Uyuşturucu Madde Ticaretinde Örgütlü Suç ve Ceza Artırımı

by Avukat Erdal Ersoy
Uyuşturucu Madde Ticaretinde Örgütlü Suç ve Ceza Artırımı

Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarının suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, verilecek ceza 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 188. maddesinin 5. fıkrası uyarınca bir kat artırılır. Aynı düzenlemede, suçun teşkilatlanmış bir örgüt yapısı bulunmaksızın üç veya daha fazla kişi tarafından yalnızca birlikte işlenmesi hâli için ise cezanın yarı oranında artırılacağı hükme bağlanmıştır. Türk Ceza Kanunu'nun 61. maddesinin 10. fıkrası gereğince kanunda açıkça yazılı olmadıkça cezalar artırılamaz, eksiltilemez veya değiştirilemez; bu nedenle eylemin iştirak iradesiyle birlikte işlenmesi ile suç örgütü faaliyeti kapsamında icra edilmesi arasındaki hukuki ayrımın belirlenmesi zorunludur.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 188Kaynağı aç
Madde 188- (1) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve ikibin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (2) Uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı fiilinin diğer ülke açısından ithal olarak nitelendirilmesi dolayısıyla bu ülkede yapılan yargılama sonucunda hükmolunan cezanın infaz edilen kısmı, Türkiye'de uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı dolayısıyla yapılacak yargılama sonucunda hükmolunan cezadan mahsup edilir. (3) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 18/6/2014 – 6545/66 md.) Ancak, uyuşturucu veya uyarıcı madde verilen veya satılan kişinin çocuk olması hâlinde, veren veya satan kişiye verilecek hapis cezası on beş yıldan az olamaz.[79] (4) (Değişik: 27/3/2015-6638/11 md.) a) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin eroin, kokain, morfin, bazmorfin, sentetik kannabinoid ve türevleri, sentetik katinon ve türevleri, sentetik opioid ve türevleri veya amfetamin ve türevleri olması,[80] b) Üçüncü fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi, hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. (5) (Değişik: 18/6/2014 – 6545/66 md.) Yukarıdaki fıkralarda gösterilen suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır. (6) Üretimi resmi makamların iznine veya satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran her türlü madde açısından da yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/22 md.) Ancak, verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir. (7) Uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmamakla birlikte, uyuşturucu veya uyarıcı madde üretiminde kullanılan ve ithal veya imali resmi makamların iznine bağlı olan maddeyi ülkeye ithal eden, imal eden, satan, satın alan, sevk eden, nakleden, depolayan veya ihraç eden kişi, sekiz yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.[81][82] (8) Bu maddede tanımlanan suçların tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 61Kaynağı aç
MADDE 61. – (1) Hakim, somut olayda; a) Suçun işleniş biçimini, b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları, c) Suçun işlendiği zaman ve yeri, d) Suçun konusunun önem ve değerini, e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını, g) Failin güttüğü amaç ve saiki, Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler. (2) Suçun olası kastla ya da bilinçli taksirle işlenmesi nedeniyle indirim veya artırım, birinci fıkra hükmüne göre belirlenen ceza üzerinden yapılır. (3) Birinci fıkrada belirtilen hususların suçun unsurunu oluşturduğu hallerde, bunlar temel cezanın belirlenmesinde ayrıca göz önünde bulundurulmaz. (4) Bir suçun temel şekline nazaran daha ağır veya daha az cezayı gerektiren birden fazla nitelikli hallerin gerçekleşmesi durumunda; temel cezada önce artırma sonra indirme yapılır. (5) Yukarıdaki fıkralara göre belirlenen ceza üzerinden sırasıyla teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplere ilişkin hükümler ile takdiri indirim nedenleri uygulanarak sonuç ceza belirlenir. (6) Hapis cezasının süresi gün, ay ve yıl hesabıyla belirlenir. Bir gün, yirmidört saat; bir ay, otuz gündür. Yıl, resmi takvime göre hesap edilir. Hapis cezası için bir günün, adlî para cezası için bir Türk Lirasının artakalanı hesaba katılmaz ve bu cezalar infaz edilmez. (7) (Ek: 29/6/2005 – 5377/7 md.)Süreli hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı bu madde hükümlerine göre belirlenen sonuç ceza, otuz yıldan fazla olamaz. (8) (Ek: 29/6/2005 – 5377/7 md.) Adlî para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimler, gün üzerinden yapılır. Adlî para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur. (9) (Ek: 6/12/2006 – 5560/1 md.) Adlî para cezasının seçimlik ceza olarak öngörüldüğü suçlarda bu cezaya ilişkin gün biriminin alt sınırı, o suç tanımındaki hapis cezasının alt sınırından az; üst sınırı da, hapis cezasının üst sınırından fazla olamaz. (10) Kanunda açıkça yazılmış olmadıkça cezalar ne artırılabilir, ne eksiltilebilir, ne de değiştirilebilir.[18][19] Takdiri indirim nedenleri

Uyuşturucu Madde Ticareti Suçunda Temel Cezalar ve Nitelikli Haller

Türk Ceza Kanunu'nun 188. maddesinin 1. fıkrasına göre uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsat almaksızın veya ruhsata aykırı şekilde imal, ithal ya da ihraç eden fail hakkında yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve ikibin günden yirmibin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Maddenin 2. fıkrası kapsamında, madde ihracı fiilinin diğer ülke hukukunca ithal kabul edilmesi sebebiyle o ülkede görülen dava sonucunda infaz edilen ceza miktarı, Türkiye'de aynı fiil dolayısıyla yapılacak ihracat yargılamasında hükmedilen cezadan mahsup edilir. Ülke sınırları dahilinde ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak uyuşturucu veya uyarıcı madde satan, satışa arz eden, başkalarına devreden, sevk veya nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden ya da bulunduran kişiler ise anılan maddenin 3. fıkrası gereğince on yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bahse konu maddenin verildiği veya satıldığı muhatabın çocuk olması durumunda, veren veya satan kimseye verilecek hapis cezasının alt sınırı kanun gereği on beş yıldan az olamaz.

Suça konu maddelerin eroin, kokain, morfin, bazmorfin ya da sentetik kannabinoid, katinon, opioid veya amfetamin ile bunların türevlerinden olması, Türk Ceza Kanunu'nun 188. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca cezanın yarı oranında artırılmasını gerektirir. Aynı fıkranın (b) bendi gereğince; üçüncü fıkradaki fiillerin okul, yurt, hastane, kışla ya da ibadethane türünden eğitim, tedavi, askerî veya sosyal maksatla topluca bulunulan yapılar ve tesisler ile bunların tel örgü, çevre duvarı veya benzer işaretlerle çevrili sınırlarına iki yüz metreden yakın umumi ya da umuma açık yerlerde icra edilmesi hâlinde de ceza yarı oranında artırılır. Maddenin 8. fıkrası uyarınca suçun hekim, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı gibi sağlık hizmeti sunucuları yahut ecza ticareti veya kimyacılık işiyle uğraşan kimselerce işlenmesi durumunda da verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Üretimi resmî makamların iznine veya yetkili hekim reçetesine bağlı bulunan ve uyuşturucu ya da uyarıcı etki meydana getiren her çeşit madde hakkında da Türk Ceza Kanunu'nun 188. maddesindeki cezalar tatbik edilir; ancak maddenin 6. fıkrası uyarınca verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir. Uyuşturucu veya uyarıcı tesir doğurmamakla beraber bunların imalinde yararlanılan ve ithalatı yahut üretimi yetkili mercilerin iznine tabi maddeleri ithal eden, üreten, satan, alan, sevk veya nakleden, depolayan ya da ihraç eden failler ise 188. maddenin 7. fıkrası doğrultusunda sekiz yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

Suç Örgütü Kurma, Yönetme ve Üyelik Koşulları

Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla bir örgütün vücut bulabilmesi için, Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesinin 1. fıkrası gereğince üye sayısının en az üç kişi olması ve yapının sahip bulunduğu üye sayısı ile araç-gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli bulunması zorunludur. Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olan kişiler, aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile yaptırıma bağlanır. Örgütün silahlı bulunması durumunda kurma, yönetme ve üyelik eylemleri için öngörülen hapis cezaları maddenin 3. fıkrası uyarınca yarısı oranında artırılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 220Kaynağı aç
Madde 220- (1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir. (2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Örgütün silahlı olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarısı oranında artırılır. (4) Örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmolunur. (5) (Ek cümle:24/12/2025-7571/20 md.) Örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda çocukların araç olarak kullanılması halinde, örgüt yöneticilerine yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarısından bir katına kadar artırılır. Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır. (6) (Değişik:2/3/2024-7499/10 md.) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin 5/11/2024 Tarihli ve E.:2024/81, K.:2024/189 Sayılı Kararı ile) (7) (Değişik: 2/7/2012 – 6352/85 md.) Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir. (8) Örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.[91] Etkin pişmanlık
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/3530, K. 2024/3617Kaynağı aç
3. Ceza Dairesi         2021/3530 E.  ,  2024/3617 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/2043E., 2020/255K. SUÇ : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Cumhurbaşkanına suikast, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, silahlı terör örgütüne üye olma 13.01.2017(sanık … için) HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi, düzeltilerek esastan reddi, ek karar ile bir kısım temyiz taleplerinin reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi tarafından verilen kararlar temyiz edilmekle yapılan ön inceleme neticesinde: I. Sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan … Cumhuriyeti … vekilinin Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile … vekillerinin Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Cumhurbaşkanına suikast, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Katılan … Vekillerinin Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Cumhurbaşkanına suikast, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarına ilişkin olarak istinaf başvurularının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca kanun yoluna başvurma hakları bulunmadığından reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının aynı Kanun maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca itiraz yoluna tabi olması ve itiraz merciince de bu hususta bir karar verilmiş bulunması nedeniyle anılan temyiz talepleri yönünden dava dosyasının Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, II. Katılanlar Türkiye Cumhuriyeti … ile … vekillerinin, silahlı terör örgütünü yönetme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarının nitelikleri itibariyle doğrudan zarar görmemeleri nedeniyle davaya katılma ve hükmü temyiz hakları bulunmadığından 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz istemlerinin REDDİNE, III. Sanıklar müdafilerinin mahkumiyet hükümleri, katılan … vekilinin Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Cumhurbaşkanına suikast ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından, katılan … vekilinin Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından verilen beraat hükümlerine ilişkin temyiz talepleri yönünden İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği; temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği anlaşıldığından temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.02.2019 tarihli ve 2018/184 Esas, 2019/15 sayılı kararı ile; A)Sanıklar hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Cumhurbaşkanına Suikast, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 223/2-b maddesi gereğince ayrı ayrı beraat, B)Sanık … hakkında silahlı terör örgütü kurma ve yönetme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncuve altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca mahkûmiyet, C)Sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları,58 inci maddesinin dokuzuncu ve altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca mahkûmiyet, kararları verilmiştir. 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 03.06.2020 tarihli ve 2019/2043 Esas, 2020/255 sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik; A) … ve … vekillerinin tüm suçlar ve sanıklar yönünden, Türkiye Cumhuriyeti … vekilinin Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçu yönünden, Türkiye Büyük Millet Meclisi vekilinin ise Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ile Cumhurbaşkanına suikast suçlarından verilen kararlara yönelik istinaf istemleri ile ilgili olarak CMK'nın 279/1-b maddesi gereğince istinaf başvurularının ayrı ayrı REDDİNE, B)Katılan … Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığının, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Cumhurbaşkanına suikast ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından, katılan … Başkanlığının Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından verilen beraat kararları ile sanıklar müdafilerinin silahlı terör örgütü kurma veya yönetme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik istinaf başvuruları ile ilgili olarak düzeltilerek istinaf başvurularının ayrı ayrı 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 21.09.2020 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanıklar müdafilerinin temyiz sebepleri özetle; 1. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğuna, 2. Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, 3. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir. Katılan ve şikayetçi vekillerinin temyiz sebepleri özetle; 1)Sanıkların üzerlerine atılı tüm suçlar yönünden en üst hadden cezalandırılmaları gerektiğine, 2)Temyizin istemlerinin reddine dair verilen ek kararların usül ve kanuna aykırı olduğuna, 3)Temyiz dilekçelerinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince sanık …'ın eyleminin, silahlı terör örgütü kurma ve yönetme, sanık …'in eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanıklar hakkında ayrı ayrı mahkûmiyet, diğer atılı suçlar yönünden beraat kararı verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından düzeltilen hususlar dışında bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda; 1)Sanıklar hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve Cumhurbaşkanına suikast suçlarından verilen beraat kararları yönünden; Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, sanıkların üzerlerine atılı suçlar işlediği ispat edilemediği gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğu anlaşılmakla katılan vekillerinin ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmediğinden, sanıklar hakkında beraate dair kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2)Sanık … hakkında verilen silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet kararı yönünden; a)Sanığın mahkumiyetine esas alınan, suçun sübutu, vasfının tayini ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici delil olan tanık …'nin, doğrudan aleni duruşmada sanık huzurunda veya 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5 maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181/1 maddesinde öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla dinlenmesi, b)Yapılan UYAP sorgulamasında, sanık hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/187729 numarası ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülmekte olan soruşturma dosyalarının bulunduğu görülmekle anılan dosyaların istenerek incelenmesi, varsa ilgili delillerin iş bu dosyaya dercedilmesi, sanığa yüklenen silahlı terör örgütüne üye olma suçunun temadi eden suçlardan olduğu da nazara alınarak soruşturma konusu olay ve olguların ait olduğu dönemin belirlenmesi, iddianame ve yakalanma tarihlerine göre olaylar arasında hukuki veya fiili kesinti bulunup bulunmadığının tespiti ile dava açılması durumunda gerekirse her iki dosyanın birleştirilmesinden sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanıp faydalanamayacağı da tartışılmak suretiyle hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yetersiz belgelere dayanılarak ve yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi, 3)Sanık … hakkında verilen silahlı terör örgütünü yönetme suçundan verilen hüküm yönünden; Terör örgütünü yönetme suçu ile ilgili yasal düzenlemeler şöyledir: 5237 sayılı TCK'nın Suç işlemek amacıyla örgüt kurma Madde 220- (1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir. … (5) Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır. … Silahlı örgüt Madde 314- (1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. … (3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır. 3713 sayılı TMK Terör örgütleri Madde 7 – (Değişik: 29.6.2006-5532/6 md.) Cebir ve şiddet kullanılarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemleriyle, 1 inci maddede belirtilen amaçlara yönelik olarak suç işlemek üzere, terör örgütü kuranlar, yönetenler ile bu örgüte üye olanlar Türk Ceza Kanunu'nun 314 üncü maddesi hükümlerine göre cezalandırılır. Örgütün faaliyetini düzenleyenler de örgütün yöneticisi olarak cezalandırılır. … I-Suçla korunan hukuki değer: Devletin Anayasal düzeni, bu düzene hakim olan ilkeler, Devletin birliği ve ülke bütünlüğünün korunması suretiyle kamu güven ve huzuru temin edilerek bireyin Anayasa'da güvence altına alınan hak ve özgürlüklerine yönelik fiillere karşı korunmasıdır. II-Suçun maddi unsurları: a-Suçun faili: TC vatandaşı olan ya da olmayan herkes olabilir. b-Suçun mağduru: Demokratik bir toplumda temel hak ve hürriyetleri güvence altına alınmış olarak barış içinde yaşama hakkı olan her bir bireydir. c-Fiil-Tipik eylem: TCK'nın 314/1 maddesinde tahdidi olarak belirtilen, Devletin Anayasal düzenine, birliğine ve ülke bütünlüğüne karşı suçları işlemek amacıyla kurulan silahlı örgütü yönetmektir. Böyle bir örgüt, 3713 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi gereğince terör örgütüdür. Aynı nedenle suç, mutlak terör suçlarındandır. Örgütü yönetmekten bahsedebilmek için öncelikle TCK'nın 220 nci maddesinde öngörülen şartlarla birlikte, amaç-saik, yöntem ve elverişlilik kriterleri itibariyle de terör örgütü vasfını haiz bir örgütün bulunması gerekir. Doktrin ve yerleşik uygulamalara göre; Terör örgütünü yönetmek örgüt hiyerarşisinin çeşitli basamaklarında örgütün amaçlarına ve yöntemlerine uygun biçimde örgüt faaliyetlerini sevk ve idare etmek olarak tanımlanabilir. Yönetici suç ortaklığına komuta eden ve örgütün kurallarını gösteren kişidir (Simeone I Reati Associativi, op.cit.s 257 aktaran Turinay … Terör Amaçlı Örgütlenme Suçu sh.269). Suç veya terör örgütünü yönetmek; onu sevk ve idare etmek, kısmen veya tamamen, bölgesel, yerel veya genel olarak yönetip yönlendirmek, hiyerarşik yapıya ve varsa işbölümüne uygun olarak emir ve talimat vermek, bunların yerine getirilmesini bekleyip denetlemek, gerekli olduğunda da emrine veya örgütün talimatlarına riayet etmelerini cezalandırmaktadır. Kişinin somut olayda yönetme kudretine, sevk ve idare yeteneğine fiilen sahip olup olmadığına bakılmalıdır (Şen E.-Eryıldız S. Suç Örgütü sh.107). Fail, hiyerarşik olarak örgüt üyeleri üzerinde bulunuyor, geniş bir alanda iş bölümü yapabiliyor, örgüt üyeleri üzerinde sevk ve idarede bulunabiliyor, örgütsel faaliyetlerin organizasyonunda, icrasında; harekete geçiren, engelleyen veya durduran olarak rol üstlenebiliyor, bu faaliyetleri denetleyebiliyor ise yönetici olarak kabul edilebilecektir. Örgüt yönetmek; örgütün amaçları doğrultusunda örgütü idare etmeyi, emir ve direktif vermeyi, örgüt içinde inisiyatif ve karar verme gücüne sahip olmayı gerektirir. Örgütün varlığının, etkinliğinin ve gelişiminin sağlanması, hedeflerinin belirlenmesi, program ve stratejilerinin saptanmasını ifade eder. Ancak örgütün faaliyetleri çerçevesinde sadece belirli bir suçun işlenmesini organize edenler bu suçun işlenmesini planlayıp yönetenler örgüt yöneticisi olarak kabul edilemez. Geniş bir alanda faaliyet yürüten örgütlerin yöneticileri, örgüt yapılanması da dikkate alınarak somut olayın özelliklerine, bu kişilerin örgütün hiyerarşik yapısı içerisindeki konum ve görevlerine göre belirlenmelidir. Bu tür örgütlenmelerde her yöneticinin örgütün tamamını yönetmesi mümkün olmadığından, örgütün bölge, il, ilçe sorumlularının yönetici olup olmadıklarının sorumluluk sahalarındaki örgütsel faaliyetlerin yoğunluğu da gözetilerek belirlenmesi gerekir. Örgüt yöneticileri, hiyerarşik açıdan emir ve talimat vermeye yetkili olduğu mensupların, örgütün amaçları doğrultusunda işledikleri suçlardan dolaylı fail olarak sorumludurlar (TCK 220/5m.) (Dairenin 18.07.2017 tarih, 2016/7162- 2017/4786 sayılı kararından ). Failin örgüt yöneticisi olup olmadığı, örgütün organizasyon yapısı, hiyerarşisi ve kişilere verilen görevlerin önemi esas alınmak suretiyle belirlenecektir (Baltacı Vahit Terör Suçları ve Yargılaması sh.183). Bu tespitte belirleyici olan, failin örgüt hiyerarşisi içindeki sıfatı değil ve fakat yönetip yönlendirdiği faaliyetlerin, örgütün amaç ve etkinliği bakımından önemidir. Bu nedenle failin hiyerarşik konumu, üstlendiği görevler esas alındığında dahi belli bir hiyerarşik seviyenin üstünde bulunan kişilerin yönetici olarak kabulünde zaruret vardır. Zira gerek kanun koyucunun aynı cezai yaptırımı öngörerek örgüt yöneticiliğini, örgüt kurma fiili ile aynı ağırlıkta bir ihlal olarak görmesi, gerek mülga 765 sayılı TCK'nın 168 maddesinde yer alan, "silahlı çetede amirliği ve kumandayı haiz olmak" ve 141 inci maddesindeki, "cemiyetlerin faaliyetlerini tanzim veya sevk ve idare etmek" kavramları ile mer'i 3713 sayılı Kanun'un 7/1 maddesinde yer verilen "örgütün faaliyetlerini düzenleyenlerin de örgütün yöneticisi olarak cezalandırılacağına" dair kavramlar gerekse örgütle kurulan "organik bağın" sonucu olarak her seviyede belli ölçüde talimat alma-verme, astları yönetme olgusunun, örgütlü suçların doğasında mündemiç bulunması birlikte değerlendirildiğinde, yöneticilikten maksadın hiyerarşik yapının belli seviyede üst katlarını ifade ettiğini kabul etmek gerekir. Bu görüş Yüksek Yargıtayın istikrar kazanmış uygulamalarında da benimsenmiştir. Nitekim silahlı terör örgütlerinin kırsalda faaliyet gösteren tim, manga, bölük sorumluları ile faaliyet yoğunluğu bulunmayan kimi il sorumluları örgüt yöneticisi olarak değil, örgüt üyesi olarak cezalandırılmaktadır. TCK'nın 220/1'de düzenlenen örgütü yönetme suçu niteliği gereği devamlılık gerektirdiğinden, mütemadi bir suçtur. III-Suçun manevi unsuru: Suç işlemek üzere kurulmuş bir örgütü yönetme saikine dayanan doğrudan kastla işlenebilen bir suçtur. Bu suç olası kast ile işlenemez. Suç örgütünün varlığı için suç işlemek amacının açık bir şekilde ortaya konulmuş olması gerekir. Bir oluşumun çekirdeğini oluşturan kişiler suç işlemek amacıyla hareket etmekle birlikte, oluşumun içinde yer alan fakat bu amaçtan habersiz olan kişiler, suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüte üye olmaktan veya bu örgütü yönetmekten sorumlu tutulamazlar. (Özgenç, Suç Örgütleri sh. 21,22) Bu halde sorumluluk, TCK'nın 30 uncu maddesinde düzenlenen "hata" kurumuna göre çözüme kavuşturulmalıdır (Dairenin 18.07.2017 tarih, 2016/7162- 2017/4786 sayılı kararından). IV-Hukuka Aykırılık; Kişi hak ve hürriyetlerinden hiç birisinin, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamayacağına dair Anayasa'nın 14 üncü maddesinde de açıkça vurgulandığı üzere, bu suç herhangi bir hukuka uygunluk sebebi kapsamında işlenemez. Hiç bir Devlet, hiç kimseye birliği ve ülke bütünlüğünü, Anayasal düzenini bozacak bir hukuk düzeni kurmaz. V-Konunun FETÖ/PDY silahlı terör örgütü bakımından değerlendirilmesi: Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 16-956 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Dairemizin 24.04.2017 tarih 2015/3-2017/3 sayılı kararında açıklandığı üzere FETÖ'nün dikey yapılanması şöyledir; Örgütün sorumlu yöneticisi “imam” olarak isimlendirilir. Hiyerarşi içerisinde yer alan örgütün yöneticisi, raporları toplayan ve emirleri veren kişidir. Kainat imamı, kıta imamı, ülke imamı, bölge imamı, şehir imamı, semt ve mahalle imamı, kurum imamı gibi bir çok değişik pozisyonu vardır. Örgütün lideri, mensuplarınca kainat imamı, mehdi, mesih olarak kabul edilmektedir. Kainat imamına bağlı olarak üst kurullar örgütün birimlerini yönetmekte faaliyetlerini düzenlemektedirler. Bu kurullar “istişare kurulu”, “mollalar”, “tayin heyeti” ve “özel hizmet” birimleridir. Örgütün yurt içi yapılanmasında ise, “Türkiye imamı”, “bölge imamları”, “il imamları”, “küçük il ve bölge imamları”, “ilçe imamları”, “semt imamları”, “mahalle imamları”, “ev imamları (abileri)”, “talebe imamları”, “serrehberler”, “belletmenler” şeklinde hiyerarşik bir yapı izlenmekte ve örgüt tabana yayılmaktadır. Türkiye’den sorumlu imama, beş bölge imamı, onlara da bu beş bölgeyi oluşturan şehirlerden sorumlu imamlar bağlıdır. Her şehir, büyüklüğüne göre alt bölgelere, bölgeler semtlere bölünmüş olup, her semte ayrı bir imam atanmaktadır. Semt imamlarının altında ise semte bağlı ışık evlerinin imamları yer almaktadır. Bunun yanı sıra kamuda, bakanlıklar ve taşra teşkilatı, yerel yönetimler, üniversiteler, kamu iktisadi teşebbüsleri alanlarında faaliyet gösteren kurumlara da örgüt tarafından imamlar atanmaktadır. Fethullah Gülen’in 1999 yılında ABD’ye gitmesinden sonra Türkiye’deki faaliyetlerine ilişkin sorumluluk Türkiye imamına geçmiştir. Ülke içerisindeki faaliyetler ülke imamına bağlı olarak yürütülmekte ve yapılan faaliyetler kurye aracılığıyla ya da doğrudan irtibata geçilerek Gülen’e aktarılarak onayı istenmektedir. Örgütün bir nev’i omurgasını oluşturan ve günümüz itibariyle elde ettiği konumu kazandıran özel hizmet birim imamları, örgüt ve lideri Gülen’in en çok önem verdiği imamlardır. Bu birim en geniş şekilde yargı, emniyet, mülkiye, TSK, MİT, Milli Eğitim ve akademik kadro imamlarından oluşmaktadır. Hizmet birimlerinde gizliliğe çok önem verilerek hücre tipi yapılanmaya gidilmiştir. Örgüt mensubu en fazla bir üst sorumlusunu ve bir altında bulunan mensubunu tanımaktadır. Bir hücre evi ya da en küçük örgüt biriminin sorumlusu erkekler için “abi”, kadınlar için “abla”dır. Abilik örgütte hocalık makamıdır. Hiyerarşiye göre üst tabaka belirler ve görevine son verir. Üyeler abiye itaat etmek mecburiyetindedir. Lider ve abilerin alttakiler tarafından seçimi söz konusu olmaz ve onaylamalarına da gerek yoktur. Abilik dokunulmazdır. Buna karşın kadınlar örgütün içerisinde hiçbir zaman üst düzey yönetici olamazlar. Örgütün bütünlüğü üzerinde tek hakim ve önder Fethullah Gülen olup, örgüt içerisinde kainat imamı olarak görülmektedir. Diğer yöneticiler onun verdiği yetkiyle onun adına görev yaparlar. Örgüt yukarıdan aşağıya doğru tekçi (monist) yapıda örgütlenmiştir. Daha önce de ifade edildiği gibi kainat imamı, kutsal insan, Mesih, mehdi, hoca efendi gibi sıfatlarla anılmaktadır. Kainat imamlığı, örgütün her türlü işiyle ilgilenip üst karar veren temel, ideolojik ve doktriner birimdir. Bütün işler onun talimatıyla yürütülmektedir. Örgüte her hafta sesini internet üzerinden duyurmaktadır. Örgüt mensuplarının topladığı bütün bilgi ve belgeler de onda toplanır. Kainat imamı inancı ve yedi katlı piramidal yapılanma, İsmailiye mezhebinden ve köken olarak da Zerdüştlük dininden alınmıştır. Zerdüştlük dini ve ondan mülhem İsmailiye mezhebinden yedi kat gök gibi örgütlenmişlerdir. Bu mezhep, sofilerini yedi dereceye ayırmıştır. Tarikatın piri yedinci derecede oturur ki, bu mertebe Allah’tan doğrudan emir alan imamlık makamıdır. İmam helali haram ve haramı helal yapabilir. Ona mübah olmayan hiçbir şey yoktur. Örgüt içi hiyerarşide itaat ve teslimiyet, katı bir kuraldır. Teslimiyet hem örgüte hem de liderin emrine ona atfen verilen göreve adanmışlıktır. Örgüt sivil toplumu kendi haline bırakmayıp, kendine hizmet eden bağlı unsurlara dönüştürmektedir. Kadrolaşma ile yargı, ordu, emniyet ve bakanlık birimleri bu gücün denetimine girip, örgütsel amaçlar doğrultusunda kullanılabilmektedir. Örgütün hiyerarşik yapılanmasındaki tabaka sistemi kat sistemine dayanır. Katlar arasında geçişler mümkündür ama dördüncü tabakadan sonrasını önder belirler. Katlar şu şekildedir; – Birinci Kat, Halk Tabakası: Örgüte iman ve gönül bağı ile bağlı olanlar, fiili ve maddi destek sağlayanlardan oluşur. Bunların birçoğu örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmayan bilinçli veya bilinçsiz hizmet ettirilen kesimdir. Genellikle faaliyetlerden habersizdirler. Bu katmandakileri örgüte bağlayan ana unsur istismar edilen İslami duyarlılık ve din duygularıdır. – İkinci Kat, …: Okul, dershane, yurt, banka, gazete, vakıf ve kurum görevlilerinden oluşan sadık gruptur. Bunlar örgüt sohbetlerine katılır, düzenli aidat öder, az veya çok örgüt ideolojisini bilen kişilerdir. – Üçüncü Kat, İdeolojik Örgütlenme Tabakası: Gayri resmi faaliyetlerde görev alırlar. Örgüt ideolojisini benimseyen ve ona bağlı çevresine propaganda yapan kişilerden oluşur. – Dördüncü Kat, Teftiş Kontrol Tabakası: Bütün hizmeti (legal ve illegal) denetler. Bağlılık ve itaatte dereceye girenler buraya yükselebilir. Bu tabakaya girenler örgütte çocuk yaşta kazandırılanlardan seçilir. Örgüte sonradan katılanlar genellikle bu katta ve daha üst katlarda görev alamazlar. – Beşinci Kat, Organize Eden ve Yürüten Tabaka: Üst düzey gizlilik gerektirir. Birbirlerini çok az tanırlar. Örgüt lideri tarafından atanır. Devletteki yapıyı organize edip yürüten tabakadır. Evlililiklerinin örgüt içinden olması zorunludur. – Altıncı Kat, …: Fethullah Gülen ile alt tabakaların irtibatını sağlar. Örgüt içi görev değişiklikleri yapar. Azillere bakar. Örgüt liderince bizzat atanırlar. – Yedinci Kat, …: Örgüt lideri tarafından doğrudan seçilen 17 kişiden oluşan örgütün en seçkin kesimidir. Yedi katmanın en üstünde “Sözde Fethullah Hoca arşı” yer almaktadır. Beşinci, altıncı ve yedinci katmanlar örgütü yöneten katmanlardır. Altıncı ve yedinci katmandakilerinin örgütten kopmalarına kesinlikle izin verilmez. Altıncı katmandakiler örgüt liderinin bildiği ve takip ettiği hayati önemi haiz gördükleri hizmetleri yapan kişilerdir. Beşinci katmanda çok nadir halde örgütten kopma olmuştur. Bu katmanda olup örgütten ayrılanlar takip edilerek etkisiz hale getirilmiştir. Dördüncü katman örgütü bir arada tutar ve alt katmandakilerin teftiş ve kontrolünü yapar. Hizmet denen işleri ise ilk üç katmandakiler yürütmektedir. Şu hale göre; anılan örgüt yönünden, örgütün lideri Fetullah Gülen ile beşinci, altıncı ve yedinci katmanlarda yer alanların, bu cümleden olarak kıta imamı, ülke imamı, “Türkiye imamı” ve “bölge imamlarının”, her halükarda örgütün üst düzey yöneticisi olduklarında kuşku yoktur. Ancak örgütü bir arada tutan ve alt katmanlardakilerin teftiş ve kontrolünü yapan dördüncü katman örgüt mensupları ile ilgili olarak, il ve ilçe sorumluları/imamları ile kamu kurumları imamlarının yönetici olup olmadıkları, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, somut olayın özellikleri, bu kişilerin örgütün hiyerarşik yapısı içerisindeki konum ve görevleri, sorumluluk sahalarında sevk ve idare ettiği örgütsel faaliyetlerin örgütün amaç ve etkinliği bakımından önem ve yoğunluğu ile kontrol ettikleri kamu personelinin devletin güvenliği bakımından ifade ettiği stratejik değer de gözetilerek belirlenmelidir. Örgüt yöneticisinin mutlaka illegal faaliyetleri yönetmesi gerekmez. Örgütün amacına ve varlığının devamına katkı sunan sözde legal faaliyetleri sevk ve idare etmek de bu kapsamda değerlendirilmelidir. Örgütün anlatılan yapılanması çerçevesinde, “örgüt mensupları ve örgütsel faaliyetler bakımından yoğunluk içermeyen ilçe imamları”, “semt imamları”, “mahalle imamları”, “ev imamları (abileri)”, “talebe imamları”, “serrehberler”, “belletmenler” gibi ilk üç katman mensuplarının ise örgüt yöneticisi olarak kabul edilmesi mümkün görülmemektedir. Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220 nci maddesinin 7 nci fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir. Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314 üncü maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulüne biçimde tartışılan delillere göre, hiyerarşik olarak örgüt üyeleri üzerinde bulunduğu, geniş bir alanda iş bölümü yaptığı, örgüt üyeleri üzerinde sevk ve idarede bulunabildiği, örgütsel faaliyetlerin organizasyonunda, icrasında; harekete geçiren, engelleyen veya durduran olarak rol üstlenebildiği, gerek örgütün genel yapılanması gerekse anılan il yapılanması ve mahrem imam yapılanması itibariyle, örgütün amaçlarına ve yöntemlerine uygun biçimde örgüt faaliyetleri ile, kısmen veya tamamen, bölgesel, yerel veya genel olarak örgütü sevk ve idare ettiği, yönetip yönlendirdiği, örgütün kurallarını gösteren kişi olduğu, hiyerarşik yapıya ve iş bölümüne uygun olarak emir ve talimat verdiği, bunların yerine getirilmesini bekleyip denetlemek, gerekli olduğunda da emrine veya örgütün talimatlarına riayet etmeyenleri cezalandırmak yetkisi bulunduğu ortaya konamayan sanığın anılan örgütün etkin bir üyesi olduğu anlaşılmakta ise de, yapılan UYAP sorgulamasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/54120 numarası ile silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/24626 numarası ile silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından da yürütülmekte olan soruşturma dosyalarının bulunduğu görülmekle anılan dosyaların onaylı bir suretinin iş bu dosya içerisine konulmasından, dava açılması durumunda ise her iki dosyanın birleştirilmesi hususunun değerlendirilmesinden sonra örgütteki konumunun ve hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin 03.06.2020 tarihli, 2019/2043 Esas ve 2020/255 sayılı kararının; 1)Sanıklar hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve Cumhurbaşkanına suikast suçlarından verilen beraat kararında katılan vekillerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, 2) Sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden kararın 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle sanık … hakkında silahlı terör örgütü kurma ve yönetme, sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçları yönünden ayrı ayrı BOZULMASINA, sanık …'ın mevcut delil durumu ve suçun niteliği gözetilerek tutukluluk halinin devamına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.03.2024 tarihinde karar verildi.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2023/416, K. 2024/19431Kaynağı aç
3. Ceza Dairesi         2023/416 E.  ,  2024/19431 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1119 E., 2022/1291 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 3. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/204 E., 2022/169 K. SUÇ : Silahlı terör örgütü kurma veya yönetme HÜKÜM : TCK’nın 314/1, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 53, 58/9 ve 63 maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 5271 sayılı CMK’nın 299/1. maddesi gereğince takdiren REDDİNE, Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Terör örgütünü yönetme suçu ile ilgili yasal düzenlemeler şöyledir: 5237 sayılı TCK; Suç işlemek amacıyla örgüt kurma Madde 220- (1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir. (5) Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır. Silahlı örgüt Madde 314- (1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır. 3713 sayılı TMK uyarınca; Terör örgütleri Madde 7 – (Değişik: 29/6/2006-5532/6 md.) Cebir ve şiddet kullanılarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemleriyle, 1 inci maddede belirtilen amaçlara yönelik olarak suç işlemek üzere, terör örgütü kuranlar, yönetenler ile bu örgüte üye olanlar Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesi hükümlerine göre cezalandırılır. Örgütün faaliyetini düzenleyenler de örgütün yöneticisi olarak cezalandırılır. I-Suçla korunan hukuki değer: Devletin Anayasal düzeni, bu düzene hakim olan ilkeler, devletin birliği ve ülke bütünlüğünün korunması suretiyle kamu güven ve huzuru temin edilerek bireyin Anayasada güvence altına alınan hak ve özgürlüklerine yönelik fiillere karşı korunmasıdır. II-Suçun maddi unsurları: a-Suçun faili: TC. Vatandaşı olan ya da olmayan herkes olabilir. b-Suçun mağduru: Demokratik bir toplumda temel hak ve hürriyetleri güvence altına alınmış olarak barış içinde yaşama hakkı olan her bir bireydir. c-Fiil-Tipik eylem: TCK’nın 314/1 maddesinde tahdidi olarak belirtilen, Devletin anayasal düzenine, birliğine ve ülke bütünlüğüne karşı suçları işlemek amacıyla kurulan silahlı örgütü yönetmektir. Böyle bir örgüt, 3713 sayılı Kanunun 3.maddesi gereğince terör örgütüdür. Aynı nedenle suç, mutlak terör suçlarındandır. Örgütü yönetmekten bahsedebilmek için öncelikle TCK'nın 220. maddesinde öngörülen şartlarla birlikte, amaç-saik, yöntem ve elverişlilik kriterleri itibariyle de terör örgütü vasfını haiz bir örgütün bulunması gerekir. Doktrin ve yerleşik uygulamalara göre; Terör örgütünü yönetmek örgüt hiyerarşisinin çeşitli basamaklarında örgütün amaçlarına ve yöntemlerine uygun biçimde örgüt faaliyetlerini sevk ve idare etmek olarak tanımlanabilir. Yönetici suç ortaklığına komuta eden ve örgütün kurallarını gösteren kişidir. (Simeone I ReatiAssociativi,op.cit.s 257 aktaran Turinay … Terör Amaçlı Örgütlenme Suçu sh.269) Suç veya terör örgütünü yönetmek; onu sevk ve idare etmek, kısmen veya tamamen, bölgesel, yerel veya genel olarak yönetip yönlendirmek, hiyerarşik yapıya ve varsa iş bölümüne uygun olarak emir ve talimat vermek, bunların yerine getirilmesini bekleyip denetlemek, gerekli olduğunda da emrine veya örgütün talimatlarına riayet etmelerini cezalandırmaktadır. Kişinin somut olayda yönetme kudretine, sevk ve idare yeteneğine fiilen sahip olup olmadığına bakılmalıdır (Şen E.-Eryıldız S.Suç Örgütü sh.107). Fail, hiyerarşik olarak örgüt üyeleri üzerinde bulunuyor, geniş bir alanda iş bölümü yapabiliyor, örgüt üyeleri üzerinde sevk ve idarede bulunabiliyor, örgütsel faaliyetlerin organizasyonunda, icrasında; harekete geçiren, engelleyen veya durduran olarak rol üstlenebiliyor, bu faaliyetleri denetleyebiliyor ise yönetici olarak kabul edilebilecektir. Örgüt yönetmek; örgütün amaçları doğrultusunda örgütü idare etmeyi, emir ve direktif vermeyi, örgüt içinde inisiyatif ve karar verme gücüne sahip olmayı gerektirir. Örgütün varlığının, etkinliğinin ve gelişiminin sağlanması, hedeflerinin belirlenmesi, program ve stratejilerinin saptanmasını ifade eder. Ancak örgütün faaliyetleri çerçevesinde sadece belirli bir suçun işlenmesini organize edenler bu suçun işlenmesini planlayıp yönetenler örgüt yöneticisi olarak kabul edilemez. Geniş bir alanda faaliyet yürüten örgütlerin yöneticileri, örgüt yapılanması da dikkate alınarak somut olayın özelliklerine, bu kişilerin örgütün hiyerarşik yapısı içerisindeki konum ve görevlerine göre belirlenmelidir. Bu tür örgütlenmelerde her yöneticinin örgütün tamamını yönetmesi mümkün olmadığından, örgütün bölge, il, ilçe sorumlularının yönetici olup olmadıklarının sorumluluk sahalarındaki örgütsel faaliyetlerin yoğunluğu da gözetilerek belirlenmesi gerekir. Örgüt yöneticileri, hiyerarşik açıdan emir ve talimat vermeye yetkili olduğu mensupların, örgütün amaçları doğrultusunda işledikleri suçlardan dolaylı fail olarak sorumludurlar (TCK 220/5m.) (Dairenin 18.07.2017 tarih, 2016/7162- 2017/4786 sayılı kararından). Failin örgüt yöneticisi olup olmadığı, örgütün organizasyon yapısı, hiyerarşisi ve kişilere verilen görevlerin önemi esas alınmak suretiyle belirlenecektir (Baltacı Vahit Terör Suçları ve Yargılaması sh.183). Bu tespitte belirleyici olan, failin örgüt hiyerarşisi içindeki sıfatı değil ve fakat yönetip yönlendirdiği faaliyetlerin, örgütün amaç ve etkinliği bakımından önemidir. Bu nedenle failin hiyerarşik konumu, üstlendiği görevler esas alındığında dahi belli bir hiyerarşik seviyenin üstünde bulunan kişilerin yönetici olarak kabulünde zaruret vardır. Zira gerek kanun koyucunun aynı cezai yaptırımı öngörerek örgüt yöneticiliğini, örgüt kurma fiili ile aynı ağırlıkta bir ihlal olarak görmesi, gerek mülga 765 sayılı TCK'nın 168 maddesinde yer alan, "silahlı çetede amirliği ve kumandayı haiz olmak" ve 141. maddesindeki, "cemiyetlerin faaliyetlerini tanzim veya sevk ve idare etmek" kavramları ile mer'i 3713 sayılı Kanunun 7/1 maddesinde yer verilen "örgütün faaliyetlerini düzenleyenlerin de örgütün yöneticisi olarak cezalandırılacağına" dair kavramlar gerekse örgütle kurulan "organik bağın" sonucu olarak her seviyede belli ölçüde talimat alma-verme, astları yönetme olgusunun, örgütlü suçların doğasında mündemiç bulunması birlikte değerlendirildiğinde, yöneticilikten maksadın hiyerarşik yapının belli seviyede üst katlarını ifade ettiğini kabul etmek gerekir. Bu görüş Yüksek Yargıtayın istikrar kazanmış uygulamalarında da benimsenmiştir. Nitekim silahlı terör örgütlerinin kırsalda faaliyet gösteren tim, manga, bölük sorumluları ile faaliyet yoğunluğu bulunmayan kimi il sorumluları örgüt yöneticisi olarak değil, örgüt üyesi olarak cezalandırılmaktadır. TCK m.220/1'de düzenlenen örgütü yönetme suçu niteliği gereği devamlılık gerektirdiğinden, mütemadi bir suçtur. III-Suçun manevi unsuru: Suç işlemek üzere kurulmuş bir örgütü yönetme saikine dayanan doğrudan kastla işlenebilen bir suçtur. Bu suç olası kast ile işlenemez. Suç örgütünün varlığı için suç işlemek amacının açık bir şekilde ortaya konulmuş olması gerekir. Bir oluşumun çekirdeğini oluşturan kişiler suç işlemek amacıyla hareket etmekle birlikte, oluşumun içinde yer alan fakat bu amaçtan habersiz olan kişiler, suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüte üye olmaktan veya bu örgütü yönetmekten sorumlu tutulamazlar. (Özgenç, Suç Örgütleri sh.21,22) Bu halde sorumluluk, TCK’nın 30. maddesinde düzenlenen "hata” kurumuna göre çözüme kavuşturulmalıdır. (Dairenin 18.07.2017 tarih, 2016/7162- 2017/4786 sayılı kararından) IV- Hukuka Aykırılık: Kişi hak ve hürriyetlerinden hiç birisinin, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamayacağına dair Anayasanın 14. maddesinde de açıkça vurgulandığı üzere, bu suç herhangi bir hukuka uygunluk sebebi kapsamında işlenemez. Hiçbir devlet, hiç kimseye birliği ve ülke bütünlüğünü, anayasal düzenini bozacak bir hukuk düzeni kurmaz. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın İl İmamlığı görevinin 2010 yılında sona erdiği gözetildiğinde, sanığın eylemlerinin silahlı terör örgütünü kurma ve yönetme suçunu oluşturmayacağı, sübut bulan eylemlerine uyan silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan, örgüt içerisindeki konumu ve faaliyetleri de dikkate alınmak suretiyle üst sınıra yakın olarak mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozmanın niteliği ve tutuklulukta geçen süre gözetilerek tahliye talebinin REDDİNE, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Çorum 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Örgütü yönetme suçu bakımından Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2021/3530 Esas, 2024/3617 Karar sayılı ile 2023/416 Esas, 2024/19431 Karar sayılı ilamlarında açıklandığı üzere, bu suç niteliği gereği devamlılık gösteren mütemadi bir suç vasfındadır. Suç örgütünü yönetme saiki doğrudan kasta dayanır ve olası kast ile işlenmesi mümkün değildir; oluşumun içinde yer alıp da suç işleme amacından habersiz bulunan kişiler örgütsel suçlardan sorumlu tutulamaz. Bir kimsenin yönetici kabul edilebilmesi için hiyerarşik bakımdan örgüt üyeleri üzerinde bulunması, iş bölümü yapabilmesi, üyeleri sevk ve idare edebilmesi, örgütsel faaliyetleri harekete geçiren, engelleyen veya denetleyen bir konumda yer alması gerekir. Buna karşılık, örgüt faaliyetleri çerçevesinde yalnızca belirli bir münferit suçun icrasını planlayıp organize eden ve yöneten kimseler örgüt yöneticisi sayılamaz.

Örgütsel hiyerarşi içine dahil olmamakla beraber örgüte bilerek ve isteyerek yardım sağlayan kişi, Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesinin 7. fıkrası gereğince örgüt üyesi gibi cezalandırılır; ancak üyeliğe bağlı ceza yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir. Nitekim Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2013/7909 Esas, 2014/575 Karar sayılı kararında, suç örgütünün hiyerarşik yapısında yer almamakla birlikte, örgütün varlığını bilerek ve isteyerek örgüte ait uyuşturucu maddeyi nakleden sanıkların eyleminin 220. maddenin 7. fıkrasındaki yardım suçunu oluşturduğunu saptamıştır.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2013/7909, K. 2014/575Kaynağı aç
10. Ceza Dairesi         2013/7909 E.  ,  2014/575 K. "İçtihat Metni" Mahkeme : Ağır Ceza Mahkemesi Suçlar : 1-Suç işlemek amacıyla örgüt kurma : Sanık … 2-Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma : Sanıklar … ve … 3-Örgüt adına suç işleme : Sanıklar… ve … 4-Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme : Sanıklar… ve … 5-Suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ithal etme : Sanıklar …ve … 6-Suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ihraç etmeye teşebbüs : Sanıklar… ve … Hükümler : 1 -Sanıklar …, … ve… hakkında : a) Sanık … hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma b) Sanıklar…ve …hakkında : Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçundan : Mahkûmiyet c) Her üç sanık hakkında : Suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ithal etme suçundan : Mahkûmiyet 2- Sanıklar ….ve … hakkında : a) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçundan : Mahkûmiyet b) Suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan : Mahkûmiyet 3- Sanık … hakkında : a) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçundan : Mahkûmiyet b) Suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ithal etme suçundan : Mahkûmiyet 4- Sanık … hakkında : Suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan: Mahkûmiyet 5- Sanıklar …ve … hakkında : a) Örgüt adına suç işlemek suçundan : Mahkûmiyet b) Suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan : Mahkûmiyet 6-Sanıklar ..ve … hakkında : a) Örgüt adına suç işlemek suçundan : Mahkûmiyet b) Suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ithal etme suçundan : Mahkûmiyet 7- Sanıklar … ve … hakkında: Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan: Mahkûmiyet Temyiz incelemesi, müdafilerinin isteği üzerine sanıklar … ve … hakkında duruşmalı, yöntemine uygun davetiye tebliğine rağmen müdafileri duruşmaya gelmeyen sanıklar …ve …ile duruşmalı inceleme isteği bulunmayan sanıklar … ve … ile diğer sanıklar hakkında duruşmasız olarak yapıldı. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Suçta kullanıldığından bahisle el konulan … plakalı araç ile sanık …'ın üzerinden ele geçirilen ve … Adli Emanetinin 2009/923 sırasında kayıtlı bulunan 3100 doların müsaderesi konusunda mahkemesince karar verilmesi mümkün görülmüştür. A) Sanık … hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan; sanıklar…… ve … hakkında suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesi : Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemlere uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanıkların müdafileri ve sanık …'ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, sanık … yönünden Üye …'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla, diğer sanıklar yönünden oybirliğiyle; B) Sanıklar …, … ve … hakkında suç işlemek amacıyla teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ithal etme suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesi: Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç tipi ile aşağıda belirtilen dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; Sanıklar hakkındaki sonuç hapis cezasının, TCK'nın 61. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca "otuz yıldan fazla olamayacağının" gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları ile sanıklar … ve … müdafilerinin duruşmadaki sözlü savunmaları bu nedenle yerinde olduğundan CMUK’nın 321. maddesi gereğince hükümlerin BOZULMASINA; ancak bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; sanıklar hakkındaki hüküm fıkralarının hapis cezasının tayinine ilişkin bölümlerinde yer alan "neticeten" ibaresinin çıkarılması ve "Başka artırım, indirim ve lehe uygulama yapılmasına takdiren yer olmadığına" ilişkin fıkradan sonra gelmek üzere sanık … için "Sanığın TCK'nın 61. maddesinin 7. fıkrası uyarınca neticeten 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına" ibaresinin, sanıklar … ve … için "Sanıkların TCK'nın 61. maddesinin 7. fıkrası uyarınca neticeten 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına " ibaresinin hüküm fıkralarına eklenmesi suretiyle, resen de temyize tabi olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, hükmedilen ceza miktarı ile tutuklu kaldığı süreye göre sanık … hakkındaki salıverilme isteğinin reddine, oybirliğiyle; C) Sanıklar… … ve … hakkında suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan; sanık … hakkında suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ithal etme suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesi: Sanıklar…. ve …'in işledikleri suçta ele geçen net 20351,2 gram eroinin miktarına bağlı olarak önemi ve değerine göre, TCK'nın 61. maddesindeki ölçütler ile 3. maddesindeki orantılılık ilkesi gereğince temel cezanın alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemlere uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanıkların müdafileri ile sanıklar …ve …'ın yerinde görülmeyen temyiz itirazları ile sanıklar … ve … müdafilerinin duruşmadaki sözlü savunmalarının reddiyle, sanıklar …. ve … yönünden re'sen de temyize tabi olan hükümlerin ONANMASINA, hükmedilen ceza miktarı ile tutuklu kaldıkları sürelere göre sanıklar …ve … hakkındaki salıverilme isteklerinin reddine, sanıklar… ve … yönünden Üye …'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla, diğer sanıklar yönünden oybirliğiyle; D) Sanıklar … ve … hakkında: 1- Örgüt adına suç işleme suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesi: Olay tutanakları, sanık savunmaları ile dosyadaki diğer bilgi ve belgelere göre, sanık … ve …'in, diğer sanıkların içinde bulundukları örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmadıkları, ancak örgütün varlığını bilerek ve isteyerek örgüte ait uyuşturucu maddeyi taşımak suretiyle örgüte yardım ettikleri, bu hali ile eylemlerinin TCK'nın 220. maddesinin yedinci fıkrasında düzenlenen “örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme“ suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, hükümden sonra 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile TCK'nın 220. maddesinin yedinci fıkrasında yapılan değişiklik karşısında; TCK'nın 2 ve 7. maddeleri gözetilerek sanıkların hukuki durumlarının tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ve müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin BOZULMASINA, Üye …'ın değişik gerekçesi ve oybirliğiyle; 2- Suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesi: Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemlere uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanıklar ve müdafilerinin temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, Üye …'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla, E) Sanık … hakkında: 1- Örgüt adına suç işleme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesi: Olay tutanakları ile dosyadaki diğer bilgi ve belgelere göre; sanığın “suç işlemek için kurulmuş olan örgüte üye olma” suçunu işlediği sabit olduğu halde, suçun nitelendirilmesinde hataya düşülerek “örgüt adına suç işleme ” suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 5320 sayılı Kanun'un 8/1 ve 1412 sayılı CMUK'nın 326. maddesinin 4. fıkrası gereğince kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, oybirliğiyle; 2- Suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ithal etme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesi: Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, re'sen de temyize tabi olan hükmün ONANMASINA, oybirliğiyle; F) Sanıklar …, … ve … hakkında: 1- Örgüt adına suç işleme suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesi: Dosya kapsamına göre, sanıkların savunmalarının aksine, diğer sanıkların içinde bulundukları örgütsel yapı içinde yer aldıklarına veya örgüte üye olmamakla birlikte böyle bir örgütün varlığını bilerek örgüt adına suç işlediklerine ya da örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiklerine ilişkin, kuşku sınırlarını aşan kesin ve yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden, sanıkların beraatleri yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükümlerin BOZULMASINA, oybirliğiyle; 2- Örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ithal etme suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesi: Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenler dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; “Örgüt adına suç işleme” suçuyla ilgili yukarıda belirtilen bozma nedenine göre, koşulları bulunmadığı halde sanıkların cezasının TCK‘nın 188. maddesinin 5. fıkrası uyarınca artırılması, Kanuna aykırı, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, re'sen de temyize tabi olan hükümlerin BOZULMASINA, tutuklama koşullarında bir değişiklik bulunmadığı dikkate alınarak sanıklar hakkındaki salıverilme isteklerinin reddine, oybirliğiyle; G) Sanık … hakkında örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesi: Olay tutanakları, sanık savunması, diğer sanık …'ın beyanı ile dosyadaki diğer bilgi ve belgelere göre; sanığın eyleminin “suç işlemek için kurulmuş olan örgüte üye olma” suçunu oluşturduğu halde, suçun nitelendirilmesinde hataya düşülerek “örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 5320 sayılı Kanun'un 8/1 ve 1412 sayılı CMUK'nın 326. maddesinin 4. fıkrası gereğince kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, oybirliğiyle; H) Sanıklar …, …, … ve … hakkında örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesi: Hükümden sonra 05.07.2012 tarihinde yürülüğe giren 6352 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile TCK'nın 220. maddesinin yedinci fıkrasında yapılan değişiklik karşısında; TCK'nın 2 ve 7. maddeleri gözetilerek sanıkların hukuki durumlarının tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar İsa, … ve …'ın müdafileri ile sanık …'in temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükümlerin BOZULMASINA, oybirliğiyle; 23.01.2014 tarihinde karar verildi. TEFHİM TUTANAĞI: 23.01.2014 gününde verilen bu karar Yargıtay Cumhuriyet savcısı …'in katılımıyla ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık … müdafii Av. …'ün yüzüne karşı sanık … müdafii Avukat …, sanık … müdafii Avukat …, sanık … müdafii Avukat …., sanık … müdafii Avukat … ve sanık … müdafii Avukat …'nin yokluğunda 23.01.2014 tarihinde yöntemine uygun biçimde, açık olarak okunup anlatıldı. KARŞI OY GEREKÇESİ -DEĞİŞİK GEREKÇE A) Sanık … hakkında "suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma" ve "suç işlemek için teşkil edilmiş örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma" suçlarından verilen mahkûmiyet hükümleriyle ilgili: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesine göre, "Her kişi özel ve aile yaşamına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakların kullanılmasına resmi bir makamın müdahalesi demokratik bir toplumda milli güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suçların önlenmesi, sağlığın veya ahlakın ve başkasının hak ve özgürlüklerinin korunması için zorunlu bulunduğu ölçüde ve kanunla düzenlenmesi koşuluyla olabilir." Türkiye Cumhuriyet Anayasası'nın 22. maddesinde "Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde hakimin onayına sunulur. Hakim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde karar kendiliğinden kalkar." hükmü yer almaktadır. Böylece diğer bireysel hakların yanında "haberleşme özgürlüğü ve haberleşmenin gizliliği" koruma altına alınmıştır. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 135. maddesinde bir suç nedeniyle yapılan soruşturma kapsamında haberleşmenin gizliliğine müdahale edilebilmesinin koşulları ve kuralları belirlenmiş, şüpheli veya sanığın telefonunun hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararıyla dinlenebileceği öngörülmüştür. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tesadüfen elde edilen deliller" başlığını taşıyan 138. maddesinin ikinci fıkrasında ise, "Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, 135 inci maddenin altıncı fıkrasında sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet Savcılığına derhal bildirilir" denilmiştir. Gerekli koşullar bulunduğunda bir kişinin telefonunun dinlenmesi için hâkim veya Cumhuriyet savcısından alınan karar, sadece soruşturma kapsamında olup kararda belirtilen suçla sınırlı olmak üzere o kişinin haberleşmesinin gizliliğine müdahale yetkisi verir. Bu kişiyle telefonda konuşan diğer kimselerin haberleşmesinin gizliliğine müdahale için ayrıca hâkim veya Cumhuriyet savcısından karar alınması zorunludur. Böyle bir karar alınmadan yapılan dinlemeler o kişiler yönünden "hukuka aykırı delil" niteliğindedir. Somut olayda, diğer sanıklardan bazılarının telefonları hâkim kararıyla dinlemeye alınmış, ancak sanık …'un telefon konuşmaları hâkim veya Cumhuriyet savcısı kararı olmadan dinlenerek kayda alınmıştır. Hâkim veya Cumhuriyet savcısından karar alınmadan sanığın telefon konuşmalarının dinlenmesi "hukuka aykırı" olup, delil olarak hükme esas alınamaz. Bu konuşmaların "tesadüfen elde edilen delil" olarak değerlendirilmesi de mümkün değildir, çünkü konuşmalar soruşturması yapılan suçla ilgilidir. Diğer yandan, CMK'nın 135. maddesinin 6. fıkrasının 8. bendine göre, suç işlemek amacıyla kurulmuş olan "örgüte üye olma" ve "örgüte yardım etme" suçları için iletişimin dinlenmesine, kayda alınmasına ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine karar verilemez. Verilmiş ise bu karar belirtilen suçlar yönünden geçerli değildir ve elde edilen veriler "hukuka aykırı delil" niteliğindedir. Sanık tüm aşamalarda atılı suçlarla ilgisinin olmadığını söylemiştir. Diğer sanıklardan hiçbiri sanığın bu suçlarla ilgisi olduğuna ilişkin bir beyanda bulunmamıştır. Telefon konuşmaları dışında sanık aleyhinde delil yoktur. Sanığın savunmasının aksine, diğer bazı sanıklar tarafından kurulan örgüte katıldığına, ele geçirilen uyuşturucu maddeyle ilgisi olduğuna veya diğer sanıkların suçuna iştirak ettiğine, dolayısıyla atılı suçları işlediğine ilişkin başkaca hiçbir delil bulunmamaktadır. Sanık hakkında her iki suçtan dolayı "beraat" yerine "mahkûmiyet" hükümleri kurulması yasaya aykırıdır. Hükümlerin bozulması gerektiği kanısını taşıdığımdan, çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum. B) Sanıklar… ve … hakkında "örgüt adına suç işlemek" suçundan verilen mahkûmiyet hükümleriyle ilgili: "Non bis in idem" olarak ifade edilen uluslararası ceza hukuku kuralına göre "işlediği bir fiil nedeniyle kişi ancak bir kez cezalandırılabilir". Bu kural TCK'nın 44. maddesinde "fikrî içtima" başlığı altında "İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır". şeklinde düzenlenmiştir. Kanun koyucu, konuyla ilgili TCK'nın 220. maddesinin altıncı fıkrasında "Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca örgüte üye olmak suçundan da cezalandırılır. Örgüte üye olmak suçundan dolayı verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir." hükmüne yer vermek suretiyle bu kuraldan ayrılmıştır. Ancak, hükümden sonra 30.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'la 6. fıkraya "Bu fıkra hükmü sadece silahlı örgütler hakkında uygulanır. " cümlesi eklenmiştir. Buna göre, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, bu örgüt silahlı değilse, altıncı fıkra gereğince cezalandırılamayacaktır. Başka bir anlatımla, üyesi olmadığı silahsız bir örgüt adına suç işleyen kişinin bu fiili, altıncı fıkra yönünden suç olmaktan çıkarılmıştır. TCK'nın 220. maddesinin yedinci fıkradaki suçun oluşması için, "örgüte yardım" fiilinin ayrıca suç oluşturmaması gerekir. Ayrı bir suç oluşturması, yedinci fıkrada değil altıncı fıkrada düzenlenmiştir. Bu durumlara göre, mensubu olmadığı silahsız bir örgüt adına suç işleyen kişi sadece işlediği suçtan sorumlu olacaktır. Mensubu olmadığı bir örgüt adına suç işleyen ve örgütün silahlı olmaması nedeniyle TCK'nın 220. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca cezalandırılamayan sanığın, aynı zamanda örgüte yardım ettiği ve yedinci fıkradaki "örgüte yardım etme" suçundan cezalandırılması gerektiği kabul edilse bile; yedinci fıkrada "ayrıca" ibaresi bulunmadığı için, hem işlediği suçtan hem de örgüte yardım suçundan cezalandırılması mümkün değildir. Bu durumda sanık, "fikrî içtima" kuralı gereğince sadece daha ağır sonuç doğuran suçtan cezalandırılır. Somut olayda, sanıklar … ve …'in, diğer bazı sanıkların suç işlemek amacıyla kurdukları silahsız örgüte "üye olmadıkları", ancak bu örgüt adına "uyuşturucu madde nakletme" suçunu işledikleri anlaşılmıştır. TCK'nın 220. maddesinin altıncı fıkrasına hükümden sonra 6459 sayılı Kanun'la eklenen cümle uyarınca, sanıkların, bu fıkrada düzenlenen "örgüt adına suç işleme" suçundan cezalandırılmaları mümkün değildir. Sanıkların, örgüt adına "uyuşturucu madde nakletme" suçunu işlemeleri nedeniyle, bu suç dışında ayrıca TCK'nın 220. maddesinin yedinci fıkrasında yer alan "örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme" suçundan cezalandırılmaları da mümkün değildir. Çünkü yedinci fıkrada, altıncı fıkrada olduğu gibi "non bis in idem" kuralından ayrılmayı öngören "ayrıca" ibaresine yer verilmemiştir. Sonuç olarak; a) Hükümden sonra 30.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'la TCK'nın 220. maddesinin altıncı fıkrasına eklenen "Bu fıkra hükmü sadece silahlı örgütler hakkında uygulanır." hükmü ile TCK'nın 2 ve 7. maddeleri gereğince, sanıklar… ve …hakkında, belirtilen fıkrada düzenlenen "örgüt adına suç işleme" suçundan "beraat" hükmü kurulmasında zorunluluk bulunmaktadır. b) Sanıkların örgüt adına "uyuşturucu madde nakletme" suçunu işlemeleri nedeniyle, tek olan fiillerinin aynı zamanda TCK'nın 220. maddesinin yedinci fıkrasında düzenlenen "örgüte yardım etme" suçunu da oluşturduğu kabul edilse bile, fikrî içtima kuralı gereğince sanıklar sadece daha ağır sonuç doğuran "uyuşturucu madde nakletme" suçundan cezalandırılabilirler. Sanıkların "uyuşturucu madde nakletme" ve "örgüte yardım etme" suçlarından gerçek içtima hükümlerine göre ayrı ayrı cezalandırılmaları gerektiği anlamındaki çoğunluk görüşü de yerinde değildir. c) Sanıklar … ve … hakkında "örgüt adına suç işlemek" suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerinin bu değişik gerekçe ile bozulması gerektiği düşüncesindeyim. C) Sanıklar….. ve … hakkında "suç işlemek için teşkil edilmiş örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan verilen mahkûmiyet hükümleriyle ilgili: TCK'nın 188. maddesinin beşinci fıkrasında "Yukarıdaki fıkralarda gösterilen suçların, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır." hükmü öngörülmüştür. Bu fıkranın gerekçesinde "Beşinci fıkraya göre, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal veya ticareti suçlarının suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezaların artırılması gerekmektedir. Dikkat edilmelidir ki, bu durumda, suç işlemek amacına yönelik örgüt teşkil etmekten, kurulmuş örgütü yönetmekten, bu örgüte üye olmaktan dolayı ayrıca cezaya hükmedilmelidir." denilmiştir. Beşinci fıkra gereğince cezanın artırılabilmesi için sanığın, faaliyeti çerçevesinde suç işlediği örgütün ya "mensubu olmalıdır" ya da "korkutucu gücünden yararlanmış bulunmalıdır". “Örgüt mensubu olmak” ile ”örgüt üyesi olarak cezalandırılmak” aynı şey değildir. Somut olayda sanıklar… ve …'ın, diğer bazı sanıkların suç işlemek amacıyla kurdukları silahsız “örgüte mensup olmadıkları", bu örgütün "korkutucu gücünden yararlanmadıkları", ancak sözü edilen örgüt adına TCK'nın 188. maddesinin üçüncü fıkrasında tanımlanan "uyuşturucu madde nakletme" suçunu işledikleri anlaşılmıştır. Öte yandan, "B" bölümünde belirttiğim nedenlerle, sanıkların "örgüt üyesi gibi cezalandırılmalarını öngören" TCK'nın 220. maddesinin altı ve yedinci fıkralarında düzenlenen suçlar da oluşmamaktadır. Bu durumlar karşısında, sanıklar hakkında "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan dolayı belirlenen cezaların TCK'nın 188. maddesinin beşinci fıkrası gereğince artırılması yasaya aykırıdır. Sonuç olarak, sanıklar… ve …hakkında "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan kurulan hükümlerin bozulması gerektiği kanısını taşıdığımdan, çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum. 23.01.2014

Uyuşturucu Ticaretinde Örgüt Artırımının İspat Şartları

Uyuşturucu madde ticareti eyleminde Türk Ceza Kanunu'nun 188. maddesinin 5. fıkrasındaki bir kat artırımın uygulanabilmesi, suçun teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlendiğine dair delil bulunmasını gerektirir. Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2014/4563 Esas, 2014/13683 Karar sayılı ilamında; diğer sanıklar tarafından oluşturulan örgütsel yapıya katıldıklarına ve suçu örgüt faaliyeti çerçevesinde işlediklerine ilişkin delil bulunmayan sanıklar hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesi ile buna bağlı olarak 188. maddesinin 5. fıkrasının uygulanamayacağı kabul edilerek hükümler bozulmuş; suç konusu eylemleri gerçekleştirdiği ve suç tipi ile yaptırımların doğru tayin edildiği belirlenen sanıklar hakkındaki mahkûmiyetler ise yerinde görülmüştür.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2014/4563, K. 2014/13683Kaynağı aç
10. Ceza Dairesi         2014/4563 E.  ,  2014/13683 K. "İçtihat Metni" Mahkeme : Ağır Ceza Mahkemesi Suçlar : a) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (Sanık … hakkında) b) Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma (Sanıklar ….,…, .., …, …, …, .., … ve… hakkında) c) Örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma (Sanıklar …, …, …, …, …,…, …, …, … ve… hakkında) d) Uyuşturucu madde ticareti yapma (Sanıklar …, …, …, …, …,…, … hakkında) e) Uyuşturucu madde ithal etme (Sanık … hakkında) f) Uyuşturucu madde ihraç etme (Sanık … ve … hakkında) Hükümler : Mahkûmiyet: a) Sanık … hakkında, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından, b) Sanıklar …, …, …, …, .., …, … ve …. hakkında, suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma ve örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından, c) Sanık … hakkında, suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte yardım etme ve örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından, d) Sanıklar …, …,…, …, …, …, …,… ve … hakkında, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, e) Sanık … hakkında, uyuşturucu madde ithal etme suçundan, Temyiz incelemesi, duruşmalı inceleme isteği bulunan sanıklar …, …,…,… ile müdafii duruşma salonunda hazır bulunan ve resen duruşmaya kabul edilen sanık … hakkında duruşmalı, yöntemine uygun davetiye tebliğine rağmen müdafii gelmeyen sanık … ve diğer sanıklar hakkında duruşmasız olarak yapıldı. Dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: A) Sanıklar … ve …hakkındaki hükümlerle ilgili olarak; Sanıklar… ve … 28.11.2013 tarihli dilekçeleri ile mahkûmiyet kararının onanmasını istemeleri üzerine Mahkemece hükümler kesinleştirilip infaza verildiğinden haklarındaki hükümlerin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, B) Sanık … hakkında “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” , sanıklar .., …, …,…, … ve … hakkında “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesi: Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemlere uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanıklar …, …, …, … ve müdafileri, sanıklar … ve… müdafileri ile sanık …'in yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, C) Sanıklar…, …,… ve … hakkında “örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesi: Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemlere uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanıklar …, …, … müdafileri ve sanıklar …, …,…'in yerinde görülmeyen temyiz itirazları ile sanıklar …ve … müdafilerinin duruşmadaki sözlü savunmalarının reddiyle, resen de temyize tabi olan hükümlerin ONANMASINA, hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre göz önüne alınarak sanık … hakkındaki salıverilme talebinin reddine, D) Sanıklar …, …, …, …, … ve… hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan, sanık … hakkında “uyuşturucu madde ithal etme” suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesi: Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemlere uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanıklar …, …, …, … ve … müdafileri ile sanıklar …, … ve …'un yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, sanık … yönünden resen de temyize tabi olan hükümlerin ONANMASINA, hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre göz önüne alınarak sanık … hakkındaki salıverilme talebinin reddine, E) Sanık … hakkında “örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesi: Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç tipi ile aşağıda belirtilen dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; Sanık hakkındaki sonuç hapis cezasının, TCK'nın 61. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca "otuz yıldan fazla olamayacağının" gözetilmemesi, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan CMUK’nın 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA; ancak bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; sanık hakkındaki hüküm fıkrasının hapis cezasının tayinine ilişkin bölümünde yer alan "otuzüç yıl dokuz ay hapis ve yirmisekizbinyüzyirmibeş gün adli para cezası ile cezalandırılmasına" ilişkin ibaresinden sonra gelmek üzere "Sanığın TCK'nın 61. maddesinin 7. fıkrası uyarınca neticeten 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına" ibaresinin hüküm fıkrasına eklenmesi suretiyle, resen de temyize tabi olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, F) Sanık … hakkında “örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesi: Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç tipi ile bozma sebebi dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1- Sanığın 12.04.2011, 26.05.2011, 13.07.2011 ve 07.08.2011 tarihli eylemleri sabit ise de; 17.05.2011, 29.05.2011 ve 01.07.2011 tarihli eylemleri işlediğine ilişkin mahkumiyetine yeterli ve kesin delil bulunmadığı anlaşıldığından; buna göre sanık hakkında temel cezanın ve TCK'nın 43. maddesi ile yapılacak artırım oranının yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması, 2- Kabule göre de; sanık hakkındaki sonuç hapis cezasının, TCK'nın 61. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca "otuz yıldan fazla olamayacağının" gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları ile müdafiin duruşmadaki sözlü savunması bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan CMUK’nın 321. maddesi gereğince resen de temyize tabi olan hükmün BOZULMASINA, G) Sanık … hakkında “örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesi: Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç tipi ile bozma sebebi dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; Sanık hakkında mahkûmiyet kararına konu 26.05.2011 tarihli eylemi ile 03.09.2011 tarihli başka bir eyleminden dolayı 30.01.2012 tarihli iddianame ile Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/44 esas sayısında kayıtlı ayrı bir dava açıldığı anlaşıldığından, sözü edilen dava dosyasının akıbetinin araştırılması, dava derdest ise bu dava ile birleştirilmesi, hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise dosyasının bu dosya içine konması, daha sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırmayla hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları ile müdafiin duruşmadaki sözlü savunması bu nedenle yerinde olduğundan CMUK’nın 321. maddesi gereğince resen de temyize tabi olan hükmün BOZULMASINA, tutuklama koşullarında bir değişiklik olmamasına ve tutuklama tarihine göre sanık hakkındaki salıverilme talebinin reddine; H) Sanıklar… ve … hakkında “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” ve “örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma”, sanık … hakkında “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etme” ve “örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma” suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesi: 1-Olay tutanakları, sanık savunmaları ile dosyadaki diğer bilgi ve belgelere göre, sanıkların diğer sanıklar…, …, …, …, …, … ve … tarafından oluşturulan örgütsel yapıya katıldıklarına ilişkin delil bulunmadığı ve sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin ve buna bağlı olarak aynı Kanunun 188/5. maddesinin uygulanamayacağı gözetilmeden; a) Sanıklar … ve … hakkında “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” ve sanık … hakkında “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etme”suçlarından beraatleri yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesi, b) Sanıkların atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlediklerine ilişkin delil bulunmadığı gözetilmeden, haklarında TCK’nın 188/5. maddesinin uygulanması, 2- Sanık …'ın 17.05.2011 tarihli, sanık …'in 28.06.2011 tarihli eylemleri sabit ise de; sanık …'ın 12.04.2011 tarihli, sanık …'in ise 13.07.2011 tarihli eylemleri gerçekleştirdiklerine ilişkin mahkûmiyetlerine yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, koşulları oluşmadığı halde haklarında TCK’nın 43. maddesi uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini, Yasaya aykırı, sanıkların müdafilerinin temyiz itirazları ile sanık … müdafilerinin duruşmadaki sözlü savunması bu nedenle yerinde olduğundan, sanık … yönünden resen de temyize tabi olan hükümlerin BOZULMASINA; tutuklama koşullarında bir değişiklik olmamasına ve tutuklama tarihine göre sanık … hakkındaki salıverilme talebinin reddine; I) Sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesi: Sanığın suç konusu uyuşturucu maddeler ile ilgisi olduğuna ya da diğer sanıkların suçlarına iştirak ettiğine ilişkin, içeriği tam olarak belli olmayan, maddi bulgularla da desteklenmeyen telefon görüşmeleri dışında, kuşku sınırlarını aşan kesin ve yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden, atılı suçtan beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA; 18.12.2014 tarihinde karar verildi. TEFHİM TUTANAĞI: 18.12.2014 tarihinde saat: 15.00'da verilen bu karar Yargıtay Cumhuriyet savcısı …’nin katılımıyla ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık … müdafii Avukat …, sanık … müdafii Avukat …, sanık … müdafii Avukat …, sanık … müdafii Avukat …, sanık … müdafileri Avukat …'ın yokluklarında, sanık … müdafii Avukat …'ın yüzüne karşı 18.12.2014 tarihinde yöntemine uygun biçimde, açık olarak okunup anlatıldı.

Delil değerlendirmesi yönünden Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2020/22022 Esas, 2021/7586 Karar sayılı ilamında; kendilerinde uyuşturucu madde ele geçirilemeyen sanıkların, diğer sanıklardaki maddeler ve eylemlerle bağlantılarını gösteren somut delil bulunmayıp farklı manalara gelebilecek iletişimin tespiti tutanakları dışında kesin kanıt yer almadığı durumlarda mahkûmiyet kurulamayacağı açıklanmış, ayrıca eylemin suç işlemek amacıyla kurulan örgütün faaliyeti çerçevesinde icra edildiğine dair kanıt bulunmaksızın 188. maddenin 5. fıkrasıyla ceza artırımı yapılması hukuka aykırı görülerek infazın durdurulması kararlaştırılmıştır. Benzer şekilde 2014/4563 Esas sayılı ilamda da maddi bulgularla teyit edilmeyen ve içeriği tam olarak anlaşılamayan telefon konuşmalarının sübut için yeterli sayılamayacağı kabul edilmiştir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2020/22022, K. 2021/7586Kaynağı aç
10. Ceza Dairesi         2020/22022 E.  ,  2021/7586 K. "İçtihat Metni" Mahkeme : BURSA Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi Suçlar : 1- Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, 2- Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, 3- Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etme, 4- Suç işlemek amacıyla kurulan örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma Hükümler : a) Mahkûmiyet: Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/10/2017 tarih 2014/170 esas ve 2017/393 sayılı kararı b) İstinaf başvurusunun esastan reddi: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 14/01/2019 tarih 2018/3775 esasve 2019/52 sayılı kararı (Sanık … yönünden) c) İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi: Bursa BölgeAdliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 14/01/2019 tarih2018/3775 esas ve 2019/52 sayılı kararı (diğer sanıklaryönünden) Dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmekle temyiz edenlerin sıfatı, başvurularının süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi. Sanıklar … müdafilerinin temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin istemlerinin, 08/03/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile 5271 sayılı Kanunun 299/1-1. cümlesine getirilen değişiklik uyarınca; takdiren reddine karar verilerek duruşmasız inceleme yapılmıştır. Sanık … hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen ceza miktarına göre re'sen ve sanık müdafiinin temyiz dilekçesi gözetilerek temyiz isteminin reddi yönünde görüş bildiren tebliğname görüşüne iştirak edilmeden yapılan incelemede; A- Sanık … hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etme ve örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde: Sanık müdafiinin 7 günlük istinaf süresinin dolmasından sonra hükümleri istinaf etmesi nedeniyle istinaf isteminin süreden reddine dair ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin hükümlerin kesin olduğu ve temyiz edilemez olması nedeniyle sanık hakkındaki hükümlerin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, B- Sanık … hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan verilen istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine dair hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde: Hükmolunan cezanın miktarı ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı CMK'nın 286/2-a maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, sanık müdafiinin temyiz isteminin 5271 sayılı CMK'nın 298. maddesi uyarınca REDDİNE, C- Sanıklar…hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan verilen istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine dair hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde: Hükmolunan cezanın miktarı ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı CMK'nın 286/2-a maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı CMK'nın 298. maddesi uyarınca REDDİNE, D- Sanıklar …hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etme suçundan verilen istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine dair hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde: Hükmolunan cezanın miktarı ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı CMK'nın 286/2-a maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı CMK'nın 298. maddesi uyarınca REDDİNE, E- Sanık … hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine dair hükmün incelenmesinde: 5271 sayılı CMK'nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile CMK'nın 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttiği temyiz sebeplerinin hükmün hukuki yönüne ilişkin olduğu değerlendirilerek, anılan sebeplere bağlı olarak yapılan incelemede, Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilen dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; Sanığın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti eylemini suç işlemek amacıyla kurulan örgütün faaliyeti çerçevesinde işlediğine dair delil bulunmadığı gözetilmeden sanık hakkında TCK’nın 188/5. maddesi uyarınca artırım yapılması, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararı hukuka aykırı bulunduğundan, 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sanık hakkında bu suçtan dolayı infazın durdurulmasına, F- Sanıklar ,,,hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine dair hükümlerin incelenmesinde: 5271 sayılı CMK'nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile CMK'nın 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak, sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri temyiz sebeplerinin hükmün hukuki yönüne ilişkin olduğu değerlendirilerek, anılan sebeplere bağlı olarak yapılan incelemede, İletişim tespit tutanakları ve tüm dosya kapsamı nazara alınarak; kendilerinde herhangi bir uyuşturucu madde ele geçmeyen sanıkların savunmalarının aksine, diğer sanıklarda ele geçirilen uyuşturucu maddeler ve diğer sanıkların eylemleri ile ilgileri olduğuna ilişkin soyut ve değişik anlamlara gelebilecek iletişimin tespiti tutanakları dışında, kuşkuyu aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, beraatleri yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararı hukuka aykırı bulunduğundan, 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, G- Sanık … hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine ilişkin hükmün incelenmesinde: 5271 sayılı CMK'nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile CMK'nın 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttiği temyiz sebeplerinin hükmün hukuki yönüne ilişkin olduğu değerlendirilerek, anılan sebeplere bağlı olarak yapılan incelemede, Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenler dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1- Sanık hakkında TCK’nın 39. maddesi uygulanmışsa da dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre sanığın TCK’nın 37. maddesine göre asli fail olduğunun gözetilmemesi, 2- Suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK’nın 188/5. maddesine göre uyuşturucu madde ticaretinin örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi halinde yarı oranında artırım yapılması gerekirken bir kat artırım yapılarak fazla ceza tayin edilmesi, 3- Kabule göre; sanık hakkında TCK’nın 39. maddesinin uygulanması sırasında TCK’nın 39/1-son cümle uyarınca verilecek cezanın 8 yılı geçemeyeceğinin ve TCK'nın 39 maddesi ile TCK'nın 188/5. maddesinin birlikte uygulanamayacak olmasının gözetilmemesi Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararı hukuka aykırı bulunduğundan, 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sonuç ceza yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına H- Sanıklar …hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine dair hükümlerin incelenmesinde: 5271 sayılı CMK'nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile CMK'nın 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak, sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri temyiz sebeplerinin hükmün hukuki yönüne ilişkin olduğu değerlendirilerek, anılan sebeplere bağlı olarak yapılan incelemede, Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenler dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; Suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK’nın 188/5. maddesine göre uyuşturucu madde ticaretinin örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi halinde yarı oranında artırım yapılması gerekirken bir kat artırım yapılarak fazla ceza tayin edilmesi, Yasaya aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararı hukuka aykırı bulunduğundan, 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, I- Sanık … hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine dair hükmün inceşenmesinde: 5271 sayılı CMK'nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile CMK'nın 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttiği temyiz sebeplerinin hükmün hukuki yönüne ilişkin olduğu değerlendirilerek, anılan sebeplere bağlı olarak yapılan incelemede, Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenler dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1-Sanığın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti eylemini suç işlemek amacıyla kurulan örgütün faaliyeti çerçevesinde işlediğine dair delil bulunmadığı gözetilmeden sanık hakkında TCK’nın 188/5. maddesi uyarınca artırım yapılması, 2- Sanık … hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım suçundan verilen mahkûmiyet hükmünde sanık hakkında TCK’nın 62. maddesi uygulanırken, suç işlemek amacıyla kurulan örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünde TCK’nın 62. maddesinin uygulanmaması suretiyle çelişki oluşturulması, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararı hukuka aykırı bulunduğundan, 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, J- Sanık … hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine dair hükmün incelenmesinde: 5271 sayılı CMK'nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile CMK'nın 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttikleri temyiz sebeplerinin hükmün hukuki yönüne ilişkin olduğu değerlendirilerek, anılan sebeplere bağlı olarak yapılan incelemede, Sanık müdafiinin 27/10/2017 havale tarihli mazeret dilekçesi ile belgesini ekleyerek istirahatli olması nedeniyle duruşmanın ertelenmesini talep ettiği halde, 27/10/2017 tarihli son oturumda sanık ve müdafiinin yokluğunda hüküm kurulmak suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararı hukuka aykırı bulunduğundan, 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, K- Sanık … hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine dair hükmün incelenmesinde: 5271 sayılı CMK'nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile CMK'nın 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttiği temyiz sebeplerinin hükmün hukuki yönüne ilişkin olduğu değerlendirilerek, anılan sebeplere bağlı olarak yapılan incelemede, Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenler dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1- Beyanları ile diğer sanıklar …in suçunun ortaya çıkmasına yardım ve hizmette bulunması, ayrıca sanık …’ın evini ve aracını söyleyerek buralarda arama yapılması ile sanık …’ın aracında uyuşturucu madde bulunmasına yardım etmesi nedeniyle sanık hakkında TCK'nın 192/3. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, 2- Suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK’nın 188/5. maddesine göre uyuşturucu madde ticaretinin örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi halinde yarı oranında artırım yapılması gerekirken bir kat artırım yapılarak fazla ceza tayin edilmesi, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararı hukuka aykırı bulunduğundan, 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, L- Sanıklardan el konulan para ve eşyaların müsaderesine ilişkin hükmün incelenmesinde: Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçundan soruşturmanın ayrıldığı ve İstanbul 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/529 esasında dava açıldığı, temyize gelen bu dosyada MASAK Başkanlığı tarafından araştırma yapıldığına dair dosya kapsamında bilgi bulunması da gözetilerek, belirtilen MASAK Başkanlığı raporu araştırılarak dosya arasına getirtilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararı hukuka aykırı bulunduğundan, 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA,28.02.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanunun 8. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 304/1. maddesi uyarınca dosyanın Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmesine, 15/06/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Cezanın Belirlenmesi, Kanuni Azami Sınır ve Zaman Bakımından Uygulama

Ceza tayininde Türk Ceza Kanunu'nun 61. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, temel suç tipine kıyasla daha ağır yahut daha hafif cezayı gerektiren birden çok nitelikli durum ortaya çıktığında, temel ceza üzerinde öncelikle artırma, sonrasında indirme işlemi yapılır. Takip eden 5. fıkra doğrultusunda bu usulle saptanan ceza üzerinden sırasıyla teşebbüs, iştirak, suçların zincirleme biçimde gerçekleşmesi, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl sağlığı durumu, cezayı azaltan şahsi sebepler ve takdiri indirimler değerlendirilerek sonuç cezaya ulaşılır. Süreli hapis cezası öngörülen suçlarda anılan madde hükümlerine göre belirlenecek sonuç hapis cezası, aynı maddenin 7. fıkrası uyarınca otuz yıldan fazla olamaz.

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2013/7909 Esas, 2014/575 Karar sayılı kararında, örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ithal etme eylemleri dolayısıyla kurulan hükümlerde sonuç hapis cezasının Türk Ceza Kanunu'nun 61. maddesinin 7. fıkrası uyarınca otuz yılı aşamayacağının gözetilmemesi kanuna aykırı görülmüş ve duruşma açılmaksızın neticeten otuz yıl hapis cezası eklenmek suretiyle düzelterek onama kararı verilmiştir. Aynı Dairenin 2014/4563 Esas, 2014/13683 Karar sayılı ilamında da örgüt faaliyeti kapsamında uyuşturucu ticareti mahkûmiyetinde otuz üç yıl dokuz ay hapis olarak hesaplanan sonuç ceza, anılan 61. maddenin 7. fıkrası gereği neticeten otuz yıl hapis cezasına bağlanarak düzeltilmiş; aynı ilamda başka bir sanık yönünden ise hem bu azami sınırın aşılması hem de sübut ve artırım oranlarının yeniden belirlenmesi zorunluluğu nedeniyle bozma kararı kurulmuştur.

Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan hükümler ile sonradan yürürlüğe giren kanun kuralları farklı ise Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin 2. fıkrası uyarınca failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz edilir. Nitekim Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2020/22022 Esas, 2021/7586 Karar sayılı kararında, suç tarihinde yürürlükte bulunan Türk Ceza Kanunu'nun 188. maddesinin 5. fıkrasına göre uyuşturucu madde ticaretinin örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi hâlinde cezanın yarı oranında artırılması gerekirken bir kat artırım uygulanarak sanığa fazla ceza tayini bozma sebebi yapılmıştır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 7Kaynağı aç
Madde 7- (1) İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar. (2) Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur. (3) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/2 md.) Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır. (4) Geçici veya süreli kanunların, yürürlükte bulundukları süre içinde işlenmiş olan suçlar hakkında uygulanmasına devam edilir. Yer bakımından uygulama

Yöneticilerin Cezai Sorumluluğu ve Etkin Pişmanlık Kurumları

Suç örgütünün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi durumunda Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesinin 4. fıkrası gereğince ayrıca bu suçlardan ötürü cezaya hükmedilir. Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı aynı maddenin 5. fıkrası uyarınca ayrıca fail olarak cezalandırılır. Bahse konu suçlarda çocukların araç olarak kullanılması hâlinde, örgüt yöneticilerine anılan fıkralara göre verilecek cezalar yarısından bir katına kadar artırılır.

Uyuşturucu madde imal ve ticareti suçlarına iştirak eden kişi, kamu makamları haber almadan evvel suç ortaklarını ve uyuşturucu maddelerin gizlendiği veya imal edildiği mahalli yetkili mercie bildirir ve bu bildirim suç ortaklarının yakalanmasını veya maddelerin ele geçirilmesini sağlarsa Türk Ceza Kanunu'nun 192. maddesinin 1. fıkrası uyarınca hakkında cezaya hükmolunmaz. Suç merci tarafından haber alındıktan sonra gönüllü olarak suçun meydana çıkmasına ve fail ya da diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden fail hakkında ise 192. maddenin 3. fıkrasına göre cezada yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 192Kaynağı aç
Madde 192- (1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz. (2) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz. (3) Bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir. (4) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmi makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/16 md.) Bu durumda kamu görevlileri ile sağlık mesleği mensuplarının 279 uncu ve 280 inci maddeler uyarınca suçu bildirme yükümlülüğü doğmaz.[87] Zehirli madde imal ve ticareti

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunda soruşturma başlamadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç işlenmeden önce örgütü dağıtan veya dağılmasını sağlayan kurucu ve yöneticiler hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 221. maddesinin 1. fıkrası uyarınca cezaya hükmolunmaz. Örgüt üyesinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi hâlinde hakkında anılan maddenin 2. fıkrası uyarınca cezaya hükmolunmaz. Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeden yakalanan örgüt üyesinin ise pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi durumunda, 221. maddenin 3. fıkrası gereğince ceza verilmez. Suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten, örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin gönüllü olarak teslim olup örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi durumunda örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçundan ceza verilmez; bu bilgilerin yakalandıktan sonra verilmesi hâlinde ise 221. maddenin 4. fıkrası doğrultusunda bu suçtan dolayı verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır. Etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler hakkında maddenin 5. fıkrası gereğince bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur ve bu süre üç yıla kadar uzatılabilir; ancak 221. maddedeki etkin pişmanlık hükümleri aynı kişi hakkında birden fazla uygulanamaz.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 221Kaynağı aç
Madde 221- (1) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nedeniyle soruşturmaya başlanmadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç işlenmeden önce, örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan kurucu veya yöneticiler hakkında cezaya hükmolunmaz. (2) Örgüt üyesinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin, gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz. (3) Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeden yakalanan örgüt üyesinin, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz. (4) Suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi halinde, hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz. Kişinin bu bilgileri yakalandıktan sonra vermesi halinde, hakkında bu suçtan dolayı verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır.[92] (5) Etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur. Denetimli serbestlik tedbirinin süresi üç yıla kadar uzatılabilir. (6) (Ek: 6/12/2006 – 5560/8 md.) Kişi hakkında, bu maddedeki etkin pişmanlık hükümleri birden fazla uygulanmaz. Şapka ve Türk harfleri
Uyuşturucu madde ticaretinde örgüt faaliyeti artırımı hangi oranda tatbik edilir?

Türk Ceza Kanunu'nun 188. maddesinin 5. fıkrasına göre eylemin suç işlemek amacıyla teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde gerçekleştirilmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır; suçun örgüt yapısı olmaksızın üç veya daha fazla kişiyle birlikte icrası hâlinde ise artırım yarı oranında yapılır. Eylemin gerçekleştiği tarihteki mevzuat metninin yarı oranında artırım öngördüğü dönemler bakımından ise Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin 2. fıkrasındaki lehe kanun ilkesi uygulanır.

Birden fazla kişinin suça karışması tek başına örgüt artırımı için yeterli midir?

Hayır, suç örgütünden söz edilebilmesi için üye sayısının en az üç kişi olmasının yanı sıra örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması ve uyuşturucu madde ticaretinin teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlendiğine dair delil bulunması gerekir.

Örgüt faaliyeti kapsamında uyuşturucu ticaretinde nihai hapis cezasına kanuni bir tavan uygulanır mı?

Evet, Türk Ceza Kanunu'nun 61. maddesinin 7. fıkrası uyarınca süreli hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı kanuni artırımlar uygulansa dahi mahkemece hükmedilecek sonuç hapis cezası otuz yıldan fazla olamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu