HMK Madde 49 Davanın Reddi Hâlinde Disiplin Para Cezası

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 49 Davanın Reddi Hâlinde Disiplin Para Cezası

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca, hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı Devlet aleyhine açılan tazminat davasının esastan reddedilmesi hâlinde davacı, beş yüz Türk Lirasından beş bin Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına mahkûm edilir. Hâkimlerin hukuki sorumluluğuna dayalı davanın esastan reddi durumunda disiplin para cezasına hükmedilmesi kanuni bir zorunluluktur.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 49Kaynağı aç
MADDE 49- (1) Dava esastan reddedilirse davacı, beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına mahkûm edilir. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Taraflar ve Davaya Katılan Üçüncü Kişiler BİRİNCİ AYIRIM Tarafların Ehliyetleri Taraf ehliyeti
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2014/1141, K. 2016/1031Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2014/1141 E.  ,  2016/1031 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Yargıtay .. Hukuk Dairesi (İlk Derece) Av. … FER'İ MÜDAHİL : … Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay …. Hukuk Dairesince; “Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı aleyhine … İcra Müdürlüğü'nün 2011/14033 esas sayılı takip dosyası üzerinden çok büyük meblağlı sahte bir Bonoya dayalı olarak icra takibi yapılması ve hacizlere girişilmesi üzerine davacı tarafından takip alacaklısı ile bonoda lehtar ve ilk ciranta görünen kişilere karşı …Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/564 esasına kayıtlı menfi tespit ve bono iptali davası açtığını ve bu davada dava konusu takibin teminatsız olarak durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talep edildiğini, bu talebin dava tarihinde yürürlükte olan HUMK'nun 317. maddesine dayandırıldığını, ancak mahkemece bu talep İİK'nun 72. maddesi kapsamında değerlendirilerek %15 teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi şeklinde ihtiyati tedbir kararı verildiğini, daha sonra dava devam ederken HMK'nun yürürlüğe girdiğini ve HUMK'nun 317. maddesinin yerini HMK'nun 209/1 maddesinin aldığını, davacının bu değişiklikten sonra mahkemeye sahtecilik iddiasıyla açtığı davada HMK'nun 209/1 maddesi gereğince teminatsız olarak takibin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesi için başvurular yapan davacının bu taleplerinin 14.06.2012 ve 31.03.2013 tarihli kararlarla reddedildiğini böylece mahkeme hakimi 38534 Sayın …'ın "hakkın yerine getirilmesinden kaçınmak" ve "farklı anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar vermek" suretiyle davacıyı maddi ve manevi zarara soktuğunu belirterek HMK'nun 46/1/c-e maddelerinde belirtilen sebeplerle meydana gelen davacı zararından fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak şartıyla şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davası hak düşürücü süre içinde açılmadığından öncelikle usulden reddedilmesi gerektiğini, esasa ilişkin olarak da davanın HMK'nun 46. maddesinde yazılı yasal sebeplerinin varit olmadığı ve davacının iddialarını ispata yetecek yazılı delil göstermediğini belirterek davanın reddine ve davacının disiplin para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili tarafından açılan tazminat davası HMK'nun 48/2 maddesi gereğince ilgili hakime res'en ihbar edilmiştir. İhbar olunan beyan dilekçesinde; davacının ileri yaşı ve ilgili dosyalardaki bazı beyanları karşısında kendisinin HMK'nun 114/1-d maddesinde yazılı dava şartlarından olan dava ehliyeti sahip olup olmadığının araştırılması gerektiğini, davacının bazı hususları kasten gizleyerek yanlış yönlendirme yapmaya çalıştığını, bu cümleden olmak üzere davacının …. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde dava açmadan önce aynı takip hakkında … İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2011/900 esas sayılı davasını açtığını ve bu mahkeme tarafından 27.02.2012 tarihinde HMK'nun 209/1 maddesi gereğince takibin durdurulmasına karar verildiğini ve bu ihtiyati tedbirin halen devam ettiğini, kendisinin baktığı menfi tespit davasının takipten sonra açıldığını ve bu nedenle takibin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir verilmesinin kanunen mümkün olmadığını, bu yönden kanuni imkan çerçevesinde icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi şeklinde ihtiyati tedbir kararı verdiğini, ayrıca dava tarihinde HMK'nun 209/1 maddesinin halen yürürlükte olmadığını, ayrıca HMK'nun 209/1 maddesi ile İİK'nun 72. maddesi arasındaki çelişkiye göre HMK'nun 209/1 maddesine nasıl bir anlam verilmesi gerektiği hakkında doktrinde ve Yargıtay kararlarında farklı görüşler ortaya çıktığını, bu bakımdan HMK'nun 209/1 maddesinin farklı anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir hüküm olmadığını, davacının kendisinin tarafsız ve adil davrandığını bildiği halde farklı amaçlarla ve davaya kendisinin bakmasını engellemek saikiyle iş bu haksız davayı açtığını, belirterek; davanın reddine ve davacının en üst sınırdan disiplin para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesini istemiştir. İhbar olunan … daha sonra 14.04.2014 havale tarihli dilekçesiyle davaya davalı yanında fer'i müdahil olarak katılma talebinde bulunmuş ve bu talebi kabul edilmiştir. Dava devam ederken davacının vefat ettiği anlaşılmış ve mirasçıları davaya devam etmişlerdir. Dava, HMK'nun 46/1/c-e maddelerinde gösterilen sebeplerle hakimin sorumluluğuna dayalı olarak devlete karşı açılmış bir maddi ve manevi tazminat davasıdır. Taraflar arasında davacının davacısı olduğu ve HUMK'nun 317. maddesi ve HMK'nun 209/1 maddesine dayalı taleplerinin reddedildiği … Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/564 esas sayılı dosyasına hakim 38534 … tarafından bakıldığı ve dava konusu yapılan ret kararlarının bu hakim tarafından verildiği hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki çekişme, davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı ve ilgili hakimin "hakkın yerine getirilmesinden kaçınıp kaçınmadığı" ve "farklı anlam yüklenemeyecek karar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar verip vermediği" hususları ve son olarak davacının maddi ve manevi zararının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. Mahkememizce yapılan ön inceleme sonunda tahkikat aşamasında geçilmesine karar verilmiş ve yapılan tahkikatta taraflarca ibraz edilen yazılı deliller dışında …. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/564 esas sayılı dosyası (ticaret mahkemelerinin yeniden yapılandırılmasından sonra ….Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/89 esas sayılı dosyası) getirtilerek incelenip fotokopisi çekildikten sonra iade edilmiş ve böyle tahkikat tamamlanmıştır. Mahkememizce yapılan tahkikat sonunda elde edilen delillere göre; iş bu davada hak düşürücü sürenin varit olmadığı anlaşılmakla işin esasına girilmiştir. İşin esasına yönelik değerlendirmede; ilgili hakimin davacının talepleri hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verdiği anlaşılmakla ilgili hakimin HMK'nun 46/1/e maddesinde yazılı "hakkın yerine getirilmesinden kaçınılması" durumunun olmadığı açıktır. Davacının ilgili hakim tarafından HMK'nun 46/1/c maddesinde yazılı "farklı anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar verilmiş olması" iddiasına gelince; dava tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'nun 317. maddesinin uygulanma koşulları oluşmadığından ilgili hakimin İİK'nun 72/3 maddesi 1. cümlede yer alan takipten sonra açılan menfi tespit davalarında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilmesi yasağına uyarak İİK'nun 72/3 maddesi 2. cümle gereğince icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi şeklinde ihtiyati tedbir kararı vererek davacı için verilebilecek en elverişli geçici hukuki korumayı sağladığı anlaşılmaktadır. Davacının daha sonra yürürlüğe giren HMK'nun 209/1 maddesine dayalı taleplerine gelince; kanunun bu hükmünün muadili olan HUMK'un 317. maddesinden farklı düzenlenmiş olması nedeniyle İİK'nun 72. maddesiyle çelişkili bir düzenleme olduğu, bu maddenin nasıl yorumlanması ve uygulanması gerektiği hususunda doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında farklı görüşler ortaya çıktığı ilgili hakimin HMK'na göre daha özel bir yasa olan İİK'nu uygulanmasının hakimin yargı yetkisi ve takdir hakkı cümlesinden olup bir hukuki sorumluluk sebebi olamayacağı, zira HMK'nun 209/1 maddesinin şu an itibariyle ve üzerindeki kesinleşmemiş tartışmalar nedeniyle "farklı anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmü" olmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki davacının …. İcra Hukuk Mahkemesi'nden HMK'nun 209/1 maddesi gereğince aldığı ihtiyati tedbirin de devam etmekte olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla davacının maddi ve manevi tazminat davasının reddi gerekmiştir. Davanın esastan reddedilmiş olması nedeniyle davacıya disiplin para cezası verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davasının reddine, HMK'nun 49. maddesi gereğince takdiren 750,00 TL disiplin para cezasının davacıdan tahsiliyle hazineye gelir kaydına, Bu karar nedeniyle alınması gereken 25,20 TL ret harcı 342,00 TL peşin harçtan indirilerek geriye kalan 316,80 TL harç bedelinin karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine, Davacının yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Davalının posta giderinden ibaret 16,00 TL yargılama gideriyle hüküm tarihinde yürürlükte olan …Ü.T.'nin 10/4 ve 12. maddeleri gereğince takdir edilen maddi tazminat davası için 3.000,00 TL ve manevi tazminat davası için 3.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davalı yanında fer'i müdahilin yargılama gideri olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,” dair oybirliği ile verilen 15.04.2014 gün ve 2013/1 E., 2014/1 K. sayılı karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Davacı tarafın temyiz isteminin süresinde olduğunun anlaşılmasından ve dosyadaki tüm kağıtların okunmasından sonra gereği düşünüldü: Dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46.maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, Bakırköy 12. İcra Müdürlüğü'nün 2011/14033 sayılı takip dosyası üzerinden sahte bir bonoya dayalı olarak müvekkili aleyhine icra takibi yapılması ve hacizlere girişilmesi üzerine, davacı tarafından takip alacaklısı ile bonoda lehtar ve ilk ciranta görünen kişilere karşı … Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/564 Esas sayılı dosyası ile menfi tespit ve bono iptali davası açıldığını, bu davada dava konusu takibin teminatsız olarak durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talep edildiğini, bu talebin dava tarihinde yürürlükte olan HUMK'nın 317. maddesine dayandırıldığını, ancak mahkemece bu talebin İİK'nın 72. maddesi kapsamında değerlendirilerek % 15 teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi şeklinde ihtiyati tedbir kararı verildiğini, dava devam ederken HMK'nın yürürlüğe girdiğini, davacının bu değişiklikten sonra mahkemeye sahtecilik iddiasıyla açtığı davada HMK'nın 209/1. maddesi gereğince teminatsız olarak takibin durdurulması için başvurular yaptığını, davacının bu taleplerinin reddedildiğini belirterek maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı … vekili cevap dilekçesinde, davanın süresinde açılmadığını ve sorumluluk koşullarının da oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İhbar olunan beyan dilekçesinde, davacının …. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde dava açmadan önce aynı takip hakkında….İcra (Hukuk) Mahkemesi'nin 2011/900 Esas sayılı dosyası ile şikayet yoluna başvurduğunu, mahkeme tarafından 27.02.2012 tarihinde HMK'nın 209/1 maddesi gereğince takibin durdurulmasına karar verildiğini ve bu ihtiyati tedbirin halen devam ettiğini, kendisinin baktığı menfi tespit davasının takipten sonra açıldığını ve bu nedenle takibin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir verilmesinin kanunen mümkün olmadığını, kanuni imkan çerçevesinde icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi şeklinde ihtiyati tedbir kararı verdiğini, HMK'nın 209/1. maddesinin farklı anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir hüküm olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Özel Dairece yukarıda başlık bölümüne alınan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bilgi ve belgelere, Daire kararında açıklanan gerektirici nedenlere, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen Yargıtay … Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın onanması gerekir. SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Yargıtay …. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilamı harcı peşin alındığından başka harç alınmasına mahal olmadığına, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu açık olmak üzere 09.11.2016 gününde oybirliği ile karar verildi. … H.G.K….Y. … 14.H.D. Bşk. … 16.H.D. Bşk. … 17.H.D. Bşk. … 21.H.D. Bşk. … 20.H.D. Bşk. … 1.H.D. Bşk. … 18.H.D. Bşk. … 8.H.D. Bşk. … 23.H.D. Bşk. … 22.H.D. Bşk. … 13.H.D. Bşk. … 5.H.D….V. … … … … … … … … … … … … … …

Disiplin Para Cezası Takdirinde Gözetilen Ölçütler

Disiplin para cezasının miktarının belirlenmesinde kanunda öngörülen hadler dahilinde mahkemenin takdir hakkı bulunmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2014/1141 Esas, 2016/1031 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, davanın reddi hâlinde takdir edilen disiplin para cezası davacıdan tahsil edilerek Hazineye gelir kaydedilir.

Mahkemece disiplin para cezası tayin edilirken kanundaki maktu ceza miktarlarına uygulanması gereken artırım ile birlikte davaya konu olayın gelişim biçimi ve dava dosyasına yansıyan tüm somut olgular göz önünde bulundurulur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2024/192 Esas, 2024/691 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, dosya kapsamındaki olguların niteliği değerlendirilerek alt ve üst sınırlar arasında uygun bir disiplin cezası takdir edilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/192, K. 2024/691Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2024/192 E.  ,  2024/691 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2022/28 E., 2023/62 K. KARAR : Davanın reddine 1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı Yargıtay 4. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiştir. 2. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi 4. Davacı vekili; davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 46/1-c maddesine dayalı olarak açıldığını, eldeki davaya konu zararın Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.10.2019 tarihli ve 2019/138 Esas, 2019/393 Karar sayılı kararında müvekkili aleyhine hatalı şekilde hesaplanan yahut hiç hesaplanmayan vekâlet ücretleri ve hatalı şekilde müvekkili aleyhine hesaplanan harçlardan doğduğunu, mahkemece kabul ve ret oranlarının doğru uygulanmadığını, bu hususların kanun yolu başvurularında dikkate alınmadığını, ayrıca dava konusu B-6 Blok 15 numaralı bağımsız bölüm yönünden 6100 sayılı Kanun’un 125 inci maddesi kapsamında seçim hakkı kullanılıp iddia ispat edilememesine rağmen müvekkili aleyhine açık yasa hükmüne aykırı olarak tazminata hükmedildiğini, bu husustaki kanun yolu başvurularının reddedildiğini, müvekkili aleyhine haksız olarak tazminata hükmedildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla toplam 92.660,50 TL’nin 15.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı 5. Davalı … vekili; 6100 sayılı Kanun’un 46 ncı madde koşullarının somut olayda mevcut olmadığını, tazminat talebinin yasal dayanağının bulunmadığını, talebe dayanak olarak verilen işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu, iddiayı ispata yeterli delil sunulmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Özel Daire Kararı 6. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 09.05.2023 tarihli ve 2022/28 Esas, 2023/62 Karar sayılı kararı ile; “…Hakimlerin verdikleri kararlardan dolayı ilke olarak sorumlu tutulmayacakları esas olmakla birlikte, hakimin bağımsızlığı kadar tarafsızlığını da teminat altına almak amacıyla hukuki sorumluluğunun tespiti özel bir usule tabi tutulmuştur. Kanunun öngördüğü sorumluluk sebepleri sınırlı sayılmıştır (numerus clausus) ve bunların varlığının kabul edilebilmesi için hakimlerin genel olarak kasıtlı veya ağır kusurlu tutum ve davranışlarının varlığı gerekmektedir. Hakimin sorumluluğu nedeniyle dava açılabilmesi için kanunda sayılan sebeplerin varlığı gerekmekte olup, kanunda sayılmayan sebeplerden dolayı tazminat davası açılamaz. Bu tür davalarda davacı, hakimin yargılama faaliyetinin 6100 sayılı HMK'nın 46.maddesinde sayılan sebeplerden birisine girdiğini, yani hakim tarafından hukuka aykırı (haksız) yargısal işlem/eylem yapıldığını, hakimin ağır kusuru veya kastı olduğunu, bundan dolayı zarar gördüğünü ve hakimin davranışıyla zarar arasındaki illiyet (nedensellik) bağının varlığını ispatla yükümlüdür. Hakimlerin yargılama faaliyetinden dolayı devlet aleyhine açılan eldeki tazminat davasında davaya dayanak yapılan olgular özetle; muris muvazaasına dayalı olarak görülen davada B-6 Blok 3. kat 15 nolu taşınmaz yönünden hatalı şekilde eksik hesaplanan ya da hiç hesaplanmayan vekalet ücretine hükmedildiği, kısmen kabul kısmen ret hükmü kurduğu halde ret ve kabul oranlarını doğru uygulamadığı, Yargıtay Dairesinin de bu yönlerden yapılan itirazlarını dikkate almadığı, harç miktarlarının fazla hesaplandığını, ayrıca HMK'nın 125. madde uyarınca seçim hakkını kullanan ve davasını dahili davalı yaptığı…'a yönelttiği, kendisi hakkında hüküm kurulamayacağı, iddiasını kanıtlayamayan davacı yanın dava konusu B-6 Blok 3. kat 15 nolu taşınmaz yönünden tescil talebi reddedilmesine rağmen açık ve kesin yasa maddesine aykırı olarak bu kez tazminata hükmedildiği, bu yönlerden yaptığı temyiz ve karar düzeltme talepleri hakkında da açık ve kesin kanun hükümlerine aykırı karar verildiği bu nedenle maddi zarara uğradığı iddialarıdır. 6100 sayılı HMK'nın 46.maddesinde sayılan sebeplere bakıldığında bu sebeplerin tamamının nitelikleri gereği hukuka aykırılık taşıdığı ve hakimin ağır kusuruna (hatta kastına) dayalı olduğu (örneğin; taraf tutma, duruşma tutanağında yazılı olmayan sebeple karar verme, menfaat karşılığı karar verme, kanuna açık aykırılık, adalet dağıtmaktan kaçınma, duruşma tutanağını tahrif vs.) görülmektedir. Hakimin takdir yetkisi kapsamında kalan delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin hususlar tazminata konu edilemez. Çünkü HMK'nın 46.maddesindeki koşullar hakimin takdir yetkisinin ötesinde kasıt veya kasta yakın ağır kusur hallerinde başka türlü yorumlanması mümkün olmayan hukuk kurallarının yanlış uygulanması söz konusu olduğunda oluşabilecektir. Somut olayda HMK'nın 46.maddesindeki koşullardan hiçbirisi gerçekleşmemiştir. Davacı, HMK'nın 46.maddede sayılan sınırlı hukuki sorumluluk nedenlerinin eldeki davada gerçekleştiğini kanıtlayamamıştır. Hal böyle olunca davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Öte yandan HMK’nın 49. maddesi uyarınca, davanın esastan reddi halinde disiplin para cezasına hükmedilmesi gerektiğinden, bu konuda dava konusu olayın gelişim biçimi ve dosyaya yansıyan olgular göz önünde bulundurulmuş, 1.000,00 TL disiplin para cezasının verilmesinin uygun olacağı değerlendirilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda gösterilen nedenlerle; 1-HMK'nın 46. maddesindeki şartlar oluşmadığından davanın esastan reddine, 2-HMK'nın 49.maddesine göre takdiren 1.000,00 TL disiplin para cezasının davacıdan tahsiline ve hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Alınması gereken 179,90 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 1.582,40 TL'den mahsubuna, kalan 1.402,50 TL'nin istek halinde davacıya iadesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca 17.800,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,…” karar verilmiştir. Kararın Temyizi 7. Özel Daire kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. GEREKÇE 8. Dava, 6100 sayılı Kanun’un 46 ncı maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. 9. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46 ncı maddesinde sorumluluk nedenleri sınırlı olarak sayılmıştır. Anılan maddede “(1) Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir: a) Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması. b) Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması. c) Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması. ç) Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması. d) Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması. e) Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması.” düzenlemesi bulunmaktadır. 10. Somut olayda 6100 sayılı Kanun’un 46 ncı maddesinde sınırlı sayıda belirtilen sorumluluk sebeplerinden hiçbiri bulunmadığından ve hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı tazminat şartları oluşmadığından Özel Dairece davanın reddine karar verilmesi yerindedir. 11. Hâl böyle olunca, yapılan açıklamalara, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bilgi ve belgelere, Daire kararında açıklanan gerektirici nedenlere, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın onanması gerekir. III. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın ONANMASINA, Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına, 11.12.2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Hâkimlerin Hukuki Sorumluluğunun Sınırları ve Ret Sebepleri

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 46. maddesinin birinci fıkrasına göre Devlet aleyhine tazminat davası ancak kanunda sınırlı olarak düzenlenen sebeplere dayanılarak açılabilir. Bu haller; taraflardan birini kayırma, taraf tutma yahut hasımlık ve kin sebebiyle hukuka aykırı karar verilmesi; menfaat temini veya vaadiyle kanuna aykırı hüküm kurulması; farklı biçimde yorumlanamayacak derecede açık ve kesin bir kanun kuralına aykırı davranılması; duruşma tutanağında yer almayan bir gerekçeyle karar tesis edilmesi; duruşma tutanaklarının ya da kararların bozulup tahrif edilmesi veya söylenmemiş ifadelerin karara etki edecek tarzda söylenmiş gibi gösterilmesi ile adaletin yerine getirilmesinden kaçınılmasıdır. Kanun metninin farklı bir anlama imkân vermeyecek açıklıkta bulunmasına rağmen buna aykırı karar verilmesi durumunda Devletin hukuki sorumluluk koşulları gerçekleşir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 46Kaynağı aç
MADDE 46- (1) Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir: a) Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması. b) Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması. c) Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması. ç) Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması. d) Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması. e) Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması. (2) Tazminat davasının açılması, hâkime karşı bir ceza soruşturmasının yapılması yahut mahkûmiyet şartına bağlanamaz. (3) Devlet, ödediği tazminat nedeniyle, sorumlu hâkime ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde rücu eder. Davaların açılacağı mahkeme

Hâkimlerin yargılama faaliyetinden doğan sorumluluk hâlleri kanunda sınırlı ve sayılı düzenlendiğinden, hâkimin takdir yetkisi kapsamında kalan delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin hususlar tazminat davasına konu edilemez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2024/192 Esas, 2024/691 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, kanundaki sorumluluk koşulları hâkimin takdir yetkisinin ötesinde kasıt veya kasta yakın ağır kusur hallerinde söz konusu olabilecektir; davacının bu sınırlı nedenlerin gerçekleştiğini kanıtlayamadığı durumlarda davanın esastan reddine ve disiplin para cezasına karar verilir.

Dava Usulü, Görevli Mahkeme ve Temyiz İncelemesi

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 47. maddesi gereğince, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi hâkimlerinin fiil ve kararlarından ötürü Devlet aleyhine açılan tazminat davaları ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay ilgili hukuk dairesinde görülür. Yargıtay Başkan ve üyeleri ile kanunen onlarla aynı konumda olanların fiil ve kararlarından dolayı tazminat davaları Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesinde, bu dairenin Başkan ve üyelerinin fiil ve kararlarından dolayı ise Yargıtay Üçüncü Hukuk Dairesinde ilk derece mahkemesi sıfatıyla incelenir. Bu kararların temyiz incelemesi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır; temyiz incelemesine kararı veren başkan ile üyeler katılamaz.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 47Kaynağı aç
MADDE 47- (1) (Değişik: 1/4/2015-6644/3 md.) Devlet aleyhine açılan tazminat davası, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi hâkimlerinin fiil ve kararlarından dolayı, Yargıtay ilgili hukuk dairesinde; Yargıtay Başkan ve üyeleri ile kanunen onlarla aynı konumda olanların fiil ve kararlarından dolayı Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesinde ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülür. Dava, bu dairenin Başkan ve üyelerinin fiil ve kararlarından dolayı ise yargılama Yargıtay Üçüncü Hukuk Dairesinde yapılır. Verilen kararların temyiz incelemesi Hukuk Genel Kurulunca yapılır. Temyiz incelemesine, kararı veren başkan ile üyeler katılamaz. (2) Devletin sorumlu hâkime karşı açacağı rücu davası, tazminat davasını karara bağlamış olan mahkemede görülür. Dava dilekçesi ve davanın ihbarı

Tazminat davası dilekçesinde hangi sorumluluk sebebine dayanıldığı ve delilleri açıkça belirtilmeli, varsa belgeler eklenmelidir. Mahkeme, açılan tazminat davasını ilgili hâkime resen ihbar eder.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 48Kaynağı aç
MADDE 48- (1) Tazminat davası dilekçesinde hangi sorumluluk sebebine dayanıldığı ve delilleri açıkça belirtilir; varsa belgeler de eklenir. (2) Mahkeme, açılan tazminat davasını, ilgili hâkime resen ihbar eder. Davanın reddi hâlinde verilecek ceza

Hâkim Lehine Tazminat Yasağı ve Rücu Usulü

6100 sayılı Kanun'un 49. maddesinin gerekçesinde açıklandığı üzere, sorumluluk davası doğrudan hâkim aleyhine açılmayıp Devlet aleyhine açıldığından, davanın tarafı olmayan ve üçüncü kişi konumunda bulunan hâkim lehine bu davada maddi veya manevi tazminata hükmedilmez. Bununla birlikte hâkim, haksız dava nedeniyle uğramış olduğu maddi veya manevi zarar sebebiyle davacıya ayrı bir tazminat davası açabilir.

Devlet aleyhine tazminat davası açılması hâkime karşı bir ceza soruşturmasının yapılması yahut mahkûmiyet şartına bağlanamaz. Devlet, ödediği tazminat sebebiyle sorumlu hâkime ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde rücu eder. Devletin sorumlu hâkime karşı açacağı rücu davası, tazminat davasını karara bağlamış olan mahkemede görülür.

Ceza Yargılamasındaki Fiil ve İşlemlerde Sorumluluk Düzeni

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, maddenin ilk fıkrasındaki koruma tedbirleri haricinde kalan suç soruşturması ile kovuşturması evresindeki kişisel kusur, haksız eylem ve benzeri tüm sorumluluk durumlarında hâkimlerin ve savcıların işlem ya da kararlarına karşı tazminat istemleri yalnızca Devlete yöneltilebilir. Devlet, karşıladığı tazminat tutarı bakımından vazifesinin gereklerine aykırı davranıp görevini kötüye kullanmış olan yargı mensuplarına ödeme gününden itibaren bir yıllık süre zarfında rücu hakkını kullanır. Ceza yargılamasındaki adli işlemlerden doğan tazminat taleplerinde görev kuralları kamu düzenini ilgilendirir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 141Kaynağı aç
Madde 141 – (1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında; a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen, b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan, c) Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan, d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen, e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen, f) Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan, g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan, h) Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen, i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen, j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen, k) (Ek: 11/4/2013-6459/17 md.) Yakalama, adli kontrol veya tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan,50 l) (Ek:2/3/2024-7499/12 md.) Konutunu terk etmemek veya uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla hastaneye yatmak dâhil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek şeklindeki adli kontrol yükümlülükleri uygulandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen, Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler. (2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (l) bentlerinde belirtilen kararları veren merciler, ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve bu husus verilen karara geçirilir.50 (3) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir. (4) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına bir yıl içinde rücu eder. Tazminat isteminin koşulları
HMK m. 49 uyarınca disiplin para cezası hangi şartla uygulanır?

Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı Devlet aleyhine açılan tazminat davasının esastan reddedilmesi hâlinde davacı aleyhine disiplin para cezasına hükmedilir.

Disiplin para cezasının miktarında hangi unsurlar dikkate alınır?

Kanundaki yasal parasal aralık kapsamında para cezasında yeniden değerleme oranında yapılması gereken artırım ile somut olayın gelişim biçimi ve dosyaya yansıyan olgular mahkemece gözetilir.

Tazminat davası reddedildiğinde davanın konusu olan hâkim lehine tazminat verilir mi?

Dava doğrudan Devlet aleyhine açıldığından ve hâkim davanın tarafı olmayıp üçüncü kişi konumunda bulunduğundan hâkim lehine tazminata hükmedilmez; ancak hâkim haksız dava sebebiyle uğradığı zarar için davacıya ayrıca tazminat davası açabilir.

Devletin sorumlu hâkime rücu etme süresi ne kadardır ve rücu davası nerede açılır?

Devlet, ödediği tazminat nedeniyle sorumlu hâkime ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde rücu eder; bu rücu davası tazminat davasını karara bağlamış olan mahkemede görülür.

Temyiz incelemesine ilk derece sıfatıyla kararı veren heyet katılabilir mi?

Yargıtay ilgili hukuk dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilen kararların temyiz incelemesine kararı veren başkan ile üyeler katılamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu