Usulsüz Tebligat Nedir? Hükümleri ve Şikayet Usulü

by Avukat Erdal Ersoy
Usulsüz Tebligat Nedir? Hükümleri ve Şikayet Usulü

Usulsüz Tebligat Kavramı ve Hukuki Hükümleri

Usulsüz tebligat, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nda düzenlenen şekil ve usul kurallarına riayet edilmeksizin gerçekleştirilen tebligat işlemlerini ifade eder. Kanuni usule aykırı icra edilen tebligat işlemi kural olarak hukuki sonuç doğurmaz. Ancak 7201 sayılı Kanun'un 32. maddesi gereğince, muhatap tebliğ konusu evraktan haberdar olmuşsa tebligat geçerli sayılır. Bu halde muhatabın işlemi öğrendiğini beyan ettiği tarih, yasal tebliğ tarihi olarak kabul edilir.

7201 sayılı TEBLİGAT KANUNU m. 32Kaynağı aç
Madde 32 – Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur. Resmi ve adli tatil günlerinde tebligat:

Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 53. maddesi uyarınca muhatabın tebligatı öğrendiği tarihi ayrıca iddia ve ispat etmesi gerekmez; muhatabın bu husustaki kendi bildirimi esas alınır. Bununla birlikte muhatabın tebligatı öğrendiğini çok sonra beyan etmesi, hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilir.

Usulüne aykırı gerçekleştirilen tebligat işlemi muhatap tarafından öğrenilmediği müddetçe yapılmamış sayılır. Bu kural, ilgililerin haklarındaki takiplerden ve yargılamalardan haberdar olmalarını temin ederek adil yargılanma hakkını güvenceye alır.

Hukuk sisteminde usulsüz tebligat ile geçersiz tebligat arasında nitelik ve sonuç bakımından temel bir ayrım bulunur. Usulsüz tebligat; kişi, yer veya zaman kurallarına aykırılık hallerinde vücut bulur ve muhatabın öğrenmesiyle geçerlilik kazanabilir. Geçersiz tebligat ise yazılı bildirim ve belgelendirme unsurlarındaki kurucu yokluk sebebiyle hukuki işlem vasfı taşımayan, tebliğ yokluğu niteliğindeki bildirimlerdir. Bu tür işlemlerde muhatabın haberdar olması dahi tebligata geçerlilik kazandırmaz ve tebliğ hiçbir hukuki sonuç doğurmaz.

Tebligatın Usulüne Uygun Yapılmasını Belirleyen Şartlar

Tebligatın öncelikli olarak muhatabın bilinen son adresinde yapılması kanuni bir zorunluluktur. Bu adrese tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi son adresi sayılarak işlem yürütülür. Ayrıca kendisine bildirim yapılacak kişinin başvurusu veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması mümkündür.

Tebligat yapılacak muhatabın adresinde bulunmaması durumunda, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 16. maddesi gereğince işlem muhatapla aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılabilir. Ancak muhatap yerine tebligatı kabul edecek kişilerin görünüş itibarıyla on sekiz yaşından aşağıda bulunmaması ve bariz bir şekilde ehliyetsiz olmaması gerekir. Bu koşulları taşımayan kimselere yapılan tebliğ işlemleri usulsüzdür.

7201 sayılı TEBLİGAT KANUNU m. 16Kaynağı aç
Madde 16- (Değişik: 19/3/2003-4829/2 md.) Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır. Belli bir yerde veya evde meslek ve sanat icrası:

7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, muhatap veya onun yerine tebligat yapılabilecek kimseler adreste bulunmaz veya evrakı teslim almaktan kaçınırsa, tebliğ memuru evrakı o yerin muhtarına, ihtiyar heyeti azasından birine veya zabıta amir veya memurlarına imza karşılığı teslim eder. Teslim alan kişinin adresini gösteren ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır; ayrıca adreste bulunmama durumunu imkân dahilinde en yakın komşulardan birine, varsa yönetici veya kapıcıya bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, kanunen tebliğ tarihi sayılır.

7201 sayılı TEBLİGAT KANUNU m. 21Kaynağı aç
Madde 21 – (Değişik: 6/6/1985 – 3220/7 md.) Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. (1) (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/5 md.) Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. (Ek: 19/3/2003-4829/5 md.) Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurları yukarıdaki fıkralar uyarınca kendilerine teslim edilen evrakı kabule mecburdurlar.[7] Yaş ve ehliyet şartı:

Tebligat Kanunu'nun 21. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğunda, muhatap o adreste hiç oturmamış veya adresten sürekli ayrılmış olsa dahi evrak muhtara, ihtiyar heyeti azasına ya da zabıtaya imza karşılığı teslim edilerek kapıya ihbarname yapıştırılır. Bu usulde de ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi olarak kabul edilir.

Tüzel kişilere yönelik tebligat işlemlerinde bildirimin yetkili temsilcilere yapılması esastır. Tüzel kişinin birden fazla yetkili temsilcisi bulunuyorsa tebligatın bunlardan herhangi birine yapılması yeterli görülür. Yetkili temsilcilere ulaşılamaması veya bu kişilerin tebligatı alamayacak durumda bulunmaları halinde ise evrak tüzel kişinin diğer memur veya çalışanlarına tebliğ edilebilir.

Vekille Yürütülen İşlerde ve Özel Tebliğ Yollarında Usul

Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın mutlaka vekile yapılması gerekir. Bu tür hallerde muhatabın bizzat kendisine tebligat çıkarılması işlemi usulsüz hale getirir. Taraf birden fazla vekille temsil ediliyorsa bildirimin vekillerden birine yapılması yeterli kabul edilir; şayet birden fazla vekile tebligat çıkarılmışsa tebliğ tarihi olarak ilk vekile yapılan tebligatın tarihi esas alınır. Avukata yönelik bildirimlerin resmi çalışma gün ve saatleri içinde gerçekleştirilmesi ve elektronik ortamda yapılması şarttır.

Elektronik tebligat adresine iletilen bildirimlerde tebliğ tarihi özel bir kurala bağlanmıştır. Elektronik Tebligat Yönetmeliği uyarınca elektronik ortamda yapılan tebligatlar, bildirimin muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.

İlan yoluyla icra edilen tebligatlarda ise bildirim işlemi son ilan tarihinden itibaren yedi gün sonra yapılmış sayılır. Tebligatı çıkaran merci tarafından gerekli görüldüğü takdirde bu bekleme süresi on beş güne kadar uzatılabilir.

Adreste Bulunmama Hallerinde Tebligat Usulsüzlüğü

Tebliğ memurunun Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesi ve ilgili yönetmelik hükümleri dairesinde araştırma ve tevsik yükümlülüğünü eksik bırakması tebligatı usulsüz kılar. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2022/7290 E., 2022/9215 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere, muhatabın il dışında bulunması adresten geçici ayrılma sayılamaz. Tebliğ memurunun, muhatabın tevziat saatlerinden sonra adresine dönüp dönmeyeceğini ve ne zaman döneceğini tevsik etmeksizin ve kendisine haber verilen komşunun ismini almadan yaptığı tebligat, Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesi ile Tebligat Yönetmeliği'nin 30 ve 35. maddelerine aykırı olup usulsüzdür.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/7290, K. 2022/9215Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2022/7290 E.  ,  2022/9215 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Şikayetçi borçlu, sair fesih nedenleri ile birlikte satış ilanı tebliğ işleminin usulsüz olduğunu ileri sürerek 20/02/2020 tarihli taşınmaz ihalesinin feshi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, İlk Derece Mahkemesi’nce, satış ilanı tebliğinin usulüne uygun olduğu belirtilerek şikayetin süreden reddine karar verildiği, kararın borçlu yanca istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi’nce istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedildiği, kararın borçlu tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır. İİK'nun 134/2. maddesi hükmü gereği ihalenin feshini ilgililer ihale tarihinden itibaren 7 gün içinde isteyebilirler. Öte yandan, aynı maddenin 6. fıkrası hükmüne göre satış ilanı tebliğ edilmemiş veya satılan malın esaslı vasıflarındaki hataya veya ihalede fesada bilahare vakıf olunmuşsa şikayet süresi ıttıla tarihinden başlar. Şu kadar ki, bu müddet ihaleden itibaren bir seneyi geçemez. Öte yandan 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32.maddesi gereğince tebliğ, usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilir (H.G.K. 25.01.2006 Tarih ve 2005/2-772 E. 2006/17 K.). Usulsüz tebliğ şikayeti İİK'nun 16/1. maddesi uyarınca yasal yedi günlük süreye tâbi olup, bu sürenin başlangıcı usulsüz tebliğin öğrenildiği tarihtir. Somut olayda, borçlu … adına gönderilen satış ilanı tebligatının 14.08.2020 tarihinde, “Muhatabın tevziat saatlerinde il dışında olduğu … …’dan öğrenildi. … Mahallesi muhtarına tebliğ edilerek 2 no’lu haber kağıdı kapısına asıldı, ve imzadan imtina eden komşusuna haber verildi.” şerhi verilerek 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre tebliğ edilmek istendiği görülmektedir. Ancak muhatabın il dışına gittiği belirtilmek suretiyle tebligat yapılmış ise de, muhatabın il dışında olması adresten geçici ayrılma sayılmayacağı gibi tebliğ memurunun, muhatabın tevziat saatlerinden sonra adresine dönüp dönmeyeceği, dönecekse ne zaman döneceğini tevsik etmeksizin yaptığı ve haber verilen komşunun ismi alınmadan yapılan tebligat bu hali ile 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesi ile Tebligat Yönetmeliği'nin 30 ve 35. maddeleri hükümlerine uygun yapılmadığından usulsüzdür. Ancak alacaklı vekili cevap dilekçesinde, şikayete konu ihaleye ilişkin olarak diğer borçlunun açtığı ihalenin feshi davasında … İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/281 Esas, 2021/122 Karar sayılı dosyasında şikayetçi …'nın davalı sıfatıyla yer aldığı, şikayetçinin adresine dava dilekçesi, tensip zaptının 16 Kasım 2020 tarihinde tebliğ edildiğini, bu nedenle borçlunun takipten kendisinin bildirdiği tarihten daha önce haberdar olduğunu ileri sürmüştür. … İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/281 Esas, 2021/122 Karar sayılı dosyasında şikayetçi …'ya dava dilekçesi ve tensip zaptının tebliğine ilişkin mazbatanın incelenmesinde ise; “Muhatabın tevziat saatlerinde dışarıda olduğu Ömer Seki’dan öğrenildi. … Mahallesi muhtarına tebliğ edilerek 2 no’lu haber kağıdı kapısına asıldı, ve imzadan imtina eden komşusuna haber verildi.” şerhiyle 16.11.2020 tarihinde tebliğ edildiği görülmektedir. Ancak tebligatta, beyanına başvurulan komşusu tarafından muhatabın "dışarıda" olduğunun bildirildiği, dolayısıyla borçlunun tevziat saatlerinden sonra adresine dönüp dönmeyeceği tesbit edilemediği gibi, haber verilen komşunun ismi alınmadan tebliğ işlemi yapıldığından, yukarıdaki yasa ve yönetmelik hükümleri uyarınca tebligatın usulsüz olduğu görülmüş olmakla, şikayetçinin ihaleden 16.11.2020 'de haberdar olduğunun kabulü mümkün değildir. O halde, mahkemece; satış ilanının borçluya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği nazara alınarak beyan edilen öğrenme tarihine göre şikayetin süresinde olduğunun kabulü ile işin esası incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken şikayetin süreden reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz isteminin kabulü ile, yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2.maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddesi uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 14.04.2022 tarih ve 2022/910 E. – 2022/1141 sayılı istinaf talebinin reddine ilişkin kararının KALDIRILMASINA ve … İcra Hukuk Mahkemesi’nin 27.01.2022 tarih ve 2021/293 E.-2021/24 K. sayılı kararının (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğininde Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Usulsüz Tebligata Karşı Şikayet ve Süreler

Usulsüz tebligatı ancak tebligatın muhatabı olan kişi veya kurum ileri sürebilir. İcra dairesi veya icra mahkemesi usulsüz tebligat olgusunu kendiliğinden dikkate alamaz. Usulsüz tebligatı belirleyen bir icra mahkemesi kararı ibraz edilmediği sürece icra dairesi tebligatın usulsüz yapıldığını re'sen gözetemez.

Yargılama safhasında yapılan usulsüz tebligata karşı itirazlar tebliği çıkaran ilgili mahkemeye yöneltilir. İcra takipleri sırasında vuku bulan usulsüz tebligat işlemlerinde ise şikayet icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesine iletilir.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca, icra ve iflas dairelerinin işlemlerinin kanuna aykırı olmasından veya olaya uygun bulunmamasından dolayı yapılacak şikayetler, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine iletilir. Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2022/7290 E., 2022/9215 K. sayılı ilamı doğrultusunda usulsüz tebliğ şikayeti öğrenme tarihinden itibaren yedi günlük süreye tabidir ve bu sürenin başlangıcı muhatabın usulsüz tebliği öğrendiği tarihtir. Bir hakkın yerine getirilmemesi veya sebepsiz sürüncemede bırakılması hallerinde ise kanunen her zaman şikayet yoluna başvurulabilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 16Kaynağı aç
Madde 16 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere İcra ve İflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır. Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikayet olunabilir. Şikayet üzerine yapılacak muameleler:

Satış İlanının Usulsüz Tebliği ve İhalenin Feshi

İcra takiplerinde ihalenin feshi talebi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 134. maddesi gereğince kural olarak ihale tarihinden itibaren yedi günlük süre içinde icra mahkemesine yöneltilir. Satış ilanının ilgilisine tebliğ edilmediği veya ihaledeki fesat yahut malın esaslı niteliklerindeki hatanın sonradan fark edildiği hallerde ise başvuru süresi öğrenme gününden itibaren işlemeye başlar. Ancak bu durumda dahi şikayet hakkı mutlak bir süreyle sınırlandırılmış olup ihalenin yapıldığına ilişkin kararın elektronik satış portalında yayımlandığı tarihten itibaren bir yılı aşamaz.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 134Kaynağı aç
Madde 134 – (Değişik: 18/2/1965-538/63 md.) İcra dairesi tarafından taşınmaz kendisine ihale edilen alıcı o taşınmazın mülkiyetini iktisap etmiş olur. (Ek cümle: 17/7/2003-4949/38 md.) İhale kesinleşinceye kadar taşınmazın ne şekilde muhafaza ve idare edileceği icra dairesi tarafından kararlaştırılır. (Ek cümleler:24/11/2021-7343/27 md.) İhale alıcısının talebi üzerine icra dairesi, satışı yapılan taşınmazda kira sözleşmesine bağlı olarak oturan kişiye kira bedelini, diğer hâllerde ise taşınmazı kullanan kişiye bilirkişi marifetiyle tespit edilen aylık kullanım bedelini icra dairesine yatırmasını emreder. İlgili, ihtara rağmen kirayı veya belirlenen bedeli icra dairesine yatırmazsa hakkında 356 ncı madde hükmü kıyasen uygulanır. Bu şekilde depo edilen bedel, ihalenin sonucuna göre hak sahibine ödenir. (Değişik ikinci fıkra:24/11/2021-7343/27 md.) İhalenin feshini, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 281 inci maddesinde yazılı sebepler de dâhil olmak üzere yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri ile pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler yurt içinde bir adres göstermek koşuluyla icra mahkemesinden şikâyet yolu ile ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde isteyebilirler. (Ek cümle:24/12/2025-7571/1 md.) Belirtilen kişiler dışında kalan kişilerce ihalenin feshinin talep edilmesi halinde mahkemece ihalenin feshi talebi dosya üzerinden ve kesin olarak reddedilir. İlgililerin ihale yapıldığı ana kadar cereyan eden muamelelerdeki yolsuzluklara en geç ihale günü ıttıla peyda ettiği kabul edilir. (Ek fıkra:24/11/2021-7343/27 md.) Satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişilerce yapılan ihalenin feshi talebi, ihale bedeli üzerinden nispi harca tabidir. Bu harcın yarısı talepte bulunulurken peşin olarak yatırılmak zorundadır. Talebin kabulü hâlinde bu harç başka bir kimseye yüklenmez ve istem hâlinde iade edilir. Talebin reddi hâlinde ise alınan bu harç iade edilmez ve harcın kalan kısmı ihalenin feshini isteyenden tahsil edilir. (Ek fıkra:24/11/2021-7343/27 md.) Satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişilerce yapılan ihalenin feshi talebinde, talepte bulunulurken, ilgili kişilerin muhtemel zararına karşılık olmak üzere ihale bedelinin yüzde beşi oranında teminat gösterilmesi şarttır. Talebin reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren bir ay içinde genel hükümlere göre tazminat davasının açılmaması hâlinde hükmedilen para cezasının 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca tahsili için durum mahkemece tahsil dairesine bildirilir. Tahsil dairesi alınan teminattan, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren üç ay içinde para cezasını tahsil etmezse talep hâlinde teminat ilgilisine iade edilir. (Ek cümleler:24/12/2025-7571/1 md.) Teminatın veya üçüncü fıkra uyarınca yatırılması gereken harcın yatırılmaması veya eksik yatırılması suretiyle ihalenin feshinin talep edilmesi hâlinde mahkeme tebliğ edeceği muhtırada, iki haftalık kesin süre içinde teminatın veya harcın ikmal edilmesini, aksi hâlde ihalenin feshi talebinin dosya üzerinden kesin olarak reddedileceğini bildirir. Mahkeme, süresi içinde teminat veya harç ikmal edilmediği takdirde derhal ihalenin feshi talebini reddeder. (Ek fıkra:24/11/2021-7343/27 md.) İhalenin feshi talebi üzerine icra mahkemesi talep tarihinden itibaren yirmi gün içinde duruşma yapar ve taraflar gelmeseler bile icap eden kararı verir. Ancak ihalenin feshi talebinin usulden reddi gereken hâllerde duruşma yapılmadan da karar verilebilir. İcra mahkemesi; 1. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri ile pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler dışında kalan kişilerce talep edilmesi nedeniyle, 2. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişiler bakımından feragat nedeniyle, 3. İşin esasına girerek, talebin reddine karar verirse ihalenin feshini talep edeni feshi istenen ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûm eder. (Ek fıkra: 21/2/2007-5582/4 md.) 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanından kaynaklanan alacaklar ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının rehinle temin edilmiş alacaklarının takibinde, beşinci fıkrada yer alan oran yüzde yirmi olarak uygulanır.[54] (Ek fıkra: 17/7/2003-4949/38 md.) İhalenin feshine ilişkin şikâyet görevsiz veya yetkisiz icra mahkemesi veya mahkemeye yapılırsa, icra mahkemesi veya mahkeme evrak üzerinde inceleme yaparak başvuru tarihinden itibaren en geç on gün içinde görevsizlik veya yetkisizlik kararı verir ve masrafını gider avansından karşılamak suretiyle dosyayı resen görevli veya yetkili icra mahkemesine gönderir. Bu kararlar kesindir.[55] (Ek fıkra: 17/7/2003-4949/38 md.) Taşınmazı satın alanlar, ihaleye alacağına mahsuben iştirak etmemiş olmak kaydıyla, ihalenin feshi talep edilmiş olsa bile, satış bedelini derhâl veya 130 uncu maddeye göre verilen süre içinde nakden ödemek zorundadırlar. İcra müdürü, ödenen ihale bedeli ile ilgili olarak, ihalenin feshine yönelik şikâyet sonucunda verilecek karar kesinleşinceye kadar para bankalarda nemalandırılır. İhalenin feshine ilişkin şikâyetin kabulüne veya reddine ilişkin kararın kesinleşmesi üzerine, ihale bedeli nemaları ile birlikte hak sahiplerine ödenir. (Değişik fıkra:24/11/2021-7343/27 md.) İhale kesinleşmedikçe ve ihale konusu mal alıcıya teslim edilmedikçe veya teslime hazır hâle getirilmedikçe ihale bedeli alacaklılara ödenmez. İhale konusu malın teslim edilemeyeceği veya teslime hazır hale getirilemeyeceği durumlarda ihale icra müdürü tarafından iptal olunarak ihale bedeli alıcısına ödenir. Satış ilanı tebliğ edilmemiş veya satılan malın esaslı vasıflarındaki hataya veya ihalede fesada bilahare vakıf olunmuşsa şikayet müddeti ıttıla tarihinden başlar. Şu kadar ki, bu müddet ihalenin yapıldığına ilişkin kararın elektronik satış portalında ilan edildiği tarihten itibaren bir seneyi geçemez.[56] İhalenin feshini şikayet yolu ile talep eden ilgili, vakı yolsuzluk neticesinde kendi menfaatlerinin muhtel olduğunu ispata mecburdur. Tescil için tapu idaresine yapılacak tebligat, şikayet için muayyen müddetin geçmesinden veya şikayet edilmişse şikayeti neticelendiren kararın kesinleşmesinden sonra yapılır. (Mülga son fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.) Tescil için tapuya tebliğ ve zorla çıkarma:

İcra ve İflas Kanunu'nun 134. maddesi gereğince, ihale anına kadar gerçekleşen işlemlerdeki yolsuzluklara ilgililerin en geç ihale günü vakıf olduğu kabul edilir. İhalenin feshini şikayet yoluyla talep eden ilgili, gerçekleşen yolsuzluk sonucunda kendi menfaatlerinin zedelendiğini ispatlamakla yükümlüdür.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2022/7290 E., 2022/9215 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, borçluya satış ilanının usulüne uygun tebliğ edilmediği hallerde borçlunun beyan ettiği öğrenme tarihi dikkate alınarak şikayetin süresinde yapıldığının kabul edilmesi ve uyuşmazlığın esasının incelenerek karar verilmesi gerekir; şikayetin süreden reddedilmesi hukuka aykırıdır.

Usulsüz tebligatı icra dairesi kendiliğinden dikkate alabilir mi?

Hayır, icra dairesi tebligatın usulsüz yapıldığını kendiliğinden dikkate alamaz; usulsüz tebligatı belirleyen bir icra mahkemesi kararı ibraz edilmedikçe işlem geçerli kabul edilir.

Usulsüz tebligatta muhatabın öğrenme tarihini ispat etmesi zorunlu mudur?

Hayır, Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 53. maddesine göre muhatabın öğrenme tarihini ayrıca iddia ve ispat etmesi gerekmez; muhatabın beyan ettiği tarih esas alınır. Ancak öğrenmenin çok sonra beyan edilmesi hakkın kötüye kullanılması sayılabilir.

Vekille takip edilen işlerde asile tebligat yapılması geçerli midir?

Hayır, vekille takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması gerekir; muhatabın bizzat kendisine yapılan tebligat usulsüzdür.

Usulsüz tebligat ile geçersiz tebligat arasındaki fark nedir?

Usulsüz tebligat kişi, yer veya zaman kurallarına aykırılık halinde doğup muhatabın öğrenmesiyle geçerlik kazanabilirken; geçersiz tebligat yazılı bildirim ve belgelendirme unsurlarındaki yokluk sebebiyle hukuken hiçbir sonuç doğurmayan ve öğrenmeyle geçerlilik kazanamayan tebliğ yokluğudur.

Elektronik tebligat ne zaman yapılmış sayılır?

Elektronik tebligat, bildirimin muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu