü takip eden ayın yirminci günü akşamına kadar verilir.

Matrahın Tespiti, Değerleme Ölçüleri ve İndirilecek Borçlar

Veraset ve intikal vergisinin matrahı, intikal eden varlıkların Vergi Usul Kanunu uyarınca tespit edilen değerlerinden borç ve masrafların indirilmesiyle belirlenir. Gayrimenkuller ölüm veya intikal yılının emlak vergisi değeri üzerinden dikkate alınır. Menkul mallar, altın, döviz ve alacaklar rayiç bedelle; şirket ortaklık payları ölüm tarihindeki bilanço veya borsa rayiciyle değerlendirilir. Tapu kütüğüne tescili gereken haklarda tescil anında kaydedilen değer esas alınırken, tapu sicilinde bedeli gösterilmemiş haklar ilk tarhiyatta hesaba katılmaz.

Murise ait geçerli belgelerle tevsik edilen borçlar, cenazenin donanımı, defni ve duyurulmasına ilişkin ilan giderleri ile malın kendisine isabet eden borç ve vergi yükümlülükleri beyannamede gösterilmek şartıyla matrahtan indirilebilir. Murisin ihtilaflı borçlarının indirilebilmesi ise icra dairesinin veya mahkemenin kesinleşmiş kararına bağlıdır. Nitekim Danıştay 7. Dairesinin 2021/4713 Esas, 2023/4767 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, murisin borçlarının matrahtan indirilmesine dair uyuşmazlıklarda birden fazla beyanname sunulmuşsa nihai beyannamenin hangisi olduğunun tespit edilmesi ve bu beyannamede indirime konu edilen tutarların denetlenmesi zorunludur.

Danıştay 7. Daire, E. 2021/4713, K. 2023/4767Kaynağı aç
Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2021/4713 E.  ,  2023/4767 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2021/4713 Karar No : 2023/4767 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … 2- (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına, muris …'dan veraset yoluyla intikal eden, … Matbaacılık ve Ambalaj Sanayi A.Ş.'nin %75 hissesinin özsermaye değerinin düşük beyan edildiğinden bahisle, anılan şirket hakkında düzenlenen vergi tekniği raporuna istinaden takdir komisyonunca belirlenen ve davacının miras payına tekabül eden matrah farkı üzerinden 2016 yılı için tarh edilen veraset ve intikal vergisinin iptali istemiyle dava açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla; tarhiyatın murisin vefat ettiği tarih itibariyle detay mizan esas alınarak yapılan değerleme neticesinde bulunan fark matrah üzerinden yapılan kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı; öte yandan, vergi tekniği raporunda yapılan değerleme sonucu öz sermaye tutarının 12.747.930,09 TL, takdir komisyonunca takdir olunan matrahın ise 17.761.316,16 TL olduğunun görülmesi üzeirne ara kararı ile takdir komisyonu kararına esas alınan kalemlerin ve değerlerin neler olduğu ile takdirin dayanaklarının sorulduğu, davalı idarenin cevabında, Esenyurt'ta yer alan bir adet taşınmazın rayiç bedelinin ilgili belediye tarafından 10.180.000,00 TL olarak belirlenmesine karşın mizanda 3.495.485,23 TL olarak gösterildiği, iki tutar arasındaki 6.684.514,77 TL'lik fark üzerinden murisin payına isabet eden tutarın 5.013.386,07 TL olarak hesaplandığının bildirildiği, bu durumda, söz konusu vergi tekniği raporu uyarınca belirlenen özsermaye değerleme farkı olan tutara 2.251.342,62 TL'nin eklenmesiyle bulunan 7.264.728,69 TL matrah farkı üzerinden yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Matbaacılık ve Ambalaj Sanayi A.Ş.'nin %75 hissesine sahip olan …'ın 14/03/2016 tarihinde vefatı üzerine veraset ve intikal vergisi beyannamesinin süresi içerisinde verildiği, öz sermayesinin tespiti amacıyla düzenlenen vergi tekniği raporunda, şirket öz sermayesinin 16.997.840,12 TL, muris …'ın payının ise 12.747.930,09 TL olarak hesaplandığı, aynı murisin, aynı oranda miras payına sahip farklı bir mirasçısı tarafından açılmış olan davada … Vergi Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda, şirketin özsermaye değerinin 15.335.748,25 TL, davacının miras payına tekabül eden tutarın ise 4.313.173,19 TL olduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporuna davalı idarece yapılan itirazın, davacının murisinin vefat ettiği tarih itibarıyla öz sermayenin bulunması için gerekli olan hesap ve geçici vergi beyannamesinin, vergi matrahının inceleme neticesinde gerçeğe en yakın olarak hesaplanması gerektiğinden dikkate alındığı, davacının iddiaları da göz önüne alındığında teknik bir konu olması nedeniyle bilirkişi incelemesi yapıldığı; davacının itirazının ise, murisinin şirkete olan borcunun 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu'nun 12. maddesi uyarınca beyannamede gösterilmek suretiyle ve mevzuatta aranan şartlara uygun olmak kaydıyla matrahtan düşülebileceği, davacı tarafından verilen beyannamede bu borç gösterilmediğinden, borcun niteliğinin incelenmesine gerek duyulmadığı için yerinde görülmediği, bu durumda, dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile karara esas alınabilecek nitelikte görülen bilirkişi raporundaki tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden, davacı tarafından 376.958,89-TL eksik beyanda bulunulduğunun anlaşılması karşısında, tarhiyatın bu tutara isabet eden kısmında hukuka aykırılık; aşan kısımında ise hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kısmen reddine, kısmen de kabulü ile tarhiyatın 376.958,89 TL'yi aşan kısmının iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 878.557,25 TL olarak beyan edilen, bilirkişi tarafından da 2.133.094,58 TL olduğu tespit edilen muris …'ın şirkete olan borcunun öz varlıktan düşülmesi gerektiği; davalı idarece, tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir. TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davalı idarece savunma verilmemiş; davacı tarafından istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY : Davacı adına, muris …'dan veraset yoluyla intikal eden, … Matbaacılık ve Ambalaj Sanayi A.Ş.'nin %75 hissesinin özsermaye değerinin düşük beyan edildiğinden bahisle, anılan şirket hakkında düzenlenen vergi tekniği raporuna istinaden takdir komisyonunca belirlenen ve davacının miras payına tekabül eden matrah farkı üzerinden 2016 yılı için tarh edilen veraset ve intikal vergisinin iptali istemiyle dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu'nun "Tenzil Olunabilecek Borçlar ve Masraflar" başlıklı 12. maddesinin (a) bendinde; veraset yoluyla gerçekleşen intikallerde, murisin ihticaca salih belgelere dayanan borçlarının, beyannamede gösterilmek şartıyla iktisap edilen malların değerlerinden indirilebileceği kuralına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanmış bulunan bölge idare mahkemesi kararının iptale ilişkin hüküm fıkrası aynı gerekçe ve nedenlerle Dairemizce de uygun görülmüş olup, davalı idare tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, sözü geçen hüküm fıkrasının bozulmasını sağlayacak durumda bulunmamıştır. Davacının temyiz istemine gelince; Dosyanın incelenmesinden; mahkeme kararında, beyannamede gösterilmemesi sebebiyle, söz konusu borcun niteliğinin incelenmesine gerek görülmediği gerekçesiyle, davacı tarafından bilirkişi raporuna yapılan itiraz yerinde bulunmayarak, davanın kısmen reddine karar verilmiş ise de, mahkemece kabul edilenin aksine, beyannamenin indirilecek borçlar ve masrafları belirten 5 nolu tablosunun iki farklı şeklinin dosyada mevcut olduğu, birisinde 878.557,25 TL tutarı kayıtlı iken, diğerinde 1.926.862,76 TL tutarının yer aldığı, temyiz dilekçesinde murisin şirkete olan borcunun beyannamede 878.557.25 TL olarak beyan edildiğinin ifade edildiği, bilirkişi raporunda ise söz konusu borcun 2.133.094,58 TL olduğu ve davacının payına isabet eden kısmının 799.910,46 TL olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır Bu durumda, davalı idarenin savunması ekinde ibraz edilen beyannamelerden hangisinin nihai beyanname olduğunun belirlenmesi ile bu beyannamede yer alan ve indirime konu edilen tutarın tespiti ve değerlendirilmesi suretiyle karar verilmek üzere, temyize konu kararın davacının istinaf isteminin kısmen reddine ilişkin hüküm fıkrasının bozulması gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, davacının temyiz isteminin ise kabulüne, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptale ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA, 3. Kararın, davacının istinaf isteminin kısmen reddine ilişkin hüküm fıkrasının ise BOZULMASINA, 4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine, 5. Yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 11/12/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Uygulanan Oranlar ve Aile İçi İntikal İndirimi

7338 sayılı Kanunun 16. maddesi gereğince, anne, baba, eş ve çocuklardan yapılan karşılıksız intikallerde vergi, ivazsız intikal tarifesinde yer alan oranların yarısı uygulanarak hesaplanır; ancak evlatlıktan evlat edinene yapılan ivazsız devirler bu indirimden yararlanamaz. 5602 sayılı Kanun kapsamındaki şans oyunları ile gerçek ve tüzel kişilerin düzenlediği yarışma ve çekiliş ikramiyelerinde ise sabit yüzde yirmi oranında vergilendirme tatbik edilir.

Tapu İşlemleri, İlişik Kesme ve Teminat Şartı

İntikal eden taşınmazlar üzerinde mirasçıların devir ve tasarruf işlemi gerçekleştirebilmesi için vergi borcunun tamamen ödenmiş olması ve ilişik kesme belgesinin temin edilmesi şarttır. Borcun tamamı ödenmeden tapuda işlem yapılabilmesi, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 10. maddesi uyarınca teminat gösterilmesine bağlıdır. Bu kapsamda nakit para, süresiz banka teminat mektubu veya vergi borcunun yüzde yüz yirmisi tutarında gayrimenkul ipoteği teminat olarak verildiğinde işlemler tamamlanabilir.

Yargı Kararları Işığında Özellik Arz Eden Haller

Mirasçıların kanuni süre içinde veraset ve intikal vergisi beyannamesi vermesi yasal bir ödevin ifası niteliğinde olup, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2016/16104 Esas, 2020/6246 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere mirası zımnen kabul anlamına gelmez. Terekenin borca batıklığı mirasbırakanın ölüm tarihindeki durumuna göre saptanmalıdır.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/16104, K. 2020/6246Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2016/16104 E.  ,  2020/6246 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 04/06/2013 gününde verilen dilekçe ile mirasın hükmen reddi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26/01/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: KARAR Dava, mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Davacı vekili, 14/05/2008 tarihinde vefat eden muris …'ın terekesinin borca batık olması nedeni ile mirası hükmen reddin tespitini istemiştir. Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkeme, davanın reddine karar vermiştir. Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir. Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, murisin ölüm tarihi itibariyle terekesinin açıkça borca batık olup olmadığının ve mirasçıların terekeyi kabul anlamına gelen işlemler yapıp yapmadıklarının araştırılması gerekmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 605/2 maddesi hükmü gereğince mirasın hükmen reddine (terekenin borca batık olduğunun tespitine) ilişkin talepler, süreye tabi olmayıp mirasçıların iyiniyetli ya da kötüniyetli olmalarının bir önemi bulunmamaktadır. Murisin ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirlenir. Ölüm tarihi itibariyle, murisin tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları ise terekenin pasifini oluşturur. Terekenin pasifinin aktifinden fazla olması terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla da terekenin borca batık olduğunu gösterir (TMK m. 605/2). Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Ayrıca TMK'nun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına ilişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması zorunludur. Bilindiği üzere; TMK’ nın 610/2. maddesinde “…Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya miras bırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan, ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine mal eden mirasçı, mirası reddedemez…” hükmü yer almaktadır. Madde metninden de anlaşıldığı üzere; yasa koyucu mirasçılardan birinin tereke işlerine gereğinden fazla karışmasının mirası örtülü kabul anlamına geleceğini ve tıpkı açık kabulde olduğu gibi, ret hakkının bu mirasçı bakımından sona ereceğini düzenlemiştir. Diğer taraftan, Hukuk Genel Kurulunun 08.02.1950 tarih ve 140/20 sayılı Kararında; "Bir muamelenin alelade idari muamelattan olup olmadığını tayin için bilhassa muameleyi yapan varisin maksadını nazara almak lâzımdır. Eğer bunun maksadı mirasçı sıfatıyla terekeden tasarruf olmayıp mücerret bilahare mirası kabul ettiği zaman ihmal yüzünden gelebilecek zararın önüne geçmek ise, yaptığı muamelenin alelade idari muamele olarak kabulü zaruridir. Ezcümle malların çalınmaması için tedbir ittihazı, malları deftere geçirmek, zamanaşımını kesmek için derhal dava açmak, bir otelin, gazinonun müşterilerinin dağılmaması için vergi vermek, davaya mani olmak için müstacel borçları ödemek alelade idarenin istilzam ettiği muamelattandır…" denilmek suretiyle mirasçının eyleminin tereke işlerine karışma olarak değerlendirilebilmesi için onun bu eylemde bulunurken hangi maksatla hareket ettiğinin belirlenmesi gerektiğini, mirasçının amacının mirasçı sıfatı ile terekede tasarruf değilse, eylemlerinin tereke işlerine karışma olarak nitelendirilmeyeceği ve ret hakkının düşmesine sebebiyet verilmeyeceği benimsenmiştir. Bunun yanında, doktrinde ileri sürülen güven nazariyesine göre; bir irade beyanının ya da iradi bir davranışın ne anlama geldiğini tespit etmek için, beyanda bulunan veya sözü edilen davranışta bulunanın iç iradesine değil, beyana yahut anılan davranışa muhatap olan karşı tarafın, dürüstlük kuralına göre, kendisince bilinebilen bütün hal ve şartlar gereği gibi değerlendirerek buna ne anlam vermesi gerektiğine bakılmaktadır. Yukarıda yapılan açıklamaların ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının murisinin ölümünden sonra yasal yükümlülüklerini yerine getirerek veraset ve intikal vergisi beyannamesini vermiş olması, yasal süresi içinde verilmemesinin sorumluluk yaratacağı gözetildiğinde mirası kabul anlamında yorumlanamaz. Öte yandan somut olayda, murisin ölüm tarihi itibariyle terekesinin açıkça borca batık olup olmadığı ve mirasçıların terekeyi kabul anlamına gelen işlemler yapıp yapmadıkları yeterince araştırılmamıştır. Mirasbırakanın hissedarı olduğu … ili, … ilçesi, … Köyü'nde bulunan 5078 parsel sayılı taşınmazın, mirasbırakana ait araçların değerlerinin ve borçlarının ölüm tarihine göre belirlenmemiş olması ve … Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kooperatifine ve … A.Ş’ne yapılan ödemelerin miktar, tarih, kim tarafından ödendiği ve icra tehdidi altında ödenip ödenmediğinin araştırılmamış olması doğru görülmemiştir. Ayrıca … Bankasında mirasbırakanın ölüm tarihinden sonraki hesap hareketlerinin davacı açısından terekenin benimsenmesi niteliğinde olup olmadığı da araştırılmamıştır. Davacılar vekilinin mirasın reddine ilişkin vekaletnamesinde özel yetki bulunmamasına rağmen bu eksiklik tamamlatılmadan yargılamaya devam edilmesi de doğru görülmemiştir. Mahkemece, belirtilen hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi hükmün bozulmasını gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.10.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Danıştay 7. Dairesinin 2016/5726 Esas, 2021/631 Karar sayılı kararına göre, veraset yoluyla intikal eden hisse senetlerinin mükellefin bir kusuru veya ödev ihmali bulunmaksızın idarece farklı değerleme ölçüsü uygulanarak ikmalen tarhiyata konu edilmesi halinde mükellefe gecikme faizi yükletilemez. Ayrıca mükellef dava dilekçesinde haksız ödenen verginin faiziyle iadesini talep etmişse mahkemenin bu talep hakkında hüküm kurması yargılama usulü açısından zorunludur.

Danıştay 7. Daire, E. 2016/5726, K. 2021/631Kaynağı aç
Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2016/5726 E.  ,  2021/631 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2016/5726 Karar No : 2021/631 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI): … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. … 2-(DAVACI): … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacıya veraset yoluyla intikal eden hisse senetlerinin takdir komisyonunca emsal bedel esas alınarak değerlenmesinin yapılması üzerine ikmalen yapılan veraset ve intikal vergisi tarhiyatına ilişkin olarak davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı tahakkuk fişinin 281.750,00 TL tutarındaki gecikme faizine isabet eden kısmının iptali ve fazladan ödenen tutarın tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak faizi ile birlikte iadesine hükmedilmesi istemiyle dava açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Olayda, veraset ve intikal vergisine özgü ikmal tarhiyatı davacının vergilendirme ile ilgili ödevlerini yerine getirmemesinden veya eksik yerine getirmesinden değil, davalı idarenin davacıya murisinin terekesinden intikal eden hisse senetlerini farklı değerleme ölçüsünü esas alarak değerlemesinden kaynaklanmakta olup, davacının vergi ziyaına yol açacak nitelikte bir kusuru ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda düzenlenen gecikme faizi hesaplanmasını gerektirecek bir vergi tarhiyatı bulunmaksızın davacı adına 2011 yılına ilişkin olarak tahakkuk ettirilen uyuşmazlık konusu gecikme faizinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle uyuşmazlık konusu tahakkuk fişinin gecikme faizine isabet eden kısmının iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idarece, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı; davacı tarafından, ödenmiş olan gecikme faizinin ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak en yüksek faiziyle birlikte iade edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuş; davalı idarece, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … DÜŞÜNCESİ : Mahkeme kararının, iptale ilişkin hüküm fıkrasına yönelik davalı idarenin temyiz isteminin reddedilerek sözü edilen hüküm fıkrasının onanması; faize hükmedilmesi istemi hakkında hüküm kurulmadığı görüldüğünden, davacının temyiz isteminin kabulü suretiyle faiz istemi hakkında hüküm kurulmak üzere kararın bu yönüyle bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanmış bulunan mahkeme kararının iptale ilişkin hüküm fıkrası, aynı gerekçe ve nedenlerle Dairemizce de uygun görülmüş olup, davalı idarece temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, sözü geçen hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır. Davacının, faiz istemi yönünden temyiz istemine gelince: Dosyanın incelenmesinden, davacıya veraset yoluyla intikal eden hisse senetlerinin takdir komisyonunca emsal bedel esas alınarak değerlenmesinin yapılması üzerine ikmalen yapılan veraset ve intikal vergisi tarhiyatına ilişkin olarak davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı tahakkuk fişinin 281.750,00 TL tutarındaki gecikme faizine isabet eden kısmının iptali ve fazladan ödenen tutarın tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak faizi ile birlikte iadesine hükmolunması istemiyle açılan davada; Mahkemece, faiz istemi yönünden de hüküm kurulması gerekirken sadece işlemin iptal edildiği, faiz istemi hakkında hüküm kurulmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda, dava dilekçesinde uyuşmazlık konusu tutarın ödendiği tarihten itibaren hesaplanacak en yüksek faize hükmedilmesi talep edilmiş olmasına karşın, Mahkemece bu talep hakkında hüküm kurulmaması Yargılama Hukuku kurallarına aykırı olduğundan, anılan hususlar gözetilerek yeniden karar verilmek üzere temyize konu kararın bu yönüyle bozulması gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, davacının temyiz isteminin ise kabulüne, 2. … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptale ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA, 3. Kararın, faize hükmedilmesi istemi hakkında hüküm kurulmak üzere bu yönden BOZULMASINA, 4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 5. Yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 6. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/02/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Miras yoluyla intikal eden taşınmazların ticari sermaye unsuru sayılarak emlak vergisi değeri yerine emsal bedel üzerinden değerlenmesi ve tescilli kültür varlıklarına ilişkin istisnanın göz ardı edilmesi tarhiyatı sakatlar. Benzer şekilde boşanma protokolü ve mahkeme kararıyla eşe tazminat olarak devredilen malvarlığı karşılıklı hukuki işleme dayandığından veraset ve intikal vergisinin kapsamı dışındadır. İntifa hakkının ölümle sona ermesi neticesinde kuru mülkiyetin tam mülkiyete dönüşmesi de karşılıksız intikal teşkil etmez. Öte yandan icra müdürlüğünün tazminat tutarı üzerinden re'sen kestiği veraset ve intikal vergisine karşı açılan iptal ve iade uyuşmazlıkları icra dosyasından kaynaklandığı için adli yargı yerinde ve şikayet yoluyla icra hukuk mahkemesinde incelenir.

Veraset ve intikal vergisi beyannamesi vermek mirası kabul anlamına gelir mi?

Hayır, veraset ve intikal vergisi beyannamesi verilmesi süresi içinde yerine getirilmesi zorunlu kanuni bir ödevdir ve mirası örtülü veya zımnen kabul anlamına gelmez.

İntifa hakkının ölümle son bulması halinde kuru mülkiyet sahibine vergi çıkar mı?

Hayır, intifa hakkı şahsa bağlı olup ölümle sona erer; kuru mülkiyetin bu suretle tam mülkiyete dönüşmesi karşılıksız bir intikal niteliği taşımadığından vergi doğmaz.

Vergi borcu tamamen ödenmeden taşınmaz devri yapılabilir mi?

Kural olarak vergi ödenmeden ilişik kesme belgesi verilmez; ancak vergi borcunun yüzde yüz yirmisi tutarında gayrimenkul ipoteği veya süresiz banka teminat mektubu verilmesi halinde tapuda işlem yapılabilir.

Boşanmada tazminat olarak verilen mallar için vergi ödenir mi?

Hayır, boşanma protokolü ve mahkeme kararı doğrultusunda tazminat mahiyetinde devredilen mallar karşılıklı hukuki işlem teşkil ettiğinden veraset ve intikal vergisine tabi değildir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu