Uyuşturucu Kullanma Suçunda Tedavi ve Denetimli Serbestlik

by Avukat Erdal Ersoy
Uyuşturucu Kullanma Suçunda Tedavi ve Denetimli Serbestlik

Uyuşturucu Kullanma Suçu ve Temel Cezası

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kullanmak maksadıyla satın almak, kabul etmek, bulundurmak veya doğrudan uyuşturucu ya da uyarıcı madde kullanmak eylemleri nedeniyle iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 191Kaynağı aç
Madde 191- (Değişik: 18/6/2014 – 6545/68 md.) (1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme kararı kolluk birimlerine de bildirilir. (3) (Değişik:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir. (4) Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, hâlinde, hakkında kamu davası açılır. (5) Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz. (6) Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez. (7) Şüpheli erteleme süresi zarfında dördüncü fıkrada belirtilen yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. (8) Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir. (9) Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır. (10) (Ek: 27/3/2015-6638/12 md.) Birinci fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. Etkin pişmanlık

Cezayı Artıran Nitelikli Haller

Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinin onuncu fıkrası uyarınca suçun; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi eğitim, tedavi, askerî veya sosyal amaçlarla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bu yapıların tel örgü, çevre duvarı veya benzeri işaretlerle belirlenmiş sınırlarına iki yüz metreden yakın umumi ya da umuma açık alanlarda işlenmesi durumunda, verilecek ceza yarı oranında artırılmaktadır.

Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kararı ve Şartları

Uyuşturucu kullanma veya bulundurma suçundan başlatılan soruşturmalarda, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 171. maddesinde yer alan genel takdir koşulları aranmaksızın şüpheli hakkında beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Erteleme kararı kolluk birimlerine de bildirilir. Cumhuriyet savcısı ayrıca şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır.

Denetimli Serbestlik ve Tedavi Sürecinin Kapsamı

Erteleme kararı süresince şüpheli hakkında asgari bir yıl denetimli serbestlik tedbiri tatbik edilir. Cumhuriyet savcısı, denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifine istinaden ya da resen altışar aylık dönemlerle denetim süresini en fazla iki yıl daha uzatabilir. Denetimli serbestlik tedbirine bağlanan şüpheli lüzum görülmesi hâlinde denetim süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. Bunun yanında Cumhuriyet savcısı, erteleme süresinde uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılıp kullanılmadığını saptamak amacıyla yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine hükmeder.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2021/18621, K. 2022/2852Kaynağı aç
10. Ceza Dairesi         2021/18621 E.  ,  2022/2852 K. "İçtihat Metni" Adalet Bakanlığının, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkındaki Bursa 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/01/2021 tarihli ve 2020/1011 esas ve 2021/87 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 10/09/2021 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: A-) Konuyla İlgili Bilgiler: 1- Şüpheli … hakkında, 04/09/2019 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarından yapılan soruşturma sonucunda, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 21/10/2019 tarihli ve 2019/75933 soruşturma, 2019/2689 sayılı kararı ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesi gereğince beş yıl süre ile kamu davası açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi gereğince bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, erteleme kararında itiraz kanun yolu, mercii ve süresinin gösterildiği, kararın şüpheliye 05/11/2019 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, 02/12/2019 tarihinde tedbirin infazı için Bursa Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, 2- Bursa Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce infaz işlemlerine başlandığı, 04/12/2019 tarihli ve 2019/5909 DS sayılı çağrı yazısının “…” adresine tebliğe çıkarıldığı, 10/12/2019 tarihinde aynı konutta oturan anneannesi … Kazcı imzasına tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması üzerine 06/01/2020 tarihli uyarılı çağrı yazısının bilinen aynı adresine tebliğe çıkarıldığı, 14/01/2020 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurduğu, 23/01/2020 tarihinde Yükümlü Ön Bilgilendirme Formu imzalatılarak aynı tarihte hastaneye sevkedildiği, hastanenin raporunda hastaneye başvurmadığının bildirilmesi üzerine uyarılmasına karar verildiği, 14/02/2020 tarihli uyarı yazısının müdürlükte beyan ettiği “…” adresine tebliğe çıkarıldığı, adres yetersizliğinden bahisle bilatebliğ iade edilmesi üzerine “…” adresine MERNİS şerhi düşülerek tebligat çıkarıldığı, 10/03/2020 tarihinde aynı konutta oturan yengesi … imzasına tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiği gerekçesiyle dosyanın kapatılmasına karar verilerek 17/04/2020 tarihinde Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, 3- Erteleme kararı kaldırılarak Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 13/07/2020 tarihli ve 2019/75933 soruşturma, 2020/17080 esas ve 2020/12167 sayılı iddianamesi ile, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1, 53 ve 58. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Bursa 7. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, 4- Bursa 7.Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 19/01/2021 tarihli ve 2020/1011 esas 2021/87 sayılı kararı ile, “…Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından sanığın beyan ettiği adrese çıkartılan tebligatın usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından hükümlünün 10 gün içerisinde müdürlüğe müracaat etmesi gerektiğini bildirir tebligatın iade dönmesi üzerine Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi gereğince, sanığın doğrudan MERNİS adresine tebligat çıkartıldığı, tebligatın … tarafından alındığının tebliğ evrakında belirtildiği, kolluk birimleri tarafından gönderilen yazı cevabında sanık ile … arasında akrabalık bulunmadığının bildirildiği, çıkartılan tebligattan sanığın haberinin olmadığı ve bu şekilde yapılan tebligatın Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği 40. ve 64/3. maddeleri uyarınca hükümlüye usulüne uygun tebliğ edilmediği ve usulsüz olduğu, denetimli serbestlik tedbirine uymamakta aranan ısrar şartının ve sanığın üzerine atılı suçla ilgili olarak kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceği anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK'nun 223/1-8 maddesi uyarınca kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından, kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere sanığın üzerine atılı suçtan dolayı açılan kamu davasının durmasına, denetimli serbestlik tedbirinin kaldığı yerden devamı için dosyanın bir örneğinin Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine” karar verildiği, kararın 09/03/2021 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği, Anlaşılmıştır. B-) Kanun Yararına Bozma İstemi: Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında; “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçundan sanık … hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 21/10/2019 tarihli ve 2019/75933 soruşturma, 2016/2689 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın kesinleşmesini müteakip, şüphelinin denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmediği gerekçesiyle yükümlülük ihlalinde ısrar ettiğinden bahisle sanık hakkında kamu davası açılması üzerine, kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle kamu davasının durmasına dair Bursa 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/01/2021 tarihli ve 2020/1011 esas ve 2021/87 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre, Bursa 7. Asliye Ceza Mahkemesince, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 21/10/2019 tarihli kamu davasının açılmasının 5 yıl süre ile ertelenmesine ilişkin karar ile denetimli serbestlik müdürlüğünce çıkarılan 10/03/2020 tarihli uyarı yazısının usulüne uygun tebliğ edilmediğinden bahisle davanın durmasına karar verilmiş ise de; 5271 sayılı Kanun'un 191/4. maddesinde yer alan, “Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklindeki, Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 5/1. maddesinde yer alan, "(1) Hakkında herhangi bir tedbire hükmedilen kişi, karara uygun olarak müdürlüğün hazırladığı programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymak ve katlanmak zorundadır." şeklindeki, yine aynı Yönetmeliğin 44. maddesinde yer alan, "(1) Yükümlülüğün yerine getirilmesi için uyulması gereken kurallar ile karara uygun olarak hazırlanan programa ve denetimli serbestlik personelinin bu kapsamdaki uyarı ve çağrılarına uyulmaması yükümlülüğün ihlali sayılır. Yükümlülüğün ihlal edilmesi durumunda vaka sorumlusunun teklifi üzerine yükümlü, komisyon tarafından veya kanunda yazılı hallerde komisyonun önerisi üzerine ilgili hâkim tarafından uyarılır. (2) Uyarı bir yazı ile yükümlüye tebliğ edilir. Gerektiğinde yükümlü, müdürlüğe davet edilerek yükümlülüklerine ilişkin hususlar ve ihlalin sonuçları vaka sorumlusu tarafından kendisine sözlü olarak da açıklanır. Yükümlünün gelmemesi durumunda daha önce yapılmış olan yazılı uyarı yeterli sayılır. (3) Denetimli serbestlik kararlarının infazında, yükümlülüğün bir yıl içerisinde iki defa ihlal edilmesi yükümlülüğe uymamada ısrar etme sayılır. Yükümlünün uyarılmasının ardından bir yıl içerisinde ikinci ihlalin tespit edilmesi halinde infaza son verilerek kayıt kapatılır. (4) Uyarı için yapılan tebligatta, bir yıl içerisinde yeni bir ihlal durumunun tespit edilmesi halinde tekrar bir uyarının yapılmayacağı, dosyanın kapatılarak gereği için mahkemeye gönderileceği yükümlüye ihtar edilir." şeklindeki düzenlemeler ile anılan Yönetmeliğin "Kaydın kapatılması" başlıklı 47. maddesinde yer alan; "(1) Denetimli serbestlik yükümlülüğünün; a) Usulüne uygun tebligata rağmen yerine getirilmesine başlanmaması, b) Uyarılara rağmen ihlal edilmesi, c) Mahkeme tarafından kaldırılması, ç) İnfaz edilmesi, halinde kayıt kapatılarak durum Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla mahkemeye bildirilir. (2) Tedbir veya yükümlülüğün infazının tamamlanması ya da yükümlülüğün herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, ilgili kurum ya da kuruluştan yükümlüyle ilgili yapılan işlemlere dair belgelerin gönderilmesi istenir. (3) Denetimli serbestlik kararlarının infazının tamamlanması veya ihlal nedeniyle dosyanın kapatılması yükümlüye tebliğ edilerek ilgili mahkemeye itiraz … olduğu bildirilir." şeklindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 22/12/2015 tarihli ve 2015/1717 esas ve 2015/33429 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, sanığa 10 gün içinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurması gerektiği uyarısını içeren tebligatın yapılması ve sanığın başvuruda bulunmaması üzerine, yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta "ısrar" ettiğinin kabul edilebilmesi için sanığa "önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata rağmen de başvuruda bulunmadığı takdirde ısrar şartının gerçekleşeceğinin anlaşılması karşısında, somut olayda, şüpheliye Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararının "…" adresine tebliğ edildiği, şüphelinin süresi içerisinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvuruda bulunmadığından yükümlülük ihlalinde ısrar ettiğinden bahisle şüpheli hakkında denetimli serbestlik dosyasının kapatılarak kamu davasının açıldığı, şüpheliye yapılan çağrı kağıdının bilinen son adresi olan anılan adrese tebliğ edildiği, ve uyarı yazısının ise şüphelinin denetimli serbestlik müdürlüğüne ilk müracaatında beyan etmiş olduğu bilinen son adresi olan ''…'' adresine tebliğ edildiği, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi üzerine, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca mernis adresi olan "… " adresine usulüne uygun olarak tebliğ yapıldığı anlaşılmakla, yargılamaya devam edilerek esas hakkında hüküm kurulması gerekirken tebligatların usulsüz olduğu gerekçesiyle durma kararı vermesinde isabet görülmemiştir.” denilerek Bursa 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/01/2021 tarihli ve 2020/1011 esas ve 2021/87 sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması istenilmiştir. C-) Konunun Değerlendirilmesi: Şüpheli … hakkında, 04/09/2019 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarından yapılan soruşturma sonucunda, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 21/10/2019 tarihli ve 2019/75933 soruşturma,2016/2689 sayılı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesi gereğince verilen beş yıl süre ile kamu davası açılmasının ertelenmesine, bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına dair kararının kesinleşmesini takiben, şüphelinin yükümlülük ihlalinde ısrar ettiğinden bahisle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda, Bursa 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/01/2021 tarihli, 2020/1011 esas ve 2021/87 sayılı kararı ile, kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle kamu davasının durmasına karar verilmiştir. Somut olayda, şüpheliye Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararının "…" adresine tebliğ edildiği, şüphelinin süresi içerisinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvuruda bulunmadığından yükümlülük ihlalinde ısrar ettiğinden bahisle şüpheli hakkında denetimli serbestlik dosyasının kapatılarak kamu davasının açıldığı, şüpheliye yapılan çağrı kağıdının bilinen son adresi olan anılan adrese tebliğ edildiği ve uyarı yazısının ise şüphelinin denetimli serbestlik müdürlüğüne ilk müracaatında beyan etmiş olduğu bilinen son adresi olan ''…'' adresine tebliğe çıkarıldığı, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi üzerine, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca MERNİS adresi olan " … " adresine tebliğe çıkarıldığı, aynı konutta oturan yengesi … tarafından alındığının tebliğ evrakında belirtildiği, yapılan kolluk araştırmasında, … ile sanığın aynı konutta birlikte oturmadığının, … nun alt katta oturan kiracı olduğunun tespit edilmesi ve sanığın da savunmasında tebligattan haberdar olmadığını beyan etmesi karşısında, yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığı, bu nedenle ısrar şartının gerçekleşmediği, mahkemenin durma kararının kanuna uygun olduğu anlaşıldığından, kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. D-) Karar: Açıklanan nedenlerle; Bursa 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/01/2021 tarihli, 2020/1011 esas ve 2021/87 sayılı kararına ilişkin kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 09/03/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu'nun 12/A maddesinin birinci fıkrası uyarınca şüpheli hakkında kanunda sayılan yükümlülüklerden en az üçüne veya daha fazlasına karar verilir. Bu yükümlülükler şüphelinin ihtiyacına göre ilgili fıkrada belirtilenlerle sınırlı olarak her aşamada değiştirilebilir veya ilave yükümlülükler getirilebilir. Şüphelinin uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığının tespiti amacıyla denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından test yapılabilir veya bu amaçla şüphelinin ilgili kuruma sevki sağlanabilir.

5402 sayılı DENETİMLİ SERBESTLİK HİZMETLERİ KANUNU m. 12/AKaynağı aç
Madde 12/A- (Ek:28/3/2023-7445/27 md.) (1) Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesi gereğince Cumhuriyet savcısı tarafından hakkında denetimli serbestlik tedbiri veya tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri verilen şüpheliyle ilgili olarak denetimli serbestlik müdürlüğünce; a) Tedaviye tabi tutulmak, b) Belirlenen programlara katılmak, c) Çocuklarla bir arada olmayı gerektiren ortamlarda çalışmaktan yasaklanmak, d) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek, e) Bir bölgede denetim veya gözetim altında bulunmak, f) Eğitim kurumuna, eğitim programına veya mesleki uğraşlarına ilişkin eğitime devam etmek, g) Belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmak, h) Gözetim altında ücret karşılığı çalıştırılmak, ı) Silah bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silahları makbuz karşılığında adli emanete teslim etmek, i) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek, yükümlülüklerinden en az üçüne veya daha fazlasına karar verilir. Yükümlülükler, şüphelinin ihtiyacına göre bu fıkrada belirtilenlerle sınırlı olarak her aşamada değiştirilebilir veya ilave yükümlülükler getirilebilir. Gerekli görülmesi halinde denetimli serbestlik süresi içinde şüphelinin uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığının tespit edilmesi için denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından test yapılabilir veya bu amaçla şüphelinin ilgili kuruma sevki sağlanabilir. (2) Birinci fıkra uyarınca tedaviye tabi tutulmak yükümlülüğüne karar verildiği takdirde bu karar derhal ilgili sağlık kurumuna gönderilir. Bu durumda şüpheli, sağlık kurumunda ayakta veya yatarak tıbbi tedaviye tabi tutulur. Sağlık kurumu, gerekli görmesi halinde şüphelinin rehabilitasyon amaçlı programlara katılmasına da karar verir. Şüpheli, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığının tespiti için her zaman sağlık kurumunca çağrılabilir, kolluk görevlileri aynı amaca yönelik olarak şüpheliyi sağlık kurumuna yönlendirebilir. Kolluk görevlileri sağlık kurumunun çağrısının gerçekleştirilmesi bakımından sağlık kurumuna yardım etmekle görevlidir. (3) Soruşturma evresinde veya bu madde uyarınca belirlenen yükümlülüklerin yerine getirilmesi sırasında Cumhuriyet savcısı veya yetkili kamu görevlileri, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 432 nci maddesinde yer alan koşulların bulunması halinde ayrıca bu durumu, yetkili vesayet makamına bildirir. (4) Yükümlülüklerin belirlenmesi veya yerine getirilebilmesi bakımından gerekli görülmesi halinde bu madde uyarınca yapılacak iş ve işlemler hakkında şüphelinin ailesine bilgi verilebilir veya ailesinden bilgi istenebilir. (5) Şüpheli, bu madde uyarınca yapılan işlemlerin kanun veya diğer mevzuat hükümlerine aykırı olduğu gerekçesiyle iki hafta içinde şikâyet yoluyla Cumhuriyet savcısına başvurabilir. Cumhuriyet savcısı bu başvuruları gecikmeksizin değerlendirir. (6) Bu madde hükümleri Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca verilecek kararlar bakımından da uygulanır. Bu durumda beşinci fıkra uyarınca yapılacak başvurular, kararı veren mahkemece değerlendirilir. (7) Bu maddenin ikinci fıkrası uyarınca uygulanacak yükümlülükler ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infaz edilmesi durumunda uygulanan tedavi ve rehabilitasyon programlarına katılma yükümlülüğü, Sağlık Bakanlığının uygun göreceği tedavi ve rehabilitasyon merkezlerinde yerine getirilir. Sağlık Bakanlığınca uygun tedavi ve rehabilitasyon merkezleri açılır. Sağlık Bakanlığınca uygun görülen kurum ve kuruluşlar tarafından da bu merkezler açılabilir. Kendiliğinden bu merkezlere başvuran kişiler de tedavi ve rehabilitasyon hizmetinden faydalandırılır. Sağlık Bakanlığının tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerine ilişkin ihtiyaç ve talepleri tüm bakanlıklar, belediyeler ve ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından karşılanır. (8) Bu madde uyarınca hakkında yükümlülüğe karar verilenler için yetki ve görevleri dahilinde tüm bakanlıklar, belediyeler ve ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından görevleri kapsamında eğitim, sosyal uyum ve denetim amacıyla her türlü çalışma yürütülür. Kovuşturma evresindeki görevler

Tedaviye tabi tutulma yükümlülüğüne karar verildiği takdirde bu karar derhal ilgili sağlık kurumuna gönderilir; şüpheli sağlık kurumunda ayakta veya yatarak tıbbi tedaviye tabi tutulur ve sağlık kurumunca gerekli görülmesi hâlinde şüphelinin rehabilitasyon amaçlı programlara katılmasına da karar verilir. Şüpheli, madde kullanımının tespiti amacıyla sağlık kurumunca her zaman çağrılabilir; kolluk görevlileri sağlık kurumunun çağrısının gerçekleştirilmesi bakımından sağlık kurumuna yardım etmekle ve şüpheliyi kuruma yönlendirmekle görevlidir.

Soruşturma evresinde veya yükümlülüklerin ifası esnasında 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 432. maddesindeki şartların tespiti hâlinde vaziyet yetkili vesayet makamına iletilir. Yükümlülüklerin saptanması veya takibi bakımından gerek görülürse şüphelinin ailesine bilgi aktarılabilir ya da ailesinden lüzumlu bilgi istenebilir.

Denetimli Serbestlik İşlemlerine Karşı Başvuru Yolu

5402 sayılı Kanun'un 12/A maddesinin beşinci fıkrası gereğince şüpheli, bu madde doğrultusunda icra edilen tüm işlemlerin kanuna veya sair mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle iki hafta içerisinde Cumhuriyet savcısına şikâyette bulunabilir.

Erteleme Süresinde İhlal, Israr Şartı ve Kamu Davasının Açılması

Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinin dördüncü fıkrasına göre; şüphelinin kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, erteleme süresi içinde tekrar kullanmak maksadıyla uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır.

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2021/18621 esas ve 2022/2852 karar sayılı kararında incelenen olayda, denetimli serbestlik ve tedavi sürecindeki uyarı tebligatının usulüne uygun yapılmadığı, bu nedenle ısrar şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle mahkemenin kamu davasının durmasına dair verdiği karar hukuka uygun bulunmuştur. İlgili içtihatta, ilgilinin ilk çağrıya riayet etmemesi sonrasında, başvuru yapılmaması durumunda yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı uyarısını içeren yeni bir tebligatın yapılması ve buna rağmen süresinde başvuru yapılmaması hâlinde ısrar koşulunun oluşacağı değerlendirilmiştir.

Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinin beşinci fıkrasına göre, erteleme zarfında kişinin yeniden kullanmak için madde temin etmesi, kabul etmesi, bulundurması veya kullanması ayrı bir tahkikat konusu oluşturmaz; dördüncü fıkra çerçevesinde ihlal sebebi kabul edilerek ilk eylemden dava ikame edilir. İhlal dolayısıyla dava açıldıktan sonra aynı suçun yeniden işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ise aynı maddenin altıncı fıkrası gereğince bir daha erteleme kararı verilemez.

Ertelemenin Tamamlanması ve Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı

Şüpheli erteleme dönemi içinde dördüncü fıkrada belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket etmez ve belirtilen yasakları ihlal etmezse, Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinin yedinci fıkrası gereğince kendisi hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilir ve adli süreç sona erer.

Soruşturma Öncesi Tedavi Talebi ve Etkin Pişmanlık

Türk Ceza Kanunu'nun 192. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan şahıs, kullanmak amacıyla madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı hakkında soruşturma başlatılmadan önce resmî kurumlara ya da sağlık teşkilatlarına başvurup tedavi ettirilmesini isterse cezaya hükmolunmaz. Bu kapsamdaki başvuru nedeniyle kamu personeli ve sağlık çalışanlarının suçu bildirme yükümlülüğü oluşmaz.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 192Kaynağı aç
Madde 192- (1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz. (2) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz. (3) Bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir. (4) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmi makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/16 md.) Bu durumda kamu görevlileri ile sağlık mesleği mensuplarının 279 uncu ve 280 inci maddeler uyarınca suçu bildirme yükümlülüğü doğmaz.[87] Zehirli madde imal ve ticareti
Uyuşturucu kullanma suçunda kamu davasının ertelenmesi süresi ne kadardır?

Soruşturma safhasında Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 171. maddesindeki genel koşullar aranmaksızın beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir.

Erteleme süresinde denetimli serbestlik ne kadar uygulanır?

Şüpheli hakkında erteleme sürecinde en az bir yıl denetimli serbestlik uygulanır; bu süre savcılık kararıyla altışar aylık dönemler hâlinde en çok iki yıl daha uzatılabilir.

Tedavi talebinde bulunan kullanıcıyı sağlık görevlileri ihbar etmek zorunda mıdır?

Hakkında henüz soruşturma açılmadan önce tedavi için başvuran kullanıcı bakımından sağlık mesleği mensuplarının ve kamu görevlilerinin suçu bildirme yükümlülüğü bulunmamaktadır.

Denetimli serbestlik işlemlerine karşı ne kadar sürede şikâyet yoluna başvurulabilir?

Denetimli serbestlik müdürlüğü işlemleri aleyhine işlemlerin mevzuata aykırılığı gerekçesiyle iki hafta içerisinde Cumhuriyet savcısına şikâyet yoluyla başvurulabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu