Sermaye şirketlerinde ortakların üstlendikleri sermaye koyma borcunu belirlenen vadede ifa etmemeleri, ticaret hukuku zemininde temerrüt sonuçları yaratırken vergi hukuku yönünden vergi idaresi ile yargı mercileri arasında köklü uyuşmazlıklara yol açmaktadır. Temel uyuşmazlık, süresinde ödenmeyen sermaye borcu karşılığında şirket tarafından faiz veya nema işletilmemesinin, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 13. maddesi çerçevesinde transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı sayılıp sayılmayacağı ve ortaklara faizsiz borç para kullandırılması kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğidir.
5520 sayılı KURUMLAR VERGİSİ KANUNU m. 13Kaynağı aç
Danıştay 3. Daire, E. 2023/10539, K. 2024/3236Kaynağı aç
Türk Ticaret Kanunu Kapsamında Sermaye Borcu ve Temerrüt Yaptırımları
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 128. maddesinin birinci fıkrası uyarınca her ortak, usulüne uygun olarak düzenlenmiş ve imzalanmış şirket sözleşmesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçludur. Aynı maddenin yedinci fıkrası uyarınca taahhüt edilen sermaye tutarının ödenmemesi durumunda şirket, ortak aleyhine ifa davası açabileceği gibi, ihtar şartıyla gecikme nedeniyle uğranılan zararın tazminini de isteme hakkına sahiptir; şahıs şirketlerinde bu davayı ortaklar da açabilir. Anonim şirketler bakımından 6102 sayılı Kanun'un 344. maddesi uyarınca, nakden taahhüt edilen payların itibari değerlerinin en az yüzde yirmi beşinin şirketin tescilinden önce, kalan kısmının ise tescili izleyen yirmi dört ay içinde ödenmesi zorunludur; bu ödeme kuralı hem şirket kuruluşunda hem de sermaye artırımı süreçlerinde geçerlidir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 344Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 128Kaynağı aç
6102 sayılı Kanun'un 129. maddesi gereğince zamanında ifa edilmeyen sermaye borcu para alacağı niteliği taşıdığında, şirketin tazminat hakkı saklı kalmak üzere, şirket sözleşmesinde veya esas sözleşmede aksine kural bulunmadıkça şirketin tescili anından itibaren temerrüt faizi ödenir. Türk Ticaret Kanunu sistemi içinde sermaye koyma borcunda temerrüde düşen ortağa karşı temerrüt faizi işletilmesinin yanı sıra ıskat ve ortaklıktan çıkarma, sözleşme cezası talebi, uğranılan zararın tazmini ve dava açılması gibi hukuki yaptırımlar da öngörülmektedir. Ayrıca Kanun'un 130. maddesi gereğince sermaye olarak konulan alacağın öngörülen sürede tahsil edilememesi halinde de ortağın sürenin bitiminden itibaren temerrüt faizi ödemesi hükme bağlanmıştır.
Danıştay 3. Daire, E. 2023/10330, K. 2024/3235Kaynağı aç
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, E. 2022/909, K. 2024/141Kaynağı aç
Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımının Yasal Çerçevesi
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 13. maddesinin birinci fıkrası uyarınca kurumlar, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak belirledikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunursa kazanç kısmen veya tamamen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü dağıtılmış kabul edilir. Kanun koyucu mal veya hizmet alım satımı kavramını geniş tanımlamış olup ödünç para alınması ve verilmesi işlemlerini her hâl ve şartta mal veya hizmet alım satımı kapsamında saymıştır.
Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 13. maddesinin ikinci fıkrasına göre ilişkili kişi; kurumların kendi ortaklarını, kurumların veya ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek kişi veya kurumlar ile idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından doğrudan ya da dolaylı olarak bağlı bulunduğu gerçek kişi veya tüzel kişileri ifade eder. Ortakların eşleri, ortakların veya eşlerinin üstsoy ve altsoyu ile üçüncü derece dahil yansoy ve kayın hısımları da ilişkili kişi kapsamındadır. Doğrudan veya dolaylı ortaklık ilişkisinin varlığı halinde bu hükümlerin tatbiki için en az yüzde on oranında ortaklık, oy veya kâr payı hakkının bulunması şart koşulmuştur; ortaklık bağı bulunmasa dahi doğrudan veya dolaylı olarak en az yüzde on oy veya kâr payı hakkına sahip olanlar da ilişkili kişi sayılmaktadır.
Örtülü kazanç dağıtımının varlığından söz edilebilmesi için ilişkili kişi bağının yanı sıra ilişkili kişiye fiilen bir menfaat aktarımının yapılmış olması şartlarının kümülatif olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu iki şartın somut olayda bir arada bulunup bulunmadığı, sermaye taahhüt borcu uyuşmazlıklarında yargı organlarının farklı sonuçlara ulaştığı temel sorudur. Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazanç, Kanun'un 13. maddesinin altıncı fıkrası doğrultusunda şartların gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı sayılır ve düzeltme işlemleri kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşip ödenmesi şartına tabidir.
Belgelendirme yükümlülüklerinin mevzuata uygun şekilde ve süresinde yerine getirilmesi şartıyla, örtülü dağıtılan kazanç üzerinden zamanında tahakkuk ettirilmemiş vergiler için kesilecek vergi ziyaı cezası, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesindeki fiiller hariç olmak üzere yüzde elli indirimli uygulanır.
Vergi İdaresinin İnceleme Pratiği ve Tarhiyat Gerekçeleri
Vergi incelemelerinde idare, taahhüt edilen sermaye borcunu vadesinde yerine getirmeyen ortakların taahhüt tutarını fiilen şirket bünyesinden çekerek ödünç para kullandığı varsayımından hareket etmektedir. Bu kabul doğrultusunda şirketin ortak nezdinde adat hesabı yürüterek faiz geliri hesaplaması gerektiği ileri sürülmekte; hesaplanmayan faiz tutarları matrah farkı kabul edilerek geçici vergi ve kurumlar vergisi tarhiyatları önerilmektedir.
İdarenin tarhiyat yaklaşımında, borçlandırma işleminin finansman hizmeti teşkil ettiği gerekçesiyle adat faizi üzerinden katma değer vergisi hesaplanması istenmekte ve faiz tutarı için fatura düzenlenmediği ileri sürülerek 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamında özel usulsüzlük cezası tatbik edilmektedir. Ayrıca hesap dönemi sonu itibarıyla kâr payı dağıtılmış sayılarak tevkifat tarhiyatı yapılmakta, gerçek kişi ortaklar açısından ise dağıtıldığı varsayılan kâr payının kanunda belirtilen sınırları aşması halinde beyan yükümlülüğünün doğduğu ileri sürülmektedir.
Yargı İçtihatlarındaki Yaklaşımlar ve İspat Kriterleri
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3/B maddesi gereğince vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır; iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia edilmesi halinde ispat külfeti bunu ileri süren tarafa aittir. Sermaye taahhüdünün süresinde ödenmemesi uyuşmazlıklarında yargı organlarının yaklaşımı temel olarak bu ispat kuralı ve menfaat aktarımının mahiyeti etrafında şekillenmektedir.
Danıştay 3. Dairesi'nin E. 2023/10539, K. 2024/3236 ve E. 2023/10330, K. 2024/3235 sayılı oyçokluğuyla verilen kararlarında; şirket ortaklarınca taahhüt edilen ancak henüz işletme aktifine girmemiş sermaye değerleri üzerinde kurumun tasarruf imkânının bulunmadığı, tasarruf imkânı bulunmayan bir kaynağın ortağa ödünç verilmiş veya bedelsiz kullandırılmış sayılamayacağı kabul edilmiştir. Her iki kararda da karşı oy bulunmaktadır. Daire gerekçesinde, sermaye taahhüdünde temerrüde düşülmesi ve temerrüt faizi işletilmemesi Türk Ticaret Kanunu hükümlerine aykırılık oluştursa dahi bu durumun bir mal veya hizmet alım satımı niteliği taşımadığı, menfaat aktarımı gerçekleşmediğinden transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç hükümlerinin uygulanamayacağı ve tarhiyatın hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Danıştay 4. Dairesi'nin E. 2018/3890, K. 2021/3636 sayılı oyçokluğuyla verilen kararında ise farklı bir hukuki değerlendirme yapılmıştır; her iki ayrı kısım için de karşı oy mevcuttur. Bu kararda, kâr elde etme amacı güden bir şirketin ödenmeyen sermaye borcu için faiz talep etmemesinin ticari icaplara aykırı düştüğü, taahhüt edilen sermayenin şirkete intikal ettirilmemesi nedeniyle şirketin getiri mahrumiyetine uğradığı ve bu mahrumiyetin örtülü kazanç teşkil ederek reeskont faiz oranı üzerinden tarhiyat yapılabileceği belirtilmiştir. Danıştay 4. Dairesi'nin aynı yargılama sürecinde yer alan, 16.12.2021 tarihli ve E. 2017/4059, K. 2021/9687 sayılı bozma kararında da muaccel sermaye alacağının tahsil edilmeyerek getiriden mahrum kalınması örtülü kazanç dağıtımı kapsamında ele alınmıştır.
Danıştay 4. Daire, E. 2018/3890, K. 2021/3636Kaynağı aç
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun E. 2022/909, K. 2024/141 sayılı kararında, sermayenin ifası için belirlenen vadenin henüz dolmadığı durumlarda örtülü kazanç iddiasıyla işlem tesis edilemeyeceğine hükmedilmiştir. Kurulun E. 2022/591, K. 2024/53 sayılı kararında ise vergi inceleme raporunda taahhüt edilen ancak ödenmeyen sermaye tutarının ortaklar tarafından fiilen kullanıldığına dair somut bir tespit yapılmaması halinde bu kısma ilişkin tarhiyatların hukuka aykırı olduğunu kabul eden Bölge İdare Mahkemesi ısrar hükmü onanmıştır. Aynı kararın kasa bakiyesine ilişkin kısmında ise Bölge İdare Mahkemesi'nin Danıştay 4. Dairesi bozma gerekçesine uyarak davayı reddettiği hüküm de onaylanmıştır; bu durum aynı kararın farklı uyuşmazlık kısımlarında birbiriyle zıt sonuçlar içerebildiğini göstermektedir. Kurulun E. 2022/589, K. 2024/44 sayılı kararında ise ödenmeyen sermaye borcunun ortaklara karşılıksız kullandırılmasına bağlı özel usulsüzlük cezasının, unsurların bir arada gerçekleştiğine dair somut tespit olmadan kesilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, E. 2022/589, K. 2024/44Kaynağı aç
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, E. 2022/591, K. 2024/53Kaynağı aç
Sermaye taahhüdünün ödenmemesi doğrudan örtülü kazanç sayılır mı?
Tek bir bağlayıcı kural mevcut değildir. Vergi incelemelerinde bu durum ortaklara karşılıksız finansman sağlama olarak nitelendirilebilmektedir; ancak yargı kararlarında şirket aktifine fiilen girmemiş kaynağın ödünç para sayılamayacağı ve somut tespit olmadan tarhiyat yapılamayacağı yönünde kararlar bulunmaktadır. Danıştay 4. Dairesi ise muaccel alacağın tahsil edilmeyerek getiri mahrumiyetine yol açılmasının örtülü kazanç oluşturabileceği görüşündedir. Daireler arasındaki bu farklı yaklaşım henüz kesin bir kurala bağlanmamıştır.
Sermaye ödeme vadesi dolmadan faiz hesaplanmadığı gerekçesiyle tarhiyat yapılabilir mi?
Sermayenin ödenmesi için öngörülen kanuni veya akdi sürenin henüz dolmadığı hallerde, ödenmeyen tutarın ortaklara kullandırıldığı ve getiri mahrumiyetine yol açıldığı iddiasıyla örtülü kazanç tarhiyatı tesis edilemez.
Anonim şirketlerde taahhüt edilen nakdi sermaye hangi sürede ödenmelidir?
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 344. maddesi uyarınca nakden taahhüt edilen payların itibari değerlerinin en az yüzde yirmi beşi şirketin tescilinden önce, kalan tutarı ise tescili izleyen yirmi dört ay içinde ödenir. Payların çıkarma primlerinin tamamının tescilden önce ödenmesi zorunludur. Sermaye Piyasası Kanunu'nun pay bedellerinin ödenmesine ilişkin hükümleri saklıdır.
Somut tespit olmadan özel usulsüzlük cezası kesilebilir mi?
Taahhüt edilen ancak ödenmeyen sermaye borcunun ortaklara karşılıksız kullandırıldığından hareketle özel usulsüzlük cezası kesilebilmesi için yasanın aradığı unsurların bir arada gerçekleştiğine dair somut tespit bulunması gerekmektedir; bu tespit yapılmadan kesilen ceza hukuka aykırı kabul edilmektedir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

