İcra hukuku kapsamında tebligatın usulsüz yapılması durumunda şikayet süresi, borçlunun bu usulsüzlüğü öğrendiği tarihten itibaren 7 gündür. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 16. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar saklı kalmak kaydıyla, icra ve iflas dairelerinin işlemlerine karşı kanuna aykırılık veya olaya uygun bulunmama nedenleriyle öğrenme tarihinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine şikayette bulunulması gerekir. Borçlunun kendisine gönderilen ödeme emri tebliğ işleminin usulsüzlüğünü ileri sürmesi de İcra ve İflas Kanunu'nun 16/1. maddesi anlamında bir şikayet niteliğindedir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 16Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2257, K. 2021/916Kaynağı aç
Tebligat Usulsüzlüğü ve Öğrenme Tarihinin Belirlenmesi
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi hükmü uyarınca, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatap tebliğe muttali olmuşsa tebligat geçerli sayılır ve muhatabın beyan ettiği öğrenme tarihi tebliğ tarihi kabul edilir. Usulsüz tebligat iddiasıyla tebliğ tarihinin öğrenme tarihine göre düzeltilmesi talebi, borçlunun icra dairesine yapacağı itirazdan ayrı bir usul işlemi olup öğrenme tarihinden itibaren yedi günlük kanuni şikayet süresi içerisinde icra mahkemesine yöneltilmelidir.
7201 sayılı TEBLİGAT KANUNU m. 32Kaynağı aç
Tebligat Kanunu'nun 21. maddesinin birinci fıkrası uyarınca yapılan tebligatlarda iki numaralı ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır. Ancak muhatabın bilinen en son adresine tebligat çıkarılıp bila tebliğ iade edilmeden doğrudan adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca tebligat yapılması işlemi usulsüz kılar. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin E. 2013/27980, K. 2013/36710 sayılı kararında belirtildiği üzere, Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesi gözetilmeksizin doğrudan 21/2. maddeye göre tebligat çıkarılması halinde işlem usule aykırı hale gelir ve Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca tebliğ tarihinin borçlunun bildirdiği öğrenme tarihine göre düzeltilmesi gerekir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2013/27980, K. 2013/36710Kaynağı aç
İspat Yükü ve Fiili Tebliğ Koşulu
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca tebliğ usulsüz yapılmış olsa dahi muhatabın tebliğe vakıf olması halinde tebligat geçerli sayılır ve muhatabın beyan ettiği öğrenme tarihi tebliğ tarihi olarak kabul edilir. Mahkemece bu öğrenme olgusunun kendiliğinden tespit edilemediği durumlarda borçlunun öğrenme tarihini icra mahkemesine bildirmesi gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2017/2257, K. 2021/916 sayılı kararında belirtildiği üzere, ödeme emrinin gerçek tebliğ tarihinin belirlenmesinde posta idaresinin internet sorgulama kayıtları resmi delil niteliği taşımamakta olup mahkemece ilgili posta idaresinden resmi kayıtların celbedilerek değerlendirilmesi gerekir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca öğrenme tarihinin tebliğ tarihi kabul edilmesi ve itiraz süresinin bu tarihten itibaren başlaması için borçluya usulsüz de olsa fiilen bir tebligat yapılmış olması gerekir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin E. 2018/8984, K. 2019/455 sayılı kararında vurgulandığı üzere, borçluya herhangi bir tebligat yapılmamışsa veya çıkarılan tebligat tebliğ edilemeden bila tebliğ iade edilmişse Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi hükmü uygulanamaz.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2018/8984, K. 2019/455Kaynağı aç
İcra Mahkemesine Şikayet ile İcra Dairesine İtirazın Birlikte Yapılması
Tebligatın usulsüz yapıldığını öğrenen borçlu, hak kaybına uğramamak adına eş zamanlı olarak iki ayrı mercie başvurmalıdır. Borçlunun, tebligatın usulsüz yapıldığını öğrendiği tarihten itibaren hem ilgili icra dairesinin bağlı bulunduğu icra mahkemesine şikayet başvurusu yapması hem de icra dairesine giderek ödeme emrine itiraz etmesi gerekir. Usulsüz tebligata karşı icra mahkemesinde şikayette bulunulmaz ve icra dairesine itiraz edilmezse icra takibi kesinleşir ve haciz işlemlerine başlanabilir.
Kamu düzenine aykırılık veya bir hakkın yerine getirilmemesi gibi hallerde süresiz şikayet yoluna başvurulabilse dahi icra hukukunda süresiz itiraz şeklinde bir prosedür yer almamaktadır. Bu nedenle usulsüz tebligat şikayeti süresiz yapılabilen hallerden birini oluştursa dahi borçlunun icra dosyasındaki borca itiraz hakkını öğrenme tarihinden itibaren bir haftalık kanuni süre içinde icra dairesine sunması zorunludur.
Süresiz Şikayet Yoluna Tabi Bulunan İstisnai Haller
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 16. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikayet olunabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2017/2257, K. 2021/916 sayılı kararında açıklandığı üzere, borçlunun icra mahkemesine başvurusu usulsüz tebliğ şikayeti olmayıp ödeme emrinin gerçek tebliğ tarihinin tespitine ilişkin ise bu başvuru İcra ve İflas Kanunu'nun 16/2. maddesi kapsamında bir hakkın yerine getirilmemesi ile ilgili olduğundan süresiz şikayete tabidir.
İcra takibinde taraf ehliyetinin bulunmaması kamu düzenine ilişkindir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin E. 2013/27980, K. 2013/36710 sayılı kararında ifade edildiği üzere, taraf ehliyeti olmayanların talebi üzerine veya taraf ehliyeti olmayanlara karşı başlatılan ya da devam ettirilen icra takipleri ve takip işlemleri geçersizdir. Bu işlemlerin geçersizliği süresiz şikayet yolu ile ileri sürülebilir; ayrıca icra müdürü ve icra mahkemesi tarafından re'sen gözetilir.
Borçluya ödeme emri hiç tebliğ edilmeden icra takibinin kesinleştirilmesi halinde itiraz süresi işlemeye başlamaz. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin E. 2018/8984, K. 2019/455 sayılı kararında belirtildiği üzere, ödeme emri tebliğ edilmediği için borçlu hakkındaki takibin kesinleştiğinden söz edilemeyeceğinden, takip kesinleşmeden uygulanan hacizlere ilişkin şikayet İcra ve İflas Kanunu'nun 16/2. maddesi kapsamında süresiz şikayete tabidir.
Şikayet Süresinin Kaçırılması Halinde Menfi Tespit ve İstirdat Davaları
Usulsüz tebligata karşı yedi günlük şikayet süresini kaçıran borçlu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açabilir. İcra ve İflas Kanunu'nun 72/1. maddesi gereğince borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası ikame edebilir. Bununla birlikte İcra ve İflas Kanunu'nun 72/3. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Borçlu, gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat mukabilinde mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 72Kaynağı aç
Takip sürecinde itiraz hakkını kullanamamış veya itirazı kaldırılmış olduğu için borçlu olmadığı tutarı bütünüyle ödemek durumunda kalan kimse, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinin yedinci fıkrası gereğince ödemeyi gerçekleştirdiği tarihten itibaren bir sene zarfında genel hükümlere başvurarak istirdat davası yoluyla paranın iadesini talep edebilir. Aynı maddenin sekizinci fıkrasına göre menfi tespit ve istirdat talepli davalarda icra işlemlerini yürüten icra dairesinin bulunduğu yerdeki yetkili mahkemede dava açılabileceği gibi davalının yerleşim yerindeki mahkeme de yetkilidir.
Usulsüz tebligatta şikayet süresi kaç gündür ve ne zaman başlar?
Usulsüz tebligatı şikayet süresi 7 gündür ve muhatabın usulsüz tebligatı öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Usulsüz tebligatı öğrenen borçlu yalnızca icra mahkemesine mi başvurmalıdır?
Borçlu yalnızca icra mahkemesine başvurmakla yetinmemeli, aynı zamanda icra dairesine giderek ödeme emrine itiraz etmelidir; aksi halde takip kesinleşebilir ve haciz işlemlerine başlanabilir.
Usulsüz tebligatta öğrenme tarihi nasıl belirlenir ve ispatlanır?
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince muhatabın bildirdiği öğrenme tarihi tebliğ tarihi sayılır; ancak tebliğ tarihinin belirlenmesinde internet çıktıları resmi delil sayılmadığından mahkeme posta idaresinden resmi kayıtları getirtir.
Şikayet süresi kaçırılırsa menfi tespit davasıyla takip durdurulabilir mi?
İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez; ancak borçlu alacağın en az yüzde on beşi oranında teminat göstererek icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmesini önleyebilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

