Vekile Yapılan Tebligatların Geçerliliği ve İstisnaları

by Avukat Erdal Ersoy
Vekile Yapılan Tebligatların Geçerliliği ve İstisnaları

Vekile Tebligat Kuralı ve Tebliğin Gerçekleştirilme Usulü

Vekil vasıtasıyla yürütülen işlerde tebligat vekile yapılır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11. maddesinin birinci fıkrası ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 18. maddesinin birinci fıkrası, vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağını hükme bağlar. Avukat tarafından takip edilen işlerde vekilin bürosunda yapılacak tebligatların resmî çalışma gün ve saatleri içinde yapılması kanuni bir zorunluluktur.

7201 sayılı TEBLİGAT KANUNU m. 11Kaynağı aç
Madde 11 – (Değişik birinci fıkra: 6/6/1985 – 3220/5 md.) Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır. Ancak, Ceza Muhakemeleri Usulu Kanununun, kararların sanıklara tebliğ edilmelerine ilişkin hükümleri saklıdır. (Ek ikinci fıkra: 11/1/2011-6099/4 md.) Avukat tarafından takip edilen işlerde, avukatın bürosunda yapılacak tebligatlar, resmî çalışma gün ve saatleri içinde yapılır. Kanuni mümessilleri bulunanlara veya bulunması gerekenlere yapılacak tebligat kanunlara göre bizzat kendilerine yapılması icabetmedikçe bu mümessillere yapılır. Hükmi şahıslara ve ticarethanelere tebligat:
15828 sayılı TEBLİGAT KANUNUNUN UYGULANMASINA DAİR YÖNETMELİK m. 18Kaynağı aç
MADDE 18 – (1) Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekile bürosunda yapılacak tebligat, resmî çalışma gün ve saatleri içinde yapılır. (2) Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır. Ancak, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun, kararların sanıklara tebliğ edilmesine ilişkin hükümleri saklıdır. Kanuni temsilciye tebligat

Birden Çok Vekil Bulunması ve İkinci Tebligatın Sürelere Etkisi

Takip edilen işte tarafın birden çok vekili bulunması hâlinde bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11. maddesinin birinci fıkrası ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 18. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, tebligat birden fazla vekile yapılmış ise bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır.

Usulüne uygun şekilde yapılan ilk tebligattan sonra aynı konuda ikinci kez tebligat yapılması, temyiz veya kanun yolu süresini yeniden başlatmaz.

Vekil Varken Asile Yapılan Bildirimler ve Usulsüz Tebligat

Vekille takip edilen işlerde, özellikle icra emri veya karar tebliği gibi işlemlerde tebligatın vekile yapılması gerekir; bu tür işlemlerde asile yapılan tebligatın süreci başlatmayacağı ve sonuç doğurmayacağı kabul edilmektedir.

Tebligatın kanuni usullere aykırı düzenlenmesi durumunda 7201 sayılı Kanun'un 32. maddesinde yer alan usulsüz tebligat hükmü tatbik edilir. Bu hükme göre tebliğ usulüne aykırı gerçekleştirilmiş olsa dahi muhatap tebliğden haberdar olmuşsa tebligat muteber kabul edilir. Usulsüz tebligatta muhatabın işlemi öğrendiğini beyan ettiği tarih kanunen esas tebliğ tarihi sayılır. Ancak muhatabın usulsüz bildirimden ne zaman haberdar olduğunun tespiti ve öne sürülmesi somut delillere dayanmalıdır.

7201 sayılı TEBLİGAT KANUNU m. 32Kaynağı aç
Madde 32 – Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur. Resmi ve adli tatil günlerinde tebligat:

İcra Takiplerinde Tebligatın Muhatabı ve Elektronik Bildirimler

İcra takiplerinde vekil sıfatıyla takibe katılma önem taşır; vekil takip talebini imzalamış veya borçlu adına itiraz etmişse tebligat vekile yapılır. Takibe bu şekilde katılmamış genel vekile tebligat yapılması ise vekilin kabulüne bağlıdır.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 89. maddesinin son fıkrası gereğince, haciz ihbarnamelerinin muhataba bildirimi ve bu ihbarnamelere karşı sunulacak cevaplar Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi ve sisteme entegre bilişim altyapıları üzerinden güvenli elektronik imza ile yapılabilir; bu sistemle gerçekleştirilen bildirimler kanunen tebliğ hükmündedir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 89Kaynağı aç
Madde 89 – (Değişik: 18/2/1965-538/49 md.) Hamiline ait olmıyan veya cirosu kabil bir senetle müstenit bulunmıyan alacak veya sair bir talep hakkı veya borçlunun üçüncü şahıs elindeki taşınır bir malı haczedilirse icra memuru; borçlu olan hakiki veya hükmi şahsa bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödiyebileceğini ve takip borçlusuna yapılan ödemenin muteber olmadığını veya malı elinde bulunduran üçüncü şahsa bundan böyle taşınır malı ancak icra dairesine teslim edebileceğini, malı takip borçlusuna vermemesini, aksi takdirde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağını bildirir (Haciz ihbarnamesi).Bu haciz ihbarnamesinde, ayrıca 2, 3 ve 4 üncü fıkra hükümleri de üçüncü şahsa bildirilir. Üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borç ödenmiş veya mal istihlak edilmiş veya kusuru olmaksızın telef olmuş veya malın borçluya ait olmadığı veya malın kendisine rehnedilmiş olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise, keyfiyeti, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmeye mecburdur. (Değişik üçüncü fıkra: 17/7/2003-4949/22 md.) Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse, mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır ve kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmediği, bu nedenle de malın yedinde veya borcun zimmetinde sayıldığı ikinci bir ihbarname ile bildirilir. Bu ikinci ihbarnamede ayrıca, üçüncü şahsın ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ikinci fıkrada belirtilen sebeplerle itirazda bulunması, itirazda bulunmadığı takdirde zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmesi istenir. İkinci ihbarnameye süresi   içinde    itiraz etmeyen    ve zimmetinde sayılan   borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa   onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur. Bu süre içinde 106 ncı maddede belirtilen süreler işlemez. Bu davada üçüncü şahıs, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmeye mecburdur. Üçüncü şahıs açtığı bu davayı kaybederse, mahkemece, dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkûm edilir. Bu fıkraya göre açılacak menfi tespit davaları maktu harca tabidir.[40] Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek üçüncü şahsın 338 inci maddenin 1 inci fıkrası hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahküm edilmesini istiyebilir. İcra mahkemesi, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder. Üçüncü şahıs, kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle müddeti içinde haciz ihbarnamesine itiraz etmediği takdirde 65 inci madde hükmü uygulanır. (Değişik son cümle: 17/7/2003-4949/22 md.) Her hâlde üçüncü şahıs, borçlu ile kötü niyetli alacaklıya karşı dava açarak ödemek zorunda kaldığı paranın veya teslim ettiği malın iadesini isteyebilir. Malın teslimi mümkün olmazsa, alacaklı icra mahkemesine müracaatla değerini üçüncü şahsa ödetmek hakkını haizdir. (Değişik yedinci fıkra: 2/7/2012-6352/18 md.) Haciz ihbarnamesi, borçlunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bir tüzel kişinin veya müessesenin şubesine veya tüm şubelerini kapsayacak şekilde merkezine tebliğ edilir. Haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği merkez, tüm şubeleri veya birimlerini kapsayacak şekilde beyanda bulunmakla yükümlüdür. Üçüncü şahsın beyanı hiçbir harc ve resme tabi değildir. Bu madde hükmü, memuriyeti hasebiyle hakikate muhalif beyanda bulunan memurlar hakkında da uygulanır. (Ek fıkra:6/12/2018-7155/12 md.) Bu madde uyarınca haciz ihbarnamelerinin bildirimi ve bu ihbarnamelere verilecek cevaplar, güvenli elektronik imza kullanılmak suretiyle Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi ve bu sisteme entegre bilişim sistemleri üzerinden de yapılabilir. Bu usulle yapılan bildirim tebliğ yerine geçer. 3 – Diğer haklar için:

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 16. maddesi gereğince, kanunun çözümünü mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere, icra ve iflas dairelerinin işlemlerinin kanuna aykırı olmasından veya olaya uygun bulunmamasından dolayı işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine şikâyette bulunulabilir. Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı ise her zaman şikâyet yoluna başvurulabilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 16Kaynağı aç
Madde 16 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere İcra ve İflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır. Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikayet olunabilir. Şikayet üzerine yapılacak muameleler:

Davaya Vekâletin Kapsamı, Azil ve İstifanın Şartları

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 73. maddesinin birinci fıkrası uyarınca davaya vekâlet; kanunda özel yetki verilmesini gerektiren hususlar saklı kalmak üzere hüküm kesinleşinceye kadar davanın takibi için gereken bütün işlemlerin ifasını, hükmün yerine getirilmesini, yargılama giderlerinin tahsili ile makbuz verilmesini ve bu işlemlerin tamamının bizzat vekile karşı da yapılabilmesini kapsar. Anılan maddenin ikinci fıkrası uyarınca vekâlet yetkisini sınırlandırmaya matuf bütün kısıtlayıcı işlemler karşı taraf yönünden geçersizdir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 73Kaynağı aç
MADDE 73- (1) Davaya vekâlet, kanunda özel yetki verilmesini gerektiren hususlar saklı kalmak üzere, hüküm kesinleşinceye kadar, vekilin davanın takibi için gereken bütün işlemleri yapmasına, hükmün yerine getirilmesine, yargılama giderlerinin tahsili ile buna ilişkin makbuz vermesine ve bu işlemlerin tamamının kendisine karşı da yapılabilmesine ilişkin yetkiyi kapsar. (2) Belirtilen bu yetkiyi kısıtlamaya yönelik bütün sınırlandırıcı işlemler, karşı taraf yönünden geçersizdir. Davaya vekâlette özel yetki verilmesini gerektiren hâller

Vekilin görevden azledilmesi veya vekillikten istifa etmesi durumunun mahkeme ve karşı taraf bakımından bağlayıcı hüküm doğurabilmesi için 6100 sayılı Kanun'un 81. maddesi gereğince bu beyanın bir dilekçeyle bildirilmesi yahut tutanağa geçirilmesi ve icap ettiğinde ilgili tarafa yapılacak tebligat giderinin peşin ödenmesi şarttır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 81Kaynağı aç
MADDE 81- (1) Vekilin azli veya istifasının, mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm ifade edebilmesi için, bu konudaki beyanın dilekçeyle bildirilmesi veya tutanağa geçirilmesi ve gerektiğinde ilgilisine yapılacak tebligat giderinin de peşin olarak ödenmesi zorunludur. Vekilin istifası

İstifa eden vekilin vekâlet görevi, 6100 sayılı Kanun'un 82. maddesinin birinci fıkrası uyarınca istifanın müvekkile tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta süreyle devam eder. İstifanın bildirilmesinin ardından vekâlet veren davayı bizzat takip etmez ve aynı zamanda başka bir vekil de tayin etmezse tarafın yokluğu hâlinde uygulanacak usul hükümlerine göre işlem yapılır. Bu ihtarat ve yasal sonuçlar istifa dilekçesiyle birlikte müvekkile bildirilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 82Kaynağı aç
MADDE 82- (1) İstifa eden vekilin vekâlet görevi, istifanın müvekkiline tebliğinden itibaren iki hafta süreyle devam eder. (2) Vekilin istifa etmiş olması hâlinde, vekâlet veren davayı takip etmez ve başka bir vekil de görevlendirmez ise tarafın yokluğu hâlinde uygulanacak hükümlere göre işlem yapılır. (3) Yukarıdaki fıkralarda yer alan hususlar, istifa eden vekilin istifa dilekçesi ile birlikte vekâlet verene ihtaren bildirilir. Vekilin azli

Vekile Tebligat Kuralının Kanuni İstisnaları

7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11. maddesinin birinci fıkrası ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 18. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ceza muhakemesi mevzuatının kararların sanıklara tebliğ edilmesine ilişkin hükümleri saklı tutulmuştur. Bu doğrultuda ceza dosyalarında bazı kararların bizzat sanığa tebliği zorunluluğu bulunabileceğinden, vekile tebligat yapılması her durumda tek başına yeterli görülmeyebilir.

Öte yandan 7201 sayılı Kanun'un 11. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, kanuni temsilcisi bulunan yahut bulunması gereken kimselere yöneltilecek tebligatlar, kanun gereğince bizzat ilgilisine yapılması zorunlu kılınmadıkça kanuni temsilcilere yapılır.

Birden çok vekil bulunduğunda tebligat kime yapılır ve süreler nasıl başlar?

İş birden çok vekille takip ediliyorsa tebligatın vekillerden birine yapılması kural olarak yeterlidir; tebligat birden çok vekile yapılmışsa ilk vekile tebliğ edilen tarih esas alınır ve kanuni süreler bu tarihten itibaren işlemeye başlar.

Vekil varken asile yapılan tebligat geçerli sayılır mı?

Vekille takip edilen işlerde tebligatın asile yapılması usulsüzlük teşkil edebilir; ancak tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatap tebliğe muttali olmuşsa tebligat geçerli sayılır ve muhatabın haberdar olduğunu beyan ettiği tarih kanunen esas tebliğ tarihi kabul edilir.

İstifa eden vekilin sorumluluğu ve tebligat alma yükümlülüğü ne zaman sona erer?

İstifa eden vekilin görevi istifa kararının müvekkiline tebliğinden itibaren iki hafta boyunca sürer; bu süre zarfında müvekkil davayı bizzat takip etmez ve başka bir vekil de atamazsa dosya hakkında tarafın yokluğu hükümleri uygulanır.

İcra dairesinin işlemlerine karşı hangi sürede şikâyet yoluna başvurulur?

Kanunun çözümünü mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere, icra dairesi işlemlerinin kanuna veya olaya uygun bulunmaması hâlinde öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine şikâyet yoluna gidilebilir. Bir hakkın yerine getirilmemesi veya sebepsiz sürüncemede bırakılması hâlinde ise her zaman şikâyette bulunulabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu